14 Şubat 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



14 Şubat 2014 Cuma
20:00 Çaykur Rizespor - Gaziantepspor (LigTV)
21:30 Mainz 05 - Hannover 96 (TRT HD)
21:30 Paris SG - Valenciennes (Tivibu)
21:45 Milan - Bologna (Tivibu)
22:00 Elche - Osasuna (NTVSpor Smart HD)

15 Şubat 2014 Cumartesi
14:00 Karşıyaka - Manisaspor (TRT 1)
16:00 Kayserispor - Gençlerbirliği (LigTV)
16:30 Bayern München - Freiburg (TRT HD)
17:00 Atletico Madrid - Valladolid (NTVSpor)
19:00 Karabükspor - Trabzonspor (LigTV)
19:00 Orduspor - FV Kahramanmaraşspor (TRT Spor)
19:00 Levante - Almeria (NTVSpor Smart HD)
19:30 Leverkusen - Schalke 04 (TRT Haber)
21:00 Barcelona - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
21:45 Fiorentina - Inter (Tivibu)
23:00 Villarreal - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)

16 Şubat 2014 Pazar
13:00 Granada - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
13:30 Mersin İdmanyurdu - İst.Büyükşehir Bld. (TRT Avaz)
13:30 Catania - Lazio (Tivibu)
14:00 Beşiktaş - Bursaspor (LigTV)
16:30 Augsburg - Nürnberg (TRT HD)
18:00 Getafe - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
18:30 Hertha Berlin - Wolfsburg (TRT Haber)
19:00 Fenerbahçe - Kasımpaşa (LigTV)
20:00 Athletic Bilbao - Espanyol (NTVSpor Smart HD)
22:00 Sevilla - Valencia (NTVSpor)

17 Şubat 2014 Pazartesi
19:00 Torku Konyaspor - Elazığspor (LigTV3)
20:00 Eskişehirspor - Sivasspor (LigTV2)
20:00 MP Antalyaspor - Galatasaray (LigTV)
23:00 Malaga - Real Sociedad (NTVSpor Smart HD)

11 Şubat 2014

Doğalgaz 2

Bu da Galatasaray taraftarı Ozan Yörük'ten...

Naklen Yayınlar


11 Şubat 2014, Salı
20:00 Kasımpaşa - Beşiktaş (LigTV)
21:45 Eintracht Frankfurt - Dortmund (NTVSpor)
21:45 Cardiff - Aston Villa (LigTV2)
22:00 Atletico Madrid - Real Madrid (TV8)
22:00 West Bromwich Albion - Chelsea (LigTV3)
22:15 Benfica - SportingCP (Tivibu)

12 Şubat 2014, Çarşamba
20:00 Bursaspor - Akhisar Bld. (A Haber)
20:00 Galatasaray - MP Antalyaspor (Atv)
20:00 Eskişehirspor - Sivasspor (A Haber)
21:30 Hamburger SV - Bayern München (NTVSpor)
21:45 Arsenal - Manchester United (LigTV3)
21:45 Manchester City - Sunderland (LigTV2)
22:00 Fulham - Liverpool (LigTV)
23:00 Real Sociedad - Barcelona (TV8)

13 Şubat 2014, Perşembe
19:00 Elazığspor - Tokatspor (A Haber)

Doğalgaz

Bunu yapan amatörse, bizim memleketin profesyonelleri kaçacak delik arasın.

9 Şubat 2014

Messi Arda Barcelona


Ürkek adımlarla çıkıyor sahneye. Kim olduğunu bilmesen, üniversitenin mezuniyet töreninde ödülünü almaya gelen fakülte birincisi sanırsın. En büyük rakibi gibi reklamlardan fırlamış manken havası yok, ne jöle sürüyor saçlarına ne de pahalı yüzükler ve saatler takıyor. Sponsoru Adidas'ın bir sweatshirt'ü var üzerinde, altında beyaz bir tişört, herkesin giydiği kot pantalon ve spor ayakkabılar. Sokağın kirinin bulaştığı ayakkabılar. Yüksek duvarlarla çevrili villasından çıkıp garajdaki arabasına binip, geldiği otelin garajında inse kenarları böyle kirli olmaz o spor ayakkabılar. Demek ki o da şehirde yürüyor. O da bu dünyadan. Oysaki onu ve eşsiz yeteneğini tarif etmenin en kolay yolu "O, bu dünyadan değil" demek. Onlarca kamera ve fotoğraf makinesinin flaşı altında gözlerini kısıyor. Flört etmek istediği kızın yüzüne söylemek yerine Facebook hesabından "Merhaba ben Lionel, karşı sınıftan, beni hatırladın mı?" diye soracak kadar utangaç bakıyor dünyanın dört bir tarafından gelmiş gazetecilere. 


Ufak tefek. "AS 900 kamyon kalıplı defans oyuncularının omuz darbesi ve tekmesine nasıl yenik düşmüyor bu kalıbıyla?" diye sorası geliyor insan her baktığında. Her delikten çıkan Pele'nin kendisi için imzaladığı formayı gösterdiği, selam yolladığı videoyu izlerken de muzip. Belli ki o da Pele'den hazetmiyor. Zaten bir Arjantinli, Maradona varken neden Pele'yi sevsin ki? "Tek hayalim var. Dünya Kupası'nı kazanmak" diyor. Tek hayali olduğunu duyunca insan garipsiyor biraz, "Sadece bir mi?" diye sorası geliyor ama adam haklı. Kazanılabilecek her şeyi kazanmış, kulüp formasıyla bütün kupaları kaldırmış, tek başına alabileceği bütün ödülleri almış ve daha kariyerinin ortasında. Bir ülke ondan Dünya Kupası istiyor, üstelik Brezilya'da oynanacak bir finalin kupasını istiyor. Temkinli... "İyi bir takımız" diyor ama tedirgin. Çok sert rakipler olduğunu o da biliyor ama söylemiyor. Gillette reklamında beraber oynadığı tenisin efendisi Roger Federer'in video-mesajını ise büyük bir hayranlıkla izliyor. Pele'ye baktığı gibi bakmıyor Federer'e... Şampiyon, şampiyonun halinden anlar. Onun evi Camp Nou. O stadyumda, onun gol attığı 106 maçta takımı 99 galibiyet almış, yedi kez berabere kalmış ama düne kadar... Bir gün önce penaltıdan golünü attığı ama takımının mağlubiyetini önleyememiş olmanın mahcubiyeti var yüzünde. "Dün kaybettik. Bugün çok zor bir gün benim için" diyor. 



100 rengin fışkırdığı, bohça gibi sayfaların olduğu dergileri kimse okumuyor artık oralarda. Şimdi özenle çekilmiş fotoğrafların hiç çekinmeden bir sayfaya yayıldığı az ama öz sözün olduğu röportajların yer aldığı, içinden meşin yuvarlak geçen makalelerin her kelimesinin özenle seçildiği dergiler var kitapçı- gazete bayi raflarında. Madrid'in fiyakalı adamı yine eski kafa dergilerden birinin kapağında ama bu sezon şampiyonluk yarışında bu şehrin takımına kafa tutan öteki Madrid'linin sakallı yıldızı en derin bakışıyla Libero dergisinin kapağında. Rafta adı kendisi kadar güzel Panenka dergisinin kapağındaki tecrübeli ağabey Xavi ile komşular. Boqueria, şehrin göbeğinde artık kült olmuş balık pazarı. Quim de 10 metrekare yerde üç Michelin yıldızlı şeflere taş çıkaran yemekler hazırlıyor toplam sekiz taburesi olan dükkanında ve "El Turco, büyük yetenek, yıllardır öylesi gelmedi Atletico Madrid'e ama en iyi her zaman bizde. Messi gibisi yok. Bugün de Valencia'yı rahat yeneriz" diyor. 

Messi dediği, ayakkabılarının kenarına sokak değmiş çocuk işte. Camp Nou büyük, çok büyük. Televizyonda görsen "Stad boş" dersin ama 60 bin taraftar var tribünde. Ülkeyi 44 yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonu yapmış teknik adam, maçın sabahında göçüp gitmiş bu dünyadan. Bizim "Dede", "Huysuz İhtiyar" dediğimiz, onlar içinse "Futbol dahisi" Luis Aragones... Saygı duruşunun da kıtada farklı tezahürleri var. İngilizler alkışlarla uğurluyor. Biz, Fransızlar gibi sessiz kalmaya çalışıyoruz ama bir türlü beceremiyoruz. Lakin İspanyollar, ölenle bir kez daha öldüren, yürek yakan bir müzik eşliğinde veda ediyorlar stadyumlarda yitip gidenlere. Katalanlar'ın topraklarında bir Madrid efendisinin vedası için müziği ve vedayı kısa tutuyorlar sanki... Sonra ilk düdük ve 60 bin insanın hep birlikte "Tıp" demişçesine sessizliği. Rakip Valencia, zor maç ama Camp Nou'nun tribünlerinde kale arkasındaki yüz genç dışında tezahürat yapan yok. Bir Federer-Nadal finalinde servis atıldığında ne kadar sessizse o kadar sessiz Camp Nou. Usta gazeteci Guillem Balague bir futbol arenasının bir tiyatro salonuna dönüşünü sorduğumuzda "Sizdekiyle bizdeki tribünlerin farkı, burada insanlar stadyuma futbolcuların kendilerini mutlu etmesi için gelirler. Sizde ise siz tribüne tezahüratlarla futbolcuları mutlu etmeye gidersiniz" diyor. Doğrusu bu cevap beni tatmin etmiyor. Bizdeki gibi tezahürat olsa, onlar gibi bizim futbolcular futbol oynasa. Ortasını bulsak, iki taraf da mutlu olsa... Olsa, olsa da; olmadık şeyler oluyor maçta. Utangaç çocuğun takımı öne geçtiği maçta iki kez kez yenik duruma düşüyor, kalesinde üç gol görüyor ve sahayı ıslıklarla terk ediyorlar. Tribün boşalırken, coğrafya hiç fark etmiyor. Herkes teknik direktör. "Iniesta neden 11'de değildi? Pique ile Mascherano gece uyumamışlar, gündüz maçına daha uyanamamışlar, Tata bu takımı iyi çalıştırmıyor, Fabregas'ı rakip kaleye daha yakın oynatması lazım." Ne dersen de, üç puan gitmiş işte... Libero'nun kapağındaki 'Sakallı Türk', Arda Turan'ın takımı Atletico Madrid ertesi gün 4-0 kazanıp 18 yıl sonra ilk kez liderlik koltuğuna oturuyor. Barcelonalı'ya, Woody Allen'in filmindeki (Vicky Cristina Barcelona) kadar güzel görünmüyor ertesi sabah Barcelona... Camp Nou'da takım kaybedince sanki biraz Alejandro Gonzalez Inarritu'nun Biutiful'unun havası var bu şehirde... 



8 Şubat 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


8 Şubat 2014 Cumartesi
12:30 Beşiktaş - İstanbul BB (U14 Ligi) (BJKTV)
14:00 Adana Demirspor - Samsunspor (TRT 1)
14:45 Liverpool - Arsenal (LigTV3)
16:00 Kayseri Erciyesspor - Çaykur Rizespor (LigTV)
16:30 Nürnberg - Bayern München (TRT HD)
17:00 Valencia - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
17:00 Chelsea - Newcastle United (LigTV3)
19:00 Galatasaray - Eskişehirspor (LigTV)
19:00 Kahramanmaraşspor - Mersin İdmanyurdu (TRT Spor)
19:00 Kortrijk - Anderlecht (TVNet)
19:00 Fiorentina - Atalanta (Tivibu)
19:00 Udinese - Chievo (Tivibu)
19:00 Rayo Vallecano - Malaga (NTVSpor Smart HD)
19:30 Hamburger SV - Hertha Berlin (TRT Haber)
19:30 Swansea City - Cardiff (LigTV3)
21:00 Real Madrid - Villarreal (NTVSpor Smart HD)
21:45 Napoli - Milan (Tivibu)
23:00 Almeria - Atletico Madrid (NTVSpor)
23:30 Bragantino - Botafogo SP (LigTV3)

9 Şubat 2014 Pazar
12:30 Beşiktaş - Bursaspor (U17 Ligi) (BJKTV)
13:00 Osasuna - Getafe (NTVSpor Smart HD)
13:30 Torino - Bologna (Tivibu)
15:00 Nantes - Lyon (Tivibu)
15:30 Standard Liege - Zulte Waregem (TVNet)
15:30 Tottenham - Everton (LigTV3)
16:00 Sivasspor - Fenerbahçe (LigTV)
16:00 Lazio - Roma (Tivibu)
16:00 Verona - Juventus (Tivibu)
16:30 Stuttgart - Augsburg (TRT HD)
18:00 Valladolid - Elche (NTVSpor Smart HD)
18:00 Manchester United - Fulham (LigTV2)
18:30 Schalke 04 - Hannover 96 (TRT Haber)
19:00 Trabzonspor - Akhisar Bld. (LigTV)
19:00 Manisaspor - Orduspor (TRT Spor)
19:00 Bursaspor - MP Antalyaspor (LigTV2)
20:00 Benfica - SportingCP (Tivibu)
20:00 Real Sociedad - Levante (NTVSpor)
21:45 Inter - Sassuolo (Tivibu)
22:00 Monaco - Paris SG (Tivibu)
22:00 Sevilla - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
23:15 Newells Old Boys - Boca Juniors (TVNet)

10 Şubat 2014 Pazartesi
02:30 River Plate - Gimnasia La Plata (TVNet)
19:00 Gençlerbirliği - Karabükspor (LigTV)
20:00 Fethiyespor - Ankaraspor (TRT Spor)
23:00 Celta Vigo - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)

4 Şubat 2014

87 Kar Tatili ve 2014 Soçi


Aziz Sarıyer, 40 yıllık tasarımcı. Oğlu Derin Sarıyer de onun izinden gidiyor ve babasının başarısının gölgesinde kalmayacak kadar üretken. Derin Sarıyer amatör bir çalışmaya imza attı ve beklenilmeyeni yaptı. Bir şarkı yazdı ve seslendirdi. Şarkının en vurucu yeri ise "Çok mutlu ol, 1987 kar tatilindeki çocuk gibi". 1987 kar tatili, her kış metrelerce karla boğuşan Anadolu insanına birşey ifade etmez ama 70 ve 80 doğumlular için İstanbul'da 87 kışında yağan karı kimse unutmaz. Bir kuşak nasıl Beyaz Gölge ile basketbol âşığı olmuşsa, 87 kışında da İstanbul'da çok çocuk kış sporlarına merak saldı. Yokuşlardan kızakla kayanlar, hızını alamayıp kayak takımı edinenler. Sonra bir daha öyle kar yağmadı zaten. Yağmura bile hasret kaldı bu yorgun şehir. Kayak meraklılılarına selam olsun, onlar Uludağ'da, Kartalkaya'da, Erciyes ve Palandöken'de ilk kar ne zaman düşmüş, kaç santimetre kar olmuş yakından takip ederler. Kış bastırdığında spor yapmak üzere kayak merkezlerinin yolunu tutan çoktur ama bizde kış, sömestir tatili denildiğinde akıllara açık havada mangalda sucukekmek gelir. 


Şık kayak takımlarını giyip, dağ otellerinin açık hava kafelerinde saatlerce oturmak takdir edersiniz ki olimpik spor değil. Mesele buz pateniyse, bunu da AVM etkinliğine indirdik memleket olarak. Kazak, parfüm alışverişi için gidilen bir AVM'de 'çocuk biraz da buz pateni öğrensin' saatleriyle sporcu yetiştirebilmek hayal. İşte bu yüzden cuma günü açılış töreni yapılacak olan Soçi Kış Olimpiyatları'na Türkiye altı sporcuyla katılacak. Soğuk Savaş yıllarında Rusya'nın Afganistan'ı işgali sonrasında 1980 Moskova Yaz Olimpiyatları'nı boykot edip katılmayan ABD, olimpiyat tarihinde ilk kez Rusya sınırları içine sporcularını yollayacak. 224 sporcuyla Soçi'ye çıkarma yapacak olan Amerikalılar'ı, 222 sporcuyla komşusu ve kış sporları cenneti olan Kanada takip ediyor. 

Ev sahibi Rusya ise yakın gelecekte turizmde Antalya'nın bir numaralı rakibi olacağı kabul edilen Soçi'deki oyunlara 216 sporcuyla katılacak. 1980 Olimpiyatları'nda ABD olmayınca, 80'i altın, 195 madalyayla gövde gösterisi yapan ve o günlerde SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği) olan Rusya'da kazanılan başarıların milliyetçiliği körüklediği, gençlerin spora olan ilgisinin arttığı tarihsel bir gerçek. Dört yıl sonra ise Los Angeles'tan başka adayın olmadığı ABD'deki olimpiyatları bu kez Ruslar boykot edince de ev sahibinin madalyaları süpürdüğü spor tarihinde kalın satırlarla yazılı. Tarihteki tüm kış olimpiyatları için harcanan paradan çok daha fazlasını harcayan ve oyunlar için ülkenin kasasından 50 milyar dolar akıtan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için bu olimpiyatlar tüm dünyaya Rusya'nın gücünü göstereceği bir sahne. Guatemala'daki son seçime bizzat giden, İngilizce başladığı konuşmasını Fransızca bitirip, oyunları Güney Kore'nin elinden kapan Putin, 2018'de de Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak ülkesinin gücünü ABD ve Çin ile giriştiği uzay programları rekabetinde sınamaktan vazgeçmiş görünüyor. Putin'in Rusya'sı şimdi Krasnador'daki dağlarda ve Soçi'deki devasa olimpiyat köyü ve tesislerde; dört yıl sonra da Dünya Kupası'nda yeşil zeminlerde gövde gösterisine hazırlanıyor. 


Gelin, 7-23 Şubat'ta düzenlenecek Kış Olimpiyatları'yla ilgili bilinmesi ve altının çizilmesi gerekenleri gözden geçirelim: ? Öncelikle Soçi'yi, kendi dilimizde Sochi diye yazmaktan vazgeçerek başlayabiliriz. Kiril alfabesi, Latin dillerinde eksik harfler yüzünden farklı yansıyabilir. Ruşça'da Soçi yazılan ve okunan şehrin adı bizde de Soçi diye yazılır. ? Kadınlar ve erkeklerde yaklaşık 3 bin sporcunun katılması beklenen oyunlarda, yedi dalda 15 kış sporu yer alacak. 2014 Soçi'de, buz pateni disiplinlerinden artistik buz pateni, sürat pateni ve kısa mesafe sürat pateni, kayma sporlarından Alp disiplini, kayaklı koşu, serbest stil kayak, kuzey kombine, kayakla atlama ve snowboard yarışmaları yapılacak. Kızak disiplinlerinden bobsled ve skeleton'da madalya dağıtılacak. 2014 Kış Olimpiyat Oyunları'nda sahnelenecek diğer dört spor ise biatlon, körling, buz hokeyi ve Luge olacak. Ayrıca, 12 yeni disiplin de yarışmalar ilk kez gerçekleştirilecek. ? 22. Kış Olimpiyat Oyunları'nda ülkemizi buz dansında Alper Uçar-Alisa Agafonova ikilisi, kayaklı koşuda Kelime Çetinkaya ve Sabahattin Oğlago, Alp disiplininde ise Tuğba Kocaağa ve Emre Şimşek temsil edecek. ? 7-16 Mart'ta Soçi bu kez Paralimpik Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yapacak. ? Soçi'de tamamı yeni yapılan tesislerin oturma kapasitesi 120 bin kişi. ? Kış Olimpiyatları'nı 3 milyar insanın izlemesi bekleniyor. Oyunlara akredite olan gazeteci sayısı ise oyuna katılan sporcu ve delegelerin tam iki katı: 12 bin. ? Oyunlar süresince 25 bin gönüllü genç görev yapacak. Güvenlik sayısı ise 37 bin. ? Kayak yarışlarının yapılacağı pistler ile Olimpiyat Köyü arasında son teknoloji trenler ulaşımı sağlayacak. ? Soçi'deki Olimpiyat Köyü ve tesislerinin inşaatı süresince, UNESCO koruması altındaki bölgede ekolojik dengenin bozulduğu ve Rusya'nın bir çevre katliamına imza attığı ise üç yıldır süren bir tartışma. ? Putin'in geçen yıl kabul ettiği 'anti-eşcinsel' yasası da Rusya'nın başını ağrıtmaya devam ediyor. Eşcinselliğin propagandasının yasaklandığu Rusya'ya gelecek olan sporcuların cinsel kimliklerinin sorgulanma ihtimali Olimpiyat Komitesi'ni ayağa kaldırdı. Eşcinsel grupların gösteri yapması bekleniyor. ? Rus Aeroflot havayolu şirketi Kış Olimpiyatı ve Paralimpik Oyunları süresince Moskova-Soçi gidiş geliş uçak biletlerini 5 bin rubleye (150 dolar) sabitledi. ? Fiyatları 30 ile 1300 dolar arasında değişen biletlerin yüzde 80'i satılırken, yüzde 75'ini Rusya vatandaşları satın aldı. ? 430 bin nüfuslu Soçi, Rusya'nın Karadeniz kıyısında 'Rusya'nın Marsilya'sı'; Stalin ve Boris Yeltsin'in yazlığı olarak biliniyor. (Sabah Pazar)



Luis Aragones'in Ardından


Euro 2008'i İspanya'ya kazandırıp ardından F.Bahçe ile anlaştığında ülkesinde kimse onun bu yaşta, ilk kez yurtdışında takım çalıştıracağına inanmamıştı. Luis Aragones ve yaşıtlarını hayatta tutan her zamana futbol tutkularıydı. F.Bahçe'de başarısız olunca, nasıl ki Del Bosque Beşiktaş'ta hüsrana uğrayınca 'Yeniköy kasabı' lakabını almışsa, Aragones'in de ardından doğrusu biz de 'Huysuz ihtiyar' dedik. 75 yaşında hayatını kaybeden Aragones'in Atletico Madrid için nasıl bir efsane futbolcu olduğunu onun yeşil sahalarda olduğu yıllarda televizyon olmadığı için keşfedemediğimiz doğrudur. Bizim için 'huysuz ihtiyar' ama İspanyollar için bir 'futbol dahisi' olan Aragones'in hayatını kaybetmesi, futbolla yatıp kalkan İspanya'yı soğuk bir cumartesiye uyandırdı. Aragones 2008'de Real Madrid'in golcüsü Raul'u milli takıma almayarak, finallere giderken ülke medyasını karşısına almıştı. Ama o takım kupayı kazanınca, tüm İspanya Aragones'in elini öpme ihtiyacı hissetti. Renkler hiç fark etmeden dün Barcelonalı, Real Madridli, Atletico Madridli tüm futbolcular, ona veda ederken özellikle genç birer insan olarak 'baba Aragones'ten hayata dair çok şey öğrendiklerini ifade ettiler. Elbette en büyük yası tutan Arda Turanlı Atletico Madrid... Aragones'in "hayatımın özeti" dediği A.Madrid, efsane futbolcu ve teknik direktörü için görkemli bir törene hazırlanıyor. Avrupa'nın üst düzey teknik adamlarından birini Kadıköy'e getirmeyi başaran F.Bahçe'nin törende yer alması gerekli. (1 Şubat 2014 /Sabah)

Aragones vs. Ferran Adria
Aragones Türkiye'ye gidiyor
Luis Aragones Fenerbahçe'de

29 Ocak 2014

1000 Çocuğa 1000 Bisiklet

AMAÇ: Bisiklete sevdalı 5 kişi, tek bir amaç için bir araya geliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki ihtiyaç sahibi 1000 çocuğa, 1000 tane bisiklet hediye etmek. Hem onları sevindirmek hem de spora teşvik etmek. Hem sokakta oynayacakları yeni bir oyuncağa sahip olmalarını sağlamak hem de sağlıklı yaşamalarını... 5 kişinin hiçbiri profesyonel sporcu değil. Ama çok önemli bir ortak noktaları var; bisiklet sevdaları. Aralarında gazeteci de var, şef de, profesyonel yönetici de, spor yorumcusu da... Her fırsatta bir araya gelip, bisiklete biniyorlar. Bir elin parmakları kadar kişiyle çıkmışlardı yola; artık her hafta bir araya gelip 40-50 kişiye ulaşan gruplarla farklı rotalar yapıyorlar. Şimdi amaç bu enerjiyi, bir sosyal sorumluluk projesine dönüştürmek.
YÖNTEM: 5 kişilik takım 2014 takvim yılı içerisinde dünyada amatör yarışçılara da açık olarak düzenlenen ünlü yarışlara katılacak.  Bunların arasında İtalya’da düzenlenen Granfondo La Magnifica, yine aynı ülkede düzenlenen La Pina Magnifico ve İsveç’teki klasik Vatternrundan yarışları gibi bisiklet dünyasının efsanevi organizasyonları da var. Buralara katılarak projeye dikkat çekmeye çalışacak olan takımımız bu sayede elde edeceği sponsor gelirlerinin 1000 bisikletin satın alınmasına harcayacak.
VELOTURK KİMLERDEN OLUŞUYOR?
Sarper Günsal: Grubun duayeni, kaptanı. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ni bitirdi. Kimya sanayinde yöneticilik yapıyor. Spor her zaman bir numaralı ilgi alanıydı. Hemen her sporu izler, ilgisini daha çok çeken sporların içine nüfuz etmeye çalışır. Zaman içinde daha az futbol, daha çok Formula 1, atletizm, amerikan futbolu ve beyzbol izlemeye başladı. En büyük tutkusu bisiklet ve bisiklet yarışları. Eurosport Türkiye kanalında bisiklet yorumculuğu yapmakta. 40 yaşından sonra bisiklete binmenin güzelliğini tekrar keşfetmiştir. Son dönemde grup halinde pedal çevirmek için #VeloSlow adı altında  bir oluşum başlatmıştır. Evlidir, 2 çocuk, 8 bisiklet babasıdır.
Arda Türkmen: Şef. 1975 yılında İstanbul’da doğdu. Saint Beniot ve ardından Bilgi Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. 2010 yılından bu yana CNN Türk’de “Arda’nın Mutfağı” programını hazırlıyor. Boş zamanlarında yemek yapıyor ve bisiklete biniyor. Grubun beslenme düzeni ona emanet.
Okan Can Yantır: 1979 yılında Stockholm’de doğdu. Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümü mezunu. 2000-2013 yılları arasında Esquire Dergisi’nde çalıştı ve Sabah Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. 2007 yılından bu yana yürüttüğü yayın yönetmenliği görevinden Ağustos ayında ayrılarak GQ Türkiye’nin yayın yönetmeni oldu. Lise yıllarında profesyonel olarak basketbol oynadı. Dağ bisikleti sevdalısıyken grup üyelerinden gelen baskı sonucu yol bisikletine yöneldi. Artık hep yollarda...
Berkem Ceylan: Takımın en genci. Kendini bildi bileli bisiklete biniyor. 2008 yılından bu yana Eurosport’da bisiklet yarışlarını anlatıyor ve yorumculuk yapıyor. Takımın gideceği yarışların seçimi ona ait. Yani eğer bir yerlerde nefessiz kalırsak, tek sorumlusu o.

Aydın Diricanlı: Takımın mekaniği. 80’li yıllarda dağ bisikletiyle tanışıp uzun yıllar onla haşır neşir olduktan sonra yol bisikletinin cazibesine kapılmışlardan. Eşiyle bisiklet turunda tanışmış, düğününde imza attıktan sonra arkadaşlarıyla bisiklet turuna çıkmış bir iki teker sevdalısı.

26 Ocak 2014

Paris, Bir Problemim Var


Fransız sömürgesinden Paris'e göç etmiş bir ailenin çocuğu Nazi selamı verebilir mi? Nicolas Anelka'nın bir Fikret Kızılok unutulmazı İnişlerim, Çıkışlarım'ı hatırlatan bol isyanlı kariyerindeki son soru işte bu...

Bir futbolcunun müthiş yeteneğini kaçırdığı gol pozisyonuyla hatırlayabilir misiniz? Söz konusu Nicolas Anelka ise, evet. Fenerbahçe- Galatasaray derbisinde önce Song, ardından Mondragon'dan sıyrıldıktan sonra aut çizgisi dibinde Song'a bir kez daha çalım atıp direğe takılan Fransız yıldızı... Kariyeri boyunca rakip defansların arasına bir yılan gibi süzülen, ancak saha dışında hep sürüden ayrı takılan Anelka, bugünlerde bir ırkçılık davasıyla karşı karşıya. Hayır, Fransa'nın Karayipler'deki sömürgesi Martinique'den gelen bir ailenin çocuğu olan Anelka teninin rengi nedeniyle ırkçı saldırılara maruz kalmadı. Fransızlar'ın son yıllardaki en tartışmalı komedyeni olan ve gösterileri anti-semitist olduğu iddiası ile birçok şehirde yasaklanan Dieudonne'nin meşhur ettiği ve ters Nazi selamı olarak bilinen 'Quenelle'i gol sevinci olarak İngilizler'in futbol sahnesine koyan Anelka, her zaman tefe konulduğu ülkesi Fransa'da manşetlerin darağacına çıkarıldı. Futbol dünyasında biri isyan edecekse Anelka zaten bunun için dünyaya gelmişti. Paris'in banliyösünde doğup büyüyen ama bir türlü 'Paris'li kabul edilmeyen Anelka bir mıknatıs gibi polemiği üzerine çekti yine. Bütün kariyerinde olduğu gibi. 

BİR YERDE ÇOK DURAMIYOR Fransızlar'ın futbolcu fabrikası Clairefontaine'e geldiğinde 14 yaşındaydı. Thierry Henry, David Trezeguet gibi sonraları rakip kaleleri sarsacak takım arkadaşları edindi kendine. Üçünün de yolları alt yapı sonrası ayrıldı. Paris Saint Germain onu kadrosuna kattığında Anelka 16 yaşındaydı. Fransa'da bir genç yıldız adayı olacak ve Arsene Wenger peşinde olmayacak! Fransız hoca yeni göreve geldiği Arsenal'e Anelka'yı hediye etti ve genç yıldız, ikinci sezonunda iki kupayı da alan Londra kulübünün 11'inin değişmezi oldu. Ertesi sezon 17 golle takımın en fazla gol atan forvetiydi ama bugün 34 yaşında olan Anelka kariyeri boyunca arıza çıkartan adam olmanın ilk adımını Arsenal formasıyla attı. Bir yerde çok duramıyordu, akıl babası ağabeyi Claude, Ronaldinho'nun menajer ağabeyi sınıfındandı. Müthiş yeteneğin kariyeri daha o günlerde istikrar üzerine değil, ne kadar çok takım gezerse o kadar fazla para kazanır üzerine kurgulandı. Gidene dur denmezdi. Arsenal'a kulüp tarihinin rekor ücretini ödedi Real Madrid. Daha 20 yaşındaydı ve Madrid medyası pahalı Fransız gencine kafayı taktı. Anelka birileri ona kafayı taktığında boyun eğecek adam değildi. Real Madrid'in soyunma odasında İspanyol yıldızlar Raul, Morientes ve Guti'nin başını çektiği gruptan uzak durup her zaman olduğu gibi oynadığı mevkiden memnun olmayınca, tesisin bahçesindeki kuşlarla konuştuğu ve deli olduğu dedikodusu yayıldı. İspanyol medyası kan kokusunu almıştı; Anelka, peşinde muhabirler olmadan adım atamıyordu Madrid'de. Arsenal'den sonra ikinci isyanını, Del Bosque yönetimindeki Real Madrid'de üç gün idmana çıkmayarak sahneye koydu. Faturası 500 bin avro para cezası ve 45 gün kadro dışı kalmak oldu. 

DROGBA İLE KORKULU RÜYA Kariyeri boyunca kulüplerin 140 milyon avrodan fazla bonservis ödediği Anelka her zaman pahalı bir oyuncak olarak kaldı. Önce kürkçü dükkanı Paris Saint Germain, ardından Liverpool, Manchester City ve Fenerbahçe. "Nobre çıktı, Anelka girdi" cümlesinin sıkıntılı öznesi Fransız yıldız, Kadıköy'de de "Gitmek istiyorum" dediğinde soluğu bir zaman sonra "Burası küçük kulüp, kalamam" dediği Bolton'da aldı. Form geçici, klas kalıcıdıydı ya, artık "Yokuş aşağı koşuyor" denildiği gün bir sıçrama yaptı ve soluğu Chelsea'de aldı. Drogba ile birlikte dört yıl boyunca kalecilerin kabusu oldular. Ocak 2012'de "Çin'e gidiyorum" dediğinde kimse şaşırmadı, çünkü Anelka hep giderdi. Şampiyonlar Ligi'ni kaldıran partneri Drogba da soluğu aynı takımda aldı. Üç vakte kadar sıkıldılar ve Drogba, Galatasaray'ın, Anelka, Juventus'un yolunu tuttu. İtalya'da onu sahada gören olmadı ama kariyer hanesine bir şampiyonluk daha yazdırdı ve en sonunda ters Nazi selamını vereceği West Bromwich Albion forması... Fransızlar'ın iyi işlediği tek taş yüzüktü Anelka ama gelin görün ki bir türlü parmaklarına oturmadı. Euro 2000'de şampiyon olan kadronun genç yıldızı ertesi yıl L'Equipe gazetesinin muhabirini tokatlayınca, gazete ve Anelka arasında bitmeyen savaş başladı. 2001-2007 yılları arasında Fransız Milli Takımı formasını gün geldi o reddetti, gün geldi teknik adamlar kadroya almadı. O her aday kadroya çağrılmadığında "Gülüyorum" demekle yetindi. Evet, umurunda bile değildi, çünkü onun 'Paris' ile her zaman bir problemi vardı. Euro 2008'de forma giydi, Maviler'i 2010 Dünya Kupası'na götüren golü deplasmanda İrlanda'ya attı, rövanşında beraber yetiştiği Henry'nin eli-koluyla Güney Afrika'nın yolunu tuttular. Meksika'ya 2-0 mağlup oldukları maçın devre arasında hocası Domenech'e küfür etti, oyundan alındı, takımdan atıldı ve 18 maç ceza aldı. Paris'e cevabı kısaydı: "Palyaçolar sürüsü." 

'BENİM DOSTLARIM BANA YETER' 2004 yılında Müslümanlığı seçen Anelka, 'Paris'e göre Müslümanlığı seçtikten sonra 'az Fransız' olan Ribery'e verdiği destekle de ülkeyi ayağa kaldırdı. O müthiş diskuru hatırlarsak eğer: "Gourcuff'u tokatlayan Ribery kötü. Neden? Çünkü Gourcuff iyi Fransız. Ribery ise Müslüman, benim gibi. Fransa'da ne zaman kaybetsek, tenimizin rengi ve dinimizi konuşurlar. Ben hiçbir zaman Fransız milli marşını söylemek istemedim. Siz Paris'te tekdüze entelektüel hayatınızı yaşarsınız ama Manş'ın öteki yakasına geldiğinizde üç kelime İngilizce konuşamazsınız. Ben ise dört dil biliyorum. Düşmanı olmayan adam, değerleri olmayan adamdır. Benim dostlarım bana yeter." Şimdi sormak lazım; İstanbul günlerinde bir Fikret Kızılok şarkısına rastgelmiş midir acaba Nicolas Anelka?: İnişlerim çıkışlarım/ o kendimden kaçışlarım/ gidişlerim dönüşlerim/ içimdeki sancı/ o kısır döngülerim/ şarkılarım sancılarım/ kadınlarım hüsranlarım/ dostluklarım acılarım/ içtiğim su/ o pusu duruşlarım/ yarım kalan sevgilerim/ uyanmamış sabahlarım/ perdesiz gecelerim/ paramparça oluşlarım/ yalanlarım yanlışlarım/ o arkamdan bakışlarım/ kendime geç kalışlarım/ içtiğim su/ o pusu duruşlarım/ yokuşlarım kalışlarım/ umutlarım kaygılarım / inançlarım gözyaşlarım/ ben miyim bu şarkıdaki satırlarım (SABAH Pazar)



25 Ocak 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


25 Ocak Cumartesi
13.30 Gençlerbirliği - Ç.Rizespor @Lig Tv
14.45 Bournemouth - Liverpool @Tivibu Spor 1
16.00 Bursaspor - Eskişehirspor @Lig Tv
16.30 B.Dortmund - Augsburg @TRT Spor
17.00 Real Madrid - Granada @NTV Spor Smart
18.00 Guingamp - PSG @Tivibu Spor 1
19.00 Trabzonspor - Beşiktaş @Lig Tv
19.00 Napoli -Chievo @Tivibu Spor 2
19.00 Karşıyaka - Mersin İdman Yurdu @TRT Spor
19.00 Valladolid - Villarreal @NTV Spor Smart
19.30 Stevenage - Everton @Tivibu Spor 3
19.30 E.Frankfurt - Hertha Berlin @TRT Haber
21.00 Valencia - Espanyol @NTV Spor Smart
21.00 Nantes - Reims @Tivibu Spor 2
21.45 Lazio - Juventus @Tivibu Spor 1
23.00 Sevilla - Levante @NTV Spor

26 Ocak Pazar
13.00 Almeria - Getafe @NTV Spor Smart
13.30 Sivasspor - Kayserispor @Lig Tv
13.30 Verona - Roma @Tivibu Spor 1
15.00 Sheffield United - Fulham @Tivibu Spor 2
15.30 Elazığspor - Akhisar Bld. @Lig Tv 2
15.30 Genk - Gent @tvnet
16.00 Cagliari - Milan @Tivibu Spor 1
19.00 Anderlecht - Club Brugge @tvnet
16.00 K.Erciyesspor - Antalyaspor @Lig Tv
16.30 Werder Bremen - E.Braunschweig @TRT Spor
17.00 Chelsea - Stoke City @Tivibu Spor 2
18.00 Osasuna - Athletic Bilbao @NTV Spor Smart
18.00 Bordeaux - St. Etienne @Tivibu Spor 1
18.30 Hamburg - Schalke 04 @TRT Haber
19.00 Gaziantepspor - Galatasaray @Lig Tv
19.00 Fethiyespor - Samsunspor @TRT Spor
20.00 Rayo Vallecano - Atletico Madrid @NTV Spor
21.45 Fiorentina - Genoa @Tivibu Spor 2,
22.00 Barcelona - Malaga @NTV Spor Smart,
22.00 Monaco - Marseille @Tivibu Spor 1

27 Ocak Pazartesi
20.00 Fenerbahçe - T.Konyaspor @Lig Tv
20.00 Denizlispor - Balıkesirspor @TRT Spor
23.00 Real Sociedad - Elche @NTV Spor Smart

23 Ocak 2014

Deloitte Football Money League Raporu 2014

Deloitte Football Money League Raporu 2014

1 Real Madrid 518,9 milyon Euro 
2 Barcellona 482,6
3  Bayern Münih 431,2
4  Manchester United  423,8
5 PSG  398,8
6 Manchester City 316,2
7  Chelsea 303,4
8 Arsenal  284,3
9 Juventus 272,4
10 Milan  263,5
11 Borussia Dortmund 256,2
12 Liverpool 240,6
13 Shalke04 198,2
14  Tottenham Hotspur 172
15  Internazionale 168,8
16 Galatasaray 157
17  Hamburg 135,4
18 Fenerbahçe 126,4
19 AS Roma 124,4
20 Atlético Madrid 120
21 Stuttgart  116,5
22 Napoli 116,4
23 Valencia 116
24 Corinthians 113,3
25 Newcastle 111,9
26 Benfica 109,2
27 Ajax 107,6
28 Ss Lazio 106,2
29 West Ham 104,8
30 O. Marsilya 104,3

21 Ocak 2014

Mario Balotelli'ye 3 Soru


Mario Balotelli / Barselona/17 Ocak 2014
"İtalyan Milli Takımı'nda oynuyorum. Juventus'ta milli takımdan çok arkadaşım var. Mancini de eski hocam. Ondan çok şey öğrendim. Ona çok şey borçluyum. Maçı izlemeye başlarken 'İyi maç olsun' dedim, tarafsızdım ama Sneijder golü atıp Galatasaray kazanınca doğrusu Juventus için de üzülmedim. Mancini'nin çalıştırdığı takımın gruptan çıkmasına da sevindim" 

Ara transfer döneminde Galatasaray'ın menajeri Mino Raiola ile görüştüğü iddiaları ve diğer transfer teklifleri için ise Mario Balotelli ser verdi sır vermedi ama lider Juventus'un 30 puan gerisinde kalan Milan'da da mutlu olmadığını organizasyon boyunca kurduğu cümlelerle belli etti. Milan'a transferiyle eski takımı Inter'in taraftarının büyük tepkisini çeken İtalyan yıldız "Milan'da teknik adam yeni değişti. Seedorf tecrübesini bize aktaracak. (Bu röportajın ardından Seedorf yönetiminde ilk maçına çıkan Milan'ın Verona'yı 1-0 yendiği maçın tek golünü penaltıdan Balotelli attı) Takım zor durumdayken benim transfer konuşmam doğru olmaz. Menajerim benim adıma görüşüyordur" diye konuştu.

Şampiyonlar Ligi'nde Arda Turan'lı Atletico Madrid ile eşleşen Milan'ın "Tur şansı nedir?" yönündeki sorular karşısında ilk olarak İspanyol ekibinin golcüsü Diego Costa'ya övgüler yağdıran Balotelli "Atletico Madrid bu sezon çok iyi takım oldu ama ben onlardan korkmuyorum. Futbolda rakibinize korktuğunuzu hissettirirseniz kaybedersiniz. Biz de savaşmalıyız. Milan'ın bu kupanın tarihinde yaptıklarını herkes hatırlıyordur" dedi. Organizsyon yapıldığı Barselona şehrinde yayın yapan spor gazetelerinin muhabirlerinin "Manchester City-FC Barcelona eşleşmesi" hakkındaki ısrarlı soruları sonrasında Mario Balotelli'nin sesini yükselterek "Eski takımım Manchester City'nin turu geçmesini istiyorum. Barcelona'nın işi bu kez zor. Aynı soyunma odasını paylaştığım arkadaşlarım kazansın" cevabını verdi. (SABAH) 


20 Ocak 2014

The Juventus Story

Sundance Film Festivali'nde bir futbol filmi. "Black and White Stripes: The Juventus Story". Angelli Ailesi ve Juventus tarihi. 

19 Ocak 2014

Thierry Henry Röportajı


Thierry Henry röportajı /17 Ocak 2014 /Barselona 

DROGBA’NIN GELMESİNİ İSTERİM
Drogba’nın gelecek sezon MLS’e (ABD Futbol Ligi) geleceği yönünde ben de haberler okudum ama ne kadar doğru bilmiyorum çünkü Çin’den Avrupa’ya döndükten sonra Galatasaray’da çok önemli işler yaptı. Benim oynadığım takım New York Red Bulls ya da Los Angeles Galaxy farketmez, Drogba, ABD’ye futbol oynamaya gelirse bu ligin geleceği açısından çok önemli bir fırsat olur. Didier, futbol tarihinin en büyük golcülerinden. Son 15 yılda yaptıkları inanılmaz.  Eğer bu kararı verip ABD’ya futbol oynamaya gelirse kendisi de bundan büyük keyif alacaktır. Buradaki futbolcular Drogba ile ya da ona karşı oynamak isterler. Elbette kararı Drogba verecek ama ben onun MLS’de oynamasını isterim. Xavi için de benzer transfer haberleri var ama ben Xavi’nin kariyerini Barcelona’da bitirmesini isterim. Xavi, Barcelona’da büyüdü ve oradan kopabilmesi çok zor. Drogba’nın alacağı karar daha kolay. Galatasaray’a çok katkı sağladı ama kulüp tarihinde Xavi’nin Barcelona’da olduğu kadar yeri yok.
GALATASARAY’IN JUVENTUS’U ELEMESİ SÜRPRİZ DEĞİL
New York’ta yaşadığım için saat farkı nedeniyle Avrupa’daki lig maçlarını izlemekte zorlanıyorum ama Şampiyonlar Ligi maçlarını kaçırmıyorum. En azından geniş özetleri mutlaka izliyorum. Galatasaray’ın Juventus’u yendiği maçı da izledim. Galatasaray’ın Juventus’u son maçta yenip gruptan çıkmasına sürpriz diyebilirler ama bence değil çünkü Galatasaray’da çok büyük futbolcular var. Pası Drogba’nın verdiği golü Sneijder’in attığı bir takımdan bahsediyoruz. Takımdaki diğer oyuncular da çok kaliteli ve tecrübeli. Geçen sezon da Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkmayı başarmışlardı. Chelsea ile de şansları bence eşit. Drogba’nın olduğu takıma hiçbir  zaman zayıf taraf diyemezsiniz.

TAFFAREL İÇİN ÇOK KOLAY BİR KURTARIŞTI
Benim için futbolda dün yok. Bir maç bittiğinde biliyorsunuz ki üç gün sonra yine bir maça çıkacaksınız. Bunu unutursanız başarılı olma şansınız yok. Kazandıklarım kadar kaybettiklerimin de benim için çok önemli. Lig şampiyonlukları, Şampiyonlar Ligi, Dünya Kupası bunlar harika ama kaybettiklerimi de iyi hatırlıyorum. 2006 Dünya Kupası, 2000’de Galatasaray’a kaybettiğimiz UEFA Kupası.  O maçta Taffarel’in kurtardığı kafa vuruşum mesela.  Galatasaraylılar Taffarel’in çok zor bir pozisyonu kurtardığını düşünmüştür hala da öyle düşünüyordur ama bana göre Taffarel için çok kolay bir toptu. O yerini almıştı, onu iyi tanırım ve çok severim, o pozisyonda benim vuruş açım yoktu, zor olan benim içindi ama emin olun Taffarel çok daha zor pozisyonları kurtarmıştır kariyerinde. Kopenhag’da asıl iyi olan Hagi idi.  Çok büyük oynadı. O gün bütün Galatasaray takımı bizden iyi oynadı ve kupayı hakettiler. Bazı günler rakibiniz sizden iyi olur ve sizi yener, bunu kabul etmeniz lazım. O gün de (17 Mayıs 2000) Galatasaray, Arsenal’den daha iyi bir takımdı ve bizi yendiler.

MESUT VE ARSENAL ŞAMPİYON OLABİLİR
Arsenal benim kariyerimde çok önemli bir kulüp, orası her zaman evim olacak. Bu sezon Mesut Özil’in gelmesine çok sevindim. O son yılların en yetenekli futbolcularından biri ve en önemlisi çok genç yaşta Real Madrid’de büyük tecrübe kazandı. İngiltere’de herkes Arsenal’in yıkılmasını bekliyor ama takım her hafta bu dileği boş çıkartıyor. Manchester City ve Chelsea’ye ligin zirvesinde her hafta cevap vermek, kazanmak kolay değildir. Şampiyonluk için ise "Neden olmasın" diyorum. Kadro kaliteli ve ligin zirvesindeler.

KONUŞURKEN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKMALIYIM
Ben eski kafalı adamım. İnternet’e de uzak yaşıyorum. Facebook’ta bir fan sayfam var ama Twitter ve İnstagram kullanmıyorum.  Şimdi genç futbolcular ikisini de yoğun kullanıyor, onlara da saygım var ama ben değişemem. Bana göre ben sohbet ettiğimde konuştuğum insanın gözüne bakmalıyım, onu da o şekilde dinlemeliyim. Şimdi seninle yaptığımız gibi. Bu yüzden Türkiye’deki hayranlarım da bilsin ki Twitter’daki bütün Thierry Henry  hesapları sahte. Gerçek Henry şu anda karşında ve futbol sahasında.

ALTIN TOP’U RİBERY ALMALIYDI
Bence Cristiano Ronaldo, Altın Top ödülünü haketmedi. Bütün samimiyetimle söylüyorum, Fransız olduğum için Ribery kazanmalıydı demiyorum. Ribery bu ödülü haketti. Platini ve Zidane’dan sonra ilk kez bir Fransız futbolcu bu ödülü alacaktı. Frank (Ribery) bütün sezon yaptıklarıyla Bayern Münih’in kupalar kazanmasını sağladı. O takımı için oynayan bir futbolcu. Bu kadar çalışıp bu kadar başarılı olduğunuzda o ödülü alamıyorsanız bence bu futbolun ruhuna ihanettir. Ribery bence pes etmeyecek. Bu sezon Bayern Münih ile yine kupalar kazanabilir, Dünya Kupası’nda da Ribery gibi oynarsa 2014 yılının ödülünü alabilir.
GİDEMEYEN SADECE TÜRKİYE DEĞİL
Dünya Kupası’nı kim alır gerçekten tahmin etmek zor. 1998 ve 2000’de kupayı kazandık. 2002’de Dünya Kupası’ndan gol atamadan döndük. Ben artık Fransa için bir taraftarım. Bu kupayı kazanırlarsa ne ala ama herkesin bilmesi gereken şey bu kadronun Euro 2016’ya hazırlandığı.  Euro 1996’da da öyle olmuştu. O kadro ev sahibi olduğumu Dünya Kupası’nı kazanmak için hazırlanmıştı. Şimdi hedef yine ev sahibi olduğumuz Euro 2016’yı kazanmak ama Brezilya’dan kupayla dönersek de hiç fena olmaz. Evet, Dünya Kupası’nda Türkiye yok. Olmadığı için de herkes çok üzgündür ama unutmayın burası finaller ve birçok ülke sizin gibi finallere gidemedi.

 TÜRKİYE’DE DE ORTASI YOK!

 İtalya’da, İngiltere’de, İspanya’da futbol oynadım ama her zaman amacım oynadığım takımın taraftarlarını mutlu etmekti. Bunu her seferinde başaramadığımı biliyorum.  Baskı üzerimizde her zaman var. Türkiye’yi de biliyorum. Sizde de birşeyin ortası yok. Ya sevinç ya üzüntü.Her şeyi uç noktaları yaşıyor taraftar. Medya benim için her yerde aynı. İşler yolunda gittiğinde sorun yok ama takım kötü olduğunda peşimizi bırakmazlar. Barcelona’da sürekli beni takip eden gazeteciler vardı. Akşam yemekte ne yediğimi, hangi peyniri sipariş ettiğimi, hangi marka soda içtiğimi  ertesi gün gazetede okuyordum.  Kabul edin bu biraz garipti.  



Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?


Futbolseverin bitmeyen tartışmasıdır bu seçimler. Pele mi, Maradona mı? George Best ya da Cruyff diyenler de çıkardı geçmişte. Şimdi soru Messi mi, Cristiano Ronaldo mu? En büyük, en iyi kim? Her zaman FIFA organizasyonlarında en önde olan, sponsorların sevgilisi, kocaman gülümsemesiyle ve doğru çıkmayan onca tahmini ve gereğinden fazla samimiyetiyle samimiyetsiz duran Pele mi yoksa mükemmel olmayan adamların en mükemmeli, hayatta çok yanlış yapan ama yeri geldiğinde de sekiz rakibini ipe dizer gibi çalımlayan Maradona mı? Yetenek denildiğinde akla gelen Messi mi yoksa çalışmak ve kendini geliştirmekle en iyi olunabileceğini kanıtlayan Cristiano Ronaldo mu? Geride kalan yıl için bu sorunun cevabı yine görkemli, bol sponsor şovlu bir gecede cevap buldu. Siyah smokini, güzel sevgilisi ve şirin oğluyla FIFA Yılın Futbolcusu ödül törenine gelen Ronaldo, giymesi karşılığında 1 milyon avro aldığı o garip vişne çürüğü takım elbisesiyle, az ötesinde oturan son üç yılın en iyisi Messi'ye "Bu kez rahatsız olma, ben çıkıyorum podyuma" dedi ve ödülü eline aldığında ağlamaya başladı. Real Madrid'den yılda 16 milyon avro, bir o kadar sponsorlarından kazanan bir futbol yıldızı ağlar mıydı? 

Bayern Münih ile geride kalan sezonda bütün kupaları kazanan Ribery; Messi ve Ronaldo'nun ödül töreninin sabahında Nike-Adidas savaşının kahramanları olarak çıktıkları basın toplantısına beyaz tişörtle katılan tarafsız yıldızdı. Futbol bir takım oyunuysa, geçen sezon onun takımından daha iyisi yoktu, o da o takımın vites koluydu. Olmadı. Işığı olmayan Ribery, Ronaldo podyuma yürürken dudaklarını ısırıyordu. Üç yıl önce Wesley Sneijder de Inter ile üç kupa kazanmış, Hollanda Milli Takım formasıyla Dünya Kupası'nda final oynamış ama iş yılın futbolcusu ödülüne gelince, sahneye çağrılan yine Messi olmuştu. 


1956 yılında France Football dergisinin yayın yönetmeni Gabriel Hanot'un "Avrupa'da yılın futbolcusunu seçelim" fikri ile çıkılan yolda 'Ballon d'or' Altın Top, futbol dünyasının en prestijli ödülü olmayı başardı. France Football'un, Avrupa kıtasından futbolcuların aday gösterildiği oylamada, bu dünyada eski kıta dışında da iyi futbolcular olabileceğini anlaması için 40 yıl geçmesi gerekti. 1995 yılında Milan'ın efsane forveti Liberyalı George Weah, kural değişince aday olduğu ödülü kaldırdı ve Fransız dergisi oylamayı tüm dünyadan 96 gazeteciye yaptırmaya başladı. Cruyff, Platini ve Marco van Basten'in üçer kez kazandığı Altın Top ödülünü, 80'lerin sonunda Napoli'yi tek başına sırtlayan Maradona, Avrupalı olmadığı için hiç kazanamadı. 2010 yılında FIFA ve France Football yılın futbolcusunu ortak seçmek için anlaşınca da devreye yeni kurallar girdi. Artık yılın futbolcusunu, FIFA üyesi ülkelerin milli takım teknik direktörleri ve kaptanları seçecekti. Cristiano Ronaldo'nun kazanabilmesi için Portekiz ve İsveç arasında oynanan Dünya Kupası play-off karşılaşmalarının ardından son oy kullanma tarihinin değiştirilmesi, FIFA tarihine bakıldığında basit bir skandaldı. İspanyol medyasının tek yürek Portekizli yıldızın arkasında durması, Fransızlar'ın milli takımın da medarıiftiharı Ribery'i desteklemeleriyle kızışan oylamada, sakatlık yüzünden bu sezon iki ay sahalardan uzak kalan Messi'nin şansı pek yoktu zaten. Arjantinli yıldız her yıl olduğu gibi bu yıl da rüküş olmayı başardı ve senede bir gün futboluyla değil de ceketiyle konuşulmayı başardı. 


Ronaldo'nun 2013 yılında attığı goller, takımı Real Madrid'e kupa kazandırmadı ama sanırım hiçbir futbolsever, Portekizli'nin müthiş azmi, profesyonelliği ve futbola olan bitmek bilmeyen açlığının karşılığını almış olmasına itiraz etmez. Futbol tarihi ise bu ödülü kazananlar kadar yanına yaklaşamayan onca büyük yıldızla dolu. Futbolda 9 ve 10 numaraların gerek yetenek, gerekse istatistiklerle her zaman yakın olduğu Altın Top ödülünü bir savunma oyuncusu ya da kalecinin alabilmesi her zaman uzak ihtimal olarak kaldı. 1963'te Ruslar'ın efsane kalecisi Lev Yashin'den 43 yıl sonra İtalyanlar'ın 'top geçer adam geçmez'cilerinden Fabio Cannavaro, Dünya Kupası'nı Berlin'de kazandıktan beş ay sonra yılın futbolcusu olmayı başardı. Peki sahada her şeyi yapan, kupalar kaldıran ve bu ödülü kazanamayanlar? Paolo Maldini, çeyrek asırdan fazla giydiği Milan formasıyla beş Şampiyonlar Ligi kazandı, defansın her yerinde oynadı ama ancak iki kez aday olabildi. Real Madrid formasıyla Şampiyonlar Ligi'nde 72 gol atan ve bu kupayı üç kez kazanan Raul, 2001 yılında Michael Owen'ın ardından ikinci olabildi. Bayern Münih kalesinde yıllarca devleşen Oliver Kahn, 2001 ve 2003 yıllarında aday olmayı başardı ama Lev Yashin'den sonra yılın en iyi futbolcusu seçilen kaleci olmayı başaramadı. 

Defans göbeğinde yıllarca resital veren Milan'ın efsane kaptanı Franco Baresi de oynadığı bölgenin kurbanı oldu ve ancak 1989 yılında bir kez aday olabildi. Üç Hollandalı'dan Marco van Basten üç kez, Gullit bir kez ödülü kazanırken, ön liberoların atası kabul edilen Frank Rijkaard 1988 ve 1989 yıllarında podyumda en fazla oyu alan üçüncü isim olabildi. Manchester United ile 1999 yılında üç kupa birden kazanan ve İngilizler'in son 20 yıldaki en yetenekli ismi olan David Beckham tüm dünyada bir futbol ikonu olmayı başardı ama o da 1999 yılında Rivaldo'yu ödülü alırken izlemek zorunda kaldı. Son 10 yılın en iyi takımı Barcelona'nın orta sahasında döktüren Xavi ve Iniesta da çok yaklaştıkları Altın Top'a biraz da takım arkadaşları Messi yüzünden uzaktan baktılar. Barcelona ve Inter'de kazanılabilecek her kupayı kazanan Samuel Eto'o da en iyi zamanında yılın futbolcusu olmayı başaramadı. 


Fransızlar'ın şık golcüsü Thierry Henry, 2000 ve 2006 yılları arasında her sezon en iyi futbolcu arasına girmeyi başardı ama en iyi sezonunda da Juventus'un orta sahasını tek başına parselleyen Pavel Nedved'in gerisinde kaldı. Soru cevapsız kalmasın. Jose Dinis Aveiro, Portekizli bir bahçıvandı. 2005 yılında, 52 yaşında hayatını kaybetti. Oğlu Cristiano, Altın Top ödülü alırken hiç unutmadığı babasını hatırladı ve ağlamaya başladı... Galiba bir Cemal Süreya şiirinde olduğu gibi.... Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum /// ... Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?