BIY ADS

19 Nisan 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


19 Nisan Cumartesi
13:30 Gaziantepspor - Gençlerbirliği (LigTV)
14:45 Tottenham - Fulham (LigTV3)
16:00 Akhisar Bld. - Kayserispor (LigTV)
16:00 Parma - Inter (Tivibu)
16:00 Lazio - Torino (Tivibu)
16:00 Udinese - Napoli (Tivibu)
16:30 Eintracht Braunschweig - Bayern München (TRT Spor)
17:00 Osasuna - Valencia (NTVSpor Smart HD)
17:00 Aston Villa - Southampton (LigTV3)
17:00 Newcastle United - Swansea City (İdman TV)
17:00 Shakhtar Donetsk - Metalurh Donetsk (TVNet)
19:00 Galatasaray - Kasımpaşa (LigTV)
19:00 Bursaspor - Elazığspor (LigTV2)
19:00 Levante - Getafe (NTVSpor Smart HD)
19:30 Hamburger SV - Wolfsburg (TRT Haber)
19:30 Juventus - Bologna (TRT Spor)
19:30 Chelsea - Sunderland (LigTV3)
21:00 Real Sociedad - Espanyol (NTVSpor Smart HD)
21:15 Belenenses - Sporting Lisbon (Tivibu)
22:00 Fiorentina - Roma (Tivibu)

20 Nisan Pazar
00:30 Fluminense - Figueirense (LigTV3)
02:00 Vancouver Whitecaps - Los Angeles Galaxy (Sports TV)
04:30 Salt Lake - Portland Timbers (Sports TV)
13:00 Almeria - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
13:30 Balıkesirspor - Manisaspor (TRT 1)
13:30 Samsunspor - Karşıyaka (TRT HD)
13:30 Boluspor - TKİ Tavşanlı Linyitspor (TRT Türk)
13:30 Çaykur Rizespor - Torku Konyaspor (LigTV)
14:00 Norwich City - Liverpool (LigTV3)
15:00 Monaco - Nice (Tivibu)
16:05 Hull City - Arsenal (LigTV3)
16:30 Nürnberg - Leverkusen (TRT Spor)
18:00 Valenciennes - Nantes (Tivibu)
18:00 Rayo Vallecano - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
18:10 Everton - Manchester United (LigTV3)
18:30 Stuttgart - Schalke 04 (TRT Haber)
19:00 Beşiktaş - Fenerbahçe (LigTV)
20:00 Benfica - Olhanense (Tivibu)
22:00 Marseille - Lille (Tivibu)
22:00 Barcelona - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)
22:00 Atletico Mineiro - Corinthians (LigTV3)

21 Nisan Pazartesi
00:15 River Plate - Velez Sarsfield (TVNet)
00:30 Flamengo - Goiás (LigTV3)
03:30 Atletico Tigre - Boca Juniors (TVNet)
20:00 MP Antalyaspor - Sivasspor (LigTV2)
20:00 Karabükspor - Eskişehirspor (LigTV)
20:00 Vitoria Setubal - Sporting Braga (Tivibu)
22:00 Porto - Rio Ave (Tivibu)
22:00 Manchester City - West Bromwich Albion (LigTV3)
23:00 Malaga - Villarreal (NTVSpor)

16 Nisan 2014

Bye Bye Barcelona

Barselona halkı turizme karşı..

13 Nisan 2014

Aşk mı? Nefret mi?

İki bin yıl önce Roma İmparatorluğu topraklarında Verona'lı şair Catullus şöyle demişti bir kadın için: "Odi et amo. quare id faciam, fortasse requirisnescio, sed fieri sentio et excrucior." (Seviyorum ama nefret ediyorum. Olur da bunu neden yaptığımı sorarsan, bilmiyorum. Fakat bu ikisini de hissediyorum ve eriyorum...)
İki bin yıl sonra da var bu hayatta, hissetmişsinizdir, seversiniz ve nefret edersiniz ve de erirsiniz. Futbol sahasındakiler için ise başka türlüsü. Ya seversiniz bazı adamları ya da nefret edersiniz. Karakter aynı karakterdir, üzerindeki forma sizin tuttuğunuz takımın formasıysa defosunu, deliliğini, kasaplığını görmezden gelir, her türlü arkasında durur, gün gelir başka formaya gittiğinde birilerinin neden ondan nefret ettiğini anlarsınız ama geçtir... Var böyle adamlar, kendi takımı taraftarı dışında kimsenin tahammül edemediği, ölesiye nefret ettiği futbolcular... 


Adam yetenekli, her zaman fit her zaman kuvvetli. Beş metreye pas atamayan orta sahaların yanında ayak içiyle 30 metreye buyur diyen cinsinden. Hırslı, gözüpek, her zaman mağlubiyete isyan eden, terinin son damlasına kadar mücadele edenlerden. Aynı adam, takım arkadaşını soyunma odasına kilitleyip öldüresiye dövdü, aynı adam meslektaşıyla girdiği sinir harbinden galip çıkınca dil çıkardı, aynı adam rakip tribünlere formasını çıkartıp gösterdi. Adamın adı Felipe Melo, 31 yaşında. 

Adam büyük golcü. 24 yıldır şampiyon olamayan Liverpool'u sırtına aldı gidiyor. Ceza sahası içinde keskin nişancı, katil, saçının telinden ayak parmağının tırnaklarına kadar futbolcu. Hem atıyor, hem attırıyor. Ufak bir ülke Uruguay'dan çıkma büyük yetenek. Adam normal değil, sahada kendini kaybediyor, penaltı kazandırabilmek için ceza sahası içinde çuval gibi düştüğü oluyor, rakibi Evra'ya ırkçı tacizde bulunuyor, bir başkasını, Otman Bakkal'ı ısırıyor. Adamın adı Luis Suarez, 27 yaşında...

O büyük bir kaleci. İyi kaleciler hafif çatlak olur derler, Barthez gibi, Canizares gibi. Alman futbolunun Sepp Maier ve Oliver Kahn ile birlikte gelmiş geçmiş en iyilerinden. Yardımsever, iyi aile babası, soyunma odasında iyi bir ağabey, ceza sahası içinde bir panter. Aynı adam, gol atmaya gelen rakibini komaya sokacak kadar şuursuz. 82 Dünya Kupası'nda Battiston'u hastanelik edecek kadar acımasız. Adamın adı Harald "Toni" Schumaher, 60 yaşında...

Adam bir efsane. Yakası kalkık formasıyla İngiltere Ligi'nin tozunu attırmış bir büyük yetenek. Takım lideri, son vuruş ustası, nevi şahsına münhasır gol sevinçleriyle 'cool' kavramının sahaya düşmüş hali. Adam entelektüel, adam futbol ve sinema sevdalısı. Binlerce Manchester United'lı çocuğun evinde posteri olan bir Fransız. Adamın futbol kariyerinde en unutamadığı an kendi hareketi değil, takım arkadaşının ona attığı bir pas. Ama adam deli, kendisine küfür eden taraftara tribüne dalıp uçan tekme atacak ve kariyerini çöpe atacak kadar amatör, İstanbul'a gelip Manchester United ile Şampiyonlar Ligi'ne gidemediğinde rakiplerine ve güvenliklere saldıracak kadar çirkef. Adamın adı Eric Cantona, 48 yaşında. 

Şimdi eski günlerini arayan İtalyan futbolunun son 20 yıldaki en yetenekli isimlerinden biri o. Tutkuyla bağlı olduğu kulübünün taraftarının gözbebeği, cezalı olduğu maçta tribünde amigoluk yapan, haksız kazandıkları penaltıyı dışarı atıp 'fair play' listelerine girecek kadar dürüst, takımı için her zaman savaşan usta bir forvet, futbol aklı... Ama adam ırkçı, bunu itiraf edecek kadar aymaz, kendisini oyundan atan hakemi dövmeye yeltenip çimlere seren bir çılgın. Rakip tribünlere Nazi selamı verecek kadar küstah ve kavgacı. Adamın adı Paolo di Canio, 46 yaşında. 


Adam, İrlanda kanı taşıyan bir savaşçı. Orta sahada bir takımın yükünü çekebilecek kadar yetenekli, güçlü. Manchester United'da iki jenerasyonun ağabeyi, tezahürat yapmayan kendi taraftarına "Karidesli sandviç yiyor ve sahaya bakıyorlar" diyecek kadar dobra, endüstriyel futbola karşı olanların ikonu. Adam kindar, kendisini sakatlayan ve takımını şampiyonluktan eden Alf Inge Haaland'ı dört yıl aradan sonra ezeli rakibi Manchester City forması giydiği bir derbide sakatlayıp, futbol hayatının sonunu getirecek kadar acımasız. Adamın adı Roy Keane, 43 yaşında.


Adam, Ganalı bir ailenin oğlu ama iki yaşından itibaren İtalyan bir ailenin evlatlığı. 18 yaşına kadar da haymatlos. Sonra İtalyan pasaportunu cebine koyup, teninin rengine tahammülü olmayanların ülkesinde milli takımın gol ümidi olacak kadar yetenekli. Adam yardımsever, oturduğu evin çevresindeki çocuklara krampon dağıtan; zor günlerini unutmayan genç bir futbolcu. Ama adam çatlak, teknik direktörü Mancini ile yaka paça kavga eden, evini yakan, sevgilisinden doğan çocuğunu reddeden, gittiği her barda kavga çıkartan, başı beladan kurtulmayan ama her seferinde "Neden ben?" diyen bir ayrık otu. Adamın adı Mario Balotelli, 24 yaşında.


O sağlam fiziğiyle her taraftarın takımında görmek isteyeceği güçlü bir stoper. Teknik direktörü Mourinho takımdan ayrıldığında otoparkta ona sarılıp çocuk gibi ağlayan da kendisi. İtalya'nın son 20 yıldaki en iyi defans oyuncularından, kazanabileceği her şeyi kazandı ve kramponlarını astı. Aynı adam, Dünya Kupası finalinde rakibi Zidane'a ağza alınmayacak küfürü eden ve kariyerinin son maçında kırmızı kart görmesine sebep olup, lanetlenecek kadar kendini bilmez ve çirkef. Adamın adı Marco Materazzi; 41 yaşında.


Oyunun adı futbol. 142 yaşında... Bu adamlar her zaman var, yine var olacaklar. Bakmayın siz büyük aşklar, nefretle başlar diyenlere... Nefret ettiğinizi sevemezsiniz ama sevdiğinizden gün gelir nefret edebilirsiniz... İkisi de birden mi? Catullus'un iki bin yıl önce dediği gibi: Erirsiniz..

12 Nisan 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



12 Nisan Cumartesi
13:30 Kasımpaşa - Bursaspor @LigTV
14:00 Vorskla Poltava - Shakhtar Donetsk @TVNet
14:30 Altınordu - Bugsaşspor @Yeni Asır TV
16:00 Karabükspor - Akhisar Bld. @LigTV
16:30 Mainz 05 - Werder Bremen @TRT Spor
17:00 Celta Vigo - Real Sociedad @NTVSpor
17:07 Sunderland - Everton @LigTV3
18:00 Lille - Valenciennes @Tivibu
18:30 Zenit St. Petersburg - Krasnodar @LigTV3
19:00 Kayserispor - Çaykur Rizespor @LigTV2
19:00 Sivasspor - Galatasaray @LigTV
19:00 Zulte Waregem - Club Brugge @TVNet
19:00 Sassuolo - Cagliari @Tivibu
19:00 Villarreal - Levante @NTVSpor Smart HD
19:07 Wigan Athletic - Arsenal @TRT Spor
19:30 Bayern München - Dortmund @TRT Haber
21:00 Granada - Barcelona @NTVSpor Smart HD
21:45 Roma - Atalanta @Tivibu
22:15 Sporting Lisbon - Gil Vicente @Tivibu
23:00 Real Madrid - Almeria @NTVSpor Smart HD

13 Nisan Pazar
00:00 New England Re lution - Houston Dynamo @Sports TV
02:00 DC United - RB Newyork @Sports TV
13:00 Real Betis - Sevilla @NTVSpor Smart HD
13:30 Orduspor - Samsunspor @TRT 1
13:30 Karşıyaka - Balıkesirspor @TRT Spor Web
13:30 Mersin İdmanyurdu - Bucaspor @TRT HD
13:30 Bologna - Parma @Tivibu
15:37 Liverpool - Manchester City @LigTV2
16:00 Eskişehirspor - Trabzonspor @LigTV
16:00 Sampdoria - Inter @Tivibu
16:00 Napoli - Lazio @Tivibu
16:30 Leverkusen - Hertha Berlin @TRT HD
18:00 Valencia - Elche @NTVSpor Smart HD
18:07 Hull City - Sheffield United @Tivibu
18:07 Swansea City - Chelsea @LigTV2
18:30 Hoffenheim - Augsburg @TRT Haber
19:00 Fenerbahçe - MP Antalyaspor @LigTV
19:00 Genk - Standard Liege @TVNet
19:00 Arouca - Benfica @Tivibu
20:00 Getafe - Atletico Madrid @NTVSpor
21:15 Sporting Braga - Porto @Tivibu
21:45 Milan - Catania @Tivibu
22:00 Lyon - Paris SG @Tivibu
22:00 Espanyol - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
22:00 Santos - Ituano @LigTV3
22:00 San Jose - Columbus Crew @Sports TV

14 Nisan Pazartesi
00:15 River Plate - Atletico Rafaela @TVNet
03:30 Colon - Boca Juniors @TVNet
20:00 Elazığspor - Gaziantepspor @LigTV
21:45 Udinese - Juventus @Tivibu
22:00 Estoril - Pacos Ferreira @Tivibu
23:00 Athletic Bilbao - Malaga @NTVSpor Smart HD

6 Nisan 2014

İhaneti Sende Gördüm



Hayat her zaman ölümsüz aşk hikayeleriyle dolu değil. Sonu ayrılık da olsa; "Ayrılık da sevdaya dahil" der Attila İlhan ama derken futbol sahasından tribünlere taşan aşk hikayelerini aklına getirmemiştir elbette. Bir takımı, iki rengi sevmenin akılla tutulur yanı yok zaten, insan ömür boyu kendisini üzebilme ihtimali olanı sever mi? Sever işte. Bu akşam derbi var İstanbul'da ve derbinin iki tarafını seven milyonlar. Beraberlikler güzeldir; ama masada... Tabeladaki beraberlikler derbilerde kimseyi kesmez, arafıdır rekabetin... Bir de sahada bir zamanlar onların formasını giyerken şimdi bizim formamızı giyen adamlar olunca, iyice akıl tutulması yaşar insan. Galatasaray'da Burak Yılmaz, Fenerbahçe'de Emre Belözoğlu, Caner Erkin ve Mehmet Topal bir zamanlar karşı taraftaydılar, taraf değiştirdiler. Emre dışında hiçbirinin gittiği kalplerde açık yara bırakmadığı derbinin tarihinde yürek burkan, iç sızlatan, kimilerini ağlatan çok 'giden' var. Bazen hayat bir kelimenin kökünde yatar. Latince 'recordar' yani hatırlamak, 'kalpten geçen' demektir. Unutmak, 'dimantare' ise aklından çıkardığın. Yüzyılı aşkın bu rekabetin tarihinde çok futbolcu 'parçalı'yı çıkartıp; 'çubuklu'yu, 'çubuklu'yu çıkartıp, 'parçalı'yı giydi. Gidenler hep unutuldu ama kalplerden silindi mi, o bilinmez. 


Kalanın koskoca bir kulüp sevgisi olduğu yerde aslında gidendir ya terkedilen, bunu idrak etmek için biraz zaman ister. Senin topçun öteki yakaya geçtiğinde bunun adı ihanettir. İstanbul'da da, Madrid'de de, Milano'da da, Buenos Aires'de de... Herkesten Metin Oktay, Can Bartu, Francesco Totti, Paolo Maldini olmasını isteyemezsin. Tarih, bu ezeli rekabette taraf değiştiren ilk ismin Dalaklı Hüseyin olduğunu yazar, dört yıl formasını giydiği Fenerbahçe'den Galatasaray'a gidip iki yıl forma giymiştir. Büyük fırtına ise Mehmet Oğuz'dur. Yıllarca Galatasaray kaptanlığını yaptıktan sonra sözleşmesi yenilenmeyince transferin bitimine yarım saat kala Fenerbahçe efsanesi Cemil Turan'ın ısrarıyla Kadıköy'de imza atan Büyük Mehmet... Rahmetli Coşkun Özarı imzayı duyduğunda "Üzüldük" demiştir, ama fazlasıdır. O günleri konuşmaktan imtina eden Oğuz, jübilesini Fenerbahçe- Beşiktaş derbisiyle yaptı. 70'lerin en şık topçularından Engin Verel, iki yıl sarı-kırmızı formayı giydikten sonra 1975'te Fenerbahçe'ye imza attı ve Fenerbahçeli Engin olarak bilindi hep. Tribünlere yumruk şovuyla gönüllerde yer eden futbolun en güzel delilerinden Güngör Tekin de, memleket 'ihtilali' yaşarken, kendi ihtilalini yaptı ve Fenerbahçe'ye imza attı. 


Bugün öyle sağlam defans oyuncusu zor bulursunuz ama o yıllarda iki ezeli rakip iki değişim yaşadı: Erdoğan Arıca ve Raşit Çetiner. Selçuk Yula bir kuşağın duvardaki posteriydi, Galatasaray'a imza attığında dudaklar bükülmedi değil ama rahmetli Yula, sarı-lacivertli kalplerden hiç düşmedi. Yerli Beckenbauer Erhan Önal, bir yıl Fenerbahçe forması giydikten sonra kariyerinin en parlak yıllarını Galatasaray'da geçirdi. İlyas Tüfekçi, gurbetçilerin en has topçularından biriydi, önce Fenerbahçe sonra Galatasaray dedi, ardından hep Galatasaraylı kaldı. Brezilya'ya böylesi gelmemişti; Arif Kocabıyık bonservisini aldı, "Gaziantep'e gidiyorum" dedi, Harem'den bindiği otobüsten Florya'da indi(!) 

Beyoğlu, Hasnun Galip Sokak'taki transfer pazarlığında istediğini alamayan Semih Yuvakuran, kayarak rakibe müdahaleyi memlekete getiren dönemin en yakışıklısı İstiklal Caddesi'nden hızlı adımlarla geçti ve taksiciye "Kadıköy'e çek" dedi. Hasan Vezir, Fenerbahçe'nin Ali Sami Yen'de 3-0 geriye düşüp 4-3 kazandığı maçın kahramanıydı. Kupa finalini oynamadan Ergun Gürsoy ve Yurdaşen Karahasan tarafından kaçırıldı. Fethiye'de bir tatil köyünde imzayı beklerken, İstanbul karıştı. Galatasaray formasıyla son dakikada Fenerbahçe'ye gol atınca, ona kızan Fenerbahçeli taraftarlar Kozyatağı'nda oturduğu apartamının kapıcısını dövdüler. Kapıcı İrfan, ihanetin suçsuz mağduruydu.

Samsun'dayken hayali BMW, Hülya Avşar ve Galatasaray olan Tanju Çolak, hayalleri gerçek olunca, dönemin yöneticisi Metin Aşık'ın teklifine "Evet" dedi. Tatko Binası'ndaki ikinci görüşmede Galatasaray Başkanı Alp Yalman, birinci görüşmeden daha az para teklif edince ipleri koparan Tanju, gecenin karanlığında Fenerbahçe'nin yolunu tutarken, Galatasaraylı yöneticiler ona ulaşmaya çalışıyordu. Cep telefonu icat edilmemişti, olsaydı, meşgule alır mıydı? Galatasaray'daki genç Boliç, Fenerbahçe formasıyla Galatasaray'ın kabusu oldu. Fenerbahçe'nin genç Emre'si ise Galatasaray'ın Emre Aşık'ı. 

Fatih Akyel, Galatasaraylı iken, Florya'da Fenerbahçeli, Fenerbahçeli iken de Uludağ'da Galatasaraylı taraftarı dövmeye kalktı. Baliç az Türkçesiyle "Kefen giyerim, Galatasaray forması giymem" demiş miydi? Ben sorduğumda "Demedim" demişti. Araya İspanya günleri girdi, sonunda Baliç; Galatasaray formasını giydi. Haim Revivo, Fenerbahçe'den Galatasaray'a gidince "Hain" Revivo oldu, onun formasını getirenler Fenerium'dan Ortega formasını indirimli aldı. Ahmet Yıldırım, Servet Çetin, Tomas, Mehmet Yozgatlı, Saffet Sancaklı, Mustafa Yücedağ, Kazım dipnot olmaktan öteye gidemediler derbi tarihinde. Emre Belözoğlu, Galatasaraylılar'ın evlat dediği alt yapıdan yetişme yetenekti. İtalya, İngiltere derken bir gün Fenerbahçeli olduğunu açıkladı ve Kadıköy'de imzayı attı. Latince haklı mı? Hatırlandıklarında, kalpten geçiyorlar mıdır hâlâ? Nazım Hikmet "Hayır" demişti oysa ki: "Büsbütün unuttum seni eminim / Maziye karıştı şimdi yeminim / Kalbimde senin için yok bile kinim / Bence sen de şimdi herkes gibisin" 

Kara Göründü


Lig uzun bir maraton. Hızlı koşanın değil temposunu iyi ayarlayanın, nerede atak yapacağının hesabını bilenin, yere sağlam basanın, ciğerleri iflas etmeyenin finiş çizgisini gördüğü çok uzun bir yol. Kalabalıklar içinde herkesin umutla başladığı, ilk kilometrelerinde kimin önde olduğunun pek de öneminin olmadığı, son metrelerine geldiğinde bazen depar atmak zorunda kaldığın bazen de en önde giderken dönüp arkana baktığında ufuk çizgisinde hiçbir rakibini göremediğin bir yarış... Ersun Yanal'ın Fenerbahçe'si de bugün Türk Telekom Arena'daki derbiye gelirken bu uzun maratonun son kilometrelerine uzak ara önde giriyor. Yol boyunca dökülen terin, adale ağrısının, verilen nefeslerin, dönülen virajların bir hikayesi var elbette. Yanal, Türk futbolunun son 20 yılında bu maratonu farklı iki renkteki formalarla defalarca koştu. Kalabalığın arasından sıyrılıp, koşunun liderliğini de aldığı oldu; geriye düştüğü zamanlar da... Finiş çizgisine yaklaşırken yeri geldi adalelerifutbolcuları- yeri geldi aklı-taktikleri- ihanet etti ona. Maraton koşucuları için kazanmak kadar önemli olan maratonu bitirmektir. Ersun Yanal'ın kariyerinde yarıda kalan maratonlar da var; çizgiyi geçtiği de. Lakin mesele ipi önde göğüslemek ise bu uzun lig maratonunda, o sezon işte bu sezon... 

Hayata dair anlamlı bir o kadar acımasız bir çıkarım vardır. Kimileri iş yerindeki panolarına kimileri kafalarının bir köşesine yazarlar: "Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz, gemiyi limana yanaştırıp yanaştırmadığına bakar." Her sezon başında hedefi şampiyonluk olan bir kulübün teknik adamlık koltuğuna oturuyorsanız bunu kabul etmek zorundasınız. Kimse sezon sonunda sizin fırtına hikayelerinizi dinlemek istemez. Kaç kulvarda yarıştığınız, kaç şanssız gol yediğiniz, kaç sakat oyuncunuzun olduğu, kaç hakem hatasına kurban verildiğiniz, yönetiminizin sizi kaç kez yalnız bıraktığı; kaç kötü sahada oynadığınız... Bunca 'kaç' hikayesini siz anlatırsınız, okuyan kaç değil 'kaçış' hikayesi diye okur. Bahaneler büyük kulüplerde başarısızlığı unutturmaz. Üstelik sizden önce birçok uzun yol kaptanının çalıştığı bu dev gemiyi teslim almak üzere onca usta kaptan limanda yeni ütülenmiş kıyafetleriyle beklerken!.. 


Uzun yol kaptanlığı denizle- rakiplerle-boğuşmak kadar mürettabatı da iyi yönetmeyi gerektirir. "Batarsak aynı gemideyiz"dir meselenin aslı. Farklı karakterde ve tecrübede 25 adamla yola çıkan Ersun Yanal'ın bu sezon limandan ayrılırken dümeni tutmakta zorlandığı da seyrüsefer defterinde yazılı. Nuri Bilge Ceylan filmleri kadar güzel ama bir o kadar da durgun ve ağır akan Aykut Kocaman futbolundan sonra Ersun Yanal'ın geçmişinden gelen hız tutkusu Fenerbahçe'yi sezon başında az sallamadı değil. Süper Kupa'da Galatasaray'a uzatmalarda kaybeden Ersun Yanal, tarihinde 2-0 öne geçip kaybettiği maç sayısı sadece iki olan Fenerbahçe'yi Konya'da 2-0'dan 3-2 geriye düşürdüğünde, ayrıldığı limandan el sallayanlar arasında umutsuzca bakanlar da yok değildi... 

Gemi istediğin kadar ihtişamlı, teknolojiyle donatılmış olsun, zabitlerini, makinistlerini, elektrikçini ve hatta kamarotunu iyi seçeceksin uzun yolda. Geçen sezonun ilk yarısında sadece bir deplasman kazanabilen Fenerbahçe, Yanal dümene sıkı sıkı sarılınca altı deplasman arka arkaya kazandı. Galatasaray dev dalgaydı, 2-0 ile geçmeyi bildi. Beşiktaş karşısında eksik takımıyla oynadığı ikinci 45 dakika, ligin en güzel hikayelerinden biri oldu. Devre arasına girerken Karabük limanında yangın çıkmadı değil. 

Dört forvetinden üçünün sakatlandığı ligin ikinci yarısının ilk haftalarında gemisine sıtma bulaşmış gibiydi. Eskişehir ve Sivasspor mağlubiyetlerinin ardından Elazığ beraberliği... Puan farkı dörde indiğinde, Manisa'yı çalıştırdığı dönemden emanet kalan "Ersun Yanal'ın takımları ligin ikinci yarısında düşüşe geçer" ezberi girdi devreye. Alakası yoktu, gerek de yoktu. Bu geminin tonajı farklıydı ve kabul edelim Ersun Yanal, 10 yıl öncesine göre çok daha usta bir kaptandı. Sow ile yaşanan krizi, iletişim dersi vererek çözdü. Sezonun en iyi sol beki yapmayı başardığı Caner'i bir maçta ilk yarı bitmeden oyundan alarak, soyunma odasına kendisinden önce disiplininin girdiğini gösterdi oyuncularına. 


Çok konuştuğu söylenemez; az laf, çok işle sonunu getirmeyi tercih etti bu sezon, sanki sezon bitiminde her şeyi anlatacakmış, yaptıklarını sıralayacakmış intibası bırakarak... Özleyen adamdan gemici olmaz. Arkasına bakan da tarih yazamaz. Kariyerinde bir tek kupa olmayan ama çalıştırdığı takımları Ersun Yanal'ın Gençlerbirliği'si, Ersun Yanal'ın Ankaragücü'sü, Ersun Yanal'ın Trabzonspor'u yapmayı başaran futbolumuzun az gülen, fırtınalarını da çokça kendi içinde yaşamayı bilen bu kaptanı için bu kez 'kara göründü.' Emin olun, gemiyi limana yanaştırdıktan sonra boğuştuğunuz dalgaların hikayesini hem de son damlasına kadar dinlemek isteyen çok olur... (Pazar SABAH)

5 Nisan 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



5 Nisan Cumartesi
13:30 Akhisar Bld. - Eskişehirspor (LigTV)
14:45 Manchester City - Southampton (LigTV3)
16:00 MP Antalyaspor - Torku Konyaspor (LigTV)
16:30 Augsburg - Bayern München (TRT HD)
17:00 Atletico Madrid - Villarreal (NTVSpor)
17:00 Newcastle United - Manchester United (LigTV3)
17:00 Shakhtar Donetsk - Karpaty Lviv (TVNet)
18:00 Paris SG - Reims (Tivibu)
19:00 Beşiktaş - Kayserispor (LigTV)
19:00 Çaykur Rizespor - Karabükspor (LigTV2)
19:00 Cercle Brugge - Mechelen (TVNet)
19:00 Chievo - Verona (Tivibu)
19:00 Barcelona - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
19:30 Dortmund - Wolfsburg (TRT Haber)
19:30 Chelsea - Stoke City (LigTV3)
21:00 Real Sociedad - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
21:45 Inter - Bologna (Tivibu)
22:15 Pacos Ferreira - Sporting Lisbon (Tivibu)
23:00 Rayo Vallecano - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)

6 Nisan Pazar
01:15 Lanus - Colon (TVNet)
13:00 Malaga - Granada (NTVSpor Smart HD)
13:30 Kayseri Erciyesspor - Elazığspor (LigTV)
13:30 Lazio - Sampdoria (Tivibu)
15:30 Everton - Arsenal (LigTV3)
16:00 Bursaspor - Sivasspor (LigTV)
16:00 Cagliari - Roma (Tivibu)
16:00 Fiorentina - Udinese (Tivibu)
16:30 Eintracht Braunschweig - Hannover 96 (TRT HD)
18:00 Valenciennes - Lyon (Tivibu)
18:00 Elche - Getafe (NTVSpor Smart HD)
18:00 West Ham - Liverpool (LigTV3)
19:00 Galatasaray - Fenerbahçe (LigTV)
20:00 Sevilla - Espanyol (NTVSpor Smart HD)
21:00 Anderlecht - Club Brugge (TVNet)
21:15 Porto - Academica (Tivibu)
21:45 Parma - Napoli (Tivibu)
22:00 Monaco - Nantes (Tivibu)
22:00 Valladolid - Valencia (NTVSpor Smart HD)
22:00 Ituano - Santos (LigTV3)

7 Nisan Pazartesi
00:15 Boca Juniors - Godoy Cruz (TVNet)
18:00 Lokomotiv Moscow - Volga Nyzhnyi (LigTV2)
20:00 Samsunspor - Mersin İdmanyurdu (TRT HD)
20:00 Trabzonspor - Gençlerbirliği (LigTV)
20:00 Juventus - Livorno (Tivibu)
22:00 Genoa - Milan (Tivibu)
22:00 Benfica - Rio Ave (Tivibu)
22:00 Tottenham - Sunderland (LigTV3)
23:00 Levante - Athletic Bilbao (NTVSpor)

1 Nisan 2014

Baharın Habercisi
Sergen Yalçın



Sene 1999. On yıldır şampiyon olamayan İnter, Marcello Lippi yönetiminde yeni sezonu açar. Ona yıllarca İnter formasını giydirmek için uğraş veren ve sonunda başaran Başkan Massimo Moratti, Roberto Baggio’nun odasına gelip “Ayrılmak istiyorum, Galatasaray’dan teklif aldım” cümlesiyle oturduğu koltuktan zıplar. “Hiçbir yere gidemezsin. Sen bu takımın liderisin.” Dönemin en fiyakalı topçularından Baggio diretir ve odadan çıkarken  “Lippi ile anlaşamıyorum; buraya kadar.” der. Bugün Bursaspor forması giyen Sebastien Frey onun için “sensei”; Frey onun için çekirgedir. Korkunç medya ve taraftar baskısı Baggio’yu Budizm’e itmiştir, Frey de peşinden gelir.  Baggio, “Ertesi gün İstanbul'a uçacaktım. Arkadaşlarım ikna etti beni kalmaya" diye anlatıyor o günleri “Una Porta Nel Cielo”  (Gökyüzünde bir kapı ) adlı otobiyografisinde.  Galatasaray’a transferi yatar, gelse belki “Hagi-Baggio birlikte oynar mı?” tartışmalarının öznesi olacak, belki Galatasaray, Şampiyonlar Ligi grubundan çıkacak ve kazandığı UEFA Kupası kulvarına giremeyecek, tarih başka türlü yazılacaktı. Baggio gelmedi ama onun gelmediği Galatasaray, o sezonun devre arasında Sergen Yalçın’ı kiralık olarak formasına kattı. Marcello Lippi mi? O sezon da İnter şampiyon olamadı, ertesi sezonun transfer bombası Hakan Şükür’dü. Lippi özellikle istemişti Şükür’ü…  Bir yıl öncenin hesabını İnter’de koskoca Lippi’ye birinci haftada evet birinci haftada kestiler ve görevine son verdiler…
Büyük futbolcular hakkında anlatılacak tonla hikaye, gözlerimizin önünden geçen çok golleri vardır ama hepsinin illa ki bir an hatırlatır. Baggio demek, 1994 Dünya Kupası’nda Brezilya’nın kalesinde Taffarel varken kaçırdığı penaltıdır. “ O penaltı her gün geliyor aklıma. Başkan penaltı kaçırmadım mı? Kaçırdım. Fakat hiçbir penaltı vuruşunda topu öyle havaya dikmemiştim. O finali tekrar oynamak isterdim.” Diye anlatır Baggio o penaltıyı. Gelse beraber oynardı dediğimiz Hagi, Monaco’ya Ali Sami Yen kapalısının önünden 40 metreden attığı goldür. Sergen Yalçın mı? “10”u anlatan gol alt yapısından yetiştiği Beşiktaş’a 100. yılında şampiyonluğu getiren goldür. İnönü’de, Galatasaray ağlarına, Tümer Metin ile yaptığı al-ver sonrasında bıraktığı meşin yuvarlak…
Büyük futbolcuların kramponları astıkları gün büyük teknik adam olacaklarının garantisi yoktur bu hayatta. Çok klas adamlar, çok iyi teknik da olmuşlardır da, iyi futbolcu/kötü teknik adam paradoksu da açmazıdır futbol tarihinin.  Pele hayatı boyunca promosyon adamı olduğu için tasnif dışıdır da, iyi teknik direktör olamayan deyince akıllara önce Maradona gelir. Yetenekse yetenek, tecrübeyse tecrübe, taktikse, taktik ama iş adam yönetmeye gelince çuvallayanların 10 numarasıdır Maradona. Yeri gelmişken söyleyeyim Karpatların Maradona’sı lakabını sevmez Hagi ama o da Güney Amerika’nın en büyüğü gibi teknik adamlıkta olmak istediği yere gelemeyenlerdir. “Galatasaray ne zaman lazım olsa onu çağırır” ile özetlenebilecek teknik adamlık kariyerinde kendisiyle kavgası bitmeyen Hagi, rakiple kavgasına her seferinde yorgun çıkan boksör oldu. “Ağzında ciklet vardı” ile 10 numarasını siler, yemek masasından ketçabı, kolayı kaldırır ama eninde sonunda en çok sevildiği camiada bile ona hayalindeki yaşama alanını vermezler, vermediler de… İnsan;  çocukluk kahramanı futbolcuların teknik direktörlüklerinde bozguna uğramasını istemez,  odanın duvarına posterini astığın adamların dara düştüğüne kim şahit olmak ister mi? Belki de Roberto Baggio, Zinedine Zidane’nın yolundan gitmek lazım. Baggio, futbolu bıraktığı günden bu yana onlarca kez teknik adamlık teklifi aldı ama hepsine “Hayır” dedi. Zidane açık açık “Başarısız olmaktan korkuyorum. Zamana ihtiyacım var” diyerek o canım futbolculuk yıllarının üzerine kırık dökük bir hikaye yazdırmaktan çekiniyor ve hala Real Madrid’de Ancelotti’nin yanında oturan adam rolünü oynuyor…
Gençlik yıllarında her daim çelimsiz vücudu, kariyerinin sonlarına doğru yokluğu inkar edilemeyen göbeği, Hagi gibi romanını yazsan, beş yüz sayfa sol ayağından bahsedeceğin, son satırında da “Sağ ayağı da vardı işte sevgili okuyucu” diye bitireceğin;  hayvan sevgisi var mıdır bilinmez ama at yarışı sevgisiyle her daim hatırlanan, “Maç içinde yarış sonucunu alırdı, Beşiktaş idmana geç kaldığı için 1 milyar ceza kesmişti, o gün altılı ganyandan 1.5 milyar kazandı” diye anlatılan hikayelerin baş kahramanı.  Zidane eğer futbolun Bolşoy Balesi’ne cevabı ise ne bileyim o da Berlin Filarmoni orkestrası gibi adamdı Sergen Yalçın. Top ayağına geldiğinde nereye atacağının hesabını bitirmiş, frikikte elinle atsan gitmez köşelere sol ayağının o şık içiyle bırakan modern futbola isyan için doğmuş bir büyük yetenek. Büyüdüğü Rumeli Kavağı kadar sakin, risk almayan, kapısına Bayern Münih dayandığında “Ne var yani, gitmedim” diyecek kadar hedefsiz, iş yorumculuğa gelince “ Ben hepsinden iyiydim”  diyen ve hiçbir futbolcuyu beğenmeyen, teknik adamları her eleştirdiğinde “Kolaysa çıksın yönetsin” ile er meydanına davet edilen, hayata biraz çekirdek yiyerek bakan, memleketi çokça İstanbul  Ortaköy-Kuruçeşme,  İzmir- Çeşme ve Bodrum plajları sanan,  pek gamsız, biraz Bezgin Bekir, biraz Garfield, çokça karikatür gibi, “Yarın yaparız” adamı Sergen Yalçın.

“Yapmak için” giydiği teknik adamlık kostümünden çok çabuk sıkıldı.  Üstelik fiyakalı bir başlangıç yapıp, arkaya dört maç kazanıp, şurda on gün öncesine kadar yine 3 çarpı 3’ü cebine koymuşken… Karpuz kabuğu denize düştüğünde yaz gelir derler ya; İstanbul’a bahar gelmiş, Sergen istifa etmiş işte… Gaziantepspor, Sergen’in şehirden sıkıldığı için ayrıldığını açıkladı. Sergen’e sorsanız başka hikayedir; “Hayat benim, size ne”dir ama o kadar basit değil. Evet, hayat onun. Lakin attığı çalımlar, köşeye taktığı toplar bizimdi. Kusura bakma Sergen, geri vermeyiz… Zaten sen de geri istemezsin ya… 

29 Mart 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



29 Mart Cumartesi
12:00 Sagan Tosu - Gamba Osaka @Eurosport2
13:30 Sivasspor - Gaziantepspor @LigTV
14:00 Samsunspor - Şanlıurfaspor @TRT 1
14:45 Manchester United - Aston Villa @LigTV3
16:00 Elazığspor - Trabzonspor @LigTV
16:30 Bayern München - Hoffenheim @TRT HD
17:00 Espanyol - Barcelona @NTVSpor Smart HD
17:00 Crystal Palace - Chelsea @LigTV3
19:00 Torku Konyaspor - Galatasaray @LigTV
19:00 Akhisar Bld. - Çaykur Rizespor @LigTV2
19:00 Bologna - Atalanta @Tivibu
19:00 Celta Vigo - Sevilla @NTVSpor Smart HD
19:30 Balıkesirspor - Adanaspor @TRT Spor
19:30 Freiburg - Nürnberg @TRT Haber
19:30 Arsenal - Manchester City @LigTV3
21:00 Evian TG - Monaco @Tivibu
21:00 Genk - Zulte Waregem @TVNet
21:00 Athletic Bilbao - Atletico Madrid @NTVSpor
21:45 Milan - Chievo @Tivibu
22:15 Sporting Lisbon - Vitoria Guimaraes @Tivibu
23:00 Real Madrid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
01:15 Newells Old Boys - Quilmes @TVNet

30 Mart Pazar
12:30 Sassuolo - Roma @Tivibu Spor 1
14:30 Fulham - Everton @Lig Tv 3
15:00 Lazio - Parma @Tivibu Spor 1
15:30 B.Mönchengladbach - Hamburg @TRT HD
15:30 Sampdoria - Fiorentina @Tivibu Spor 2
17:00 Liverpool - Totttenham @Lig Tv 3
17:00 Braga - Benfica @Tivibu Spor 1
17:00 Lille - Guingamp @Tivibu Spor 2
17:30 Hannover 96 - Werder Bremen @TRT HD
19:15 Nacional - Porto @Tivibu Spor 2
20:45 Napoli - Juventus @Tivibu Spor 1
21:00 Valencia - Getafe @NTV Spor
21:00 O.Lyon - St.Etienne @Tivibu Spor 2

24 Mart 2014

23 Mart 2014

Manita yapmışsın El Clasico!


Alfredo Di Stefano "Real Madrid'in ezeli rakibi Atletico Madrid'dir. 600 kilometre uzaktaki takımdan ezeli rakip olmaz" der, zaten her kaynakta da "Derbi aynı şehrin iki takımı arasında oynanan spor müsabakasıdır" yazar. Ama İspanya'nın futbol tarihinde hiçbir şehir derbisi El Clasico'dan daha mühim değildir. Real Madrid-Barcelona denildiğinde akan sular durur. El Clasico haftasına girildiğinde spor gazeteleri dev maça her gün 10 sayfa ayırır ve geri sayım başlar. Bugün de günlerden El Clasico... Barcelona, ligin ilk yarısında can sıkıcı bir futbolun oynandığı ve 2-1 kazandığı 90 dakikanın rövanşına Santiago Bernabeu'ya gelecek. Şampiyon olmak istiyorsa da dört puan önündeki Real Madrid'i devirmek zorunda. 

 İspanya'da deplasman taraftarına yasak yok ancak 80 bin kapasiteli stadyuma gelebilecek olan Barcelona taraftarının sayısı da 500 ile sınırlı. Her El Clasico'nun vazgeçilmezi turistler ise en fazla 500 avroya alınmış sezonluk kombineleri 90 dakika için en az 300 avroya kiralayacaklar. Japonlar ise yine birinci katların ön sıralarında maç izleyebilmek için bin avroyu gözden çıkaracak ve topa bakmak yerine Ronaldo ile Messi'yi süzecekler elde fotoğraf makineleriyle... Barcelona yine bir gün önceden gelmeyecek Madrid'e. Öğle yemeği sonrasında beş-altı saati geçirebilecekleri bir otele gidecekler, iki başkan ise geleneksel El Clasico yemeğinde buluşacak ve bizim gibi deplasman derbilerine ne taraftarını götürebilen ne de kendisi gidebilen kulüp başkanlarına medeniyet dersi verecekler Santiago Bernabeu'nun şeref tribününde... El Clasico tarihinde Real Madrid'in Barcelona'yı, Barcelona'nın Real Madrid'i hezimete uğrattığı çok maç var elbette. Yüzyılı aşan bir rekabet sonuçta. Ne Real Madrid'in 11-0 kazandığı maç ne de yakın geçmişte Barcelona'nın Madrid'de 80 bin Real Madridli'nin önünde 6-2 ile kendini alkışlattığı 90 dakika... El Clasico'nun kısa tarihini yazmak isterseniz -ki benim de niyetim budur- tabelada 5-0 yazan maçlar İspanyol futbolunun bu amansız rekabetinin alametifarikasıdır... 2-0 kazanıldığında "Duble yaptı" derler; 3-0 kazanıldığında bizim dolmuş kültürümüz gibi "Üçlediler" denir, 4-0'da yollarımız ayrılır onlarla, İspanyollar ve İtalyanlar için 4 gollü galibiyet 'poker yapmak'tır, dört as çıkarmıştır kazanan... Ya peki 5-0 olduğunda? 'Chiranthodendron pentadactyllon' takdir edersiniz ki yazarken tashih yapmamak için dikkat edilmesi gereken iki kelime. Çiçekleri bir insan eli gibi olan bu ağaca 'manita' der İspanyollar, 'mano' yani elin ufak olanına manita dedikleri gibi... El Clasico'da bir taraf 5-0 kazandığında 'manita' yapmış olur, uzaklarda bizim sokak dilimize 'sevgili' olarak geçen manita, Madrid ve Barselona sokaklarında beş gollü galibiyetin simgesidir... 


Sene 1974, aylardan şubat. Avrupa'ya kapattığı ülkesinden dışarıya tek açık pencere olarak Real Madrid'i bırakan General Franco'nun ölümünden bir yıl önce Santiago Bernabeu'daki El Clasico. Bir İsviçreli'nin kurduğu, bir Hollandalı'nın (Rinus Michels) total futbolu öğrettiği, bir başka Hollandalı'nın (Johan Cruyff) sahada döktürdüğü Barcelona'nın Santiago Bernabeu'da manita yaptığı ve Katalanlar'ın, "Franco aslında o gece öldü" dedikleri El Clasico... İlk yarıda iki, ikinci yarıda üç golle Madrid'de tabelaya 5-0 yazdıran Barcelona, bir sonraki manita için tam 20 yıl bekledi. Değişen ya da değişmeyen isim ise Johan Cruyff. O artık sahada değil Barcelona'nın kulübedeki patronuydu. Tenerife'nin iki sezon arka arkaya Real Madrid'i yıkıp Barcelona'nın Cruyff yönetiminde dört yıl arka arkaya şampiyon olduğu yıllar. 

1993-1994 sezonu. Real Madrid'de yıllar sonra kulüp tarihinin en çok gol atan oyuncusu olacak olan Raul'un ise ilk sezonu. Ev sahibi takım Buyo-Quique, Hierro, Sanchis, Lasa-Luis Enrique, Milla Laudrup, Amavisca-Raul, Zamorano 11'iyle çıkıyor. Barcelona'nın kadrosu çok daha şık: Zubizarreta- Ferrer, Koeman, Nadal, Sergi-Goikoechea, Guardiola, Amor, Bakero- Stoichkov ve Romario. Anasının karnından golcü doğmuş adam Romario. O, hat-trick yaparken, Hollanda'nın sert çocuğu Koeman ve Ivan da tabelayı 5-0'a bağlıyor. İntikam sıcak yenen bir yemek midir, yoksa soğuk mu? Real Madrid sıcak olanını tercih ediyor. Ertesi sezon bu kez Santiago Bernabeu'daki randevu... O zamanlar UEFA'nın stad güvenlik kriterleri de yok. Gazete arşivleri "105 bin taraftar vardı" diyor tribünlerde. Eski bir Real Madrid'li olan ve Cruyff'un ısrarıyla takıma kazandırılan Hagi var o yıl Barcelona'da. Barcelona; Busquets-Ferrer, Abelardo, Koeman, Sergi-Guardiola, Bakero, Amor Eskurza ve Stoichkov onbiriyle sahaya çıkıyor. Doğrusu bırakın 'manita'yı o günlerde Real Madrid taraftarı 1-0'a razı. Santiago Bernabeu, Buyo; Quique, Hierro, Sanchis, Lasa; Luis Enrique, Milla Laudrup, Amavisca; Raul, Zamorano 11'ini selamlıyor. Romario hat-trick yapar da Zamorano yapmaz mı? Şilili'nin üç golüne sonraları Barcelona'ya gidecek olan ve Real Madridliler'in nefret edeceği Luis Enrique ve Amavisca'nın golleri ekleniyor ve Barcelona 'manita' ile 600 km ötedeki evine dönüyor. Son manita, 2010 yılında. Barcelona'nın tercümanı Jose Mourinho, Real Madrid teknik direktörü olarak Camp Nou'da. Barcelona'nın 111. kuruluş yıldönümünde tabela 4-0'a geldiğinde Camp Nou tribünleri "Mourinho pabucu yarım çık dışarıya oynayalım" mealindeki "Kulübeyi terk et, Camp Nou şarkı söylüyor" tezahüratıyla inliyor ve bir pankart açılıyor "Sen tercümandın, tercümansın, tercüman kalacaksın." Portekizli, manita için kısa konuşuyor: "Sana 5 attılar mı ağlamayacaksın." Bugün yine günlerden El Clasico... 2-1'in rövanşında Real Madridliler için "İntikam almayı sevmem ama ödeşmek adettendir" günü... Messi'nin bir diyeceği var mı? Göreceğiz...

22 Mart 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


22 Mart  Cumartesi
13:30 Çaykur Rizespor - Eskişehirspor @LigTV
14:00 Manisaspor - Tekden Denizlispor @TRT 1
14:45 Chelsea - Arsenal @LigTV3
16:00 Bursaspor - Torku Konyaspor @LigTV
16:30 Mainz 05 - Bayern München @TRT Spor
17:00 Granada - Elche @NTVSpor
17:00 Manchester City - Fulham @LigTV3
18:00 Marseille - Rennes @Tivibu
19:00 MP Antalyaspor - Karabükspor @LigTV2
19:00 Orduspor - Boluspor @TRT Spor
19:00 Galatasaray - Kayserispor @LigTV
19:00 Torino - Livorno @Tivibu
19:00 Espanyol - Levante @NTVSpor Smart HD
19:30 Borussia Mgladbach - Hertha Berlin @TRT Haber
19:30 West Ham - Manchester United @LigTV3
21:00 Maritimo - Sporting Lisbon @Tivibu
21:00 Valladolid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
21:45 Chievo - Roma @Tivibu
22:00 Velez Sarsfield - Estudiantes @TVNet
22:00 Salt Lake - Los Angeles Galaxy @Sports TV
23:00 Athletic Bilbao - Getafe @NTVSpor
02:30 Sporting Kansas City - San Jose E´quakes @Sports TV

23 Mart Pazar
12:00 FC Tokyo - Kawasaki Frontale @Eurosport2
13:00 Osasuna - Sevilla @NTVSpor Smart HD
13:30 Gençlerbirliği - Elazığspor @LigTV
13:30 Parma - Genoa @Tivibu
15:00 Saint-Etienne - Sochaux @Tivibu
15:30 Tottenham - Southampton @LigTV2
16:00 Kayseri Erciyesspor - Sivasspor @LigTV
16:00 Sampdoria - Verona @Tivibu
16:00 Inter - Atalanta @Tivibu
16:30 Nürnberg - Eintracht Frankfurt @TRT Spor
18:00 Real Betis - Atletico Madrid @NTVSpor Smart HD
18:00 Aston Villa - Stoke City @LigTV2
18:30 Leverkusen - Hoffenheim @TRT Haber
19:00 Beşiktaş - Akhisar Bld. @LigTV
19:30 Napoli - Fiorentina @Tivibu
20:00 Valencia - Villarreal @NTVSpor
21:00 Chicago Fire - RB Newyork @Sports TV
22:00 Real Madrid - Barcelona @NTVSpor Smart HD
23:15 River Plate - Lanus @TVNet

24 Mart Pazartesi
20:00 Şanlıurfaspor - Balıkesirspor @TRT Spor
20:00 Gaziantepspor - Fenerbahçe @LigTV
23:00 Almeria - Real Sociedad @NTVSpor Smart HD

19 Mart 2014

5 X Chelsea-Galatasaray


1-GEÇEN sezon Drogba ve Sneijder takviyesi yapan Aslan, bu sezon 9 transfer yapmasına rağmen sonbahardaki G.Saray gibiydi. Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmayan tek yeni isim Alex Telles ve Türkiye'de 6 yabancıya takılan Eboue'nin performansına şaşırmamak lazım.

2-MOURİNHO'NUN geçen sezon Real Madrid'i 3-0'la İstanbul'a gelmiş ve burada doğrusu işi biraz sermişti. Portekizli bu kez işi ciddiye aldı. 1-1'in rövanşında Mancini'nin maçtan önceki yemek teklifine verdiği ters cevap bile dün Chelsea'nin performansının ne olacağının işaretiydi. Belki klişedir ama deplasmanda golü erken yerseniz sancağı düşürürsünüz. G.Saray bir savunma sanaatkarı olan Mourinho'nun takımına karşı geri düşünce Melo haricinde inanmayan 10 adamla maça devam etti. Sarıkırmızı adına sahanın en iyisi tribündeki taraftardı.

3- WILLIAN, Ramires ve Lampard'lı orta saha karşısında sadece Melo ile savaşamazsınız. Selçuk son iki sezonda maestro gibi oynadı ancak bu sezon G.Saraylılar'ın yaka silktiği Mustafa Sarp rolüne büründüğünden ve Yekta gibi rakip kovalamaktan başka bir işe yaramayan bir orta sahayla Londra'da Chelsea'ye kafa tutamazsınız. Bu oyun artık orta sahada kazanılıyor. Forvetine top atamayan takım kaderiyle baş başa kalır.

4-KURADA Chelsea çıktığından beri İngiliz medyası Drogba romantizmiyle tüm Avrupa'yı iyi uyuttu. Dün maçın ilk yarısında kaleye bin dünya uzak mesafeden attığı frikikle Drogba bu vıcık vıcık romantizme asistini yapmış oldu. Şampiyonlar Ligi'nde son 8'e giden 90 dakika mıydı yoksa Drogba'nın jübilesi miydi bunu da izleyenlere bırakmak lazım.

5-KARABÜK maçından sonra "Drogba neden çıktı, Sneijder doğru yerde oynamıyor" diyen Aysal başkan seçildiğinde "Ben futboldan anlamam" demişti. O, iki yılda futbolu öğrendi ama Mancini 30 yıllık bilgisini bir günde unutmuş gibiydi. Başarının primle gelmeyeceğini Karabük'te anlamayanlar Londra'da ne bekliyordu ki! Seremonide elini yüreğine koymak güzel de önemli olan sahaya yansıtabilmek.

16 Mart 2014

İhtiyarlara Yer Yok

İkisi de çocuk yaşta yorgun kıtadan Avrupa'nın yolunu tuttular ve kral oldular. Çok değil, 48 saat sonra Londra'da Stamford Bridge'de kozlarını paylaşacaklar. Kariyerleri boyunca karşılaştırıldılar, kantara çıkartıldılar, hangisi daha iyi tartışmalarının vazgeçilmez öznesi oldular. Didier Drogba ve Samuel Eto'o. İspanyol yönetmen Miguel Alcantud, 2013 yılında Diamantes Negros/ Kara Elmaslar filmiyle onların değil ama onlar gibi olmak isteyen Afrikalı gençlerin hikayesini anlattı. Setigui Diallo ve Hamidou Samake, 15 yaşında futbolcu olmayı, çok para kazanmayı hayal eden iki Malili genç. Menajerlerin çocuk yaşta, ülkelerinden, ailelerinden koparıp Madrid'e getirdiği ve Drogba ile Eto'o'nun hikayesine benzemeyen umutların kabusa döndüğü karanlık bir futbol hikayesiydiKara Elmaslar. Sahte pasaportlar, dolandırıcı menajerler, Avrupa'nın orta yerinde aç bırakılan ve ülkesine dönmek için ağlayan Afrikalı çocukların hikayesi. Görkemli Hollywood yapımlarından biri olmadığı için Kara Elmaslar da 'meraklısına' bir film olarak geçti beyazperdenin tarihine... Oysa ki Eto'o'nun kariyeri de farklı başlamamıştı. 16'sında Kamerun'dan Madrid'in yolunu tutan çocuğu Barajas Havaalanı'da karşılamayı unutmuştu Real Madrid'in çalışanları. Taksiye binip tesislere gitmiş "Ben Samuel Eto'o" dediğinde suratına boş boş bakmıştı güvenlik görevlisi. Eto'o, Madrid'e ayak bastığında 16 yaşındaydı. Drogba o yıl 19'undaydı ve biri 10 Mart diğeri 11 Mart doğumlu kara elmasların, kendi terleriyle işleyip pırlantaya dönecek kariyerleri aynı dönemde başladı. 


Bugün ikisinin de gerçek yaşı tartışılıyor. Didier Drogba, Galatasaray'da takım arkadaşlarıyla hafta içinde 36. yaş gününü kutlarken kendisi için "39 ya da 40 yaşında" diyen kariyerini Afrika'da çalışmak üzere kuran Türk teknik adam Muhsin Ertuğral'a "39 mu 40 mı bilemem ama buradayım işte" diyerek serzenişte bulunurken; Eto'o da kayıt dışı bir sohbette kendisi için "Onun 33 yaşında olmadığını biliyorum" diyen teknik direktörü Jose Mourinho'ya geçen hafta attığı golün ardından korner direğine baston niyetine tutunup, yaşlı adam taklidiyle selam yolladı. Afrikalı yıldız futbolcuların kaderiydi bu. 20'lerinde tartışılmayan 'gerçek yaşları' 30'larından sonra Avrupa'da masaya yatırılırdı her zaman. Onlar, gol attıkları haftalarda 25 yaşında gibi gösteren, topu üstten auta attıklarında ya da takım arkadaşının ayarsız bir uzun pasına yetişemediğinde "Bence 40'dan da fazlalar" ile muhatap olan kara elmaslar. 'Yok'un, 'zor'un, açlığın, acımasızlığın kıtasından geliyorlar. Dünyaya geldikleri gün nüfus idaresine gidip doğum kaydı yaptırmak yerine 'bu çocuğu nasıl doyuracağız' telaşına sahip ailelerin evlatları bu kara elmaslar. 

Uzun yıllar Türkiye'de farklı takımlarda forma giyen ve "Kariyerini anlatır mısın?" diye sorduğunuzda, oynadığı kulüpleri ve sezonları sıraladığında dört yıl 'kaçak' çıkan ve hesabı kendisi de yapamayan Drogba ile aynı yaştaki Alioum Saidou'nun hikayesi de farklı değil onlardan. Bugün Fenerbahçe'de forma giyen Pierre Webo, aslında olduğundan altı yaş büyük olduğu iddiasına kimsenin şaşırmadığı neredeyse ilkokul günlerinden beri Avrupa'da futbol oynayan Obim Martins ya da Lazio'nun kadrosunda yer alan ve gerçekten de 40 yaşında gösteren ama pasaportuna bakarsanız 17, (evet yazıyla onyedi) yaşında görünen Joseph Minala'nın hikayesi de farklı değil... Oysa ki mesele bu değil. Bir bahar pazarında sizi rakamlara boğmak istemem. Kral olduğu Chelsea'ye Galatasaray formasıyla rakip olacak Didier Drogba'nın o mavi formayla kaç gol attığını ya da onu havalaanında unutan Real Madrid'in filelerini Samuel Eto'o'nun kaç kez havalandırdığı artık sadece birer istatistik. İkisi de kazanabilecekleri her şeyi kazandılar, farklı ülkelerde şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi Kupası, Afrika'da defalarca yılın futbolcusu seçildiler, oynadıkları her takımın ilahı olmayı başardılar. İkisi de bir şeyi unutmadı. Doğdukları toprakları ve iyi birer aile babası olmayı. Chelsea- Galatasaray rövanşına iki gün kala Drogba ve Eto'o'yu ringin iki köşesine koymadan önce belki de Eto'o'ya kulak vermek lazım aslında: "Ben hiçbir zaman Didier ile futbolculuğumu karşılaştırmadım. O da bir başka büyük Afrikalı futbolcu. Afrika için iyi şeyler yapıyor. Biliyorum Avrupalılar bu karşılaştırmaları yapmayı çok seviyor ama biz Afrikalılar birbirimizi koruruz ve kim daha iyi düşünmek yerine kıtamızın imajını burada nasıl sergileriz diye çalışırız." 'Kara Elmaslar'ın yaşının hesabını boşverin. Çocukken tuttuğunuz takımın en yaşlı futbolcusu babanız yaşındadır, sonra ağabeyiniz olur, sonra siz yaşta o futbolcu. Gün gelir, o takımdaki en yaşlı futbolcudan da bir yaş büyük olursunuz. İşte o gün yaşlanmaya başladığınız gündür. Drogba ve Eto'o, gerçekten daha yaşlı mı? Varsın öyle olsun, bu onları seven, onların golleriyle coşanları daha genç yapmaz mı? Diamantes Negros/ Kara Elmaslar içinden çokça futbol geçen bir drama. Carlos Bardem oynuyor filmde. Madridli Bardem ailesinin Carlos'tan altı yaş küçük oğlu Javier'in oynadığı ve Oscar kazandığı İhtiyarlara Yer Yok/ No Country For Old Men'i hatırlayın şimdi... Didier Drogba ve Samuel Eto'o... Gerçekten de 'ihtiyarlara' yer yok mu? Salı akşamı 21:45'de Londra'da Stamford Bridge'nin tribünlerinde değil; yeşil çiminde var olduğunu göreceksiniz.. 




15 Mart 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


15 Mart 2014, Cumartesi
13:30 Kasımpaşa - Gençlerbirliği @LigTV
14:00 Balıkesirspor - Ankaraspor @TRT 1
14:45 Hull City - Manchester City @LigTV3
16:00 Akhisar Bld. - MP Antalyaspor @LigTV
16:30 Dortmund - Borussia Mgladbach @TRT Spor
17:00 Everton - Cardiff @LigTV3
19:00 Samsunspor - Bucaspor @TRT Spor
19:00 Çaykur Rizespor - Beşiktaş @LigTV
19:00 Rayo Vallecano - Almeria @NTVSpor Smart HD
19:30 Bayern München - Leverkusen @TRT Haber
19:30 Aston Villa - Chelsea @LigTV3
21:00 Malaga - Real Madrid @NTVSpor Smart HD
21:00 Palmeiras - Ponte Preta @LigTV3
21:45 Verona - Inter @Tivibu
23:00 Atletico Madrid - Espanyol @NTVSpor
01:30 San Lorenzo - Colon @TVNet

16 Mart 2014, Pazar
13:00 Torku Konyaspor - Gaziantepspor @LigTV
13:30 Eskişehirspor - Elazığspor @LigTV2
13:30 1461 Trabzon - Şanlıurfaspor @TRT Spor Web
13:30 Boluspor - Mersin İdmanyurdu @TRT Spor
15:30 Manchester United - Liverpool @LigTV2
16:00 Sivasspor - Trabzonspor @LigTV
16:30 Hamburger SV - Nürnberg @TRT HD
18:00 Barcelona - Osasuna @NTVSpor Smart HD
18:00 Tottenham - Arsenal @LigTV2
18:30 Eintracht Frankfurt - Freiburg @TRT Haber
19:00 Adana Demirspor - Orduspor @TRT Spor
19:00 Fenerbahçe - Kayseri Erciyesspor @LigTV
19:00 Waasland-Beveren - Standard Liege @TVNet
20:00 Sevilla - Valladolid @NTVSpor Smart HD
22:00 Real Sociedad - Valencia @NTVSpor Smart HD
23:15 Boca Juniors - Argentinos Juniors @TVNet
23:30 Rio Claro - Santos @LigTV3
02:30 All Boys - River Plate @TVNet

17 Mart 2014, Pazartesi
20:00 Fethiyespor - Manisaspor @TRT Spor
20:00 Kayserispor - Bursaspor @LigTV
23:00 Villarreal - Athletic Bilbao @NTVSpor

9 Mart 2014

Olmasaydı Sonumuz Böyle



Herkesin profesyonel futbolcu olmuş bir çocukluk arkadaşı yoktur ama herkesin çocukluğunda büyük futbolcu olacak bir arkadaşı mutlaka vardır bu hayatta. Mahalle maçlarında gazozu kazandıran kadife bilekli arkadaş; okul takımında kaleye geçip dünyaları kurtaran ve sınıfa omuzlarda giren arkadaş. Bazen sensindir o, bazen başkası... Kimse bir kulübün altyapı tesislerinde doğmaz bu dünyada ama birileri keşfeder seni. Mahalledeki çocuklara beleşe gazoz içiren çocuk artık gıcır gıcır formalar giyen harbi bir takımın parçasıdır. Elinde spor çantası idmanlardan yorgun geldiğini görürsün. Sokak arasında top oynama yasağı gelmiştir ona. "Betonda oynamam yasak" der yıldız adayı, küsersin. Yine de dayanamaz koşturur ama topun peşinden. Mahalle arkadaşları, takım arkadaşlarından önce gelir çünkü her zaman. Hayat bu, çabuk geçer, 15-16 yaş, futbolcu olacak mısın, yoksa ailenin dediği gibi "Okuyup, adam olacak mısın?" yıllarıdır. Bazı arkadaşları pes etmez, bazıları topun peşini bırakmaz. Çokça zaman da o yetenekli "Şimdi futbolcu olsa tribünleri ayağa kaldırır" dediğin; üç kişiyi çalımlayıp topu uzak köşeye plaseleyen arkadaş futbolcu olamaz. Olanı herkes hatırlar, gazeteden haberleri takip edilir, iş yerinde, taşınılan yeni semtte "Çocukken beraber oynardık" diye gururla bahsedilir, gün gelir çocukluk arkadaşından çocuğun için imzalı forma istenir. Büyük futbolcuların hikayesini herkes bilir ama o büyürken, artık oynadığı takıma sığmazken onunla oynayan ve onun kadar olamayan, okuyup mimar, avukat olan, baba mesleğini sürdüren, kramponlu bir hayat hayal ederken makosenlere mahkum kalanları kimse tanımaz, tanıdıysa da hatırlamaz... 


Francesco Totti, 37 yaşında. Fransız şair Artur Rimbaud'un öldüğü yaş bu. Bütün şiirlerini 17'si ile 20 yaşı arasında yazan ve vazgeçip yollara düşen Rimbaud gibi adamlar var bu dünyada. Zero a Zero/Sıfır-Sıfır belgeseli de işte o vazgeçenlerin hikayesi. Onlar Francesco Totti'nin arkadaşları. 25 yıldır Roma'nın merkezine inip rahatça yürüyemeyen bir futbol ilahının bir zamanlar en yakın arkadaşlarıydı onlar. Danile Rossi, Andrea Capponi ve Marco Caterini. Üçü de Totti ile Roma altyapısında futbola başladı. Kulübün tesislerine Trigoria'ya geldiklerinde ufak birer çocuktular. Kulüpte başladıkları sezon itibariyle onlar 87 sınıfıydı. Danile Rossi, Totti'nin forvetteki partneriydi. Andrea Capponi için "Gelecekte Roma'nın kalesini 10 yıl korur" diyorlardı. Marco Caterini ise İtalya 16 yaş altı milli takımında bugün ülke tarihinin Dino Zoff ile birlikte gelmiş geçmiş en iyi kalecisi kabul edilen Gianluigi Buffon'un önünde kaleyi koruyan isimdi. Paolo Geremei, 30'ların ortasında. Totti ve arkadaşlarının kuşağından. Çocuk yaşta futbolcu olacak kadar yetenekli ama olamayanlardan o da. Bir gün Roma'da Vespa'sı üzerinde ağır ağır giden Andrea'ya rastladı ve ona "Sen büyük kaleciydin" dedi. Hayatını reklam filmleri çekerek kazanan ve kafasındaki senaryolar için film prodüktörlerinden "Hayır"ı duymaktan yorulan Paolo Geremei, bir zamanların büyük umudu kaleci Andrea'nın peşini bırakmadı. Zero a Zero belgeseli fikri o gün doğdu. Totti şehrin kralıydı ve Geremei, kralın çocukluk arkadaşlarının hikayesini anlatmalıydı. Andrea Capponi ve Marca Caterini projeyi duyunca şaşırdılar. Totti ile oynadığı Roma genç takımında Milan'a golü atıp şampiyonluk kupasını getiren Danile Rossi ise fikre karşı çıktı: "Bizim hikayemizi neden anlatmak istiyorsun ki? Başarılı insanların hayatını film yaparlar. Evet, biz Totti ile oynadık ama şimdi başka hayatlarımız var." 
Geremei pes etmedi, futbolla şöhreti de serveti de yakalayamayan bugün orta yaşlarını yaşayan üç Romalı'yı beyazperdeye taşıdı. Zero a Zero ona göre kaybedenlerin hikayesi değildi. Totti başarmıştı, onlar başka bir yolu tercih etmişti. Garsonluktan, markette tezgahtarlığa ufak semt takımlarında antrenörlükten, esnaflığa kadar çok şey denemişti üçü de. Roma sokaklarında onları kimse tanımıyordu ama Danile Rossi, Roma formasıyla A takıma çıktığı ve Santiago Bernabeu'da Real Madrid ile oynanan hazırlık maçında forma giydiğini hâlâ unutamıyordu. Yönetmen Geremei üçünü de çocukluk yıllarının geçtiği Roma tesisleri Trigoria'ya davet etti. Marco ve Daniele bir katilin cinayet mahalline dönmesi gibi gittiler yönetmen Geremei'ye göre tesislere. Andrea ise Trigoria'ya gitmemek için diretti ve yönetmene "Kapanmış bir yarayı o sahada tekrar açmak istemiyorum" diyerek hikayesini başka bir mekanda anlattı. Marco, genç yaş milli takımına yükseldiği günlerde idman yaptıkları Borghesiana'nın sahası ne halde olduğunu merak etti. Sakatlıklar, menajerlerin oyunları, kulüp yöneticilerinin ihmalleri, kendi vazgeçmişlikleri, kader, kısmet işte... 90'ların başında Totti, Roma Olimpiyat Stadı'nın ilahı olmaya hazırlanırken, onlar neden olmadığını, sonra ne olduğunu anlattılar. Marco hâlâ şaşkındı, "16 yaşında ülkenin en iyi kalecisiydim. O günlerde bana futboldan hayatımızı kazanamayacağımız söylense gülerdim ama oldu işte." Andrea ise iyimser bakıyordu o günlere: "Benim için kapanmayan bir yaradır ama güzel günlerdi böyle hatırlamak istiyorum." Danile ise diz sakatlığından sonra pes ettiği için kızgındı kendisine: "İtalya'nın en büyük kulüplerinden birinde yıllarca oynadım ama o sakatlık..." 


2012 yapımı Zero a Zero, Bologna'da Biografilm Festivali'nde ödül aldı. Mantova ve Torino'da da en iyi belgesel seçildi. Yönetmen Geremei, Totti'den belgesel için randevu aldığı gün "Kulüp biraz karışık" dediler ve Totti, üç eski arkadaşının hikayesinde yer almadı. Geremei ikinci bir randevu için ısrarcı olmadı. Danile Rossi, Andrea Capponi ve Marco Caterini'nin hikayesi o kadar çoktu ki, Francesco Totti fazla gelirdi! Zaten belgeselin adını da ilk Zero a Zero değil, Rimbaud'nun şiirinde dediği gibi "17'sinde ciddi olamaz insan" koymuştu... 


Jorge Valdano Röportajı

8 Mart 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


8 Mart 2014, Cumartesi
13:30 Elazığspor - Kasımpaşa @LigTV
14:45 West Bromwich Albion - Manchester United @LigTV3
14:45 Arsenal - Everton @Tivibu
16:00 Bursaspor - Karabükspor @LigTV
16:30 Wolfsburg - Bayern München @TRT Spor
17:00 Valladolid - Barcelona @NTVSpor Smart HD
17:00 Cardiff - Fulham @İdman TV
17:30 Bastia - Paris SG @Tivibu
19:00 Galatasaray - Akhisar Bld. @LigTV
19:00 Kayseri Erciyesspor - Torku Konyaspor @LigTV2
19:00 Udinese - Milan @Tivibu
19:00 Real Betis - Getafe @NTVSpor Smart HD
19:30 Nürnberg - Werder Bremen @TRT Haber
19:30 Chelsea - Tottenham @LigTV3
21:00 Monaco - Sochaux @Tivibu
21:00 Zulte Waregem - Club Brugge @TVNet
21:00 Celta Vigo - Atletico Madrid @NTVSpor
23:00 Granada - Villarreal @NTVSpor
23:30 Ponte Preta - Rio Claro @LigTV3

9 Mart 2014, Pazar
10:30 Kayseri - Antalya @TRT Spor
11:30 Dinamo Moscow - CSKA Moscow @LigTV3
13:00 Espanyol - Elche @NTVSpor Smart HD
13:30 Ankaraspor - 1461 Trabzon @TRT Spor
13:30 Gençlerbirliği - Sivasspor @LigTV2
13:30 Gaziantepspor - Kayserispor @LigTV
13:30 Juventus - Fiorentina @Tivibu
16:00 MP Antalyaspor - Çaykur Rizespor @LigTV
16:00 Inter - Torino @Tivibu
16:00 Parma - Verona @Tivibu
16:00 Hull City - Sunderland @Tivibu
16:30 Freiburg - Dortmund @TRT HD
18:00 Lorient - Saint-Etienne @Tivibu
18:00 Almeria - Sevilla @NTVSpor Smart HD
18:05 Manchester City - Wigan Athletic @TRT Spor
18:30 Mainz 05 - Hertha Berlin @TRT Haber
19:00 Beşiktaş - Eskişehirspor @LigTV
19:00 Benfica - Estoril @Tivibu
19:00 Vitoria Setubal - SportingCP @Tivibu
20:00 Real Madrid - Levante @NTVSpor Smart HD
21:15 Porto - Arouca @Tivibu
21:45 Napoli - Roma @Tivibu
22:00 Valencia - Athletic Bilbao @NTVSpor
23:15 River Plate - Arsenal Sarandi @TVNet
23:30 Santos - Oeste @LigTV3

10 Mart 2014, Pazartesi
20:00 Mersin İdmanyurdu - Adana Demirspor @TRT Spor
20:00 Trabzonspor - Fenerbahçe @LigTV
21:00 Osasuna - Malaga @NTVSpor Smart HD
23:00 Real Sociedad - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD

7 Mart 2014

6 Mart 2014

Carles Puyol