Media etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Media etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2012

Londra 2012

26 : Londra’da 30. Modern Olimpiyat’ta sporcular 26 dalda yarışacak.
34: Londra’da 26 spor dalı için 34 tesis kullanılacak.
7.6 milyon: Londra Olimpiyatları’nda satışa çıkan bilet sayısı.
10.500: Londra 2012’ye katılacak sporcu sayısı.
302: Londra Olimpiyatları’nda 302 kez madalya töreni düzenlenecek.
20.000: 20 Temmuz’dan itibaren Londra’ya gelecek olan gazeteci ve televizyoncu sayısı.
19: Londra 2012, 27 Temmuz’da başlayacak ve 19 gün sürecek. Kapanış töreni 12 Ağustos’ta sona erecek.
2.900: Londra’da 19 gün boyunca görev yapacak teknik personel sayısı.
5.770: 10 bin 500 sporcu ile birlikte Londra’ya gelecek olan Ulusal Olimpiyat Komiteleri üyeleri sayısı.
357: Doğu Londra’da Stratford’da inşa edilen Olimpiyat Köyü 357 futbol sahası büyüklüğünde.
200: Olimpiyat Köyü’nin inşa edildiği 200 hektarlık bölgede yıkılan eski endüstri tesisi sayısı.
52: 200 km kablo ile elektrik tesisatının döşendiği Olimpiyat Köyü’nü 52 dev pilon aydınlatacak. Bu pilonlar, organizasyon sonrasında İngiltere’de ihtiyaç olan bölgelere dikilicek.
500.000: Olimpiyat Köyü’nün yeşillendirme projesinde dikilen ağaç ve bitki sayısı.
80.000: Olimpiyat Stadı’nın kapasitesi. Ağustos ayı sonunda bu kapasite 25 bine düşürülecek.
53: Olimpiyat Stadı’nın çatısı 53 metre yüksekliğinde.
90: Olimpiyat Köyü’nün yapımında kullanılan malzeminin yüzde 90’ı geri dönüşüme açık malzeme.
700: Olimpiyat Stadı’nda sporcular için hazırlanan oda sayısı. Stadyumda 8 soyunma odası ve 4 de dua odası mevcut.
5: Londra 2012 için hazırlanan medya merkezine 5 jumbo jet yan yana park edebilir.
5: Bin 500 İngiliz şirketinin Olimpiyatlar’ın organizasyonu için komiteye kestiği fatura toplamı. (Sterlin)
68: Londra Olimpiyatları’nın organizasyonda yer alan şirketlerin yüzde 68’nin orta ve küçük ölçekli işletmeler olduğu açıklandı.
98: Londra 2012 organizasyonunda fatura kesen şirketlerin yüzde 98’i İngiltere merkezli.
75.000: Londra 2012’nin yarattığı yeni iş gücü sayısı.
20.500: Londra 2012 öncesinde İngiltere’de Olimpiyat ruhu ve spor dalları hakkında özel eğitim veren okul sayısı.
800.000: Londra 2012 süresince Londra’da toplu ulaşımla taşınacak insan sayısı.
240.000: Londra merkezden Olimpiyat Köyü’ne giden metro hattının saat başına taşıma kapasitesi.
5.000: Olimpiyat Köyü’nde sporcular için hazırlanan restorandaki sandalye sayısı. 19 gün boyunca 100 bin ton yemek tüketilecek.
318: Londra Olimpiyatları’nda her gün bir spor dalında yarışmalar yapılsaydı, Olimpiyatlar 19 değil 318 gün sürecekti.
900:000: Londra 2012’de kullanılacak olan spor malzemesi sayısı. İki bin 700 futbol topu, 2.200 düzine tenis topu ve sporcular için 65 bin havlu!
50: Londra 2012’de biletlerin yüzde 75’nin fiyatı 50 sterlin’in altında. Bu biletleri alanlar Londra metrosunu da bedava kullanabilecek.
82: Londra 2012’deki tüm spor dallarında biletlerin yüzde 82’isinin satılması bekleniyor. Bu rakam 2000 yılında Sdney’de yüzde 86 idi.
17.320: Olimpiyat Köyü’nde tv, kablosuz internet ve tuvalete sahip odalarda sporcular için hazırlanan yatak sayısı.
15: Atletizm yarışlarında minumum bilet bedeli. Sporseverler, yarışları, Olimpiyat Köyü’ndeki dev ekranlardan izlemek için 10 sterlin ödeyecek.
3.600: Olimpiyat Köyü, organizasyon sonrası 3 bin 600 daireli bir siteye dönüşecek.
20: Olimpiyatlar’da sporcuların kaldıkları tesisten minumum 20 maksimum 30 dakika içinde yarışacakları tesise gitmelerini sağlayacak ulaşım planı hazır.
135.000: Londra 2012 için şehir merkezinin 50 km çapındaki alanda yer alan otellerdeki toplam yatak sayısı.
64: Londra 2012’nin 2 milyon sterlin’lik maliyetinin yüzde 64’ünü hazine, yüzde 23’ünü Ulusal Piyango, yüzde 13’ünü ise Londra Belediyesi üstlendi.
70.000: Londra 2012’de görev yapacak 70 bin gönüllü için komiteye 240 bin başvuru geldi. 8 milyon saat iş gücü üretecek olan 70 bin gönüllünün kıyafet sponsoru Adidas.
2012: Londra 2012’nin açılış törenindeki en pahalı bilet fiyatı. (Sterlin)
23.500: Londra’da olimpiyatlar süresince 10 bin polis ve 13 bin 500 asker güvenliği sağlayacak.
400.000: Londra 2012’nin logo tasarımını yapan Wolff Olins’in komiteye kestiği fatura (Sterlin)
4.700: Londra 2012’de dereceye girecek olan sporcular için hazırlanan madalya sayısı. (CNBC-e Business/Haziran 2012)

4 Ocak 2012

İspanya'da Yılın Fotoğrafı?

2-3 gündür mutlaka bir yerlerde okumuşsunuzdur. Haberi ilk kimdi yazdı, belli değil. Bütün internet siteleri kaynak göstermeden birbirinden haber aldığı için de Tolga Zengin özneli bu haber her yerde var.Tolga Zengin'in bu karesi İspanya'da yılın fotoğrafı seçilmiş. Seçen kurum kim belli değil. Haberi yazanın belli olmadığı gibi. Bugün Spor Bakanı Suat Kılıç da okuduğu bu haberler sonrasında Tolga Zengin'i tebrik etmiş. Bu haberin sahibi çıksın ortaya, Tolga Zengin'in bu karesini İspanya'da yılın fotoğrafı seçen kurumu açıklasın, biz de merakımızı giderelim...
***************
Not: Bu satırları yazdıktan sonra Okay Karacan uyardı. Bu sorgulamayı bugün Fanatik de yapmış "Yılın fotoğrafını kim seçti?" diye.

8 Mayıs 2011

Spor Gazetesi

Tabloid formatında gazetecilik yapmanın avantajları da var, dezavantajları da. Bizim dilimize geçmiş, yayın politikasından bahsetmiyorum. Gazetenin boyutundan... İspanya'da uzun yıllardır bu formatta yayınlanıyor spor gazeteleri. Birden fazla manşeti büyütmenin mümkün olmadığı sayfalar bunlar. Birinci sayfa yerine hatta kapak demek lazım. Bir yayın yönetmeni için kapak tercih en zor karardır. Tirajı etkiler, doğru manşet, doğru foto ve doğru zaman... Bugün spor gazeteciliği adına bir örneği blog arşivine katmak istedim. Ölüm saati nedeniyle dünkü baskıları yetiştirememişlerdi. İspanya'nın yetiştirdiği en büyük sporculardan hatta uluslararası alanda bir ilk olarak kabul edilen, kral golfçü Severiano Ballesteros, Cumartesi 02'de hayatını kaybetti. İki yıldır beyin kanseriyle savaş veriyordu. Dün Real Madrid, Sevilla deplasmanında 6 gol attı. Doğrusu ligin gidişatı açısından bir önemi yok. Bu Sevilla'nın problemi. Ama Real Madrid her zaman satar, futbol her zaman satar. Bugün Madrid'deki gazete derbisinde kapaklarda Severiano Ballesteros var. Sporu sevmek budur, spor gazetesi budur... İnsana saygı da...

4 Aralık 2010

Pim Pam Pum

Sahadaki futbolu, skoru boşverin, bugün İspanya'da El Clasico öncesi ve sonrasında olmadığı kadar büyük bir savaş yaşandı, kulüpler ve medya arasında. Filmi başa saralım. Barcelona, Guardiola döneminde deplasmanlara maç günü gidiyor. Uçak dışında kupada helikopterle gittikleri bile olmuştu. Geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ne de yola bir gün önceden çıkmak zorunda kalmışlardı İzlanda'daki yanardağ patlaması yüzünden. Milano'ya otobüsle giden takım 3-1 mağlup olmuştu. Dün Osasuna deplasmanı öncesinde gelen haber kar yağışı yüzünden maçın oynanma ihtimalinin olduğu yönündeydi. Üstüne bir de havaalanı kontrolörlerinin grevi eklendi. S. Gijon ve Atletico Madrid otobüsle yola çıktılar. Havaalanındaki grevler yüzünden rötarlar 12 saati bulunca bugün Barça, federasyona başvurdu. Sabahtan treni tercih etseler sorun olmayacaktı. Federasyon önce maçı Pazar 18:00'e ertelediğini açıkladı. Elbette ki kıyamet koptu. İspanya'da medyanın gücü malum, Madrid ayağa kalktı. "Guardiola'ya hediye, rezalet" manşetleri attılar öğle vakti. Ardından Osasuna isyan etti, "Maçın ertelenmesi için gerekli sebep ortalıkta yok, herkes otobüsle gidiyor, Barça da gelsin" dediler. Osasuna'nın tenik direktörü Camacho. Bir Real Madrid efsanesi. O fena salladı, ardından futbolcular "Pazar günü sahaya çıkmayız, skandal bu" dediler ve federasyon geri adım attığında maçın başlama saatini 6 saat vardı. (Guardiola, Federasyon'un kendilerine eğer uçak kalkmazsa maçı erteleriz dediğini söyledi maçtan sonra basında toplantısında.)Barça maç ertelendi diye Camp Nou'da topladığı futbolcularını eve yollamıştı. Hızlı trenle Zaragoza'ya gitmek üzere apar topar istasyonda toplandılar. Tren Zaragoza'ya geldiğinde Barcelona'nın 2 saat vakti vardı. Yol ise 200 km. Pamplona'ya maçın başlama saatinden 30 dakika önce varmaları gerekiyordu. Aksi takdirde hükmen mağlup olacaklardı. Yetiştiler, sahasında kolay kolay maç kaybetmeyen Osasuna'yu 3-0 ile geçtiler. Bu kavganın haklıymış gibi görünen ama haksız tarafı Barcelona. Diğer takımlar yollarda sürünürken işi yokuşa sürdüler. Guardiola'nın maç günü yolculuk prensibi yüzünden maçı kaybedebilirdi.
İşin medya tarafında savaş hala sürüyor. 15 gün önce Jose Mourinho sahadan atılıp, iki maç ceza aldığında Marca gazetesi, herkes Mourinho'ya karşı deyip "Pim pam Pum" manşetiyle bir foto montaj yayınlamıştı. Goya'nın "3 Mayıs 1808'de Madrid" tablosuna gönderme yapmışlardı. O gazete kapağı çok tartışıldı orada. Mourinho haksızdı. El Clasico öncesi ve sonrasında Katalanların, Franco vs. göndermesi yapmadığını, 5-0'ın ardından 1974'deki aynı skor hatırlatıldığında bile referans vermediklerini de söylemek lazım. Katalanlar doğal olarak maça yetişebilmek için tren peşinde koşturan, otobüste sürünen takımlarına haksızlık yapıldığını düşünüyorlar. Kim haklı? Kazanan haklıdır: Osasuna: 0 Barcelona:3

23 Kasım 2010

Spor İletişimi Sertifika Programı

Bu yıl dördüncüsü yapılacak olan Kadir Has Üniversitesi Spor İletişimi Programı’nın kayıtları başladı. 27 Kasım Cumartesi seçme sınavının yapılacağı program, Aralık ayında başlayacak ve nisan ayında sona erecek.
Bugüne kadar 150 kişinin eğitim aldığı Spor İletişimi Sertifika Programı sonucunda spor medyasına çok sayıda yeni yüz katıldı.

Programımızla İlgili Gerekli Bilgiler
Programa Kimler Katılmalı?

Sertifika programı, medya kuruluşları ve spor endüstrisi içinde bulunan basın-halkla ilişkiler departmanlarında çalışmak ve/veya deneyim sahibi olmak isteyen herkese açıktır.
SINAV
Sınava giriş ücretinin aşağıda detayları verilen hesaba yatırılması ve dekontun (0212) 534 09 65 nolu numaraya fakslanması ya da sınav günü getirimesi gerekmektedir.
SINAV TARİHİ: 27 KASIM 2010 – Saat 10.00 - Afişlerimizde öngörülen sınav tarihi olan 28 Kasım Pazar günü değiştirilmiş, sınavımız 27 Kasım Cumartesi gününe alınmıştır. Önemle duyurulur.
Sınav Yeri : Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü
Sınav Ücreti : 20 TL
Sertifika Başlama ve Bitiş Tarihi: 4 Aralık 2010 – 3 Nisan 2011
Ders Saatleri:
Hafta sonları (Cumartesi – Pazar) saat 10:00 ile 14:00 arasında
Sertifika Programı toplam ders süresi 15 hafta (120 saat) olarak planlanmıştır.
Derslerin Yapılacağı Yer:
Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü
Kadir Has Caddesi, Cibali / İstanbul 34 083
Eğitim Bedeli: 2.500 TL (KDV Dahil)
Sertifika ücretinin %25’i peşin, geri kalanı anlaşmalı kredi kartlarına taksit şeklinde ödenebilir. Eğitim bedeli ödemesi kesin kayıtlar sırasında okulumuzun kampüsünde yapılacaktır.
ÖNEMLİ NOT: Sınava girmek için katılımcıların aşağıdaki linkten Ön Kayıt yaptırmaları gerekmektedir.
Detaylı Bilgi İçin:
Emir Güney, SHAUM Müdürü
Tel: 0212 533 65 32 / 1483
Fax: 0212 534 09 65
Cep: 0533 399 51 77
e-posta: shaum@khas.edu.tr
Çarşamba ve Perşembe günleri ofis dışındayım, bana cep telefonumdan ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI
Katılmak için ne gerekli?
o Ön Kayıt başvuru formunu doldurun. http://activity.khas.edu.tr/shaum/ (Daha önce doldurduysanız lütfen tekrar doldurmayın)
o Katılım ücretini yatırın. ATM’den ya da internetten yatırın ki anlamsız havale ücreti alınmasın.
Garanti Bankası Balat Şubesi
Kadir Has Üniversitesi
IBAN: TR06 0006 2000 0200 0006 2998 87
o Dekontu (0212) 534 09 65 no’lu faksa fakslayın, ya da shaum@khas.edu.tr adresine mail atın. En kötü ihtimal sınava gelirken yanınızda getirin.
Neden sınav?
o Burs alacakları belirleyebilmek için sınav yapıyoruz. Henüz kaç kişiye ne kadar burs verileceği belli değil. Sınav sırasında belli olacak ama epey miktar burs veriyoruz.
Kaç kişi alınacak?
o 50 kişiyle sınırlamayı öngörüyoruz. Çünkü daha kalabalık olduğunda birbirimizi tanımak ve herkesle ayrı ayrı ilgilenmek zor oluyor.
Öğrenci İndirimi var mı?
o Evet var. Öğrencilere sertifika programı 1500 lira.
Sınava girmek için ne gerekiyor?
o En az liseyi bitirmiş olmak ve üniversitede okumak yetiyor.
Dil bilmek gerekiyor mu?
o Gerekmiyor. Ama sınavda bir dil sorusu var. Ekstra puan demek.
Mail gönderdim, cevap gelmedi. Sınava girebilecek miyim?
o Formu doldurmuş olan, elinde dekontu olan ve onu sınava getiren herkes sınava girecek.
Neden 20 TL sınav ücreti alınıyor?
o Daha önce de sınava giriş ücreti alınmıştı. Bunun nedeni gerçekten bu sınavı ciddiye alanların sınava girmesini istiyor olmamız. Parasız olduğu takdirde burs imkanları fazla olunca ‘bir girip bakanlar’ çok oluyor. O da sınav kağıtlarının değerlendirilmesini zorlaştırıyor.
Sınav Soruları hangi konuları kapsıyor?
o Spor genel kültürü, genel kültür, Türkçe paragraf, anlatım bozuklukları konularından test soruları olacak. Ayrıca bir de kısa paragraf sorusu var. Unsurları verilmiş bir spor olayına dair kısa bir metin yazılacak.
Dersler ne zaman başlayacak?
o 4 Aralık Cumartesi günü saat 10’da başlıyoruz. Tanışmanın ardından programa dair sorularınızı yanıtlıyoruz.
Dersler ne zaman bitecek?
o Nisan sonunda bitecek. 15 hafta ders var. Arada tatiller de var.
Ders saatleri?
o Cumartesi ve Pazar, 10-14 olarak belirledik. Ama arada 15’e uzadığımız, hatta onu da aştığımız oluyor.
Ayrıntılar için: http://www.khas.edu.tr/tr/akademik/arastirma-uygulama-merkezleri/spor-hukuku-arastirma-ve-uygulama-merkezi/spor-iletisimi-sertifika-prg1.html
SPOR İLETİŞİMİ SERTİFİKA PROGRAMI KONU BAŞLIKLARI
Basın Tarihi
Spor Haber Dili
Radyo-TV Tarihi
Spor Basının Tarihçesi
Türkçe
Habercilik Etiği Atölyesi
Karşılaştırmalı Habercilik Perspektifi
Türk Spor Tarihi ve Olimpik Ruh
Olimpiyat Tarihi
Spor Gazeteciliği
Editörlük
Sayfa Düzeni
Haber Dili ve Yazımı
Röportaj Teknikleri
Foto Muhabirliği
Dış Haberler
Radyo Televizyon Haberciliği
Spor Spikerliği
TV’de Spor Editörlüğü ve Kamera Önü
TV Haber Dili
Kurgu, Montaj ve Teknik
Yayın Yönetmenliği
Sponsorluk- Halkla İlişkiler ve Yeni Medya
TV Yönetimlerinin Spora Bakışı
Gazete Yönetimlerinin Spor Bakışı
Halkla İlişkiler
Sporda Sponsorluk ve Proje Üretimi
Yeni Medya
Hukuki/İdari Yapı, Kurallar, Prensipler
Spor Hukuku ve İdari Yapı
Kurallar ve Uluslararası Reglamanlar

21 Kasım 2010

Şampiyonlar Ligi&Star TV&RAI

Şampiyonlar Ligi'nde Bursaspor'un grup maçları bittikten sonra, açık kanalda maç izlemek pek mümkün görünmüyor. Star TV'yi geçen sezon başından beri çok eleştiren yazılar yazdım bu blogda. Maçın adı ne olursa olsun, kanal dizileri tercih ediyor uzun zamandır. Bunda elbette yayınlanan maçın o gün reyting listelerinin dibinde kaybolmasının da payı var. O ölçen cihazlar, zımbırtılar kimin evinde, kumandalar kime teslim bilmiyorum ama bildiğim bu tercihlerde topu karakola götüren, spor düşmanı adamların tercihleriyle oluşturuluyor bu listeler. Hal böyle olunca da maçı programına alan kanal, reklam alamayınca tercihini diziden yana kullanıyor. Benzer bir sorun İtalya'da da var. RAI, devlet kanalı uzun zamandır zorda. Bu sezon Çarşamba akşamı yayınladıkları bir Şampiyonlar Ligi maçı ve iki günün özetleri için ödedikleri 27 milyon Euro'nun hanelerine zarar olarak yazdığını ve bu parayı çıkartamadıklarını açıkladılar. 2012 yılından itibaren de RAI, Şampiyonlar Ligi'nden çekildiğini açıkladı. Maçların tamamını zaten Sky İtalia ve Mediaset yayınlıyordu. Bu da aynen bizde olduğu gibi açık kanallarda artık İtalyanların Şampiyonlar Ligi izleyemeyeceği manasına geliyor.

21 Ekim 2010

Yiğiter Uluğ&Barça&Rijkaard

Ne olduğunu yazmak kolay, konuya yeteri kadar hakimsen toparlar dökersin sayfaya. Ne olacağını üzerine kalem oynatmak için ise medyum olmayı gerekmiyor! Tecrübe farkını belli ediyor. Lafı kısa kesiyorum. Dün Rijkaard gitti. Yiğiter Uluğ ustanın, 11 ay önce (10 Kasım 2009) Sportif Cümleler blogda bir röportajı yayınlanmıştı. O röportajdan iki soru ve iki cevabı alıyorum... Yoruma gerek var mı!

Barcelona'yı tanımak için bir senenizi orada geçirmişliğiniz var. Frank Rijkaard'ın Galatasaray'a gelmesinin ardından Galatasaray'ın geleceğinin de Barcelona kadar parlak olacağı söyleniyor. İki takımın da içini dışını bilen birisi olarak bu söylentiler hakkında bizimle neler paylaşabilirsiniz?
Yiğiter Uluğ: Tıpkı Galatasaray gibi, Barcelona da sadece bir futbol takımı değil, bir tarih, bir kültür, çok köklü bir camia... Dünyayı gezmiş, gittiği yerlerde başarılı olmuş, büyük onurlar yaşamış, deneyimli bir futbol adamının Barcelona’dan sonra Galatasaray’ın başına geçmesi elbette önemli artı ama bir kişinin bir anda bütün bir yapıyı, kültürü, alışkanlıkları değiştirmesini ummak aşırı iyimserlik olur. Evet, bunun bir benzeri yıllar önce yine Galatasaray’da yaşanmış, Derwall o zamanki yönetimin de sabrı ve büyük desteğiyle bir futbol devrimi yapmıştı. Bugünün Türkiye’sinde ve Galatasaray’ında Frank Rijkaard’a değişim için yeterli fırsatları verecek sabır ve anlayış var mı? Bunu zamanla göreceğiz… Ama şu ana kadar ortaya çıkan tablo, özellikle de medyadaki temelsiz, hoyrat ve cahilce eleştiriler, Barcelona’nın geleceği ile Galatasaray’ınki arasında pek fazla kesişim noktası olamayacağı fikrine götürüyor beni…
Total futbol olarak nitelendirdiğimiz 4-3-3 sistemini Frank Rijkaard'ın Galatasaray'ın başına gelmesinin ardından hepimiz okumaya ve yazmaya başladık. Sizce Rijkaard total futbolu Galatasaray'a uygulamayı başarabilecek mi? Eğer başarabilirse Türk futbolunun geleceği bu durumdan nasıl etkilenir?
Yiğiter Uluğ: Rijkaard çok değerli bir futbol adamı ama elinde sihirli değnek yok. Biliyorsunuz, “Total Futbol” Hollandalı futbol adamı Rinus Michels’in dünyaya kazandırdığı bir kavram. Michels, Cruyff’un hocasıydı, Cruyff da Rijkaard’ın hocası. Her iki ustayla çalışmış olan Neeskens de bugün Galatasaray kulübesinde, Rijkaard’ın yanı başında oturuyor. Sadece bu fotoğraf bile, Galatasaray’ın rakiplerinden daha farklı bir gelecek planladığını, sahada aldığı sonuçlar ne olursa olsun, daha keyifli, tempolu, izlenmeye değer bir oyunun peşine düştüğünü gösteriyor. Ancak fiziksel mücadeleden çok aklı öne çıkaran, koşmaktan ziyade topu koşturmaya çalışan bu sistemin kusursuz hale gelebilmesi ve Rijkaard’ın kafasındakilerin bire bir sahaya yansıyabilmesi için zamana ihtiyaç var. Hem de öyle birkaç aya değil, belki de birkaç yıla! Rijkaard şu anda kendi doğrularını futbolcularına öğretmeye uğraşıyor. Bunda ne ölçüde başarılı olur, bilemem. Türk futbolcusunun temel eğitimi, algılama kapasitesi ve taktik anlayışı Avrupalı meslektaşlarının gerisinde. Rijkaard, kafasındaki oyunu, elindeki kadroya yeterince geçiremediği fikrine varırsa, o zaman oyuncuları kendi seçmek isteyecektir. İşte asıl çatışma o zaman başlayacak. Championship Manager oynama geleneğinden gelen ve her akşam evde takım bozup, takım kuran bazı yöneticilerin tercihleriyle Rijkaard’ın tercihleri ne kadar örtüşecek? Dileğim, Rijkaard’ın başarılı olması ve Türk futbolunda bazı kötü alışkanlıkların (ki bunlar, eskiden Galatasaray’da yoktu) ortadan kalkması. Mesela, yöneticilerin takım kurması…

30 Haziran 2010

Real Madridli Thierry Henry

Bu garip haberlerin öznesi neden Henry oluyor bilmiyorum ama yine sağlam bir vaka var önümüzde. Haber Star gazetesinden. Mourinho, Henry'nin ipini çekmiş. Peki Henry'nin Real Madrid'de ne işi var? Henry'nin Real Madrid'de oynamadığını kim iddia ediyor ki! Buyrun alttaki habere (2007) alalım sizi.

29 Haziran 2010

Mesut'un Sahte Alman Pasaportu (!)

Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık (!) Dünya Kupası'nda biz yok ama bu geceden itibaren manşetlerdeyiz. Üstelik bir skandal yüzünden. Bunu iftira da diyebiliriz. İtalyan ve İspanyol medyası saatlerdir bu haberi manşetlerine taşıyor. Yarın da gazetelerinde büyük yer bulacaktır. Hiddink'in Mesut Özil için sahte pasaportla Alman milli takımı forması giydiğini söylediğini iddia ediyorlar. Peki nereden çıktı bu haberler?
Hiddink, Alman Bild'e konuşuyor ve orijinal metinde yer alan şu açıklamayı yapıyor.
Schade, dass Özil sich für den falschen Pass entschieden hat. Er ist ein moderner Fußballspieler, den ich in meinem Team gut gebrauchen könnte. "
Almanca bilmiyorum ama en basitinden çeviri programı bile Hiddink'in sahte pasaport kelimesini kullamadığını ortaya koyuyor. Meali: "Mesut'un yanlış pasaportu seçmesi çok kötü. O modern futbolun temsilcisi. Onu takımımda kullanmak isterdim."

Türk Milli Takımı'nın teknik direktörünün, Dünya Kupası'nın en çok konuşulan oyuncusu hakkında yaptığı bu açıklamadan daha normal olan nedir ki? Hiddink keşke ile başlayan temennisini dile getiriyor: "Mesut benim futbolcum olsa" diyor. Tabii atı alan Üsküdar'ı geçmiş. Hollandalı da bunu zaten biliyor.

Skandal bundan sonra başlıyor. İtalyan ve İspanyollar, bu açıklamaları bilerek ya da bilmeyerek yanlış çeviriyorlar. "Yanlış pasaportu, yanlış formayı" seçti açıklaması oluyor size "sahte pasaport" (!) Altını da doldurmayı da ihmal etmiyor. İtalyan ve İspanyol haber sitelerini, gazetelerini kontrol ettim. İşte uydurulan İtalyanca ve İspanyolca örnekler :
«Il passaporto tedesco di Mezut Ozil è un falso - ammette l'ex tecnico del Chelsea -. Il documento è stato falsato per permettere ad Ozil di giocare nella nazionale tedesca, ma lui non ne ha diritto»
El pasaporte alemán de Mesut Ozil es falso. El documento fue falsificado para permitir al futbolista jugar con la selección de Alemania, pero no tiene tal derecho

Kim kimi kaynak aldı bilmiyorum ama; uyduran iyi uydurmuş ve yukardaki satırlarda Hiddink'in açıklamalarını çarpıtmış: Diyorlar ki: Hiddink: "Mesut'un pasaportu sahte. Almanlar, Mesut'un milli takımlarında oynayabilmesi için dokümanlarda değişiklik yaptılar."

Bunun böyle olmadığını, Mesut'un Almanya doğumlu olduğunu ve Alman Milli Takımı'nı seçtiğini sadece biz ve Almanlar bilmiyoruz elbette. Bu çeviri hatası ya da anti-Almanya propagandanın sebebi ne olabilir? İlk ihtimal yarı finaldeki olası İspanya-Almanya eşleşmesi öncesinde karşı tarafa saldıran İspanyollar habere balıklama atladı ve yarın rezil olacaklar. İtalyanlar da geçmişlerinde bin tane sahte pasaport davası olduğundan "Olmuştur" deyip atlamışlar!

Tabii Hiddink'in açıklamalarını doğru çeviren Brezilya basını ve bazı İtalyan haber siteleri de var. Muhtemelen yarın Almanlar ve Hiddink, İtalya ve İspanyol medyasını topa tutacak. Neymiş Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık. Galip miyiz şimdi?

25 Haziran 2010

4 Yıl Önce 4 Yıl Sonra

4 yıl önce alttaki manşetle çıkmıştı La Gazzetta dello Sport, Her şey gerçek! Dünya Şampiyonu. 4 yıl sonra kafiyeyi yakalamışlar (!) Tutto Nero. "Her şey karanlık" diyelim buna da. İtalya'ya ne oldu? başlıklı bir yazı yazasım var...

24 Haziran 2010

Arrivederci İtalia (!)

İlk ateşi İtalyanlar etti. İspanya'nın İsviçre'ye kaybettiği maçın ertesi günü La Gazzetta dello Sport bu manşetle çıktı: "Çok Teşekkürler İsviçre" Fırsat bulup bloga yazamamıştım; yeteri kadar tahrik ediciydi. Spotuna bakalım. Neden teşekkür etmiş İtalyanlar. İsviçre, İspanya'yı yenince; İtalyanlar çeyrek finalde onlarla karşılaşmaktan kurtalabilirmiş (!). Bu arada sanki İtalya gruptan çıkmayı garantilemiş! O tarihte Paraguay maçını oynamış ve 1-1 berabere kalmışlardı. Yaralı İspanyollar, bu manşete çok kızdılar, eleştirdiler. Marca ve La Gazzetta çok konuda ortak içerik üreten birbirine yakın gazetelerdir. Buna rağmen bu manşetin atılması Madrid'e ağır geldi. Sonra Honduras maçıyla kendi dertlerine düştüler. Ve....İtalya, 1950'ye geldiğinde de son şampiyondu. Gruptan çıkamamıştı. 60 yıl sonra tekrar ettiler. 36 yıl sonra gruptan çıkamadılar. 4 yıl önce kupayı kaldıran Lippi, şimdi kılıçtan geçiriliyor. İspanyolların intikamı da acı oldu bu arada... Kendilerine İspanyolca manşet atan İtalyanları iadeyi elbette İtalyanca ile yaptılar. "Arrivederci İtalia". "Güle Güle İtalya" ile evlerine uğurladılar İtalyanları...

28 Mayıs 2010

İtalya'nın Yorumcuları

Kaan Kural bugün bir bilgiyi paylaştı twitter'da: "ESPN kanalı, Dünya Kupası'na 300 kişiyle gidiyor". Ardından sordu: "Türkiye'de televizyonların spor servislerinde toplam bu kadar insan çalışıyor mu?" diye. Benim tahminim "Bunun ancak yarısı vardır" olur. İtalya SKY da 64 maçı HD naklen yayınlacak ve 24 saat yayın yapacak. Yorumcular arasında Zico da büyük transfer olarak gösteriliyor. Zico dışındaki görkemli kadroyu da sıralayayım: Hernan Crespo, Billy Costacurta, Marco Tardelli, Gianluca Vialli, Paolo Rossi, Beppe Bergomi, Massimo Mauro ve Zvonimir Boban... TRT'nin de ekibini büyük bir merakla bekliyoruz.

24 Mayıs 2010

Lig TV&Spormax'te Staj Fırsatı

Lig TV ve Spormax'te görev almak ister misiniz?
Gelecek sezon pek çok yenilik ve değişiklikle seyirci karşısına çıkacak olan Lig TV ve Spormax , futbola, televizyonculuğa meraklı en az bir, tercihen iki yabancı dili, ana dili gibi konuşabilen gençlere staj imkanı tanıyor. Kendinizi detaylı bir şekilde anlatan fotoğraflı CV'lerinizi murat.acikgozoglu@ligtv.com.tr adresine gönderebilirsiniz.

Yapma Canım Kardeşim Yapma


4 Mayıs 2010

Mourinho'nun Puyol'a Attığı Tokat

Türkiye'de internet gazeteciliği ne yazık ki yerlerde sürünüyor. Muhabir zaten yok, editör için aranan tek özellik "Kopyala yapıştır". Bunu yapabilen gazeteciyim diyor çevresine. Barcelona-Inter maçının ardından Hürriyet'in internet sitesi bir video yayınlamış. Başlığı: Kaptana Tokat Attı. Altında yazan bölümü ben de aynen aktarıyorum:
"Barcelona ile Inter arasında oynanan Şampiyonlar Ligi maçı bitti. Ancak maçtan çok İtalyan ekibinin teknik direktörü Jose Mourinho'nun hareketleri konuşuluyor. Karşılaşma öncesi Mourinho, Katalan ekibinin kaptanı Puyol'un ensesine tokat atıyor. Tokatı yiyen tecrübeli kaptan şaşkınlık içerisinde ne olduğunu anlamaya çalışırken, takım arkadaşları ise gülmekten kırılıyor."
Bu videoyu alıp koskoca Hürriyet'in sitesine koyan bir kez olsun seyretmemiş mi yahu? Bu video 2006 yılından. Hadi bunu bilmiyorsun. Puyol'un yanındaki adamlara bak. Eto'o var orada. Ne işi var Eto'o nun Barça formasıyla? Marquez var 11'de. Gio var. Yedirebilirsen yedir okuyucuya. Mourinho, Puyol'a tokat atmış.... Hadi be oradan...

28 Ocak 2010

Spor İletişimi Sertifika Programı

Kadir Has Üniversitesi Spor Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi (SHAUM) olarak 2007–2008 ve 2008-2009 öğretim yıllarında, “Spor İletişimi Sertifika Programı”nı, gerçekleştirdik. İki sene içinde programa başvuran 500’i aşkın aday arasından, düzenlenen sınav sonucunda, iki sene boyunca 40 katılımcı çeşitli burslar aldı, iki sene toplamında 80 öğrenci eğitim gördü. 120 saatlik ders programını takip eden öğrenciler bitirme sınavı sonucunda çeşitli medya kurumlarında staj yapma imkanı kazandı. Bugün aralarında Ntvspor, Lig TV, Eurosport Türkiye, GS TV, Radikal, Taraf, Vatan gazeteleri, Futbol Federasyonu, UEFA Kupası final organizasyonu, çeşitli web sitelerinde çalışan 20’ye yakın öğrencimiz var. Staj imkanı bulanların sayısı ise 40’dan fazla.

-Gazete ve TV kanallarının spor servislerinde kariyer yapmak, spor gazeteciliğinde ve spor iletişiminde uzmanlaşmak isteyenler! Kadir Has Üniversitesi tarafından, Coca Cola, Türkiye Futbol Federasyonu, Ntvspor ve Ntvspor Radyo ’nun katkılarıyla gerçekleştirilecek Spor İletişi Sertifika Programı’na katılın, mesleğin inceliklerini ustalardan öğrenin. Önsınavda başarılı olan 22 öğrenciden biri olun, burs kazanın!
-TFF Eski Başkanı ve UEFA Tahkim Kurulu üyesi Dr. Levent Bıçakcı direktörlüğünde Şubat-Haziran ayları arasında gerçekleştirilecek program, haftada 8 saat olmak üzere 15 hafta sürecektir. Dersler, cumartesi ve pazar günleri, 10-14 saatleri arasında yapılacaktır. Program süresince, konuklu dersler ve pratik çalışmalar gerçekleştirilecektir.

•Program sonunda dereceye giren öğrencilere çeşitli medya kuruluşlarında staj yapma olanağı.
•Levent Bıçakcı, Atilla Gökçe, Mehmet Demirkol, İbrahim Altınsay, Zeki Çol, Okay Karacan, Fuat Akdağ, Mert Aydın, Yiğiter Uluğ, Mithat Bereket gibi ustalardan eğitim alma fırsatı
•Sertifika programına katılım ücreti, katılımcı başına, programın tamamı için 2.500 TL’dir.
•Programa maksimum 50 katılımcı alınacaktır.
•Sınav ücreti olarak 50 TL alınacaktır.
•Önkayıtların ardından, adaylar arasında yapılacak sınav ile başarı sıralaması belirlenecektir.
•Başarı sırasına göre
o İlk altı (6) sırayı alan katılımcılar tam burs
o 7.-12. sıraları alan altı (6) katılımcı (1250 TL’lik) yarım burs
o 13.-22. sıraları alan on (10) katılımcı (750 TL’lik) çeyrek burs
Kazanacaktır. Burslar Coca Cola ve TFF tarafından karşılanacaktır.
Önkayıt son gün: 5 Şubat
Sınav tarihi: 6 Şubat
Son kayıt: 12 Şubat
Derslerin başlangıcı: 13 Şubat
Başvurular için sporiletisim@khas.edu.tr


NİÇİN SPOR İLETİŞİM PROGRAMI
Ülkemizde spor endüstrisi hızla büyümektedir. Gelişen spor ekonomisine paralel olarak kurumların iyi yetişmiş spor yöneticilerine ihtiyacı belirmektedir. Bu sektörün bir dalı da spor iletişimidir. Spor iletişimi, bugün her zaman olduğundan çok daha fazla yetişmiş elemana ihtiyaç duymaktadır.
Avrupa Birliği Komisyonu 11.07.2007 tarihindeki bildirgesinde de bu durumu tespit etmiş, spor medyasını, spor sektörünün en önemli unsuru olduğunu vurgulamıştır.
Nitekim, naklen yayınlar, spor programları, gazetelerin ve dergilerin spor sayfaları, spor organizasyonları yapan kuruluşlar, spor kulüplerine sponsor olan şirketlerin iletişim departmanları, uluslararası spor karşılaşmalarının iletişim komiteleri… Bütün bu yapılar spor iletişiminin ne kadar önemli olduğunu ve bu alanda nitelikli elemanlar ihtiyacının önemini vurguluyor. Özellikle Türkiye’de sporun yurtdışına açılması ve artan gelirlerle birlikte bu ihtiyaç iyice belirginleşmekte. Bugün Türkiye televizyonlarında haftada 70 saatin üzerinde spor programı yayını ve en az bir o kadar da canlı yayın var. Ulusal gazetelerin tümü gazetelerinin en az yüzde 10’unu spora ayırıyor. Politika sayfalarından ekonomi uzmanlarına kadar herkes spor, özellikle de futbol terimlerini kullanıyor.
Ülkemizde onlarca iletişim fakültesi var. Ama bunların hepsi iletişimin genel prensiplerini ortaya koyuyor, uzmanlık alanlarına özgü yapılandırmaya gitmiyor. Oysa spor iletişimi pek çok sosyal bilimin kesişme noktasında yer alıyor. Ekonomi de, hukuk da, sosyoloji de, psikoloji de, halkla ilişkiler ve üst düzey yöneticilik de spor iletişimin konusu olabiliyor.
Bugün Türkiye’de gazetelerin spor sayfalarında, televizyonların spor haberlerinde, spor internet sitelerinin tüm pencerelerinde başrolde futbol var. Oysa spor iletişimi, spor gazeteciliği çok daha geniş bir perspektiften bakmak zorunda. Bu ülke tarihinin en itibarlı sayfalarını, en seyredilesi programlarını hazırlayanlar, sporun olimpik ruhunun ve genel spor felsefesinin değerini bilen isimlerdi. Sadece futbola değil diğer tüm sporlara dair bilgileri ve görgüleri vardı. İşte spor iletişimi biraz da bu yüzden gerekli. Sporun genel felsefesini özümseyebilmek için.
Her iletişim alanında olduğu gibi spor iletişimi de kendi 5N 1K’sını doğru kurmak zorunda. Kulüplerle yaşanan iletişimsizlikler, asparagas haberler, spekülasyonlar… Spor dünyasının iç huzurunu bozan bu tip haberlerin doğru kaynaklar ve doğru yaklaşımlarla belirli bir sistematiğe kavuşması için de spor iletişiminin temel kurallarını bilmek gerekiyor.
Spor İletişimi Sertifika Programı Kadir Has Üniversitesi Spor Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi (SHAUM) bünyesinde açılan bir program. SHAUM açısından bu sertifika programının amacı, spor kültürüne akademik açıdan katkı vermek ve yetişmiş eleman açığına nitelikli adaylar yetiştirmek. Amaç hem piyasanın ihtiyacını karşılayabilecek piyasanın gerçeklerini de bilen, ama hem de Türk sporuna kalite katkısı sağlayacak nitelikli elemanlar yetiştirmek. Alanında isim yapmış isimler, mesleğe bir ufuk kazandıran yeni yüzler ve spor iletişim dünyasının öne çıkan akil adamları bu sertifika programı çerçevesinde bir araya geldi. Amacımız spor iletişim dünyasına yeni yüzler kazandırmak.

Genel Bilgiler
• Türkiye’de haftada yetmiş saat spor programı var.
• Her gün ulusal gazetelerde 100’ün üzerinde sayfa spora ayrılıyor
• Türkiye’de spor pastasını futbol pazarının büyüklüğü 500 milyon Euro’yu aşıyor
• Sadece sponsorluk gelirleri 100 milyon Euro’ya yaklaşıyor.
• Bahis oyunları vasıtasıyla 20’yi aşkın ülkenin futbol ligleri yakından izleniyor.
• Futbol maçları reytinglerde ilk onun arkasına düşmüyor
• Süper Lig dünyanın en çok gelir getiren yedinci ligi
• İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya ve daha pek çok Avrupa ülkesinde spor iletişimi, spor yöneticiliği, spor hukuku gibi alanların akademileri, enstitüleri varken Türkiye’de iletişim fakültelerinde, işletme fakültelerinde ve hukuk fakültelerinde sporla ilgili ders sayısı yok denecek kadar az.
Spor, Avrupa Birliği’nin stratejik hedefleri dayanışma ve refaha önemli bir katkıda bulunan, her geçen gün büyüyen sosyal ve ekonomik bir olgudur. Gençlerin eğitim için olduğu kadar uluslar ve kültürler arasındaki barış ve anlayışı desteklemek için ortaya çıkmış olan sporu geliştirme ülküsü Avrupa’da doğmuştur ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile Avrupa Olimpiyat Komiteleri tarafından himaye altına alınmıştır.
Spor vatandaşların ilgisini bir hayli çeken bir sosyal etkinlik alanıdır ve bu çerçevede sosyal keken ayırımı gözetmeksizin, insanları bir araya getirmek her kesime ulaşma konusunda muazzam bir potansiyeli vardır. Sporla elde edilen değerler sağlık ve eğitime büyük katkı sağlar.
Bir takımın parçası olmak, adil oyun gibi ilkeler, oyunu kurallarına göre oynamak, başkalarına karşı saygılı olmak, dayanışma, disiplin ve bunun yanı sıra kar amacı gütmeyen amatör sporlara dayalı organizasyonlar ile gönüllülük, bireylerin aktif vatandaşlar olmasına destek olan unsurlardır. Spor organizasyonlarında gönüllü olmak, tanınıp geliştirilmesi gereken gayri-resmi eğitim için birçok fırsat olanağı sunar. Spor ayrıca, gençlerin meşgalesi ve toplumda yer alması için cazip imkanlar sağlar ve insanların suç işlemelerini önlemeye yardımcı olma konusunda olumlu bir etkiye sahip olabilir.
Sporun ekonomik ve sosyal aidiyetlerini birbiriyle daha çok bütünleşmiş toplumların oluşmasında önemli bir katkısı vardır.
Her bireyin spora erişme imkânı olmalıdır.
Avrupa Birliğinin tek hedefi sporun gücünden daha fazla yararlanmaktır. Spor cinsiyet, ırk, yaş, engel, din ve inanç, cinsel tercih ve sosyal yada ekonomik durum ayrımı gözetmeksizin her vatandaşı kapsamaktadır.
Bağış Erten

Spor İletişimi Sertifikası Ders Programı ve Akademik Kadro

KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ Sportif İletişim Ders Programı
GENEL BİLGİLER
15 hafta x 8 ders = Toplam 120 saat
Cumartesi-Pazar günleri 10.00-14.00 saatleri arasında dörder saat.
DERS PROGRAMI
A. Basın Tarihi
a. Spor Haber Dili
b. Radyo-TV Tarihi
c. Spor Basının Tarihçesi
B. Türkçe
C. Habercilik Etiği Atölyesi
D. Karşılaştırmalı Habercilik Perspektifi
E. Türk Spor Tarihi ve Olimpik Ruh
F. Olimpiyat Tarihi
G. Spor Gazeteciliği
a. Editörlük
b. Sayfa Düzeni
c. Haber Dili ve Yazımı
d. Röportaj Teknikleri
e. Foto Muhabirliği
f. Dış Haberler
H. Radyo Televizyon Haberciliği
a. Spor Spikerliği
b. TV’de Spor Editörlüğü ve Kamera Önü
c. TV Haber Dili
d. Kurgu, Montaj ve Teknik
e. Yayın Yönetmenliği
I. Sponsorluk- Halkla İlişkiler ve Yeni Medya
a. TV Yönetimlerinin Spora Bakışı
b. Gazete Yönetimlerinin Spor Bakışı
c. Halkla İlişkiler
d. Sporda Sponsorluk ve Proje Üretimi
e. Yeni Medya
J. Hukuki/İdari Yapı, Kurallar, Prensipler
a. Spor Hukuku ve İdari Yapı
b. Kurallar ve Uluslararası Reglamanlar
KADİR HAS SPOR İLETİŞİMİ SERTİFİKA PROGRAMI
AKADEMİK KADRO

Ahmet Çakır
Ahmet Çiğdem
Ahmet Güvener
Alp Ulagay
Atilla Gökçe
Ayten Görgün
Bağış Erten
Barış Kuyucu
Bülent Timurlenk
Can Birsay
Cengiz Alkan
Ercan Taner
Erdal Batmaz
Erdil Arpacı
Faruk Baştürk
Fevzi Yazıcı
Fuat Akdağ
Hasan Cemal
Hasan Cemal
İbrahim Altınsay
İpek Özgüden
İsmail Hakkı Polat
Kemal Kapulluoğlu
Levent Bıçakcı
Mehmet Demirkol
Mert Aydın
Mete İkiz
Mithat Bereket
Murad Sezer
Murat Ağca
Murat Erun
Okay Karacan
Tanıl Bora
Tuğrul Akşar
Uğur Yıldırım
Ümit Kıvanç
William Gallard
Yiğiter Uluğ
Zeki Çol

21 Ocak 2010

Guerin Sportivo

İki yıl daha dayanamadı Guerin Sportivo. 1912 yılında kurulan spor dergisi her hafta Salı günleri çıkıyordu İtalya'da. 90'lı yıllarda her hafta peşinden koştururduk İstanbul'un kitapçılarında. Tüm dünyada olduğu gibi o da zamana değil ama internete yenildi. 98 yıllık dergi artık aylık çıkmaya başladı. Üstelik Corriere dello Sport gazetesinin yanında 1 Euro'ya veriyorlar her ayın 10'unda. Türkiye'de de haftalık bir spor ya da futbol dergisi yok. Gazeteler bile internetin hızına yetişemezken haftalık bir dergi çıkarma fikri direkt intihar kabul ediliyor medya dünyasında. Aylık dergiler farklı bir bakış açısıyla yine avantajlı, gündemi kovalamak yerine, doğru fotoğraf, güzel kotarılmış röportaj, emek harcanmış bir araştırm şanslarını yükseltiyor. Onlar da bir yere kadar. İstisnası yok mu? Var. France Football haftada bir de değil iki sayı çıkartıyor. Tirajını bilen, bulan eklerse sevinirim.

16 Eylül 2009

Don Balon

Don Balon, İspanya'da haftalık futbol dergisi. 34 yılı geride bıraktı. Sport gazetesini çıkartan grup tarafından yönetiliyor. Merkezi Barcelona'da. Fiyatı 2.1o Euro. Bugün "Don Balon nasıl bir dergidir?" diye bir e-posta aldım. Rastlantı işte; bula bula Liverpool'un İstanbul'da Şampiyonlar Ligi'ni aldığı, benim de babamı kaybettiğim haftanın sayısını -pdf- buldum nette. Sanırım cevap olmuş olur.
Don Balon 30 Mayıs/5 Haziran 2005

20 Ağustos 2009

Mehmet Çiftçi'nin Elano Haberi

"Elano bedavaydı" başlıklı bir haber çok konuşulur, muhtemelen de konuşalacak. Ben de konuşayım o zaman. Haber, Milliyet'in manşetinde. İspanya muhabiri Mehmet Çiftçi imzalı. Elano'nun bedava olduğunu, Galatasaray'ın 7 milyon euro bonservis ödediğini Santos Başkanı Marcelo Teixeira'ya dayandırarak veriyor. Habere geçmeden bir not düşeyim..
1-Bu haber 14 Ağustos tarihli, geçtiğimiz günlerde de Habertürk'te doğru çevirisiyle yer aldı. Mehmet Çiftçi'nin çevirisiyle haber 5 gün sonra "manşetlik" olmuş!.. Gelelim habere. Aynen alıntılıyorum:
Marcelo Teixeira, Galatasaray’ın, 7 milyon euro bonservis bedeli ödeyerek transfer ettiği sambacıyı sıfır maliyetle almak için Manchester City ile anlaştıklarını söyledi, “İmzalar atılacakken Türkler reddedilmesi güç bir teklif yaparak bizi resmenortada bıraktılar” dedi
"Teixeira, 2001-2005 yılları arasında Santos forması giyen Elano’nun transferini neden bitiremediklerini Brezilya’da yayın yapan Radyo Globo’ya anlattı. Brezilyalı yıldız ile görüşerek alacağı ücret için el sıkıştıklarını vurgulayan Başkan Teixeira, “Elano bize, ‘Kulübümle anlaşırsanız hemen Santos’a gelirim’ dedi. Ardından Manchester City ile masaya oturduk. İngilizler, Elano’yu sıfır maliyetle bize vermeyi kabul ettiler. Bu gelişme üzerine resmi evrakları hazırlamaya başladık. Ancak tam imzalar atılacakken devreye giren Galatasaray yaptığı reddedilemeyecek teklifle bizi ortada bıraktı” ifadelerini kullandı.
****
28 yaşındaki Elano için Manchester City’ye 7 milyon euro bonservis ödemeyi kabul eden Galatasaray’ın yaptığı teklifi geçmelerinin mümkün olmadığını ifade eden Santos Başkanı Teixeira, büyük hayal kırıklığı yaşadığını sözlerine ekledi. Bu arada Tevez, Adebayor, Santa Cruz ve Kolo Toure gibi birçok yıldız oyuncuyu renklerine bağlayan Manchester City’nin, Elano’yu, Menajer Mark Hughes’le yaşadığı problemler yüzünden bedelsiz bırakmayı kabul ettiği iddia edildi. Santos Başkanı Teixeira’nın, forma bulma ihtimali iyice azalan Elano’nun takımdan ayrılmak istemesini de kullanarak, Manchester City’yi bedelsiz transfer konusunda ikna ettiği kaydedildi.


Şimdi de Brezilya basınında çıkan haberin orijinaline bakalım, Placar'dan:
"Tínhamos acertado tudo com o Elano, inclusive o salário e o empréstimo de graça com o Manchester (City). Mas surgiu a proposta do Galatasaray, que acabou sendo completamente irrecusável para o clube inglês. Estávamos com os documentos trocados, mas infelizmente ficamos sem o Elano", lamentou o presidente santista em entrevista à Rádio Globo. Apesar de perder o seu 'presente' para o futebol turco, Marcelo Teixeira reiterou que um grande nome desembarcará na Vila Belmiro, mas evitou criar especulações. "O Elano seria a nossa cereja do bolo. Mas como não veio, nós trocaremos a fruta e traremos uma mais adocicada", metaforizou.

Şimdi iki haber arasındaki farkı bulalım: Mehmet Çiftçi'nin haberinde "sıfır maliyetle bize vermeyi kabul ettiler" cümlesi orijinalde "bedelsiz olarak kiralamak" olarak geçiyor. Santos Başkanı yani Elano'nun bonservisini bedavaya alacağından bahsetmiyor.
Bu futbol dünyasında benzerine çok rastladığımız bir transfer modeli. Oyuncuya ihtiyacın yoksa, yıllık ücretini ödemek istemiyorsan (bkz:Shevchenko/Milan, Cassano/Sampdoria) futbolcuyu bedelsiz kiralarsın. Bir kulüp gelip bonservisiyle almak isterse (bakınız aynı Cassano) oturur fiyatını belirlersin. Aynen Manchester City'nin yaptığı gibi. Galatasaray'da oyuncuyu satın almayı tercih etmiş. Brezilya Milli Takımı forması giyen 28 yaşında bir futbolcunun bonservisinin bedava olmadığını, Santos Başkanı'nın ne dediğini bence Mehmet Çiftçi de biliyor( ya da ben umut ediyorum) ama manşet sevdası işte! Mehmet Çiftçi'nin haberinin 2. paragrafının ise Brezilya'daki haberde bir karşılığı yok. O bölüm tamamen kendi yorumu ama o da Santos başkanına dayandırılmış...
Devir artık değişti. Ne oralarda yaşamaya gerek var; ne Brezilya radyosu dinlemek (ki yok öyle bir şey) ; ne de Portekizce'yi bilmek (!) bir mecburiyet.
Mehmet Çiftçi'nin "empréstimo de graça"yı "Bedava bonservis" olarak çevirdiği, çevirmeyi tercih ettiği "buralarda böyle diyorlar, siz de yiyin" tarzı gazetecilik ölmüştür. O, bu ölüm ilanını İspanya'da yaşadığından görememiş bizim gazetelerde... Biri bir zahmet "Güiza'ya karşılık Robinho" haberinin mürekkebi kurumadan fakslasın!..