6 Eylül 2009

Nerede Kalmıştık?

Son Avrupa Şampiyonası’nın resmi sitesinde, yani eurobasket2007.org’da Türkiye sayfasını açtığınız anda, “France Complete Turkey’s Misery” başlığını görüyorsunuz. “Fransa, Türkiye’nin perişanlığına noktayı koydu” demeye getirmiş adam…
Hatırladıkça içimi acıtan bir turnuvadır o... Türk Milli Takımı’nın oynadığı tüm maçları ekranlardan yorumlamak gibi bahtsız bir göreve atanmıştım. Takımınız, tek özelliği disiplin ve mücadele olan sıradan bir Alman takımına 79-49 yeniliyorsa canlı yayında ne diyebilirsiniz ki? Tam bir “Türkçem bitti, yanmışım” durumu…
Murat Kosova, Kaan Kural, Murat Murathanoğlu ile birlikte basın merkezinde yabancı meslektaşlarımızın bize yönelttiği soruların bazılarını sinirli sinirli gülerek, bazılarını dudak büküp, havaya bakarak cevaplıyor, daha doğrusu cevapsız bırakıyorduk. 1993’ten bu yana Türkiye’nin yer aldığı Avrupa Şampiyonalarından 6’sını (93 Almanya, 95 Yunanistan, 97 İspanya, 99 Fransa, 2001 Türkiye, 2007 İspanya) ve 2002 Dünya Şampiyonası’nı yerinde izlemiştim. Evet, o turnuvalarda da berbat oyunlar çıkardığımız, fark yediğimiz maçlar olmuştu ama hiç böyle darmadağın olmamıştık. Madrid’deki eziyet, 6 maçta 1 galibiyetle (o da Çeklere karşı) bitti. Bu, sponsorları ve reklamlarıyla günlerdir yeri göğü inleten bir takımın, Portekiz’in bile gerisinde kalarak Avrupa Şampiyonası’nı 11. sırada tamamlaması anlamına geliyordu.
Herkes 12 Dev Adam şarkısının kabak tadı verdiğini düşünüyordu artık...
Geçen yaz oynanan eleme maçlarından namağlup çıkmak ve Tony Parker’lı Fransa’yı içeride-dışarda iki kez yenmek, Türk Milli Takımı’nın basketbolseverlere vermeye çalıştığı bir özür mesajıydı sanki…
Ne yapalım, aldık, kabul ettik, yeniden vurduk kendimizi 12 Dev Adam notalarına… Milli Takım bugünden itibaren Polonya’nın Wroclaw şehrinde. İlk turda Litvanya, Bulgaristan, Polonya’lı gruptan en iyi dereceyle çıkmaya çalışacak. Ardından Lodz’a geçecek, ikinci turda komşu gruptan gelecek üç rakiple (muhtemelen İspanya, Slovenya ve Sırbistan) çeyrek final mücadelesi yapacak.
Garanti’nin bando-mızıkalı reklam filmi ekrana fırladığından beri her yerde aynı soru: “Bizim takım bu turnuvada ne yapar?”
Bir kere hemen baştan söyleyeyim, yokları, varlarından daha çok olan bir şampiyona bu… Sakattı, raporluydu, mazeretliydi, NBA’deki takımından izin alamadı derken çeşitli ülkelerin milli takımlarında forma giyebilecek pek çok şöhretli isim, Eurobasket 2009’a gitmiyor.
Miliçiç, Rakoçeviç (Sırbistan), Calderon (İspanya), Nowitzki, Kaman (Almanya), Papaloukas, Diamantidis, Kakiouzis, Tsartsaris, Dikoudis (Yunanistan), Jasikevicius, Kaukenas, Macijauskas, Siskauskas (Litvanya) Beciroviç, Udrih (Slovenya), Ajinca, Mickael Pietrus (Fransa), Ben Gordon, Luol Deng (Britanya), Tomas, Baraç (Hırvatistan), Kirilenko, Kaun (Rusya)
Benim çıkarabildiğim yoklar listesi bu. Şaka maka, sıkı bir Avrupa Karması. Unuttuklarım da olmuştur mutlaka, kusuruma bakmasınlar.
Devam mecburiyeti olmadığı için, kaçakların abarttığı böyle bir turnuvada biz de Mehmet Okur, Kerem Gönlüm ve Kaya Peker’siz bir kadroyla kürsüye çıkmanın yollarını arayacağız. Kerem’de yasak bir madde çıktı, biliyorsunuz... Mehmet Okur’la koç Tanjeviç arasındaki ilişki uzun süredir limoni. Okur geçen yıl da yoktu. Kaya Peker ise 2007’de canlı yayında NTV mikrofonlarına “Maçın hangi anında, hangi beşle sahada olacağımız belli değil. Oturmuş bir düzenimiz yok” mealinde bir şeyler söylediği günden bu yana kara listede.
Tamam, Kaya’nın üstünü çizdik de, onun sorusuna geri dönersek, takımın bu şampiyonada maçın hangi anında hangi beşle sahada olacağı belli mi? Oyun kurucu pozisyonunda birinci seçeneğimiz kim mesela? Hidayet’in rolü tam olarak belirlendi mi? Tanjeviç inadından vazgeçip, power forvet mevkiini Ersan’a emanet edecek mi?
Hazırlık döneminde bu sorulara ben de yanıt bulamadım, diğer basketbol yazarları da... Bulamadığımız içindir ki, çarşıda, sokakta, berberde, kasapta burnumuza dayanan “Bizim takım ne yapar?” sorusuna tatminkâr bir karşılık veremeden, eveleyip gevelemekle meşgulüz.
Şimdi bunca tantanadan sonra, hastası olduğum bu güzel blog’da hatırı sayılır bir arazi işgal ettiğime göre, eveleyip geveleyemem. Açık, net ve maddeler halinde söyleyeyim:
1. Hazırlık maçlarına değil de, kağıt üzerindeki kadrolara bakarsak, iyi yönetilen, rolleri gerçekçi dağıtılmış ve organize bir Türk Milli Takımı’nın ilk tur grubundan 3’te 3 yaparak birinci çıkması lazım. Bunun için;
a) Hidayet’in kısa forvet, Ersan’ın power forvet pozisyonlarında her maç yaklaşık 30’ar dakika alması ve takımın hücumda birinci ve ikinci opsiyonları olması gerek.
b) Bu iki asal parçayı tamamlayacak olan uzun Ömer Aşık. Ancak onun tecrübe eksikliği, ilk beş başladığı maçlarda faul sorununa girmesi gibi bir sonuç doğurabilir. Bu durumda pivot pozisyonunda Oğuz Savaş veya Semih Erden başlamalı, Ömer de ekonomik kullanımla, son çeyrekte sahada olabilecek şekilde en az 25 dakika oynamalı.
c) Oyun kurucu pozisyonunda gerek tecrübesi, gerek fiziği, gerekse Hido ile uyumu göz önüne alındığında Kerem Tunçeri birinci tercih, bence. Kerem’le başlayıp, savunmamızı tepeden deldirmediğimiz maçlarda uzunlarımızı da faul sorunundan korumuş oluruz. Kerem, çoğu ilk ve son çeyrekler olmak üzere 25 dakika sahada kalır, geri kalan süre Engin ile Ender arasında paylaştırılır.
d) Özellikle Litvanya maçında rakibin guard zaafından faydalanmak ve topa olabildiğince baskı yapmak şart. Bu noktada Sinan Güler’in agresif savunmasından yararlanmak lazım. Polonya’nın tecrübesiz guardlarına karşı da aynı baskıyı kurabiliriz. 2 numara pozisyonunu Sinan’la paylaşacak isim Ömer Onan. Bu pozisyondan pek fazla sayı çıkaramıyoruz belki ama takım savunmasını sertleştiren ve tempoyu arttırabilecek oyuncularımız olması, önemli bir artı.
e) Hidayet’e özel şut hazırlayamıyorsak, hücumda iyi bir spacing’le (en zayıf olduğumuz yön) en büyük kozumuzun mutlaka çembere doğru yönelmesini sağlayacak bir düzende olmalıyız. Hidayet’in içeri dalışları rakip savunmayı dalgalandıracak, dengesini bozacak ve gerek boyalı bölgedeki uzunlarımıza, gerek ters kanatta şut için bekleyenlere (Ömer, Kerem, Engin, duruma göre Ersan) rahat pozisyonlar getirecek. Orlando’da Hido’nun içeri girip cama bıraktığı her turnike, kaçsa bile Dwight Howard tarafından çembere tıkılıyordu. Elimizde Howard kadar güçlü ve atletik bir pivot yok ama Ersan, Semih ve Ömer de hücum ribaundlarından pekala ekmek yiyebilir.
f) Kabul edelim ki, İbrahim Kutluay’ın ardından aynı kalitede bir şutör yetiştiremedik. Mehmet’siz kadromuzun skor kapasitesi de kısıtlı. Ne kadar iyi oynasak da, iyi yönetilsek de kazanmamızın yolu rakibi 75, hatta mümkünse 70 sayının altında tutmaktan geçiyor. Bunun için mücadele katsayımızı maksimuma çıkarmak, her top için savaş vermek zorundayız.
2. İkinci turu Perşembe konuşuruz.
3. Son bir söz de fikstür için: Tehlikeli bir programımız var. En zor maçla başlıyoruz. Geçmiş turnuvalardan aldığımız ders şu: Türk Milli Takımı nasıl başlarsa öyle gidiyor. 2006’da Japonya’da ilk maçta favori gösterilen Litvanya’yı yenince moral bulmuş, kükremiş sel gibi bendimizi çiğneyip aşmıştık. Fakat 2007’de ilk gün Litvanya yenilgisi, bir anlamda sonun başlangıcı olmuştu.
Pazartesi gecesi Litvanya’dan galibiyet koparabilirsek (Baltıklılar, hiçbiri gerçek oyun kurucu olmayan Delininkaitis, Lukauskis ve Kalnietis ile oynuyor. Guard’larda üstünlük sağlamak ve tempoyu kontrol etmek, maçın anahtarı) hem morallenmiş, hem de rakiplerimizi birbirine düşürmüş olacağız. Sonrasında Litvanya, diğerlerini yenecek mutlaka… Böylece bizim yolumuzu da açacak. Ama yenilirsek, ertesi gün karşımızda tırnaklarını bilemiş, sürpriz arayan ve son saniyeye kadar tempoyu forse eden bir Bulgaristan bulacağız. Amerikalılar’ın “40 minutes of hell” dediği, cehennemi bir maç olacak. Kaybedebiliriz. Ve eğer grupta üçüncü güne 2’de 0’la girersek, “tamam mı, devam mı” maçında rakibimiz ev sahibi Polonya!
Siz FIBA’nın yerinde olsanız, kimin kazanmasını ve ikinci tura çıkmasını istersiniz?
Yiğiter Uluğ

40 yorum:

Kerim dedi ki...

ohh be.
çok lezzetli bir analiz olmuş.
elinize sağlık

Atakan dedi ki...

10 numara analiz olmuş, Yiğiter abininde dediği gibi Ersan ve Hido'nun minimum 30ar-35er dakika almaları gerekiyor. mr. tanjevic rotasyon inadını diğer oyuncularlada yapabilir.

teşekkürler aceto/teşekkürler Yiğiter Uluğ

karaf dedi ki...

Baba büyüksün, müthiş bir giriş yazısı olmuş ufkumuz enginlere sığmadı taştı yani.
Umarım Milli Takım galibiyetle başlar ve öyle de giderken sen lezzetli yazılara devam edersin.
Ayrıca nedir bu Litvanya'dan çektiğimiz her turnuvada karşımızda bu kadar da olmaz ki?

Philly dedi ki...

güzel bir yazı olmuş. son satırlardaki kötümser tabloya bir eklemede ben yapayım. eğer işimiz polonya ile son maça kalırsa bence o maçta yenilelim zaten. o konumda ikinci tura kalıp içimizde küçük bir umut filizi canlandırmaları daha kötü bir durum biz izleyenler için.

saLsa dedi ki...

Eline sağlık Yiğiter abi. Aslında gönül istiyor ki daha çok basketbol konuşalım, yani Tanjevic buna izin versin ama yok. Daha biz Hido'nun 3, Ersan'ın 4 oynamasını umut etmek, Tanjevic'in kadroya fazla dokunmamasını hayal etmekten oralara gelemiyoruz. Bilmiyorum işte, mevcut takımımızın maksimum gücünde oynamasına dahi izin vermiyor Tanjevic. İkili hesaplaşmalar, kişisel kavgalar ve bu yüzden kadro dışı kalanlar da cabası.

Neyse ya, yazılacak çok şey var, aa ben asıl kendi blogumda 2001 Avrupa Şampiyonası ardından Ömer Araz ve sizle yapılmış bir röportajı paylaşmıştım, onun linkini atayım istedim buradaki arkadaşlara.

Röportajın tarihi 2001 ama hala ne çok konuda aynı yerde kaldığımızı görmenin acısını herkes yaşasın isterim.

Röportaj 1. Bölüm: http://www.salsabasket.net/2009/09/2001-ylndan-nostaljik-bir-roportaj-1.html

Röportaj 2. Bölüm: http://www.salsabasket.net/2009/09/2001-ylndan-nostaljik-bir-roportaj-2.html

Saygılar herkese.
AnıL (Salsa Basket)

yok artık leBron james dedi ki...

ben bu turnuvada hüseyin beşokun olması gerektiğini düşünüyorum.2010da zaten memo gelecek ve oynucak.en azından bu turnuvada besok olmalıydı.iceriden sayı üreticek adamımız yok.keskin bir sutorumuz de olmayınca mac sıkıstıgında hido nun sut yuzdesine baglıyız.maçların 60 lı sayılarda bitecegini düsünürsek pota altından bi 25-30 sayı cıkarmalıyız.ama pota altından!ersan rakip icin eslesme problemi yaratmasına ragmen pota altından garanti sayılara ihtiyacımız var.omer-semih-oguz bunu üretemiyor.ömer onanda bu turnuvada bizi rezil edicek yada vezir.onun yaptıgı işler pek gorunmez.olumlu yada olumsuz.
@yiğiter uluğ
abi seni yorumcu olarak canlı yayınlarda görebilecekmiyiz.

Alper Öcal dedi ki...

Litvanya'nın bol eksikli kadrosu bizi yanıltmamalı. İspanya'yı Gasol oynamadı belki ama farklı yendiler. 90 küsür atarak hemde.

İbo'dan sonra şutör değil Mirsad'dan sonra all around bir 4 numara da çıkaramadık bence. Ersan İlyasova bana Mustafa Denizli jargonuyla 3,5 gibi geliyor.

Lavrinovic başımıza bela olacaktır. Kerem'i çok araacağız sanki.

saLsa dedi ki...

@ yok artık leBron james

Hüseyin Beşok yaklaşık son 2-3 sezondur içeriden sayı üretmiyor ama. :) Öyle de bir durum var, adam zorlasak takımın en çok üçlük deneyeni olacak. :)

Jester dedi ki...

Tanjevic = Aragones diyorum. Bu adamdan kurtulmamız lazım. Yiğiter Uluğ eline sağlık..

yok artık leBron james dedi ki...

@salsa
dedigin tabiki dogru.ama galatasarayda ona tanınan serbestlik ve milli takımdaki serbestlik arasında fark olur bir.iki adama iceriden sırtı donuk oyna huk at falan dediginde yapabilecek kapasitede.omer semih oguz dan bunu bi tek oguz yapar onunda boyu kısa kalıyo pozisyonu zorluyo yada topu potadan uzak eline aldıgı icin sut atıyo.sence 10-15 dakka oynamaz mı bu takımda.

dejavu dedi ki...

Aceto'da basketbolda okumak da ayrı bir keyifli oluyormuş. :)

Eline sağlık Yiğiter abi, sorunlarımızın tamamı olmasa da büyük bir kısmını biliyoruz fakat acı olan çözüm için atılan bir adım göremiyoruz. Popüler deyimle ''açılım'' lazım basketbolumuza.

brancaleone dedi ki...

Ne Hidayet'in ne de Ersan'ın kulüp takımlarında gösterdiği performansı milli takımda göstereceğine inanmıyorum. Sadece Bulgaristan'ı yenebiliriz.

hücum futbol dedi ki...

süper yazı olmuş ama nasılsa tanjeviç yine bildiğini okuyup saçmalayacağı için sadece burada kalacaktır. FD'nin blogunda yaptığım yorumu aynen buraya koyuyorum. bu arada sevigili yiğiter uluğ'a teşekkürler kalemine sağlık. hiç olmazsa teknik anlamda benim gibi düşünen birini görmek güzel.

"son 4-5 turnuvada başarısız olmak bir koçun görevine son verilmesi için sizce yeterli değil midir? setler, molalar, oyuncu tercihleri, kadro tercihleri, oyuncu değişiklikleri, oyuncu süreleri ve ender aslan tercihi.(geriye ne kaldı ki coaching adına?) bunların neresinden bakarsanız bakın tanjeviç en hafif ifade ile rezalet bir koçtur. bakın şu ana kadar ne aziz yıldırım, ne turgay demirel, ne kaya, mehmet, mirsad, ne gs, ne fb dedim.

yukarıda sayılan hatalar artı ender aslan gibi kapasitesiz ve birakın milli takım guardı olmayı 2. ligde bile guard olmayacak bir adamı o takımın başına peydah etmek, kerem tunçeri, tutku vs.. gibi bir çok oyuncunun önünde sürekli onu oynatmanın hiçbir izahı yok. bana bunu kimse anlatmasın...

yıllardır dillere pelesenk olan, süper klişe: çok iyi bir jenerasyon yakalık hedef 2010 lafı artık kabak tadı vermeye başladı. 2004 yılından beri aynı senaryo aynı terane. her turunuvada yaşanan hayal kırıklığı, saçma sapan oyun setleri, hala bir hücum organizasyonunun kurulamaması, tamamen bireysel çabalar, uzaktan şutlarla sonuca gitmeye çalışan bir takım. 6 senedir bir takımı çalıştırıp hala en temel şeyleri bile yapamıyorsan elinde mehmet, kaya,mirsad,kerem gibi kaynakları herşeye rağmen kullanamıyorsan o zaman koç falan değilsin.

işin idare tarafı ise maalesef mide bulandırıcı. turgay demirel türk basketbolunun şu an ki durumunun tek sorumlusudur. çeşitli hesaplardan ötürü tanjeviç gönderilemiyor. bu turnuvadaki rezaletin ardından da bir günah keçisi bulunur aynen önceki turnuvalardaki gibi ama tanjeviç gene kalır.

benim milli takım olarak sahada gördüğüm türkiye devletinin, türk halkının, tipik bir yansımasıdır. örgütsüz, organizasyonsuz, akıldan uzak, ani heyecanlarla ve bireysel çabalarla bir şeylere yapmaya çalışan, bariz ve büyük hatalarla yönetilen veya yönetilemeyen bir grup dağınık, birlik olamamış basketbolcu grubu"

Aykut dedi ki...

eline sağlık Yiğiter abi, tekrar teşekkürler aceto. blog linkini bir şekilde Tanjevice göndermek lazım lakin Yiğiter abini tespitlerinin tersi olacaktır Ersan ve Hedo 30 dakka alsa top onlarda olsa hayat bayram olsa insallah.. grubu 2. bitiririz. Çeyrek finalde de son maçta var yok yaparız gibime geliyor kolay olmayacak..

yılların deneyimi dedi ki...

Ayrıca eklenebilecek olan sakatlık problemi heralde özellikle Japonya macerası bu anlamda kötüydü bizim için bu konu bize sorun çıkarmaz ise pek problem yaşanmaz sanırım grup maçları için.

gkslsrt dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş.

Basketbolda ulusal takımın en iyi basketbolunu oynadığı turnuva 99 Fransa'ydı. Yiğiter Ağbeyin son paragrafta söylediği gibi ev sahibi oyununa kurban gitmiştik o dönem.

Sonraları, isimce kadrolar genişledi; birçok mevkiide alternatiflerimiz arttı ama 2001 Türkiye haricinde insanları tatmin eden bir başarı yakalayamadık. Tanjeviç'le yaşadığımız en güzel dönem(Dünya şampiyonası hariç) İtalya'yı yendiğimiz Efes Pilsen World Cup'dı. O günden sonra sürpriz bekleyerek, ne yapabileceğimizi bilmeyerek izliyoruz karşılaşmalarımızı. Başarısızlıklar, başarıları katlamış normal olarak.

Yine bir sürpriz bekliyorum ama olmazsa sürprize de uğramam. :)

msaries dedi ki...

Teşekkürler yazı için, takip ediyoruz. :)

"Bu blogtan ne çıksa yeriz" gibi olmaya başladık ama olsun. ^^

Luscus dedi ki...

"Teşekkürler Aceto ve Yiğiter Uluğ :)

Hemen yorumculara ve Yiğiter Uluğ'a bir sorum olacak izninizle :)

Milli takımın Avrupa şampiyonasında Orlando taktiği ile çıkmasını ve Hidayet'ten maksimum verim alarak oynamasını istiyorum.(Okur olsaydı Utah sistemi isterdim :P )

Tunçeri-Güler-Türkoğlu-İlyasova-Savaş

Bence milli takım için en ideal ilk 5.Rotasyonda da Kerem yerine Ender değil Engin,Sinan yerine Ömer,Oğuz yerine de Ömer'in oynaması bizim için daha iyi olur. Gerçi Tanjevic şimdiye kadar oynattığı sistemi bozmayacaktır.Tahminim ilk 8 Tanjevic'le başarıdır."

demiştim Yiğiter Uluğ'un yazacağı haberinin yorumlarında.Sayın Uluğ oradan cevap vermedi ama bu postuyla ödllendirdi bizleri.Tekrar teşekkürler güzel bir analiz olmuş :)

june.one dedi ki...

bu kaçıncı turnuva hala kerem tunçeri'den ve ender'den başka guard pozisyonuna koyacağımız bir isim üretememişiz farkı yaratan elinizdeki guardlardır.Hidayet ve ersan dışında yetenekli forvetimiz de yok .ben pek umutlu değilim.uzunlarımız maalesef yetenekli değiller yada daha doğru bir ifadeyle daha olmamışlar.yegane silahımız yapacağımız olağanüstü savunma olucak yine maalesef.bende böyle basketbolu sevmiyorum.

thesaint dedi ki...

çok benzer şeyleri evvelsi gün mail grubumdaki arkadaşlara yazmıştım. başarılı olmamızın tek yolu, kerem tunçeri-hidayet-ersan-ömer aşık dörtlüsünde ısrar etmek. mümkün olduğunca da birarada. yanlarına da 2 numarada sinan ve ömer onan eklenebilir.

skorer bir 2 numara, 20-30 yıldır bizim milli takımın en kuvvetli olduğu mevkilerden (erman, harun, ibrahim). yalnız bence ibrahim'den sonra iyi bir skorer 2 numara yetiştirdik: serkan erdoğan. ispanya'da şampiyonluk yaşamış, zamanında milli takımda da iyi performans vermişti. bu sezonu da fena geçirmedi. kadroda olmamasınıysa sadece geçen yıl tanjeviç'i eleştirmesine bağlayabiliyorum.

zaten her sorun aynı kaynağa gidiyor. hücum futbol'un yazdıklarına aynen katılıyorum. hazırlık maçlarında gördüğüm, hala akıcı bir hücumumuzun, hatta hücum planlarımızın olmadığı. tanjeviç'in 5 yıldır takımın başında olduğu düşünülürse çok garip. biz savunma ağırlıklı bir takımız diye düşünsek o zaman da her maçta rakipleri yaklaşık 65'in altında tutmamız gerek ki onu da yapamıyoruz.

özellikle 2. turdaki 3 rakibi (ispanya, slovenya, sırbistan) düşününce çeyrek finale kalamamamız şu an daha olası görünüyor. ama içten dilerim ki bizi şaşırtırlar.

Mehmet N. CAN dedi ki...

12 Dev Adam üzerine yazdığım bir yazı. http://www.keyfehli.net/?p=374

beyaZenci dedi ki...

hırvatistan ve yunanistan takımlarının yenı iamajlarını cok merak ediyorum umarım eşleşme sorunu yaşamayız ..bu takım her turnuvada baş edebilecek bir takım ; hedo go go go çözecektır oyunların hepsini!

baydo dedi ki...

Milli takımın başında Tanjevic olması gibi bi zorunluluk mu var? Federasyon neden başka antrenor aramak gibi bir düşünce içine girmiyor hiçbirzaman? Milli takımın senelerdir olması gereken yerden çok uzakta olduğu bir gerçek. Neden kayıtsız kalınıyor bu duruma ? Tanjevic in milli takımımızın başında çok başarısız olduğu gerçeği neden görünmüyor?

' baha ' dedi ki...

Tanjevic=Aragones ve sadece Bulgaristan'i yanebiliriz diyen arkadaslarla turnuva sonrasinda da gorusmek isterim. nasil aragones ile bir tutulur ve bu takimi kotu yonettigi nasil soylenebilir aklim almiyor.

sizin de elinizde asagi yukari ayni kalibrede 8-10 oyuncu varsa elbette rotasyon yapip onlari diri ve mental olarak guclu tutmak zorundasiniz. 2. sinif takimlar gibi 2 oyuncu uzerine mi kuralim takimi? Bunu elemelerdeki gibi akilli kullanirsak her takimin basina is acabilecegimizi dusunuyorum ben sahsen. is oyuncularimizin kafasinda rakiplerini nasil gordugunde biter.

nestavarro dedi ki...

eline sağlık hoş geldin. bülent abi bomba bir transfere imza atmışsın senide kutlamak lazım :)

CaYKeSh dedi ki...

çok teşekkürler Yiğiter bey, kaleminize-klavyenize sağlık

Kaan Eren dedi ki...

Ellerinize sağlık, teşekkür ediyoruz bize turnuva öncesi biraz olsun fikir verebilen analiziniz için.

Beercholic dedi ki...

"Miliçiç, Rakoçeviç (Sırbistan), Calderon (İspanya), Nowitzki, Kaman (Almanya), Papaloukas, Diamantidis, Kakiouzis, Tsartsaris, Dikoudis (Yunanistan), Jasikevicius, Kaukenas, Macijauskas, Siskauskas (Litvanya) Beciroviç, Udrih (Slovenya), Ajinca, Mickael Pietrus (Fransa), Ben Gordon, Luol Deng (Britanya), Tomas, Baraç (Hırvatistan), Kirilenko, Kaun (Rusya)"

o yok, bu yok, şu yok kim var ulan? diyesim geldi..

"Pazartesi gecesi Litvanya’dan galibiyet koparabilirsek (Baltıklılar, hiçbiri gerçek oyun kurucu olmayan Delininkaitis, Lukauskis ve Kalnietis ile oynuyor. Guard’larda üstünlük sağlamak ve tempoyu kontrol etmek, maçın anahtarı) hem morallenmiş, hem de rakiplerimizi birbirine düşürmüş olacağız. Sonrasında Litvanya, diğerlerini yenecek mutlaka… Böylece bizim yolumuzu da açacak. Ama yenilirsek, ertesi gün karşımızda tırnaklarını bilemiş, sürpriz arayan ve son saniyeye kadar tempoyu forse eden bir Bulgaristan bulacağız. Amerikalılar’ın “40 minutes of hell” dediği, cehennemi bir maç olacak. Kaybedebiliriz. Ve eğer grupta üçüncü güne 2’de 0’la girersek, “tamam mı, devam mı” maçında rakibimiz ev sahibi Polonya!""

bu da çok iyi olmuş, noktası noktasına katılıyorum, eline sağlık yiğiter uluğ.

ramon sanchez pizjuan dedi ki...

İki gündür post burada 30 yorum yazılmamış. Yarın maçı kaybedince ilk postta hayatı boyunca eline basketbol topuna degmemişler gelir, ona buna b.k atar, hepsi basketbolcu kesilir.

Yiğiter Abi harika bir analiz olmuş. Umarım şampiyonanın son maçına kadar 12 Dev Adam'ı görebiliriz.

evrendeki en mutevazı insan dedi ki...

Fikstür kötü, ters gelen Litvanya, ev sahibi Polonya ve çıkıştaki bir Bulgaristan ile aynı grupta olmak kötü, uzun rotasyonu çok zayıf, Hidayet 100 maç oynayıp geliyor ve yorgun, Tanjeviç dengesiz. Olumlu yan bulmak ise bu kadar kolay değil ne yazık ki. Muhtemelen bir şekilde gruptan çıkarız. Sonuncu olmayacağımız için o da. Sonraki grupta ise 2 galibeiyet gerekecek muhtemelen çeyrek final için ki hiç sanmıyorum. bu grupta en fazla 1 galibiyet alır kupayı da 8-12 arası bir derecede bitiririz.

Ha takımda Kaya ve Ermal olsa, eline güvendiğimiz bir dış atıcımız olsa, koç Tanjeviç olmasa bu takımın ederi Hidayet'i de ekonmik kullanarak dinç tutabilmek şartıyla en az yarı final.

roland deschain of gilead dedi ki...

biz hem futbolda hem basketbolda ev sahiplerine karşı ekstra bir mücadele gösteriyoruz o yüzden polonyada ev sahibi ile aynı grupta olacağımız öğrenince çok sevinmiştim..


bulgarlarla 2. mücadelesi yaparız grupta...ordan çıkarsakta en iyi çeyrek final

pasha torunu dedi ki...

milli takımımıza güvenmek 12 dev adam sayıları attıkça coşmak isitoyrum ama neyazıkki kenara bakınca tanjevici görüp içim kararıyor ve acıkcası hiçbir umudum yok tanjevicle başarı imkansız eğer 12 dev adam imkansızı başrırsa ne ala.
şimdi ben yiğiter abiye sormak istiyorum tanjevicten nezaman kurtuluruz ya da kurtulmanın bir yolu var mıdır?(ya da turgay demirel gitmeden manevi babası tanjevic gider mi)?

Mehemmet dedi ki...

Millilerimiz bu gün litvanya ile avrupa arenasına çıkıyor. Umarız başarılı olurlar. Kalbimizle destekliyoruz. Kerem şoku yaşansa da geri kalanlarla idare edeceğiz artık.

MadLover dedi ki...

Basketboldan cok fazla anlamam ama bildim bileli hep litvanya ile oynuyoruz, bi aralar milli takımda moldova ile sürekli eleme macları oynadıgımız gibi =D

Hüseyin Altıkıllı dedi ki...

Eline sağlık Yiğiter ağabey. Teşekkürler Aceto.
Biz de kendimizce bir şeyler karalamaya çalıştık dergiye.

www.3sayi.com

Online olsa da Türkiye'nin tek basketbol dergisi.

Julien Dekosta dedi ki...

Acikcasi bu turnuvanin husranla sonuclanmasi ne surpriz olacak nede cok uzecek beni, hic olmazsa bir umut belki Tanjevic belasindan kurtuluruz ve 2010 da adam gibi bir takim cikar.
Aklim almiyor bir federasyon kendi ulkesine bu kotulugu nasil yapabilir? Hemde yillardir!

sARu dedi ki...

yiğiter abi ellerine sağlık... bir takım kelimelerle ancak bu kadar anlatılabilrdi... gönül isterdiki bu turnuvada mehmet'in de penetrelerini görelim ama mr.tanjevic sağolsun bizleri mahrum bıraktı... yiğiter abinin de söylediği gibi memo geçen turnuvada da yoktu sonumuz malum buseferki benzemez inşallah... hedo ve ersan'ın ellerinin hep sıcak olmasını dilemek zorundayız çünkü onların dışında çok fazla skor üretebilecek gibi değiliz... yolumuz açık olsun...aceto sanada teşekkürler, yiğitir abiyi burada ağarladığın için...

Murat Çevik dedi ki...

Yiğit abi iyi başladık sonunuda iyi bitiririz inşallah

Barış BAL dedi ki...

Sanırım Tanjevic seneyede takımın başında. Ama benim üzüldüğüm tek bir topçu var. O da Cenk Akyol. Japonya' daki dünya kupasının en öne çıkan isimlerinden birisiydi. Harcandı gitti çocuk. Şimdi adını sanını duymadığım bir takıma transfer olmuş.

' baha ' dedi ki...

Milli takimdan beklentiler cok cok ust duzey olmayinca tas gibi oynuyorlar, bu beni gelecek yil oynanacak sampiyona icin endiselendirmiyor degil. Gerci cogu oyuncumuzun artik o olgunluga ulasacagini varsayarsak harika da gidiyoruz. Arada kaldim bir an, futbolda da boyleyiz basketbolda da, denk getirdigimiz an yenemeyecegimiz takim pek yok. Tanjevic'e de alkislar, takimi surekli diri tutarak her dakika ayni savunma direncini gostermeye calisiyoruz, bravo. hazirlik maclarinin hangi amacla ve nasil antremanlarin hemen ardindan yapildigini anlamayan bunyelere iyi cevaplar vardi bu macta. hazirlikta ispanya'yi yirmileyen litvanya'yi boyle yendik.

Bu arada Cenk Akyol Air Avellino'ya gitti bir sezon yatmis olmasina ragmen, halen patlama bekleniyor kendisinden ve son atisini yapacak bu konuda. Harcanip gittigi falan da yok ektigini biciyor sadece, ne kadar ekmek o kadar kofte yani. Air Avellino da adi duyulmamis(!) bir takim, italya liginde.