3 Ekim 2009

Fernando Torres

"Madrid'deyken hiçbirşey yapamazdım. Madrid büyük bir şehir ve ben şehrin en güçlü takımında oynamıyordum; şehrin yüzde 80'i Real taraftarıydı ve yürüyüşe çıkmak veya restorana gitmek veya sinemaya gitmek benim için çok zordu çünkü insanlar buradaki kadar futbolculara saygı göstermiyorlar. Genelde evde otururdum, ama bazen eğer arkadaşlarla dışarı çıkarsam gerçekten çok zordu. Ama Liverpool'da neredeyse yapmak istediğim herşeyi yapabiliyorum. Parkta veya Albert Dock'a yürüyüş yapabilirim. İnsanlar seni tanıyor ama oyuncu için büyük saygıları var, dolayısıyla yaşam kalitesi benim için en önemli şey. Liverpool'a gelme sebeplerimden biri klübün mentalitesiydi. Çalışan bir klüp ve çalışan bir şehir. Neden bilemiyorum ama kendimi burda yaşayan insanlardan biri gibi hissediyorum."

"I couldn't do anything in Madrid when I was there. Madrid is a big city and I wasn't playing for the strongest team, so 80% of the people there are Real fans and it was hard for me just to go for a walk or go to a restaurant or the cinema because people do not have the same respect there that they do here for players. Normally I stayed at home but sometimes, if I went out with friends, it was really difficult. Here in Liverpool I can do almost everything I want to do. I can walk in the park or to Albert Dock. The people recognise you but they have a lot of respect for a player, so the quality of life is the main thing for me. One of the reasons I chose to come to Liverpool was because of the mentality of the club. It's a working club and a working city. I don't know why but I feel like one of the people here."

20 yorum:

aea dedi ki...

"I don't know why but I feel like one of the people here." cümlesiyle tam manasıyla noktayı koymuş. Yürü El-Niño kim tutar seni!

DG dedi ki...

Madrid'deyken hiçbirşey yapamazdım. Madrid büyük bir şehir ve ben şehrin en güçlü takımında oynamıyordum; şehrin yüzde 80'i Real taraftarıydı ve yürüyüşe çıkmak veya restorana gitmek veya sinemaya gitmek benim için çok zordu çünkü insanlar buradaki kadar futbolculara saygı göstermiyorlar. Genelde evde otururdum, ama bazen eğer arkadaşlarla dışarı çıkarsam gerçekten çok zordu. Ama Liverpool'da neredeyse yapmak istediğim herşeyi yapabiliyorum. Parkta veya Albert Dock'a yürüyüş yapabilirim. İnsanlar seni tanıyor ama oyuncu için büyük saygıları var, dolayısıyla yaşam kalitesi benim için en önemli şey. Liverpool'a gelme sebeplerimden biri klübün mentalitesiydi. Çalışan bir klüp ve çalışan bir şehir. Neden bilemiyorum ama kendimi burda yaşayan insanlardan biri gibi hissediyorum.

sanjuro dedi ki...

"Madrid'de iken hicbir sey yapamiyordum. Madrid buyuk bir sehir ve ben en guclu takim icin oynamiyordum. Insanlarin yuzde 80'i Real taraftari ve bu benim gezmemi, restorana veya sinemaya gitmemi cok zor kiliyordu cunku oradaki insanlar bana burada saygi duyuldugu gibi saygi duymuyorlardi. Genellikle evde zaman gecirdim ama bazen arkadaslarimla disariya ciktigimda gercekten zor oluyordu. Liverpool'da ise nerdeyse istedigim herseyi yapabiliyorum. Parkta veya Albert Dock'ta yuruyuse cikabiliyorum. Insanlar sizi taniyorlar ama size cok saygi duyuyorlar, yani yasam kalitesi en onemli sey benim icin. Liverpool'a gelmemdeki sebeplerden bir tanesi kulubun kafa yapisi. Burasi calisan bir kulup ve calisan bir sehir. Sebebini bilmiyorum ama kendimi buradaki insanlardan biri gibi hissediyorum"

iruneach dedi ki...

Madrid'deyken bir şey yapamazdım. Madrid büyük bir şehir ve ben en güçlü takım için oynamıyordum ki şehrin %80'i Real tarafı ve benim için sokakta gezmek veya restorana veya sinemaya gitmek çok zor oluyordu çünkü oradaki insanların, oyunculara, buradakiler kadar saygısı yok. Genellikle evde kalıyordum fakat, bazen, arkadaşlarımla dışarı çıktığımda zorluklarla karşılaşıyordum. Burada, Liverpool'da, yapmak istediğim neredeyse her şeyi yapabiliyorum. Park'ta veya Albert İskelesi'ne yürüyebiliyorum. İnsanlar sizi tanıyorlar ve oyunlar için çok fazla saygı besliyorlar. Hayatın kalitesi benim için temeli oluşturuyor. Liverpool'a gelme sebeplerimden birisi kulübün kafa yapısı. Liverpool çalışan bir kulüp ve çalışan bir şehir. Nedenini bilmediğim bir şekilde kendimi buradaki insanlardan biri olarak görüyorum.

Scapy dedi ki...

Ben Madrid'de istediğim hiçbirşeyi yapamazdım. Madrid büyük bir şehirdir ve bende en güçlü takım için oynamıyordum. İnsanların yüzde 80'nin Real taraftarı olması nedeniyle yürüyüşe çıkmak, bir restauranta gitmek veya sinemaya gitmek benim için çok zordu zira insanlar oyunculara buradaki kadar saygı duymuyorlardı. Genelde evde otururdum arkadaşlarımla dışarı çıkmak, benim için gerçekten çok güçtü. Burada, Liverpoolda neredeyse istediğim herşeyi yapabiliyorum. Parkta yada Albert Dock ta yürüyebiliyorum. İnsanlar sizi tanıyor çok fazla saygı duyuyorlar. Yaşam kalitesi benim için en önemli şeydir. Liverpoola gelme sebeplerimden biride klübün zihniyetiydi. Burası bir işçi klübü ve şehri. Neden bilmiyorum ama o insanlardan biri gibi hissediyorum.... gibi birşeyler birazcık salladım ama ana fikri veriyor sanki...

Rommel dedi ki...

"Madrid'teyken hiçbir şey yapamıyordum. Madrid çok büyük bir şehir ve ben, şehrin en güçlü takımında oynamıyordum, dolayısıyla yüzde sekseni Real Madrid taraftarı olan bu şehirde bir yürüyüş yapamıyor, bir restauranta yahut sinemaya gidemiyordum; çünkü oradaki insanlar oyunculara buradaki insanların gösterdiği saygıyı göstermezler. Genelde evde takılıyordum ama arkadaşlarımla dışarıya çıktığımda gerçekten zorlanıyordum. burada, yani Liverpool'da ise canım ne isterse yapabiliyorum. Parkta gezebiliyor veya Albert Dock'a kadar yürüyebiliyorum. İnsanlar sizi tanıyor ama hayat saygıyı elden bırakmıyorlar, dolayısıyle hayat kalitesi benim için en önemli şey oluyor. Liverpool'u seçmemin bir diğer sebebi ise klübün mantalitesiydi; çünkü klüp işçi klubü, şehir işçi şehiri... Nedenini bilmiyorum ama kendimi buraya ait hissediyorum."

Red dedi ki...

and the winner of translation contest is...

footballmaster dedi ki...

niye herkes çevirisini buraya yazıyor?

robinho32 dedi ki...

Madrid'deyken hiçbirşey yapamazdım. Madrid büyük bir şehir ve ben şehrin en güçlü takımında oynamıyordum; şehrin yüzde 80'i Real taraftarıydı ve yürüyüşe çıkmak veya restorana gitmek veya sinemaya gitmek benim için çok zordu çünkü insanlar buradaki kadar futbolculara saygı göstermiyorlar. Genelde evde otururdum, ama bazen eğer arkadaşlarla dışarı çıkarsam gerçekten çok zordu. Ama Liverpool'da neredeyse yapmak istediğim herşeyi yapabiliyorum. Parkta veya Albert Dock'a yürüyüş yapabilirim. İnsanlar seni tanıyor ama oyuncu için büyük saygıları var, dolayısıyla yaşam kalitesi benim için en önemli şey. Liverpool'a gelme sebeplerimden biri klübün mentalitesiydi. Çalışan bir klüp ve çalışan bir şehir. Neden bilemiyorum ama kendimi burda yaşayan insanlardan biri gibi hissediyorum.

BT dedi ki...

Ben çeviriyi yapmadan önce not bırakmıştım. Çevirisini kullandığım DG başta olmak üzere tüm arkadaşlara çok teşekkürler. Şimdi gazete sayfalarına dönebilirim.

Karamurat dedi ki...

Ama çok iyi geyik olmuş. İngilizce sınavı gibi :)

cerkez1905 dedi ki...

yanlız paragraf kesinlikle direkt kendi cümleleri çok belli..bi ingiliz böyle cümleler kurmaz çünkü.hani stage olayına girsek stage 2 ya da 3...paragrafta anlayamayacağımız ya da bilmediğimiz kelime yok :)) hazırlık dönemim aklıma geldi direkt :))

Oğuz Öztürk dedi ki...

Herkes çeviri yapmış böyle birşey olamaz ya...

BT dedi ki...

Yorumlarda çeviriler diyen benim arkadaşlar. Vakitsizlikten orijinali aktarmıştım. Öyle bıraksak bu kez neden Türkçe değil diyenler çıkıyor. Çeviriye vakit ayıran tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Daha da fazla çevirmeyelim ama:)

Ace Ace dedi ki...

Bir yerde haklı bir yerde haksız. Evet biz Akdeniz milletleri sıcakkanlı, sevmeyi de sevmemeyi de uç boyutlarda yaşayan insanlarız. Liverpool'a gitmesi (benim gibi) Atlético taraftarlarını gerçekten üzdü. Ama onu bu seçimiyle suçlamakta haksızlık olur. Bireyler sadece onu destekleyen taraftarlar için hayatlarını devam ettiremezler değil mi? Kendisine göre doğruyu bulması sevindirici.

Ceybo dedi ki...

Nihat Kahveci nasıl cümleler kurardı acaba: "İstanbul'dayken hiçbir şey yapamıyorum. İstanbul büyük bir şehir ve ben o şehrin en büyük takımlarından birine tekrar geri döndüm, gol atmak, süpermarkete gitmek, restorantta yemek yemek artık benim için çok zor. Yuvam dediğim yer aslında hem saha içinde hem saha dışında ne kadar da yabancı bir yermiş anladım. Artık genelde evde oturuyorum ama bazen de eşimle dışarı çıkıyorum ve insanlar kulüpten aldığım maaş yüzünden bana sanki hırsızmışım gibi bakıyorlar, inanın bu çok zor bir durum. Ama İspanya'da neredeyse yapmak istediğim herşeyi yapabiliyordum. San Sebastian sahillerinde özgürce dolaşıyordum, yada El Madrigal'de top ayama geldiğinde kimse beni ıslıklamıyordu. Beşiktaş'a gelme sebeplerimden biri alacağım yıllık ücretti doğru ama yuvamdı da. Ama Beşiktaş kaotik bir külüp şehir ise tek kelimeyle tuhaf! Neden bilemiyorum ama doğduğum ülekede kendi halkımın arasında çok yabancı hissediyorum."

Chevic dedi ki...

Bülent abi,
yorum bölümüne açık fikir olarak çoğu yorumları alıyorsun biliyoruz ama trollerin/türkçe yazamayanların ve küfredenlerin yazılarını onaylaman da meşguliyetinden sanırsam.

n0s dedi ki...

takımı şampiyon yapsın ondan sora bakalım sokakta yürüyebiliyo mu yoksa isadan bile ünlü mü oluo :D

Mercan dedi ki...

Siteye koyduğunuz çeviride de, bir ikisi hariç yorumlardaki çevirilerde de, inatla club=klüp yazılmış. Kelimenin doğru yazılışı "kulüp" tür. Lütfen Türkçe'yi katletmeyelim.

iruneach dedi ki...

@ Mercan

Sen söyledikten sonra baktım da benim çevirim hariç hepsinde klüp olarak yazılmış. Evet, önemli bir nokta fakat katletmek derecesinde değil diye düşünüyorum. Tabi, yine de özenmek gerek.