26 Aralık 2009

Hagi ve Popescu'yu Yollayın

Rijkaard ve Neeskens öncesinde Galatasaray ve Hollanda flörtü pek de iyi bir hatıraya sahip değildi. "Yabancı değil, Frank De Boer" geçmişti Florya'dan. Yarım sezon Büyükçekmece gölüne bakan villasında oturup, tası tarağı toplayıp dönmüştü memleketine. Peki Hollandalılar geçmişte dolaylı olarak Galatasaray'a yarar sağladılar mı acaba? Bilmeden de olsa, evet. İki adam Cruyff ve Van Gaal'ın ağzından çıkan birer cümle, Galatasaray'ın 90'ların ikinci yarısındaki parlak dönemine iki yabancı kazandırdı. Hagi ve Popescu! İlkinden başlayalım. Hagi iki büyük transferini de Dünya Kupaları sonrasında yaptı. 90 Dünya Kupası bittiğinde Real Madrid'e imza attı. Bunda, 80'lerin sonunda S.Bükreş ile yaptıklarının da payı vardı elbette. İki sezonun ardından gittiği lig Serie B ise; Real Madrid günlerinin iyi geçtiğini iddia etmemek lazım! Devir zaten Cruyff ve Rüya takımınındı. Brescia ile birlikte Serie A'ya yükseldi ama benzeri çok yaşanmış bir hikayede rol aldı ertesi sezon. Brescia'ya Serie A fazla geldi ve Serie B'ye geri döndüler. 94 yazı, Hagi'nin kariyerinde kırılma noktasıdır. Dünya Kupası'nda silik bir performans, 29 yaşındaki bu adamın kariyerine ülkesinde devam etmesine neden olabilirdi. O yine sihirli sol ayağıyla kaderini kendi çizdi. 4 yıl arka arkaya şampiyon olmuş Cruyff'un eli kuvvetliydi transferde. Onunla beraber Real Madrid'de aynı dönemde forma giyen kendisinden 4 yaş küçük Robert Prosinecki'yi istiyordu Başkan Nunez. Sonraları Sarı Fare ile birbirilerine gireceklerdi ama, Hollandalı Katalanların gözbebeğiydi. Onun dediği oldu. Küme düşen Brescia, Hagi'yi Barcelona'ya sattı. Real Madrid döneminde takım arkadaşlarıyla arasının iyi olmadığını savunan Madrid medyası, bu transferi fazla önemsemedi. Hagi, Barça'nın o sezon kadrosundaki 4 yabancısından biriydi. Balkanların bir başka efsanesi Stoichkov da kadroydu ve Cruyff ile araları bozulmuştu.
Hagi, Barselona'ya geldiğinde "Cruyff'un güvenini boşa çıkarmayacağım. 5. şampiyonluğu ve Avrupa'da kupayı alacağız. Barcelona'nın ofansif ve göze hoş gelen futbolunu sevdiğim için buraya geldim" dedi. Sözleşmesi 3 yıllıktı. Ertesi sezon Barça'da kıyamet kopacak, şampiyon Real Madrid olacaktı. Barça ilk 3 içinde yoktu. Stoichkov, apar topar Parma'ya satıldı. Cruyff ipini çekmişti ama; Hollandalı gittiğinde Başkan Nunez Bulgar'ı geri çağıracaktı. Ertesi sezon Atletico Madrid altın sezonunu yaşadı ve şampiyon oldu. Hagi'nin ikinci sezonunda Popescu da transfer edilmişti. İki transferde de menajer Becali'nin becerisini unutmamak lazım. Popescu, PSV yıllardından Cruyff'un iyi bildiği bir isimdi. Cruyff'un istemediği Robert Prosinecki'yi ise Başkan Nunez en sonunda transfer etmişti. El Clasico'nun diğer yakasından gelen Hırvat da ancak bir sezon kalabildi Camp Nou'da. Hagi, Galatasaray'a geldikten aylar sonra Cruyff'u bombaladı. Hollandalı teknik adamın onu saha içinde özgür bırakmadığından ve yanlış mevkilerde oynattığından yakındı. Aslında Barcelona'da kalmak istediğini ama kendisine güvenilmediği için Galatasaray'ı seçtiğini söyledi. Fatih Terim'i de övmeyi ihmal etmedi: "Türk teknik adam, beni takımın saha içindeki patronu yaptı. Ne Madrid'de ne de Barça'da bu kadar topla buluşmuyordum. Onunla tekrar kendimi buldum" Popescu çok daha başarılı oldu Barça'da. Kaptanlığa kadar yükseldi. İkinci sezonunda Bobby Robson ile çalıştı. Takımın santrforu Ronaldo'ydu. Sezon sonunda İngiliz teknik adam gidince Başkan Nunez koltuğu bir başka Hollandalı'ya teslim etti. Barça'nın portakallaşacağı yıllar başlıyordu. 90'ların Ajax'ını ve sonraları gittikleri her takımda Avrupa'yı kasıp kavuracak adamları yetiştiren Louis Van Gaal kapıdan girdi ve Popescu'nun ipi çekildi. O da, Hagi'den sonra Galatasaray'ın yolunu tuttu. Transfer, medya arşivlerine Galatasaray, Barcelona'nın kaptanını transfer etti şeklinde geçti. Popescu, Van Gaal'ın kendisini istemediğini ve bir yıl sonra Dünya Kupası'nda forma giyebilmek için oynayabileceği bir takıma gitmek zorunda kaldığını söyledi İspanya'da...
İki Hollandalı'nın ağzından iki Romen için aynı cümle çıktı: "Yollayın."
Yollananlar, yola koyuldular ve vardıkları yerde neler yaptılar?
O, bin kere yazıldı çizildi işte...

21 yorum:

Her Yol Roma dedi ki...

Bülent Abi

Wikipedia'ya göre 95-96 sezonunda Hagi ve Prosinecki Barça'da beraber forma giymişler?

BT dedi ki...

@her yol roma
yazıda kötü ifade etmişim. hikayeye geç girmiş prosinecki nin gelişi. Cruyff'un son senesinde beraber oynadılar.

SirEvo dedi ki...

Bi Beşiktaş beceremiyor şu kariyerli adam almayı. Anca Türkiye liginde diğerlerinin özellikle de Fener'in eskilerini kapmaktan başka bi halt yedikleri yok.
Elalem Barça'nın kaptanını alsın, bizimkiler ağzını açsın..

msaries dedi ki...

Ne kadar yanlış ifade edilmiş de olsa güzel hikaye. Teşekkür ederiz.

Umarım Hollandalılar Galatsaray'ın kaderini çizmeye devam eder. .)

peralta dedi ki...

abi 1 milyon euro dimi, bir sıfır eksik yazmadın :)

Cem Kalay dedi ki...

Uzun süre sonra Galatasaray ile ilgili geçmişe dairde olsa bir post aldık oda yeter :)

N'olur ağabey, bizi Galatasaray yazılarından mahrum bırakma, Galatasaray maç analizlerini özledim vallahi.

Schumy dedi ki...

Birileri de çıkıp Gabriel Milito'yu gönderin dese bari :) Tam bizim ihtiyacımız olan adam, hem Franco'yla da iyi anlaşır :)

cerkez1905 dedi ki...

Yollananlar, yola koyuldular ve vardıkları yerde neler yaptılar?

destan yazdılar...

ve de tüm Galatasaraylılar bu destanları farklı bakış açısıyla aceto dan da dinlemek istiyor...bırakın onu bunu Türkiyedir Galatasaray aceto da :))))

hhkahraman dedi ki...

Galatasaray ve Hollandalılar demişken Van Gobbel'i de unutmamak lazım...

delioglan dedi ki...

popescu gibisi daha gelmedi..

Bellamy. dedi ki...

çok güzel yazı gerçekten. ayrıca Sirevoya katılmamak elde değil. Beşiktaş'ta hiç bir zaman kalburüstü oyuncu izleyemeyeceğiz sanırım.

Osman dedi ki...

Sevgili Bülent Bey,

benim o zamanlardan hafizamda kalan bir haber var. Size sorup, bunun ne kadar dogru olup olmayacagini bilmek isterim, zira bu haber kafami yillarca mesgul etmisti.

O yillarda "Cimbomum" diye bir dergi vardi. Hagi'nin Barcelona'ya transfer oldugu yil suna benzer kücük bir haber gecmisti söz konusu dergide: "Barcelona'daki Türk düsmanlari iki oldu. Barcelona'ya transfer olan Romen Hagi yeni takim arkadasi Bulgar Stoichkov ile 'ikimizde Türklerden nefret ediyoruz' dediler. Böylece Barcelona'da oynayan Türk düsmani iki oldu." tadinda bir haber.

Cok iyi hatirliyorum, cünkü hem öfkelenip, hem de ne alaka dedim.

Sonra Hagi Galatasaray'a transfer oldugunda bayagi bir dumur olmustum, ve ilerleyen yillarda, bu haberin kocaman bir balon oldugunu anladik tabi. Elimde malesef o derginin bir nüshasi yok, ama belki blogu takip edenler hatirlar, ya da belki siz bu konu hakkinda bir fikir verebilirsiniz?

nusret dedi ki...

Turgay Şeren'e kalsa, Galatasaray'dan da "yollanacak" futbolculardı :)

stewie griffin dedi ki...

the choices we make in life dictates the life we lead

krankyar dedi ki...

Epey maliyetli transferlerdi.
Kazandırdıklarının yanında sözü edilmez ama Avrupa Kupası kazandıktan sonra girilen mali sıkıntıda akıllara geldiler.
Kabiliyetli, çalışkan ama tecrübesiz Türk futbolculara önderlik edecek tecrübeli yabancı yıldız düşüncesinin aşısı tuttu.

moist dedi ki...

Çok güzel bir yazı. Bir çırpıda okuyor insan.

Birçok görüntüyle hafızamıza kazındılar. Ama asla unutulmayacak olanları Pope'nin penaltı sonrası kollarını açıp koşuşu, Hagi'nin Arsenallileri defalarca madara edişi. Onları hatırlayınca insanın tüyleri diken diken oluyor.

Yeni destanlar için de tüm umutlar Harry'de ve transfer edilecek yeni bir Popescu'da şimdi.

rinogattuso dedi ki...

göztepe bugün tff 2.ligte 2 sırada tamamladı göztepemiz bank asyaya geliyor bülent abi göztepemiz hakkında bir post yaz lütfen rica ediyorumm göztepe son haftaya ikincilik mücadelesinde girdi lider akhisar deplasmanda göztepenin ikincilikteki rakibi turgutluyu yenmesi gerekiyodu 10 kişi 2-0 yendi akhisarr göztepemiz ise yense çıkyodu maç 3-3 tü istanbul tepecikte son dakkada tarih yazdık 4-3 efsane dönüyor bülent abiii bir post yaz göztepem için lütfenn abi lütfenn millet görsün efsanenin dönüşünü...

EDDIE dedi ki...

@ Osman

Stoichkov'un nefretini bilirimde Hagi'nin ki hakkaten komik kaçmış..

Mert Canlı dedi ki...

gerçekten harika bir hikaye. destanı yazan efsanelerin Galatasaray öncesindeki kısa geçmişlerini senin kaleminden (veya klavyenden :) okumak çok keyifli. teşekkürler.

Hiç kimse dedi ki...

"Dünya Kupası'nda forma giyebilmek için oynayabileceği bir takıma gitmek zorunda kaldığını söyledi İspanya'da..."

Dünya kupaları olmasa ülkemize iyi oyuncular çok az gelebilirmiş.

Fatih dedi ki...

Türk düşmanlığı ile ilgili haberi ben de zamanında bir gazetede okumuştum. Güya Hagi'nin Romanya'da bir sevgilisi varmış da bu sevgili bir Türk işadamı için Hagi'yi terk etmiş. Hagi de o günden sonra Türklere düşman olmuşmuş.