3 Aralık 2017

Hayallere Vurulan Neşterler

Futbol, güzel çalımların, unutulmaz gollerin oyunu olduğu kadar acımasız tekmelerin, dirseklerin de, sevinçler kadar acıların da oyunu. İtalyanca’da karşılığı “Calcio”, bir anlamı da tekme zaten “Calcio”nun. Futbol dünyası eşsiz yeteneklerini daha uzun yıllar sahalarda sergilemesi beklenen onca yıldızı ağır sakatlıklar yüzünden erken emekli etti, kimi de kariyerinin yarısını ameliyat masalarında, rehabilitasyon merkezlerinde ve tribünde geçirdi. Giyemedikleri formaya, vuramadıkları topa bakıp yutkundular. Hayat bir gün onlara “Kramponunu as”dan başka çare bırakmadı. Rıdvan Dilmen, Frank Pingel ve Tobias Linderoth gibi.. Kimi de Beşiktaşlı Atiba gibi üç kez diz operasyonu geçirip kariyerinin sonbaharında mevkisinde parmakla gösterilir oldu Avrupa’da…

Ben bu satırları yazarken Santi Cazorla, 19 Ekim 2016’da sakatlandığı günden bu yana 9. Operasyonu için ameliyat masasında yatıyor. 2014’te İspanya-Şili maçında yediği tekmeden bu yana da çekiyor Arsenal’in ele avuca sığmaz futbolcusu. “Çocuğunla bahçede oynayabilirsen şükret” ile “Tekrar Arsenal formasını giyeceğim” arasında gidip geliyor hayatı. İspanyol Marca Gazetesi, geçtiğimiz ay spor gazeteciliğinin tarihi birinci sayfalarından birine imza attı ve Cazorla’nın “Ameliyat masaları aşil tendonumun 8 santimini yedi” dediği sakat ayağının fotoğrafını kapak yaptı. Cazorla hala futbol oynamayı hayal ediyor ama gelin hayallerine neşter vurulan yıldızları hatırlayalım… 


“Harbi” Ronaldo, hani Brezilyalı olan, Barcelona’dan Inter’e geldiğinde İtalya ayağa kalkmıştı ama Milano kulübünün şampiyonluk hasreti çektiği yıllarda “Fenomen” yıkıldı kaldı sahada, Kasım 99’du, Nisan ayında sahalara döndüğünde Lazio maçında kendine has vücut çalımını yaparken dizi bir kez daha onu yalnız bıraktı. O gün ağlayan sadece Ronaldo değildi, Laziolu futbolcular da gözyaşlarını tutamadılar. Real Madrid sonra Milan, 2008’de bu kez sol diz bağları koptu, sonrası flu günler… Tarihin en iyi golcülerinden biri olan Marco Van Basten, ayak bileğine Ajax günlerinde yediği tekme kariyeri boyunca kapanmaz bir kılıç yarası gibi taşıdı. Rivayet odur ki Milan forması giyerken, rakip savunmacılar onun zayıf karnına, bileğine bileğine vururlardı, Hollandalı da kalecilerin uzanamayacağı köşeye… Bir diz sakatlığını atlattı, 92’de ayak bileğinden sakatlandığında 27 yaşındaydı, olmadı, 3 yıl direndi, 30 yaşında futbolu bıraktı.


Real Madrid’de Başkan Florentino Perez, “Los Galacticos” operasyonunu Figo ile başlatırken Milan’a satılan Fernando Redondo için Madrid Barajas Havaalanı’nda cam çerveve indi aşağıya, kadife bilekli Arjantinli’nin satışına isyan eden taraftarlar onu uğurlarken gözyaşlarına boğuldular. Milan’da daha sezonun başında sağ diz bağları koptu Redondo’nun, üç ameliyat oldu, tekrar sahalara döndüğünde aradan iki yıl geçmişti. Olmadı, Redondo da yapamadı, San Siro ona doyamadan futbolu bıraktı. 

Giuseppe Rossi son 10 yılda İtalyanların yetiştirdiği en parlak golcülerden biriydi ama 2011’de Real Madrid maçında Villarreal formasıyla yığıldı kaldı sahada, sağ diz yan bağları parçalanmıştı, pes etmedi döndü ama diz bir kez daha ihanet etti ona. Üçüncü ameliyatı olurken takımı ligden düşmüştü. Fiorentina’ya gitti, bir kez daha aynı sakatlık. Yine hava değişimi,  bu kez İspanya’da Celta Vigo, yine diz bağları… Rossi 30 yaşına geldi şimdi Genoa formasıyla geçmişini arıyor… 


Barcelona alt yapısından yetişen ve Pep Guardiola ile sudan ucuz bonservis bedeline Bayern Münih’in yolunu tutan Thiago Alcantara’nın 2014 Dünya Kupası kadrosunda yeri hazırdı.  29 Mart 2014’te dizinin bağları “Brezilya’ya gitmiyorsun” dedi. Ekim ayında döndüğünde sağ dizi bir kez ameliyat masasına yatırıldı. Sordular, “Ne diyebilirim ki… Ne olursa olsun bırakmayacağım futbolu” dedi sadece…



Hayallerine çok neşter yiyen bir büyük yıldızla son vereyim. Roberto Baggio, Vicenza formasıyla ayağına topu aldığında İtalya genç yeteneğin bir büyük takıma transferini bekliyordu. 1985’de 18 yaşındayken dizinden operasyon geçirdi. Bir yıl oynamadı. 90’ların ortasında Serie A’da herkes Baggio’ya tekme atıyordu, o yılmıyordu, dizinden, bileğinden sakatlıklar. 1994 Dünya Kupası finalinde penaltıyı kaçıran Baggio’nun hayali 2002 Dünya Kupası’na gitmekti. Takımı Brescia küme düşme hattındaydı, bir mucize gibi diz ameliyatından 77 gün sonra sahalara döndü ama milli takım teknik direktörü Trapattoni onu finallere giden kadroya almadı. Baggio o günleri şöyle anlatmıştı: “Brescia’da maçtan sonra iki gün zor yürüyordum. İdmandan eve döndüğümde arabamdan zor inerdim, önce bir ayağımı çıkartır, kapıyı tutunur diğer ayağımı çekerdim dışarıya. Bir ağrı kesici hayatımın parçası olmuştu. Arabadan zor çıkar ama her hafta sonu da Brescia formasıyla sahaya çıkardım…” 

1 yorum:

sukru ozgur dedi ki...


Şöhretler geçidinde güzel bir nostalji olmuş!

https://sukruozgur1923.blogspot.com.tr/