19 Kasım 2010

Hafta Sonu Futbol

20 Kasım Cumartesi
14:00 Altay-Mersin İY / TRT 1
14:30 Kasımpaşa-Gençlerbirliği / Digi
14:45 Arsenal-Tottenham / PL TV
16:00 Manisaspor-Bursaspor / Lig TV
16:30 Schalke 04-W.Bremen / TRT 3
17:00 Birmingham-Chelsea & M.United-Wigan / PL TV
17:00 Sivasspor-K.Karabükspor / Digi
19:00 Beşiktaş-Konyaspor / Lig TV
19:30 Liverpool-West Ham / PL TV
19:30 Leverkusen-Bayern / TRT 3
21:00 Almeria-Barcelona / NTV Spor
21:45 Milan-Fiorentina / TV8 & Spormax
21:45 Ajax-PSV / Beyaz TV
22:00 Nice-Montpellier / Kanal A
23:00 Real Madrid-A.Bilbao / NTV Spor
21 Kasım Pazar
13:30 Orduspor-Tavşanlı Linyit / TRT 3
13:30 Genoa-Juventus / TV8
14:00 Denizlispor-Diyarbakırspor / TRT 1
14:30 Antalyaspor-Gaziantepspor / Digi
15:30 Groningen-Feyenoord / Beyaz TV
15:30 Blackburn-Aston Villa / PL TV
16:00 Chievo-Inter / TV8
16:00 Trabzonspor-Eskişehirspor / Lig TV
16:30 Stuttgart-Koln / TRT 3
17:00 Ankaragücü-İBB / Digi
18:00 Fulham-M.City / PL TV
18:00 Lille-Monaco / Kanal A
18:30 St Pauli-Wolfsburg / TRT 3
19:00 Kayserispor-Galatasaray / Lig TV
19:30 Ç.Rizespor-Boluspor / TRT 1
21:45 Napoli-Bologna / Spormax
22:00 Lens-Lyon / Kanal A
22:00 Real Sociedad-A.Madrid / NTV Spor
22 Kasım Pazartesi
20:00 Fenerbahçe-Bucaspor / Lig TV
22:00 Sunderland-Everton / PL TV

17 Kasım 2010

El Superclasico #2

El Superclasico'nun Ardından

El Superclasico 3-4 yıldır Türkiye'de yayınlanıyor, her derbi sonrasında "Bu mu dünyanın en büyük derbisi?" eleştirileri geliyor bloga, ya da ben okuyorum bir yerlerde. Öncelikle herkesin derbisi kendine büyük, bunu bir Türk ya da İtalyanın dünyanın en büyük derbisi olarak kabul etme mecburiyeti yok, bilimsel bir gerçek yok karşımızda (!) Dün de mücadelenin bol olduğu, futbol kalitesinin mumla arandığı, artık yolun sonuna gelmiş yıldızların sahada gezindiği, bir tarafta tarihinde ilk kez küme düşmemek için çabalayan River Plate ile en az onun kadar kötü bir sezon geçiren Boca'yı izledik. Evet bu derbi büyük. Tarihini, yetiştirdiği futbolcuları, ülkeye verdiği heyecanı, tribün şovlarını, 90 dakika boyunca yükselen tezahüratı görünce sahadaki futbol kalitesinin pek bir önemi kalmıyor. Bir derbinin büyük olabilmesi için de iyi futbol olması gerekmiyor. Maçın sonunda kariyerinde son kez El Monumental'a çıkan Martin Palermo'nun yüzündeki hüzünü görmek yetiyor. Riquelme'nin sakat sakat maça çıkmasını, golü yedikten sonra kenardaki endişeli suratını görmek, onca alkol tedavisinin ardından Ortega'nın hala o çalımlarını atabildiğine şahit olmak ya da bir zamanlar çocuk yaşta yolu İstanbul'dan geçen Lamela'nın artık bir yıldız adayı olduğunu farkedebilmek...
River Plate, eski bir Boca Juniors'lu Maidana'nın kafa golüyle kazandı. O dakika kadar çok iyi oynayan Boca'nın yedek kalecisi Garcia için çıkmaz bir toptu. Ne Palermo ne de Pavone adam gibi pozisyona giremediler. Hakem Baldassi, 17. kez yönettiği derbide, iyi hakeme futbolcular nasıl saygı duyar, bize bunu gösterdi. Golü yiyen Boca'nın taraftarı oyun soğusun diye yüzlerce meşale yaktı, River o gazla ikiyi bulabilirdi, olmadı. Almeyda ile hasret giderdik, o kazadan sonra sahalara dönebilen Buonanotte'yi izleyebildik.

16 Kasım 2010

Naklen Yayınlar

16 Kasım Salı
00.00 River Plate – Boca Juniors/ Spormax
17 Kasım Çarşamba
21.30 Hollanda – Türkiye / TRT 1
22.00 İngiltere – Fransa / NTV
23.00 Portekiz – İspanya / TV 8
İyi Bayramlar

12 Kasım 2010

Serie A HD ve El Superclasico Spormax'de

İki güzel haber var. İkisi de Spormax kanalından. İtalya Serie A'yı HD olarak yayınlayacaklar artık. Bu hafta Juventus-Roma maçı ve Milano derbisi Spormax'te HD olarak yayınlanacak.
İkinci haber, El Superclasico. Arjantin liginin bu sezon Türkiye'de yayınlayan kanal yok ancak Spormax, River Plate-Boca Juniors derbisinin yayın hakkını satın aldı. El Superclasico öncesinde son 10 yılın derbilerinin yer aldığı bir program da var. Derbinin naklen yayını ise Salı gecesi 23:59'da başlıyor.

Hafta Sonu Futbol

12 Kasım Cuma
20:00 Konyaspor-Kayserispor / Lig TV
21:30 Dortmund-Hamburg / TRT 3
13 Kasım Cumartesi
14:00 Adanaspor-Orduspor / TRT 1
14:30 Bucaspor-Ankaragücü / Digi
14:45 Aston Villa-Manchester United / PL TV
16:00 Bursaspor-Trabzonspor / Lig TV
16:30 Wolfsburg-Schalke 04 / TRT HD
17:00 Tottenham-Blackburn / PL TV
19:00 Eskişehirspor-Antalyaspor / Digi
19:00 Gaziantepspor-Fenerbahçe / Lig TV
19:00 A.Bilbao-Almeria / NTV Spor
19:30 Mainz-Hannover / TRT 3
19:30 Stoke City-Liverpool / PL TV
19:45 PSV-Excelsior / Beyaz TV
21:45 NAC Breda-Twente / Beyaz TV
21:45 Juventus-Roma / Spormax HD/ TV8
22:00 Caen-Lille / Kanal A
23:00 Barcelona-Villareal / NTV Spor
23:30 Corinthians-Cruzeiro / Spormax
14 Kasım Pazar
13:30 Lazio-Napoli / TV8
14:00 Boluspor-Gaziantep BB / TRT 1
14:30 Kasımpaşa-Sivasspor / Digi
15:30 AZ Alkmaar-Ajax / Beyaz TV
16:00 Palermo-Catania / TV8
16:00 Genclerbirliği-Beşiktaş / Lig TV
16:00 Everton-Arsenal / Spormax
16:30 Hoffenheim-Freiburg / TRT HD
17:00 İBB-Karabükspor / Digi
18:00 Lorient-PSG / Kanal A
18:10 Chelsea-Sunderland / PL TV
18:30 Bayern Munih-Nurnberg / TRT 3
19:00 Samsunspor-Denizlispor / TRT 1
19:00 Galatasaray-Manisaspor / Lig TV
20:00 Sporting Gijon-Real Madrid / NTV Spor
21:00 Vasco de Gama-Sao Paulo / Spormax
21:45 Inter-Milan Spormax HD / TV8
22:00 Lyon-Nice / Kanal A
22:00 Valencia-Getafe / NTV Spor
23:30 Fluminense-Goias / Spormax
16 Kasım Salı
23:59 River Plate-Boca Juniors / Spormax

Mesut Barcelona'ya Gidiyordu

İddia Barselona'dan Sport gazetesine ait. Sezon başında Real Madrid'den önce Barcelona, Mesut Özil için kulübü Werder Bremen ile anlaşmaya varıyor. Üstelik rakam daha sonra Real Madrid'in ödeyeceği 15 milyon Euro'nun da yarısı. Mesut ile anlaşma sağlanınca ön kontrat yapılıyor ve bir haftalık opsiyon alınıyor. Ne oluyorsa o bir haftada oluyor. Guardiola, önce bir yıl sonra sözleşmesi sona erecek olan Mesut'un bonservisinin alınıp, bir yıl Bundesliga'da kiralık olarak oynamasını istiyor. Sonra yaşının çok genç olduğunu ve onun oynadığı bölgedeki oyuncularıyla rekabet edemeyeceğini düşünüyor. Guardiola olumsuz yanıt verince de Barcelona ön anlaşmanın iptal olduğunu iki tarafa da bildiriyor ve Mesut Özil, 15 milyon Euro bonservis, yıllık 5 milyon Euro'ya Real Madrid'e imza atıyor. Bugüne kadar yaptıkları ortada. Kendini kanıtladığından artık lafını da dinletiyor.El Clasico'nun tarihi 29 Kasım Pazartesi olarak açıklanınca fikrini sormuşlar. Mesut da "Ne gün oynayacağımız önemli değil, Barcelona'yı yeneceğiz" demiş. Bir istatistik, iki kulüp tarihlerinde iki kez Pazartesi günü El Clasico oynadılar. Birini Real Madrid, 2-1; diğerini ise Barcelona, 1-0 kazandı. O iki sezonun da şampiyonu Real Madrid...

Inzaghi ve Milano Derbisi

Çok değil geçen hafta Real Madrid'e 2 tane sallayan Pipo İnzaghi için sezon bugün bitti! 37 yaşındaki bir golcü sol diz bağlarından operasyon geçirdikten sonra futbola dönmez. Kolay değildir, artık asarsın kramponları. Bu Inzaghi ise herşey beklenir. Kardeşi ne kadar gamsızsa bu adam o kadar hırslı bir o kadar profesyonel. Milan da vefalı kulüptür, parasını öder, sezon sonunda sözleşmeyi de feshetmez. Liderliğe yükseldikleri, hafta sonunda derbide Inter'i devirdikleri takdirde puan farkını 6'ya çıkartacakları bir günde bu sakatlık haberine bir de Pato'nun oynamayacağı haberi geldi. Pato bu lige geldiğinden beri tekme yiyiyor, sakatlığa da açık bir oyuncu, sürekli adale problemi yaşıyor. Milan'ın doğru bir transfer politikası yok elbette. Kalesinde Abbiati'nin olduğu takımın santrforu İbrahimovic olur mu? Sezon başında iki santrforu elden çıkardılar. Şimdi bu iki adam derbide olmayınca Robinho devreye girmek zorunda. Ya da Inter orta sahasıyla başa çıkabilmek için Ibra'yı ileride tek bırakacaklar. Inter, maşallahı var, Mourinho'nun mirasını Benitez sayesinde çok çabuk tüketti. Geçen hafta San Siro'da, hafta ortasında deplasmanda 2. golü atmayı beceremediler ve 4 puan daha yaktılar. Milan, derbilerde 2008 yılından beri kazanamıyor. 6 yıldır da berabere biten derbi yok. Ev sahibi Inter, kaybederse puan farkı 6 olacak ki o zaman Rusya'da sezonu bitirmek üzere olan Spalletti'nin ismi manşetlere çıkacak...

11 Kasım 2010

Santiago Bernabeu Hatırası

Santiago Bernabeu'yu gezmeye gittiğinde tribünlerden başlıyor, sahaya iniyor, yedek kulübesinde oturabiliyorsun, zemin elbette yasak. Oradan soyunma odaları, basın toplantılarının yapıldığı salon ve seni mağazaya çıkartıyorlar turun sonunda. Yukarıda müzeyi gezerken, kupalarla fotoğraf çektirebiliyorsun, bir de futbolcu ya da teknik adamla foto montaj var. Sol kolunu açıp poz veriyorsun, kız bedava diyor, yalan söylüyor.. Foto, tur fiyatı dahil diyor. Elinde numara ile mağazada foto bölümüne geldiğinde eh bu işin bir baskı maliyeti var tabii! Bir de mağaza turu. Real Madrid en kötüsünden 50 Euro'nu almayı başarıyor. Dün akşam Santiago Bernabeu'da Murcia ile oynanan kupa maçında Jose Mourinho'yu hakem sahadan attı. Bu ilk kez başına gelmiyor tabii Mourinho'nun. Maçın kalan bir saatini tribünde seyretti taraftarlar arasında. Fırsat bu fırsat tabii, arkadaş dayanmış fotoya. Bu bedava ama (!) Bak bizde olsa kesin hocaya akıl verilir, beraber onbir yapılır. Hocam, Lass'ı koyman lazım onbire, söyle bu Ronaldo'yu her gördüğü yerden vuruyor, Pepe'yi kes hocam takımdan vs...

El Clasico: 29 Kasım Pazartesi

28 Kasım'daki Galatasaray-Beşiktaş derbisiyle aynı akşamda program görülen Barcelona-Real Madrid, Barselona'daki seçimler nedeniyle bir gün sonraya alındı. El Clasico, 29 Kasım Pazartesi günü Türkiye saatiyle 22:00'de oynanacak.

9 Kasım 2010

Amauri-Sabri Takası (!)

Trabzonspor-Galatasaray maçının sabahı bir haberde diyordu ki: Juventus Futbolcu İzleme Komitesi Başkanı Domenico Arruzzo, Elano ve Sabri'yi izleyecek. Juventus'un teknik ekibini ezbere bilmiyorum tabii, böyle bir adama rastlayamadım nette. Vardır illa ki. Elano sezon başında da Juventus ve Milan için yazılmıştı. Sabri için de geçmişte Fiorentina, Sampdoria isimleri geçmişti. Sonrası ilginç. İtalyan medyası, Türk gazetesini kaynak olarak göstermiş ve bu haberi kullanmış. Haberi geliştirmek önemli tabii. Elano gündemde değil ama Sabri için 6.5 milyon Euro istendiğini yazmışlar, Juventus da nakit çıkmak yerine eldeki iki forvetinden birini takasta kullanabilirmiş. Sonuç ne peki? Amauri (Iaquinta)-Sabri takası... Fıkra gibi ama hadi hayırlı olsun (!)

il tentativo per Sarioglu potrebbe essere effettuato già per gennaio, e, qualora la Juventus ingaggiasse anche una punta già nel corso del mercato invernale, un nome tra quelli di Amauri (30) e, meno plausibilmente, Vincenzo Iaquinta (30) potrebbe essere offerto come contropartita.

Naklen Yayınlar

9 Kasım Salı
20:00 Ankaragücü-Fenerbahçe / TRT 1
22:00 Tottenham-Sunderland / PL TV
10 Kasım Çarşamba
20:00 Galatasaray-Denizlispor / TRT 1
21:45 Roma-Fiorentina / TV8
22:00 Manchester City-Manchester United / PLTV
11 Kasım Perşembe
20:00 Gaziantep BB-Beşiktaş / TRT 1

7 Kasım 2010

Totem Romano (!)

"Derbiyi Lazio kazanır. Golü, penaltıdan Floccari atar" Francesco Totti /4 Kasım Perşembe
Lazio: 0 Roma: 2

Dk. 52 Borriello (Penaltı) Dk. 87 Vucinic (Penaltı)

6 Kasım 2010

Platini Inter'e Gitseydi?

Bazen tek bir transfer ülkenin futbol tarihini baştan aşağı değiştirebilir. Örnekte olduğu gibi. 1978'de Arjantin'deki Dünya Kupası'nın ardından Inter, bir Fransız'ın peşine düşüyor o yaz. Nancy'yi uçuran Michel Platini. Platini ile 3 yıllığına anlaşıyorlar. Bu da anlaşmanın metni (Bu akşam ilk kez İtalya'da tv'da gösterilecek) Bugünün sözleşmeleri kadar detaylı değil elbette. Lisansı çıktığı takdirde gelir maddesi var. O günlerdeki yabancı yasağı maddesini araştırmak lazım. Platini, bu maddeye takılıyor. 78'de, Fransa'da yaşayan Fransız, İtalya'da yaşayan İtalyan, canım franc'lar, liret'ler var ceplerde. Sınırda da kontrol. Platini o sezon Inter'e gidemiyor. Bir yıl daha oynuyor ve Saint Etienne'e gidiyor. Orada 3 yıl oynadıktan sonra da 1982'de Juventus'a...

İbrahimovic&Onyewu

İbrahimovic, 1.95 boyunda. Oynewu ise 1.93. Futbol dünyasında İbrahimovic gibi adama posta koyacaksan ancak böyle 2 cm kısa olacaksın. Yoksa ufalar (!) Milan'ın dünkü antrenmanında, takım arkadaşına sert giren defans oyuncusu değil, forvet olan... İbrahimovic, Nijerya asıllı ABD'liyi kazımaya kalkıyor. As oyuncuların bu türden faullerinde yedekler genelde başlarına bela almamak için seslerini çıkarmazlar. Acıyla başbaşa kalırlar. Yedeklerden de as oyunculara müdahalelerde dikkatli olmaları istenir, olmazsan biletini keserler. İbrahimoviç'in faulü sonrasında Onyewu bunu sineye çekmediği için sağlam bir kavga olmuş. Küfürler havada uçuşmuş, silik teknik direktör Allegri de idmanı iptal etmek zorunda kalmış. Bıraksalar kim döverdi acaba?

Materazzi&Zidane

Zidane'ın futbola vedasını severim. Onurlu bir davranıştı. Kimileri bu şiddeti kınasa da Materazzi gibi bir çatlağa onun diliyle konuşmuştu Zidane. Üzerine 4 yıl boyunca çok şey yazıldı çizildi. İki taraf da kendi savunmasını yaptı. Zidane ve Materazzi o günden bu yana bir araya gelmemişti. Geçen Salı günü geldiler ama elde bir fotoğraf karesi de yok. Mourinho, Inter'den ayrıldığında Küçük Emrah'a bağlayan ve hocasına sarılıp ağlayan Materazzi, Milan maçı için Milano'ya gelen Real Madrid'i kaldığı otelde ziyaret etmiş. Bu -miş'li zamanı hiç sevmem yazı yazarken ama elde foto olmayınca mecbur kalıyorum. Materazzi ve Eto'o Milano'da otele Mourinho'ya ziyarete gelmişler. Materazzi burada Zidane ile karşılaşıyor, kalabalık bir grup var. Önce selamlaşmıyorlar. Sonra birileri aralarını yapıyor ve barışıyorlar. Bence sevgi böceği olmanın gereği yoktu...

5 Kasım 2010

Hafta Sonu Futbol

5 Kasım Cuma
20.00 Kayserispor – G.Birliği /LİG TV
21.30 Schalke 04 – St.Pauli /TRT 3
6 Kasım Cumartesi
14.00 Çaykur Rize – Mersin İdman Yurdu /TRT 1
14.30 Karabük – Bucaspor /DIGI
14.45 Bolton-Tottenham /PL TV
16.00 Antalyaspor – Bursaspor /LIG TV
16.30 Mönchengladbach – B. Münich /TRT 3
17.00 Sunderland – Stoke City / PL TV
17.00 Manchester United – Wolverhampton / PL TV
17.00 Ankaragücü – Gaziantepspor /DIGI
19.00 Fenerbahçe – Eskişehirspor /LİG TV
19.45 Twente – Excelcior /BEYAZ TV
21.45 Inter – Brescia /TV 8
22.00 Rennes – Lyon /KANAL A
23.00 Espanyol – Malaga /NTVSPOR
23.30 Atletico MG – Santos /SPORMAX
7 Kasım Pazar
13.30 Fiorentina – Chievo /TV 8
14.00 Giresunspor – Diyarbakırspor /TRT 3
14.30 Sivasspor – İstanbul Belediye /DIGI
15.30 Arsenal – Newcastle /PL TV
16.00 Lazio – Roma /TV 8
17.00 Manisaspor – Konyaspor /DIGI
18.00 Lens – Montpellier /KANAL A
18.00 Liverpool – Chelsea / PL TV
18.30 Stuttgart – Werder Bremen /TRT 3
19.00 Trabzonspor – Galatasaray /LİG TV
19.30 Denizlispor – Tavşanlı Linyitspor /TRT 1
20.00 Getafe – Barcelona /NTVSPOR
21.00 Sao Paulo – Corinthians /SPORMAX
22.00 PSG – Marsilya /KANAL A
22.00 Real Madrid – Atletico Madrid /NTVSPOR
8 Kasım Pazartesi
20.00 Beşiktaş – Kasımpaşa /LİG TV
22.30 Sevilla – Valencia /NTVSPOR

4 Kasım 2010

Totem

"Derbiyi Lazio kazanır. Golü, penaltıdan Floccari atar" Francesco Totti

3 Kasım 2010

Milan: 2 Real Madrid: 2

Hafta sonunda Juventus’un 2-1 ile San Siro’dan çıktığı maçın sonrasında Milan taraftarı net olarak biz Cristiano Ronaldo’yu tutamayız. Juve’nin sağ beki Pepe idi, geçemedik, Sergio Ramos ile ne yapacağız karamsarlığındaydı. Real Madrid’de Ronaldo ikişer ikişer atıyor, başında Milan’ın ciğerini bilen Mourinho, San Siro’ya geliyordu. Açıkçası bu stadın Real Madrid’e ters gelmesi dışında da Milan’a artı yazılacak birşey yoktu. Mourinho şovuyla beraber geldi. Önce otobüste ardından sahaya çıktığında Milan taraftarına “3” parmağını gösterdi. Kısa ama kızdıran bir gösteri işte.Lider TV’den izledim. Bu spiker kardeşimi çok seviyorum, bilgili, futbolu da iyi süzüyor, detayları da veriyor, kanal da maça 15 dakika kala bağlanıyor, bizim buralarda hiç görmediğim tünel manzaralarını izliyorsun santra öncesinde. Milan doğal olarak sert başladı. Kaptan Gattuso’nun bir iki krampon gösterdiği pozisyon sonrasında önce Mesut sonra Cristiano Ronaldo sindi. Mesut için Real Madrid Başkanı Perez bugün dünyanın en iyisi olacak demişti. Sezon başından beri izlediğim en kötü Mesut’tu. Pas organizasyonda hiç yoktu. Olur öyle...Mourinho da ısrarla oyunda tuttu, uzatma dakikalarına kadar. Ronaldo iki pislik yaptı ilk yarı. San Siro ve Gattuso da başına çöktü. İlkinde Abate’den suratına tokat yemiş numarasına yatıp kendini yere attı, ikincisinde yine aynı oyuncunun baldırını ezdi kramponuyla. Real’in Khedira ve Xabi ile tuttuğu orta sahayı Milan’ın topla geçebilmesi zor. Allegri, Pirlo’yu da kendi sahasına koyunca uzun ve ters toplarla ilerideki Ronaldinho-İbra-Pato üçlüsünü (bu hattın arkalarındaki üçlüyle aynı takımda olmaları?) bulmaya çalıştılar. Yürümeyen bir taktikti, çaresiz görünüyordu ama Real Madrid iyi gününde değildi. İki kez Carvalho-Ramos kulvarından delindiler, gamsız İbrahimovic ikisinde de karşı karşıyaydı, değerlendiremedi. Pirlo’nun biri çizgiden devamında yine kafayla çıkardığı pozisyon ile Real Madrid geliyor dedirtti. Marcelo, Mesut, Ronaldo vasatın altında olunca da Milan savunması iyi gözüktü. Yine de bir yılan pasla işi bitirdiler ilk yarıda Higuain ile.Inzaghi yerine Robinho bekliyordum Ronaldinho çıkacaksa. Açıkçası bana yanlış bir tercih gibi geldi Pato da kenara gelene kadar ama sonrasında Inzaghi’nin meşhur balı kısmeti devreye girdi. Bu adam anasının karnından böyle maçlar için doğmuş. "Atsa da gol sevincini görsek" diyorsun oyuna girdiğinde tribünleri ayağa kaldırmaya çalışırken. Pepe’nin (Mourinho hemen hesabı kesti ve beraberliği getiren Pedro Leon'u oyuna aldı, bkz:maç çeviren hoca) saçmaladığı pozisyonda Casillas da kendini aştı! Başka türlü de Inzaghi gol atamaz işte! İki hata, golü getirdi. İkinci gol net ofsayt. Inzaghi yatmıştı pusuya. (Mourinho, Madrid'deki maç öncesinde "Sadece Inzaghi'den çekiniyorum" diyerek inceden dalgasını geçmişti ama, ayarı da aldı) Real Madrid sezonun ilk mağlubiyetini alacak, Mourinho’nun “3” geri tepecek derken; son lig maçında iki asist yapan Benzema çıktı sahneye. İnce verdi, Pedro Leon da (bu sezon 32. Real Madrid golü ve ilk kez bir İspanyol gol attı) veteran Abbiati’nin beşliğini kanırttı açıkçası. Milan tribünlerinin kareografileri de dahil olmak üzere güzel maçtı Avrupa derbisi... Inzaghi, Avrupa Kupaları'nda bir numaraya çıktı 70 golle. Gerd Muller'i geride bıraktı. Higuain de Real Madrid'in Avrupa'da 700. golünü attı. 600'ü Beckham, 500'ü Guti atmıştı...

2 Kasım 2010

Sustukça Sıra Sana Gelecek

Jose Mourinho, Real Madrid'de beş ayı geride bıraktı. Basın toplantıları haricinde İspanya, İtalya ve ülkesi Portekiz'de bu süre içinde verdiği röportaj sayısı 15'ten fazla. Frank Rijkaard, Galatasaray'ın başında 17 ay kaldı. Hollandalı bu süre içinde kulübü dışında sadece bir kez, o da Futbol Federasyonu'nun resmi dergisi Tam Saha'ya konuşabildi. Rijkaard, gazete, dergi ve televizyonlara özel röportaj veremedi. Sadece Galatasaray değil, Fenerbahçe ve Beşiktaş da teknik adam ve futbolcularının ağızlarını bantlıyor uzun yıllardır. Bir 'tıp'tır gidiyor futbol dünyamızda!

Sansürün ulaştığı son nokta ise, tercüman vasıtasıyla demeçleri süzgeçten geçirmek. Rijkaard'ın herkesin anlayacağı İngilizce (Hollandalı, idmanda futbolcularına 'Closer' -pas alışverişinde birbirinize 'yakın' oynayın dediğinde- bunu 'kapanın' diye çeviren tercüman, takımı defans yapmaya davet ediyordu!) yerine Hollandaca konuşmasını isteyip, Mustafa Yücedağ'ın eksik çevirisiyle kafa karıştırıldı. Schuster'e ana dili Almanca soru yönelten yayıncı kuruluş muhabiri, Beşiktaş 'iletişim' sorumlusu tarafından "Sorular, İspanyolca sorulacak" diye azarlandı bu ülkede! Peki sayfalar ve programlar nasıl doluyor? Meydan, elbette ki kameraları gördü mü dayanamayan aktif ya da görevi bırakmış kulüp yöneticilerine; bir zamanlar konuşma fırsatı bulamayan, bugün de susmayan eski futbolculara ve reyting avcısı, fantezi meraklısı yorumculara kaldı elbette...

Bu ülkeden ne efsane hocalar, futbolcular geldi geçti... Gittiklerinde ne kaldı geriye? Ne öğrendik? Bir anektod, bu ülkedeki özel hayatlarına dair bir hatırat, giderayak bir nasihat... Tigana, Zico, Del Bosque, Aragones, Rijkaard ve Schuster bizim ligimizi tercih ettiklerinde üç büyükler Avrupa medyasında manşete çıktılar. Sonrası derin bir sessizlik. Yabancı basın bu teknik adamlar hakkında tek satır demeç alıntı yapamadı. Onlar bir kez daha Avrupa'da manşetlere çıktıklarında bavullarını toplamış, evlerine dönüyorlardı. Biz bu adamların teknik adamlık kariyerlerini, yeterliliklerini sorguladık. Kurdukları 11'lere, oynattıkları sistemlere burun kıvırdık. Darağacına çıkardık, kestik, biçtik... Onlar sesini çıkaramadı. Ne düşündüler, cevap hakkı olsa ne söylerlerdi? Yedi gün 24 saat bu takımları takip eden muhabirler neler sormak isterlerdi acaba bu teknik adamlara?
Spor medyasının hakkını savunması gereken, kulüplere "Durun beyler nedir bu yasaklar? Bu sayfalarda soruları biz sorarız," demesi beklenen Türkiye Spor Yazarları Derneği de katıldı bu sessizliğe. Gazetecilik ölüyor, kimse kılını kıpırdatmıyor! Bakın Rijkaard gitti, ondan geriye oturup ülke futbolu için üstüne kafa patlamamız gereken bir yıl öncesinden şu satırları kaldı yadigâr...

"Türk futbolunda her şeyden biraz var. Ama hiçbir şey tam yok. Bu işi hem zorlaştırıyor hem de komplike hale getiriyor. Daha çok tepkisel bir oyununuz var. Karşı takıma göre taktikler belirleniyor. İşler kötü gittiğinde bir anda oyun mantalitesi kaybolabiliyor. Yürekten oynayan oyuncu sayınız çok. Ama bu bazen aklı devre dışı bırakıyor. Herkes kendi başına maçı çevirmeye kalkıyor."

Beşiktaş'ta Schuster de zor bir dönemden geçiyor. Onu da belki Rijkaard gibi kurban vereceğiz. İspanyolca basın toplantısı yapan Alman Schuster, İngilizce demeç veren Alman Fink, bize memleketi Uruguay'ı hiç anlatamayan Lugano, yedi yıldır bu ülkede top koşturup; bin tane anı biriktiren ama özel röportajlarını ülkesi Brezilya'da verebilen 'hiç koşmayan!' Alex de Souza, Lorik Cana, Guti, Quaresma ve diğerleri... Susmayın... Sustukça sıra size gelecek... / SABAH Pazar-31 Ekim 2010