BIY AD

7 Temmuz 2010

Maça Maça

Portekiz-İspanya maçı öncesinde de Portekizliler, Cristiano Ronaldo'yu kullanmıştı bu mizansen için. İspanyolların ağırına gitti tabii maç sabahı. Kazanınca da dalgalarını geçtiler. Almanlar da boş durmamış. Marca, Portekizlileri taklit etmişsiniz diyor. Belli ki kazandıkları takdirde verecekleri bir cevapları var. Maça bir saatten az kaldı. Del Bosque en sonunda Torres'den vazgeçti. Almanlar topu İspanyollar'a 60'a 40 bırakır, hızlı çıkarlar tahminim var. İki kadro da çok genç, temposu yüksek maç olacak. Favorim Almanlar ama gönlüm İspanyollardan yana. İlk kez bir Avrupa ülkesinin kıta dışında kupa kaldıracağı finalde favorim bu akşamki yarı finali kazanan ülkedir. Sneijder- Robben'in bir itirazı vardır elbette buna... Maç biter, yayın başlar Lig TV'de.

Xabi Alonso a.k.a Dexter

Xabi Alonso'nun İspanyol Milli Takımı'ndaki lakabı Dexter. Sergio Ramos ise Rambo:)

6 Temmuz 2010

Bir Yıllık Kiralama Bedeli 10 M

Barcelona için 10 milyon Euro para mı? Geçen sezon stoper krizine girdiklerinde Shakhtar Donetsk'den Dmytro Chygrynskiy'e 25 milyon Euro para ödemişlerdi. İstanbul'da son UEFA Kupası'nı kaldıran kadronun fiyakalı adamlarındandı. Milito iyileşti, Pique ve Puyol'u kesebilmek de mümkün değil. Camp Nou tribünleri yuhaladılar bu adamı, sevemediler bir türlü. Barça da eski kulübüne sattı Chygrynskiy'i. Lucescu'nun kulübü 15 milyon Euro ödemiş. Bir yıllığına kiralıp 10 milyon Euro aldılar da diyebiliriz:) Barça'da Toure gitti,Chygrynskiy gitti. Galatasaray ile adı anılan Rafael Marquez'in Barcelona'dan ayrılması bence zora girdi. Rotasyonda iki mevkide kullanılabilecek joker adamdır Marquez. Son olarak ben bu transfere sevindim çünkü fotoğraftaki arkadaşın ismini yazmayı bir türlü öğrenememiştim ama aslanlar gibi Schweinsteiger yazıyoruz (!)

Anket: G.Saray'ın Keita'yı Satması?


Kader Keita Al Saad'da

Sabaha karşı 03:00'de aldıklarını açıklamışlardı, şimdi daha insaflı davranmışlar! Sabah 9'da sattıklarını açıkladılar. (Borsanın sabah seansından önce açıklamanın da bir anlamı olmalı! Bakalım ne olacak?) Galatasaray'da yabancı futbolcu transferinde "Kim gelecek?" hesabı yapılırken, Keita gitti. Katar'dan eski kulübü Al Saad, 8.150 milyon Euro vermiş. O.Lyon'dan da aşağı yukarı bu rakama gelmişti.
Bu transferin gerçekleşebilmesi için Keita'nın mutlaka onayı lazımdır. Demek ki; Katar kulübü, Keita'ya Galatasaray'da kazandığının çok üzerinde bir para verdi. Bu rakam da 4-5 milyon olmalı -Avrupa piyasasının çok üzerinde Keita için-. Demek ki Keita, artık üst düzey futbol oynamak istemiyor. Bu yaşta Katar'a gitmenin başka açıklaması yok.
Demek ki Rijkaard "Olmasa da olur" diyerek satışa baştan onay vermiş. Burası şüpheli. Geçen sezon yaptıklarından sonra yerini Serdar Özkan ile doldurmak akıl karı değil. Yeni stadın tribünlerinin dolması için gerekli adamlardan biriydi Keita. Tribüne gelen taraftar böyle adam görmek ister.
Demek ki geçen sezonki vukuatlarının ardından Kaka'ya yaptıkları, yönetimin satış kararında etkili olmuş. Zor oyuncu Keita, kontrol edemediğin adamı yolla da satış kararının bir parçası olabilir. Peki Al Saad? Merak ettim, kadrosuna baktım. Yaldızları dökülmüş kimler var diye? Yine bir Galatasaraylı çıktı karşıma. Brezilyalı Felipe. Doğrusu Keita ile iyi bir ikili olurlar! Felipe, Vasco'ya dönmemişse tabii.

5 Temmuz 2010

Maradona Giderken

Maradona'nın Almanya maçının ardından yaptığı açıklamaları izledim. Takımıyla gurur duyduğu, kafasındaki futbolu oynattığını, finallerde başarılı olduklarından bahsediyordu. Çok değil yarım saat önce sahada sürklase olan takımın teknik direktörü sanki o değildi. Bardağın dolu tarafından bakmak da bir yere kadar!

Bir yakınını kaybettiğinde insan dört aşamadan geçer diye okumuştum bir zamanlar. Sonra bir gün pratik etme şansım da oldu. Kaybedilenin, gidenin ardından ilk gelen inkardır. Ölmedi dersin. Öldüğüne inanmazsın. İnkar yerini kabullenmeye bıraktığında isyan girer devreye. Neden sorusuyla baş başa kalırsın. Her ölüm erken der karşına oturanlar. Üçüncü devre matemdir. Bu dönemde işin eğitimini almış olanlar hayata sağlıklı devam edebilmek için dibine kadar yaşamayı tavsiye ederler hüznü. Oturur ağlarsın, içersin, ağlarsın. Dördüncüsü ve sonsuzu özlemdir. O, sen yaşadıkça peşinden gelir. Özlersin, hatırlarsın, rahmetlinin cebini ararsın, açmaz, yine özlersin...Maradona'yı izlediğimde bunlar geldi aklıma. Ortada tutun ki bir ölüm var. Maçın ardından ne söylediğinin farkında bile değildi. Bugün eve döndüğünde başka türlü konuşmuş bir televizyon kanalına. 2006'da Arjantin elenip eve döndüğünde 3 bin kişi karşılamış, Maradona da o tarihte "Neyi kutluyoruz?" demiş doğal olarak. Ole unutmamış, 4 yıl sonra yine bileti erken aldıklarında bu kez Maradona farkıyla havaalanına gelen insan sayısı 20 bin. Kupayı alsalar milyon insan gelecek demek ki karşılamaya. Maradona bırakacak mı? Arjantin Futbol Federasyonu'nun tepesindeki adamlar akıllı adamlar. Hiçbiri kalkıp da onu görevden almaz. Aldıkları takdirde halkın linç edeceğini iyi biliyorlar ve sessizliklerini koruyorlar. Maradona ne diyorsa o diyorlar. Maradona ne diyor peki? "Artık benim devrim kapandı. Elimden geleni yaptım. Artık ailemin yanına dönüyorum."

Televizyondaki bu konuşması basit bir kamuoyu yoklaması da olabilir. Zira "gitsin" diyenlerin yüzdesi şu anda daha fazla. Yakın arkadaşı Alejandro Mancuso ise devam edeceğini iddia ediyor. Benim tahminim bırakacağı yönünde. Maradona bir sistem adamı değil, sabırlı olamayacak kadar savruk bir 50 yılı geride bırakmış, tüm defolarıyla sevilen bir adam . Lakin bu defolar onun iyi bir hoca olmasını engelliyor. Üzerinde takım elbise bile sakil duruyordu Dünya Kupası'nda.

Onunla büyüyen kuşak ondan kokainden dibe vurduğunda vazgeçmedi, şimdi kulübede duvara toslayınca da vazgeçmez. Çünkü Maradona, mükemmel olmayan adamların en mükemmeli...

4 Temmuz 2010

Dünya Kupası Finalistleri?



Raul Giderken

Real Madrid'de, futbol tarihinde bir devir daha kapanıyor. Bayrak adamlardan biri daha kayıp gidiyor. Raul'un 16 yıl sonra Real Madrid'den ayrılacağı haberi yeni değil. Schalke 04'ün ilgisi de. Haberler artmaya başladı. Almanların yıllık 4 milyon Euro verdiği yazılıyor. Transfer resmileştikten sonra illa ki yazmak lazım bu güzel adamın hikayesini...
Arşiv:
Raul&NY
Raul ve Evlatları
Guti ve Real Madrid'de 25 yıl
Gidenlerden
Raul Gitsin
Adam gibi adam Raul
Raul istatistikleri
Raul:Fenomen
Raul ve Di Stefano
Raul: No 64
Bayrak Adam
Raul #1
Truva Atı Jorge Valdano
16 Yıl Önce Raul
Sadece Raul

Tabarez-Marwijk-Löw-Del Bosque

Dünya Kupası’nda finale çıkacak teknik adamlardan birinin Türkiye’den geçmiş olması çok da ilginç değil elbette. Çok değil 2 yıl önce Euro 2008’de final oynayanlardan biri de turnuva öncesinde Fenerbahçe’ye imzayı atmıştı. Löw, Del Bosque, Aragones, geçmişte yarı final gören, bugün Milli Takım’ın başında olan Hiddink… 10 tane hoca sayarız böyle…

Yarı finalin dört teknik adamının da ortak özelliği düşük profil çizmeleri. Bu adamların hiçbiri medya ile kavga etmiyor, rakiplere hoyratça saldırmıyor. Tutun ki bizim 3 Büyükler’in bugün teknik direktörü yok ve hepsi de yeni hocalarını arıyor. Del Bosque, Löw, Oscar Tabarez ve Bert Van Marwijk isimleri kim ortaya atsa, taraftardan pozitif bir geri dönüş almaz. Sadece bizim için de geçerli değil bu. Tabarez’in bayık geçen Serie A kariyeri, Del Bosque’nin içinden yetişmese asla akla gelmeyeceği Real Madrid teknik direktörlüğü, Marwijk’nin büyük takımların gündemine gelmemesi ve Löw’ün en olmuş zamanında bile yardımcılığı kabul etmesi ve asla kartvizit problemi yapması. ..Bu 4 teknik adam da büyük kulüplere yakıştırılmaz ama Dünya Kupası’nda milli takımlarını yarı finale getirdiler.Güney Amerika grubunda ilk 4 sırayı alan takımlar elenirken, sahasında Arjantin’e mağlup olup play-off oynamak zorunda kalan Tabarez’in Uruguay’ı kıtasını temsil ediyor. (Hollanda ve İspanya, Dünya Kupası'na gelirken eleme gruplarında tüm maçlarını kazandılar. Almanlar ise Finlandiya ile iki beraberlik dışında fire vermeden geldiler.) 4 yıldır takımın başında Oscar Tabarez. Kendi yaş grubundaki teknik adamların çoğu (Lippi, Capello ) evinin yolunu tuttu bu kupada. Uruguay "taş gibi takım "diyoruz ama orta sahada oynayanları şimdi "say" desek kaç futbolsever sayabilir ki?Feyenoord ile UEFA Kupası’nı kaldıran Bert Van Marwijk’in Hollanda’sında yanında oturan Frank de Boer ve Cocu’nun payını düşündük mü acaba? Evet, Hollanda elenip gittiği, heba olduğu turnuvalarda gözümüzü çok daha fazla okşamış, daha renkli bir futbol oynamıştı ama asıl şimdi defansta dengeyi bulmadılar mı? Brezilya karşısında skora isyan eden adamların motive eden işte bu üçlü. İki yardımcının da defans formasyonlu olması da elbette ki önemli. 1978’de final oynayan Hollanda milli takımında sırtındaki sakatlık yüzünden yer alamayan Marwick, şimdi teknik adam olarak o finale yürümenin peşinde.

Del Bosque bildiğiniz Yeniköy Kasabı(!) Köftesi de iyiydi, pirzolası da! Ne zaman verildi, ne sabır gösterildi. Tigana gibi! 2008’de final oynayan kadroyu değiştirmesine gerek yoktu, zaten yaş ortalaması düşük bir kadro vardı elinde. Bu kupada kanat adamlarını kenarda bıraktığı ve Torres’de ısrar ettiği için eleştiriliyor ama doğru ya da yanlış iki maçı yaptığı değişikler sonrasında kazandı. Yan yolda iyi ısıttı motoru, şimdi otobanda sol şeritte Löw'ü sollamanın peşinde... Ne zaman Bundesliga’dan bir maç izlesem, reji onu ekrana getirir. Löw karış karış Almanya’yı geziyor bütün sezon. 2008’de final oynattığı kadroyu hatırlayalım. Kimler yok bugün? Yaşlı ve çaptan düşmüş adamlar: Lehmann, Metzelder, Hitzlsperger, Frings ve sakat Ballack.. Yerlerine gelen Mesut, Khedira, Müller’den ikisi Dünya Kupası’nın en iyi onbirine girer şimdiden… Schweinsteiger'i de yazalım tabii o listeye...

Rijkaard geldi, "Sparta Rotterdam’ı küme düşürmüştü" dedik. Schuster kapıdan girdiği gün "bu adam Real Madrid’den kovuldu" dedik. Futbol kitapları ancak bir kitapçı rafını dolduran biz Türkler, bu oyunun kitabını yazmışız! Dünyanın haberi yok!

İspanya Gole Giderken

Dün gece İspanya-Paraguay maçında David Villa'nın golü öncesinde atak gelişirken, Telecinco kanalında maçı anlatan spiker ve yorumcu Jose Antonio Camacho'yu izleyin lütfen. Video: AS Gazetesi

Arjantin Eve Dönerken

3 Temmuz 2010

Brezilya'da Arjantin Manşeti

Dün Brezilya, elenince Arjantin medyası (foto 2: Ole) vakit kaybetmeden dalgasını geçmeye (Gidin televizyondan izleyin, (LCD alın) başladı. Ezeli rekabette Brezilya'nın cevabı gecikmedi. Bugün, Arjantin'in Almanya karşısında sürklase olduğu maçın ardından Brezilya'da Globeesporte yukarıdaki manşeti attı.

Sürpriz Yok!

Fransa ve İtalya, Güney Afrika'ya gelirken kötüydü, elenip gittiler. Dunga ve Maradona, Güney Amerika elemelerinde eleştiriliyordu, onlar da eve dönüş biletini aldılar. Maradona, Almanya maçı öncesinde 4 karşılaşmada takımı iyi motive etti ama hiçbirinde taktik zekasını ortaya koyacak, maç çevirecek bir hamlesini gerektirecek bir oyun olmadı. Bugün o sınava girdi ve çaktı. Hollanda, Almanya, Uruguay, bu sezon Avrupa Kupaları'nda finale yürüyen takımların yıldızlarıyla (Forlan, Sneijder, Robben, Müller, Schweinsteiger, Müller....... ) ayakta kalırken, Maradona, Inter'den Cambiasso, Zanetti'yi kadroya bile almayıp, Milito'yu da kulübede unutunca beklenen son geldi.

20 Yıl Sonra Napoli ve Maradona

"Bir gün yeniden San Paolo'yu doldurmak için Napoli'de çalışmak istiyorum." Bunu birkaç yıl önce söylese kimse ciddiye almazdı. Arjantin'i çeyrek finale getirdiğinde söyledi. Bugün özel bir gün. Napoli için. Maradona için. İtalya için. Almanya için. Tam 20 yıl önce bugün, 3 Temmuz 1990'da San Paolo Stadı'nda Maradona, İtalya'nın karşısına çıktı. İki ay önce 29 Nisan'da şampiyonluk sevincini yaşadığı stada, 259 maçta 115 gol attığı ligin milli takımının karşısına. Onun transfer olduğu 1984 yılında stada 70 bin taraftar gelmişti. 6 yıl sonra İtalya'yı değil Maradona'yı destekledi çokça Napolililer. O gün statta olup bu desteği abartmamak gerektiğini söyleyenler de var. Sahadaki zaten sevmiyorlardı Kuzey'de, o maçtan sonra nefret ettiler. Napoli'yi kurtaran adam şimdi 20 yıl sonra bir rövanşa çıkıyor. 1990'da yarı finalde İtalya'yı geçmişler ama finalde Almanya, Brehme'nin golüyle kazanmıştı. Bu kez rövanş çok uzaklarda ama Napoli halkı yine Maradona'nın yanında. Fotoğraflar da maça bir gün kala Napoli manzaraları...Maradona'nın Napoli kariyeri boyunca oturduğu ev.
"Llegar al area y no poder patear al arco es como bailar con tu hermana" Diego Armando Maradona
(Ceza sahasına girip kaleye şut atmamak kızkardeşinle dansetmeye benzer.)

2 Temmuz 2010

Brezilya kupaya veda ettikten sonra Ronaldo, twitter'da günün anlam ve önemini bir cümleyle özetlemiş: "Felipe mello nao deve passar as ferias no brasil..."
Felipe Melo tatilini Brezilya'da geçirmesin.
***
Juventus'u bitirdi, Brezilya'yı bitirdi. Brezilya'ya gidemeyen Torino'ya da dönemez.

Domenech&Lippi

2008'de Domenech, 2010'da Lippi. Kupaya veda bisiklete biniyor bu hayatta (!) Blanc ve Prandelli koltuğu teslim aldılar. Domenech ve Lippi'ye iyi tatiller. Dunga'ya da bir dağ bisikleti lazım. Brezilya'da şehirde tutmazlar artık onu (!)



David Silva ve Yaya Toure

Manchester City'nin Şampiyonlar Ligi'nde olmaması kimin umurunda! Geçen sezon yıldızlar naz yapıyordu gelmek için. Bu sezon bastırıyorlar parayı, alıyorlar tapuyu. David Silva'dan sonra Yaya Toure de Manchester City'e gitti. Mancini'nin takımı için ikisi de iyi transfer. Aynı zamanda Barça ve Valencia için de kasaya kürekle para. Yaya Toure, 32 milyon Euro eder mi? Rakamlar bu sezon yine çıldırdı. Di Maria'nın 25 milyon Euro rakamı bile bu transfer döneminin nasıl geçeceğinin göstergesi. Elbette ki Ronaldo ve Kaka'lı geçen yıldan daha parlak bir transfer sezonu göremeyeceğiz ama domino taşları yıkılmaya başladı. Kole ve Yaya Toure kardeşlerin Manchester City'e toplam faturası yaklaşık 47 milyon Euro? Daha pahalı kardeşler var mı futbol dünyasında!

Cruyff vs. Dunga

Johan Cruyff: "Brezilya'nın maçını bilet alıp izlemem"
Dunga: "Cruyff'un bilet almasına gerek yok, zaten FIFA davetiyesiyle izliyor"

Ramires-Di Maria-Coentrao

Brezilya-Şili maçını izlerken ilk 20 dakikanın ardından Ramires'e fena salladım. Bu takımın ön liberolarını zaten beğenmiyorum. Neyse adam ikinci yarıda toparladı, Robinho'ya asist de yaptı. Bugün güzel güzel pazarlamışlar. Benfica bu gidişle bu transfer döneminde 100 milyon Euro'yu kasasına koyacak. Ramires için 15 milyon Euro teklif geldiği söyleniyor. Di Maria'da ben bir şey göremiyorum, Mourinho bastırdı 25 milyonu aldı. Vardır elbette bir bildiği. Benfica'da satacak adam çok! David Luiz de 20 milyon eder. Dünya Kupası'nın en iyi sol beki Coentrao da 25 milyondan başlar. Mourinho, Di Maria yerine Real Madrid'in sol bekine neden Coentrao'yu almaz ki!