18 Mart 2012

Fenerbahçe 2 - Galatasaray 2

98 Eylül’ü.. Derbi Kadıköy’de. Son 25 yılda izlemediğim tek Fenerbahçe-Galatasaray maçı. Askerde iki arkadaş radyodan dinliyoruz maçı.. Yok öyle pozisyon tekrarı falan, kim anlatıyor hatırlamıyorum da zaten. 10 dakika oldu maç başlayalı Vedat atıldı Galatasaray'dan, ardından Moldovan ve Baliç ile 20 olmadan 2-0’ı buldu Fenerbahçe... Rakip 10 kişi, kendi sahanda 2-0 öndesin. Erol Bulut’un bittiği gündü, o gün... Penaltıyı yaptı, oyundan atıldı; Galatasaray, Hagi’nin penaltısı ve Hakan Şükür’ün son dakikalardaki golüyle 2-2 ile gitti soyunma odasına...

Bu akşamki 14 yıl öncesini hatırlattı. İyi başladı Fenerbahçe.. Kadıköy’deki derbilerde gol şansının yanında olduğu akşamlarda rahat kazandığı 90 dakikaları hatırlatan bir golle... O dakikaya kadar esnek duran savunmasını Galatasaray iki defa yoklamıştı, final paslarını atamadılar. Auta çizgisine parelel giden ve canı auta çıkmak istemeyen top, son ayların en iyi Ziegler’i, iyi orta ve göğsünde bile yumuştmadan röveşatayı vuran Sow... Sonra, Simao’nun ilk yarı Fenerbahçe’ye attığı golden daha güzeli ya da o kadarı... Alex inanılmaz vurdu. Başka maçlarda direği sıyırır, ya da direkte patlardı ama doksandan içeriye gitti top. O dakikadan sonra Fenerbahçe için maçın kader anı, Stoch’un ceza sahasına sızıp kötü vurduğu pozisyondur. Orada üçü bulsa ikili averajını da lehine çevirip, maça son noktayı koyacaktı ev sahibi...

Galatasaray’ın uzun yıllardır Fenerbahçe derbilerindeki basiretsizliği, kötü oyunu, yenilgilerinin altında yatan birinci sebep, kadrosunun dengesiz kurulmuş olmasıydı. İyi hücumcular ama her seferinde ezeli rakibinden daha kötü bir orta saha ve daha kötü bir kaleci. Ligin ilk yarısındaki galibiyetin anahtarı da oydu. Selçuk ve Melo ile Galatasaray uzun yıllar sonra Fenerbahçe’den daha iyi bir göbeğe sahip oldu. Muslera ise sezon performansıyla, Volkan kadar, Volkan’dan iyi tartışmalarının öznesi olmayı başardı.

Fatih Terim’i 30 yıldır takip edip hala beraberliğe gider diyenleri anlayabilmek mümkün değildi hafta içinde. Terim’in sözlüğünde olmayan bu saatten sonra da olmayacak bir kelime: Kaybetmemek. Teknik adamları büyük yapan galibiyet sayıları, kimse 3 istatiğin ortasında yer alan çift haneli rakamlara bakmaz bu oyunda. Terim kariyeri boyunca berabere kalabileceği çok maçı kaybetmiştir. Onu da büyük teknik adamlar listesine yazdıran çalıştırdığı takımlara kazanmayı bir kere öğretti mi bir daha soyunma odasına "Önce yenilmiyoruz beyler" diyerek gelmemesidir.

Oyunun 25’den sonra dönüşü de Terim felsefesinin bir sonucu işte. Geçen hafta ayağa pası bu sezon en iyi yaptığı maçlardan birinde, Gençlerbirliği karşısında ilk 45 dakika golü bulamayan Galatasaray, 10 dakika sonra farkı bire indirmeyi başardı Kadıköy’de. İki farkı bulduktan sonra geri çekilen ve oyunu sahasında kabul eden Fenerbahçe’de Engin’in geri dönmediği kanatta Stoch’un etkisiz kalması, kendisinin de nerede oynadığını uzun zamandır idrak edemeyen Mehmet Topuz’un etkisiz futbolu, Gönül’ün artık unutturduğu bindirmeleri de olmayınca, topu rakibe bıraktı Fenerbahçe...

Galatasaray, ikinci yarının ilk 10’unundan sonra ilk yarıda kaldığı yerden devam etti . Selçuk İnan ligin uzak ara iyi orta saha oyuncusu... Takımın omurgasında o olmazsa beli doğrulmaz duruyor Galatasaray. Aldı verdi, aldı verdi... Bir şutunu da Volkan nefis çıkardı. Engin ve Emre’nin final paslarındaki basiretsizlikleri, yerini bulmayan alçak kalan ortalarla net pozisyon sayısını düşürdüler.

Fenerbahçe, Beşiktaş derbisinde de ikinci yarı zorlanmıştı. Yine aynısı oldu. Aykut Kocaman’ın Alex karmaşası sürüyor. Stoch’u oyundan aldığında orta saha artı bir oldu ama Galatasaray da sağ kanadından rahat çıkmaya başladı. 5 dakikada 50 bin taraftarın önünde 2-0 öne geçilen derbide oyunun her an beraberliğe gelebilme ihtimaline bir çare bulamayan hocanın ismi isterseniz Aykut; isterseniz Fabio olsun, eleştirilirsiniz...

Galatasaray, beraberlik sayısını çok daha erken bulabilirdi. Galibiyet sayısı da uzatmanın son saniyelerinde direkte patlayan top olmayabilirdi. Cristian’ın şutu dışında pozisyon üretemeyen Fenerbahçe için de, 9 puan önde geldiği derbide 2-0’dan 2-2’yi bulan Galatasaray için de beraberlik iyi sonuç... Maçın adamı, geçen sezon 16 mağlubiyet almış Galatasaray'a bu sezon bu kadar kısa sürede karakterli futbol oynatan Fatih Terim'dir...

Hakem Bülent Yıldırım, Cüneyt Çakır, Bilbao-Man .United maçını verilince alelacele bu derbiye atandı. 3. dakikada Mehmet Topuz-Melo dalaşında ikisine de kart çıkarmak yerine ben bu oyunu az kartlı götüreceğim kafasıyla devam etti. Emre’nin sarı kart sonrasında temiz iki kartlık pozisyonunda da eli cebine gitmedi. İkinci yarının sonundaki 4 dakika uzatma da başıma daha fazla bela almadan bitireyim tercihiydi..

Beyoğlu’na kravat ile çıkılırdı gibi olmasın ama, derbilerde tribünler de bir başkaydı eskiden! Yarı yarıya kapalı, bilet için sabahlamalar, 10 saat önce dolan tribünler, kapalının ortasından ikiye bölünüp saatlerce karşılıklı atışmalar, tezahüratlar. Kavga gürültü isteyenler için de mekan, yer saat belliydi... Şimdi twitter’da trend olan küfürler, ezeli rakibin tesisinin önüne gidip meşale yakmak buna da karşılıklı “baskın” demek moda... Ekranda Barcelona izleyip tribüne geldiğinde takımı top tutamayıp pas yapamayınca homurdanmak moda... Neyse... Lakerda da eskiden torikten yapılırdı ya... O da şimdi palamuttan...

17 yorum:

füzen dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
füzen dedi ki...

selçuk inan olması lazım kardeşim yazında selçuk şahin diye yazmışsın değiştirmeni tavsiye ederim..

mathmut dedi ki...

altıncı paragrafın ikinci satırında adı geçen selçuk şahin sanki selçuk inan olacak sanki.

Del Piero dedi ki...

"Selçuk Şahin ligin uzak ara iyi orta saha oyuncusu... "
Selçuk İnan yazacaktın herhalde abi.

Maça gelince, GS Ümit Davala, Taffarel, Hasan Şaş ve yerli yabancı futbolcularıyla Fatih Terim önderliğinde kenetlenmiş tam bir takım ruhunda oynuyor.
Fenerbahçe ise yüzyılın komplosuna rağmen dim dik ayakta, şampiyonluğu zorlayan takım.
Kavga gürültü, patırtı yerine futbolun ve çok güzel gollerin olduğu bir derbiydi.

Sean dedi ki...

Arkadaslar ilk 25-30 dakika rezil bir futbol oynadik,adamlar antreman maci gibi al gulum ver gulum oynadi.Yani futbolu unutmus gibi oynanilan bu dakikalardan sonra,Fenerbahce geri yaslanmasa,taraftar ve icinde bulunulan durum sebebi ile kusura bakmayin ama bir felaket daha yasardik.Ben oynadigimiz oyunu begenmedim.Playoff'da cekisme devam edecek ve bu oyunla bir iki suprizle avantajimizi kaybedebiliriz derim.

Thiam Jaba dedi ki...

abi üniversite mezunu fenerli arkadaşlarım bile hasan şaş ve fatih terim'e üzülmedim, daha fazlasını hakediyorlardı diye facebooklarına yazılar yazıyorlar..bu ortamda yanyana oturup maç seyretmek falan, ben inanmıyorum...bir daha da ne fenerli gelsin sami yen'e, ne biz gidelim onlara...

Ahmet Ercan dedi ki...

Cüneyt Çakır'ın yönettiği maçta Bürnt Yıldırım da ilave yardımcı hakemdi ama perşembe gecesi bilbao'dan dönüp cumartesi akşamı maça çıkması sorn olmamış birileri için, Fırat Aydınus dururken.

thsunamy dedi ki...

Lutfen birileri atilan yabanci cisimlerden, edilen kufurden, akan kandan bahsetsin. GS ibret-i alem icin 5 mac ceza alirken, digerlerinin yaptigi yanuna kar kalmasin.

thsunamy dedi ki...

Lutfen birileri atilan yabanci cisimlerden, edilen kufurden, akan kandan bahsetsin. GS ibret-i alem icin 5 mac ceza alirken, digerlerinin yaptigi yanuna kar kalmasin.

tofi dedi ki...

aykutla 3 yıl daha anlaşmamız beni fena halde üzdü, dünkü maçtan sonra, efendilik vs. bir yere kadar, rakip kim olursa olsun, bir takım 2-0 dan maçı vermemeli, panik içinde oyuncular, devre arası oluyor ve hala aynıyız..alex hariç dönen topların hepsini dan dun uzaklaştırdı takım, stoch bu yılın en iyi fenerlisi evet ama dün berbattı, acemiydi, aykur onu 63 te değiştirdi, özgür çeki soyundurdu, baktık dia giriyor.. alex yüzü dönük en iyi oyuncuların başında, onu forvete attı, golcü sow, bir ara sok bekten top uzaklastırıyor, emre-christian berbatlar, güçsüzler, defansın içine yaslanmışlar, hala selçuk gibi böyle maçları kaldırabilecek birini almıyor...Gs yi kutlarım, 70 dk tırnak yediren takımıma da aferin diyorum!

Mücahit SARNIK dedi ki...

98-99 sezonundaki maçta 46. dakikasında -iyi top yapan- Metin Diyadin'in yerine Högh girmişti ve ben maçı izlerken "FB bu maçta başka gol bulamaz" diye düşünmüştüm. Dün de benzeri Selçuk-Stoch değişikliğinde oldu.

Mücahit SARNIK dedi ki...

98-99 sezonundaki maçta 46.dakikada -iyi top yapan- Metin Diyadin yerine -defansif ağırlıklı- Högh girmişti. Ben de "FB bu maçta gol atamaz daha" diye düşünmüştüm. Benzeri durum Selçuk-Stoch değişikliğinde oldu.

dogan pamuk dedi ki...

abi eline sağlık.

Özkan D. dedi ki...

abi ellerine sağlık.

* önceden takımların tüm maçlardaki performansı şampiyonu belirlerdi. play-off sistemi ile bunu bitirdiler, hepimiz biliyoruz ki 10 ligin 8inde dört büyükler playoff'a kalacak. aralarında 20 puan gibi bir fark da hiç bir zaman olmayacağına göre birbirini play-off'ta yenen şampiyon oldu diyeceğiz. ligi bu kadar açık ara önde bitirip playoffta avantajımızın bu kadar azalması çok koyuyor bana.

son olarak taraftarın aynı anda maçı (tribünden) izleyemediği bir derbi olmaz olsun.

Büyük Kaptan dedi ki...

@özkan d.
bitirdiler de niye bitirdiler? bu kadar şike, teşvik, maç satmanın olduğu bir ligde en azından şampiyonun daha adil bir şekilde belirlenmesi için bitirdiler. bir sezonda daha çok derbi izleyeceğiz işte fena mı? hem her sezon 4 büyükler playoff-a kalacak diye bi kural yok. geçen seneki galatasaray play-off olmadığı için mi son 4e kalamadı? ya da bursa, playoff lu bir sistemde normal sezonu lider bitiremezmiydi? bence şimdi daha mümkün gözüküyor. futbolseverler için daha heyecanlı olacak. zaten normal sezonda 9 puan fark atan takımın playofflarda 1.liği kaybetmesi çok zor. herkes birbirine karşı oynuyor ve herkes puan kaybedecek sonuçta. 9 puanlık farktan 1.liği veren takımın da hiç ağlamaya hakkı yok bence.

Büyük Kaptan dedi ki...

ayrıca eklemek istediğim bir de şu var. playoff sistemiyle takımlar bir haftada 2 lig maçıyla tanıştı. bundan önce sadece avrupada olan takımlar haftada 1den fazla maç oynuyordu. şimdi bu tempoya alışmak takımlarımız için avrupada daha yararlı olacak.

cett dedi ki...

ilahi bülent bey desem ... demek fatih terim'in kitabında beraberl,ğe yatmak yok ha!!
kabara kabara ekranlara çıkıp "mantalitemiz kazanamıyorsan kaybetmemektir" diyen ve bu lafı türk futboluna armağan eden sakıp özberk mi peki!!

blog güzel ama yorumlar fazla "kalpten"!