1 Eylül 2019

Bir Hayat: Radamel Falcao


BREZİLYALI yıldız Paulo Alberto'ya hayran olan babası, oğluna Falcao ismini verdi. Bir defans oyuncusu olan babasına hayran olan Falcao, Venezuela'da yaşadıkları yıllarda beyzbol oyuncusu olmayı da hayal ediyordu. Hızlı ve güçlü olduğundan bu sporda da bir yıldız olabilirdi ama futbolu seçti. Yıllar sonra France Football'a verdiği röportajda "Michael Jordan'ın izinden gideceğim. O basketbolu bıraktıktan sonra beyzbolcu olmuştu, ben de aynı şeyi yacağım" demişti.Radamel Falcao Garcia Zarate, 10 Şubat 1986'da Kolombiya'nın Santa Marta şehrinde doğdu. Babası Radamel Garcia King futbolcu, annesi ev hanımıydı. Annesi Carmenza Zarate, Kolombiya'da ekonomi okumasına ve bir gün maliye bakanı olmayı hayal etmesine rağmen çocuklarını büyütmek için kendisini ailesine adadı.


AJAX altyapısında denenmek için Amsterdam'a gittiğinde 11 yaşındaydı. Ajax yerine ülkesinedönüp Lanceros Boyaca takımında futbola başladı. Falcao yeşil sahalara yabancı değildi, 4-5 yaşından itibaren babasının oynadığı takımın maskotuydu... 15 yaşında Arjantin'e  altyapısına gitti. France Football'a yakın geçmişte verdiği röportajda Buenos Aires'e genç yaşta gittiği, kız kardeşlerinin büyümesine tanıklık edemediği ve ailesini özlediği için zor zamanlar geçirdiğini anlatmıştı.

FALCAO'NUN kişisel gelişiminde dindar olan annesinin rolü büyük. Onun her zaman örnek bir insan olması için çabalayan annesi, oğlunun din eğitimine büyük önem verdi. Gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durması için çalışan Falcao'nun yer aldığı bir organizasyonda iki tanıdık isim de var: G.Saraylı Taffarel ve Melo... Kız kardeşleri Michelle Andrea ve Melanie Grecia profesyonel tenisçi. Falcao'nun favori tatil yeri de kız kardeşlerinin yaşadığı Miami. Dayısı Herbert King ise eski bir basketbolcu ve aktör...

EŞİ Lorelei Taron, Polonya asıllı Arjantinli bir ailenin kızı. 4 yaşından itibaren konservatuara giden ve şarkıcı olan Lorelei ile Falcao kilisede tanıştı. Bir futbolcuyla flört etmek istemeyen ama Falcao'nun ısrarlı tekliflerine sonunda evet diyen Lorelei Taron, Kolombiyalı santrforla 12 Aralık 2007'de evlendi. Çiftin kızları Dominique 2O13, Desiree 2015, Annette ise 2017 doğumlu. Çiftin çocukları annenin Polonya kökleri yüzünden eski yıldız Boniek'in de devreye girmesiyle Polonya pasaportuna da sahipler.

'te Palermo Üniversitesi'nde gazetecilik bölümünü yarıda bırakan Falcao'nunbir hayali de yazar olmak. Bir Kolombiya gazetesinin ilkokul kimliğinde 1984 doğumlu göründüğü ve yaşını iki yaş küçülttüğü iddiasına Falcao ve babası, doğum belgesiyle yanıt vermiş ve 1986 doğumlu olduğunu kanıtlamıştı.



OĞLUNA futbolu Avrupa'da bırakmasını nasihat eden babası, 7 ay önce Kolombiya'da tenisoynarken kalp krizine yenik düştü. Son 3 sezonda Çin'den gelen çılgın tekliflere hayır diyen Falcao, Beckham'ın ABD'deki takımına da olumsuz yanıt verdi. Hedefi 2022 Dünya Kupası'ndaoynamak olan Falcao, 3 yıl sonra ülkesine dönüp taraftarı olduğu Millonarios'da futbolu bırakmayı planlıyor.


RIVER Plate'de oynarken Avrupa'dan ilk teklifi Aston Villa'dan alan Falcao'yu 2009 yılında Bülent Korkmaz, Galatasaray'a istemiş ancak dönemin yönetimi bu transfer için adım atmamıştı. Porto'daki iki iyi sezonun ardından geldiği 'de Falcao, River Plate'den eski hocası Simeone ile çalıştı. Guardiola, Atletico günleri için, "Falcao, ceza sahasında dünyanın en iyi golcüsü" demişti.



2014 yılında Fransa'da bir amatör takımda forma giyen Soner Ertek'in darbesiyle ağır sakatlık yaşayan Falcao, Kolombiyalılar'ın Soner Ertek'e ölüm tehdidi içeren mesajları sonrasında sosyal medyadan bir çağrı yapmış ve Türk oyuncunun bir suçunun olmadığını ve ona yüklenilmemesini rica etmişti.





FALCAO'YA "El Tigre" (Kaplan) lakabını takan River Plate'den Gonzalo Luduena... "Sahada bir kaplan gibisin" diyen Luduena'nın kendisine taktığı lakabı çok seven Falcao, bir röportajda "Sahada bambaşka bir karakter oluyorum. Aslında çok sakin ve sessiz bir insanımdır. Ortaya iyi bir performans koyabilmek için içimdeki futbol tutkusu sahaya çıktığımda fışkırıyor" demişti. River Plate günlerinden beri gollerini tutkulu tribünlerle kutlamaya alışkan olan Falcao'nun sevinci İtalyanların eski golcüsü Inzaghi'nin tarzına benzetiliyor.

Santrfor Falcao'yu Kurtarmak


Bir tiyatro oyunu da olabilir, filmi de çekilebilir bu  hikayesinin. Ben adını Steven Spielberg ve 'e selam çakıp "'yu kurtarmak" koydum. Monaco-İstanbul hattında geçen, kimi zaman Kolombiya'ya kimi zaman İspanya'ya uzanan bir yılan hikayesinin gerçek aktörlerini anlatmalıyım size.
OLEG PETROV:  taraftarının bu yaz en nefret ettikleri adam. Bir Rus işadamı Monaco kulübünün sahibiyse futboldan anlayan ve mümkünse Fransızca bilen birine kulübü emanet eder öyle değil mi?  geçen sezon küme düşmekten son anda kurtulan Monaco'da son yılda kazanılan şampiyonlukta da, bir koyup beş kazanılan transferlerde de bir numaralı isim olan Vadim Vasilyev'in şubat ayında ipini çekti ve koltuğa 'u oturttu. Petrov elektronik eşya, pırlanta ticaretinde muteber bir yöneticiydi ama ufak bir sorun vardı,  ile alakası yoktu ve bildiği dört dil arasında Fransızca yoktu. Falcao'nun "Her yıl dörtbeş iyi oyuncuyu satıyorsunuz, takımın dengesini bozuyorsunuz, Jardim'i de yok yere yolladınız" dediği Monaco'dan ayrılık kararını bahar aylarında almıştı. Oleg Petrov, Fransız medyasını yanına alıp Kolombiyalı golcünün kontratına saygı göstermesi gerektiğini söyleyip transferi yılan hikayesine çevirdi.
LEONARD JARDIM: Mourinho'nun başarılarıyla yolunu açtığı Portekizli teknik adamlar arasında, Fransa Ligi'nin büyük ağabeyi 'ye kafa tutan ve şampiyon olabilen başarılı bir teknik adam. Geçen sezon başında takım yokuş aşağı gittiğinde koltuğundan oldu.  efsane futbolcuydu ama tecrübesiz teknik adam kartviziti onun da sonunu hazırladı. Rus patron, kovduğu Jardim'i göreve getirip Monaco'yu ligde tuttu. Çift santrfor oynayacağım diye ısrar edip Falcao'nun yerine iki golcü isteyen, alındığında da bir üçüncü forveti bekleyen Jardim, ligin ilk üç maçında bozguna uğradı. Üç maçta üç kırmızı kart alan takımı bir puan alabildi. Transfer mevsimi kapanmasa, Falcao takımdan gitmeden zaten kendisi gidecekti. Muhtemelen de Oleg Petrov'un idaresinde yeni yılı göremeyecek.


JORGE MENDES/AHMET BULUT: Falcao'nun menajeri oyuncusuna üç yıllık yeni kontrat ararken,  pazarındaki ortağı  da Galatasaray adına hareket eden isim olarak bu filmde yerini aldı. Ahmet Bulut devreye girene kadar Fransız medyasında bonservis bedeli yazılmayan Falcao için o günden sonra 'sıkı pazarlıklar' başladı. Seri ve Nzonzi transferlerini Şükrü Hanedar ile 24 saatte bitiren Galatasaray'ın Falcao için neden oyuncunun menajerinin ortağına vekalet verdiği senaryonun açmazları arasına yazıldı.
L'EQUIPE GAZETESİ VE TÜRK SPOR MEDYASI: Fransızların efsane gazetesinde Monaco haberlerine imza atan iki muhabirden biri sürekli olarak Falcao'nun İstanbul'da sıkıntı yaşayacağını öne sürüp, bonservis vs. ile olumsuz haberlere imza atarken, editör masasının görev verdiği diğer muhabir iki cepheden de doğru haberlerle mesai arkadaşının yangınını her seferinde söndürdü. Fransız medyasının haberlerinde alt metinler okunduğunda Monaco'nun yönlendirmesi net olarak ortaya çıktı. Son 2-3 yılda  emojisiyle Twitter fenomenliğine soyunan genç muhabirler Türkiye'de her gün "Falcao hayırlı olsun" ile etkileşim peşinde koşarken; SABAH gazetesi muhabiri 'ın 31 Temmuz'da verdiği detayların üstüne 30 gün boyunca bir satır koyamadılar. Kazanan yine işini gazetesinde, televizyonunda, sorumlu olduğu kurumda yapan gerçek gazeteciler oldu...
RADAMEL FALCAO: 33 yaşında. Son 10 yılda Avrupa futbolunun en büyük golcülerinden biri. Galatasaray ile anlaşmaya vardıktan sonra sözünden dönmedi. Monaco ile var olan bir yıllık kontratının üzerine bir yıl uzatma teklifini de geri çevirdi. Üç kız çocuğu sahibi ve tek isteği vitirine çıktığı 'de olduğu gibi tutkulu tribünler önünde futbol oynamak.
ABDURRAHİM ALBAYRAK: Falcao ile çektirdiği hatıra fotoğrafını kendine saklasa bu kadar yıpranmayacaktı. Günümüz futbolunda bir transfere "Yüzde 99 bitti" diyebilmek için oyuncunun şehre gelip sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini o da biliyordu elbette ama o da sosyal medya çukuruna düştü, düşürüldü ve Falcao gelse de gelmese de bu yazın en çok hırpalanan ve kaybeden ismi oldu camiasında...

Eylül'de Gel


Bütün genellemeler yanlıştır, haksızlık içerir o yüzden sonda değil başta söyleyeyim.
Sevdalısı oldukları takımlarının peşinden onlarca saat yola deplasmana gidenler, kar kış dinlemeden tribünleri dolduranlar, tatillerini, hafta sonlarını takımlarının fikstürüne göre ayarlayanlar üstüne alınmasın...
Şimdi madalyonun öteki yüzüne gelebiliriz.
 dönemini futbolun kendisinden daha çok sevenler, tuttukları takımlara emek vermiş ter dökmüş, kupalar kazanmış futbolculara hakaret eden bir kalemde silenlere...
***
Uzun zamandır bu oyunu 90 dakika seyretmeyenler, baksa bile bir gözü sürekli akıllı telefonunda olduğu için görmeyenler var hayatta. Kimse artık güzel bir çalımın, akıl dolu bir pasın peşinde değil, kafalar o telefonlardan ancak spikerin sesinin yükseldiği gol pozisyonlarında kalkıyor, sonra ver elini yine . Twitter'da gol kaçıran futbolcuya, hatalı gol yiyen kaleciye hakaret... Bilgisayar ekranında menajerlik oyunlarında olup iki şampiyonluk yaşayanlar, kendilerini  ile kantara çıkartıyor...
40 yıldır futbolun içinde olanlar futbolu bilmiyor, 40 aydır menajerlik oynayanlar Lippi, Capello oluyor...

***
Yeni transferler için bu oyunların datalarına bakmak oyuncuyu tanımak için yeterli oluyor. Medyada üç bin futbolcu hakkında fikri olan ama haftada üç maç izlemeyen bir kesim dilinde balta ahkam kesiyor... Transfer dönemi baş aktör,  sezonu yardımcı oyuncu artık...
 kriterleri, al-sat dengeleri, yüksek yıllık ücretler, futbolcuların menajerleri...
Taraftar sosyal medyada kulüp yönetiyor ya da yönettiğini sanıyor. Oyunda böyle çünkü. Dünyanın seçmece santrforlarından birinin transferi sözkonusu olduğunda yıllık ücretini fazla bulanlar, marka bir orta saha geldiğinde ağır bu diyenler, oyuncu izleme komitesi bir isim verdiğinde benim listemde bundan daha iyi altı-yedi futbolcu var diye yönetimlere mesaj atanlar...

Eski tribünler yok, eski stadyumlar da... Her şeyin zamana yenik düştüğünün, suyun akıp yolunu bulduğunun elbette farkındayım. Oyunlara da karşı değilim, genç yaşta ekran başında teknik direktör olup kendi maçını yaparken, televizyonda naklen yayınlanan maçı izlemeyen oğlumu da anlayabiliyorum.
Artık herkes kendi galibiyetinin peşinde.
YouTube'da iki video yayınlayınca, televizyoncu, Twitter'da 280 karakter yazınca yorumcu, hiçbir kuruma bağlı değilken, adının altına gazeteci yazınca gazeteci olunuyor bu hayatta. Sağlaması yok bunun... Taraftar da bu yüzden seviyor transfer mevsimini. Roma'nın genç Türk stoper  için düzenlediği basın toplantısını canlı yayınladığı kulüp televizyonunun yorum bölümünde Fenerbahçeli taraftarın "Kolarov'u yollayın" mesajını görünce şaşırmıyoruz.
Falcao'nun arkadaşı Türk iç mimar, transferi bitirmesi için yüzlerce mesaj alıyor. Kolombiyalı Galatasaray'a gelsin diye Sevilla'da oynayan Ben Yedder'e binlerce taraftar "Monaco'ya imza at" baskısı yapıyor. Ben Yedder imzayı atıyor da ya sonra...
***
'da adının geçtiği kulüpten bir futbolcuyu takip edenler, o kulübün fotoğrafını beğenip flört edenler, yeni takımına gittiğinde eski takımından hatıra kalan tüm arşivi çöpe yollayanlar, dört-beş emojiyle -biri mutlaka yangın emojisi- her gün sosyal medyada transfer müjdesi veren genç muhabirler, başkanın berberi, uçağın pilotu, menajerin yeğeni, yöneticinin oğlu, duyumcular... 2 'de herkes köşesine çekilecek çünkü transfer mevsimi sona erecek. Futbola, güzel oyuna Alpay şarkısında olduğu gibi "Eylül'de gel" diyorum çünkü Temmuz- Ağustos'ta güzel deliriyoruz...

Ne Demek Kliması Yok!


Ligler başladı, transferde de sona yaklaşırken 35 yıl öncesine dönelim. Futbolun gittiği yolu en güzel açıklayan sözlerden biridir: "Maradona'nın bir Ferrari'si vardı, şimdiki yıldızların 5-6" Evet, gerçek bu, garajında toplam değeri 50 milyon euro'yu aşan otomobil koleksiyonu olan çok sayıda futbolcu var, 30-35 yıl önce dünyayı peşinden sürükleyen yıldızların kazandığının 10- 15 katını kazanıyorlar ama değişmeyen bir tek şey var. Otomobil kullanmaya vakitleri yok ve ev-tesis arasında gittikleri mesafe 10 km'yi aşmıyor. Üstelik bir çok kulüpte futbolcular sponsor markanın verdiği otomobilleri kullanmak zorundalar, garajlarda eskiyen spor otomobiller bir zaman sonra açık artırmayla satılacak ve yeni sahipleri Ronaldo'nun Messi'nin otomobillerine binecek.


Maradona'nun Ferrari hikayesinde olduğu gibi. 'de oynadığı yıllarda Maradona'nun elbette ki bir Ferrari'si olacaktı ama Arjantinli 10 numara daha fazlasını istemişti. 1986'da Arjantin ile 'nı kazandıktan sonra menajeri Guillermo Coppola'ya "Siyah Ferrari" istiyorum diyen Maradona'nun bu dileğini yerine getirmesi gereken adam Napoli Başkanı Corrado Ferlaino idi. Peki siyah Ferrari Testarossa, Ferlaino'ya kaça mal oldu? İtalyan kulübünün başkanı 430 bin dolar ödediği otomobilin kırmızıdan siyaha boyanması için 130 bin dolar ödediğini açıkladı yıllar sonra. İş bununla kalsa iyi, Maradona Ferrari'deki müzik sistemini sordu.
Ona Testarossa'nın bir yarış otomobili olduğunu ve müzik sistemi olmadığını söylediler. Elbette Maradona'nın istediği oldu. Yeter mi yetmez, Maradona bu. Arjantinli Napoli'nin sıcağında klimasız Ferrari mi kullanacaktı. "Ne demek kliması yok, taktırın" dedi. Peki Maradona, Ferrari'nin hakkını verdi mi?
Elbette ki hayır... Otomobil 2014'te bir İspanyol koleksiyoncunun garajındaydı ve kadranında sadece 20 bin 200 km yazıyordu. İspanyol koleksiyoncu o gün Maradona'nın siyah Ferrari'sine 250 bin dolar değer biçmişti...
***
Bugüne dönelim. 'nun Nike ile yaptığı ve ömür boyu sürecek sponsorluk anlaşmasından kazanacağı para 800 milyon euro'nun üzerinde. Sosyal medyanın farklı mecralarında takipçi sayısı 500 milyona yaklaşan Portekizli yıldızın Instagram'da markanızı sadece bir fotoğraf karesiyle tanıtmak istiyorsanız ödeyeceğiniz rakam bir milyon euro'ya doğru koşuyor. CR7 markasıyla Crunch Fitness ile ortaklığa giden antrenman delisi Ronaldo'nun adını taşıyan spor salonu sayısı şimdilik 265. 19 milyon euro ödediği jetiyle uçmak isterseniz saati 3 bin euro'ya kiralayabilirsiniz. Doğduğu Madeira ve büyüdüğü Lizbon'da iki otel açan Ronaldo, zirveye çıktığı Madrid'de ve bir gün belki de futbolu bırakacağı 'ta yeni oteller açmaya hazırlanıyor.
Restoran zinciri Tatel'e ortaklık, iç çamaşırı ve parfüm koleksiyonu da Ronaldo Holding'in diğer yatırımları.
Nike'ın 1988'de efsane  ile ortak kurdukları Jordan markasının  pazarında geçen yıl  formasıyla estirdiği rüzgarın fırtınaya dönüşeceğinin sinyali ise 'li 'e yaptığı teklif. Genç yaşta Nike ile sponsorluk anlaşması yapan 24 yaşındaki Sterling'e Jordan marka kramponları 10 yıl boyunca giymesi karşılığında önüne konulan kontratta 108 milyon euro yazıyor.
Maradona'nın 20 bin km kullanılmış Ferrari'sinden, bir maçta 10 km koşsa, sezonda 50 maç oynasa, 10 sezonda 5 bin km kat edecek olan Rahim Sterling'e... Parası pulu bir kenara, güzel bir futbol sezonu diliyorum...

13 Ağustos 2019

Yıllar Geçiyor Anladın mı?

Dakika 103'tü... 'nın mahalle maçlarımıza özenip uzatmalara altın gol kuralını getirdiği yıllar. Atan galipti. Fatih Akyel sağ kanattan akıp ceza sahası içine orta mı yaptı yoksa kötü bir şut mu çekti, o topu Jardel filelere gönderdiği için artık ne önemi var o orta-şut karışımının. Jardel, bir Porto efsanesiydi, golü yiyen Casillas yıllar sonra 'den Porto'ya gideceğini ve kalbinin artık o eldivenlerini çıkar demesini nereden bilecekti ki?

19 yıl sonra o gün kaleyi koruyan Taffarel'in çalıştırdığı Arjantin doğumlu Uruguaylı kaleci (Muslera), Kolombiya'da doğmuş Arjantin'de yetişmiş bir golcüye Instagram'dan bize gel diyor. O golcü de (Falcao) , yerel 'yı kazanınca "Cimbombom" diyerek yılan hikayesine dönen transferinin sinyalini veriyor. O gün kupayı kaldıran Galatasaray kaptanı , 9 yıl sonra 'in golcüsünün  edilmesini istiyor. Kim mi o? Elbette ki Falcao!
***
Sonra herkes bir yere savruldu hayatta. Jardel bitirdi kendini, Popescu anlı şanlı kariyerini soğuk hapishane duvarlarına bakıp hatırladı. Tarihin en iyi sol beki 'un bir gün Fenerbahçe formasını giyeceğini, Sivasspor'u çalıştıracağını kim bilebilirdi ki? Emre Belözoğlu'nun Fenerbahçeli olduğunu doğal olarak açıklamadığı yıllardı. Guti, 'a gelmemiş, Arnavutköy'de ters yöne girip halk otobüsüyle kafa kafaya gelmemişti. 'un iyi teknik adam olacağını diyelim tahmin ediyorduk da 'nın neden olamayacağını kimse anlatamazdı o günlerde. Orta sahada kesici oynayana 6 numara denilmeyen yıllardı. Basketbola yakışan tonla istatistiğin futbolun yakasına yapışmadığı günlerdi. Kim kaç pas yapmış, kaç depar atmış, ısı haritası, daha delirmemiştik çok şükür. Bugün 6 numara denilen yerin kralı Claude Makelele o gün sahadaydı. O gitti, Real Madrid yıllarca iflah olmadı.
***
Galatasaray'a Süper Kupa'yı kazandığı Louis 2 Stadı'nın ev sahibine, 'de Kolombiya'ya attığı füzenin daha bir güdümlüsünü atan Hagi, 80'lerinin çocuklarının duvardaki posteriydi ama o Monaco'ya 38 numara ayağıyla yıkan Cevad Prekazi de o kuşağın ağabeylerinin efsanesiydi. Raul, Maldini ve Totti gibi tek bir formayı giyip futbolu bırakmak isterdi ama Mourinho'nun satırının kurbanı oldu, o şimdi Real Madrid B'nin hocası..  o gün oradaydılar şimdi 'in yanında oturuyorlar. Luis Figo'nun Barça'dan Real Madrid'e transfer olup çıktığı ilk resmi maçtı. 19 yıl sonra esame listesindeki 36 futbolcudan bugün futbolu bırakmayan tek isim Emre Belözoğlu... Kulübedeki Mircea Lucescu sonra Beşiktaş'ı şampiyon yaptı. Uzun zaman sonra döndüğü Türkiye'de milli takımın başındayken ayda bir kere bizi İtalyan medyasına şikayet edip gitti. Vicente del Bosque kendisine "Yeniköy Kasabı" denileceğini bilse gelir miydi Türkiye'ye...
***
Millet olarak bir daha da yaşayamadık bu heyecanı... Başkalarının heyecanına ev sahibi olduk, iyi de olduk ama. 2005  finalinden daha güzel bir final görmedi ki bu dünya. 'nda Milan'ın 3-0 öne geçip, vazgeçmeyen Liverpool'un 3-3 yapıp penaltılarla kazandığı kupa... O Liverpool şimdi 'a geliyor... 20 yıl önce Galatasaray'ın UEFA Kupası'na yürüdüğü sezonun sonbaharında İstanbul'da 5-0 kazanan Chelsea de geliyor İstanbul'a. İki İngiliz takımı tarihte ilk kez UEFA Süper Kupa finali oynayacaklar. Çarşamba akşamı 22:00'de Beşiktaş'ın evi Vodafone Park'ta... Ali Sami Yen artık yok. 15 yıl önce yolu çile olan Atatürk Olimpiyat Stadı'na artık metroyla gidiliyor ve 2020 Şampiyonlar Ligi finali yine bizde.. İnönü Stadı'nda gazhane tarafındaki kaleye penaltı atıp Hilton Oteli'nde balkonda oturan turisti vuran, deniz tarafındaki kaleye vurduğu şut Kabataş istikametine giden kamyonun kasasına gol atan Gökmen (Özdenak) Abi'nin dediği gibi: "Anladın mı?" Geçiyor yıllar...

Süper Lig Başlarken Sorular


1- İtalya  Federasyonu illegal yayınlara savaş açtı. 1.1 milyar Euro yayın geliri kaybı 200 milyon Euro vergi açığına sebep olan illegal yayınlar için hükümetin büyük desteğini aldılar. Bilinçlendirme kampanyası için medyaya verdikleri reklamlarla İtalyan halkını uyarıyorlar. Bizde yayıncı kurulusunun illegal yayınlardan yıllık kaybı 1.5 milyar TL. Devletin de çok büyük miktarda vergi kaybı var. Yazılı eserde, müzikte olan ve başarı ile uygulanan telif haklarının futbol yayınına gelince uygulanmamasının tek sorumlusu Futbol Federasyonu'dur. TFF, İllegal yayınlara karşı mücadeleyi ne zaman başlatacak?
2- Liglerin başlamasına bir haftadan az bir zaman kala 18 kulübün stadının zeminleri için bir rapor hazırlandı mı? Federasyonda stadyumlara tek tek gidilip, raporlayan bir komite var mı? Yüksek çözünürlükte yayın için gerekli olan kalitedeki ışıklandırma standartları kontrol edildi mi?
3- 'da lig yönetimi naklen yayınlarda ekranlara gelen boş tribünler yüzünden kulüplere para cezası kesiyor. Futbola gölge düşürecek bu ambiyansı bozan boş tribünler için bilet fiyatlarını düşürün uyarısı yapıyor. TFF, 18 kulübün kombine fiyatlarını ve sezon başlarken stadyum doluluk oranlarını kontrol etti mi?
4-  kulüplerinin taraftarlarına Anadolu deplasmanlarında fahiş fiyatla bilet satılma geleneği bu sezonda sürecek mi? Federasyon tüm kulüpler için bilet fiyatlarında 'benzer tribünde sattığın fiyattan deplasman takımına bilet satamazsın' kuralı getirecek mi?
5- Beraberliğe galibiyet priminin yarısı verildiği ligde kardeş payı son bulacak mı? Galibiyet başına verilen primin yarısını beraberliğe vermek yerine bunu dörtte bire düşürürsek takımların oyun planları da değişmeyecek mi? Üç haftalık dilimde bir galibiyet alan takım, aynı puanı toplamışken üç beraberlik alan takımdan neden daha az para kazanıyor.
6- 18 Kulüp yeni sezon için hazırladığı üç tip formayı federasyona gönderdi mi? Sırtta yazan isimlerin fontu için forma üzerinde ve kolundaki sponsor reklamları için boyut standardı kulüplere bildirildi mi? Bu sezon da sırtta isimleri okunmayan futbolcular görecek miyiz?
7- Süper Lig'in oynandığı stadyumlarda taraftarların yiyecek-içecek aldığı büfeler İl Sağlık Müdürlükleri'nden onay aldılar mı? Kulüpler, bu büfelerdeki hijyeni ocak, tüp, ızgara gibi patlayıcı maddelerin kontrolünü sağlıyor mu?
8- 40-50 bin kişinin maç izlediği tribünlerde kalp krizi vakalarında hayat kurtaran 'defibrilatör' cihazlarının ellişer metre koridorlara yerleştirilmesi konusunda bir çalışma yapıldı mı? Bu cihazları kullanmaya yetkin sağlık personelinin tribünlere akreditasyonu konusunda bir çalışma var mı?
9- Süper Lig'in neden Twitter ve  hesabı yok? Ligin adını her yıl bir futbol efsanemize vermekle iş bitiyor mu? Bu ligde forma giyen oyuncular, teknik adamlar haklarında bilgilendirme yapacak bu ülke futboluna emek vermiş efsaneleri, genç kuşaklara tanıtacak bir içerik hazırlamak ve sezon boyınca bu ligin heyecanını sosyal medyadan yaşatmak bu kadar mı zor? Twitter hesabından MHK kararları ve haftanın maç programı açıklamak dışındailetişim departmanında çalışanlar, ne iş yapmaktadır?
10-  6222 adlı yasanın getirdiği yükümlülükler konusunda stadyumlarda taraftarlara dağıtmak üzere bir kitapçık hazırladı mı? Federasyona ve hakemlere eleştirigetirildiğinde Disiplin Kurulu'na sevk edilen kulüp yöneticileri rakip takımlara hakaret ettiğinde de PFDK'lık olacak mı?

2 Ağustos 2019

Forma Sponsorları-Müzeler-Turnuvalar

Transferde milyonlar havada uçuşurken bir adım geriye çekilip kulüplerin gelirleri üzerine düşünelim. Bu oyunda 11 kişiyle sahaya çıkıyor, 25 futbolcuyla kadro kuruyorsunuz. Real Madrid de bunu yapıyor, Fenerbahçe de... Ve evet sıfırlar farklı... Transferde ödenenler için de, gelir kalemlerinde de. Kombine fiyatlarında maşallah tek rakibimiz İngilizler. İspanya ve İtalya'dan daha ucuza kombine satmıyoruz. Bizden 5-6 kat daha fazla abonesi olan ülkelere bakarsak yayın gelirlerimiz de ziyadesiyle iyi. Bir formanın 250 TL'ye satıldığı resmi mağazalarda taraftar cebinde ne varsa harcıyor. Avrupa kupalarında galibiyet, beraberlik primi  için de aynı  için de. Ancak bir gelir kalemi var ki, orada 8-10 kat fark atıyor bize Avrupa kulüpleri. 'ın son imzaladığı forma göğüs reklamı, Galatasaray için konuşulan rakam ve 'nin başkanı 'un şirketinden aldığı forma sponsorluğu... Kabaca hiçbir kulüp yıllık 4 milyon Euro'nun üzerine çıkamıyor. Real Madrid ve PSG'nin 70 milyon, Man. United'ın 64, Barcelona ve Chelsea'nin yılda 55 milyon Euro kazandığı forma reklamlarıelbette ki en uç örnekler ama en büyük farkı yediğimiz gelir kalemi budur. Malzeme sponsorluğu için spor markalarının ödediği çift haneli rakamlara girmiyorum bile. Sezonda 50 maçta 90 dakika görünürlük sağlayan markaların bize ödedikleri rakamlar rekabet olmayınca 5 milyon Euro'nun üzerine çıkamıyor. Avrupa'da birçok kulübün antrenman malzemelerinde farklı sponsor kullandığını da hatırlatayım. Sponsor sinerji ister, Beşiktaş yakın geçmişte bunu başardı. Çözüm basit, kapattığınız idmanları medyaya açacak, röportaj yasaklarınıkaldıracaksınız, futbolcular sponsorların organizasyonlarına katılacak. "Kulüp televizyonum var, her şeyi oradan yayınlanırım" fikrinin yıllar önce yayıncılık tarihine karıştığını kabul edeceksiniz. Aslında ettiniz de... Bir de soru: Bütün sezon forma reklamı için 3-4 milyon Euro alıp, "büyük" transferin yıllık ücretinin 3 milyonunu "bir" sponsor ödeyecek" cümlesindeki "bir sponsor" kimdir?
BARCELONA'NIN MÜZESİ 40 MİLYON EURO KAZANIRKEN
İSPANYA'YA giden bir turistin Madrid ve Barcelona'da kulüp müzelerini ziyaret etmesi için ateşli bir futbolsever olması gerekmiyor çünkü turizm politikası ve pazarlaması sizi o adreslere yönlendiriyor. İspanya'nın en çok ziyaret edilen müzesi binlerce tablo ve tarihi eserin yer aldığı Madrid'deki Prado ve Reina Sofia müzeleri. İki müze de günün belirli saatleri ve yılın bazı günlerinde giriş ücreti almadığından gelir sıralamasında bir kulübün müzesininarkasında. Barcelona'nın müze ve stat turunda bir yılda elde ettiği gelir 40 milyon Euro. Şimdi bunu ikiye katlamak için müzeyi büyütüyorlar. Giriş ücreti 26 Euro olan müze ve stat turunun son noktasının Barcelona'nın ürünlerinin satıldığı iki katlı dev mağazası olduğunu söylememe gerek yok elbette! Madrid ve Barcelona'da havaalanına indikten sonra her turizm bürosunda, gazete bayiinde, aklınıza gelebilecek her satış noktasında Real ve Barça'nın müze turlarının broşürleri var. BEŞIKTAŞ, Fenerbahçe ve Galatasaray son dönemde modern müzeler kurdular. Varsa özür dilerim ama ben bugüne kadar ne havaalanında ne de İstanbul'un birköşesinde bu müzeleri tanıtan ve ziyaret etmek isteyenleri bilgilendiren ne bir broşür nebir bilboard görmedim. Milyonlarca insan İstanbul'a geliyor, müze nerede, giriş kaç para, kaç kupa var, saat kaçta açılıyor-kapanıyor, bilen yok. İşe İstanbul Havalimanı'ndan başlasanız, birer tanıtım köşesi kursanız, öğrenciler için turlar düzenleseniz, kupalarınızı yalnızlığa terketmeseniz fena mı olur...
AMAN SEZON BAŞINDA TADIMIZ KAÇMASIN!
DÜNYA Kulüpler Şampiyonası adı altında ABD, Çin, Japonya'da Avrupa'nın devleri hazırlık maçları oynuyor, tamam bu seviyeye bir takımımızı sokmak zor. Avrupa'da sponsor desteğiyle oynanan dörtlü turnuvalar var. Birine Fenerbahçe katılacak. 3 takım arasında oynanan 45 dakikalık maçlarla bir akşamda futbol bayramı yaşatan organizasyonlar var. Bizde hiçbiri yok. TSYD Turnuvası vardı diye nostalji yapmayacağım çünkü bu iş TSYD'nin işi zaten değildi! Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş her yıl Ağustos başında 45 dakikalık 3 maçla sıraylaev sahipliği yapacakları bir turnuva yapabilir. Her yıl bir Avrupa devi davet edilip, 3 günde bitecek bir dörtlü turnuva organize edilebilir. Siz elinizi taşın altına koyun bakalım sponsor çıkacak mı? Sezon başında bir hazırlık maçında ezeli rakibinize yenilmekten korkuyorsanız, koskoca sezonda nasıl cesur olabilirsiniz ki!...