8 Haziran 2010

Beşiktaş'ın 6 Teknik Direktör Adayı

Endüstriyel futbolun getirdiklerinden toptan nefret etmiyorum ama bundan ediyorum! Beşiktaş gibi borsaya kayıtlı şirket üzerinden yönetilen kulüpler başlattıkları transfer görüşmelerini İMKB'ye bildirmek zorundalar. (Muhtardan ikametgah almak kadar baygınlık verici) Bugün olduğu gibi, bu da komik durumlar doğuruyor. Ne kadar teknik adam adayı varsa yollamışlar. Samet Aybaba'yı hiç olmazsa bu listeye yazsalardı da hocanın hayali kısmen gerçek olsaydı. Türk teknik direktörün olmadığı liste alfabetik olarak bildirilmediğine göre önem ve görüşme sırasına göre yazılmış!

İlk sırada Schuster var. En güçlü aday da o zaten. Denizli'nin İzmir'den İstanbul'a rahatsızlığı nedeniyle geldiği günden bir hafta önce Schuster'in adı çıktı İspanyol medyasında. Benim tahminim, Beşiktaş'ta Denizli'yi istemeyen kanat Madrid'de Alman teknik adamla konuştu, bu İspanyol medyasına sızdırıldı ve zaten sağlığı yerinde olmayan ve bir an önce dinlenip kendine gelmesini dilediğim Denizli'nin de moralini sıfıra indirdiler ve yollar biraz da dramatik bir toplantıyla ayrıldı. Bunun ardından Schuster ile görüşmelere başladık deselerdi senaryoları tutmayacaktı. Bu yüzden bu aday bolluğuyla Beşiktaş yönetimi kafa karıştırıyor.

Koeman listede neden var bilen yok! Listede 6 aday olunca illa ki Lucescu olacak zaten! Pellegrini ve Ramos da Real Madrid'in eski hocası kontenjanından. Magath en değerli aday ama ülkesi dışına hiç çıkmamış, sanki çıkmaya da niyeti yok Kim kalıyor geriye Schuster. Peki ne yapmak gerekiyor? Beşiktaş yönetimi bize anket yapın diyor, başka birşey değil! Buyrun o zaman anket geliyor birazdan...

4 yorum:

TA dedi ki...

shuster.

varol döken dedi ki...

6+2 teknik direktör kuralı çıksın...

maç içinde hoca değiştirilebilsin artık...

misal pellegrini ile öne çıkan takımı 2. yarı lucescu savunsun... deplasmanlara magath çıksın, ligde yer belli olunca da schuster pozitif futbol oynatsın...

cleanclothes dedi ki...

iki branş birden çalıştırabilsin teknik direktörler...

hem jimnastikçi olsun, hem de futboldan anlasın :)

esnek futbol güzel olur... asimetrik goller olur...

hebenneka dedi ki...

Bu borsaya kota olma işi bizde çok prim yaptı ancak iyi midir kötü müdür kısmında işler biraz karışık sanki. Muhtemelen 2008'de İngiliz Basını'nda bir haber yakalamıştım "Ajax hisselerini toplayacak" şeklinde. Haberde bir Ajax yöneticisinin "kulüp yönetmekle şirket yönetmek çok farklı şeyler, borsada olmak sportif olarak yapmanız gerekeni yapmanıza engel teşkil ediyor" gibisinden bir lafı vardı. Ayrıca Ajax'ın bu işten 20 milyon Euro'nun üzerinde zarar edeceğini ancak bunu göze aldıkları belirtiliyordu haberde. Haberin peşine düşemedim. Bir zaman sonra Hollandalı bir müşterime sorduğumda(eski bir Alkmaar oyuncusuydu adam) "durumdan çok şikayetçiler ama henüz hisseleri toplamanın yolunu bulamadılar" demişti.

Düşününce gerçekten de hissedara karşı sorumlu olmak ile taraftara karşı sorumlu olmak arasında çok fark var gibi geliyor bana.

United'ın 92'de lambadaki cini çıkarması çok şeyi değiştirdi. Öncelikle futbolda her zaman var olan ve her zaman önemli olan paranın bu sektörün dışındakiler tarafından da farkedilmesine sebep oldu. Nasıl ki iddaa bir anda patladığında bizde bambaşka şeyler uyandıran o kulüpler kimileri için "kendi sahasında lig sonuncusuna puan vererek kuponumu yatıran takım"a dönüştüyse, başka birileri için de "son altı ayda %37 oranında değer kazanarak sayesinde arabayı yenileyeceğim takım" oluverdi. Hayatları boyunca topa ayağını sürmemiş para yöneticileri hafta sonu stres içinde skor takip eder oldular. Ve daha bir çok şey. Neyse dağıttım, konuya döneyim.

@ BT

Şirketleşmenin üzerine bizde tabiri caizse balıklama atlandı ama belli başlı ülkelerde böyle rağbet görmüyor sanki. Bildiğim kadarı ile Almanya'da Borussia Dortmund dışında borsada işlem gören kulüp yok. İngiltere'de ağırlık hâlâ borsada değil, takım sahipliğinde. İtalya'da da işlerin takım sahipliği ekseninde yürüdüğünü tahmin ediyorum. İspanya konusunda tam bir bilgim yok ama bizde borsaya açılma öncesine benzer bir durum var diye tahmin ediyorum. Fransa'da zannedersem üç sene öncesine kadar yasal olarak mümkün değildi, üç sene önce yasa değişikliği ile uygulamanın önü açıldı. Stadını yenilemek isteyen Lyon kaynak bulmak amacı ile bu işe girişti diye hatırlıyorum. Sorum şu: Fransa, İspanya ve İtalya'da borsaya kote olma konusunda duruma dair bilginiz var mıdır? "Tahminlerin doğru, ya da şu tahminin doğru, şu yanlış, onun da doğrusu şu" şeklinde bir yanıt yeterli olacaktır, rakamlar ya da oranlar varsa daha da mutlu olurum.