


Copa Libertadores maçları Meltem Tv'de. Aşağıdaki tanıtım bülteninden öğrendim. Kanalı bilmem ne alaka onu da anlamadım lakin biraz ezber yazmışlar galiba. Çünkü Boca Juniors ve River Plate kupada elendi. Arjantinliler için bu sezon yıkım senesi. Estudiantes dışında takımları kalmadı. Brezilya ve Ekvador da son 16'da takımları birbirleriyle eşleşince iki eksildiler. Meksika takımları da domuz gribi yüzünden çekilince Uruguay'dan Nacional ve Brezilya'dan Sao Paulo oynamadan çeyrek finale geldiler. Sambacılar 4 takımla çeyrek finalde.
"Meltem TV, Güney Amerika’nın futbol yıldızlarını ayağınıza getiriyor. Güney Amerika’nın şampiyonlar ligi olan Libertadores Kupası, çeyrek final maçlarından final maçı da olmak üzere canlı yayınlarla Meltem TV’de… Pele, Maradona, Zico, Ronaldo, Romario, Valderama, Zamarano, Batistuta ve Hugo Sanchez gibi dünya futboluna yıldız isimleri hediye eden Güney Amerika’nın köklü kulüpleri River Plate, Boca Juniors, Sao Paulo, Cruziero ve daha niceleri…"
Guardiola'nın başarısı sonrasında Avrupa'da bir trend başlayacağı kesin. Kulübün eskisi, tecrübesiz genç teknik adamlara takımı teslim etmek. Galatasaray baltayı fena taşa vurdu bu denemede. Şimdi Milan deneyecek gibi. Ancelotti'nin Chelsea'ye gideceği artık sır değil. Her ne kadar kendisi konfirme etmese de Mourinho bile Milan'ın yeni teknik direktörünü açıkladı basın toplantısında! Ya da tahmin etti. Herkes Ajax'tan kopan Van Basten ya da boştaki Rijkaard gibi isimleri beklerken gündemde olan isim Leonardo. Futbolu bıraktığıdan beri Milan'dan kopmamıştı zaten. Güney Amerika pazarı ondan soruluyordu. Yardımcıları da Tassotti ve Galli olacak. Yine bu formayı terletmiş adamlar. Takımdaki Brezilyalı kolonisi zaten gelmesini istiyor. Teknik adam kadar Milan'ın yapacağı transferler de önemli. Gourcuff geri dönüyor. Kaka'yı elde tutabilecekler mi? Takımın yaş ortalamasını 30'un altına çekebilecekler mi? Maldini ile bir devrin kapandığı kesin. Herkes Guardiola gibi kısmetli değil... Bu da yeni Milan'ın 2009-2010 forması...
Türkiye'ye özellikle de Galatasaray'a gelmeyeceğini biliyordum da bu kararına şaşırdım. Son 3 yılda ikinci keleği Marsilya'dan yiyen Erik Gerets parayı tercih etti. Al Hilal ile anlaştı. Georges Leekens'den görevi devralıyor. Fransa'da böyle çıkış yapan bir teknik adama İtalya ve İspanya'dan talipli olmaması da ilginç. Bayern Münih haberleri ise spekülasyon olmaktan öteye gidemedi. Kendisi de paranın peşinden gittiğini kabul ediyor. Halbuki nedir ki? İki köpek, bir şişe viski; bir kutu da iyi puro değil miydi hayat onun için...
Çince Del Piero demek ki böyle yazılıyormuş. Juventus bugün antrenmana bu formalarla çıktı. Çin'de Serie A'yı 20 yıldır yayınlayan CCTV5 kanalı röportaj yapmaya gelmiş. Böyle bir jesti uygun bulmuş İtalyanlar. Çakma Del Piero değil harbisi bu...
Ben Luis Filipe Madeira Caeiro Figo. Siz kısaca Figo diye biliyorsunuz. 4 Kasım 1972'de Almada'da doğdum. Sporting Lizbon alt yapısında futbola başladım. Portekiz'in Altın Jenerasyonu üyesiyim.
Sporting Lizbon'da 1995 yılına kadar 6 sezon forma giydim.
1995 yılında Barcelona'ya gitmeden önce Real Madrid ile de görüştüm. Juventus ve Parma ile de ön kontrat yaptım. İki kulüp birbirine girdi. Ben Cruyff'lu Barcelona'ya imza attım. Anlayacağınız benim imzalar hep olay oldu.
Barcelona'da 5 sezon forma giydim. Ligde 30 maçın altına hiç düşmedim. İyi frikik atardım, sağ kanattan adam eksiltir iyi orta keserdim. Kaptanlığa kadar yükseldim.
Şampiyonluk kutlamalarında Real Madrid'e küfür ettim. Memleketlim Jose Mourinho bizim takımın tercümanıydı.
Ben İspanya'ya geldiğimde o Real Madrid'de A takıma çıkalı bir sezon olmuştu. Onunla çok karşılıklı oynadık El Clasico'larda. Bu da üzdüğümüz maçlardan biri...
2000 senesinde Real Madrid'in başkan adayı Florentino Perez'den transfer teklifi aldım. Benim teklifimi kabul etmem halinde bonservisimde yazan 53 milyon doları Barcelona'ya ödeyeceğine söz verdi. Ben kabul edince transferi açıkladı. İspanya karıştı. Seçim vaadi olduğumu söylediler. İnanmadılar. Perez beni alamazsa Santiago Bernabeu'daki kombineleri cebinden ödeyeceğini söyledi. İmzayı attığımda elbette ki yanımızda Di Stefano vardı. Los Galacticos dönemi benimle başladı.
Bu Camp Nou'daki ilk maçım. 100 bin Katalan bana Hain diye bağırıyor, üzerimde fotoğrafım olan dolarları sahaya atıyordu. Korner atmaya zor gittim.
Dünyanın en iyileriyle beraber oynadım. Zidane takımdaki en iyi dostumdu.
Katalanlar'ın can düşmanıydım artık. Camp Nou'daki posterlerde beni yok saydılar.
Viski şişesi de attılar. Domuz kafası da. Yüzüme saha ortasında Barcelona atkısı da fırlatıldı.
2002'de Real Madrid'de Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdım.İki şampiyonluk kazandım.
O en büyük rakibimizdi. Artık takım arkadaşıydık. Los Galacticos döneminde çok arkadaşını kaybetti ama ona dokunamadılar.
Cesar Jimenez Real Madrid alt yapısından yetişmişti. Real Zaragoza'da oynuyordu. 2005 senesinde bu darbemle kariyeri bitti. 2 yıl tedavi gördü sol dizinden ama sahalara dönemedi Futbolu bıraktığında 28 yaşındaydı.Bu pozisyonda kart görmemiştim. Jimenez benim kasıtlı vurduğumu söyledi ve yıllarca beni suçladı.
5 sezon Barcelona, 5 sezon Real Madrid. La Liga'da misyonumu tamamlamıştım. Inter'e imza attım. İtalyanlara benim için bonservis ödemediler. Ben gittikten sonra El Clasico'ların biraz tadı kaçtı. Luis Enrique ve ben varken tadından yenmezdi.
Helen Svedin eşim. İsveçli. Barcelona'da tanıştık. 3 kızımız var.
Rui Costa ile Portekiz milli takımının her yaş grubunda beraber oynadık. Gençken kupalar kazandık ama devamı gelmedi. 2004'de kendi ülkemizde kupayı Yunanistan'a kaptırdık ama iyi takımdık en azından bugünkü Portekiz'den daha iyi takımdık. 2004'de milli takımı bıraktım. 2006 Dünya Kupası'nda geri döndüm. Inter'de 17. şampiyonluk kupasını da kaldırdım ve futbolu bıraktım. Avrupa dışında bir yerde oynar mıyım bilmiyorum...
23 Mayıs Cumartesi
Yıllar önce bir yazı yazmıştım Tribün dergisinde. İtalyanların "Bandiera" dedikleri futbolcular üzerine. Her ülkede karşılığı var. O gün "bayrak adam" diye çevirmiştim bandiera kelimesini bu futbolcuları anlatmak için. Onların en hası; belki de en güzeli bu Pazar taraftarının önünde son maçına çıkıyor. Paolo Maldini, Pazar günü Roma maçında San Siro tribünlerine elveda diyecek. Milan, İtalya'nın en muhafazakar kulübü.
40 yılda 4 kaptandan çok bahsettik. Kaptanlık bandı büyük bir ihtimal Ambrosini'ye geçecek. Bizim derbinin yüksek bilet fiyatlarından bahsettik. Bir örnek vereyim. Milan-Roma maçında kale arkaları 20 euro. 7 yaşından küçükler Maldini'yi izlesinler diye sadece 2 euro. Gelecek sezonun Milan formaları satışa çıkacak sırtında 3 yazan. 3 numarayı da müzeye kaldıracaklar. O güne özel olarak hazırlanan atkıların üzerinde de "3 sadece senin için yazacak" . Hakkında sayfalar dolusu yazılacak adam Maldini. Güzel oyun bir kalesini daha kaybediyor.
20 Ocak 1985 - Serie A'da ilk maç
Emre değil Adriano. Inter' geldiğinde 87 kiloymuş. Ben onu Marbella'da Parma'nın kış kampında antrenmanlarda izlemiştim. Çift kalelerde kendi takım arkadaşlarını eziyordu. Hava toplarında ayakta zor kalıyordu rakipleri. Önleyemediği bir bira sevgisi var bu arkadaşın. Şimdi Flamengo antrenmanlarında tartıya çıktığında 105 kg çekiyor. Bir daha Avrupa'ya döner mi? Hiç sanmam.
Beşiktaş-Galatasaray derbisinin bilet fiyatları budur. Bu fiyatlara rağmen sabah Biletix gişelerinde karaborsacılar kavga etmiş. Bu da ne kadar zengin bir ülke olduğumuzun göstergesi (!) VIP ve Numaralı tribün biletlerini isterlerse 5 bin TL'dan satsınlar. Alıcısı illa ki çıkacaktır. Kapalı tribün 300; Açık Tribün 90 TL? Bu fiyatları belirleyenler bu ülkenin toprağına ayak basan, bu ülkenin havasını içine çekenler olamaz. Böyle gaddarlık mı olur ya...
"Milito ve Motta Inter'e?" dün bir başlıktı blogda. Sonundaki soru işareti kalktı. Genoa Başkanı iki yıldızını da sattı Inter'e. Mourinho'ya hızlı bir şampiyonluk hediyesi...
Ajax’ın Milan’dan dayak yediği ve oyuna sonradan giren Kluviert’ın golüyle 1-0 kazandığı Şampiyonlar Ligi finaline alt yapısından yetişen 7 oyuncuyla başlamıştı: Van der Sar, Reiziger, Rijkaard, De Boer kardeşler, Seedorf ve Davids. O kadro Bosman kanunu çıkınca yağmalandı. En büyük parsayı da Milan topladı. O tarihten bu yana finale gelen takımlar Ajax’ın bu başarısını tekrarlayamadılar. Bunu haftaya Roma’da Barcelona egale edecek gibi duruyor. Valdes, Puyol, Pique, Xavi, Messi, Iniesta ve oynarsa Busquets ile 7 alt yapıdan yetişmiş oyuncuyla sahaya çıkacak Katalanlar. Bojan da yedek bekleyecektir. Atina’da kaybettikleri finale dört alt yapıdan yetişmiş isimle çıkmışlardı: Ferrer, Guardiola, Sergi ve Amor. O finalde Milan’e ezildiler.
2006’da Paris’te Arsenal’i devirdiklerinde ise 3 kişiydiler: Valdes, Puyol ve Oleguer. Roma’da Şampiyonlar Ligi’ni kazanırsa teknik adamlık kariyerinin ilk senesinde üçleme yapan ilk hoca olacak olan Guardiola, 92’de Sampdoria’yı deviren Barcelona kadrosunda Ferrer ile birlikte alt yapıdan çıkan iki isimden biriydi.
Hollanda'da Tilburg'dan çıkmışız yola. Brüksel'e gidiyoruz. Akşam karanlığında girdik Brüksel'e. Ertesi gün eski adıyla Heysel olan statta maç seyredeceğiz. Biraz da rastlantı, kendimizi Türk mahallesinde bulduk. Emirdağ Kasabı, Emirdağ Pide, Emirdağ Bakkaliyesi. Az çok bilirdim de gözünle görünce başka oluyor Emirdağ-Belçika ilişkisi. Sonra belgeselini de televizyonda kısmen seyrettim. Internette de buldum. Emirdağ, 1962 yılından beri göç veriyor Belçika'ya. İlk giden Ahmet Öztürk önemli tabii. Yolu açan bu adam bugün Emirdağ'a dönmüş, arkasından binlerce Emirdağ'lı Belçika'ya gitmiş.
Barcelona, Şampiyonlar Ligi'ni de kazandığı takdirde futbolculara dağıtılacak toplam prim 39 milyon euro. La Liga şampiyonluğundan 14 milyon euroyu cebe koydular. Kral Kupası'ndan da 9 milyon euro yazdı hesaplarına. Roma'da kupayı kaldırdıkları takdirde 16 milyon euro daha prim alacaklar. 25 kişilik kadroda eşit olarak dağıtıldığını sanmıyorum ama as takımdakiler adam başı 2 milyon euro kazanacaklardır. Bu da İtalya'da orta sıra bir takımın yıldız oyuncusu ödediği yıllık ücrete tekabül eder. Bir örnek de bizden. Beşiktaş, Türkiye Kupası'nı kazandığında adam başı 100 bin euro ödedi. Lig şampiyonluğu için de 250 bin eurodan bahsediliyor...
Inter transfere hızlı girdi. Bugün resmileşebilir bu transferler. Bu sezon Genoa'yı sırtlayan Milito ve Motta Inter'e gidiyor. Genoa karşılığında 16 milyon euro nakit, Acquafresca'nın bonservisini (7 milyon euro) ve iki genç oyuncu Viviano ve Bonucci'yi alacak. Şampiyonlar Ligi'ne gidemeyen Genoa için bu kaçınılmaz son. Parası olan düdüğü çalıyor. Inter'in Milito için teklifi yıllık 3.5 milyon euro. Motta'ya ise 3 milyon. Inter'de Arjantin kolonisi zaten Milito için bastırıyordu. Ibrahimovic kalırsa iyi bir ikili olacakları kesin. Üstelik Cruz ve Crespo da gidiyor, Adriano zaten yok. Motta ise garip adamdır. Büyük takım testinden Barça'da sınıfta kalmıştı. Baş altı takımlarda sivriliyor ama iş büyüklere gelince bu ikinci sınavı olacak.
Taraftar baskısı işe yaramadı. Cannavaro'nun Juventus'a transferi resmileşti.
Sezon sonunu da beklemediler çünkü son Atalanta beraberliği ağır geldi artık. Juventus gibi bir takım 7 maçtır ligde kazanamıyordu. Bu 26 yıl sonra başlarına geldi. 8 olsa rekora gidecekti Ranieri. Göreve geldiği ilk günden bu yana Juventus kalibresinde olup olmadığı tartışıldı. Bence de bir beden ufaktı. İyi futbol oynattığı dönemler de oldu, kritik sakatlıklar yüzünden zor günler geçirdiği. Bir gerçek var. Juventus sezonu kupasız kapadı. Didier Deschamps gibi bir adam Serie B'de takımı şampiyon yapmışken işine son vererek zaten iş bilmez olduklarını göstermişlerdi. Ranieri'nin sezon bitmeden görevden alınması Juventus tarihi açısıdan da önemli. Bu konuda yazmıştım. Bu kulüp 40 yıldır sezon ortasında hoca değiştirmiyordu. Her güzel şeyin bir sonu var. 40 yıl önce Luis Carniglia'nın başına gelen bugün Ranieri'nin başına geldi. Teknik direktörlüğe son iki maç için eski futbolcuları Ciro Ferrara'yı getirdiler. Kendisi Lippi'nin yetiştirmesidir. Yeni sezon için ilk aday Spalletti...
Faubert Real Madrid'e imzayı attığı 31 Ocak günü bloga şöyle not düşmüşüm: "Faubert, Santiago Bernabeu'nun Recaro koltuklarını sevecek mi bakalım? " Bu fotoğraflar Villarreal deplasmanından. Recaro koltuklar rahattır, o da keyfini çıkartıyor. Tombala arkası siesta diyeceğim geceydi (!) Real Madrid yarım sezon için West Ham United'a 1.5 milyon euro ödemişti. Faubert 45 dakika ancak oynamıştır. Kadroya alınmadığı bir maçın ertesi günü antrenmana gelmeyince Juande Ramos çekmiş bunu kenara: "Sen Pazar günü neden gelmedin antrenmana?" demiş. Faubert de "Cumartesi maç vardı. Pazar izinli değil miydik?" diye cevap vermiş. Juande Ramos çıldırmış tabii: "Sen o maçı evinde koltuğunda seyrettin"
İspanya'da haftanın en önemli maçıydı. Valencia 59, Atletico Madrid 58 puanla girdi haftaya. Şampiyonlar Ligi'ne gidecek 4. takım olmak için kapışıyorlar. Atletico Madrid son kurşununu atacaktı ve hakemle birlikte yediler Valencia'yı. Aguero havuza atladı, Forlan da penaltıyı attı. Bu penaltı Haziran ayında transfer piyasasını bile değiştirebilir. Valencia, Şampiyonlar Ligi dışında kalırsa yıldızları satar...
Ben bu transferi zaten başından beri anlamadım. Juventus kadroyu gençleştiriyor bir taraftan da 36 yaşındaki Cannavaro'yu alıyor. Tek savunmaları, Real Madrid'e sattıkları adamı bedava getirmiş olmaları. Önemli olan taraftarın ne düşündüğü. Cannavaro Inter'den Juventus'a gidişini kolaylaştırabilmek için Moggi'den akıl almış Milano'da arıza çıkarmıştı. 2006'daki skandalın da ardından gemiyi ilk terkedenlerden oldu. Buffon, Nedved, Trezeguet ve Del Piero'nun yaptığı fedekarlığı yapmadı, Serie B'de oynamayı kabul etmedi. Juventus taraftarının pankartı net: "Cannavaro'yu istemiyoruz"