BIY ADS

1 Mart 2015

Son Pişmanlık Neye Yarar

Bir kurşunla Dünya Savaşı'nın başladığı, bir imzayla barışın sağlandığı tarihte pası futbol sahasına attığımızda değişen nedir ki? Son dakikada rakibe kaptırılmayan genç yetenek, kaçan balık büyük olur misali uçup giden yıldızlar, bir başka toprakta artık dal vermezken, yeni yuvasında ulu bir ağaç gibi yükselen yıldızlar. Beşiktaş, Trabzonspor ile giriştiği transfer yarışında Tolgay Arslan'a imzayı attırmasa, Slaven Biliç, üç gece önce onu Sosa'nın yerine oyuna almasa ve Tolgay topun gelişine vurup doksana takmasa... Gözümüzün önünden gitmeyen sahne bugünlerde budur da bir de hafızalardan silinmeyen ya da unutulup gidenler var... 

70'li yılların sonu. Trabzonspor fırtınasının estiği, yabancı futbolcu denildiğinde eski Yugoslavya'nın yetenekli ayaklarının yanında vasat topçularının da ligimizde forma giydiği yıllar. Toprağı bol olsun, sonraları Fenerbahçe Divan Kurulu Başkanlığı da yapacak olan Yüksel Günay o günlerde kulübün genel sekreteri. "Cevad'ın babası ile kesin anlaşmaya vardım. 19 yaşındaki bu şöhretli futbolcu en geç 10 gün içinde Fenerbahçe forması giyecektir" diyor muhabirlere. Gazetenin manşetinde "Fenerbahçe, Partizan'ın ünlü sol açığı Cevad Prekazi'yi transfer ediyor" yazıyor, 1976 yılında. Aslında manşet abartılı, Cevad ünlü falan değil daha, yolun çok başında. Ne oluyorsa, olmuyor o transfer. Belki Cevad'ın babası yan çiziyor belki de Partizan. Prekazi'nin yolu dokuz yıl sonra çıkıyor Türkiye'ye. Bugün üzerinde rezidans ve avm'nin yükseldiği, Galatasaray'ın eski başkanı Alp Yalman'ın şirketinin toprak sahasında testten geçmesi de belki şehir efsanesi. Prekazi muz ortaları yapıyor, "Koşsam Real Madrid'de oynardım" diyor, onun sayesinde Tanju Çolak Avrupa Gol Kralı oluyor, Mustafa Denizli ve futbol tarihimizin en umut veren mesajı "Yüzde 51" tarihe yazılıyor. Ya peki Cevad Prekazi 19 yaşında Fenerbahçe'ye imza atsaydı? 


Portekiz'in 25 yıl önce 70'lerin ilk yarısında doğan yeteneklerden yakaladığı jenerasyonun kesinlikle en yeteneklisi. Rui Costa, Joao Pinto da var ama o bir başka. Sporting Lizbon formasıyla parlıyor ve 23 yaşında iki İtalyan kulübü onun için kavgaya tutuşuyor. Juventus ve bugünlerde duşlarından sıcak su akmayan ve iflas eden Parma. Parmalat'ın sahibi Tanzi Ailesi, Angelli Ailesi'ne kafa tutuyor. İtalya'nın iki büyük patronunun Figo kavgasına son noktayı federasyon koyuyor. İki yıl boyunca iki kulüp de Figo transferinden men ediliyor. Sporting Lizbon da 23 yaşındaki yıldızını Barcelona'ya satıyor. Ya peki Figo, Serie A'ya gitseydi? 

Alfredo di Stefano'yu Franco mahiretiyle Barcelona'nın elinden alan Real Madrid, bugün müzesindeki 10 Şampiyonlar Ligi / Şampiyon Kulüpler Kupası'nın beşini alabilir miydi peki? Barcelona ülke futbol tarihinin bunu üzerinden anlatıyor ama onlar da 1987'de büyük bir yıldızı ellerinden kaçırdıklarından haberdar değiller. Boby Charlton futbol okulunda sivrilen 12 yaşındaki David Beckham ve arkadaşlarının ödülü, iki haftalık Barselona gezisi. Hayran oldukları Lineker ile fotoğraf çektiriyorlar, Schuster ile tanışıyorlar, kendisinden üç yaş büyük Pep Guardiola belki yanından geçiyor, idmana çıkıyorlar ama kimse Beckham'ı meşhur altyapı La Masia'ya almayı aklından geçirmiyor Barcelona kulübünde. Kaçan balık büyük olur derler, 16 yıl sonra Beckham bir kez daha Barcelona'nın kapısından dönüyor, Katalanlar, Ronaldinho'yu alırken, İngilizlerin en şık adamını Real Madrid kapıyor. Ya peki İngiliz teknik adam Tery Venables, Beckham'ı Ada'ya göndermeseydi? 
1978'de Arjantin'deki Dünya Kupası'nın ardından Inter, bir Fransız'ın peşine düşüyor. Nancy'yi sırtlayan 10 numara Michel Platini ile ön protokol yapıyorlar. O evrak tam 32 yıl sonra gün yüzüne çıkıyor. O günlerde yabancı yasağı maddesine takılan transfer, İtalya'nın futbol tarihini değiştiriyor. Bir yıl daha Nancy'de oynayan, üç yıl da Saint Etienne forması giyen Michel Platini, 1982 yılında Juventus'a imza atıyor. Ya peki bugünün UEFA Başkanı, o günlerde Inter'e imza atsaydı? 

Sene 2003. Barcelona, eski yıldızı Txiki Begiristain'ı Lizbon'a yolluyor. Sporting Lizbon'un Manchester United ile oynadığı hazırlık maçında genç yeteneği çok beğeniyor Begiristain. Ertesi gün İspanyol medyasının manşetlerinde Cristiano Ronaldo-Barcelona flörtü var ama Alex Ferguson elini çabuk tutuyor ve transferi bitiriyor. Barcelona da bir başka Portekizli yetenek Ricardo Quaresma'yı kadrosuna katıyor. Ya peki Katalanlar, o sezon Cristiano Ronaldo'yu alsa, altyapıdan gelen ve o günlerde sağ açıkta oynatılan Messi formayı kapar mıydı? 

Barcelona, Werder Bremen ile Mesut Özil için ön protokol imzalıyor. Bonservis bedeli de 10 milyon Euro'nun altında. Bir haftalık transfer opsiyonuna son noktayı koyan Guardiola oluyor. Ona göre Mesut bir yıl daha Almanya'da forma giyip, pişmeli. Barcelona orta sahasındaki oyuncularıyla rekabet edemeyeceğini düşünüyor Guardiola. Katalanlar, transferden çekildiklerini açıklıyorlar ve zamanında 2 milyona almadığı Pepe'ye 30 milyon ödeyen Real Madrid, iki katına çıkan bonservisi dert etmiyor ve Mesut, Santiago Bernabeu'nun yolunu tutuyor. Ya peki... 

28 Şubat 2015

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


28 Şubat 2015, Cumartesi

13:30 Gençlerbirliği - Sivasspor (LigTV)
14:00 Antalyaspor - Manisaspor (TRT 1)
14:45 West Ham United - Crystal Palace (LigTV3)
16:00 Çaykur Rizespor - Eskişehirspor (LigTV)
16:30 Bayer Leverkusen - Freiburg (Tivibu)
16:30 Borussia Dortmund - Schalke 04 (TRT Spor)
17:00 Lille - Lyon (Tivibu)
17:00 Granada - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
17:00 Manchester United - Sunderland (LigTV3)
17:00 Newcastle United - Aston Villa (LigTV3)
18:30 Kayserispor - Adana Demirspor (TRT Spor)
19:00 Torku Konyaspor - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 Benfica - Estoril (Tivibu)
19:00 Rayo Vallecano - Levante (NTVSpor Smart HD)
19:30 Eintracht Frankfurt - Hamburg (TRT Haber)
21:00 Toulouse - Saint-Etienne (Tivibu)
21:00 Bordeaux - Reims (A Spor)
21:00 Almeria - Deportivo La Coruna (NTVSpor Smart HD)
21:45 Chievo - Milan (Tivibu)
23:00 Malaga - Getafe (NTVSpor Smart HD)
23:30 Palmeiras - Capivariano (LigTV3)

22 Şubat 2015

92 Kuşağı'ndan Hotel Football

Çok değil ya da çok; 20 yıl öncesi, kombinenin daha memlekete gelmediği günlerdi. Maça gitmek için sabah erken kalkılır eğer derbi ise uyku tutmaz, stadyum çevresinde sabahlanırdı. Kimi sırasına girer kimi kuyruğa kaynak yapar ve ufak gişe penceresinden bileti kaptığı gibi kendini içeriye atardı. Bir merdiven çıkar, o büyülü kapıdan geçer ve sahanın yeşiliyle göz göze geldiğinde savaş kazanmış bir asker gibi boş bulduğun yere otururdun. Maça daha saatler vardı ve acıktığında yiyebileceğin tek şey kötü ama lezzetli sosisli, jiletle kesilmiş kaşar ekmek ve ekürisi ayrandı. Derbilerde stoklar erken biter, rakip tribüne atılıyor diye ayran-su satışı yasaklanır, aç susuz kalırdın. Maç bittiğinde hele de tuttuğun takım kazanmışsa o sokakta köftenin tadına doyum olmazdı.

Şimdi nedense insanlar maça iki gün yemek yememiş gibi geliyor. Açık büfelerde ne ararsanız var, ayaküstü atıştırmalık da değil, beş yıldızlı bir otelin açık büfesindeki çeşit sayısıyla yarışıyorlar. Bilet kuyruğunun yerini açık büfe kuyruğu aldı ve ne gariptir ki birçok 'taraftar' maçı yemek yiyerek tribün yerine tribünlerdeki restoranlarda izliyor. Afiyet olsun tabii...
Futbol taraftarlarının geçirdiği bu evrime ilk isyan eden Manchester United'ın kaptanı Roy Keane olmuştu. 15 yıl önce Dinamo Kiev ile oynadıkları Şampiyonlar Ligi maçından sonra İrlandalı kendini tutamamış ve mikrofonlara "Tribünlerin büyük bir kısmı sahada olup bitenden haberdar değil, futboldan bile anlamıyorlar. Biz bu forma için sahada sakatlanırken bazıları tribünde karidesli sandviçlerini yiyor. Bunlar taraftar değil, benim için taraftar deplasmana gelen, 'hardcore' dediğim insanlar" demişti.


Roy Keane'nin endüstrileşen futbola bu isyanına o gün seslerini çıkartmayan takım arkadaşları 15 yıl sonra İrlandalı'yı çileden çıkartacak bir projeye imza attılar. Manchester United'ın filme (Class of 92) konu olan 92 kuşağının üyeleri artık kramponlarını astı ama elbette futboldan kopamadılar. Ryan Giggs, Neville kardeşler, Scholes ve Nicky Butt'un ortak olduğu ve 24 milyon sterlin harcadıkları Hotel Football, gelecek hafta hizmete giriyor. Beş oyuncunun yıllarca ter döktükleri Old Trafford Stadı'nın yanı başındaki 133 odalı otel adına yakışır şekilde dekore edilmiş elbette.

Her bir köşesinden futbol fışkırıyor otelin. Ryan Giggs ve Gary Neville, Salford Üniversitesi öğrencilerine "Futbol sizin için ne ifade ediyor?" diye sormuş ve bunu resmetmelerini istemişler. Bu tablolar şimdi odaların duvarlarını süslüyor. İnşaatta çalışan işçilerle futbol oynadıkları otelin çatı katı ise bir futbol sahası olarak dizayn edilmiş ve bu alanda maç günlerinde Old Trafford'a gelecek olan taraftarlar 40 sterlin karşılığında barbekü partisine katılabilecekler. Manchester United maçları öncesinde üç bin taraftarı gün boyunca otelde ağırlayacaklar ve sıkı durun 145 sterlin veren maç öncesinde Michelin yıldızlı şef Michael Wignall'ın hazırladığı menüyü yiyecek, ardından maça gidecek ve 90 dakikanın ardından Stadium Siute adı verilen restoranda Garry Neville, Giggs ya da Scholes'un yarım saat sürecek maç analizini şampanyasını yudumlayarak dinleyecek. Her maç günü eski bir futbolcunun imza ve fotoğraf vereceği bir içki ve açık büfenin olduğu 40 sterlinlik paket bu sezon için şimdiden tükenmiş durumda ve gelecek sezon için rezervasyon alıyorlar. Otel odaları maç günlerinde 240 sterline satılırken, yıl boyunca Football Hotel'de kalmak isteyenler ortalama 90 sterlin ödeyecek. Çatı katındaki terastaki futbol sahasında düğün için rezervasyon yapan çift sayısı ise şimdiden yedi oldu bile. Bir de Gary Neville'ın taraftara verdiği söz var. Otelde bira, Manchester publarındakinden (3.5 sterlin) daha pahalıya satılmayacak. Roy Keane bırakın kalmayı bu otelin kapısından geçer mi sizce? 

Le Ballon FC Bar / Paris






20 Şubat 2015

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


20 Şubat Cuma
03:00 San Jose - River Plate (TRT Spor)
19:00 Orduspor - Elazığspor (TRT Spor)
20:00 Kayseri Erciyesspor - Torku Konyaspor (LigTV)
21:30 Stuttgart - Borussia Dortmund (TRT HD)
21:30 Nice - Monaco (Tivibu)
21:45 Juventus - Atalanta (Tivibu)
21:45 Getafe - Espanyol (NTVSpor Smart HD)

21 Şubat Cumartesi
13:30 İstanbul Başakşehir - Gaziantepspor (LigTV)
14:00 Samsunspor - Kayserispor (TRT 1)
16:00 Bursaspor - Çaykur Rizespor (LigTV)
16:30 Augsburg - Bayer Leverkusen (TRT Spor)
17:00 Barcelona - Malaga (NTVSpor Smart HD)
18:00 Paris SG - Toulouse (Tivibu)
18:30 Osmanlıspor FK - Denizlispor (TRT Spor)
19:00 Sivasspor - Galatasaray (LigTV)
19:00 Cordoba - Valencia (NTVSpor Smart HD)
21:00 Moreirense - Benfica (Tivibu)
21:00 Atletico Madrid - Almeria (NTVSpor Smart HD)
21:45 Sampdoria - Genoa (Tivibu)
23:00 Deportivo La Coruna - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)

22 Şubat Pazar
13:00 Mersin İdmanyurdu - Karabükspor (LigTV2)
13:00 Balıkesirspor - Gençlerbirliği (LigTV)
13:00 Real Sociedad - Sevilla (NTVSpor Smart HD)
13:30 Şanlıurfaspor - Karşıyaka (TRT Spor)
14:00 Tottenham - West Ham United (LigTV3)
15:30 PSV Eindhoven - Dordrecht (Tivibu)
16:00 Kasımpaşa - Trabzonspor (LigTV)
16:00 Verona - Roma (Tivibu)
16:00 Lazio - Palermo (Tivibu)
16:30 Hamburg - Mönchengladbach (TRT Spor)
17:45 Feyenoord - Excelsior (Tivibu)
18:00 Lyon - Nantes (Tivibu)
18:00 Athletic Bilbao - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
18:15 Southampton - Liverpool (LigTV3)
18:30 Adana Demirspor - Boluspor (TRT Spor)
18:30 Wolfsburg - Hertha Berlin (TRT Haber)
19:00 Eskişehirspor - Beşiktaş (LigTV)
21:45 Fiorentina - Torino (Tivibu)
22:00 Saint-Etienne - Marseille (Tivibu)
22:00 Elche - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)

23 Şubat Pazartesi
18:30 Altınordu - Giresunspor (TRT Spor)
20:00 Fenerbahçe - Akhisar Belediyespor (LigTV)
20:00 Napoli - Sassuolo (Tivibu)
21:45 Levante - Granada (NTVSpor Smart HD)
22:00 Cagliari - Inter (Tivibu)
22:00 Boavista - Porto (Tivibu)

16 Şubat 2015

Rentmeester-Nike-Jordan

Nike ve Adidas’ın amansız rekabetinde üç flaş transferin ABD’de mahkemeye uzanan öyküsünün mürekkebi kuramadan bir ilginç telif hakları davası daha ABD’da spor endüstrisini sallamaya başladı. Önce bir kısa hatırlatma. Nike’ın futbol departmanında tasarımcı olarak çalışan Hırvat Denis Dekoviç’in yanı sıra iki efsane ismini daha, Marc Dolce ve Mark Miner’ı ABD pazarında atak yapmak için transfer eden Adidas’ın bu hamlesi mahkeme salonuna taşınmıştı. Üç tasarımcı, gelecek yıllara ait eskizleri ve Nike’ın uzun vadeli planlarını Adidas’a taşımakla suçlanmış ve haklarında 10 milyon dolarlık bir tazminat davası açılmıştı. Bu hikayenin mağdur tarafı olduğunu iddia eden Nike bugünlerde 30 yıllık telifinin hakkını arayan bir fotoğrafçıyla davalık oldu. O zaman gelin davanın aktörlerini tanıyalım:
Jacobus Rentmeester, ABD’de  muteber bir gazeteci ve fotoğrafçı. Amsterdam’da doğan ve spor aşığı olan Rentmeester, 1960 Olimpiyatları’nda Hollanda adına kürek çekti ve ABD’ye göç etti. Los Angeles’ta sanat fakültesinde okuyan ve fotoğrafçılık bölümünden mezun olan Rentmeester, 1965 yılında Life dergisine dışardan iş yapmaya başladı. Dergi onu 1966 yılında Vietnam’a yolladı. Üç yıl Vietnam’da kalan ve 1967’de World Press Photo yarışmasında birinci olan Hollandalı, 70’li yıllarda Life’ın yanı sıra Sport Illustrated, People, Stern ve New York Times Magazine için de deklanşöre bastı. 1984’de ABD’de düzenlenen Olimpiyatlar öncesinde Life dergisi farklı dallarda yarış verecek sporcularla özel çekimler yapmasını istedi. Rentmeester, kendisine ayrılan 18 sayfada harikalar yarattı ve Leica’nın büyük ödülüne layık görüldü. Asıl ödülü için ise Hollandalı’dan topu kısa süreliğine Phil Knight’a atalım.
1971’de spor malzemeleri üreten ufak şirketinden elde ettiği gelir yeterli olmayan ve ek iş olarak Portland State Üniversitesi’nde muhasebe dersleri veren Phil Knight, Meksika’da imal ettirdiği spor ayakkabılarına bir logo tasarlaması için üniversitede eğitimine devam eden Carolyn Davidson ile anlaştı. Knight, Davidson’dan hareketi temsil eden bir logo istedi ve markalar tarihinin en unutulmaz logolarından biri Carolyn Davidson’un elinden çıktı. Ortalıkta daha Nike diye bir şirket yoktu ve Phill Knight, Blue Ribbon Sports adını taşıyan şirketinden genç tasarımcıya 35 dolarlık gider makbuzu kesti tasarımı için. Yunan mitolojisinde zafer tanrıçası olan Nike’ın adını alan şirket, “swosh” olarak bilinen logosuyla 70’lerde atağa kalktı ve 1984 Olimpiyatları sonrasında genç bir yıldızla yaptığı sponsorluk anlaşmasıyla global bir marka olmanın en büyük adımı attı. Logoyu tasarlayan Davidson, şirket büyüyüp reklam ajansıyla çalışmaya başlayınca Nike’dan uzaklaşmıştı. Patron Phil Knight onu 12 yıl sonra şirket merkezine davet etti ve Nike logosunun olduğu taşlarla bezenmiş bir altın yüzük ve miktarı ikili arasında gizli kalan şirket hisselerini hediye etti. 29 yıllık tasarım kariyerinin ardından Nike’ın merkezinin bulunduğu Portland, Oregon’da hayatını devam ettiren iki çocuk annesi Carolyn Davidson, Phil Knight’ın ona olan vefasını hiç unutmadı ama Hollandalı fotoğrafçı Jacobus Rentmeester öyle düşünmüyor.  Gelin o zaman 1984 yazına dönelim.

North Carolina Üniversitesi formasıyla şampiyon olduğu sezonun ardından 1984 Olimpiyatları’nda ABD Milli Takımı’na çağrılan genç bir basketbolcunun fotoğraflarını çekmek için kampüse geldiğinde Rentmeester’a Michael Jordan’ın 20 dakika sonra hazır olacağını söylediler. Evet, Hollandalı bir süperstarın doğuşunun ölümsüzleştiren kareleri çekmeye hazırlanıyordu. Çekimi salonda değil açık havada yapmak istediğini söyledi ve iki asistanıyla defalarca deneme yaptıktan sonra Michael Jordan’a istediği pozu, çektiği polaroidlerle anlattı. Rentmeester, açık havada güneşin yarattığı kontrastı kullanmak istemiş ve Michael Jordan’dan balede “Grand Jete” olarak bilinen sıçrayıp bacaklarını havada açmasını söylemişti. Bu Jordan’ın smaç stili değildi, fotoğraflar çekildi, çok beğenildi, sağ elini kullanan Jordan’ın fotoğraftaki smacı sol eliyle vurmasına da kimse takılmadı o günlerde. O yıl NBA Draft’ında Chicago Bulls tarafından seçilen Michael Jordan ile Nike 5 yıllık bir sponsorluk anlaşması imzaladı. 2.5 milyon dolarlık anlaşma abartılı bulundu ama Nike kısa zamanda haklı çıktı.  Şirketin baş tasarımcısı Peter Moore’un elinden çıkan Air Jordan basketbol ayakkabıları için bir logo arayışında olan Nike yönetimi, Life dergisinde gördükleri Michael Jordan fotoğraflarının iki yıl kullanmak için Rentmeester’a önce sadece 150 dolar ödediler ama fotoğraftan üretilen “Air Jordan” logosu bilboard’lara çıkınca Hollandalı fotoğrafçının hesabına 15 dolar daha havale ettiler. Michael Jordan, NBA’i sallamaya başlayınca her yıl farklı bir Air Jordan modeli tasarlayan ve logosunu ayakkabıdan kaldırıp ve kendi içinde “Jumpman” markasını yaratan Nike’ın patron katına 30 yıl sonra bir mahkeme tebligatı ulaştı.

Nike, Air Jordan logosunun patentini 1989 yılında almıştı. Hollandalı fotoğrafçı Rentmeester ise 1984’de çektiği Michael Jordan fotoğraflarının patentini almak için 2014 yılının sonunda başvuru yapmıştı. ABD’de federal telif yasasına göre telif ihlalinin başlangıcından itibaren hak iddia eden taraf 3 yıl içinde bunu mahkemeye taşımak zorunda. Rentmeester’ın 30 yıl sonra Nike’ın kapısını aşındırmasına sebep olan ise ABD Yüksek Mahkemesi’nin Mayıs 2014’te verdiği bir karar: Telif hakkının zararı için karşı taraf üründen kar ettiği sürece dava yolu açıktır. Nike, 30 yıl sonra Air Jordan modellerini yenileyerek piyasaya sürdüğü bugünlerde Jacobus Rentmeester’a hakimin vereceği cevap ne olur sizce? 

14 Şubat 2015

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


14 Şubat Cumartesi
13:30 Karabükspor - Kasımpaşa (LigTV)
13:30 Göztepe - Hatayspor (Kanal 35)
14:00 Elazığspor - Şanlıurfaspor (TRT 1)
14:45 West Bromwich A. - West Ham United (Tivibu)
16:00 Akhisar Belediyespor - Kayseri Erciyesspor (LigTV)
16:30 Bayer Leverkusen - Wolfsburg (TRT Spor)
16:30 Bayern München - Hamburg (Tivibu)
17:00 Paris Saint Germain - Caen (Tivibu)
17:00 Sevilla - Cordoba (NTVSpor Smart HD)
18:30 Antalyaspor - Orduspor (TRT Spor)
19:00 Gaziantepspor - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 Sassuolo - Fiorentina (Tivibu)
19:00 Real Madrid - Deportivo La Coruna (NTVSpor Smart HD)
19:30 Eintracht Frankfurt - Schalke 04 (TRT Haber)
19:30 Crystal Palace - Liverpool (Tivibu)
21:00 Lille - Nice (A Spor)
21:00 Monaco - Montpellier (Tivibu)
21:00 Granada - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)
21:00 Corinthians - Botafogo SP (LigTV3)
21:45 Palermo - Napoli (Tivibu)
22:15 Belenenses - Sporting Lisbon (Tivibu)
22:30 Bragantino - Sao Paulo (LigTV3)
23:00 Malaga - Espanyol (NTVSpor Smart HD)

15 Şubat Pazar 
13:00 Çaykur Rizespor - Mersin İdmanyurdu (LigTV2)
13:00 Valencia - Getafe (NTVSpor Smart HD)
13:30 Kayserispor - Manisaspor (TRT Spor)
13:30 Milan - Empoli (Tivibu)
14:30 Aston Villa - Leicester City (Tivibu)
15:00 Bordeaux - Saint-Etienne (Tivibu)
16:00 Beşiktaş - Bursaspor (LigTV)
16:00 Roma - Parma (Tivibu)
16:00 Atalanta - Inter (A Spor)
16:30 Hertha Berlin - Freiburg (TRT Spor)
17:45 Ajax - Twente (Tivibu)
18:00 Barcelona - Levante (NTVSpor Smart HD)
18:00 Arsenal - Middlesbrough (Tivibu)
18:30 Albimo Alanyaspor - Adana Demirspor (TRT Spor)
18:30 Hannover 96 - Paderborn (TRT Haber)
19:00 Trabzonspor - İstanbul Başakşehir (LigTV)
19:00 Club Brugge - Lokeren (NTVSpor)
19:00 Benfica - Vitoria Setubal (Tivibu)
20:00 Rayo Vallecano - Villarreal (NTVSpor Smart HD)
21:15 Sporting Braga - Arouca (A Spor)
21:45 Cesena - Juventus (Tivibu)

22:00 Lorient - Lyon (Tivibu)

8 Şubat 2015

Hayat bir tornadır
Ronaldo da bir makine


Real Madrid'in ona biçtiği değer bir milyar Euro. Menajeri Jorge Mendes ise kulübü satmaya yanaşsa 400 milyon euro bonservis ödemeye hazır kulüpler olduğunu söylüyor. İnsanın aklına da Manchester City ve Paris Saint Germain'den başka kulüp gelmiyor zaten. Takım arkadaşı Gareth Bale ile birlikte futbol tarihinde bonservisine (96 milyon) en çok para ödenen futbolcu. 5 Şubat'ta 30 yaşına giren sahadaki Cristiano Ronaldo'yu dünyada tanımayan yok. Peki saha dışındaki Ronaldo? İşte zor bir hayatın tornasından çıkmış bu mükemmel makinenin hayatından kesitler... 
 Madeira'da bahçıvanlık yapan Jose Dinis Aveiro ve Maria Dolores'in dört çocuğunun en ufağı. Adını babasının filmlerinden dolayı hayranı olduğu ABD eski Başkanı Ronald Reagan'dan aldı. Alkol bağımlısı olan babası Jose'yi kaybettiğinde 20 yaşındaydı. Ronaldo, amatör Andorinha takımında 8 yaşında forma giyerken ek iş olarak soyunma odalarını temizliyor, arkadaşları bu yüzden onunla dalga geçiyordu. 
 Annesi Maria Dolores, eşini kaybettikten sonra ailenin baskın figürü. 2008 yılında göğüs kanserine yakalandı ve ABD'deki tedavi sonrasında sağlığına kavuştu. Babasını alkole kurban veren Ronaldo, ağabeyi Hugo'yu alkol ve uyuşturucu batağından çıkardı. Ablaları, Ronaldo için ikinci birer anne. Sahnede Ronalda ismini kullanan ve tek hayali şarkıcı olmak olan ablası Katia için Lady Gaga'nın prodüktörüne büyük paralar döktü. Büyük ablası Elma ise, CR7 markasının ve butiklerinden sorumlu. 




 15 yaşında kalbinde çıkan rahatsızlık nedeniyle bırakın futbol oynamayı hayatının tehlikede olduğu söylendi. Geçirdiği operasyondan birkaç gün sonra futbol sahasında düz koşulara başlamıştı bile. 
 Hiçbir zaman iyi bir öğrenci olmadı. 14 yaşında Maderia aksanıyla dalga geçen öğretmenine sandalye fırlatınca ilk cezasını aldı. Yıllar sonra doğduğu yerde bir ceza daha yiyecekti. Milyon euroluk otombiliyle gaza fazla basmıştı, polis memuru önce cezayı kesti, arından hatıra fotoğrafı çektirip, imza aldı. 
 Hayatında ilk kazandığı para 5 euro. Sporting Lizbon alt yapısındayken A takım maçlarında kenarda top toplayıcı çocuktu. Genç takımda ayda 50 euro kazandı. A Takıma çıktığında ayda 2 bin euro verdiler. Ronaldo, çocuk yaşta gittiği Lizbon'dan bu parayı her ay ailesine yolladı. n Forbes'in 2014 raporuna göre Ronaldo bir yılda Real Madrid'den aldığı sezon başına ücret, bonuslar ve sponsorlardan 70 milyon dolar kazandı. En büyük sponsoru kramponlarını giydiği Nike. Coca-Cola, Castrol, Konami, Motorola, Jacob&Co, Herbalife, KFC, Fly Emirates ve Tah Heuer ile sponsorluk anlaşması var. 




 Lizbon'a geldiğinde zayıf ve çelimsizdi. Futbol sahasında topla geçirdiği zamanın çok daha fazlasını fitness salonunda geçirmeye başladı. O günlerde bir kural koydu kendine. Oynadığı takımlarda idmana en önce o gelecek ve tesislerden en son çıkacaktı. Hiç vazgeçmedi, 15 yıl sonra Real Madrid'de de bu kuralı uyguluyor. 
 Real Madrid tesislerinde günde dört saat idmanın ardından evinde havuzda ve ağırlık aletleriyle iki saat çalışıyor. Günde 10 saat uyuyor ve 365 gün idman yapıyor. 100 metre koşan atletlerden yılda 900 daha fazla sprint atıyor. Olduğu yerde zıpladığında 44 cm yükseğe, koşarak ise 77 cm sıçrıyor. Bu rakam NBA ortalamasının 7 cm üzerinde. Vücundaki yağ oranı yüzde 10. Frikiklerde ulaştığı maksimum hız 130 km. Bir günde idmanlarda kaldırdığı ağırlığın toplamı ise 23 bin kilo. 




 52 yaşında alkolden kaybettiği babası yüzünden ağzına içki sürmüyor, sigara içmiyor ve düzenli olarak kan bağışında bulunduğu için vücuduna dövme yapmıyor. 
 Çocukluğundan iki lakabı var. Mahalle maçlarında arkadaşları pas vermeyip ya da onun paslarıyla gol kaçırdığında ağladığından, "Ağlayan çocuk" ve çok hızlı olduğu için de "Küçük Arı." 
 Messi ile birlikte peşinde yüzlerce gazeteci olan iki büyük yıldızdan biri ama 2010 yılında dünyaya gelen ve kendi adını verdiği oğlunun annesini kimse tanımıyor. Cristiano Jr'un garson olduğu iddia edilen annesinin menajer Jorge Mendes'den aldığı bol sıfırlı bir çekle susmayı kabul ettiği söyleniyor. Rus model Irina Shayk ile ilişkisi İngiliz medyasının iddiasına göre, annesi ve iki kız kardeşinin baskısıyla geçen ay sona erdi. 
 Özel röportaj vermiyor. Son 10 yılda verdiği özel röportajlar bir elin parmaklarıyla sınırlı. Özel hayatı ve ailesi hakkındaki tüm soruları yanıtsız bırakıyor. Madrid merkezinde onu bugüne kadar görebilen çok az insan var. Gece hayatını sevmiyor ama özel partilere katıldığında mekan patronlarından tek isteği gizlilik. Bu kural bozulduğunda restoran ve gece kulübüne bir daha uğramıyor. 




 Ezeli rakibi Atletico Madrid'in 10 numarası Arda Turan ile Madrid'in dışında La Finca bölgesinde aynı sitede oturuyor. 5 milyon euro ödediği 950 metrekarelik villasının yanı sıra misafirlerini ağırladığı bir villası daha var. Arda Turan gibi en sık gittiği restoran Ten Con Ten. En sevdiği restoran evine yakın olan Urechu. Restoranın şefi her zaman kırmızı et yediğini ve meyve suyu içtiğini söylüyor. Bir Portekizli olarak deniz ürünlerinden elbette vazgeçmiyor, suşi için ise Madrid'in en popüler Japon restoranı Kabuki'ye gidiyor. 
 Real Madrid'de en yakın arkadaşları milli takımdan arkadaşları Coentrao ve Pepe. Evindeki partilere ise Sergio Ramos ve beraber oynadığı yıllarda Mesut Özil'i çağıran Ronaldo, bir Portekizli'nin işlettiği ve ucuz bir kafe olan Miranda'ya da sık sık uğruyor. 


 Casino'ya gittiğinde özel odada rulet oynayan Ronaldo'nun poker karesi ise futbol sahasındaki rakiplerinden oluşuyor. Barcelona'lı Pique ve eski Atletico Madrid'li Diego Costa poker arkadaşları. 
 Ronaldo'yu bugünlerde en çok rahatlatan ise evine kurduğu kritoterapi cihazı. -200 derecede gördüğü terapiyle 40 yaşına kadar futbol oynayacağına inanıyor ve hayali onu yıldız yapan Manchster United formasıyla yeşil sahalara veda etmek. 

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


7 Şubat Cumartesi
13:30 Sivasspor - Akhisar Belediyespor (LigTV)
14:00 Orduspor - Adanaspor (TRT 1)
14:45 Tottenham - Arsenal (LigTV3)
16:00 Kayseri Erciyesspor - Gaziantepspor (LigTV2)
16:30 Stuttgart - Bayern München (TRT Spor)
16:30 Freiburg - Borussia Dortmund (Tivibu)
17:00 Rennes - Marseille (Tivibu)
17:00 Atletico Madrid - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
18:30 Karşıyaka - Elazığspor (TRT Spor)
19:00 Fenerbahçe - Trabzonspor (LigTV)
19:00 Verona - Torino (Tivibu)
19:00 Villarreal - Granada (NTVSpor Smart HD)
19:30 Hamburg - Hannover 96 (TRT Haber)
19:30 Everton - Liverpool (LigTV3)
21:00 Evian TG - Bordeaux (A Spor)
21:00 Levante - Malaga (NTVSpor Smart HD)
21:45 Juventus - Milan (Tivibu)
21:45 PSV Eindhoven - Utrecht (Tivibu)
23:00 Real Sociedad - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
23:30 Sao Paulo - XV De Piracicaba (LigTV3)

8 Şubat  Pazar
13:00 Balıkesirspor - Torku Konyaspor (LigTV2)
13:00 Mersin İdmanyurdu - Kasımpaşa (LigTV)
13:00 Cordoba - Almeria (NTVSpor Smart HD)
13:30 Osmanlıspor FK - Altınordu (TRT Spor Web)
13:30 Gaziantep BBSK - Kayserispor (TRT Spor)
13:30 Fiorentina - Atalanta (Tivibu)
14:00 Burnley - West Bromwich (LigTV3)
15:00 Guingamp - Monaco (Tivibu)
15:30 Go Ahead Eagles - Ajax (Tivibu)
16:00 Bursaspor - Gençlerbirliği (LigTV)
16:00 Bucaspor - Denizlispor (TRT Spor Web)
16:00 Manisaspor - Boluspor (TRT Spor Web)
16:00 Cagliari - Roma (Tivibu)
16:00 Napoli - Udinese (Tivibu)
16:00 Sampdoria - Sassuolo (A Spor)
16:05 Newcastle United - Stoke City (LigTV2)
16:30 Werder Bremen - Bayer Leverkusen (TRT Spor)
18:00 Getafe - Sevilla (NTVSpor Smart HD)
18:15 West Ham United - Manchester United (LigTV2)
18:30 Adana Demirspor - Giresunspor (TRT Spor)
18:30 Augsburg - Eintracht Frankfurt (TRT Haber)
19:00 Çaykur Rizespor - Beşiktaş (LigTV)
19:00 Cercle Brugge - Anderlecht (NTVSpor)
20:00 Espanyol - Valencia (NTVSpor Smart HD)
21:00 Palmeiras - Corinthians (LigTV2)
21:00 Fildişi Sahili - Gana (Eurosport)
21:45 Inter - Palermo (Tivibu)
22:00 Lyon - Paris SG (Tivibu)
22:00 Sporting Lisbon - Benfica (Tivibu)
22:00 Athletic Bilbao - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
23:30 Santos - RB Brasil (LigTV3)

4 Şubat 2015

Deniz Bitti Sonrası Taşlı Yol


Ara transfer dönemi de gösterdi ki Türk futbolunda deniz bitti! Taraftarın cebinden çıkan parayı yıllardır harp vurup harman savuran yöneticilerin saçtığı milyonların gelirler hanesinde karşılığı zaten yoktu ama UEFA'nın Finansal Fair Play kuralları bir gerçeği yüzlerine vurdu:
Gelirin kadar harca, yoksa Avrupa Kupaları'na katılma. Futbolcu yetiştirip ihraç eden bir ülke ne yazık ki değiliz. Gelir kalemleri ise belli: Yayın gelirleri, gişe gelirleri, sponsorluklar ve resmi ürün satışından kazanılan para. Gelin sırasıyla röntgenlerini çekelim. 

YAYIN GELİRLERİ: F.Bahçe'nin havuzdan çıktığı takdirde daha fazla kazanacağı iddiası var. Doğrudur, 17 iç saha maçından daha fazla gelir elde edebiliriz, peki 17 deplasmanda rakibe ödeyeceğiniz rakam? İspanyollar ve İtalyanlar en çok-en az kazanan arasındaki makası azaltmaya ve İngilizler'le Almanlar'ı örnek almaya çalışırken, bizde 3 Büyükler'in daha fazla pay istiyoruz çıkışı yersiz. Mesele Türkiye'deki abone sayısı. İspanya ve İtalya kadar nüfusa sahibiz ama onlar bizden 4-5 kat fazla aboneye sahip. Türkiye'de kahvehane ve restoranlarda toplu maç izleme geleneği de bu rakamın artmasını engelliyor. Abone sayısı 1.5 milyon. Bu rakam 4 milyon ve üzerine çıkmadan Türkiye'de hiçbir kulüp, Avrupalı rakipleri kadar gelir elde edemez.

GİŞE GELİRLERİ: 
İngiltere ile kombine fiyatları at başı gidiyor Türkiye'de. 500 milyon Euro değerindeki Manchester City'nin kombineleri Galatasaray ve Fenerbahçe'den çok daha ucuz. Barcelona ve Real Madrid de öyle. Alman kulüpleri de. Boş tribünleri Passolig uygulamasıyla açıklamak için yönetimler için bir kaçış yolu. Borç arttıkça kombine fiyatlarına zam yapan, taraftar yerine maç günü açık büfede saatler geçiren futbolu severmiş gibi yapan insanları tribüne çağıran yönetimlerin unuttuğu; bu insan grubu için futbolun bir tutku değil, sadece trend olan bir aktivite olduğudur. 42-43 bin kombine satan Galatasaray ve Fenerbahçe, açık büfeli maç aktivitesinden sıkılan insanlar kendilerine yeni eğlenceler bulduğu için 30 binin altına indi. 

SPONSORLAR: Bu kadar kavga, gürültünün olduğu, başkan ve yöneticilerin birbirlerine "zorunlu açıklama"larla bel altı vurduğu Türk futbolunda, kendi markalarının prestijini korumak için futboldan çekilen şirketlere kim "Haksızsınız" diyebilir ki? Fenerbahçe'nin göğüs reklamı yok, Galatasaray da piyasasını düşürüp, yok pahasını forma reklamı aldı. Global markalar Türkiye'den para kazanıyor ama sponsorluk deyince ortada yoklar. 

ÜRÜN SATIŞI: Son 15 yılda korsanı önleyip resmi ürün satışından iyi gelir elde eden kulüpler artık eskisi kadar para kazanamıyor. Neden? Çünkü taraftar doydu. Her sezon 3 yeni forma çıkartırım, satarım, armayı neyin üstüne koysam taraftar alır diyen profesyoneller, Türkiye'de taraftar profili nedir, buna hiç kafa yormadılar... Sonuç, binlerce forma internette "ucuz" sitelerine düştü...
Bizde İtalyan kulüplerinde olduğu gibi "patron" başkanlar yok ama maşallah bizimkiler onlardan çok daha büyük patron koltuklarında oturuyorlar. Kimisi yerinden kalkmayı bilmezken, kimi de oyuncak gibi gördüğü kulüp yönetiminden sıkılınca arkasına bakmadan kaçıyor. 
Ünal Aysal'ın çilekleri, Aziz Yıldırım'ın yıldız transferleri.... "Büyük başkan bize Drogba'yı al, Dzeko'yu getir" diye bağıranlar... En büyük halüsinasyon budur Türk futbolunda. Parayı veren düdüğü çalmıyor maalesef. Taraftar harcıyor, başkanlar kendi cebinden vermiş gibi havasını atıyor. 500 milyon TL üstü borcu olanlar için deniz bitmiştir, bundan sonrası taşlı yol... "Asla yalnız yürümeyeceksin" diyenler yalın ayak gelmesinler....

1 Şubat 2015

Super Bowl 49


İtalyanların, oyun karakterine de çok yakışan şekilde calcio (tekme) dedikleri bizim futbola, Amerikalılar 'soccer' diyor. Futbol deyince akıllarına da elbette Amerikan futbolu geliyor.
NBA'de bir maçta 100 sayı atan Wilt Chamberlain varken tarihte, Amerikan futbolunda bol skorlu karşılaşmalara alışmışken, yeni kıtanın insanlarına 90 dakika süren ve 0-0 bitme ihtimali olan bir oyunu sevdirebilmek pek kolay olmamıştı. Neyse ki onu da başardılar. ABD Milli Takımı'nın Brezilya'daki Dünya Kupası'nda yaptıkları hepimizin hafızasında, özellikle de Belçika maçında 16 net pozisyonu önleyen kaleci Tim Howard. Büyük porsiyonlar sayesinde obeziteye varan bedenlerin doldurduğu büyük otomobillerle gidilen dev stadyumlar, dev gökdelenler ve her spor müsabakasının bir Dünya Kupası finali ihtişamında oynanması, Amerikan rüyasının bir parçası. Bu rüyanın en renklisi de bizim saatimizle bu gece 01.30'da sahne alacak. 49. Super Bowl Finali'nde son şampiyon Seattle Seahawks, New England Patriots ile karşı karşıya gelecek. Amerikan futbol Ligi'nde Arizona Cardinals'in maçlarını oynadığı ve 2008 yılında da Super Bowl finaline ev sahipliği yapan Phoenix Üniversitesi Stadyumu'nda her şey hazır. 3 bin personel o gün finale gelecek olan 65 bin taraftara en iyi hizmeti vermek için yarışacak çünkü Super Bowl'dan Arizona'nın 24 saat içinde beklediği gelir 500 milyon dolar. Final günü Arizona'ya 100 bin futbol tutkunu akın edecek ve yabancı medyayla birlikte 6 bin gazeteci dünyanın en görkemli spor organizasyonunu sayfalarına ve ekranlarına yansıtacak.


Tarihin ilk Super Bowl finalinde Los Angeles'ta izleyiciler bir bilet için 6 dolar öderken, 49. finalde bu rakam ortalama bin 500 dolara çıktı. Maçı en iyi koltuklardan izlemek isteyenlerin cebinden çıkacak rakam ise tam 9 bin dolar. Super Bowl finali ABD'de reklam endüstrisi için en değerli saatler. Aklınıza gelebilecek tüm global markalar Super Bowl finali öncesi, devre arası ve sonrasındaki reklam kuşağında yer alabilmek için yayıncı kuruluş Fox Tv'nin istediği inanılmaz rakamları ödemek zorunda. 1967 yılında Super Bowl finalinde 30 saniyelik bir reklam için 40 bin dolar ödenirken, bu gece oynanacak finalde Fox'un 43 reklam rezervasyonu için istediği rakam reklam başına 4.5 milyon dolar. 30 saniyeden başlayan ve iki dakikaya kadar uzayan bu 43 reklam her yıl Super Bowl finali sonrasında internette en çok izlenen videolar arasına giriyor ve milyarlarca insana ulaşıyor.
Super Bowl elbette ki sadece bir futbol maçı değil, büyük bir şovun sadece ana sahnesi. Her yıl merakla beklenen ise devre arasında 15 dakikalığa sahne alacak şarkıcı ya da grubun kim olacağı. 2004'te Janet Jackson'un sahnede elbisesinin azizliğine uğradığı ve göğsünün açıldığı sahne için ABD'nin RTÜK'üne gelen şikayet sayısı 540 bin idi. Finalin tarihinde sahneye çıkan isimleri hatırlarsak eğer, Michaeal Jackson'dan, Madonna'ya, U2'dan Paul McCartney'e kadar tüm efsaneler Super Bowl'un devre arasında 15 dakikalığına da olsa şovun bir parçası oldu. Bu geceki finalde ABD milli marşını Idina Menzel seslendirecek. Devre arasında da sahne Katy Perry'nin olacak. Geçen yılki Red Hot Chili Peppers'dan sonra kötü bir tercih değil mi sizce de? 
170 ülkede naklen yayınlacak olan 49. Super Bowl Finali, 25 farklı dilde tüm dünyaya ulaşacak. Arizona'daki stadyumda ise spikerler dokuz farklı dilde dev finali kimi ülkede sabah kahvaltısında kiminde ise bizde olduğu gibi gecenin en karanlık saatinde izleyicilerle buluşacak. Geçen yıl Seattle Seahawks'ın Denver Broncos'u devirdiği 48. finali ABD'de 111.5 milyon kişi televizyondan izledi ve bu rakam ülke televizyon tarihine bir rekor olarak geçti. Bahislerde Seattle bir adım önde olsa da bu geceki finalin geçen yıldan çok daha çekişmeli geçeceğine ve rekorun bir kez daha kırılacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Böyle görkemli bir finali izlerken elbette insanın eli ağzı boş durmaz. Super Bowl finalinin olduğu gün ABD'de Şükran Günü'nünden sonra en çok kalori alınan gün olarak biliniyor. Süpermarketlerin içecek reyonları boşalıyor, barbeküler saatler öncesinden yakılıyor ve maç saatinde ABD'liler ortalama 2 bin 400 kalori alıyor. Final günü 1.2 milyar adet tavuk kanadını mideye indiren Amerikalıların Dominos'tan sipariş ettikleri pizza dilimi sayısı 11 milyon, buna 11.2 milyon patates kızartması eşlik ediyor ve yanında da 325.5 milyon galon bira eşlik ediyor.
Kazananın Tiffany&Co tarafından hazırlanan The Vince Lombardi Trophy'yi kaldırdığı, NFL yönetiminin şampiyonluk yüzüklerinin tanesine 5 bin dolar ödediği Super Bowl finallerinde en çok sevinen takım Pittsburg Steelers. Sekiz finalin altısını kazanan Steelers iken en fazla final kaybeden takım altı kez ile geçen yıl da kaybeden Denver Broncos. Son şampiyon Seahawks'ın geçen yılki kadrosundan bu finale sadece beş oyuncu gelirken, New England Patriots'un 10 yıl önce kazandığı finalin kahramanlarından Tom Brady ve Vince Wilfork yine sahada olacak.



Amerikan futbolunun Cristiano Ronaldo'su, Tom Brady Super Bowl finaline sıkıntılı geliyor. Takımının yıllardır havası indirilmiş toplarla maç kazandığı suçlamalarına göğüs geren Tom Brady final haftasında bir de ağır griple savaş veriyor. Kimden bulaşmış dersiniz? Dünyanın en çok kazanan top modeli olan eşi Gisele Bündchen'den. 

31 Ocak 2015

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



31 Ocak Cumartesi
11:00 Güney Kore - Avustralya (Eurosport2)
13:30 Kasımpaşa - İstanbul Başakşehir (LigTV)
13:30 Göztepe - İnegölspor (Kanal 35)
14:00 Albimo Alanyaspor - Manisaspor (TRT Spor Web)
14:00 Kayserispor - Orduspor (TRT 1)
14:45 Hull City - Newcastle United (LigTV3)
16:00 Gaziantepspor - Sivasspor (LigTV)
16:30 Schalke 04 - Hannover 96 (TRT Spor)
16:30 Stuttgart - Mönchengladbach (Tivibu)
17:00 Real Madrid - Real Sociedad (NTVSpor Smart HD)
17:00 Liverpool - West Ham United (LigTV3)
17:30 Marseille - Evian TG (Tivibu)
18:00 Kongo - Demokratik Kongo (Eurosport)
18:30 Antalyaspor - Karşıyaka (TRT Spor)
19:00 Karabükspor - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 Genoa - Fiorentina (Tivibu)
19:00 Benfica - Boavista (Tivibu)
19:00 Eibar - Atletico Madrid (NTVSpor Smart HD)
19:30 Bayer Leverkusen - Borussia Dortmund (TRT Haber)
19:30 PSV Eindhoven - Willem II (Tivibu)
19:30 Chelsea - Manchester City (LigTV3)
21:00 Nantes - Lille (Tivibu)
21:00 Lorient - Montpellier (A Spor)
21:00 Granada - Elche (NTVSpor Smart HD)
21:00 Osasco Audax - Palmeiras (LigTV2)
21:30 Tunus - Ekvator Ginesi (Eurosport)
21:45 Roma - Empoli (Tivibu)
23:00 Celta Vigo - Cordoba (NTVSpor Smart HD)

24 Ocak 2015

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


24 Ocak Cumartesi
13:30 İstanbul Başakşehir - Mersin İdmanyurdu (LigTV)
14:00 Denizlispor - Samsunspor (TRT Spor Web)
14:00 Bucaspor - Osmanlıspor FK (TRT 1)
16:00 Gaziantepspor - Balıkesirspor (LigTV)
17:00 Cordoba - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
17:00 Manchester City - Middlesbrough (Tivibu)
18:00 Fildişi Sahili - Mali (Eurosport)
18:30 Altınordu - Adana Demirspor (TRT Spor)
19:00 Akhisar Belediyespor - Eskişehirspor (LigTV2)
19:00 Kasımpaşa - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 Elche - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
19:30 Cambuur - PSV Eindhoven (Tivibu)
19:30 Liverpool - Bolton Wanderers (Tivibu)
21:00 Bastia - Bordeaux (A Spor)
21:00 Atletico Madrid - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
21:00 Kamerun - Gine (Eurosport)
21:45 Lazio - Milan (Tivibu)
23:00 Villarreal - Levante (Tivibu)

25 Ocak Pazar
13:00 Albimo Alanyaspor - Gaziantep BBSK (TRT Spor)
13:00 Deportivo La Coruna - Granada (NTVSpor Smart HD)
13:30 Boluspor - Orduspor (TRT Spor Web)
13:30 Ajax - Feyenoord (Tivibu)
15:00 Lyon - Metz (Tivibu)
15:30 Adanaspor - Karşıyaka (TRT Spor)
16:00 Karabükspor - Kayseri Erciyesspor (LigTV)
16:00 Inter - Torino (Tivibu)
16:00 Sampdoria - Palermo (A Spor)
16:00 Juventus - Chievo (Tivibu)
18:00 Athletic Bilbao - Malaga (NTVSpor Smart HD)
18:00 Brighton - Arsenal (Tivibu)
18:30 Antalyaspor - Elazığspor (TRT Spor)
19:00 Galatasaray - Çaykur Rizespor (LigTV)
19:00 Cercle Brugge - Club Brugge (NTVSpor)
20:00 Maritimo - Porto (Tivibu)
20:00 Espanyol - Almeria (NTVSpor Smart HD)
20:00 Kongo - Burkina Faso (Eurosport2)
20:00 Gabon - Ekvator Ginesi (Eurosport)
21:45 Fiorentina - Roma (Tivibu)
22:00 Saint-Etienne - Paris SG (Tivibu)
22:00 Valencia - Sevilla (NTVSpor Smart HD)

26 Ocak Pazartesi
20:00 Gençlerbirliği - Beşiktaş (LigTV)
20:00 Empoli - Udinese (Tivibu)
20:00 Demokratik Kongo - Tunus (Eurosport)
20:00 Yeşil Burun Adaları - Zambiya (Eurosport2)
21:45 Getafe - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
22:00 Napoli - Genoa (Tivibu)
22:00 Pacos Ferreira - Benfica (Tivibu)
22:00 Rochdale - Stoke City (Tivibu)

22 Ocak 2015

Futbol Filmleri Festivalleri

 12-15 Mart-Barselona
9-14 Şubat Bilbao 

Deloitte Money League 2015


Deloitte Money League 2015

17 Ocak 2015

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


17 Ocak Cumartesi
17:00 Real Sociedad - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
17:00 Swansea City - Chelsea (LigTV3)
18:00 Lens - Lyon (Tivibu)
18:00 Ekvator Ginesi - Kongo (Eurosport2)
19:00 Empoli - Inter (Tivibu)
19:00 Valencia - Almeria (NTVSpor Smart HD)
19:30 Newcastle United - Southampton (LigTV3)
20:00 Galatasaray - River Plate (Smart Spor)
21:00 Monaco - Nantes (Tivibu)
21:00 Metz - Montpellier (A Spor)
21:00 Villarreal - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)
21:00 Burkina Faso - Gabon (Eurosport2)
21:45 Palermo - Roma (Tivibu)
21:45 Vitesse - PSV Eindhoven (Tivibu)
23:00 Espanyol - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)

18 Ocak Pazar
13:00 Gümüşhanespor - Nazilli Belediyespor (Mavi Karadeniz)
13:00 Getafe - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
13:30 Göztepe - Gölbaşıspor (Kanal 35)
13:30 Lazio - Napoli (Tivibu)
15:00 Paris SG - Evian TG (Tivibu)
15:30 Feyenoord - Twente (Tivibu)
15:30 West Ham United - Hull City (LigTV2)
16:00 Parma - Sampdoria (A Spor)
18:00 Rennes - Saint-Etienne (Tivibu)
18:00 Manchester City - Arsenal (LigTV2)
20:00 Maritimo - Benfica (Tivibu)
20:00 Deportivo La Coruna - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
21:45 Juventus - Verona (Tivibu)
22:00 Marseille - Guingamp (Tivibu)
22:00 Sevilla - Malaga (NTVSpor Smart HD)

13 Ocak 2015

Messi'ye Çıkan Yokuşlu Yollar

Onun büyük bir yetenek olduğunu kulübe rapor eden Buenos Aires'de yaşayan bir Barcelona taraftarıydı. Camp Nou'ndaki ilk sezonunda anlaşıldı ki büyük kelimesi kifayetsiz kalıyor. Katalanlar, Real Madrid'i yıkacak adamı bulmuşlardı, 82 Dünya Kupası sonrasında. Bilbao Kasabı'nın sahadan kazıyan darbesi olmasa daha uzun yıllar kalır mıydı? Arjantin'den gelen eş-dost-akrabadan oluşan 30 kişilik kolonisiyle yaşayan Maradona'yı 58 maçta attığı 38 golün yarım kalan sevinciyle Napoli'ye sattı Barcelona başkanı. Arjantinli yoldan çıkmıştı ve o yoldan çıkanın Barcelona'da geleceği olmazdı. Sonrasını biliyorsunuz. Bakmayın İngilizlerin şimdilerde büyük golcüler yetiştirmediğine. Bugünün usta yorumcusu Gary Lineker, gol kralı olduğu Dünya Kupası'ndan sonra Barcelona'da iki sezon oynadı, 20 ve 16 golle tamamladı o iki sezonu ama Cruyff geldiğinde Juventus'un Henry'yi kanatta heba ettiği gibi Hollandalı hoca da İngiliz golcüyü ceza sahasından uzaklaştırdı. Lineker, koptu gitti Barcelona'dan, Tottenham forması giydi. Ezeli rakibi Real Madrid, futbol endüstrisinin adının anılmadığı yıllarda çok daha vefalı çok daha az adam harcayan bir kulüp müydü? Barcelona'nın harcadığı, kovaladığı ya da kaçan yıldızlara baktığımızda sorunun cevabı evet. PSV'den 1996'da genç bir Brezilyalı almışlardı. Teknik direktör Bobby Robson, tercümanı da Jose Mourinho. Genç golcü Compestela maçında topu kendi yarı sahasından almış, çalımlamadığı adam kalmamış ve golü atınca Robson iki elini başına götürüp yarım asırlık kariyerimde böyle gol görmedim demeye getirmişti. 49 maçta 50 gol atan o Brezilyalı genç çocuğu sezon sonunda Inter'e sattılar. Ronaldo yıllar sonra Real Madrid formasıyla, Barcelona'nın karşısına dikildi. 


Juventus'ta döktüren Michael Laudrup, Kuzey'in yetiştirdiği en yetenekli futbolcuydu, bugün oynasa 100 milyon euro ödenebilecek futbolculardan işte. Cruyff'un patronu olduğu takım Laudrup'u Real Madrid'e kaptırdı. Barcelona hiç akıllanmamıştı. Orta sahada 80'lerin efsane ismi Bernd Schuster'i de ezeli rakiplerine kaptırmışlar, Alman yıldız, Akbaba Beşlisi'ne orkestra şefliği yapmıştı. Popescu ile birlikte almışlardı Luis Figo'yu. Takım kaptanlığına kadar yükselen Portekizli, Camp Nou'da taraftarın gözünde en muteber adamdı. Kaçan balık büyük olur. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, serbest kalma rakamını kimsenin ödemeyeceğine inanan Barcelona'nın banka hesabına parayı yatırınca, Figo, beyaz formayı giymiş, yıllar sürecek nefret dolu El Clasico'ların startı verilmişti. Romario'nun değerini bilemediler, yıllarca takımı sırtlayan Rivaldo'yu kalbi kırık vaziyette Milan'a yolladılar. Alt yapıdan yetişen Fabregas, La Masia'nın arka kapısından kaçıp Arsenal'e gittiğinde 16 yaşındaydı. Dönmesi için 40 milyon euro ödediler yıllar sonra. Genç yaşta Manchester United'a giden ve dönmesi için milyonlar ödenen stoper Pique gibi. 2003 yılında Cristiano Ronaldo'yu alabilirlerdi, Quaresma'ya imza attırdılar. Forması daha çok satar diye Real Madrid Beckham'ı alıp Ronaldinho'dan vazgeçince, Barcelona'ya imza atan Brezilyalı her şeyi kazandıktan sonra büyüyen göbeğiyle Milan'ın yolunu tuttu. Gidene, kal diyen yoktu Barcelona'da. Son çeyrek asırda iki efsane kadroyu yapan Cruyff'u, Başkan Nunez kulüpten kovdu, dört yıl arka arkaya şampiyon yaptığı kadroda büyüyen Guardiola, futbolculuk döneminde açık açık söylenmese de kapının önüne kondu. O Guardiola yıllar sonra oturduğu teknik adam koltuğunda her şeyi kazandı ve New York'a bir yıl kafasını dinlemeye giderken herkes onun Barcelona yönetimine kırgın olduğunu biliyordu. Şimdi hocası Luis Enrique ile arası açılan Messi'nin babasının Mourinho ile görüşüp Chelsea transferini tartıştığı söyleniyor. Serbest kalma bedeli 250 milyon euro. Abramoviç, kaç milyon verir bilinmez ama bildiğim, gerçekten de bir kulüpten öte olan Barcelona'nın aynı zamanda bir cadı kazanı olduğu. Biri yanacak ya da biri yanmamak için gidecek, hep olduğu gibi...