27 Ocak 2023
Kaça Para Icardi'nin Bonservisi?
11 Nisan 2021
Ciao Fatih Karagümrük
Çok değil 9
yıl önce bölgesel amatör ligde olan, 2013-14 sezonunda 3. Ligde play-off’u
şampiyon bitirip ikinci lige yükselen Fatih Karagümrük’ün taraftarları
şampiyonluk yaşamadan sonraları çok sevecekleri play-off’larla Süper Lig’in
yolunu tutacaklarından elbette haberdar değildiler. İkinci ligde geçen 4
sezonun ardından yıllardır Türk futbolunda profesyonel olarak çalışan Süleyman
Hurma’nın kolları sıvayıp kendi takımımı kuracağım diyerek çıktığı yolda
Karagümrük’ün hisselerini satın aldığında Fatih Karagümrük sezona umutlu
başlamıştı. Önce Şanlıurfaspor ardından Manisa ve finalde de Sakaryaspor’u
deviren Süleyman Hurma’nın kulübü geçen sezon yükseldiği 1. Lig’de daha zorunu
başardı. Ligi 5. Sırada tamamlayan takım sezon sonunda yükselen formuyla önce
Akhisar’ı geçti ve finalde de Adana Demirspor’un hayallerine son verip kendini
Süper Lig’de buldu. Süper Lig demek daha çok gelir ama aynı zamanda daha çok
dert demekti..
“Beni ikna etmek için 15-20 kez aradı” diyen İtalyan kaleci Viviano, Süleyman Hurma’nın “Küçük İtalya” projesinin ilk halkasıydı ama Floransalı Viviano bile İtalya Serie A’dan tanıdığı bu kadar çok oyuncuyla aynı formayı giyeceğini hayal etmemişti. Ülkesi dışında Arsenal ve Sporting’e imza atan ama ne Londra’da ne de Lizbon’da bir kez olsun kaleyi koruyamayan Viviano’nun ardından bir maestro girdi Fatih Karagümrük’ün kapısından. Arjantin Milli Takım formasını 58 kez giymiş Lucas Biglia, Lazio ve Milan’daki 7 sezonun ardından 34 yaşında geldiği Karagümrük’te müthiş profesyonelliği ve yeteneğiyle ilk günden itibaren büyük saygı gördü ve Süper Lig için yeniden yapılanan kadroda Başkan Süleyman Hurman kaptanlık pazubandını elbette ona verdi. Bir başka Arjantinli Lucas Castro da İtalya havasını almış futbolcuydu. Catania, Chievo, Cagliari ve Spal formaları giyen Castro’nun son takımından Balkovec’e de imza attırdı Süleyman Hurma… Şilili Jorquera, Bursa ve Eskişehir formaları giymişti ve kariyerinde Genoa ve Parma etiketiyle o da Serie A modasını sürdürdü. Zirveye oynayan takımlardan Lens, Jimmy Durmaz, Gaston Campi, Kemal Ademi, Mevlüt Erdinç ve Enzo Roco’yu kadrosuna katan Süleyman Hurma’nın Serie A sevdası ara transferde de devam etti. 30 yaşındaki Bertolacci, Genoa ve Milan formaları giymiş bir orta sahaydı ve yanında gelen isim Premier Lig’de yolu Chelsea, Liverpool ve Sunderland’den geçen, Roma ve Milan’da da oynamış Fabio Borini idi. Serie A patentli Karagümrük’te son İtalyan dokunuşu teknik direktör değişiminde oldu. Şenol Can ile yollarını ayıran Süleyman Hurma, Fabio Capello ile anlaştı diyeceğim ama elbette demiyorum; bu sezon oynadığı futbola büyük sükse yapan Alanyaspor’da teknik direktör Çağdaş Atan’ın sağ kolu olarak kabul edilen ve taktik zekası çok yüksek olduğu konuşulan 32 yaşındaki Francesco Farioli ile yola devam etme kararı aldı.
29 Kasım 2020
Adın Şiir Gibiydi Sen Bir Roman
Sahada rakiplerine attığı çalım kadar hayata da çalım atmışlığı olan bu adamın 60 yaşında kalbini durduran her ne ise, yıllar önce Bilbao Kasabı Andoni Goikoetxea’nın ona attığı acımasız tekmeye benziyor... Maradona, hepimizin hayatının dört yapraklı yoncasıydı… Bir futbol topuyla kimse daha çok mutlu olmamıştır bu dünyada ve hiç kimse milyonlarca çocuğu bir gün Maradona olacağım hayaliyle yatağında bir futbol topuna sarılıp hayal kurdurtmamıştır… Her şeyi vardı onun, bir ömür aradığı huzurdu… Buldu...
27 Ağustos 2020
Messi Suarez Barcelona
Çok değil, iki hafta önce Bayern Münih karşısında 8-2’lik hezimetin üzütünsünü yaşayan Barcelona taraftarları bundan daha fazla neye üzülebilirdi diye sorsanız, elbette ki Messi’nin ayrılığı denirdi. Aralık ayında 6. Kez kazandığı Altın Top ödülünün töreninde “Benim Barça ile bağım imzayla, kağıtlarla değil” diyen Arjantinli yıldız önceki gece kulübe resmi evrak olarak kabul edilen faksı gönderip gitmek istediğini tüm dünyaya duyurdu. Peki Messi’ye bu kararı aldıran nedenler nedir? Frank Rijkaard döneminde çıkış yapan, Guardiola yıllarında zirveye oturan ve inmeyen Messi son yıllarda teknik adam tercihinden futbolcu transferine kadar birçok konuda Barça yönetimlerinin karşısına dikildiği yıllardır yazıldı çizildi. Barça’da önemli bir figür olan Luis Enrique’nin 2017’deki ayrılığı öncesinde kazanılan bir Şampiyonlar Ligi vardı. (2015)..
Önce Atletico Madrid’e ardından Juventus’a elenen Barcelona, 2018’de Roma’ya 4-1’in rövanşında 3-0, ertesi yıl ise Liverpool’a 3-0’un rövanşında 4-0 mağlup olup, ezeli rakibi Real Madrid’in 3 kez Şampiyonlar Ligi kazandığı yıllarda krize girdi. Neymar’ı satan Barça yönetimine kızan Messi, Griezmann transferine karşı çıktı. Kulübün yanlış transferler yaptığını savunuyordu ki haklıydı da.. Dembele-Coutinho’nun ardından Griezmann da katkı vermeyince Barça, sallanan defansı ve Messi atar ya da Luis Suarez’e attırırsa oyunuyla ve düşük profilli teknik adamları Valverde ve Setien ile bu sezon dibe vurdu. Önce Real Madrid geriden gelip şampiyon oldu ve ardından Bayern Münih hezimeti..Sezon içinde sportif direktör Abidal ile kavga eden, pandemi döneminde ücretlerde indirim isteyen Barça yönetiminin karşısına dikilen Lionel Messi, alt yapısından yetiştiği kulübe yolladığı faksla bonservissiz takımdan ayrılmak istediğini iletip yeni bir savaşı da başlattı. Serbest kalma bedeli 700 milyon Euro olan Arjantinli yıldız 2021 Haziran’da bitecek kontratını uzatmamış ve sarkan futbol sezonunda kontratının 10 Haziran öncesinde yenilenmediği için bonservissiz gideceğini ilan etti. Barça cephesi ise elbette Messi’yi bir taraftan kalmaya ikna etmeye çalışırken diğer taraftan 6 ay sonra bir kulüple imza hakkına sahip yıldızından 100-150 milyon Euro kazanmak için avukat ordusunu arkasına aldı. Messi için yeni adres büyük bir ihtimalle Manchester City olacak. PSG’nin bu yarışa girmesi beklenmiyor. Inter cephesi için yıllık brüt maaşı 90 milyon Euro’yu aşan Messi’nin ücretini sponsorlarla toparlasa bile bonservis ödemek istemiyor, ödeyecek parası da yok…
Messi’nin şok eden ayrılık kararı menajerliğini ailesinin yaptığı yıldızları akıllara getirdi. Ağabeyinin transferde her kulübe sorun çıkardığı bilinen Anelka, yine ağabeyinin menajerliğini yaptığı Ronaldino ve Real Madrid’den giderken Başkan Florentino Perez ile tartışan babasının amatörlüğüne kurban giden Mesut Özil… Milano’da ev alan ve Inter dedikodularının çıkmasına sebep olan Lionel Messi’nin babası Jorge Messi de bugün Barça yönetiminin başını ağrıtan adam…
Barça’da Koeman’ın teknik direktörlük koltuğuna oturmasının ardından Hollandalı hocaya “Kendimi Barça’nın içinde değil artık dışında hissediyorum” diyen Messi, yeni hocanın Luis Suarez ile yolların ayrılmasını istediğini öğrenince çılgına döndü ve kendi ayrılık kararı da verdi. Messi’nin bu kararına eski kaptan Puyol ve gündemdeki isim Suarez de “Messi haklı” diye destek verirken, Barça yönetimi gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde istifaya zorlanıyor.
27 Haziran 2020
Milano'dan Firar Eden Sol Bek
Buenos Aires'te İki Baba ve Oğulları
Buenos Aires, uzaklara gidenlerin hikayelerinin biriktiği şehir... Angel Rambert de burada doğmuş, futbol onu Fransa yollarına düşürmüştü. Jorge Higuain sadece bir sezon kalmıştı Fransa'da ama Angel Rambert, ondan 27 yıl önce geldiği eski kıtada, Lyon'da çok sevilmiş ve 10 yıl forma giymiş bir santrfordu. Armut dibine düşermiş hikayesi. 1974 yılında dünyaya gelen oğlu Sebastian'nın da futbolcu olmasını istiyordu baba Angel. Sebastian başardı ama babası o günleri göremedi, 47 yaşında hayatını kaybeden Angel Rambert geride gözü yaşlı 9 yaşındaki oğlu Sebastian'ı bıraktı. 90'lar, futbolcuların video kasetlerden izlenip alındığı yıllar. 1995 yazında Inter Başkanı Massimo Moratti yine kesenin ağzını açmıştı. Arjantin'den yirmilerinin başında iki genci getirtti İtalya'ya. İmza töreninde Inter efsanesi Facchetti'nin iki yanına aldığı Arjantinli gençlerden Sebastian, İtalyan gazetecilerin gözdesiydi çünkü santrfordu, diğer genç ise defans oyuncusu... Sebastian Rambert, Inter'de bir tek lig maçına bile çıkamadı, ona formayı bir kez olsun vermediler, İspanya'ya Zaragoza'ya sonra da Boca Juniors'a kiraladılar. İmza gününde gölgede kalan defans oyuncusu ise Javier Zanetti idi.. 19 yıl Inter formasını giydi, efsane kaptan olarak futbola veda etti..
23 Mayıs 2020
Messi'nin Soy Ağacı
1 Eylül 2019
Ne Demek Kliması Yok!
Ligler başladı, transferde de sona yaklaşırken 35 yıl öncesine dönelim. Futbolun gittiği yolu en güzel açıklayan sözlerden biridir: "Maradona'nın bir Ferrari'si vardı, şimdiki yıldızların 5-6" Evet, gerçek bu, garajında toplam değeri 50 milyon euro'yu aşan otomobil koleksiyonu olan çok sayıda futbolcu var, 30-35 yıl önce dünyayı peşinden sürükleyen yıldızların kazandığının 10- 15 katını kazanıyorlar ama değişmeyen bir tek şey var. Otomobil kullanmaya vakitleri yok ve ev-tesis arasında gittikleri mesafe 10 km'yi aşmıyor. Üstelik bir çok kulüpte futbolcular sponsor markanın verdiği otomobilleri kullanmak zorundalar, garajlarda eskiyen spor otomobiller bir zaman sonra açık artırmayla satılacak ve yeni sahipleri Ronaldo'nun Messi'nin otomobillerine binecek.
Ona Testarossa'nın bir yarış otomobili olduğunu ve müzik sistemi olmadığını söylediler. Elbette Maradona'nın istediği oldu. Yeter mi yetmez, Maradona bu. Arjantinli Napoli'nin sıcağında klimasız Ferrari mi kullanacaktı. "Ne demek kliması yok, taktırın" dedi. Peki Maradona, Ferrari'nin hakkını verdi mi?
Elbette ki hayır... Otomobil 2014'te bir İspanyol koleksiyoncunun garajındaydı ve kadranında sadece 20 bin 200 km yazıyordu. İspanyol koleksiyoncu o gün Maradona'nın siyah Ferrari'sine 250 bin dolar değer biçmişti...
Restoran zinciri Tatel'e ortaklık, iç çamaşırı ve parfüm koleksiyonu da Ronaldo Holding'in diğer yatırımları.
Maradona'nın 20 bin km kullanılmış Ferrari'sinden, bir maçta 10 km koşsa, sezonda 50 maç oynasa, 10 sezonda 5 bin km kat edecek olan Rahim Sterling'e... Parası pulu bir kenara, güzel bir futbol sezonu diliyorum...
14 Mayıs 2019
Arjantinli Çiftçinin Oğlu
Futbolu bıraktıktan sonra Barselona'da üniversitede okumaya karar verdi ve işletme diploması aldı, kadın futbol takımı çalıştırdı ve bir gün Espanyol ona "Sana ihtiyacımız var" dedi. 2009 yılında küme düşme hattında gezinen Espanyol'un başına geçtiğinde işi zordu ama imkansızı başardı. İlk galibiyetini derbide üstelik de Camp Nou'da Barcelona'yı devirerek aldı. O sezonun Şampiyonlar Ligi şampiyonu, tarihin en iyi kadrolarından birine sahip Barcelona'nın başındaki Pep Guardiola'ya 10 yıl sonra bir ağır darbe daha vuracağından haberi yoktu elbette. Espanyol o sezon ligde kaldı, ertesi sezon çıkışa geçti. 2013'te işte o teklif geldi. İngiltere'den Southampton, Arjantinli hocaya "Gel" dedi. Eşi ve çocukları basit İngilizce kelimeleri bir kağıda yazıp uğurladılar onu. M. City, Liverpool, Chelsea, herkesi devirdi o sezon, Britanya basını ayağa kalktı. Ertesi sezon Tottenham projesi onu bekliyordu. Spurs onunla çıkışa geçti, önce beşincilik, ardından üçüncülük yetmezdi. Bir ikinciliğin ardından Spurs, geçen sezonu da üçüncü sırada bitirdi. Bu sezonun ligde en 'anlamlı' maçı ise Everton deplasmanıydı. Eşi Karina'ya 26. evlilik yıldönümünde çok özel bir hediye verdi. O gün Tottenham, Everton'ı deplasmanda 2-6 mağlup etti. Günde iki idman yaptıran, oyuncularından futbol endüstrisinde birer beyaz yakalı olmak yerine çocukluk günlerinin tutkusu olan topun peşinden koşmalarını isteyen, oyuncularının her antrenmandan sonra nefret ettiği, çalıştırdığı iki İngiliz takımından İngiliz Milli Takımı'na 14 futbolcu gönderen çiftçinin oğlu Mauricio, 10 yıl önce mat ettiği Guardiola'yı bir kez daha üzdü. M. City'yi eleyen Tottenham, gençlik fırtınası Ajax karşısında bir futbol mucizesine imza attı ve Şampiyonlar Ligi finaline yükseldi.
"İki yaşında ayağımın altında poz verdiğim top benim en büyük hazinemdi. Her şeyi onun sayesinde kazandım" diyen Maurico Pochettino 47 yaşında. Southampton'da spor bilimi mezunu olan oğlu Sebastiano 23 yaşında ve babasının yanında çalışıyor. Ufak oğlu Maurizio 18 yaşında ve Tottenham altyapısında. Eşi Karina ona hâlâ çok sevdiği tatlı olan Dulche de Leche (süt tatlısı) yapmaya devam ediyor. Şampiyonlar Ligi finalinde iki Arjantinli, Hector Cuper ve Diego Simeone ikişer kez kaybettiler. Bakalım bir delinin keşfi, çiftçinin oğlu Mauricio ne yapacak?
8 Nisan 2018
Okan Kardeşim Neredesin?
18 Şubat 2018
21 Ocak 2018
Sen Gidince...
30 Nisan 2017
Bir Buenos Aires Romanı
Riquelme İçin
Riquelme'den
22 Ocak 2017
Garibanlar Bielsa'sı:
Jorge Sampaoli
Marcelo Bielsa: El Loco
30 Ekim 2016
Maradona "56"

Yeni bir sözüm yok... Mükemmel olmayan adamların en mükemmeli... 56 yaşında...
Goikoetxea-Schuster-MaradonaMaradona Giderken
20 Yıl Sonra Napoli ve Maradona
Si Yo Fuera Maradona
Maradona der ki
Yeni Maradona
25 Yul Önce Maradona ve Nunez
20 Yıl Önce Napoli
Queen ve Maradona
17 Kasım 1976 ve Maradona
24 Ocak 2016
Biraz Pirlo Biraz Tevez
Ama O Paulo Dybala
Agnelli Ailesi'nin elini cebine atmakta zorlandığı son beş yılda, bonservisi elinde yıldızları Juventus armasının büyüsüyle ikna eden kulüp yönetimi, 15 yıl önce Zidane'dan gelen parayla yürüttükleri transfer kampanyasının bir benzerini sahneye koydular. Real Madrid'i Zidane'ı sattıkları sezonda Parma'dan aldıkları genç kaleci Buffon'a tarihlerinin en büyük rakamını ödemişlerdi: 52 milyon Euro. Yetmemiş Lazio'dan Pavel Nedved ve Parma'dan Lilian Thuram için de kulüplerine 41 milyon Euro havale etmişlerdi. Bugünün futbol ekonomisinde bile büyük ama 15 yıl öncesi için akıllara ziyan rakamlardı. Capello has adamı Emerson'u 28 milyona getirdiğinde yönetim sesini çıkarmadı. Juventus'un rekor transferleri arasına yolları sonra Türkiye'ye çıkacak Felipe Melo ve Diego da girdi. Diego'ya 27, Melo'ya 25 milyon ödediler ama istediklerini alamadılar. Di Vaio'ya ödenen 26 milyon da ziyan oldu ama 23 milyona alınmış Trezeguet, milyonların hakkını verdiler. Juventus tarihinin en pahalı transferi olmayı başaran "Çocuk"a 32 milyon Euro+8 milyon bonus önerdiklerinde Palermo Başkanı bir kez daha parlatıp satmış olmanın keyfiyle purosunu yakıyordu sezon başında. Yıllar önce Arjantin'den Cordoba'dan genç bir orta sahayı getirmiş, vitrine çıkarmış ve onu Paris Saint Germain'e satmıştı. Javier Pastore gibi Paulo Dybala da Cordoba'dan yetişmiş bir gençti, onu ülkesinden kopartırken az çekmemişti Palermo Başkanı Zamparini.
19 yaşında İtalya'ya getirdiği çocuğa Arjantin'de mücevher lakabını takmışlardı ama birinci ligde bir takım forması bile giymeden, ikinci ligde iki sezonda sadece 38 maça çıkmış Dybala, doğrusu işlenmemiş elmas gibiydi. İtalya Batistuta, Crespo gibi efsane Arjantinli santrforlar görmüştü ama başkanın "Yeni Sergio Agüero" dediği Dybala bir ikinci lig topçusu olarak kapalı kutuydu. Birçok Arjantinli gibi onun ailesinin kökleri de Avrupa'ya dayanıyordu. Dedesi Polonyalıydı, annesinin ailesi ise Arjantin'e İtalya'dan göç etmişti. Babası onun elinden tutup Cordoba'daki Instituto kulübüne götürdüğünde 10 yaşındaydı. Birinci ligden Newell's Old Boys'un yetenek avcıları onu istediğinde babası "Hayır" dedi. Paulo'yu ağabeylerinden ayıramaz, uzaklara yollayamazdı. Haftanın altı günü evlerinden bir saat uzaktaki Cordoba'ya oğlunu getirdi götürdü baba. Çocuk 15 yaşına geldiğinde kulübün tesislerinde kalmaya başladı, onu artık idmanlara götürecek bir babası yoktu. Sendikanın belirlediği asgari ücret olan 900 Euro'yu verdi kulübü profesyonel olduğunda. Palermo onu İtalya'ya getirdiğinde ise 500 bin Euro'ya imza attı. İkinci ligden gelen Dybala, Palermo'da ikinci sezonunda kendini ikinci ligde buldu. Takım küme düşmüştü, üstelik bu lig yangın yeriydi. Palermo ertesi sezon tekrar Serie A'ya çıkarken Dybala'nın kartvizitinde Palermo formasıyla sadece 8 gol yazıyordu.
Ne olduysa geçen sezon oldu. 34 maçta 13 gol attığı sezonda İtalya'nın transferdeki bir numaralı yıldızı oldu ve Carlos Tevez'i kaybetmiş Juventus, Mandzukic ve Simone Zaza gibi iki önemli golcüyü kadrosuna kattığı sezonda onun için 40 milyonu Palermo başkanının önüne serdi. Juventus'ta frikikleri ve kornerleri Pirlo, golleri de Carlos Teez atardı. Sezon başında "Bu sezon bunlardan birşey olmaz" denilen Juventus'u ayağa kaldıran Dybala oldu. Frikikleri attı, biraz Pirlo oldu, golleri attı, atmaya devam ediyor, biraz Carlos Tevez oldu ama çokça da Paulo Dybala oldu. Sözü ona bırakmanın vaktidir:
"Durup dururken ağlarım ben. Babam aklıma gelir ve ağlarım. O öldüğünde 15 yaşındaydım. Pankreas kanseri olmuştu, annem benden saklamıştı, onun hep iyileşeceğine inanmıştım. Beni idmanlara hep götürür getirirdi. Üç kardeşiz, iki ağabeyim de futbolcu olamadı. Oysa ki babam hep bir oğlunun iyi bir futbolcu olmasını isterdi. Babam öldüğünde kulüpten izin alıp bizim kasabanın takımında altı ay oynadım. Kulüp tesislere pansiyon yaptırıp beni çağırdığında ailesinden uzak, 15 yaşında bir yetimdim ve tuvalete kapanıp ağlardım ama futboldan vazgeçmedim. Babamı çok özlüyorum ama bugün İtalya'da oynarken onun benimle gurur duyduğunu biliyorum."












































