Kezman’ı konuşuyorduk derbi sonrasında sıkıdan öte Fenerbahçeli dostumla. Her Fenerbahçeli gibi o da muzdaripti adamın performansından.
Batman ve Robin hikayesine hak verdiğini söyledi ama "
bu adam da Chelsea ve Atletico Madrid’de oynadı" dedi sonra. Kezman’ın her kötü performansı sonrasında hep bir “ama” vardı. "
Bu adam Chelsea ve Atletico Madrid’de oynadı. Kötü olsaydı Mourinho alır mıydı?" Acaba
Mourinho mu aldı Kezman'ı? Chelsea’de Ranieri’nin gittiği, Mourinho’nun geldiği dönemdi. Roman Abramovich’in Güney Amerika operasyonunu araştırıyordum. Büyük ağabey
Boris Berezovsky ile yaptıkları
Corinthians hamlesi,
Mascherano ve Carlos Tevez , piyon
Kia Joorabchian’ın hikayesini
Kızıl Samba başlıklı bir yazıda anlatmıştım. Okuduğum yüzlerce haber arasında Abramovich, PSV Eindhoven’ı da almak istiyor satırlarına rastlamıştım. Pek inandırıcı değildi ama yazdık bir kenara.

O günlerden filmi biraz ileri saralım.
Shevchenko transferi de gösterdi ki; Chelsea’de bütün transferler Mourinho’nun onayıyla yapılmıyordu. Altını kazdılar,
Abramovich soyunma odasına girdi vs.. geçelim bütün bunları birgün Mourinho gönderildi. Chelsea’deki Portekizliler derneğini de o gün dağıttılar. Yardımcısı
Brito, kondisyon hocası
Rui Faria, kaleci antrenörü
Louro ve yetenek avcısı
Villa. Abramovich, Portekizlilerden sonra işin başına kendisi gibi bir Musevi’yi getirdi.
Avram Grant ama işin perde arkasındaki isimler Hollandalı ve PSV kökenliydi. O adamları anlatırsak Kezman transferi de biraz daha aydınlanır sanırım. Avram Grant'ın yardımcılığına gelen ve Barça'da
Rijkaard'ın da akıl hocası olan Hollandalı
Henk Ten Cate 'yi kısa geçelim...

1 numarada
Frank Arnesen var. Evet Hollandalı değil Danimarkalı ama Ajax ve PSV formaları giymiş Arnesen, Hollanda futbolunu en iyi bilen adamlardan. Abramovich,
Peter Kanyon’u nasıl Man. United’dan kopardıysa; onu da Tottenham’dan aldı getirdi Chelsea’ye. Adamın işi genç yetenekleri keşfetmek ve yardımcısı da eski bir PSV altyapısı çalışanı
Ruud Kasier. Bir de duayenleri var bu ikilinin. 70’ini geçmiş bir futbol adamı.
Piet de Visser. PSV Eindohoven’a
Ronaldo ve Romario’yu toy zamanlarında kazandıran “scout”kralı. Shevchenko’yu da ilk keşfeden Avrupalı menajer olduğunu söyler bazı kaynaklar. İşte Kezman’ı PSV’ye getiren de Piet de Visser'di. Bir diğer önemli isim ise Arnesen ile PSV’de beraber çalışan
Guus Hiddink. Abramovich’in yakın arkadaşı ve Rus milli takımının teknik direktörü. Chelsea ve PSV Einhoven kulüpleri aralarında herhangi iki Avrupa kulübünün ilişkisinden farklı bir yakınlık olmadığını söylüyorlar ama
Alcides transferinde bile oyuncunun parasını Chelsea’nin ödediği ve PSV’ye pişşin diye yollandığı yazılıp çizilmişti. Şimdi toparlama vakti. Kezman’ı ve beraberinde PSV’den Chelsea’ya getiren Mourinho değil.
PSV'nin eski beyin takımı. Roman Abramovich nasıl ki başkan kontenjanından bu takıma başta Shevchenko olmak üzere
Jarosik ve Smertin, Tal Ben Haim gibi transferler yaptıysa; Mourinho nasıl kendi vatandaşlarını getirdiyse; eski PSV’liler de kendi adamlarını (
Kezman, Robben, Alex) taşıdı Chelsea’ye. Sonuç, 10 milyon euro’ya Chelsea’ye gelen Kezman aynı paraya Atletico Madrid’e satıldı. Atletico Madrid de bir milyon euro zararla Fenerbahçe’ye sattı Kezman’ı. Evet 2 büyük ligde oynadı ama hala büyük topçunun altını doldurmak için tek argüman Hollanda Ligi’nde 6-7 yıl önce attığı gollerin istatistikleri...

İki soruyla bitirelim:
Frank Arnesen ve Piet Visser bir kez olsun yanılmış ve yanlış ata oynamış olamazlar mı? Futbol sahasındaki icraatlarında
Musevi kökeniyle birçok bağlantı kurulan
Roman Abramovich'in
PSV Eindhoven sevgisinin ya da ilişkisinin altında yatan; Hollanda kulübünün 2005 yılında 100 yaşında hayatını kaybeden patronu,
Philips'in sahibi
Frits Philips'in 2. Dünya Savaşı'nda
Nazilerin elinden
382 Yahudi 'yi kurtarmış olması olabilir mi acaba?