8 Ağustos 2021

Bir Ayrılığın Kronolojisi

 10 Temmuz 2021 akşamında Copa America’yı Maracana’da Brezilya’yı tek golle yenip şampiyon olan Arjantin’in kaptanı ünvanıyla kaldırdığında “Fakat milli takım ile bir şey kazanamadı” ile biten cümleleri futbol tarihinin derinliklerine yollamıştı. Fırtınalı bir yılın ardından ortalık süt limandı. Messi tatile gidecek ve döndüğünde Barcelona ile kontratını 5 yıl daha uzatacaktı. La Liga yönetiminin maaş bütçesini aşan Barcelona’ya baskısı sürerken, başkan Laporta maaşında yüzde 50 indirim yapan Messi’ye yeni kontrat vermek için başta Griezmann olmak üzere 3-4 yıldızla yollarını ayırmak için pazarlıkları sürdürürken, Real Madrid ve Barça’da kurdukları müthiş istihabarat ağıyla haber atlamayan İspanyol medyası da çok rahattı. Geride kalan haftada bir tatil hatırası olarak çekilen fotoğraf karesinde Messi’nin İbiza’da dört Paris Saint Germain’li futbolcu Neymar, Angel di Maria, Verratti ve Parades ile objektife gülümsemesine bile “Dinlenmiş, bronzlaşmış Messi iki gün sonra Barselona’ya dönüyor” diye not düştüler. 5 Temmuz Perşembe sabahı İspanyol gazetelerinde Messi’nin ayrılacağı yönünde tek satır yoktu, yerel saatle 19:00’da Barça, Messi ile yeni kontrat imzalanmayacağını, kontratı biten Arjantinli 10 numara ile yola devam etmeyeceklerini açıkladığında İspanyol medyasının haber masalarına ateş düştü. Herkes haberi atlamıştı, gazeteciliğin zor saatleriydi. Menajeri olan babası o günün sabahında şehre gelmiş, 6 Temmuz herkesin ajandasında Messi’nin yeni imza günüydü. Barcelona, maaş bütçesi kısıtlaması getiren La Liga yönetimini suçlarken, ne kulübün ne de Messi’nin yolların ayrılmasını istemediğini ancak lig yönetiminin katı kuralları yüzünden buna mecbur olduklarını açıkladı.

Önce Neymar ardından Cristiano Ronaldo’yu kaybeden, hedefi İngiltere Premier Lig’i geçmek iken İtalya Serie A’nın yükselen popülaritesi karşısında sallanan La Liga’nın başkanı Tebas kestirip attı: “Kuralları Barcelona için değiştirecek halimiz yok.” 20 takımlı ligin ekonomisinin yüzde 15’ini, Barça’nın gelirlerinin ise yüzde 30’dan fazlasını marka değeriyle sağlayan Messi şimdi 34 yaşında kalan yıllarını geçireceği formayı arıyor. Eski hocası Guardiola’nın çalıştırdığı Manchester City’nin Messi’nin ayrılık kararının açıklandığı saatlerde Aston Villa’dan Jack Grealish’i 117.5 milyon Euro’ya transfer etmesi, Tottenham’ın golcüsü Harry Kane’in peşinden koşması, Arjantinli 10 numaranın Ada’ya bilet almasını zorlaştırıyor. Akla gelen ikinci takım elbette Paris Saint Germain. Vatandaşı Mauricio Pochettino’nun çalıştırdığı Paris kulübü, Mbappe’nin bir yıl kalan kontratını uzatmaya çalışırken, kapıda Real Madrid bekliyor. Mbappe’den para kazanmak için bu satışı yaparlarsa Messi, bir zamanlar onun star ışığından kaçan ama her daim kadim dostu olan Neymar ile yine bir araya gelebilir. Üçüncü ihtimal ise Chelsea’nin 120 milyon Euro önerdiği Lukaku’nun Inter’den ayrılık kararı alması sonrasında Milano kulübünün, kökleri İtalyan olan Messi’yi Serie A’ya getirip, La Liga’da 9 yıl sürmüş Ronaldo vs. Messi düellosunun devam ettirmesi… Biz şimdi filmi geriye saralım; 21 yıl süren bir aşkın ve ayrılığın kronolojisine bakalım:

14 Aralık 2000: Barcelona, Arjantin’de Messi’ye profesyonel olmayan ilk kontratı imzalattı.

Şubat 2001: Messi’nin ailesi bir taraftan büyüme hormonu tedavisi gören oğullarının yanında olmak için Barselona’ya taşındı.

16 Kasım 2003: Messi, Porto ile oynanan hazırlık maçında 16 yaşında ilk kez Barça forması giydi.

Mayıs 2005: İlk La Liga şampiyonluğunu kazandı.

24 Haziran 2005: A Takım’da profesyonel sözleşmeye imza attı.

17 Mayıs 2006: Paris’te Barça Şampiyonlar Ligi’ni kazanırken, Messi kadroda yoktu.

18 Nisan 2007: Maradona’nın İngiltere’ye attığı efsane golünbirebir kopyasını Getafe’ye attı.

2009/2011: Guardiola yönetiminde iki Şampiyonlar Ligi kazandı.

7 Mart 2002: Şampiyonlar Ligi’nde Bayer Leverkusen’e 5 gol attı.

20 Mart 2012: 231 golle Barça tarihinin en golcü ismi oldu. 2020 sezonu sonunda Messi’nin Barça formasıyla 634 golü var.

6 Haziran 2015: Barça’daki son Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazandı.

Ağustos 2018: Iniesta’nın vedası sonrasında Barça’nın birinci kaptanı oldu.

Mayıs 2019: Barça’daki son lig şampiyonluğu

2 Aralık 2019: 6. kez Avrupa gol kralı oldu.

30 Haziran 2020: Barça ve milli takım formaları altında 700. golünü attı.

25 Ağustos 2020: Messi kontratının son sezonuna girerken Barça’dan ayrılmak istedi ve bonservisini bedava vereceğini söylediği başkanın sözünü tutması gerektiğini açıkladı.

7 Eylül 2020: Başkan Bartameu’nun serbest kalma bedeli 700 milyon demesinin ardından “Barça ile mahkemelik olmam” diyen Messi takıma döndü.

27 Ekim 2020: Barcelona Başkanı Bartameu ve yönetimi, Messi krizi yüzünden istifa etmek zorunda kaldı. Kısa süre sonra Messi’nin var olan 4 yıllık kontratı ve Barça’ya 550 milyon Euro maliyeti, medyaya sızdırıldı.

1 Ocak 2021: Kontratının son altı ayına giren Messi, bir başka kulüple kontrat imzalama hakkını kazanırken, Barça yeni başkanını arıyordu.

7 Mart 2021: Messi’nin Barça formasını ilk kez giydiği yıllarda başkan olan Laporta’nın uzun yıllarından ardından yeni başkan seçilmesi, kulüpte tansiyonu düşürdü. Laporta’nın seçim vaadi Messi’nin yeni kontratıydı.

16 Mayıs 2021: Messi, Celta Vigo ile oynanan lig maçında son kez Barça formasını giydi.

5 Ağustos: 2021: Barça, Messi ile yeni kontrat imzalanmayacağını açıkladı ve 17 yıl sonra resmi sitesinden oyuncunun ismini kadrosundan sildi.

6 Ağustos 2021: Messi için Barça’da Z raporunun alındığı gündü: 778 maç, 669 gol, 542 galibiyet, 142 beraberlik, 94 mağlubiyet, 10 La Liga şampiyonluğu, 4 Şampiyonlar Ligi, 3 UEFA Süper Kupa, 7 Kral Kupası, 6 Altın Top ödülü, 6 Avrupa Gol Krallığı, 8 La Liga Gol Krallığı… Barcelona ile toplam 35 kupa…

 

Messi Barça'dan Giderken


 

Futbol vs. Sosyal Medya

Kariyerinde Real Madrid, Chelsea, Atletico Madrid ve Juventus yazan 29 yaşında bir futbolcu sosyal medya baskısına boyun eğer mi? Yüzlerce maça çıkıp kıtanın en büyük stadyumlarında kendisinden gol beklenen santrfor ülkesinin futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi golcüsü olmayabilir ama Alvaro Morata’nın biyografisinde artık Avrupa Şampiyonası tarihinde en fazla gol atan İspanyol futbolcu yazıyor. Madalyonun öteki yüzünde ise Euro 2020’nin ilk maçından itibaren sosyal medyada hakarete uğrayan, ölüm tehditleri alan, ailesine, ufacık çocuklarına beddua işiten Alvaro Morata var. Penaltı kaçırdığı maçın ardından sosyal medyasında yazılanları okuyup sabaha kadar uyuyamayan, takımı yarı finalde gerideyken kenardan gelip maçın penaltılara gitmesini sağlayan, penaltılarda kaçırıp İtalya’ya final yolunu da açan Alvaro Morata… Ona ölüm tehditleri savuran, küfür edenler ettikleriyle kaldı… Tıpkı İngiliz milli takımda finalde penaltı kaçıran oyuncularına (Rashford, Sancho, Saka)  ırkçı tacizleriyle insanlık suçu işleyenlerin büyük bir çoğunluğunun da cezasız kaldığı gibi…

Twitter ve Instagram çok uzun zamandır her meslekten insanın linçe uğradığı sosyal platformlar. Bir mahlasın ardında yaşı kaç olursa olsun hayatın karanlık tarafına geçmişlerin, insanların emeklerini paramparça ettikleri, itibarlarıyla oynadıkları sosyal değil “asosyal medya”lar haline geldi. Galatasaray’ın PSV Eindhoven ile oynayacağı ilk maç öncesinde Instagram’daki fotoğrafının altına “Parçalarsın aslanım”, “Sana güveniyoruz” yazılan 22 yaşındaki Kerem Aktürkoğlu’nun maçı 5-1 Hollanda ekibi kazandıktan sonra açtığı telefonda yüzlerce küfür ve hakaretle karşılaşması “yeni normal” olarak kabul ediliyor ki, hayat devam ediyor!..

 

Yirmi yıl önce kamplara ve deplasmanlara pahalı dizüstü bilgisayarlarıyla gelen futbolcuların o günlere kadar bireysel eğlencesi portatif dvd-player’lardan film izlemekti. Kamp ya da kulüp tesislerindeki ortak sosyal alanlardaki bilardo masaları boş kalmış, langırtın yüzüne bakan yokken, sosyalleşme adına kağıt oynayan futbolcular yerlerini yemekten sonra hemen odalarına kaçıp dizüstü bilgisayarlarında chat yapan gençlere bırakmıştı. Daha ortalıkta akıllı cep telefonları yoktu. Dönemin teknik direktörleri, idmanlar dışında futbolcuların ortak zaman geçirmenin takım olma olgusuna verdiği katkıyı hatırlatıyor ve artık üç oyuncunun bile bir araya gelmediğinden şikayet ediyordu. Akıllı telefonlarla birlikte artık odalarına kapanmalarına ya da bir priz yakınına mahkum olmalarına gerek kalmadı. 2010 yılına geldiğimizde sosyal medyanın emekleme günlerinde Güney Afrika’daki Dünya Kupası’nda Hollanda ve İspanya milli takımı kampında Twitter kullanmak yasaklanmıştı. Geleceği önceden görmüşler işte… Yüz milyonlarca takipçiye ulaşan Messi ve Ronaldo’nun önderliğinde futbolcular için sosyal medya artık yeni bir gelir kapısıydı. Her fotoğraf, her paylaşım yeni bir sponsor demekti. Profesyonel sosyal medya ekipleri devreye girdi ve hesapları yönetmeye başladılar. Etkileşim adına yorumlar açık bırakıldı ama oyunculara hakaret ve küfürlere cevap vermemeleri, taraftarlarla polemiğe girmemeleri salık verildi. Kimi uydu kimi uymadı, elbette hepsi de profesyonellerle çalışmadı. Soyunma odasından özel görüntü paylaşıp takımın mahremiyetini yok edenler, taraftarla söz dalaşına girenler, transferi için lobi faaliyeti yapanlar, formda olmadığı günlerde forma arma öpüp tribünlere oynayanlar…

Takımı beğenmediğinde yuhalayan, kazandığında alkışa boğan taraftar sayısı artık stadyum kapasitesiyle sınırlı değildi. Milyonlar artık seslerini Twitter’da duyuruyor, platformun doğası gereği öfkeyi burada kusuyor, mesut anlar merkezi Instagram’da ise cefakar, iki renk sevdalısı taraftarı oynuyorlardı. Transfer yap baskısı, “x oyuncuyu gönderin” stresi yüzünden kulüp yönetimlerinin artık kimyası değişmişti. Sosyal medyada kendilerine tezahürat yapacak, kollayacak koruyacak bir sosyal medya önderini bulup onun profesyonel yapıyla bir araya getirdiği binlerce taraftarla ya savunmada kalıyor ya da rakiplerine atağa geçiyorlardı…. Rakip takımın futbolcusunun moralini bozmak ya da takımdan ayrılmasına sağlamak için o takımın logosunu renklerini kendi hesaplarında geçici olarak kullanıp iç savaş çıkartmaya çalışanlar, futbolcu eş ve kardeşlerine edilen hakaretler…

Futbolcular sosyal medya hesaplarına yoruma kapatarak bu vandalizmden kurtalabilirler mi? Çözümün bir parçası ancak tamamı değil.. Sosyal medyada küfür ve hakareti bitirecek olanlar yine sosyal medyayı kullanan ama aklını ve vicdanını yitirmemiş insanlar. İspanya’da da, İngiltere’de de, Türkiye’de… Bu ahlaksız tepkileri yok edecek daha büyük bir tepkinin çok uzağında değiliz çünkü artık bardak da taştı, yol da bitti…

Artık kimse 90 dakika bir futbol maçını elindeki telefona bakmadan izlemiyor. Tribüne gidip maçı izlemek yerine maçı elindeki telefonla videoya çekenler anı yaşamadan anı biriktiriyor… 1994 yılında Simon Kuper “Football Against the Enemy” adlı kitabını yayınladığında futbol tarihe dünyanın dört bir köşesinde siyasetin etkisini araştırmış ve gerçek adı “Futbol düşmanına karşı” olan eser her futbolseverin başucu kitaplarından biri olmuştu. Kuper’in kitabı Türkçeye çevrildiğinde editörlüğünü yapan usta gazeteci Yiğiter Uluğ kapakta Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” demeyi tercih etmiş ve belki de kitabı tek cümlede özetlemişti. 27 yıl sonra kitabın orijinal ismi, futbolun düşmanının kim olduğunu bize bir kez daha sordurtuyor. Kuper olmasa da bir başka yazar ya da bir akademisyen bize kitabı veya tezinde sosyal medyanın futbola verdiği zararları anlatacak. Biz de okurken yaşadıklarımızın sağlamasını yapacağız…