5 Nisan 2014
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
5 Nisan Cumartesi
13:30 Akhisar Bld. - Eskişehirspor (LigTV)
14:45 Manchester City - Southampton (LigTV3)
16:00 MP Antalyaspor - Torku Konyaspor (LigTV)
16:30 Augsburg - Bayern München (TRT HD)
17:00 Atletico Madrid - Villarreal (NTVSpor)
17:00 Newcastle United - Manchester United (LigTV3)
17:00 Shakhtar Donetsk - Karpaty Lviv (TVNet)
18:00 Paris SG - Reims (Tivibu)
19:00 Beşiktaş - Kayserispor (LigTV)
19:00 Çaykur Rizespor - Karabükspor (LigTV2)
19:00 Cercle Brugge - Mechelen (TVNet)
19:00 Chievo - Verona (Tivibu)
19:00 Barcelona - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
19:30 Dortmund - Wolfsburg (TRT Haber)
19:30 Chelsea - Stoke City (LigTV3)
21:00 Real Sociedad - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
21:45 Inter - Bologna (Tivibu)
22:15 Pacos Ferreira - Sporting Lisbon (Tivibu)
23:00 Rayo Vallecano - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
6 Nisan Pazar
01:15 Lanus - Colon (TVNet)
13:00 Malaga - Granada (NTVSpor Smart HD)
13:30 Kayseri Erciyesspor - Elazığspor (LigTV)
13:30 Lazio - Sampdoria (Tivibu)
15:30 Everton - Arsenal (LigTV3)
16:00 Bursaspor - Sivasspor (LigTV)
16:00 Cagliari - Roma (Tivibu)
16:00 Fiorentina - Udinese (Tivibu)
16:30 Eintracht Braunschweig - Hannover 96 (TRT HD)
18:00 Valenciennes - Lyon (Tivibu)
18:00 Elche - Getafe (NTVSpor Smart HD)
18:00 West Ham - Liverpool (LigTV3)
19:00 Galatasaray - Fenerbahçe (LigTV)
20:00 Sevilla - Espanyol (NTVSpor Smart HD)
21:00 Anderlecht - Club Brugge (TVNet)
21:15 Porto - Academica (Tivibu)
21:45 Parma - Napoli (Tivibu)
22:00 Monaco - Nantes (Tivibu)
22:00 Valladolid - Valencia (NTVSpor Smart HD)
22:00 Ituano - Santos (LigTV3)
7 Nisan Pazartesi
00:15 Boca Juniors - Godoy Cruz (TVNet)
18:00 Lokomotiv Moscow - Volga Nyzhnyi (LigTV2)
20:00 Samsunspor - Mersin İdmanyurdu (TRT HD)
20:00 Trabzonspor - Gençlerbirliği (LigTV)
20:00 Juventus - Livorno (Tivibu)
22:00 Genoa - Milan (Tivibu)
22:00 Benfica - Rio Ave (Tivibu)
22:00 Tottenham - Sunderland (LigTV3)
23:00 Levante - Athletic Bilbao (NTVSpor)
1 Nisan 2014
Baharın Habercisi
Sergen Yalçın
Sene
1999. On yıldır şampiyon olamayan İnter, Marcello Lippi yönetiminde yeni sezonu
açar. Ona yıllarca İnter formasını giydirmek için uğraş veren ve sonunda
başaran Başkan Massimo Moratti, Roberto Baggio’nun odasına gelip “Ayrılmak
istiyorum, Galatasaray’dan teklif aldım” cümlesiyle oturduğu koltuktan zıplar.
“Hiçbir yere gidemezsin. Sen bu takımın liderisin.” Dönemin en fiyakalı
topçularından Baggio diretir ve odadan çıkarken
“Lippi ile anlaşamıyorum; buraya kadar.” der. Bugün Bursaspor forması
giyen Sebastien Frey onun için “sensei”; Frey onun için çekirgedir. Korkunç
medya ve taraftar baskısı Baggio’yu Budizm’e itmiştir, Frey de peşinden
gelir. Baggio, “Ertesi gün İstanbul'a
uçacaktım. Arkadaşlarım ikna etti beni kalmaya" diye anlatıyor o günleri
“Una Porta Nel Cielo” (Gökyüzünde bir
kapı ) adlı otobiyografisinde.
Galatasaray’a transferi yatar, gelse belki “Hagi-Baggio birlikte oynar
mı?” tartışmalarının öznesi olacak, belki Galatasaray, Şampiyonlar Ligi
grubundan çıkacak ve kazandığı UEFA Kupası kulvarına giremeyecek, tarih başka
türlü yazılacaktı. Baggio gelmedi ama onun gelmediği Galatasaray, o sezonun
devre arasında Sergen Yalçın’ı kiralık olarak formasına kattı. Marcello Lippi
mi? O sezon da İnter şampiyon olamadı, ertesi sezonun transfer bombası Hakan
Şükür’dü. Lippi özellikle istemişti Şükür’ü…
Bir yıl öncenin hesabını İnter’de koskoca Lippi’ye birinci haftada evet
birinci haftada kestiler ve görevine son verdiler…
Büyük
futbolcular hakkında anlatılacak tonla hikaye, gözlerimizin önünden geçen çok
golleri vardır ama hepsinin illa ki bir an hatırlatır. Baggio demek, 1994 Dünya
Kupası’nda Brezilya’nın kalesinde Taffarel varken kaçırdığı penaltıdır. “ O
penaltı her gün geliyor aklıma. Başkan penaltı kaçırmadım mı? Kaçırdım. Fakat
hiçbir penaltı vuruşunda topu öyle havaya dikmemiştim. O finali tekrar oynamak
isterdim.” Diye anlatır Baggio o penaltıyı. Gelse beraber oynardı dediğimiz
Hagi, Monaco’ya Ali Sami Yen kapalısının önünden 40 metreden attığı goldür.
Sergen Yalçın mı? “10”u anlatan gol alt yapısından yetiştiği Beşiktaş’a 100. yılında
şampiyonluğu getiren goldür. İnönü’de, Galatasaray ağlarına, Tümer Metin ile
yaptığı al-ver sonrasında bıraktığı meşin yuvarlak…
Büyük
futbolcuların kramponları astıkları gün büyük teknik adam olacaklarının
garantisi yoktur bu hayatta. Çok klas adamlar, çok iyi teknik da olmuşlardır
da, iyi futbolcu/kötü teknik adam paradoksu da açmazıdır futbol tarihinin. Pele hayatı boyunca promosyon adamı olduğu
için tasnif dışıdır da, iyi teknik direktör olamayan deyince akıllara önce
Maradona gelir. Yetenekse yetenek, tecrübeyse tecrübe, taktikse, taktik ama iş
adam yönetmeye gelince çuvallayanların 10 numarasıdır Maradona. Yeri gelmişken
söyleyeyim Karpatların Maradona’sı lakabını sevmez Hagi ama o da Güney
Amerika’nın en büyüğü gibi teknik adamlıkta olmak istediği yere
gelemeyenlerdir. “Galatasaray ne zaman lazım olsa onu çağırır” ile
özetlenebilecek teknik adamlık kariyerinde kendisiyle kavgası bitmeyen Hagi,
rakiple kavgasına her seferinde yorgun çıkan boksör oldu. “Ağzında ciklet vardı”
ile 10 numarasını siler, yemek masasından ketçabı, kolayı kaldırır ama eninde
sonunda en çok sevildiği camiada bile ona hayalindeki yaşama alanını vermezler,
vermediler de… İnsan; çocukluk kahramanı
futbolcuların teknik direktörlüklerinde bozguna uğramasını istemez, odanın duvarına posterini astığın adamların dara
düştüğüne kim şahit olmak ister mi? Belki de Roberto Baggio, Zinedine
Zidane’nın yolundan gitmek lazım. Baggio, futbolu bıraktığı günden bu yana
onlarca kez teknik adamlık teklifi aldı ama hepsine “Hayır” dedi. Zidane açık
açık “Başarısız olmaktan korkuyorum. Zamana ihtiyacım var” diyerek o canım
futbolculuk yıllarının üzerine kırık dökük bir hikaye yazdırmaktan çekiniyor ve
hala Real Madrid’de Ancelotti’nin yanında oturan adam rolünü oynuyor…
Gençlik
yıllarında her daim çelimsiz vücudu, kariyerinin sonlarına doğru yokluğu inkar
edilemeyen göbeği, Hagi gibi romanını yazsan, beş yüz sayfa sol ayağından
bahsedeceğin, son satırında da “Sağ ayağı da vardı işte sevgili okuyucu” diye
bitireceğin; hayvan sevgisi var mıdır
bilinmez ama at yarışı sevgisiyle her daim hatırlanan, “Maç içinde yarış
sonucunu alırdı, Beşiktaş idmana geç kaldığı için 1 milyar ceza kesmişti, o gün
altılı ganyandan 1.5 milyar kazandı” diye anlatılan hikayelerin baş
kahramanı. Zidane eğer futbolun Bolşoy
Balesi’ne cevabı ise ne bileyim o da Berlin Filarmoni orkestrası gibi adamdı
Sergen Yalçın. Top ayağına geldiğinde nereye atacağının hesabını bitirmiş,
frikikte elinle atsan gitmez köşelere sol ayağının o şık içiyle bırakan modern
futbola isyan için doğmuş bir büyük yetenek. Büyüdüğü Rumeli Kavağı kadar
sakin, risk almayan, kapısına Bayern Münih dayandığında “Ne var yani, gitmedim”
diyecek kadar hedefsiz, iş yorumculuğa gelince “ Ben hepsinden iyiydim” diyen ve hiçbir futbolcuyu beğenmeyen, teknik
adamları her eleştirdiğinde “Kolaysa çıksın yönetsin” ile er meydanına davet
edilen, hayata biraz çekirdek yiyerek bakan, memleketi çokça İstanbul Ortaköy-Kuruçeşme, İzmir- Çeşme ve Bodrum plajları sanan, pek gamsız, biraz Bezgin Bekir, biraz
Garfield, çokça karikatür gibi, “Yarın yaparız” adamı Sergen Yalçın.
“Yapmak
için” giydiği teknik adamlık kostümünden çok çabuk sıkıldı. Üstelik fiyakalı bir başlangıç yapıp, arkaya
dört maç kazanıp, şurda on gün öncesine kadar yine 3 çarpı 3’ü cebine
koymuşken… Karpuz kabuğu denize düştüğünde yaz gelir derler ya; İstanbul’a
bahar gelmiş, Sergen istifa etmiş işte… Gaziantepspor, Sergen’in şehirden sıkıldığı
için ayrıldığını açıkladı. Sergen’e sorsanız başka hikayedir; “Hayat benim,
size ne”dir ama o kadar basit değil. Evet, hayat onun. Lakin attığı çalımlar,
köşeye taktığı toplar bizimdi. Kusura bakma Sergen, geri vermeyiz… Zaten sen de
geri istemezsin ya…
29 Mart 2014
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
29 Mart Cumartesi
12:00 Sagan Tosu - Gamba Osaka @Eurosport2
13:30 Sivasspor - Gaziantepspor @LigTV
14:00 Samsunspor - Şanlıurfaspor @TRT 1
14:45 Manchester United - Aston Villa @LigTV3
16:00 Elazığspor - Trabzonspor @LigTV
16:30 Bayern München - Hoffenheim @TRT HD
17:00 Espanyol - Barcelona @NTVSpor Smart HD
17:00 Crystal Palace - Chelsea @LigTV3
19:00 Torku Konyaspor - Galatasaray @LigTV
19:00 Akhisar Bld. - Çaykur Rizespor @LigTV2
19:00 Bologna - Atalanta @Tivibu
19:00 Celta Vigo - Sevilla @NTVSpor Smart HD
19:30 Balıkesirspor - Adanaspor @TRT Spor
19:30 Freiburg - Nürnberg @TRT Haber
19:30 Arsenal - Manchester City @LigTV3
21:00 Evian TG - Monaco @Tivibu
21:00 Genk - Zulte Waregem @TVNet
21:00 Athletic Bilbao - Atletico Madrid @NTVSpor
21:45 Milan - Chievo @Tivibu
22:15 Sporting Lisbon - Vitoria Guimaraes @Tivibu
23:00 Real Madrid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
01:15 Newells Old Boys - Quilmes @TVNet
30 Mart Pazar
12:30 Sassuolo - Roma @Tivibu Spor 1
14:30 Fulham - Everton @Lig Tv 3
15:00 Lazio - Parma @Tivibu Spor 1
15:30 B.Mönchengladbach - Hamburg @TRT HD
15:30 Sampdoria - Fiorentina @Tivibu Spor 2
17:00 Liverpool - Totttenham @Lig Tv 3
17:00 Braga - Benfica @Tivibu Spor 1
17:00 Lille - Guingamp @Tivibu Spor 2
17:30 Hannover 96 - Werder Bremen @TRT HD
19:15 Nacional - Porto @Tivibu Spor 2
20:45 Napoli - Juventus @Tivibu Spor 1
21:00 Valencia - Getafe @NTV Spor
21:00 O.Lyon - St.Etienne @Tivibu Spor 2
24 Mart 2014
23 Mart 2014
Manita yapmışsın El Clasico!
Alfredo Di Stefano "Real Madrid'in ezeli rakibi Atletico Madrid'dir. 600 kilometre uzaktaki takımdan ezeli rakip olmaz" der, zaten her kaynakta da "Derbi aynı şehrin iki takımı arasında oynanan spor müsabakasıdır" yazar. Ama İspanya'nın futbol tarihinde hiçbir şehir derbisi El Clasico'dan daha mühim değildir. Real Madrid-Barcelona denildiğinde akan sular durur. El Clasico haftasına girildiğinde spor gazeteleri dev maça her gün 10 sayfa ayırır ve geri sayım başlar. Bugün de günlerden El Clasico... Barcelona, ligin ilk yarısında can sıkıcı bir futbolun oynandığı ve 2-1 kazandığı 90 dakikanın rövanşına Santiago Bernabeu'ya gelecek. Şampiyon olmak istiyorsa da dört puan önündeki Real Madrid'i devirmek zorunda.
İspanya'da deplasman taraftarına yasak yok ancak 80 bin kapasiteli stadyuma gelebilecek olan Barcelona taraftarının sayısı da 500 ile sınırlı. Her El Clasico'nun vazgeçilmezi turistler ise en fazla 500 avroya alınmış sezonluk kombineleri 90 dakika için en az 300 avroya kiralayacaklar. Japonlar ise yine birinci katların ön sıralarında maç izleyebilmek için bin avroyu gözden çıkaracak ve topa bakmak yerine Ronaldo ile Messi'yi süzecekler elde fotoğraf makineleriyle... Barcelona yine bir gün önceden gelmeyecek Madrid'e. Öğle yemeği sonrasında beş-altı saati geçirebilecekleri bir otele gidecekler, iki başkan ise geleneksel El Clasico yemeğinde buluşacak ve bizim gibi deplasman derbilerine ne taraftarını götürebilen ne de kendisi gidebilen kulüp başkanlarına medeniyet dersi verecekler Santiago Bernabeu'nun şeref tribününde... El Clasico tarihinde Real Madrid'in Barcelona'yı, Barcelona'nın Real Madrid'i hezimete uğrattığı çok maç var elbette. Yüzyılı aşan bir rekabet sonuçta. Ne Real Madrid'in 11-0 kazandığı maç ne de yakın geçmişte Barcelona'nın Madrid'de 80 bin Real Madridli'nin önünde 6-2 ile kendini alkışlattığı 90 dakika... El Clasico'nun kısa tarihini yazmak isterseniz -ki benim de niyetim budur- tabelada 5-0 yazan maçlar İspanyol futbolunun bu amansız rekabetinin alametifarikasıdır... 2-0 kazanıldığında "Duble yaptı" derler; 3-0 kazanıldığında bizim dolmuş kültürümüz gibi "Üçlediler" denir, 4-0'da yollarımız ayrılır onlarla, İspanyollar ve İtalyanlar için 4 gollü galibiyet 'poker yapmak'tır, dört as çıkarmıştır kazanan... Ya peki 5-0 olduğunda? 'Chiranthodendron pentadactyllon' takdir edersiniz ki yazarken tashih yapmamak için dikkat edilmesi gereken iki kelime. Çiçekleri bir insan eli gibi olan bu ağaca 'manita' der İspanyollar, 'mano' yani elin ufak olanına manita dedikleri gibi... El Clasico'da bir taraf 5-0 kazandığında 'manita' yapmış olur, uzaklarda bizim sokak dilimize 'sevgili' olarak geçen manita, Madrid ve Barselona sokaklarında beş gollü galibiyetin simgesidir...
Sene 1974, aylardan şubat. Avrupa'ya kapattığı ülkesinden dışarıya tek açık pencere olarak Real Madrid'i bırakan General Franco'nun ölümünden bir yıl önce Santiago Bernabeu'daki El Clasico. Bir İsviçreli'nin kurduğu, bir Hollandalı'nın (Rinus Michels) total futbolu öğrettiği, bir başka Hollandalı'nın (Johan Cruyff) sahada döktürdüğü Barcelona'nın Santiago Bernabeu'da manita yaptığı ve Katalanlar'ın, "Franco aslında o gece öldü" dedikleri El Clasico... İlk yarıda iki, ikinci yarıda üç golle Madrid'de tabelaya 5-0 yazdıran Barcelona, bir sonraki manita için tam 20 yıl bekledi. Değişen ya da değişmeyen isim ise Johan Cruyff. O artık sahada değil Barcelona'nın kulübedeki patronuydu. Tenerife'nin iki sezon arka arkaya Real Madrid'i yıkıp Barcelona'nın Cruyff yönetiminde dört yıl arka arkaya şampiyon olduğu yıllar.
1993-1994 sezonu. Real Madrid'de yıllar sonra kulüp tarihinin en çok gol atan oyuncusu olacak olan Raul'un ise ilk sezonu. Ev sahibi takım Buyo-Quique, Hierro, Sanchis, Lasa-Luis Enrique, Milla Laudrup, Amavisca-Raul, Zamorano 11'iyle çıkıyor. Barcelona'nın kadrosu çok daha şık: Zubizarreta- Ferrer, Koeman, Nadal, Sergi-Goikoechea, Guardiola, Amor, Bakero- Stoichkov ve Romario. Anasının karnından golcü doğmuş adam Romario. O, hat-trick yaparken, Hollanda'nın sert çocuğu Koeman ve Ivan da tabelayı 5-0'a bağlıyor. İntikam sıcak yenen bir yemek midir, yoksa soğuk mu? Real Madrid sıcak olanını tercih ediyor. Ertesi sezon bu kez Santiago Bernabeu'daki randevu... O zamanlar UEFA'nın stad güvenlik kriterleri de yok. Gazete arşivleri "105 bin taraftar vardı" diyor tribünlerde. Eski bir Real Madrid'li olan ve Cruyff'un ısrarıyla takıma kazandırılan Hagi var o yıl Barcelona'da. Barcelona; Busquets-Ferrer, Abelardo, Koeman, Sergi-Guardiola, Bakero, Amor Eskurza ve Stoichkov onbiriyle sahaya çıkıyor. Doğrusu bırakın 'manita'yı o günlerde Real Madrid taraftarı 1-0'a razı. Santiago Bernabeu, Buyo; Quique, Hierro, Sanchis, Lasa; Luis Enrique, Milla Laudrup, Amavisca; Raul, Zamorano 11'ini selamlıyor. Romario hat-trick yapar da Zamorano yapmaz mı? Şilili'nin üç golüne sonraları Barcelona'ya gidecek olan ve Real Madridliler'in nefret edeceği Luis Enrique ve Amavisca'nın golleri ekleniyor ve Barcelona 'manita' ile 600 km ötedeki evine dönüyor. Son manita, 2010 yılında. Barcelona'nın tercümanı Jose Mourinho, Real Madrid teknik direktörü olarak Camp Nou'da. Barcelona'nın 111. kuruluş yıldönümünde tabela 4-0'a geldiğinde Camp Nou tribünleri "Mourinho pabucu yarım çık dışarıya oynayalım" mealindeki "Kulübeyi terk et, Camp Nou şarkı söylüyor" tezahüratıyla inliyor ve bir pankart açılıyor "Sen tercümandın, tercümansın, tercüman kalacaksın." Portekizli, manita için kısa konuşuyor: "Sana 5 attılar mı ağlamayacaksın." Bugün yine günlerden El Clasico... 2-1'in rövanşında Real Madridliler için "İntikam almayı sevmem ama ödeşmek adettendir" günü... Messi'nin bir diyeceği var mı? Göreceğiz...
22 Mart 2014
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
22 Mart Cumartesi
13:30 Çaykur Rizespor - Eskişehirspor @LigTV
14:00 Manisaspor - Tekden Denizlispor @TRT 1
14:45 Chelsea - Arsenal @LigTV3
16:00 Bursaspor - Torku Konyaspor @LigTV
16:30 Mainz 05 - Bayern München @TRT Spor
17:00 Granada - Elche @NTVSpor
17:00 Manchester City - Fulham @LigTV3
18:00 Marseille - Rennes @Tivibu
19:00 MP Antalyaspor - Karabükspor @LigTV2
19:00 Orduspor - Boluspor @TRT Spor
19:00 Galatasaray - Kayserispor @LigTV
19:00 Torino - Livorno @Tivibu
19:00 Espanyol - Levante @NTVSpor Smart HD
19:30 Borussia Mgladbach - Hertha Berlin @TRT Haber
19:30 West Ham - Manchester United @LigTV3
21:00 Maritimo - Sporting Lisbon @Tivibu
21:00 Valladolid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
21:45 Chievo - Roma @Tivibu
22:00 Velez Sarsfield - Estudiantes @TVNet
22:00 Salt Lake - Los Angeles Galaxy @Sports TV
23:00 Athletic Bilbao - Getafe @NTVSpor
02:30 Sporting Kansas City - San Jose E´quakes @Sports TV
23 Mart Pazar
12:00 FC Tokyo - Kawasaki Frontale @Eurosport2
13:00 Osasuna - Sevilla @NTVSpor Smart HD
13:30 Gençlerbirliği - Elazığspor @LigTV
13:30 Parma - Genoa @Tivibu
15:00 Saint-Etienne - Sochaux @Tivibu
15:30 Tottenham - Southampton @LigTV2
16:00 Kayseri Erciyesspor - Sivasspor @LigTV
16:00 Sampdoria - Verona @Tivibu
16:00 Inter - Atalanta @Tivibu
16:30 Nürnberg - Eintracht Frankfurt @TRT Spor
18:00 Real Betis - Atletico Madrid @NTVSpor Smart HD
18:00 Aston Villa - Stoke City @LigTV2
18:30 Leverkusen - Hoffenheim @TRT Haber
19:00 Beşiktaş - Akhisar Bld. @LigTV
19:30 Napoli - Fiorentina @Tivibu
20:00 Valencia - Villarreal @NTVSpor
21:00 Chicago Fire - RB Newyork @Sports TV
22:00 Real Madrid - Barcelona @NTVSpor Smart HD
23:15 River Plate - Lanus @TVNet
24 Mart Pazartesi
20:00 Şanlıurfaspor - Balıkesirspor @TRT Spor
20:00 Gaziantepspor - Fenerbahçe @LigTV
23:00 Almeria - Real Sociedad @NTVSpor Smart HD
19 Mart 2014
5 X Chelsea-Galatasaray
1-GEÇEN sezon Drogba ve Sneijder takviyesi yapan Aslan, bu sezon 9 transfer yapmasına rağmen sonbahardaki G.Saray gibiydi. Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmayan tek yeni isim Alex Telles ve Türkiye'de 6 yabancıya takılan Eboue'nin performansına şaşırmamak lazım.
2-MOURİNHO'NUN geçen sezon Real Madrid'i 3-0'la İstanbul'a gelmiş ve burada doğrusu işi biraz sermişti. Portekizli bu kez işi ciddiye aldı. 1-1'in rövanşında Mancini'nin maçtan önceki yemek teklifine verdiği ters cevap bile dün Chelsea'nin performansının ne olacağının işaretiydi. Belki klişedir ama deplasmanda golü erken yerseniz sancağı düşürürsünüz. G.Saray bir savunma sanaatkarı olan Mourinho'nun takımına karşı geri düşünce Melo haricinde inanmayan 10 adamla maça devam etti. Sarıkırmızı adına sahanın en iyisi tribündeki taraftardı.
3- WILLIAN, Ramires ve Lampard'lı orta saha karşısında sadece Melo ile savaşamazsınız. Selçuk son iki sezonda maestro gibi oynadı ancak bu sezon G.Saraylılar'ın yaka silktiği Mustafa Sarp rolüne büründüğünden ve Yekta gibi rakip kovalamaktan başka bir işe yaramayan bir orta sahayla Londra'da Chelsea'ye kafa tutamazsınız. Bu oyun artık orta sahada kazanılıyor. Forvetine top atamayan takım kaderiyle baş başa kalır.
4-KURADA Chelsea çıktığından beri İngiliz medyası Drogba romantizmiyle tüm Avrupa'yı iyi uyuttu. Dün maçın ilk yarısında kaleye bin dünya uzak mesafeden attığı frikikle Drogba bu vıcık vıcık romantizme asistini yapmış oldu. Şampiyonlar Ligi'nde son 8'e giden 90 dakika mıydı yoksa Drogba'nın jübilesi miydi bunu da izleyenlere bırakmak lazım.
5-KARABÜK maçından sonra "Drogba neden çıktı, Sneijder doğru yerde oynamıyor" diyen Aysal başkan seçildiğinde "Ben futboldan anlamam" demişti. O, iki yılda futbolu öğrendi ama Mancini 30 yıllık bilgisini bir günde unutmuş gibiydi. Başarının primle gelmeyeceğini Karabük'te anlamayanlar Londra'da ne bekliyordu ki! Seremonide elini yüreğine koymak güzel de önemli olan sahaya yansıtabilmek.
16 Mart 2014
İhtiyarlara Yer Yok
İkisi de çocuk yaşta yorgun kıtadan Avrupa'nın yolunu tuttular ve kral oldular. Çok değil, 48 saat sonra Londra'da Stamford Bridge'de kozlarını paylaşacaklar. Kariyerleri boyunca karşılaştırıldılar, kantara çıkartıldılar, hangisi daha iyi tartışmalarının vazgeçilmez öznesi oldular. Didier Drogba ve Samuel Eto'o. İspanyol yönetmen Miguel Alcantud, 2013 yılında Diamantes Negros/ Kara Elmaslar filmiyle onların değil ama onlar gibi olmak isteyen Afrikalı gençlerin hikayesini anlattı. Setigui Diallo ve Hamidou Samake, 15 yaşında futbolcu olmayı, çok para kazanmayı hayal eden iki Malili genç. Menajerlerin çocuk yaşta, ülkelerinden, ailelerinden koparıp Madrid'e getirdiği ve Drogba ile Eto'o'nun hikayesine benzemeyen umutların kabusa döndüğü karanlık bir futbol hikayesiydiKara Elmaslar. Sahte pasaportlar, dolandırıcı menajerler, Avrupa'nın orta yerinde aç bırakılan ve ülkesine dönmek için ağlayan Afrikalı çocukların hikayesi. Görkemli Hollywood yapımlarından biri olmadığı için Kara Elmaslar da 'meraklısına' bir film olarak geçti beyazperdenin tarihine... Oysa ki Eto'o'nun kariyeri de farklı başlamamıştı. 16'sında Kamerun'dan Madrid'in yolunu tutan çocuğu Barajas Havaalanı'da karşılamayı unutmuştu Real Madrid'in çalışanları. Taksiye binip tesislere gitmiş "Ben Samuel Eto'o" dediğinde suratına boş boş bakmıştı güvenlik görevlisi. Eto'o, Madrid'e ayak bastığında 16 yaşındaydı. Drogba o yıl 19'undaydı ve biri 10 Mart diğeri 11 Mart doğumlu kara elmasların, kendi terleriyle işleyip pırlantaya dönecek kariyerleri aynı dönemde başladı.
Bugün ikisinin de gerçek yaşı tartışılıyor. Didier Drogba, Galatasaray'da takım arkadaşlarıyla hafta içinde 36. yaş gününü kutlarken kendisi için "39 ya da 40 yaşında" diyen kariyerini Afrika'da çalışmak üzere kuran Türk teknik adam Muhsin Ertuğral'a "39 mu 40 mı bilemem ama buradayım işte" diyerek serzenişte bulunurken; Eto'o da kayıt dışı bir sohbette kendisi için "Onun 33 yaşında olmadığını biliyorum" diyen teknik direktörü Jose Mourinho'ya geçen hafta attığı golün ardından korner direğine baston niyetine tutunup, yaşlı adam taklidiyle selam yolladı. Afrikalı yıldız futbolcuların kaderiydi bu. 20'lerinde tartışılmayan 'gerçek yaşları' 30'larından sonra Avrupa'da masaya yatırılırdı her zaman. Onlar, gol attıkları haftalarda 25 yaşında gibi gösteren, topu üstten auta attıklarında ya da takım arkadaşının ayarsız bir uzun pasına yetişemediğinde "Bence 40'dan da fazlalar" ile muhatap olan kara elmaslar. 'Yok'un, 'zor'un, açlığın, acımasızlığın kıtasından geliyorlar. Dünyaya geldikleri gün nüfus idaresine gidip doğum kaydı yaptırmak yerine 'bu çocuğu nasıl doyuracağız' telaşına sahip ailelerin evlatları bu kara elmaslar.
Uzun yıllar Türkiye'de farklı takımlarda forma giyen ve "Kariyerini anlatır mısın?" diye sorduğunuzda, oynadığı kulüpleri ve sezonları sıraladığında dört yıl 'kaçak' çıkan ve hesabı kendisi de yapamayan Drogba ile aynı yaştaki Alioum Saidou'nun hikayesi de farklı değil onlardan. Bugün Fenerbahçe'de forma giyen Pierre Webo, aslında olduğundan altı yaş büyük olduğu iddiasına kimsenin şaşırmadığı neredeyse ilkokul günlerinden beri Avrupa'da futbol oynayan Obim Martins ya da Lazio'nun kadrosunda yer alan ve gerçekten de 40 yaşında gösteren ama pasaportuna bakarsanız 17, (evet yazıyla onyedi) yaşında görünen Joseph Minala'nın hikayesi de farklı değil... Oysa ki mesele bu değil. Bir bahar pazarında sizi rakamlara boğmak istemem. Kral olduğu Chelsea'ye Galatasaray formasıyla rakip olacak Didier Drogba'nın o mavi formayla kaç gol attığını ya da onu havalaanında unutan Real Madrid'in filelerini Samuel Eto'o'nun kaç kez havalandırdığı artık sadece birer istatistik. İkisi de kazanabilecekleri her şeyi kazandılar, farklı ülkelerde şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi Kupası, Afrika'da defalarca yılın futbolcusu seçildiler, oynadıkları her takımın ilahı olmayı başardılar. İkisi de bir şeyi unutmadı. Doğdukları toprakları ve iyi birer aile babası olmayı. Chelsea- Galatasaray rövanşına iki gün kala Drogba ve Eto'o'yu ringin iki köşesine koymadan önce belki de Eto'o'ya kulak vermek lazım aslında: "Ben hiçbir zaman Didier ile futbolculuğumu karşılaştırmadım. O da bir başka büyük Afrikalı futbolcu. Afrika için iyi şeyler yapıyor. Biliyorum Avrupalılar bu karşılaştırmaları yapmayı çok seviyor ama biz Afrikalılar birbirimizi koruruz ve kim daha iyi düşünmek yerine kıtamızın imajını burada nasıl sergileriz diye çalışırız." 'Kara Elmaslar'ın yaşının hesabını boşverin. Çocukken tuttuğunuz takımın en yaşlı futbolcusu babanız yaşındadır, sonra ağabeyiniz olur, sonra siz yaşta o futbolcu. Gün gelir, o takımdaki en yaşlı futbolcudan da bir yaş büyük olursunuz. İşte o gün yaşlanmaya başladığınız gündür. Drogba ve Eto'o, gerçekten daha yaşlı mı? Varsın öyle olsun, bu onları seven, onların golleriyle coşanları daha genç yapmaz mı? Diamantes Negros/ Kara Elmaslar içinden çokça futbol geçen bir drama. Carlos Bardem oynuyor filmde. Madridli Bardem ailesinin Carlos'tan altı yaş küçük oğlu Javier'in oynadığı ve Oscar kazandığı İhtiyarlara Yer Yok/ No Country For Old Men'i hatırlayın şimdi... Didier Drogba ve Samuel Eto'o... Gerçekten de 'ihtiyarlara' yer yok mu? Salı akşamı 21:45'de Londra'da Stamford Bridge'nin tribünlerinde değil; yeşil çiminde var olduğunu göreceksiniz..
Bugün ikisinin de gerçek yaşı tartışılıyor. Didier Drogba, Galatasaray'da takım arkadaşlarıyla hafta içinde 36. yaş gününü kutlarken kendisi için "39 ya da 40 yaşında" diyen kariyerini Afrika'da çalışmak üzere kuran Türk teknik adam Muhsin Ertuğral'a "39 mu 40 mı bilemem ama buradayım işte" diyerek serzenişte bulunurken; Eto'o da kayıt dışı bir sohbette kendisi için "Onun 33 yaşında olmadığını biliyorum" diyen teknik direktörü Jose Mourinho'ya geçen hafta attığı golün ardından korner direğine baston niyetine tutunup, yaşlı adam taklidiyle selam yolladı. Afrikalı yıldız futbolcuların kaderiydi bu. 20'lerinde tartışılmayan 'gerçek yaşları' 30'larından sonra Avrupa'da masaya yatırılırdı her zaman. Onlar, gol attıkları haftalarda 25 yaşında gibi gösteren, topu üstten auta attıklarında ya da takım arkadaşının ayarsız bir uzun pasına yetişemediğinde "Bence 40'dan da fazlalar" ile muhatap olan kara elmaslar. 'Yok'un, 'zor'un, açlığın, acımasızlığın kıtasından geliyorlar. Dünyaya geldikleri gün nüfus idaresine gidip doğum kaydı yaptırmak yerine 'bu çocuğu nasıl doyuracağız' telaşına sahip ailelerin evlatları bu kara elmaslar.
Uzun yıllar Türkiye'de farklı takımlarda forma giyen ve "Kariyerini anlatır mısın?" diye sorduğunuzda, oynadığı kulüpleri ve sezonları sıraladığında dört yıl 'kaçak' çıkan ve hesabı kendisi de yapamayan Drogba ile aynı yaştaki Alioum Saidou'nun hikayesi de farklı değil onlardan. Bugün Fenerbahçe'de forma giyen Pierre Webo, aslında olduğundan altı yaş büyük olduğu iddiasına kimsenin şaşırmadığı neredeyse ilkokul günlerinden beri Avrupa'da futbol oynayan Obim Martins ya da Lazio'nun kadrosunda yer alan ve gerçekten de 40 yaşında gösteren ama pasaportuna bakarsanız 17, (evet yazıyla onyedi) yaşında görünen Joseph Minala'nın hikayesi de farklı değil... Oysa ki mesele bu değil. Bir bahar pazarında sizi rakamlara boğmak istemem. Kral olduğu Chelsea'ye Galatasaray formasıyla rakip olacak Didier Drogba'nın o mavi formayla kaç gol attığını ya da onu havalaanında unutan Real Madrid'in filelerini Samuel Eto'o'nun kaç kez havalandırdığı artık sadece birer istatistik. İkisi de kazanabilecekleri her şeyi kazandılar, farklı ülkelerde şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi Kupası, Afrika'da defalarca yılın futbolcusu seçildiler, oynadıkları her takımın ilahı olmayı başardılar. İkisi de bir şeyi unutmadı. Doğdukları toprakları ve iyi birer aile babası olmayı. Chelsea- Galatasaray rövanşına iki gün kala Drogba ve Eto'o'yu ringin iki köşesine koymadan önce belki de Eto'o'ya kulak vermek lazım aslında: "Ben hiçbir zaman Didier ile futbolculuğumu karşılaştırmadım. O da bir başka büyük Afrikalı futbolcu. Afrika için iyi şeyler yapıyor. Biliyorum Avrupalılar bu karşılaştırmaları yapmayı çok seviyor ama biz Afrikalılar birbirimizi koruruz ve kim daha iyi düşünmek yerine kıtamızın imajını burada nasıl sergileriz diye çalışırız." 'Kara Elmaslar'ın yaşının hesabını boşverin. Çocukken tuttuğunuz takımın en yaşlı futbolcusu babanız yaşındadır, sonra ağabeyiniz olur, sonra siz yaşta o futbolcu. Gün gelir, o takımdaki en yaşlı futbolcudan da bir yaş büyük olursunuz. İşte o gün yaşlanmaya başladığınız gündür. Drogba ve Eto'o, gerçekten daha yaşlı mı? Varsın öyle olsun, bu onları seven, onların golleriyle coşanları daha genç yapmaz mı? Diamantes Negros/ Kara Elmaslar içinden çokça futbol geçen bir drama. Carlos Bardem oynuyor filmde. Madridli Bardem ailesinin Carlos'tan altı yaş küçük oğlu Javier'in oynadığı ve Oscar kazandığı İhtiyarlara Yer Yok/ No Country For Old Men'i hatırlayın şimdi... Didier Drogba ve Samuel Eto'o... Gerçekten de 'ihtiyarlara' yer yok mu? Salı akşamı 21:45'de Londra'da Stamford Bridge'nin tribünlerinde değil; yeşil çiminde var olduğunu göreceksiniz..
15 Mart 2014
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
15 Mart 2014, Cumartesi
13:30 Kasımpaşa - Gençlerbirliği @LigTV
14:00 Balıkesirspor - Ankaraspor @TRT 1
14:45 Hull City - Manchester City @LigTV3
16:00 Akhisar Bld. - MP Antalyaspor @LigTV
16:30 Dortmund - Borussia Mgladbach @TRT Spor
17:00 Everton - Cardiff @LigTV3
19:00 Samsunspor - Bucaspor @TRT Spor
19:00 Çaykur Rizespor - Beşiktaş @LigTV
19:00 Rayo Vallecano - Almeria @NTVSpor Smart HD
19:30 Bayern München - Leverkusen @TRT Haber
19:30 Aston Villa - Chelsea @LigTV3
21:00 Malaga - Real Madrid @NTVSpor Smart HD
21:00 Palmeiras - Ponte Preta @LigTV3
21:45 Verona - Inter @Tivibu
23:00 Atletico Madrid - Espanyol @NTVSpor
01:30 San Lorenzo - Colon @TVNet
16 Mart 2014, Pazar
13:00 Torku Konyaspor - Gaziantepspor @LigTV
13:30 Eskişehirspor - Elazığspor @LigTV2
13:30 1461 Trabzon - Şanlıurfaspor @TRT Spor Web
13:30 Boluspor - Mersin İdmanyurdu @TRT Spor
15:30 Manchester United - Liverpool @LigTV2
16:00 Sivasspor - Trabzonspor @LigTV
16:30 Hamburger SV - Nürnberg @TRT HD
18:00 Barcelona - Osasuna @NTVSpor Smart HD
18:00 Tottenham - Arsenal @LigTV2
18:30 Eintracht Frankfurt - Freiburg @TRT Haber
19:00 Adana Demirspor - Orduspor @TRT Spor
19:00 Fenerbahçe - Kayseri Erciyesspor @LigTV
19:00 Waasland-Beveren - Standard Liege @TVNet
20:00 Sevilla - Valladolid @NTVSpor Smart HD
22:00 Real Sociedad - Valencia @NTVSpor Smart HD
23:15 Boca Juniors - Argentinos Juniors @TVNet
23:30 Rio Claro - Santos @LigTV3
02:30 All Boys - River Plate @TVNet
17 Mart 2014, Pazartesi
20:00 Fethiyespor - Manisaspor @TRT Spor
20:00 Kayserispor - Bursaspor @LigTV
23:00 Villarreal - Athletic Bilbao @NTVSpor
9 Mart 2014
Olmasaydı Sonumuz Böyle
![]() |
| Daniele Rossi ve Francesco Totti |
![]() |
| Marco Caterini ve Gigi Buffon |
Geremei pes etmedi, futbolla şöhreti de serveti de yakalayamayan bugün orta yaşlarını yaşayan üç Romalı'yı beyazperdeye taşıdı. Zero a Zero ona göre kaybedenlerin hikayesi değildi. Totti başarmıştı, onlar başka bir yolu tercih etmişti. Garsonluktan, markette tezgahtarlığa ufak semt takımlarında antrenörlükten, esnaflığa kadar çok şey denemişti üçü de. Roma sokaklarında onları kimse tanımıyordu ama Danile Rossi, Roma formasıyla A takıma çıktığı ve Santiago Bernabeu'da Real Madrid ile oynanan hazırlık maçında forma giydiğini hâlâ unutamıyordu. Yönetmen Geremei üçünü de çocukluk yıllarının geçtiği Roma tesisleri Trigoria'ya davet etti. Marco ve Daniele bir katilin cinayet mahalline dönmesi gibi gittiler yönetmen Geremei'ye göre tesislere. Andrea ise Trigoria'ya gitmemek için diretti ve yönetmene "Kapanmış bir yarayı o sahada tekrar açmak istemiyorum" diyerek hikayesini başka bir mekanda anlattı. Marco, genç yaş milli takımına yükseldiği günlerde idman yaptıkları Borghesiana'nın sahası ne halde olduğunu merak etti. Sakatlıklar, menajerlerin oyunları, kulüp yöneticilerinin ihmalleri, kendi vazgeçmişlikleri, kader, kısmet işte... 90'ların başında Totti, Roma Olimpiyat Stadı'nın ilahı olmaya hazırlanırken, onlar neden olmadığını, sonra ne olduğunu anlattılar. Marco hâlâ şaşkındı, "16 yaşında ülkenin en iyi kalecisiydim. O günlerde bana futboldan hayatımızı kazanamayacağımız söylense gülerdim ama oldu işte." Andrea ise iyimser bakıyordu o günlere: "Benim için kapanmayan bir yaradır ama güzel günlerdi böyle hatırlamak istiyorum." Danile ise diz sakatlığından sonra pes ettiği için kızgındı kendisine: "İtalya'nın en büyük kulüplerinden birinde yıllarca oynadım ama o sakatlık..."
2012 yapımı Zero a Zero, Bologna'da Biografilm Festivali'nde ödül aldı. Mantova ve Torino'da da en iyi belgesel seçildi. Yönetmen Geremei, Totti'den belgesel için randevu aldığı gün "Kulüp biraz karışık" dediler ve Totti, üç eski arkadaşının hikayesinde yer almadı. Geremei ikinci bir randevu için ısrarcı olmadı. Danile Rossi, Andrea Capponi ve Marco Caterini'nin hikayesi o kadar çoktu ki, Francesco Totti fazla gelirdi! Zaten belgeselin adını da ilk Zero a Zero değil, Rimbaud'nun şiirinde dediği gibi "17'sinde ciddi olamaz insan" koymuştu...
8 Mart 2014
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
8 Mart 2014, Cumartesi
13:30 Elazığspor - Kasımpaşa @LigTV
14:45 West Bromwich Albion - Manchester United @LigTV3
14:45 Arsenal - Everton @Tivibu
16:00 Bursaspor - Karabükspor @LigTV
16:30 Wolfsburg - Bayern München @TRT Spor
17:00 Valladolid - Barcelona @NTVSpor Smart HD
17:00 Cardiff - Fulham @İdman TV
17:30 Bastia - Paris SG @Tivibu
19:00 Galatasaray - Akhisar Bld. @LigTV
19:00 Kayseri Erciyesspor - Torku Konyaspor @LigTV2
19:00 Udinese - Milan @Tivibu
19:00 Real Betis - Getafe @NTVSpor Smart HD
19:30 Nürnberg - Werder Bremen @TRT Haber
19:30 Chelsea - Tottenham @LigTV3
21:00 Monaco - Sochaux @Tivibu
21:00 Zulte Waregem - Club Brugge @TVNet
21:00 Celta Vigo - Atletico Madrid @NTVSpor
23:00 Granada - Villarreal @NTVSpor
23:30 Ponte Preta - Rio Claro @LigTV3
9 Mart 2014, Pazar
10:30 Kayseri - Antalya @TRT Spor
11:30 Dinamo Moscow - CSKA Moscow @LigTV3
13:00 Espanyol - Elche @NTVSpor Smart HD
13:30 Ankaraspor - 1461 Trabzon @TRT Spor
13:30 Gençlerbirliği - Sivasspor @LigTV2
13:30 Gaziantepspor - Kayserispor @LigTV
13:30 Juventus - Fiorentina @Tivibu
16:00 MP Antalyaspor - Çaykur Rizespor @LigTV
16:00 Inter - Torino @Tivibu
16:00 Parma - Verona @Tivibu
16:00 Hull City - Sunderland @Tivibu
16:30 Freiburg - Dortmund @TRT HD
18:00 Lorient - Saint-Etienne @Tivibu
18:00 Almeria - Sevilla @NTVSpor Smart HD
18:05 Manchester City - Wigan Athletic @TRT Spor
18:30 Mainz 05 - Hertha Berlin @TRT Haber
19:00 Beşiktaş - Eskişehirspor @LigTV
19:00 Benfica - Estoril @Tivibu
19:00 Vitoria Setubal - SportingCP @Tivibu
20:00 Real Madrid - Levante @NTVSpor Smart HD
21:15 Porto - Arouca @Tivibu
21:45 Napoli - Roma @Tivibu
22:00 Valencia - Athletic Bilbao @NTVSpor
23:15 River Plate - Arsenal Sarandi @TVNet
23:30 Santos - Oeste @LigTV3
10 Mart 2014, Pazartesi
20:00 Mersin İdmanyurdu - Adana Demirspor @TRT Spor
20:00 Trabzonspor - Fenerbahçe @LigTV
21:00 Osasuna - Malaga @NTVSpor Smart HD
23:00 Real Sociedad - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
7 Mart 2014
6 Mart 2014
2 Mart 2014
Kaderin Bir Oyunu Bu
Madrid'de soğuk bir ekim akşamı. Skorborda bakan 85 bin taraftar için ise çok daha soğuk bir akşam. Maçın ikinci yarısında o meşhur şarkı Guantanamera'nın ezgileriyle kale arkasında bir tezahürat başlıyor. "Utanıyoruz sizden" diye inliyor Santiago Bernabeu tribünleri. Real Madrid son 40 dakika sahada 10 kişi ve tabelada Atletico Madrid'in yanında '3' yazıyor. Başkan Sanz ve teknik direktör Toshack istifaya davet ediliyor son düdükle birlikte. Hazırlıklı gelmişler o akşama, beyaz mendiller sallanıyor tribünlerden. Takım sezon başından bu yana dokuz maçın sadece ikisini kazanabilmiş.
Kalede Bizzari, geri dörtlüde Salgado, Ivan Campo, Julio Cesar, Roberto Carlos ile çıkıyorlar sahaya. O defanstan; Carlos, Fenerbahçe'ye, Julio Cesar ise 10 yıl sonra Gaziantepspor'a gelecek. Nefis bir orta saha: Redondo, Helguera, Seedorf ve Guti. İleri ikilide de 'kardeş gibiydiler' Raul ve Morientes. Atletico Madrid'de teknik direktör Claudio Ranieri, Solari-Jose Mari-Hasslbaink üçlüsüyle çıkıyor forvette. Başkan Jesus Gil, galibiyetin ardından "Ben ona atak oynarsak dağıtırız Real Madrid'i dedim. Söylediğimi yaptık ve kazandık. Hasselbaink bence bir katil" diyecek ama önünde koca bir 90 dakika var. Roberto Carlos 8. dakikada Morientes'in kafasına konduruyor, o da Molina'nın sağına... Yıkılıyor Santiago Bernabeu. Sonrası bir facia... Hasselbaink'in ilk golünde Guti, Jose Mari'nin golünde Redondo kaptırıyor topu. 30 dakikada üç gol birden buluyor Atletico Madrid.
İkinci yarıda Bizzari oyundan atılınca kaleye geçen genç kalecinin adı Iker Casillas. Bugün Atletico Madrid'in son galibiyetini gören son Real Madridli. O akşam Santiago Bernabeu'dan çıkan Atletico Madrid taraftarı, sonraki 14 yılda bir daha derbi galibiyeti göremeyeceğinden habersiz. Atletico Madrid, geçen yıl Kral Kupası finalinde Real Madrid'i deviriyor ama kalede Casillas yok. Ligde deplasmanda da kazanıyorlar, Casillas yine yok. Kupada iki randevu daha. Casillas bu kez kalede. İki maçta yemeden 5 atıp finale çıkıyorlar. Atletico Madrid bu akşam 14 maçtır evinde yenemediği ezeli rakibi Real Madrid'i bir kez daha evi Vicente Calderon'da ağırlıyor, Casillas yine yok. Bir damla uğuru eksik yani Türkçesiyle. Lakin 1999-2000 sezonu ya da tek başına 1999 senesi, neresinden bakarsanız bakın garipliklerle dolu. Atletico Madrid'e kaderin bir oyunu bu...
9 Haziran 1999. İspanya Kral Kupası yarı finalinde Real Madrid, Valencia deplasmanında. Toshack'ın takımı ligde rakibinden 3 puan önde, ikinci sırada. Van Gaal'ın Barcelona'sı ise şampiyonluğunu ilan etmiş. Mestella'da Lopez'in iki, Roche'nin iki, Vlaovic ve Mendieta'nın golleriyle Ranieri'nin çalıştırdığı Valencia, Real Madrid'i 6-0 ile ezip geçiyor. Hezimetten kafasını kaldırmaya çalışan Real Madrid, dört gün sonra Vicente Calderon'a derbiye gidiyor. Bir tokat da Atletico Madrid'den. Takıma son şampiyonluğu kazandıran Radomir Antiç'ın on biri, Real Madrid'e nefes aldırmıyorr. Bernabeu'da beş ay sonra yazacak skoru Vicente Calderon'da yazıyorlar 13 Haziran 1999'da. Atletico Madrid bu galibiyetle o hafta kümede kalmaya garantiliyor.
Kasım 1999. Real Madrid, Bernabeu'da derbiyi kaybettikten 17 gün sonra John Toshack'ı görevden alıyor. Beşiktaş'ın eski teknik direktörünün yerine gelen isim ise bir zaman sonra bizim memlekette 'Yeniköy Kasabı' lakabı takılacak Vicente Del Bosque. Avrupa sahnesinde ise işler başka türlü yürüyor. Ligde dibe vuran Atletico Madrid, UEFA Kupası'nda Galatasaray'ın Bologna'yı elediği turda, Wolfsburg'u evine yolluyor. 4. turda Galatasaray, Borussia Dortmund'u geçerken, Atlerico Madrid, evinde ilk maçta 2-2 berabere kaldığı Lens'a deplasmanda 4-2 mağlup oluyor. Fransızlar'ın iki golü Pascal Nouma'dan. Atletico Madrid böylece Galatasaray ile finalde buluşma şansını kaçırıyor. Lens, Celta Vigo'yu elerken, İspanyollar'ın golü ise o sezon sonunda Fenerbahçe'ye gelecek ve sonra Galatasaray forması da giyecek olan Haim Revivo'dan...
Ligden umudunu kesen Real Madrid'in Galatasaray ile Monaco'daki altı ay sonraki randevusu için ise yolu uzun. Bayern Münih, hem Madrid'de hem de evinde Real Madrid'e 4 atınca kıyamet kopuyor ama Del Bosque takımı gruptan çıkarmayı başarıyor ve iki maçta 8 yediği Bayern Münih'i bu kez yarı finalde affetmiyor. İlk intikamını alan Del Bosque'nin takımı, bir yıl önce Kral Kupası'nda 6 gol yediği Valencia'yı Şampiyonlar Ligi finalinde Paris'te 3-0 ile sahadan süpürüyor...
2000 Ağustos'unda Monaco'da Süper Kupa finalinde karşı karşıya gelen Real Madrid ve Galatasaray'ın ortak kaderlerinde ise Lopez Nieto yazıyor. Bir yıl önce Real Madrid, Kral Kupası'nda Valencia'dan 6 yerken hakem Lopez Nieto. Atletico Madrid, 1999 yılında Madrid derbisini Santiago Bernabeu'da 3-1 kazandığı akşam da hakem Lopez Nieto. Galatasaray, Milan'ı Ali Sami Yen'de devirip UEFA Kupası yolunu açarken ve 17 Mayıs 2000'de Parken'da Arsenal'i finalde penaltılarla devirirken de sahanın patronu Lopez Nieto. Bugün Madrid derbisinde Lopez Nieto yok, o artık 56 yaşında, hakem komitesinde görev yapıyor ama kalede de Casillas yok... Real Madrid için şarkının adı kim bilir belki de "Kader diyemezsin, sen kendin ettin"dir...
Derbiyi
kaybedersen Madrid’de sokağa çıkamazsın... (Adrian Escudero/Atletico
Madrid)
1 Mart 2014
28 Şubat 2014
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
1 Mart 2014 Cumartesi
14:00 Fethiyespor - Orduspor (TRT 1)
16:00 Karabükspor - Gaziantepspor (LİG TV)
16:30 B.Dortmund - Nürnberg (TRT HD)
17:00 Stoke City - Arsenal (LİG TV 3)
17:00 Malaga - Valladolid (NTV SPOR SMART)
18:00 St.Etienne - Monaco (TİVİBU SPOR)
19:00 Adana Demirspor - Adanaspor (TRT SPOR)
19:00 Eskişehirspor - Kasımpaşa (LİG TV 2)
19:00 Fenerbahçe - Gençlerbirliği (LİG TV)
19:00 Levante - Osasuna (NTV SPOR SMART)
19:30 B.Münich - Schalke 04 (TRT HABER)
19:30 Southampton - Liverpool (LİG TV 3)
21:00 Getafe - Espanyol (NTV SPOR SMART)
21:45 Roma - İnter (TİVİBU SPOR)
22:15 Sporting Lizbon - Braga (TİVİBU SPOR)
23:00 Welez Sarsfield - Boca Juniors (TV NET)
23.00 Elche - Celta Vigo (NTV SPOR SMART)
2 Mart 2014 Pazar
13:00 İstanbul BŞB- Manisaspor (TRT SPOR)
13:00 Villareal - Real Betis (NTV SPOR SMART)
13:30 Kayserispor - Kayseri Erciyesspor (LİG TV)
13:00 Sivasspor - Elazığspor (LİG TV 2)
13:30 Cagliari - Udinese (TİVİBU SPOR)
15:00 Ajaccio - Lille (TİVİBU SPOR)
15:00 Denizlispor - Mersin İ.Y. (TRT SPOR)
15:30 Clubbe Brugge - Standart Liege (TV NET)
16:00 Konyaspor - Trabzonspor (LİG TV)
16:00 Torino - Sampdoria (TİVİBU SPOR)
16:30 Hoffenheim - Wolfsburg (TRT HD)
18:00 Atletico Madrid - Real Madrid (NTV SPOR SMART)
18:30 E.Frankfurt - Stutgart (TRT HABER)
18:30 Aston Villa - Norwich City (LİG TV 2)
18:30 Tottenham - Cardiff City (LİG TV 3)
19:00 Anderlecht - Genk (TV NET)
19:00 Belenenses - Benfica (TİVİBU SPOR)
19:00 Balıkesirspor - Samsunspor (TRT SPOR)
19:00 Ç.Rizespor - G.Saray (LİG TV)
19:30 Livorno - Napoli (TİVİBU SPOR)
20:00 Sevilla - Real Sociedad (NTV SPOR)
21:45 Fiorentina - Lazio (TİVİBU SPOR)
21:45 Milan - Juventus (TİVİBU SPOR)
22:00 PSG - Marsilya (TİVİBU SPOR)
22:00 Barcelona - Almeria (NTV SPOR SMART)
22:00 Rayo Vallecano - Valencia (NTV SPOR)
23:15 River Plate - San Lorenzo (TV NET)
23 Şubat 2014
Şehre Yeni Katil Gelmiş
Saha kenarında kendisini bekleyen gazetecilerin yanına giderken iki genç futbolcuya "Benimle gelin" dedi. Bir elinde meşhur not defteri vardı, kır saçlarını düzeltmesine gerek olmayacak kadar kısa kestirmişti. Madrid'in -ona göre- insan yiyen spor medyasının karşısındaydı artık. İki genç oyuncuyu yanına aldı. "Beyler günaydın, bugün A takımla çalışmaya başlayan iki genç oyuncuyu sizlerle tanıştırmak istiyorum. Aslında tanıyorsunuz onları." Sağına döndü. "Enzo ya da kısaca Bay Zidane'ın oğlu." Soluna döndü. "Bu da Bay Rodriguez'in oğlu ya da kısaca Jese. Bay Rodriguez'i tanımıyor olabilirsiniz ama Jese'yi hiç unutmayacaksınız."
Basın toplantılarında medya ile kavga etmek istediğinde süreyi uzun tutardı ama bu kez kısa kesti. Buraya onu Barcelona'yı durdurması için çağırmışlardı ama sevilmediğini biliyordu. Sahaya dönerken o gün geldi aklına. Rijkaard, Barcelona'dan ayrılmış, yönetim teknik direktör arıyordu. Kulübü başkan yardımcısı Marc Ingla, Lizbon'a ayağına kadar gelmişti. Bilmediği yer değildi Barcelona, bir zamanlar tercümanıydı o kulübün. Yıllık ücret, transfer politikası değil bir sözde tıkanmışlardı. Ingla ona "Bizim seninle ilgili tek sıkıntımız senin medyaya çok yüklenmen. Çok agresifsin. Teknik direktör, kulübün yüzüdür. Sen haftada üç kez medyanın karşısına çıkıp bir saat konuşuyor, herkese her yere ateş ediyorsun. Bu bizim stilimiz değil." Katalan yöneticiye verdiği cevabı hatırladı: "Biliyorum, bu benim stilim ve ben değişemem." Uzak kalede Cristiano Ronaldo tek başına frikik çalışıyordu, Xabi Alonso ve Sergio Ramos'a ters ters baktı ve not defterini açıp "Jese, bu hafta 11'de" yazdı.
Arka bahçesinde domates, biber yetiştirmek için daha çok gençti. Teknik adamlığında da farklı değildi. Alışverişini 'Yıldızlar Market'ten yapardı. Real Madrid, raftakini alırken etiketine bakacak kulüp değildi. Yeter ki ambalajı güzel ve birinci kalite olsun. Jese öyle değildi. Kanarya Adaları'ndan 14 yaşında Madrid alt yapısına gelen çocuk, arka bahçeye dikilmiş bir tohumdu. Acı biber, en acısından, ağız yakan, kalecilerin gözlerini yaşartan türden. Jose Mourinho haklıydı. Bay Rodriguez'i kimse tanımazdı. Ya da herkesin tanıdığı onlarca Bay Rodriguez vardı Madrid'de. Las Palmaslı eczacı Bay Rodriguez'in oğlu, Real Madrid'liler için mutluluğun dört harfli tarifi denildiğinde söylenen "Raul"dan sonra gelen dört harfli bir umuttu. Son birkaç yıldır Madrid sokaklarında bir şehir efsanesi gibi konuşulup duruyordu zaten. "Şehre yeni katil gelmiş" diyorlardı. Topa hangi ayağıyla vurduğunu bir türlü çözememişti Real Madrid'in alt yapı kulübü Castilla'nın maçlarını izleyenler, sağsa sağ, solsa sol. Raul'dan sadece iki santim kısaydı ama çok daha çevikti.
Mahallenin çocuğu Raul'u geldiğinde takımdan gönderen Jose Mourinho, giderken Jese'yi hatıra niyetine bıraktı Real Madridliler'e. Ona zaten "Jesinho" diyorlardı, Mourinho'nun manevi oğlu Jese... Geçen yaz yolu bizim memlekete de düştü. U-20 Dünya Şampiyonası'nda beş gol atıp gol krallığında ikinci sırada kalan iki isim vardı. Bruma ve Jese. Bruma, Galatasaray'a imza atarken, Zinedine Zidane, Chelsea'ye giden Mourinho'nun notunu unutmadı: "Jese'yi satmayın, kiralamayın." Jese Rodriguez Ruiz. 1993 doğumlu. Üç gün sonra doğum günü. Real Madrid alt yapısında bir sezonda 22 gol atıp efsane Butragueno'nun rekorunu toprağa gömdü. İlk sezonunda 10 gol atan Raul'u yakalaması için ise iki gole ihtiyacı var. 20 yaşında Barcelona, Valencia, A.Bilbao filelerini havalandırdı. Ama en önemlisi şehrin öte yakasındaki Atletico Madrid'e sıktığı kurşundu. "Şehre yeni katil geldi" diyenler haklıydı. "Raul 2.0" diyenler de...
21 Şubat 2014
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
21 Şubat 2014, Cuma
02:30 Atletico Rafaela - Boca Juniors @TVNet
20:00 Bursaspor - Çaykur Rizespor @LigTV
21:30 Schalke 04 - Mainz 05 @TRT HD
21:30 Monaco - Reims @Tivibu
22:00 Valladolid - Levante @NTVSpor Smart HD
22 Şubat 2014, Cumartesi
13:30 Gaziantepspor - Akhisar Bld. @LigTV
14:00 Orduspor - TKİ Tavşanlı Linyitspor @TRT 1
16:30 Hamburger SV - Dortmund @TRT HD
17:00 Kayseri Erciyesspor - Karabükspor @LigTV2
17:00 Real Madrid - Elche @NTVSpor Smart HD
19:00 Galatasaray - Beşiktaş @LigTV
19:00 Celta Vigo - Getafe @NTVSpor Smart HD
19:30 Wolfsburg - Leverkusen @TRT Haber
21:00 Osasuna - Atletico Madrid @NTVSpor
23:00 Almeria - Malaga @NTVSpor Smart HD
23 Şubat 2014, Pazar
13:00 Rayo Vallecano - Sevilla @NTVSpor Smart HD
13:30 Hatayspor - Göztepe @HRT Akdeniz
13:30 Kasımpaşa - Sivasspor @LigTV
13:30 Gençlerbirliği - Torku Konyaspor @LigTV2
15:30 Oud-Heverlee Leuven - Club Brugge @TVNet
16:00 MP Antalyaspor - Eskişehirspor @LigTV
18:00 Real Betis - Athletic Bilbao @NTVSpor Smart HD
18:30 Hannover 96 - Bayern München @TRT Haber
19:00 Trabzonspor - Kayserispor @LigTV
19:00 Standard Liege - Gent @TVNet
20:00 Valencia - Granada @NTVSpor
22:00 Real Sociedad - Barcelona @NTVSpor Smart HD
23:15 Boca Juniors - Estudiantes @TVNet
24 Şubat 2014, Pazartesi
20:00 Elazığspor - Fenerbahçe @LigTV
23:00 Espanyol - Villarreal @NTVSpor Smart HD
16 Şubat 2014
Kereviz Atmak Yasaktır
Biz Türkler, İtalyanlarla birbirimize benzer miyiz? Mevzubahis olan büyük aileler, Ferzan Özpetek filmlerinin olmazsa olmazı kalabalık yemek sofraları, herkesin konuştuğu, kimsenin dinlemediği sohbetler, kırkına gelen oğluna daha dün okula başlamış gibi davranan anneler, 'akşam dışarı çıkamazsın' bakışı fırlatan babalar, her işi son dakikaya bırakmalar, bir otomobilin en önemli aksesuvarının korna olduğuna inananlar ve aynı zamanda sinyalin gereksiz bir kol olduğuna kanaat getirenler ise; evet! Makarnayı onlar dişe dokunur sever, biz annelerin ağızda dağılan makarnasıyla büyürüz. Karadeniz pidesinin, pizzadan, Antakya'nın nar ekşisinin, balzamik sirkeden çok daha güzel olduğuyla bir maç başlatmak niyetinde değilim, çünkü hikayenin içinden yine meşin yuvarlak geçiyor. Geçen hafta İtalya'da ligin uzak ara en iyi takımı Juventus, deplasmanda Verona ile 2-2 berabere kaldı. Asıl hikaye ise Verona'ya gelen bir Juventus taraftarının stadyuma yanında 24 cm'lik bir bıçakla girmek istemesiydi. Neyi, kimi kesecekti bilinmez ama elindeki suç aletiyle ertesi gün hakim karşısına çıktı. Pazar yakalanan, pazartesi yargılanan ve dokuz ay hapis cezası, 2 bin avro para cezası ve beş yıl stadyumlara girme yasağı olan bu İtalyan taraftarının, Kasımpaşa-Beşiktaş maçında sahaya dalan ve Fernandes'e saldırdıktan sonra ertesi gün özgür kalıp akşamında bir televizyon kanalındaki 'spor' programına konuk olan Türk 'taraftar'a benzese de; kaderinin benzemediği ortada...
Peki biz Türkler, İspanyollar'a benzer miyiz? Akdeniz havzasında her milletin bir diğerine kanı biraz çeker, uzatmadan futbol sahasına dalalım. Kral Kupası'nda Real Madrid, 1999 yılından beri yenilmediği ezeli rakibi Atletico Madrid'in sahasına ilk maçı 3-0 kazanmanın rahatlığıyla gitti. Rövanşı da 2-0 kazandılar ama mesele yine tabela değildi. Atletico Madrid tribününden kimliği tespit edilemeyen bir taraftarın attığı çakmak dünyanın en iyi iki futbolcusundan birinin kafasına isabet edince kıyamet koptu. Ronaldo'nun başı yarılmadı ama bize de bir hikaye çıktı: Sahaya atılan yabancı maddeler. Aslında hiçbirine yabancı olmadığımız ama 'sahada ne işi var'dan yola çıkılarak 'yabancı' kabul edilen maddeler. Dünyanın her stadyumda minimum iki güvenlik noktasından geçilmesine rağmen tribüne sokulan ve sahada işler yolunda gitmeyince, zıvanadan çıkan taraftarın ya hazırda tuttuğu ya da eline ne geçerse savurduğu 'yabancı' maddeler. Sahaya çakmak atmak, çakmak ancak Ronaldo'nun kafasıyla buluşursa haber değeri taşıyor.
Ayakkabısını atan ve evine topallayarak dönen, telefonunu atan ve arkadaşının cebinden eşini arayıp, "Telefonumu çaldılar" diyen, marketten 30'luk yumurta kutusunu, tribünde menemen yapacakmış gibi stada sokup sahaya fırlatanlar, stat büfelerinde satılan su ve ayran şişelerini sahaya yetiştiremeyip, kendi taraftarının üzerine boca edenlerin tribün terörü, kabul edelim çok yeknesak. Futbol tarihi ne yabancı maddeler gördü oysa ki. 50 yıl önce sahaya atılan el bombası, oyuncak çıkınca "Sahada savaş çıktı" manşetleriyle Milwall taraftarına yüklenen İngiliz medyası, aradığını bir Newcastle United-Tottenham maçında bulmuştu. Tottenham'a transfer olan ve eski takımının sahasına çıktığı ilk maçta sahaya atılan yüzlerce Mars çikolatayla protesto edilen Gascoigne, en sevdiği çikolota sorusunun verdiği cevabın kurbanı olmuştu. Yakın geçmişte Sunderland maçında sahaya atılan balonu kurtarmayı çalışıp topu unutan ve golü yiyen Liverpool kalecisi Reina, Premier Lig kariyeri boyunca Chelsea taraftarının sahaya attığı kerevizlerle tanışamadı çünkü İngiliz Futbol Federasyonu, kerevizi de yabancı madde sınıfına koymuş ve stadyuma girişini yasaklamıştı. 30 yıl önce içinde kereviz kelimesi geçen bir tezahüratı (Bizde de vardır kerevizli bir tezahürat: Bahçelerde kereviz biz gol yemeyiz) üç boyutlu hale getirmek için maça kerevizle gelen ve sahaya atan Chelsea taraftarı doğrusu İnter taraftarına gıptayla bakmıştır! Çünkü San Siro'da sahaya motosiklet atan İnter taraftarından daha büyük bir objeyi yabancı madde sınıfında stada sokabilen olmadı. Milano'ya Bergamo'dan gelen Atalanta taraftarının scooter'ını gasp eden ve dört kulesinden rampalar çıkılarak ulaşılan San Siro'nun tribünlerinden sahaya atan Interliler futbol tarihine adlarını İtalik yazdırdılar...
İngilizler, holiganlar, İtalyanlar, Ultras'lar ile uğraşırken, Franco rejiminde baskı altında kimliksiz kalan İspanyol taraftarların biraz ordan biraz burdan ile oluşturdukları tribün kültüründe, takımı protesto etmek için beyaz mendil sallamak nasıl vazgeçilmezse, rakibi sindirmek için sahaya yabancı madde atmak da bir o kadar büyük gelenektir. Herkes atar ama en çok da İspanyollar atar. Luis Figo, İspanyol futbol tarihinin en büyük hainidir Barcelona taraftarına göre. 'Judas' Figo, kaptanı olduğu takımı bırakıp Real Madrid'e gittiğinde onunla kapanmayacak bir hesabın defterini açan Katalanlar, 2002 yılında Camp Nou'ya gelen "Hain" Figo'ya korner attırmazken, sahaya da domuz kafası atmışlardı. Üç metre ötede viski şişesinin eşlik ettiği domuz kafası, El Clasico hatırası olarak yıllar sonra Barselona'da bir sergiye konuk oldu, binlerce ziyaretçi bu enstalasyonu (!) görebilmek için sergiye akın etti. Atletico Madrid taraftarının attığı viski şişesi hakemin elinde canlı yayında 10 saniye gösterilince markanın yaptığı bedava reklam da yanına kar kalmıştı yıllar önce. Endülüs bölgesinin ateşli derbisi Sevilla-Real Betis'te ise yıllar boyunca sahaya atılan içki şişelerinin hesabını artık kimse tutmaz oldu.
Norveç'te bilardo topu, İsviçre'de tenis topu, Hırvatistan'da fırın sahibi başkanı protesto etmek atılan çörekler... Say, say bitmez. Bizle bitirelim. Kadıköy'de bir derbide Hasan Şaş'ın kafasında patlayan yumurta, TT Arena'da kaleci Volkan'ı sıyıran rakı şişesi, Trabzon'da Milan Baros'a atılan ama kaleci Tolga'ya isabet edip ıslatan su şişesi, Ali Sami Yen'de futbol tarihine 'sulu derbi' olarak geçen maçtaki yüzlerce poşet su, ülkenin her yerinde tabela terse dönünce sahaya yağan koltuklar... Çok yaratıcı (!) olduğumuz söylenemez değil mi? Hayır asla. Ne domuz kafası, ne Vespa, ne de kereviz... Bu alanda da en yaratıcı millet biziz. Sahaya giren ve ertesi gün hakim karşısına çıktığı zaman "Ben tribünde en öndeydim. Sahaya atlamadım, beni ittiler" diyerek kendini savunanlar kadar yabancı madde görmedi maalesef bu futbol tarihi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















