26 Kasım 2011

Real Madrid: 4 A. Madrid: 1

Ekim 1999’daki Atletico Madrid, Santiago Bernabeu’da 3-1 kazandığında bu akşam sahaya çıkan kadrodan çok daha mı kaliteli bir kadroya sahipti? Hayır. O sezon sadece 8 maç kazanabildiler. Biri de bu derbiydi ve sezon sonunda Real Betis ve Sevilla ile birlikte küme düştüler. Berbat bir sezon geçiren Real Madrid, küme düşen Atletico Madrid’i Vicente Calderon’da da yenemedi ve maç 1-1 berabere bitti.

O günden bu yana Camp Nou’da kazanmayı başaran, Barcelona’ya Vicente Calderon’da defalarca arıza çıkartan Atletico Madrid, İspanya Ligi tarihinde bir derbide en uzun süre kazanamayan takım oldu. Patetik Madrid de bu dönemin bir tezahürüdür. Maçın sonlarına doğru kale arkasında Real Madrid taraftarının açtığı ve derbinin anlamını yitirdiğine dair vurgu bir derbi hatırası olarak kalır. Madrid şehri sahadaki dengeler değişse de bu rekabeti yaşamaya devam eder. Mourinho’nun bir gün önce mütevazi tavrı de bu yüzden.... Bundan sonrası sahadaki gerçekler tabii.

Real Madrid bu sezon hiçbir maçta ilk 15 dakika bu kadar tutuk değildi. Pozisyon geçen çeyrek ve Adrian’ın cezalandırdığı takım, benim her zaman saçma bulduğum kuralla oyuna döndü. Son adam kırmızı kart ve penaltı. İki ceza birden. Kaleci Courtois atılınca, Diego da kenara geldi ve maç orada bitti aslında. Tiago’nun olmadığı bir orta saha sert ama futbol garibi adamlarla dolu olunca yine sırıttılar ve bu sezon tüm büyük maçlarda olduğu gibi yine teslim oldular. Beklendiği gibi...

Real Madrid’de Xabi Alonso’nun 5. sarı kartını görüp El Clasico’da forma giymeyi garantilemesi maçın skoru kadar önemli Real Madrid tarafında. Nuri’nin kulübede, Hamit’in tribünde başladığı derbide Arda Turan geçmiş maçlarda olduğu gibi yine iyi oynadı ama Real Madrid-Barça ölçeğinde takımlara meydan okuyabilmesi için çeyrek sezon elbette ki yeterli değil. Atletico Madrid tarafında oyun 2-1 iken Reyes neden girmez; Falcao olsaydı böyle mi olurdu tartışmaları yürür gider. Manzano bir maç daha kaybetsin yine gidiyor manşetleri atılır... Real Madrid ise 10 Aralık’ı bekler... Barcelona, Getafe deplasmanında 1-0 mağlup... Puan fark 6... Santiago Bernabeu'da Mourinho kazanırsa, +9'dan vermez artık...

14 yorum:

tuncay dedi ki...

"patetik" nedir ya. çok mu zor bunun türkçesini kullanmak diye sormak isterim size?

BT dedi ki...

@tuncay
o "ya" nedir? Ben de bunu sorayım size. Devrik cümle kurup bir de Hakkı Devrimcilik oynamayın buralarda.

Erbil dedi ki...

pankartın türkçesi nedir abi ?

adsız dedi ki...

tuncay bey bizim burada öztürkçeyi koruyanlar pek sevilmezler. gazeteciler bile sevmez. bir de laf sokarlar akıllarınca devrik cümle diye. mesela bana da daha adın bile yok düşüncelerin çok patetik ve diye laf sokacak sayın yazar. sayın BT siz de çok overrated bir bloggersınız haberiniz olsun.

Ezequiel dedi ki...

Bülent Abi, pankartta tam olarak ne yazıyor?

Saygın dedi ki...

@tuncay
O "patetik", "Atletik"e bir gönderme olmasın sakın?!?

BT dedi ki...

@tuncay @saygın @adsız
Bu blogda Atletico Madrid için ilk kez patetik kelimesi kullanılmadı. Bu bu kulüp için bir tanım. Dili doğru kullanmaya her zaman özen gösteririm. O zaman düzeltelim Adsız Bey. Doğrusu Öz Türkçe olacak. Real Madrid-Atletico Madrid maçı hakkında sözü olan varsa söylesin. Bu blogun yorum bölümü bunun için var. Okuyanlara da saygı gösterin. Benim ne kadar "overrated" bir blogger olduğum konusunu bir e-posta atarak da paylaşabilirsiniz.

BT dedi ki...

@Erbil @Ezequiel
Yazıda bahsettiğim gibi, A. Madrid'i derbide rakipten saymıyorlar. Uzun zamandır zaten Real Madrid taraftarının ağzında sizin derbide rakibiniz Getafe sataşması var ama şehirdeki rekabet sürüyor.

Necdet dedi ki...

barca'da ciddi bir form düşüklüğü var, katsayıdan yiyorlar. atletico için son adam ve penaltı talihsizlikti ama real'in 10 sn içinde ceza sahasında bitmesi ve bunu sadece 4 adam ve 4 pasla yapabilmesi de değerlendirilmeli.jose'nin real'i bonapart'ın austerlitz taktiği gibi işliyor.
ek olarak; blog kur-yaz okuyalım arkadaş, içinde bi yerlerden fışkıracağını hayal ettiğin "galeano" mu taşıyosun, bu neyin kibri.

raul #7 dedi ki...

Amacınız ne sizin beyler? Üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi? Nelere takılıyorsunuz böyle yazıdan haz almak varken? O zaman "blog"un da Türkçe karşılığını kullanın,TDK üretti bunun Türkçesini. Sonra bu blogun adı da yabancı bak.Türkçe karşılığını kullanmamış Bülent Abi.. tüh napcaz şimdi di mi

enes dedi ki...

penaltı ve kırmızı kart olmasaydı A.Madrid birşeyler yapabilirdi hatta yenebilirdi..

M.Cagdas dedi ki...

Katiliyorum bu penalti kirmizi kart konusunda. Bir cok macta maci o anda bitiriveriyor ve sonuctan da ote macin seyir zevkini olduruyor. Su mac cok guzel zevkli bir mac olabilecekken o dakikada bitti ve herkes Real'in farka gidecegini biliyordu. En azindan kaleciler icin bir istisna yapilip sadece penalti, sari kart olabilir.
Kaldi ki Benzema'nin pozisyonunda kalecinin bir hareketini de gormedim, ellerini yere koymus engellemeye calismiyor. Bu pozisyonlarda hakemler adam dustugu anda default olarak penalti caliyorlar gibime geliyor.

Bugra Sisman dedi ki...

Yukarda kendini bilmez 3-5 adamın yazdığını, yorumlarda yorumlamak saçma. Şu güzel yazının önüne geçmesin lütfen. Tebrikler abi döktürmüşsün yine.

''Atletico Madrid yenebilirdi'' yorumlarına da katılmam mümkün değil. Böyle kontrollü agresifliği üst düzey yapan bir takımın, bu denli hücum güçlerinden sonuna kadar yararlanır bir süreçte olması, ''3 yese de 5 atar'' cinsinden yorumlanabilir. Penaltı ve kırmızı kart olmasaydı da RM yenerdi, hatta Atletico 0-2 önde başlasa da.

adsız dedi ki...

var olan sözcüklerin yerine ezberden yabancısını kullanmak başka teknoloji üretmediğimizden kullanmak zorunda kaldığımız yabancı kökenli sözcükleri kullanmak başka. merak ediyoodum internet de türkçe değil futbol da değil tarzı bir yanıtı hangi aklı evvel verecek diye raul bey beni yanıltmadı. kendi diline karşı bu kadar düşmanca bir millete bu bloggerlar az bile. çok özendiğiniz fransızlardan almanlardan ingilizlerden italyanlardan bunu da örnek alın bari.