25 Aralık 2007

Michelle Alves

Aislan Back

İtalyan, İspanyol kulüpleri bizdeki gibi Güney Amerika'ya "gidip" futbolcu bakmıyor. Her kulübün olmasa da büyüklerin, Brezilya ve Arjantin liglerini takip eden scout'ları var. Bunlar genelde Serie A ve La Liga'da forma giymiş ve kulüpleriyle ilişkilerini sürdüren eski futbolcular. Milan'lı Leonardo mesela. İtalyanların son keşfi Aislan Back. 1988 doğumlu. 1.91 boyunda stoper. Sao Paulo'nun kadrosunda şimdilik. Hem Milan hem de Inter Aislan'ın peşinde. Bugünlerde fiyatı için 2 milyon euro diyorlar. Yarın ne olur bilmem...

Tavşan Kaç Bolton Tut

Bu sezon Real Madrid'in en anlamsız transferiydi "tavşan" Javier Saviola. Sırf ezeli rakip Barça'dan bir oyuncu almış olmak için midir nedir kadrolarına kattılar. Saviola da gereksiz hırs yaptı Barça'ya ve bıyıklı Hollanda'lıya karşı. Madrid'de harikalar yaratacak, Barça'yı zor durumda bırakacaktı. Lakin o kadroda nasıl olsun ki bu? Ruud, Raul, Robinho; kimi keseceksin ki bu takımda. Cassano gelmiş, geldiği gibi gitmiş bu diyardan. Adını anan olmadı Saviola'nın. Hiç olmazsa geçen sezon Barça'da kupa maçlarının golcüsüydü, severlerdi de Camp Nou'da. Şimdi artık demir alma zamanı. Bolton istiyor Saviola'yı. İş yapar mı bilmem; bildiğim gider de iş yapmazsa kürkçü dükkanına River Plate'e döner.

Topun Hikayesi #3


Topun Hikayesi #1
Topun Hikayesi #2

Yolcudur Tommaso Rocchi

Lazio, Avrupa Kupaları'ndan elendi. Haftasonunda Palermo deplasmanında 2-0 geriye düşüp 2-2 beraberliği buldular. İtalyan kanalında ekrana gelen maç sonu görüntüsü ilginçti. Stad dışında otobüse yürüyen takımın santrforu Tommaso Rocchi'ye kulüp başkanı Lotito elini uzatıyor, gel biraz konuşalım der gibi. Rocchi'nin yaptığını bizim memlekette bir futbolcu yapsa ne olur acaba? Onca kameranın önünde başkanın elini itiyor ve adamı tersleyip, otobüse gidiyor. 3 aydır sözleşmesini uzatmak isteyen Rocchi'nin karın ağrıları bunlar. Bu hareket bence yolun sonudur. Rocchi'yi isteyenler parmak kaldırsın...

Claire Forlani

Topun Hikayesi #2

Topun Hikayesi #1

Atletico Madrid 1985/1986




Topun Hikayesi #1

Futbol topunun hikayesi. Adidas topların üretimi aşaması. Birkaç postta bitecek fotoğraflar..

Milan Kaleci Arıyor

Milano derbisinde, Inter 2. golü atınca tribünleri Dida'ya "sen de bizdensin"diye bağırmışlar. Dida'nın var öyle bir güzelliği. Kapattığı köşeden yedi ilk golü Bahçıvan'dan. Milan'ın ligle bir alakası kalmadı. Şampiyonlar Ligi dışında hedefleri yok. Tek heyecan, Berlusconi'nin "yarım sezonda 30 gol atar"diye fena uçtuğu Pato. Kale için -zor ama- yazılan isim Doni. Roma'nın Brezilyalısı gelse bile Şampiyonlar Ligi'nde oynayamaz. Roma da ucuza bırakmaz. Bu iş sezon sonunda olursa, Roma kalesi için ilk aday Livorno kalecisi Marco Amelia. Milan, Roma'ya kafayı fena takmış durumda bu arada. Sadece Doni değil; iki orta sahanın da peşindeler. De Rossi ve Alberto Aquilani. Bunlar dün gece İtalyan kanallarında dönen spekülasyonlar. Inter'in de 2 yıl içinde kadrodaki İtalyan sayısını arttırması gerekiyor. İlk isim Sevilla'dan Maresca.

Tümer Metin ve Askerlik

Tümer Metin uzun zamandır sahalarda yok. Eksikliğini de kimse farketmiyor açıkçası. 33 yaşını bitirdiğinden ve profesyonel futbolcuların 38 yaşında askere gitmesine olanak sağlayan yasa da kabul görmediğinden Tümer'in 2 şansı varmış: Ya Sivas'a gidip acemi birliğine teslim olmak ya da yurtdışında bir kulübe gitmek. Askerlik hassas mesele, hele bugünlerde. Tümer askere gitse vatan savunmasına ne katkısı olur? Yılda 2 milyon euro'ya yakın kazanan bu adamdan; bedelli askerlik madem yok; "profesyonel sporcunun askerlik bedeli" karşılığı -atıyorum- 100 bin euro alsınlar, bunu da Mehmetçik Vakfına bağışlasınlar. Profesyonel sporcularda bu para var ama bu zaman(15 ay) yok. Yok olmaz yasaya uymuyor deniyorsa o zaman bir soruyla bitireyim: Askere çağrılan, birliği belli olan Tümer; hangi pasaportla nasıl gidip Avrupa'da oynayacak?

Çakı Gibi Telefon

Tut ki var bu modeller, satar mı?

Atıyorlar Madrid

Semih Şentürk spor medyasının çok sevdiği bir futbolcu. Yıllardır genç olarak lanse edilir, joker golcüdür, şeker çocuktur Semih. Hakkında tek satır olumsuz haber çıkmaz. Sözleşmesinin bitmesine yakın da; Semih'in hep Avrupa'da taliplileri olur. Şurda daha bu sezona kadar ilk onbire giremeyen bir adamı istemeyen Avrupa kulübü kalmadı (!) geçmiş yıllarda. Şimdi bugün çıkan bir habere bakalım: "Sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan ve nikah tazelemek için henüz F.Bahçe yönetimiyle masaya oturmayan Semih’e ünlü İspanyol kulübü Atletico Madrid, 4 yıllık imza karşılığı toplam 10 milyon 700 bin Euro önerdi". Atletico Madrid'in forvetlerini saymayacağım; Atletico Madrid'de ödenen ücretleri söylemeyeceğim; Semih'in EU vatandaşı olmadığından 3 yabancı kontenjanında sayıldığında da hatırlatmayacağım. Yapmayın, etmeyin, bu kadar belli etmeyin; haberi bu satırlarla bitirmeyin bari: Teklif üzerine F.Bahçe’de kalmak istediğini yineleyen Semih, “Ben kulübümden memnunum. Ancak bana önerilen bu rakamlara karşılık F.Bahçe’den yıllık 1.5 milyon Euro istiyorum” diyor. Bu dostlar alışverişte görsün haberlerine kimse inanmaz. Aziz Yıldırım hiç inanmaz!..

Evangeline Lilly

24 Aralık 2007

All I Want for Christmas is a Dukla Prague Away Kit

Half Man Half Biscuit'in 86'da çıkardığı ilk single. Bir şarkı ve bir forma. Geçen sene yazmışım hikayesini, bu sefer şarkının sözleri: .
There was one of a game
{? Odds scale ?} Amsterdam,
The cards are down;
He thought he was better than you,
And the day after school,
You'd go around there to play him,
Hoping to compete for some kind championship,
And it always took about 15 billion hours to set the track up.
And even when you did, the thing never seemed to work.
It was a dodgy transformer, again and again.
It was a dodgy transformer, again and again.
It was a dodgy blue mass, again and again.
It was a dodgy transformer, cost 3 pounds 10.
So he sent his doting mother
Up the stairs with the stepladder,
To get the {? Sub-u-dome ?}
Out of the loft.
It had all the accessories
Required for that big-match atmosphere.
The crowd and the dugout,
And the floodlights, too.
And you'd always get palmed off
With a headless center-forward,
And a goal-kicker with no arms,
And a face like his.
And he'd managed to get hold of
A Dukla-Prague Away Kit,
His uncle owned a sport shop
And he'd kept it to one side.
And after only five minutes
You'd be down to ten men,
And then he said he'd be right back
While taking the base from under his left-wing.
Come to half-time, you were losing, four-nil.
Each and every goal, {? are partly because of some os his ?} stupid penalties.
So you smash up the floodlights
And the game was abandoned,
And the bog would bark
And you'd be banned from his house.
And your travelling army
Of synthetic supporters
Would be taken away from you
And thrown in the bin.
And now he's working
In a job with a future.
He hands me my Gyro (as in gyroscope, not "hero")
Every two weeks.
And me, I'm on the lookout
For a proper transformer

Yarım Kalanlar

AKP iktidarında okumaya başladım bu kitabı: Modernleşen Türkiye'nin Tarihi. Nereden baksan paradoks işte. Bitmedi, bir yerde kaldı. Erik Jan Zürcher, Van Basten'in memleketlisi. Osmanlı'nın son dönemini çizen performansı Cumhuriyet dönemine gelince nedense tıkanıyor, ben de orada kaldım işte. Bitmeyen kitaplar suçluluk duygusu yaratır mı? Bu yarattı işte. İşin garip tarafı, bir arkadaşımla kitabı konuşurken, yazardan aile dostumuz diye söze dalması. İstanbul'a geldiğinde bizde kalırdı dedi. Bir daha geldiğinde imzalat kitabı dedim; hala gelecek o kitap. Yarıda kalan Pınar Kür, Kürşat Başar romanları, 3. sayfasında kaldırılıp atılan Tuna Kiremitçi basitliği, tek şarkısı dinlenen albümler, sadece spor sayfası okunan gazeteler, reklamlarına bakılan dergiler, kenarı yenmeyen pizzalar, yarım kalan aşklar...

Edgar Davids

Marcio Nobre, Vestel Manisaspor karşılaşmasına gözlükle çıkınca adı geçen her haberde Edgar Davids'i andırdı yazmışlar. Nobre'nin rahatsızlığı nedir bilmiyorum ama Davids'i de böyle hatırlamış olduk. Hollandalının gözlerinde akut glokom var ve o yüzden kariyerinin büyük bölümünü bu alameti farikası haline gelen gözlüklerle geçirdi. Van Gaal'ın Ajax'dan talebesi olduğundan nandrolon dan yakalanan, mamalılar listesinde adının olması çok garip değildi. Çöküş Juventus'dan ayrılınca başladı. Geçen sezonun ortasında Ajax'a döndü, kürkçü dükkanına. Bu sezonun başında da ayağını kırdı. 34 yaşında. Parlak ama sonu iyi olmayan bir kariyer onunki..

Camilla Lemb

Barcelona-Real Madrid

Taştan Oyulmuş Fincan

Çok değil 2 sezon önce Barça, Santiago Bernabeu'da 3 attığında, Ronaldinho stada diz çöktürmüş, ekrana onu alkışlayan baba-oğlu Real Madrid'li gelmişti. Dünyanın sonuydu işte. 2 yıl sonra Ronaldinho'nun bütün hafta yedek başlayacağını yazıyordu İspanyol medyası. Yemedi elbet, ilk onbirde başlattı Rijkaard ama nafile. Real Madrid bu hakemle 8 yıldır kaybetmiyor demiştim hafta içinde, seri devam etti. Barça, Camp Nou'da 34 maçtır mağlup olmuyordu, 35 olmadı işte. 55 maçtır gol atıyorlardı sahalarında, o rekoru da çöpe attılar. Artık geyiğin adı Messi'siz olmuyor abi'dir. Ronaldinho devrinin kapandığı gecedir belki de bu derbi. Galibiyet golünü atan Baptista sezon başında gönderilecekler listesindeydi, inat etti, muhteşem bir gol attı, onun hayrına takımda kaldı ve ilk onbirde çıkmaya başladı. Puan farkı 7. Barça'nın artık hata yapmaya hakkı yok. Aksi takdirde son yılların en bedava sezonu olur La Liga'da. Maçı anlatan Murat Kosova'ya da geçmiş olsun. Tamam Barcelona'yı tutuyor da; maçı anlattığı yer Katalan televizyonu değil, biraz daha ortada kalmak lazım, Robinho kendini yere bırakmadı mı, bıraktı da...