
O kimse o... O hayatından gittiğinde beraber vakit geçirdiğin mekanlardan uzak durursun. Adaşı birine hitap etmek bile azaptır. Semtten de gidersin, şehirden de yeri geldiğinde. O "Bana her şey sana hatırlatıyor" zamanları geçmez bir türlü... O gider, başkası gelir, başka mekanlarda, başka takvimlerde hayat devam eder..
***
O giden bir daha hiç gelmeyecekse eğer... Buna katlanman gerektiğine inanmam zaman alır. Bir ayağın çukurda hissedersin. O baban ya da annen ise bir daha hiç gelmeyecek olan; bak zordur işte. Çok zor... Yerli, yersiz hüzün basar adama. Geçen de öyle oldu. Kitapçıda rafları dolanırken, durduk yere gözlerim doldu. "Şu iki kitabı hediye alırdım, severdi bunları okumayı" dedim. Bir bankanın Call Center'ından aradıklarında da olmaz mı? Niye sorarsınız ki durup dururken babamızın adını. Üstüne üstüne gelir dünya...
***
Bugün bir haber okudum. Bir cümleyi aynen aktarıyorum: "Frank Rijkaard'ın babasının 8 Ekim'de düzenlenecek cenaze töreni için daha şimdiden Hollanda'nın yolunu tutması Galatasaray'da bir "düzensizlik" yaşandığının adeta belgesi oldu."
Kanım dondu. Ben bu satırı yazanla aynı meslektenim. Vicdansızlık benim kanımı dondurur. Mesele ne Rijkaard'ın Galatasaray'daki geçmişi ya da geleceği ne de Galatasaray'da yaşanan sorunlar. Ne futbolu arkadaş! Bu dünyaya gazeteci olarak gelmiyoruz biz. İletişim fakültesi okumak da mecburiyet değil. Ben de okumadım. İster mühendis ol, ister doktor... Yapabilirsin bu mesleği, ihtiyacın olan bir klavye bir de yazacağın, kendini ifade edeceğin bir mecra. Ama önce vicdan sahibi olacaksın. İster iki satır haber yaz; ister tam sayfa köşe yazısı. O klavyenin tuşlarına basarken, vicdanının sesini dinleyeceksin...
Bu adamın babası ölmüş, cenazesi beş gün sonra... Bu adamın yas tutan annesi yok mu? Kardeşleri yok mu? Çocukları yok mu? Bu adamın babası ölmüş, bu adam babasını toprağa vermeden önce belki büyüdüğü eve kapanıp üç gün ağlayacak. Bu adam ünlü bir insan, cenazeye yüzlerce kişi gelecek, organizasyon yapmak zorunda. Bu adamın çalıştırdığı takımın hafta sonunda maçı yok, yardımcısını burada bırakmış....
***
Premier Lig'de halı gibi zeminler var mı? Var... Ancelotti'nin babası öldü dört gün önce. Ancelotti, takımı yardımcısı Wilkins'e bırakıp İtalya'ya gitti mi? Gitti... Chelsea bugün Arsenal ile oynuyor mu? Oynuyor... Adama "illa da gel takımın başına geç" dediler mi? Demediler... Ancelotti "döneceğim" dedi.
Elini vicdanına koy o satırı yazan arkadaş, sen bu patates tarlası sahalara layık değil misin?