BIY ADS

21 Kasım 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



21 Kasım Cuma

21:30 Metz - Paris Saint Germain @Tivibu Spor 1
21:45 Athletic Bilbao - Espanyol @NTV Spor Smart

22 Kasım Cumartesi

13:30 Çaykur Rizespor - İstanbul Başakşehir @Lig TV
14:00 Kayserispor - Alanyaspor @TRT 1
15:30 Krasnodar - CSKA Moskova @Lig TV 2
16:00 Akhisar Belediyespor - Mersin İdman Yurdu @Lig TV
16:30 Bayern Münih - Hoffenheim @TRT HD & TRT Spor
16:30 Padernborn - Borussia Dortmund @Tivibu Spor 1
17:00 Atletico Madrid - Malaga @NTV Spor Smart
17:00 Chelsea - West Bromwich @Lig TV 3
18:00 Zenit - Kuban Krasnodar @Lig TV 2
18:00 Bastia - Lyon @Tivibu Spor 2
18:30 Karşıyaka - Bucaspor @TRT Spor
19:00 Galatasaray - Trabzonspor @Lig TV
19:00 Sporting Charleroi - Anderlecht @NTV Spor
19:00 Atalanta - Roma @Tivibu Spor 1
19:00 Eibar - Real Madrid @NTV Spor Smart
19:30 Köln - Hertha Berlin @TRT Haber
19:30 Arsenal - Manchester United @Lig TV 3
21:00 Monaco - Caen @Tivibu Spor 3
21:00 Nice - Reims @A Spor
21:00 Barcelona - Sevilla @NTV Spor Smart
21:45 Ajax - Heerenveen @Tivibu Spor 2
21:45 Lazio - Juventus @Tivibu Spor 1
23:00 D. La Coruna - R. Sociedad @NTV Spor Smart
23:30 Internacional - Atletico Mineiro @Lig TV 3

23 Kasım Pazar

13:00 Rayo Vallecano - Celta Vigo @NTV Spor Smart
13:30 Gençlerbirliği - Kardemir Karabükspor @Lig TV 2
13:30 Torku Konyaspor - Gaziantepspor @Lig TV
13:30 Şanlıurfaspor - Adana Demirspor @TRT Spor
13:30 Groningen - PSV Eindhoven @Tivibu Spor 1
15:00 Nantes - Saint Etienne @Tivibu Spor 2
15:30 Crystal Palace - Liverpool @Lig TV 3
16:00 Eskişehirspor - Kayseri Erciyesspor @Lig TV
16:00 Cesena - Sampdoria @Tivibu Spor 3
16:00 Napoli - Cagliari @Tivibu Spor 1
16:00 Verona - Fiorentina @A Spor
18:00 Levante - Valencia @NTV Spor Smart
18:30 Stuttgart - Augsburg @TRT Haber
18:30 Orduspor - Samsunspor @TRT Spor
19:00 Beşiktaş - Kasımpaşa @Lig TV
20:00 Elche - Cordoba @NTV Spor Smart
20:30 NY Red Bulls - New England R. @Sports TV
21:00 Cruzeiro - Goias @Lig TV 2
21:45 Milan - İnter @Tivibu Spor 1
22:00 Villareal - Getafe @NTV Spor Smart
22:00 Marsilya - Bordeaux @Tivibu Spor 2

24 Kasım Pazartesi

19:00 Balıkesirspor - Sivasspor @Lig TV 2
19:30 Boluspor - Osmanlıspor FK @TRT Spor
20:00 Bursaspor - Fenerbahçe @Lig TV
21:45 Granada - Almeria @NTV Spor Smart
21:45 Genoa - Palermo @Tivibu Spor 1
22:00 Aston Villa - Southhampton @Lig TV 3
00:00 Los Angeles Galaxy - Seattle Sounders @Sports TV

16 Kasım 2014

Beşlik Atar Tokat Yerdik

Mithat Yaşar 
İstanbul'da yetenekli olduğuna inandığınız çocuğunuzun ileride büyük futbolcu olacaksa önündeki en büyük engelin şehrin delirten trafiği olduğunu biliyor musunuz? Gelin anlatayım. Ferhat, Etiler'de yaşayan bir ailenin sol ayağı düzgün oğlu. Evine en yakın büyük kulüp olan Beşiktaş'ın o tarihte hâlâ var olan Fulya Tesisleri'nde denenip de beğenilmediğinde bankacı babası onu kadroya alan Galatasaray'ın Florya Tesisleri'ne haftada üç gün arabasıyla götürüp getirmeseydi; Ferhat futbolcu olamayacaktı. Dünyanın en iyi sol beki olmadı elbette Ferhat Öztorun ama Galatasaray, Manisaspor, Trabzonspor, Orduspor formalarını giydi, şimdi Başakşehir'de oynuyor. Gurbet ellerde Türk çocukları yıldız futbolcu oluyor da biz neden bu topraklarda bir türlü yetenekli gençlerimizi vitrine çıkartamıyoruz'un cevabı işte bazen bu fedakarlıkta gizli. 

Fenerbahçe'nin altyapı tesisleri Dereağzı'nda. Çevresindeki Caddebostan, Feneryolu, Erenköy, Suadiye gibi yüksek gelir grubu ailelerin oturduğu semtlerden futbolcu çıkmaz, Fikirtepe bu yüzden fabrikadır. Çünkü futbolcu olmak önce hayal etmekle başlar. Ailenizin hali vakti yerindeyse hayal edemeyecek kadar çok şeyiniz vardır renkli odanızda. Özel futbol okullarında düz koşusu olmayan, 20 dakika pas, 10 dakika şut, 30 dakika çift kaleyle çocukların hevesi alınır en fazla. Hal böyle olunca da Fenerbahçe'ye Anadolu'nun dört bir tarafından yetenekli çocuklar getirilir. Kasabasında namı yürümüş yeni Rıdvanlar, Oğuzlar, Aykutlar... Mithat Yaşar da onlardan biriydi yıllar önce. Yıllar sonra Salih Uçan'ın olduğu gibi... 

 
Altyapı maçlarını izlemenin en keyifli tarafı, olmuşları, olacakları ya da olmazları birbirinden ayırabilmektir çok zaman. Birkaç yıl önce izleyip de futbol sohbetine katık ettiğin genç adam, gelip A takıma çıktığında futbol sevgisi okşanır insanın. Bunu elbette menajerlik oyunu vasıtasıyla ekran başında yapanlar da var ama kabul edelim ki, herkes bir altyapı maçının oynadığı sahaya yakın oturmuyor ve gündüz saatlerinde oynanan maçları izleyecek vakti yok. Fenerbahçe'nin Dereağzı Tesisleri'nde yıllar önce izlediğim bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisini unutmam mesela, aklımda kalan maçın skoru değil, o genç Mithat... 

Yetenekli oyuncuyu sahada seçebilmek pek de öyle büyük bir marifet değil. Yıllar boyu binlerce maç izleyen bir adam; ayağına top yakışan, topu kırmayan, iftira değil pas atan, top ayağındayken kafası toprağa bakmayan ve sahada nerede duracağını bilen adam(lar)ı diğerlerinden ayırır. Mithat Yaşar da öyle bir gençti. Öyle bir yetenek ki; izlerken top hep onun ayağında olsun istiyorsun. Teknikse teknik, oyun zekası ise işte o dediklerinden. Fizik desen; o işte yok ama gelişime açık. Mithat'tan bir Emre Belözoğlu olur muydu? Üzerinden yedi-sekiz yıl geçmiş, bugün hâlâ "Olurdu" diyorum ben, ama Mithat, Emre de olamadı Oğuz Çetin de. Federasyon kayıtlarından izini sürdüm onun yıllarca... Çabuk vazgeçtiler Mithat'tan belki de Mithat vazgeçti büyük kulüpte kendinden. Mardinspor'a kiralık gitti 2005 yılında. Sonra Giresunspor, Diyarbakırspor. Say, say bitmez bir kariyer oldu Mithat'ınki: Çaykur Rizespor, Gaziantep Büyükşehir Belediye, sonra belki de aile özlemi çektiğinden yetiştiği Manisa'ya yakın İzmir'de Göztepe yetmedi ardından Altay ve bu sezon da 3. Lig'de Menemen Belediyespor... 

Mithat gibileri ziyan ettik, haksızlık ettik biz Türk futbolunda. Yetenekli çocukların fedakar aileleri -Arda Turan ne güzel anlatır bunu- varsa futbolcu olabildiler. Tut ki altyapıya girdiler, kimse bu çocukların eksik yönlerini geliştirmek için bireysel idman programı vermedi, futbol demek iki kale bir top bir de çim sahaydı bizim kulüp yöneticilerine göre. Salonda fizik gelişimine katkı yapacak fitness idmanlarına ne gerek vardı ki. Pedagoji nedir bilmeyen altyapı hocaları idmanlara üç vesait değiştirip gelince hırslarını gencecik çocuklardan çıkarttılar. A takımdaki yedek futbolcunun 500 bin euro'dan aşağı kazanmadığı düzende altyapı hocalarına 10 bin TL'yı bile çok gördük. Doğal çimin bakımı zor diye alt yapı tesislerindeki sahaları suni çim yaptırdık, onlarca çocuk daha profesyonelliğe adım atmadan kasık fıtığı oldu. 

Eğitim ile sporu yanyana getiremedik. O altyapısı dillere destan Borussia Dortmund yetenekli çocukları tesislerinde beş yıldızlı otel gibi lojmanlarda yatırıp yakındaki okula gönderirken ve karnesi kırık olanın futbol geleceği olmayacağını da o çocukların akıllarına kazırken, biz binlerce aileye "Ya oğlum derslerini ihmal ederse" dedirtip çocuklarını altyapıdan çektirdik. Askerdeki devreciliği, spor kulüplerinden silemedik. Gencecik çocuklar A takımla idmana çıktığında çalım attığı ağabeyinden bir dakika sonra tekme yiyip ağladığında sustuk. İki bacağının arasından top geçmesini yani beşlik yemesini namus meselesi yapan o ağabeylerin de bir zamanlar özgüveni paramparça edilen çocuklar olduğunu unuttuk. 

Altyapıda asgari ücret verdiğimiz o çocukların yüzbinlerce euro kazanmaya başladıklarında değişen hayatlarına bir dur diyecek kulübün efsanelerini ego savaşları yüzünden tesislere sokmadık... Bir rol modeli koyamadık önlerine... Sonra Mithat Yaşar neden büyük futbolcu olamadı, sonra Hakan Çalhanoğlu gibisi neden Türkiye'de yetişmiyor? Sonra biz neden Brezilya'dan 4 yedik? İnsaf... 

9 Kasım 2014

Babam Öldü
Sonra Yol Yokuştu

Futbol dünyasının vazgeçilmezidir, bir büyük yıldızın varisi aranır hep. Yeni Maradona, yeni Pele, yeni Zidane. Ne Aimar, Maradona olabildi, ne Robinho yeni Pele ne de Nasri, yeni Zidane. O da Ronaldo olacaktı. Ronaldo derken harbi Ronaldo'dan bahsediyorum, dünyanın gelmiş geçmiş en teknik ama bize de Dünya Kupası'nda kramponun burnuyla gol atan Brezilyalı futbolcu Ronaldo... Flamengo altyapısında yetişen her çocuk gibi Adriano Leite de Zico hayranıydı. Yolu bizim memlekete hiç düşmedi, bu saatten sonra da düşmez ama dünya küçük işte, onun büyük umutlarla başlayan ve kocaman hayal kırıklıklarıyla sona eren futbol kariyerinde karşısına çıkan birçok isim gün geldi Türkiye'de ya top koşturdu ya teknik adam olarak çalıştı.
Zico'nun Udinese'daki sezonunu yıllar sonra video kasetlerden izledi ama yeni yetmeliğinde idolü olan 10 numara, Flamengo'ya dönmüştü. Rio de Janeiro'nun favelalarında doğmuşsun, onun dediği gibi ya futbolcu olursun ya da serseri. O birinciyi seçti ama ikinciyi seçen arkadaşlarından hiç kopmadı.  Onu ilk kez 2003'ün Ocak'ında İspanya, Marbella'da devre arası kampı için gelen Parma'nın idmanında izledim. Kanat ortalarına gol vuruşu çalışıyordu. Dedim ya, yakınındaki çok isim bir gün Türkiye'ye gelecekti. Gol atmaya çalıştığı takım arkadaşı, Galatasaray'dan Parma'ya giden Taffarel'di. Takımın birinci kalecisi ise Bursaspor'da oynayan Sebastian Frey. İnanılmaz güçlüydü ve onu özel kılan sol ayaklı bir santrfor olmasıydı. İdmanı yöneten teknik adam da artık bize çok yabancı değil. Cesare Prandelli o sezon başında Parma'da işe başlamıştı ve takım iyi gidiyordu. Kadro da kadroydu ama; Mutu, Nakata, Lamouchi, Bresciano, Gilardino ve yıllar sonra Beşiktaş'a gelecek olan Matteo Ferrari. Yıkıp geçiyordu defansı Adriano. Inter onu Brezilya'dan transfer ettiğinde sadece 19 yaşındaydı. Hector Cuper, Real Madrid ile oynanan Santiago Bernabeu Kupası maçında onu son 10 dakikada sahaya sürmüş, Casillas'ı soluyla neredeyse kaleye sokan Adriano, Inter taraftarının gözünde yeni Ronaldo olmuştu. Ona o günden sonra İmparator lakabını taktılar. Vieri'li Inter, golcüsü Chiesa ağır sakatlık geçiren Fiorentina'ya yolladı genç santrforunu. Takımın en çok gol atan ismi oldu ama Fiorentina'nın küme düşmesini engelleyemedi.

Milli Takım'da 3R'nin gölgesinde kaldı uzun süre. Kabul edelim Ronaldinho, Rivaldo ve Ronaldo'dan formayı kapmak zordu. Vazgeçmediği günlerdi, "Rio'da Flamengo idmanlarına giderken öğrencilerin bedava bindiği otobüse param olmadığı için öğrenci üniforması giyer giderdim. Şimdi her şeyi alacak param var ama mutlu değilim, çünkü artık babam yok" dediğinde kariyerinin zirvesine çıkmıştı. 2004 yazıydı. Copa America'yı kazanan Brezilya milli takımında 5 golle kral oldu. Bir ay sonra ona anlatılan babasının kafasına bir kaza kurşununun isabet ettiğiydi. O gün işte film koptu. Gabriel Garcia Marquez'in dediği gibi: "Bir adam babasına benzediğini anladığı an yaşlanmaya başlar." "Babam gibiydim, onun gidişini hiç kabullenemedim ve kendimi alkole verdim" diyen Adriano sadece 22 yaşındaydı ve artık yaşlı bir adamdı. 

Bonservisini alan Inter, taraftarın gönlündeki İmparator için çok uğraştı, bir kez başarılı olabildiler. 2005'de kendini toparlayınca ona beş yıllık yeni kontrat veren Inter Başkanı Moratti yıllar sonra "Ne yapabilirdim ki. Oğlum gibiydi, psikolog değildim ama odama çağırır uzun uzun nasihat ederdim, o da söz verirdi ama sonra verdiği sözü çabuk unuturdu" demişti.
Sonun başlangıcı da yolu Türkiye'den geçen bir teknik adam zamanında oldu. Roberto Mancini, idmanlara geceden kalma gelen Adriano'yu takımda istemiyordu, onu Şampiyonlar Ligi kadrosundan sildi. Brezilyalı golcü için bu bile kafayı çekmek için bir sebepti. "Mancini ile aram hiç iyi olmadı. Sabah idmanlara geç kalıp azar yememek için gece uyumadan antrenmana çıkıyordum.

Mancini'nin yardımcıları beni salona çalışmaya yolluyor, gazetecilere de 'Adalesinden sakat' diyorlardı. Salonda çalışacak gücüm yoktu, yatıp uyuyordum" sözleri Inter onu göndermeden önce arşivlerde yerini aldı. Mourinho da onu geri çağırdı "Bana çok inanmıştı, yardım elini uzattı ama ona da ayıp ettim" dedi yıllar sonra Adriano. İtalya-Brezilya arasında yitip giden bol promilli kariyerine Roma'yı da sıkıştırdı. "İmparator geri döndü" manşetleri atan İtalyan spor gazeteleri, ağır siklet boksörü kıvamına gelen o solu süründüren Brezilyalıdan artık golcü olmayacağını bir iki maç sonra anladılar. Son kulübü Atletico Paranaense'ye imza attıktan sonra ortalıktan kayboldu, iki gün idmana gelmeyen Adriano'yu üçüncü gün kovdular.
Milano'nun diskoteklerinde bir zamanlar gecede 20 bin euro hesap veren Adriano bir battığı bir çıktığı kariyerinin son halkası için geçen hafta Fransa'ya geldi. Onu oyuna dönmeye ikna eden ikinci lig kulübü Le Havre'dı. Brezilya'da uyuşturucu karteline yataklık etmekten 15 yıla kadar hapsinin istendiği, yeterli delil bulunamadığı haberi düştü ajanslara. Bir adamı gettodan çıkartabilirsiniz ama içindeki gettoyu çıkartamazsınız. Adriano, çocukluk arkadaşlarına hiç sırtını dönmemişti. Onlardan biri motosiklet hediye ettiği uyuşturucu çetesinin lideri 'Mica' lakaplı Paulo Rogerio de Souza Paz'dı. 

8 Kasım 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


8 Kasım Cumartesi
13:00 Konya - TSK @Ampute Futbol Süper Lig @TRT Spor
14:00 Altınordu - Antalyaspor @TRT 1
14:30 Mersin İdmanyurdu - Balıkesirspor @LigTV
14:45 Liverpool - Chelsea @LigTV3
16:30 Bayer Leverkusen - Mainz 05 @Tivibu
16:30 Eintracht Frankfurt - Bayern München @TRT Spor
17:00 Almeria - Barcelona @NTVSpor Smart HD
17:00 Manchester United - Crystal Palace @TV8
18:00 Lens - Bordeaux @Tivibu
18:00 Zenit St. Petersburg - Terek Grozny @LigTV2
18:30 Samsunspor - Şanlıurfaspor @TRT Spor
19:00 Sassuolo - Atalanta @Tivibu
19:00 Getafe - Elche @NTVSpor Smart HD
19:30 Werder Bremen - Stuttgart @TRT Haber
19:30 Queens Park Rangers - Manchester City @LigTV3
20:30 Fenerbahçe - Çaykur Rizespor @LigTV
21:00 Toulouse - Metz @A Spor
21:00 Real Madrid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
21:00 Malaga - Eibar @NTVSpor Smart HD
21:45 Sampdoria - Milan @Tivibu
22:15 Sporting Braga - Gil Vicente @Tivibu
23:30 Palmeiras - Atletico Mineiro @LigTV3

9 Kasım Pazar
12:30 Dinamo Moscow - CSKA Moscow @LigTV3
13:00 Sevilla - Levante @NTVSpor Smart HD
13:30 Kayseri Erciyesspor - Bursaspor @LigTV
13:30 Kasımpaşa - Gençlerbirliği @LigTV2
13:30 Adana Demirspor - Karşıyaka @TRT Spor
13:30 Cagliari - Genoa @Tivibu
15:30 Gent - Anderlecht @NTVSpor
15:30 Tottenham - Stoke City @LigTV3
16:00 Trabzonspor - Torku Konyaspor @LigTV
16:00 Empoli - Lazio @A Spor
16:00 Palermo - Udinese @Tivibu
16:00 Juventus - Parma @Tivibu
16:30 Wolfsburg - Hamburg @TRT Spor
18:00 Saint-Etienne - Monaco @Tivibu
18:00 Nacional - Benfica @Tivibu
18:00 Espanyol - Villarreal @NTVSpor Smart HD
18:00 Swansea City - Arsenal @LigTV3
18:30 Denizlispor - Adanaspor @TRT Spor
18:30 Borussia Dortmund - Mönchengladbach @TRT Haber
19:00 İstanbul Başakşehir - Beşiktaş @LigTV
19:00 Fiorentina - Napoli @Tivibu
20:00 Sporting Lisbon - Pacos Ferreira @A Spor
20:00 Valencia - Athletic Bilbao @NTVSpor Smart HD
21:00 Gremio - Internacional @LigTV3
21:30 DC United - New York Red Bulls @Sports TV
21:45 Roma - Torino @Tivibu
21:45 Inter - Verona @Tivibu
22:00 Paris SG - Marseille @Tivibu
22:00 Real Sociedad - Atletico Madrid @NTVSpor Smart HD
23:30 Corinthians - Santos @LigTV3
00:00 New England Revolution - Columbus Crew @Sports TV
02:30 Los Angeles Galaxy - Real Salt Lake @Sports TV

3 Kasım 2014

Beşiktaş: 0 Fenerbahçe: 2

TOLGA                      6/10
İki golde de yapacak bir şeyi yoktu. Caner'in şutunu kurtarırken sakatlandı. Emenike'nin füzesini iyi tokatladı. Oyundan alın demesine rağmen Biliç onu oyunda tuttu. İkinci yarıda F.Bahçe sahasına gömülmese işi daha zorlaşırdı.
NECİP                          3/10
Geçen hafta Erciyes maçının faturası ona kesilmişti. Hamle yapamayacak ağır fiziğiyle Caner-Alper kanadında ilk dakikadan çökmeye adaydı. Öyle de oldu. İlk golde Alper'e refakat etti. İyi niyetli profesyonel ama bu yetmiyor. İkinci yarıya çıkmadı.
SİVOK                          6/10
Beşiktaş savunmasının yine en iyisiydi. Fenerbahçe ilk yarıda kanatlardan gelirken Emenike'yi göbekte bir kere kaçırdılar, o da gol oldu. İlk yarıda vurduğu kafayı Volkan güzel çeldi. Beşiktaş'ın en fazla pas yapan oyuncusu oldu.
ERSAN                          5/10
Necip ve Motta'nın bek olduğu savunma dörtlüsünde oynamak kolay değil. İki bek de yerlerini kaybettiğinden o da savruldu. İkinci yarıda kaptırdığı topu Emenike karşı karşıya kaçırdı. Defanstan çıkartılan toplarda sorumluluk almadı.
MOTTA                     5/10
Hücumu seven Brezilyalı olarak lanse ediliyor ama ileriye çıkan her sol bek bir pas istasyonu arar. Oğuzhan o bölgeye uzak olunca Motta kör dalışlar yaptı. Fenerbahçe'nin ikinci golü öncesinde topu kaptırdı ve tabelayı belirleyen sayı geldi.
VELİ               6/10
Derbi orta sahada çözülecekti ve Raul-Emre-Mehmet Topal'lı Fenerbahçe orta sahasında Atiba kendini çok öne atınca yalnız kaldı. Forma aşkı var, nefes var ama büyük maçlarda karşınızda Emre gibi bir kurt varsa, işiniz çok zor.
ATİBA                          8/10
Beşiktaş'ın en dirisi ve en iyisiydi. İlk yarıda sorumluluk aldı, sağ içten bindirdi, her yere koştu. İkinci yarıya sağ bekte başladı, Biliç, 78'ten sonra onu yine göbeğe çekti. Önünde oynayan adamların ayakları yere sağlam basmayınca Atiba da bir yere kadar.
OLCAY                          3/10
Beşiktaş'ın gizli santrforu, vites kolu ama dün Gökhan Töre'nin yokluğunu kapatmak için ilk yarının ortasında sağ kanada geldi ve sarı kartı varken amatör bir faulle oyundan atıldı. Derbiyi ya kafasına çok takmıştı ya da derbiye gelmemişti bile. Ortası yok.
OĞUZHAN               4/10
Büyük maçların kaderini büyük oyuncular belirleyecekse onun daha büyümesi gerekiyor. Bu güçsüzlükle oyunu yönlendiremezsiniz. Bu problemi pek de dert etmiyor ki, değiştirdiği bir şey yok. Gökhan Töre ile pas bağlantısını aradı ama yıldızlar bazen tek başına parlar.
KERİM FREİ                5/10
Geçen hafta Beşiktaş mağlup olurken attığı iki gol ve Gökhan Töre'nin kırmızısıyla formayı kapan Kerim'e derbi bir beden büyük geldi. Sağda başladı, olmadı sola geçti, Olcay atılınca da o kanatta kaldı. İncesi var ama karşısında da sert savunma var.
DEMBA BA               6/10
Arkasında ideal üçlü olmayınca top almakta zorlandı. Baktı ki olmuyor, geriye top almaya geldi ama bu hamleler de gereksiz nabız yükseltti. İyi savaştı ama tek forvetli oyunda her şeyi yapmak isterseniz 90 dakikaya nefesiniz yetmez. Bir pozisyonu için penaltı tartışması vardı.
SOSA                5/10
Sakatlık sonrasında hazır olmadığı için kulübede başladı ama Oğuzhan bu fizikle oynuyorsa Sosa da hayli hayli oynar bu takımda. 10 kişi kalmış bir takımı, 1-0 gerideyken ayağa kaldıracak yetenek onda var ama daha hala arkadaşlarını tanımıyor.
İSMAİL                      6/10
Necip'in geçen haftaki hataları sonrasında sağ bekte başlaması bekleniyordu ama Biliç, onu kulübede oturttu. İsmail'in oyun kalitesi Necip'ten iyi savunma Motta'dan da iyi hücum yapar. Son 15 dakika sağ bekte görev yaptı ama takımı yorulmuştu.
MUSTAFA                ?/10
Demba Ba'nın arkasında oynayacak futbol aklı onda var ama Biliç'in kafasındaki ideal 11'de ona yer yok. Cenk Tosun ile birlikte işleri çok zor. Slaven Biliç, 4-4-2'yi denemediği sürece dün olduğu gibi hep kulübede başlar. Son 12 dakika oynadı.
VOLKAN                      7/10
Galatasaray derbisinde çıkmayacak iki füzeyi kalesinde gördü ama dün takımı adına maçın kader adamlarındandı. Yüksek topları fiziğinin avatajıyla topladı. Oyuna top geç sokup tepki çekti ama iki kafa şutundaki kritik kurtarışıyla ustalığını konuşturdu.
GÖKHAN      6/10
Sezon başından beri iyi değil, eskisi gibi kanadından bindirmiyor ama dün vasatın üzerine çıkmayı başardı. Beşiktaş onun kanadından gelemedi. İlk yarıda en net çıktığı pozisyonda asisti de iyi hazırladı. Ön libero kademesi giren futbol tecrübesi bile yeter.
BEKİR                7/10
Demba Ba'nın üstün fiziğiyle mücadele etmek kolay değil. İki maç cezanın ardından maç kondisyonunu yitirmediği ve iyi profesyonel olduğu dün derbide gözüktü. Yeteneklerinin sınırını biliyor, tecrübesiyle pozisyon bitirmesi artısı.
KADLEC                     7/10
Galatasaray derbisinde oyun 0-0 iken kaçırdığı golle maçın kader adamlarından biriydi. Alves'in arkasında çok bekledi ama artık forma onun ve bırakacağa da benzemiyor. Beşiktaş, 10 kişi kalmasa gelecek Cenk hamlesi zorlayabilirdi ama olmadı.
CANER                     8/10
Geçen sezon kanadını uçuran Caner de sezon başından beri kendinden memnun değildi ama dün Alper ile Beşiktaş'ın solunu çökertti. Olcay'a ilk sarıyı göstertti. Kendisi de ikinci sarıya görecek diye çekinen Kartal onu oyundan aldı.
MEHMET                     7/10
Savunduğu bölgede gezgin oynayan Oğuzhan, oyundan atılana kadar Olcay, ikinci yarıda Sosa ve zaman zaman Demba Ba. Mehmet bu sezon sallansa da tecrübesi onu ayakta tutuyor, ikili mücadele kazanıyor ve takımına nefes aldırıyor.
EMRE                          8/10
Tam bir derbi figürü. Evet sakatlıklar yüzünden derbileri bitiremiyor ya da oyundan atılıyor ama Emre'nin oyun kalitesi ligin üzerinde. Dün Gökhan Töre gibi İngilizce'sini konuşturdu ama oyunda kaldı. Onu çıkartan yine sakatlık oldu.
RAUL                6/10
Spikerler bile oyun derbide oynayıp oynamadığını devre arasında sorgulamış olabilir. Sorun şu, top rakipteyken bölgesinde iyi savunma yapıyor ama top Fenerbahçe'ye geçtiğinde kimse Raul ile oynamıyor. Oynadıklarında da Portekizli topu kaptırıyor zaten.
KUYT                5/10
Böyle derbileri oynamak onun için kolay, ardında koskoca bir kariyer var ama Kuyt ne yapıyor sahada? Onu bilen yok. Bardağın dolu tarafı, hep mücadele ediyor ama ya boş tarafı; Fenerbahçe'nin hücum üçlüsünden biri rakip alanda bu kadar etkisiz olur mu?
ALPER                          8 /10
Derbi öncesi Sow, "Alper mi Sow mu" diye sordurtuyorsa Alper oynamlı notu düşmüştüm sayfalarda. Sow'dan çok daha hazır, çok daha hareketli. Necip'i geçip Emenike'yi al da at derken zorlanmadı. Kartal, 2. yarıda onu göbeğe çekti.
EMENİKE                     7/10
Webo, derbi sabahı İstanbul'a dönerken o formasının garanti olduğunu biliyordu. Alper'in pasını gol yapmak için büyük golcü olmaya gerek yok. İkinci yarıda karşı karşıya kaçırdığı tabela 1-0 idi. Derbi berabere bitse İsmail Kartal ile hedef tahtası olurdu.
HASAN ALİ               6/10
Caner'in sarısı var, evet kırmızı riski taşıyordu ama Fenerbahçe'nin solu nefis bir mekanik kol saati gibi çalışıyordu. İsmail Kartal o kanadı Caner'i oyundan alıp Hasan Ali'yi sahaya sürerek bozdu. Büyük riskti ama kazanan her zaman haklıdır!
SOW                7/10
İsmail Kartal, Diego'ya o kadar güvenmiyor ki, Emre sakatlandığında rakip 10 kişi, skor 1-0 lehineyken bile Brezilyalı oyuna girmiyor. Sow, bu güvensizliğin kaymağını yedi. Kağıt üzerinde sol kanat için girdi ama ortaya kaçtı. Tabelayı kapatan vuruşu Fransa günlerinden emanetti.
SELÇUK                     ? /10
Fenerbahçe'den maçın en iyilerinden Alper Potuk, 84'te kenara geldiğinde oyuna giren isim oldu. Futbolu bıraktığı gün bu kadar maç yedek kulübesinde oturup, bunca derbiyi nasıl oynadığına kendisi de şaşıracak galiba.

Spor İletişimi
Sertifika Programı

Vincenzo Paparelli

Roma-Lazio derbisinde Curva Sud'dan atılan işaret fişeği Curva Nord'da ona isabet eder. Lazio taraftarı Vincenzo Paparelli hayatını kaybeder. 


2 Kasım 2014

Zengin mahallenin Tanju'su


"Atletico Madrid'in stadında tribünün altından yol geçiyor" diyen çocuğa inanmamıştık o gün. Zaten stadyumun adının Vicente Calderon da olduğunu bilmiyorduk, Calderon'un Atletico Madrid'in eski başkanı da olduğunu. Bilgi bir tık ötede değildi. Gelişim Spor ile dünya futbolunu takip etmeye çalışan bir kuşaktık sonuçta. Onlar bu stadyumun fotoğrafını hiç koymamışlardı. Yıllar sonra altından yol geçen tribünde maç izlemek için geldiğimde uzun uzun o Madrid dışına giden otobana bakmıştım. O zamanların büyük golcüsüydü Marco Van Basten. 

Öyle koltuğu kurulup İtalya Ligi'ni izleyebildiğiniz yıllar değil ama attığı gollerin namı memlekete ulaşmış, zengin mahallelerin çocuklarının favori golcüsü olmuştu. Aşağı mahallenin çocukları da Tanju olurdu zaten. "Van Basten, Van Basten goolll" diye kalede duran topun sahibi çocuğun soluna topu vuran çocuklarla, Tanju-Rıdvan olan çocukların mahalle maçlarında kimse kimsenin aşil tendonuna, bileğine vurmaz en fazla gole gidene çelme takılırdı ama Van Basten'e vurdular. Bir stoper vurmuş olsa belki 28'inde "Bırakıyorum" demezdi ama liste uzundu: Pasquale Bruna, Nela, Galia, Ferri ve Alman Koehler... Futbolun, calcio, calcio'nun tekme manası taşıdığı ülkede ona acımasızca vurdular.



1986'da Ajax formasıyla Avrupa'da en çok gol atan isim olduğunda Milan'ın patronu Silvio Berlusconi'nin gözüne çoktan girmişti bile. Hollanda toprakları santrfor yetiştirmek için her zaman bereketli topraklardır ama mesele en iyi mahsülse onun adı Marco Van Basten'di. 37 gol attığı sezonun ardından Milan'ın yolunu tutarken, futbol tarihinin en iyi üçlüsü bir araya geldi: Van Basten-Gullit ve Rijkaard. Ondan iki sezon sonra 39 gol atıp Avrupa gol kralı olan Tanju Çolak ile Barcelona'nın stadı Camp Nou'da Şampiyonlar Kulüpler Kupası finalinde de kozlarını paylaşbilirlerdi ama buna engel olan da Hagi oldu. G.Saray, S.Bükreş'e yarı finalde elenirken, Santiago Bernabeu'da Real Madrid'in Hugo Sanchez ile bulduğu gole Van Basten ile cevap veren Milan, rövanşta San Siro'da İspanyolları Ancelotti, Donadoni ve üç Hollandalı asıyla 5-0 mağlup etmiş ve finale çıkmıştı. Gullit ve Van Basten ikilisi için Hagi'nin takımı kolay lokma oldu 89 Mayıs'nda. İkişer golle S.Bükreş'i dize getirip en büyük kupayı aldılar. Yetmedi ertesi sezon Bela Gutmann yüzünden lanetli kabul edilen Benfica'yı bir numaralı kupanın finalinde Viyana'da tek golle devirdiler. Gol Rijkaard'dandı ama asist doğduğu şehirden lakabını alan "Utrecht Kuğusu" Van Basten'dendi.

 Çok golcü geldi geçti ama kimse sahada onun kadar zarif değildi. Euro 1988'de Ruslara, üstelik de kalede Dassaev varken sıfırdan vurduğu vole, bugün çok insan için Maradona'nın İngilizleri ipe dizip attığı golün ardından dünyanın en güzel ikinci golü kabul edilir. Marco Van Basten iki gün önce 50 yaşına girdi. Yakın zamanda, kimilerine göre kalbindeki rahatsızlık nedeniyle kimilerine göre ise babasını kaybettikten sonra girdiği depresyondan çıkamadığı için çalıştırdığı AZ Alkmaar'da teknik adamlığı bıraktığını açıkladı. Hollanda futbolunun efsane ismi ve her daim patronu Cruyff, onu futbolculuğu zamanında Barcelona'ya getiremedi ama teknik adamlığında her tercihinde başrolde oldu. 

Ajax formasıyla altı yılda 133 maça çıkan, 128 gol atan ve 23 yaşında Milan'a gelen Van Basten, 1995'te izleyenlerin gözyaşlarına boğulduğu basın toplantısında "Bırakıyorum. Bileğim tedaviye cevap vermiyor" dediğinde 147 maça çıkmış ve 90 kez fileleri havalandırmıştı. Gullit ve Rijkaard ile forse ettiği o dönemin Milan'ı, Guardiola'nın 20 yıl sonra yarattığı Barcelona ile birlikte futbol tarihinin en mükemmel iki kadrosu olarak kabul edilir. Cruyff, Barcelona'da gücünü kaybedince onu Rijkaard'ın yerine getiremedi. Berlusconi istese Van Basten, Milan'ın teknik direktörü olurdu ama Hollandalı teknik adamlığında, ülkesinin sınırları içinde hapsoldu kaldı. Milan, onun gol attığı 85 maçı da kaybetmedi. O yıllarda Van Basten sakatsa, Milan puan kaybeder diyenleri her seferinde haklı çıkardı. Ne ezeli rakipleri Inter ne de amansız rakipleri Juventus taraftarından yıllar boyunca deplasmanda tek bir küfür yemedi, ıslık işitmedi.

Marco Van Basten klas adamdı ama aynı zamanda zor adamdı. Milan tesislerine bir gün Fiat Uno ile ertesi gün Lancia Turbo ile gelen Hollandalı, dişi ağrıyınca soluğu Amsterdam'da alırdı mesela. Berlusconi, çok istediği Vialli'yi Milan'a getirebilse, Van Basten, Sampdoria'nın yolunu tutacak ve Roberto Mancini ile ikili olacaktı ama transfer yattı. Maradona'ya göre o hırsının kurbanı oldu: "Van Basten tüm zamanların en iyi futbolcusu olmak için limitlerini zorladı ve bu yüzden acılar içinde kariyeri sona erdi." 100 metreyi 11 saniyenin altında koşan, piyano çalan, tenis dersleri alan, golf oynayan Hollanda'nın yetiştirdiği en güzel 9, kramponlarını astığı gün gazetecilere "Bana çok büyük futbolcu dediniz teşekkür ederim ama ben büyük bir takımın golcüsüydüm sadece, kötü maçlar da oynadım, çok da gol kaçırdım" dedi. Sekiz yıl önce Milano'ya geldiğinde her yeni transfer gibi o bildik cümleyi "Her zaman Milan'da oynamayı hayal etmiştim"i kurmamıştı ama sonraları bir gerçeği herkes öğrendi: Van Basten, 19 yaşında Amsterdam'da Ajax forması giyerken, Milan'ın santrforu Giuseppe Incocciati'nin formasını evinin duvarına asmıştı. 

1 Kasım 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


1 Kasım Cumartesi
13:30 Gençlerbirliği - İstanbul Başakşehir @Lig TV
14:00 Antalyaspor - Bucaspor @Trt 1
14:45 Newcastle United - Liverpool @Lig TV 3
15:00 CSKA Moskova - Zenit @Lig TV 2
16:00 Bursaspor - Sivasspor @Lig TV
16:00 Napoli - Roma @Tivibu Spor
16:30 Stuttgart - Wolfsburg @Tivibu Spor 2
16:30 Hamburg - Leverkusen @TRT HD
17:00 Chelsea - QPR @TV 8
17:00 Granada - Real Madrid @NTV Spor Smart
18:00 Lorient - PSG @Tivibu Spor
18:30 Elazığspor - Adana Demirspor @TRT Spor
19:00 Atletico Madrid - Cordoba @NTV Spor Smart
19:00 Akhisar - Trabzonspor @Lig TV
19:00 Empoli - Juventus @Tivibu Spor 2
19:00 Anderlecht - Lokeren @NTV Spor
19:30 Bayern Münih - Borussia Dortmund @TRT Haber
20:00 Vitoria Guimaraes - Sporting Lisbon @Tivibu Spor 3
21:00 Lille - Saint-Etienne @Tivibu Spor 2
21:00 Barcelona - Celta Vigo @Ntv Spor Smart
21:45 Parma - Inter @Tivibu Spor
22:15 Porto - Nacional @Tivibu Spor 3
23:00 Real Sociedad - Malaga @Ntv Spor Smart

23:30 Gremio - Vitoria @Lig TV 3

Beşiktaş-Fenerbahçe


BEŞİKTAŞ
1 EN FORMDA HOCA BİLİC
Slaven Bilic, Rıza Çalımbay ile birlikte ligin tartışmasız en formda hocası. Önder Özen'siz olmak onu bu sezon daha özenli çalışmaya yöneltti. Geçen sezon derbi kazanamayan ama oyun karakterinde rakiplerinden geriye düşmeyen Hırvat teknik adamın üzerindeki baskı onu iki kez hataya zorladı. Asteras Tripolis ve Erciyes maçlarında Beşiktaş savunması son dakikalarda eksik yakalanırken sorumlusu kenardan oyuncularına kement atamayan Bilic'ti. Arsenal ile iki maç ve Tottenham deplasmanı ile bu sezon ligdeki ilk derbisi için "Büyük maçlar"ın hocası sinyalini verdi.

2 OLCAY SORU İŞARETİ
Beşiktaş da Galatasaray gibi iki bekinden hücumda verim alamayan şampiyonluk adayı... Necip'in Kayseri'deki hataları sonrasında İsmail sağ beke geçtiğinde sol beki teslim alacak olan Ramon hücumu seviyor ama onun arkasını kollayacak olan Olcay Şahan, Gökhan Töre'nin yokluğunda hücum hattını ne kadar boşaltır, işte bu soru işareti?

3 VELİ&ATİBA AVANTAJ
Galatasaray derbisinde karşısında Melo dışında orta sahada ayağı yere sağlam basan oyuncu bulamayan Fenerbahçe, topa kolay hükmetmişti. Beşiktaş'ın bu bölgedeki avantajı Veli ve Atiba ile çok daha fazlasını yapacak olması. Bu ikiliden derbide hücuma katkı beklemeye gerek yok. Emre'nin maç başına 80 üzerinde olan pas trafiğini kesmeleri gerekiyor.

4 DERBİ BÜYÜK GELEBİLİR
Büyük maçları bazen ufak detaylar da belirler ama en bilenen gerçek, büyük futbolcular derbilerde takımlarını sırtlarlar. Sneijder bunun son örneği. Beşiktaş cephesinde sakatlıktan dönen Sosa bu sınıfta oyuncu ama hazır değil. Gökhan Töre'nin büyük sorumsuzluğu sonucu Kerim Frei'a kalan forma maçın adı derbi olunca bir boy büyük gelebilir. Bu bölgede Bilic'in sırtını yaslayacağı adam elbette ki Olcay Şahan olacak. Golü her dakika isteyen, koklayan milli oyuncu, Beşiktaş adına bu derbinin Sneijder'i olabilir.

5 KAÇIRSA DA DEMBA BA
Galatasaray'ın Elmander, Baros, Drogba, Burak ile geçen son 4 sezonuna, Fenerbahçe, Niang, Sow, Alex, Webo ve Emenike ile cevap verirken, Beşiktaş bitirici noktada hep bir adım geride kalmıştı. Bu sezon işler değişti. Demba Ba, kaçırsa da Beşiktaş taraftarının inandığı santrfor... Bu inanç oyuncunun performansına da yansıyor ve Demba Ba, 90 dakika boyunca vazgeçmiyor. Kadlec- Bekir ikilisi karşılarında Burak Yılmaz'dan daha formda golcü bulacaklar.

FENERBAHÇE

1 KENDİNE ZARAR VERİYOR

İsmail Kartal başardıklarıyla değil de emekleriyle o koltukta oturduğunun farkında ve sürekli olarak yaptığı "Bu camianın evladıyım" vurgusu kendisine zarar veriyor.Ancak Kartal bunun farkında değil. Elindeki malzeme geçen sezon ile aynı. Ondan istenen şef Ersun Yanal gibi lezzetli bir yemek pişirebilmesi. Takım fizik olarak bir yıl öncesinin gerisinde, eskisi kadar şut atmıyor ve topa sahip olsa da bunu tabelaya yansıtamıyor. Tüm bu dertler varken "En iyi biziz" demek biraz aynaya bakmak gerektiriyor. Galatasaray derbisinden farklı bir şablon ve futbol aklı ortaya koymayacağı kesin.

2 İKİ BEKİN ADI YETERKuyt yıllar öncesinin sağ açığı ama transfer edildiği gün bu takıma golcü olarak alındı, tıpkı Fransa Ligi'nin gol kralı Sow gibi. Santrfordan bozma iki kanat oyuncusunun arkasında Fenerbahçe'yi uçuran geçen sezon Caner ve Gökhan Gönül'ün performansıydı. İkisi de bu sezon güçsüz ve Caner gittiği hücumlardan dönmeyip sürekli olarak sol stoperinin yerini kaybetmesine neden oluyor. Üç forvet oynayıp, Diego'yu kenarda oturtuyorsanız, iki bekinizin forvetinizi beslemesi gerekli. Fenerbahçe, Olimpiyat'tan yıkılmadan çıkarsa bunun sebebi Caner ve Gökhan'ın adlarının hakkını verecekleri bir oyun olabilir.

3 ÇOK PAS YAPIYOR AMA
Fenerbahçe her hafta en çok pas yapan takım olmayı başarıyor ama bu sezon 7 günü tek maçla geçiren kadronun pas ritmi çok düşük. Çok pas yapan Barcelona karşısında Real Madrid'in geçen hafta El Clasico'da 3 atıp, 6-7'yi kaçırdığını hatırlayalım. İşte Beşiktaş Bilic ile bu dikine oyunu oynarken, Fenerbahçe, Barcelona gibi yan pası tercih ediyor ve set oyununda boşluk arıyor.

4 ZEMİN FAKTÖRÜ ÖNEMLİ
Beşiktaş'ın yediği gollerin analizini İsmail Kartal mutlaka yapmıştır. Beklerin arkasına kaçırılacak adamlar Beşiktaş'ı sıkıntıya sokar. "Yerden oynamalıyız" diyen İsmail Kartal, bir haftadır yağan yağmurla durumunun ne olduğu merak konusu olan Olimpiyat Stadı'nın zemininde bu ısrarını sürdürür mü? İşte bu da maçın kritik tercihlerinden biri.

5 TERCİHE KALDIYSA ALPER
10 saatlik uçak yolculuğunun ardından derbi sabahı İstanbul'a gelecek olan Webo kulübede oturur, formayı da Emenike giyer. Sol kanatta Sow ve Alper mi tercihini, Sow gibi kaliteli bir adam gündeme getirtiyorsa formayı Alper giymeli. Beşiktaş'ın en zayıf karnı olan sağ beki üzerine yıkılacak oyunda, büyük maçların oyuncusu Kuyt diğer kanatta ne yapacak peki? Görevini mi, yoksa çok maçta olduğu gibi her şeyi yapmaya çalışırken, hiçbir şeyi mi?

26 Ekim 2014

Seni Uzaktan Sevmek


Sadece teknik direktör, futbolcular değil; taraftar da maçtan önce kafasında oynar 90 dakikayı...Sahaya çıkacak 11, diziliş, rakibin zaafları, kendi takımının yumuşak karnı.Herkes kazanır o maçı, sahadaki oyun ise hayattaki gibidir, evdeki hesap çarşıya uymaz bazen. İşte o zaman "Keşke"ler vaktidir. "Keşke sezon başında sattığımız sağ açık takımda kalsaydı ya da 10 numarasız çıktık sahaya, beyinsiz oynanmaz bu oyun" devreye girer.
Sıcak örneklerini isterseniz; derbide Fenerbahçe taraftarı Diego'nun neden oynamadığını sorgulamıştır, hakem son düdüğü çaldığında; Galatasaraylılar ise 12 milyon ödedikleri Bruma ya da kiralık gönderdikleri Amrabat, Dortmund maçında olsaydı "Rakip kaleye gidebilirdik" demişlerdir.
Telafisi yok hiçbirinin ama önümüzdeki maçlara baktığımız zaman diliminde başka ne konuşabilir ki taraftar... Doğrusu belki de Diego oynasa zayıf kalacak Fenerbahçe orta sahasının Alves atılana kadar domine ettiği futbolu oynayamayacağı; oynadıklarında da çare olmayan Amrabat'ın Malaga'da, Bruma'nın tribünde olmasıdır. 

 

Bilemem, bilemeyiz ama bir bildiğim var. Her takımın elinden kaçırdığı ve sonra taraftarın dizlerini dövdüğü futbolcular vardır. Beşiktaşlılar, Manchester United formasını altı yıl giyen Ronny Jonhsen'i hayranlıkla izlediler. Fenerbahçe alt yapısından yetişen Olcan, son üç yıldaki performansıyla sarı-lacivertli forma altında banko adam olmaz mıydı? Yarım sezonda ele avuca sığmayan Ribery'i Galatasaray yönetimi elinden kaçırmasaydı, Türk futbol tarihi başka türlü yazılabilirdi. 
Egemen-Selçuk İnan- Burak Yılmaz üçlüsünün oluşturduğu omurga Trabzonspor'da devam etse peki? Pop müzik tarihimizin en sıkı parçalarından biri olan Kış Güneşi'nde Tarkan'ın dediği gibi "Yanlış zaman, yanlış insan, tutunmak imkansız yamalı sevdalardan" hikayesidir bu gidenler... Yanlış insan, yöneticiler satar onları, ya da yanlış zamanda gelmişlerdir takıma... Sana yar olmazlar, bıçak yarası gibidir ama yetmez, gittikleri takımlarda öyle bir futbol oynarlar ki, tırnaklarını kemirirsin, saçların dökülür. 'Olsaydı, kalsaydı' hikayelerinde Nihat Kahveci, Tuncay Şanlı, Arda Turan üçlüsünü liste başına yazalım ve yine bir kısa Avrupa turu yapalım.

Maradona, 1984'de Barcelona formasıyla ligi dağıtıp 38 gol attığında, kulüp yönetimi için önemli olan otuz kişilik eşrafıyla sabaha kadar dağıttığı partilerdi. Kötü yaşayana Barcelona'da yer yoktu, Napoli'ye sattılar, Maradona bir şehre yaşam sevinci getirdi.
Gary Lineker bugünün şık yorumcu ağabeyi, döneminin en klas golcüsü. Barcelona'da sadece iki sezon kaldı, 36 gol attı, Katalanlar onu Tottenham'a sattılar. Akıllanmamışlardı, 20 yaşındaki Ronaldo'yu, Robson'un teknik direktör, Mourinho'nun tercüman olduğu sezonda 49 maçta 50 gollük performansına rağmen Inter'e verirken pişman değillerdi. Sonra oldular, o ayrı!
Kuzey'in gelmiş geçmiş en kadife ayağı Michael Laudrup, alt yapıdan yetişen ve 16 yaşında arka kapıdan Arsenal'e kaçıp yıllar sonra 40 milyon avroya alınan Fabregas ya da onun izinden gidip Manchester United'ın yolunu tutan ama Alex Ferguson'un bir anlık gafletiyle geri dönen stoper Pique... Real Madrid de farklı değil, ön liberoların atası kabul edilen Makelele ardından Sneijder ve Robben. Kimbilir Real Madrid bu ikiliyi bile satabildiği (!) için dünyanın en büyük ve aynı zamanda en hoyrat kulübüdür. 

İtalya' da dizini döven bir kulüp arıyorsanız o da Inter'dir. Bugün Bursaspor'da kariyerinin son günlerini geçiren Frey esaslı kaleciydi ama genç yaşta sattılar. Cannavaro, Dünya Kupası'nda yıllar sonra Altın Top ödülünü alan defans oyuncusu oldu ama Inter'den Juventus'a firar etmişti bile. Roberto Carlos, Real Madrid'de gelmiş geçmiş en iyi sol bek oldu, Inter onu sattığı için kafasını taşlara vurdu. Dennis Bergkamp, Inter'de 'tutunamadı' sonra Arsenal'de 11 yıl gollerin en güzelini attı. Vatandaşı Kluivert, gittiği Barcelona'da çok iş yaptı ve kendisini gönderen Milan'a yıllarca el salladı. Bir kulüp ezeli rakibine en iyi adamını satar mı? Farkında değilse, evet.


Real Madrid'den Inter'e gelen Seedorf, Milano'nun öteki tarafına, Milan'a gitti ve yıllarca orta sahada külhanbeyi Gattuso'nun önünde döktürdü. Inter bu, yetmez elbette. Diego Simeone bugün dünyanın en iyi teknik adamlarından biri. Onu İtalya'ya getiren Lucescu idi. Yıllar sonra en iyi zamanında Inter onu da yollamayı başardı. Lucescu'nun kısa Inter macerasında A takıma çıkan Pirlo'nun Milan'a gidişinde Inter taraftarı bilse başkan Massimo Moratti'ye çok özlediğimiz Barış Manço'dan Dağlar Dağlar şarkısını söylerdi: "Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim çiçeğimi kopardın sen ellere verdin." Pirlo, Inter Üniversitesi'nden mezun oldu, Milan'da yüksek lisans ve doktorasını yaptı. Maestro olduğu Juventus formasıyla da artık bir futbol profesörü...


1996'da UEFA Kupası çeyrek finalinde Milan evinde Bordeaux'yu 2-0 yenmiş, Maldini, Baresi, Desailly, Baggio, Donadoni'li kadrosuyla Fransa'ya kafası rahat gitmişti. Bordeaux, ilk yarıya 1-0 önde kapadı ve 63'te Zidane'ın serbest vuruşu maçın hakemi Ahmet Çakar'a çarpıp Dugarry'nin önünde kaldı, Fransızlar bir gol daha atıp rövanşı 3-0 aldılar ve turu geçtiler. Milan'da teknik direktör Fabio Capello hesabı genç bir Fransız oyuncuya kesti.
20 yaşındaki Patrick Vieira'nın Milan formasıyla sadece ikinci maçıydı ve son maçı oldu. İtalyanlar onu Arsenal'e sattı, Vieira, Londra kulübünde 280 maça çıktı! Ya o top Ahmet Çakar'a çarpmasaydı... Bilemem, bilemeyiz...
Hayat... 

25 Ekim 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


25 Ekim Cumartesi

14:00 Bucaspor - Adanaspor @TRT 1
14:30 Fenerbahçe U21 - Gençlerbirliği U21 @FBTV
14:45 West Ham United - Manchester City @LigTV3
16:00 Denizlispor - Boluspor @TRT Spor Web
16:00 Empoli - Cagliari @Tivibu
16:30 Borussia Dortmund - Hannover 96 @TRT Spor
16:30 Eintracht Frankfurt - Stuttgart @Tivibu
17:00 Almeria - Athletic Bilbao @NTVSpor Smart HD
17:00 Liverpool - Hull City @TV8
18:00 Paris SG - Bordeaux @Tivibu
18:30 Manisaspor - Karşıyaka @TRT Spor
19:00 Balıkesirspor - Bursaspor @LigTV2
19:00 Fenerbahçe - Gençlerbirliği @LigTV
19:00 Göztepe - Diyarbakır BBSK @Kanal 35
19:00 Real Madrid - Barcelona @NTVSpor Smart HD
19:30 Bayer Leverkusen - Schalke 04 @TRT Spor
19:30 Swansea City - Leicester City @LigTV3
21:00 Bastia - Monaco @A Spor
21:00 Valencia - Elche @NTVSpor Smart HD
21:20 Palmeiras - Corinthians @LigTV3
21:30 Seattle Sounders - Los Angeles Galaxy @Sports TV
21:45 Sampdoria - Roma @Tivibu
22:15 Arouca - Porto @Tivibu
23:00 Cordoba - Real Sociedad @NTVSpor Smart HD

26 Ekim Pazar

05:00 Vancouver Whitecaps - Colorado Rapids @Sports TV
13:00 Malaga - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
13:30 Mersin İdmanyurdu - Eskişehirspor @LigTV
14:00 Osmanlıspor - Orduspor @TRT Spor
15:30 Tottenham - Newcastle United @LigTV3
15:30 Burnley - Everton @LigTV2
16:00 Trabzonspor - Gaziantepspor @LigTV
16:00 Juventus - Palermo @Tivibu
16:30 Wolfsburg - Mainz 05 @TRT Spor
18:00 Espanyol - Deportivo La Coruna @NTVSpor Smart HD
18:00 Manchester United - Chelsea @LigTV3
18:30 Samsunspor - Elazığspor @TRT Spor
18:30 Mönchengladbach - Bayern München @TRT Haber
19:00 İstanbul Başakşehir - Galatasaray @LigTV
19:00 Lazio - Torino @Tivibu
19:00 Napoli - Verona @Tivibu
20:00 Sporting Lisbon - Maritimo @A Spor
20:00 Sevilla - Villarreal @NTVSpor Smart HD
21:45 Milan - Fiorentina @Tivibu
22:00 Lyon - Marseille @Tivibu
22:00 Getafe - Atletico Madrid @NTVSpor Smart HD
22:15 Sporting Braga - Benfica @Tivibu

27 Ekim Pazartesi

02:30 Sporting Kansas City - New York Red Bulls @Sports TV
19:30 Dinamo Moskova - Rubin Kazan @LigTV2
20:00 Kayseri Erciyesspor - Beşiktaş @LigTV
22:00 Queens Park Rangers - Aston Villa @LigTV3

19 Ekim 2014

Taraftar Olmanın Bedeli


Bir futbol maçını izlemenin bedelini 'harçlığımdan arttırdığımla' diye tarif ettiğimiz yıllar çok geride kaldı. Nereden baksanız 15 yıl işte. Sevmek basit olandı, sevdiğin iki renkle 90 dakika beraber olmak da... Baba, ağabey, amcanın elinden tutar ilk maçına gider sonra kendi başına gidecek kadar büyüdüğünde mahalle ya da okul arkadaşlarınla kale arkasının yolunu tutardın. Bilet gişeden alınır, derbilerde sabahlanır, kapılar açılıp kendini içeriye attığında yedi-sekiz saat beklemeyi göze alır, elinde seni oyalayacak akıllı telefonlar da olmadığından çekirdek çitler, jiletle kesilmiş ekmek arası kaşar peynirle ya da beş saat kaynamaktan kendinden geçmiş sosisliyle karnını doyururdun. 

Derbilerde yarı yarıya tribünler, kombinelerle tarihe gömüldü. Artık herkesin bir koltuğu vardı, ister git ister gitme, koca bir sezon boyunca o koltuk senindi. Bir zaman sonra deplasman yasağıyla sevgilinin peşinden gitmek de hayal oldu. Gittiği maçın biletini yıllarca saklayanlar da koleksiyonlarının son nefesini e-biletle birlikte verdiler. Futbolu sevmenin, bir takımın peşinden koşmanın bedeli artık harçlıktan biriktirilen değil, bütün hafta harçlığa dokunmamaktan geçiyor, çalışanlar ise neredeyse iki aylık maaşlarını sezonluk kombineye yatırıyor. 
Bizde böyle. Peki Avrupa'da da böyle mi, takdir sizin. Gelin Türkiye'den başlayan bir Avrupa turuna çıkalım. Fenerbahçe'de kale arkası tribünlerde kombine fiyatı 850 TL. En pahalı koltuk ise 8 bin 200 TL'den satıldı. Forma almak istiyorsanız ödemeniz gereken rakam 130 TL. Karnınız acıktı, bir sosisli 16 TL, kahve ise 5 TL. Galatasaray, TT Arena'da en ucuz kombineyi bu sezon 915 TL'den sattı. En pahalı koltuk ise Doğu tribününde 5 bin 500 TL. Kale arkası tribünde köfte-ekmek için 10 TL ödüyorsunuz ve bir soğuk içecek 5 TL. Forma fiyatları da ezeli rakibi Fenerbahçe ile aynı düzeyde. Yeni stadının bitmesini dört gözle bekleyen Beşiktaş taraftarı, Atatürk Olimpiyat Stadı çilesinden şimdilik kurtuldu. Kombine fiyatları bakalım, kale arkası 800 TL, en pahalı koltuk 4 bin TL. Trabzonspor'un vedaya hazırlanan stadı Hüseyin Avni Aker'de en düşük kombine fiyatı 600 TL, loca olmadığından numaralı tribündeki özel koltukların fiyatı ise 50 bin TL. Forma fiyatlarının tüm kulüpler için 100-130 TL arasında değiştiğini ve maç günü stadyum içinde 15 TL'den aşağıya karın doyuramayacağınızı ekleyeyim ve Kapıkule'den dışarıya çıkalım. İngiltere Premier Lig, dünyanın en popüler ligi, evet; Londra hiçbir zaman ucuz bir şehir olmadı ama bilet fiyatlarının son 10 yılda neredeyse 10 kat arttığı Ada'da artık taraftar da 'yeter' diyor. Arsenal, en ucuzu 3 bin 500 TL, en pahalısı 7 bin TL'lik kombinelerle taraftarının cebini en çok delen kulüp ama bu rakamlar bile İstanbul'un üç büyükleri ile aynı seviyede. 


Emirates Stadı'na girerken maç günü dergisine 12 TL ödüyorsunuz, 10 TL'ye sandviç alıyor, 6 TL'ye çay içiyorsunuz. Forma fiyatları ise İngiltere'de Türkiye'den yüksek ancak Avrupa'nın diğer ülkelerinin altında. 20 kulüp de 150-180 TL arasında değişen rakamlara forma satıyorlar. Bu formaların sahadaki futbolcuların giydiği orijinal formalar olmadığını da unutmayalım elbette. Londra'da Chelsea ve Tottenham'ın en ucuz kombinesi 2 bin 400 TL. Manchester şehrinde ise Kırmızılar, Mavilerden daha fazla ödemek zorunda. Manchester United, en düşük kombineyi 1 bin 750 TL'ye satarken, en pahalı koltuk 3 bin 600 TL'yi geçmiyor. Yıldızlara milyar avro yatıran Manchester City ise ligde taraftarını en çok seven yönetime sahip bir kulüp. Bin TL'ye sattıkları kombine, ligin en ucuz kombinesi, üstelik en ucuz çay da onların stadında. 
İspanya'da Barcelona her sezon 70 binin üzerinde kombine satıyor çünkü rakamlar şaka gibi... Camp Nou'da Messi-Neymar-Suarez üçlüsünü izlemek isteyenler bu sezon kale arkası kombinesine sadece 350 TL ödediler. El Clasico vakti turistlere bir maçlığına kombinelerini 500 TL'ya kiralayan üyelerin kombineyi bedavaya getirip üstüne kâr etmesi de bir İspanya gerçeği. İngiltere'deki maç günü dergisi geleneği Avrupa'nın diğer ülkelerinde yok ve büfe fiyatları da Türkiye ile aynı düzeyde. Forma fiyatları ise İspanya, İtalya ve Fransa'da 200 TL'den başlıyor. Real Madrid, Santiago Bernabeu'da kale arkası tribünde üçüncü katın kombinelerini 550 TL'den satarken, en pahalı koltuk 5 bin TL'den fazla değil. 


Milano'da 80 bin kapasiteli San Siro'yu ortak kullanan Inter ve Milan'ın kale arkası tribünlerinde bir sezon boyunca maç izlemenin faturası yine bizim rakamların altında. İki kulüp de 600 TL'nin altında kombine satıyor, Berlusconi'ye yakın oturmak isteyen Milanlı iş adamları ise Avrupa'nın en pahalı koltuklar için 13 bin TL ödüyorlar. Fransa'da İbrahimoviç'i bir sezon boyunca seyretmenin bedeli bin 300 TL'den başlıyor. Paris Saint Germain'in en pahalı kombinesi ise 7 bin 500 TL. Almanya ise taraftarlar için bir cennet. Bayern Münih, kale arkası için kombineleri 380 TL'den satarken, Allianz Arena'da en pahalı koltuk iki bin TL'den fazla değil. Borussia Dortmund'un artık kült olan 'sarı duvar' lakaplı 25 bin kapasiteli ayakta maç seyredilen kale arkası tribününde maç izlemek isteyenler bir bilete 40 TL ödüyorlar ki; işte o da Alman gençlerin harçlığından arttırdığı paraya tekabül ediyor! Maça gittiğinde kuyruğa kaynak yapmayı hatırlayanlara selam olsun... 

Galatasaray-Fenerbahçe Notları


Muslera 7
Süper Kupa'da 120 dakika takımını ayakta tutan Muslera, dün çerçeveyi bulan toplarda fazla zorlanmadı. G.Saray savunmasının öne çıktığı anlarda kendisine atılan geri paslarda ayaklarını iyi kullandı.

Volkan 4
Belindeki sakatlık olmasa Sneijder'in iki golünü çıkartabilir miydi diye soranlar olabilir ama Hollandalının füzeleri acımasızdı. Tecrübesiyle oyunu götürdü ama 2. yarıda degaj bile yapamayacak acılar içinde derbiyi tamamladı.

Veysel 4
Prandelli eğer Sabri'yi affederse bunun sebebi Veysel'in yetersizliği olacak. İlk yarıda Alper karşısında ayakta kalamadı ve hücumlara destek vermekten uzaktı. Orta yapacak özgüvene bile sahip değil.

Gökhan 4 
Milli takım performasıyla F.Bahçe, F.Bahçe'deki performansıyla milli takım forması giyemez. Kağıt üzerinde ülkenin en iyi sağ beki ama sezona iyi başlamadı. Güçsüz ve ikili mücadelelerde inatçı değil. Derbide silindi gitti.

Semih 6
Emenike'nin yorduğu Galatasaray tandeminde rakip çoğalamadığından fazla zorlanmadı ama topla çıkarken yaptığı hatalarını yine sürdürdü. Derbi için yeterli fizik kapasitesiyle sırıtmadı.

Alves 0
Yıllar sonra bir futbolcu takımına nasıl ihanet eder diye sorulsa F.Bahçeliler onun adını verecek. Dzemaili'ye attığı uçan tekmenin açıklaması yok. Gördüğü saçmasapan kırmızıyla, takımın üç taşı birden oynadı.

Chedjou 7
Sezon başından defansın en iyisi olan Kamerunlu stoper, ilk yarı Emenike'yi Muslera ile karşı karşıya bırakacak net pozisyonu önledi. Fenerbahçe'nin golünde hatalı olan o değil, taca çıkan topu görmeyen yardımcı hakemdi.

Kadlec 6
Görev adamı, belli bir standartı var. Rakibin kenar ortalarıyla geldiği anlarda hata yapmadı ama hücum adına kader adamı oldu. Oyun 0-0 iken boş kafayı dışarı atmasa 10 kişilik F.Bahçe, Arena'dan 3 puanla çıkabilirdi.

Tarık 6

Telles'ten farkı yerli oyuncu olması ve Hakan Balta'dan genç. Bu iki artı sahaya yansıyor mu? Hayır. Sağ kanattaki Veysel'den daha fazla hücuma çıktı ama bu fizikteki bir oyuncunun yere daha sağlam basması lazım.

Caner 5
Milli takımdaki iki maçında da 90 dakikalık kondisyona sahip olmadığını göstermişti. Önündeki Alper ile iyi anlaşamadı ve ölümcül ortalarını bu derbide yapamadı. Taşların çok oynadığı takımda maçı sol açıkta tamamladı.

Dzemaili 4
Süper Kupa'da F.Bahçe karşısında ezilen orta sahaya Prandelli'nin ilaç niyetine koyduğu oyuncu, gölge presiyle derbide kırık not aldı. İki iyi top attı ama sorumluluk almadığı oyundan çıkması doğru karardı.

Emre 5

Derbide oynamak için günlerce tedavi gördü ama onu yıllardır üzen adaleleri bir kez daha iflas etti. F.Bahçe'nin beyniydi ama 33'de baldırını tutup kenara gelmek zorunda kaldı. Sağlıklı olmazsan yetenek hiçbir şeydir dedirtti.

Melo 7
Derbilerin olay adamı, orta sahanın en iyisiydi. İkili mücadelelerde 19 kez top kazandı. Bölgesinden dikine isabetli dikine top atan tek adam olan Brezilyalı, sakatlığını işaret etti ve 87'de yerini Hamit'e bıraktı.

Mehmet 6

Türkiye'nin en iyi ön liberosunun kaderinde stoper oynamak varmış. Alves'in kırmızısı sonrasında defansa geçmek zorunda kaldı. Soru şu olmalı: Yerinde olsa Sneijder bu kadar kolay vurabilir miydi?

Selçuk İnan 4

G.Saray'ın kaptanı ve formsuzluk artık ayrılmaz ikili. İlk iki sezonda derbi kazandıran Selçuk, Milli Takım'daki silik futbolunu bu maça da taşıdı. Her topta Olcan ve Burak'ı ararken sahada kayboldu gitti.

Meireles 6
İyi mücadele ediyor, savaşıyor ama Topal'lı orta sahada oyunun sadece savunma tarafını yapıp hücumda yaratacılık gösteremeyen her isim gibi o da F.Bahçe için lüks. Skoru tutabilecek oyuncu, değiştirebilecek olan değil.

Sneijder 10
10 kişi kalan F.Bahçe, Arena'dan puanla çıksa Prandelli valizini toplamaya başlardı. Hollandalı, star değil süperstar olduğunu gösterdi ve iki muhteşem golle geçen sezon olduğu gibi bu sezon da Volkan'ı avladı.

Alper 7
Sow'un yokluğunda geçen sezon Ersun Yanal'ın şans tanıdığı sol kanatta maça iyi başladı. İlk yarıda Veysel'in hayatını zorlaştırdı, bitirici vuruşu olmadığından ilk 45'te net fırsatı harcadı ve 2. yarıyı sağ kanatta tamamladı.

Olcan 6
Hücumda ilk yarıda en istekli adamdı ama işi bitirmesi gereken noktalarda amatörce hatalar yaptı. İlk yarının sonunda ceza sahasında ortaya yapamadı, ikinci yarıda topu direkten döndü. Trabzon'daki Olcan'ın yarısı bile değil.

Kuyt 6
Fenerbahçe'nin en iyi niyetli oyuncusu. Yaşına bakmadan koşuyor ama her şeyi yapmak isterken hiçbir şeyi yapamamak da var bu oyunda. Gökhan'a yardım ederken çıkan nabzını oyunda gizlenerek düşürdü.

Burak 5
Sakatlığı sonrasında yaptığı fedakarlık sahada sırıttı. Prandelli'nin Pandev ve Umut'a güvenmemesi nedeniyle sahaya çıkan Burak, ofsaytlardan yine kaçamadı. Kaleye şut atamadan maçı tamamladı.

Emenike 6
Rakip stoperlerin keyfini kaçırmak istiyorsanız ideal santrfor ama net bir golcü değil. Süper Kupa'da da net fırsatları harcadı, penaltılar çare oldu. Dün kırmızı sonrasında oyundan çıkana kadar "Webo olsa birini atardı" dedirtti.

Umut 5
Prandeli'nin çift santrfora dönmesiyle şans buldu ama Emre'nin ortasında müsait pozisyonda topu kafayla dışarı attı. Milli maçlar da gösterdi ki Umut, umut olmaktan artık uzak.

Emre Çolak 6
Derbide sonradan oyuna girip maçın havasına girmek zordur. A2 Milli takımıyla İngiltere'ye 2 gol atan Emre, Umut'a nefis bir orta kesti, daha fazlasını beklemek insafsızlık olurdu.

Selçuk Şahin 6
Önce belini tutan Topal'ın yerine gireceği sanıldı ama Emre baldırını tutunca iş yine Selçuk'a düştü. Maç eksiğiyle ne kadar iyi oynanırsa o kadar iyi oynadı. Tecrübesiyle idare etti.

Hamit ?
Dzeamili ve Selçuk İnan'ın ilk yarıda döküldüğü anlarda gözler Hamit'e çevrildi ama Prandelli, Melo kenara sakatlığını işaret etmese milli oyuncuyu hatırlamayacaktı bile.

Hasan Ali 6
Taktik idmanlarda Caner'in arkasında oynadı, son dakikada forma Alper'e gidince kulübede başladı. Golde peşini bırakmadığı topun taca çıktığını görmemek yardımcı hakemin problemiydi