23 Ocak 2008

Kupa Mesaisi

23 Ocak Çarşamba
13.30 Alanyaspor - Fenerbahçe (Lig Tv)
19.00 G. Oftaş - Galatasaray (Lig Tv)
19.30 Sampdoria - Roma (Ntv Spor) İtalya Kupası
21.00 PSV - S.Rotterdam (Business)
22.00 Everton - Chelsea ( tv8 ) Carling Cup
22.00 İnter - Juventus (Ntv Spor) İtalya Kupası
23.00 Valencia - A. Madrid (Kanal A) İspanya Kupası
24 Ocak Perşembe
13.30 A. Demirspor - V. Manisaspor (Lig Tv)
19.00 Trabzonspor - Gençlerbirliği (Lig Tv)
21.00 Feyenoord - Twente (Business)
22.00 Lazio - Fiorentina (Ntv Spor)
23.00 Villarreal - Barcelona (Kanal A) İspanya Kupası

Rene Higuita

41 yaşında, kariyerinde 41 golü var. Galiba 42'yi atmak için futbola dönüyor. Futbol tarihinin belki de en renkli kalecisi- ne demekse bu renkli- Rene Higuita ülkesi Kolombiya'da futbola devam kararı almış. 2. lig takımı Rionegro'nun kalesini koruyacak.2 yıl önce 5 estetik ameliyat geçirip façayı düzelttim diye dolanıyordu televizyon kanallarını. İşte bu abinin en yakışıklı halidir.

Kaptan Ortega

Bir yıl önce alkol tedavisi görüyordu. Artık portakal suyu içiyor. Ortega, Kapanış Ligi'nde sahaya River Plate'de en önde çıkacak. Cumartesi 02:10'da da Riquelme ile kapışacak derbide. 2 postta Arjantin'de kış turnuvası yazmışım pencereden dışarıya bakıp, uyaran arkadaşa teşekkürler.

22 Ocak 2008

Anfield Road Mesajları

U messed up Vietnam, u messed up Iraq! Don’t mess with Scousers

Ercan Taner Sonrası Lig TV

Şahsi fikirlerim de üç aşağı beş yukarı aynı olmakla beraber bir gözlemimi aktaracağım Lig Tv hakkında. Konunun futbol olduğu sohbet ortamlarında ya da taraftar forumlarında kimse memnun değil naklen yayınlardan. Ne stadların mimarisinden dolayı ekrana gelen kötü açı, eksik kamera; ne HD teknolojisi ve çılgın fiyatı; ne dijital yayın adına ekrana gelen düşük çözünürlükteki yayın değil ilk etapta anlatmak istediğim. Bunlar da önemli eleştiri maddeleri ama ben spiker problemini dile getireyim.
***
Lig TV yayın ihalesini aldığından beri 3 assolist spikerle yola devam etti. Ercan Taner, Melih Şendil ve Melih Gümüşbıçak. Bir zaman sonra Melih Gümüşbıçak, Show TV'de kaldı ve naklen yayınlara çıkmaz oldu. Şahsen ben onun sesini magazin programlarında duymaktan hiç hazetmedim. Kişisel marka değerine zarar veren bir tercihti o televole türevi programları sunmak ve seslendirmek. Haftada 4 maç yayınlamaya başlayan Lig TV, 1. ligi de aldığı sezon Onur Şahin'e maç anlattırmaya başladı. Öztürk Pekin de 4. isimdi. 2. lig maçları ya da haftanın tadı tuzu olmayan 4. maçını anlatan Onur Şahin'in sesi nedense hep zorla seyredilen maçların adamı olarak kaldı. 3 büyüklerin maçlarında sanki heyecanı santra noktasında öldürüyordu bu ses yorumunu çok fazla insandan duydum. Ercan Taner ve Melih Şendil'in ajandası ise yoğundu. 3 büyüklerle Anadolu'ya gidip ertesi gün dönüp İstanbul'da maç anlattılar.
***
Futbolsever, yıllardır NTV'nin kurduğu kalburüstü spiker kadrosundan kimi transfer ederler diye tartışırken yılın bomba transferi geldi. Ercan Taner, Lig TV'den ayrıldı ve NTV Spor'a geçti. Okay Karacan'ın ayrılığı sonrasında, Murat Kosova'nın da çokça NBA anlattığı, Güntekin Onay'ın da haftasonu %100 Futbol mesaisi olduğu düşünülürse 12'den vurmuş oldu NTV. Üstelik yeni bir spor kanalı açmışlar ve "Türkiye'nin futbol kanalı"nın sesini kadrolarına katmış oldular. Lig TV'nin haftada 4, sezonda 136 maç yayını var Süper Lig'de. Türkiye Kupası maçlarını da eklersek sanırım 180 naklen yayından fazlası yapar bu. Öztürk Pekin mesleğinin duayenidir, birçok genç spikeri de yetiştirmiştir, asla saygıda kusur edilmeyecek bir isimdir ancak Galatasaray-Bursaspor maçında Volkan'a ısrarla 90 dakika Hakan Balta demesi ya da Ömer Erdoğan'ın oyundan atılma sebebini anında çözememesi (Güntekin Onay, Fenerbahçe'nin 6. yabancısını küt diye söylemiştir naklen yayında) sadece bu haftanın olmuyor böyle dedirtenleri...
***
Lig TV'nin aylık ücret ödeyen abonelerine naklen yayınlarda sanal reklama boğma hakkı var mıdır; bu da bir başka tartışma konusu. Ben sadece bir fikri seslendiriyorum. Lig TV bir an önce spiker transfer etsin ya da Melih Şendil'i jetle 4 maça yetiştirsin...

Naoya Kikuchi

Japonlar mümkünse futbol oynamasın. 3 Japon evladını topçudan sayarım. Nakata, Nakamura ve Ono. Neyse konumuz Naoya Kikuchi. Büyük yetenek falan değil ama Avrupa'ya transfer oldu. Transfer olma sebebi de sübyancılık. Jubilo Iwata forması giyen Kikuchi, 15 yaşında bir kızla fena halde yakalanınca Japonya'dan afaroz edilmiş. Kulüp başkanı git lan buralardan demiş. O da gitmiş. Alman 2. liginden Carl Zeiss Jena ile sözleşme imzalamış Kikuchi.

Ninja Pato

Bad Blue Boys

Şampiyonlar Ligi mi Yugoslav futbolunu bitirdi; savaş ve arkasından ülkenin dağılması mı tam emin değilim. Bildiğim Avrupa'daki futbol rekabetinin artık hep bir eksik olduğu. Ne Partizan, ne Kızılyıldız, ne Hajduk Split ne Dinamo Zagreb'in sesi çıkıyor artık. Dinamo Zagreb'in sıkıdan da öte taraftar grubu Bad Blue Boys'a getireyim ben lafı. Dougie Brimson'un Avrupa'daki tribün kültürü üzerine yazdıklarını okuyorum tekrardan bugünlerde. Dinamo Zagreb'in "Dinamo"su gittiğinde nasıl mücadele ettikleri ayrı bir post konusudur, grubun kurulduğunda seçtikleri "bad blue boys"un esin kaynağının bir film olduğunu öğrendim. 1983 yapımı Sean Pean'in oynadığı Bad Boys'dan emanet almışlar D.Zagrebliler gruplarının ismini.

Maç Günü Dergileri

Bizim futbol kültürümüzün eksik parçalarından biri koleksiyonculuk galiba. Çok fazla haksızlık etmem istemem ama tribün kültüründe bir kenara konulanlar 2-3 forma, 4-5 uğurlu atkıdan öteye gitmez. 4-4-2'nin Juninho'su Coşkun Çelik gibi dergi, gazete koleksiyoncularını tenzih ederim tabii. O hatıratın bir parçası da maç günü dergileri. İstanbul'un 3 büyükleri maç günleri stadyumda bedava dağıtıyor. Anadolu'da birçok kulübün de A5 formatında,Galatasaray'ınkinden esinlendiği çok belli olan maç günü dergileri var. Köpeğe "dog" diyenler maç günü dergisine de "the match day programme" diyorlar. Oralarda bu dergiler satışından kulüpler para kazanır. Az ya da çok; kazanır işte. Milan-Liverpool Şampiyonlar Ligi finalinde, maç günü dergisi satın almak için yüzlerce İngilizin kuyrukta beklediğine de şahitlik yaptık 2005'de. Eski maç günü dergileri e-bay'da iyi para yapar çok zaman. Biz biriktirmeyiz, biriktirenin de gün gelir; annesi alır çöpe atar. Ne yaptın anne deriz? Eee oğlum eski maçlar onlar ne yapacaksın der. Anne her zaman haklıdır...

Arjantin Yaz Turnuvaları

Arjantin'de iki lig arasında; Ocak ayı ve Şubat başında oynanan birçok turnuva var. Bunlar en önemlisi Arjantin'in 5 büyüğünün katıldığı Yaz Turnuvası, orijinal adıyla Torneo Pentagonal de verano. Katılan takımlar Boca, River, San Lorenzo, Independiente ve Racing. 26 Ocak Cumartesi Türkiye saatiyle 02:10'da Boca Juniors ile River Plate, Mar de Plata'da karşılaşacak. Bir derbi yetmez diyen varsa; bir hafta sonra bir tane daha var. 2 Şubat'ta Boca ile River bu kez Copa Revancha'da karşı karşıya gelecek. 5'li turnuva 2001 yılından beri oynanıyor ve Boca Juniors'un 3, San Lorenzo'nun 2 şampiyonluğu var. Son şampiyon ise River Plate.

21 Ocak 2008

Madem O Kadar İyiydi...

“Madem o kadar iyiydi o zaman bu yaşına kadar neden Avrupa’ya gelmedi?” Bu son yılların meşhur klişesi. Maldonado’nın Fenerbahçe’ye transferi gündeme geldiği günden beri de sık sık kullanılıyor. Maldonado hakkında kuruş fikrim yok. İyi mi kötü mü geldiğinde görürüz; biz klişeye dönelim. Güney Amerikalı futbolcuların kaliteleri üzerinde iki kelam edebilmek için önemli ama; "eşittir işte budur" tadında bir parametre değil bu Avrupa’ya gelmek, gelebilmek meselesi. Keşfedilme yaşının 12’ye indiği, Avrupalı’nın yerel scout’lar çalıştırdığı Güney Amerika’dan bizim Kaka’ları, Pato’ları bulup getirmemiz çok zor. Evet, iyi bir Güney Amerikalı futbolcu kıtadaki ekonomik şartlardan dolayı kirişi kırdığında illa ki kapağı Avrupa’ya atmak ister. Hollywood’dur orası, Oscar alacaksan orada alacaksındır. Para oradadır, şöhret oradadır. G.Amerika’da iyiysen hatta çok iyiysen maksimum 23-24 yaşına kadar bir Avrupa kulübü senin kapının çalar. Peki ya gelemeyenler; ya da 27-28’inden sonra Avrupa’da kulüp bulanlar. Oscar Cordoba mesela. Boca’da efsane olmuş bu adam 30’una kadar kıtasından çıkmadı diye kötü kaleci miydi? Ya da 27’sine kadar Kolombiya ve Arjantin’de oynayan Mondragon? O.Lyon’a bu devre arasında gelen Cesar Delgado peki?
***
“Madem o kadar iyiydi o zaman bu yaşına kadar neden Avrupa’ya gelmedi?” kabul edilebilir ama tartışmayı bitiren soru değildir asla. Hele ki o futbolcu forvet haricinde bir mevkinde oynuyorsa. Ben bu “klişeyi” 28’inden sonra bizim memlekete gelen ve geçmiş kariyerinde adam gibi gol ortalaması tutturamamış santrforlar için kullanırım. Orta saha oyuncusu sezon boyunca tek gola atmaz, tek bir asist yapmaz. Sallandıracak mısın hemen 1300 rakip atağı kesen adamı? Defanstaki adam sezonun tüm maçlarında oynar, kalecisi palavradır, takımı çok gol yer, kendisi iyidir. Futbolun tutulan istatistikleri; golcüler dışında hiçbir oyuncunun geçmiş kariyerini izlemeden ahkam kesmeye izin vermez. En fazla kırmızı kartlarına bakıp dudak bükersin. Adam buraya gelir, kuzu olur.
***
Peki hala “iyi de neden Avrupa’ya gelmedi?” diyen varsa. İngiltere’de, İspanya’da, İtalya’da Güney Amerikalı oyuncusu kısıtlaması var mı? Var. İpini koparan gelemiyor demek ki. Bu gelemeyenler, kaldıkları memleketlerinde lig yok mu? Bu adamlar futbol oynamıyor mu? Gelmeyenin keyfinin kahyası mıyız? Adam ruhunu orada bulmuş, sadece orada Martin Palermo, Riquelme olabiliyor mesela. Avrupa’nın tüm liglerinde Güney Amerikalı oyuncu sayısı kaç? Yüzdesi ne kadar? Güney Amerika’nın ayağına top yakışan bütün futbolcularını Avrupa’ya getiren gemi Avrupalıları yükleyip mi dönecek gerisin geriye...
***
Bitirelim. Brezilya Ligi gibi anlamsız bir ligde defansif orta saha olarak sivrilmek pek de anlamlı değildir futbol adına. 27-28’ine kadar Avrupa’ya gelememek de yolun sonu değildir. Sevmem kendisini ama; Pele ile bitireyim. Madem o kadar iyiydi neden gelmedi Avrupa’ya? "Milli servetti Pele, yasa çıkarmışlardı" denecek elbette. Eee kardeşim gelemeyenlerin hepsi o yasa kapsamında(!) Bu gelenler firar edenler işte...

Pazartesi'nin En İyisi

Cantona, Sivas, Çorum leblebisi, Antep, Horon, Samba, Feldkamp, Barcelona, Real Madrid, San Sebastian, Nihat, 1966 Dünya Kupası, Alex, Galatasaray, karabiber, et, gurme, 10 bin metre, Cüneyt Koryürek, Oleguer, Rijkaard, atletizm, judo, kahverengi kuşak, Walter Zenga, kalorifer, iktisat, mortgage, olmuyor böyle, Holosko, Lucescu, Ertuğrul Sağlam, üçlü defans, tandem, sarkık libero, kayısı, Arjantin, İspanya, Uruguay, Diawara, Bursaspor, kusura bakmasınlar, İngilizler'in de yemeği yok, Deivid, Brezilya, Delgado, Kasımpaşa, Mehmet Yıldız, Devran tribün kültürü, tezahüratlar, İnönü, Kadıköy, şekerli leblebi, Valencia, Mallarco, Emre, Okan, Suat, Saffet, Hakan Şükür, Beyhan, Sedat III, Hector Cuper, Tanıl Bora, Nejat Kök, Cihat, Tayfun Korkut, e-mail, Fatih Terim, Çin ordusu...
İşte böyle bir program Futbol Kulübü. Biraz önce bitti; kısaca aklımda kalanları yazdım! Okay Karacan ve Mehmet Demirkol 102 dakika ekranda kaldılar. 3. haftası programın. Alkol eşliğinde seyretmeyin. Çay, kahve içip izleyin; zaten sarhoş ediyorlar adamı. Sadece futbolla...

Arjantin Gol Krallığı

Arjantin ile açtık günü, oradan devam edelim. Son gol kralı German Denis'i bir hafta boyunca bizim spor medyası da yazdı, gönlü burada dediler, ses çıkmadı sonra! Martin Palermo'nun kırılması gerçekten zor 20 gollük rekoruna yaklaştı Denis ama 18 golle bitirdi Apertura'yı. Riquelme'nin dönüşü sonrasında Martin Palermo yine gol krallığının en büyük adayı kapanış liginde. Abreu kaç atacak bakalım?
1990-1991 Esteban González (Vélez) 18
1991 Apertura- Ramón Díaz (River) 14
1992
Clausura- Diego Latorre (Boca) - Darío Scotto (Rosario Central) 9
Apertura- Alberto Acosta (San Lorenzo) 12
1993
Cl- Rubén "Polillita" Da Silva (Rosario Central) 13
Ap- Sergio "Manteca" Martínez (Boca) 12
1994
Cl- Hernán Crespo (River) - Marcelo Espina (Platense) 11
Ap- Enzo Francescoli (River) 12
1995
Cl- José "Turu" Flores (Vélez) 14
Ap- José Luis Calderón (Estudiantes LP) 13
1996
Cl- Ariel "Chupa" López (Lanús) 16
Ap- Gustavo Reggi (Ferro) 11
1997
Cl- Sergio "Manteca" Martínez (Boca) 15.
Ap- Rubén "Polillita" da Silva (Rosario Central) 15
1998
Cl- Roberto "Pampa" Sosa (Gimnasia LP) 17
Ap- Martín Palermo (Boca) 20
1999
Cl- José Luis Calderón (Independiente) 17
Ap- Javier Saviola (River) 15
2000
Cl- Esteban Fuertes (Colón) 16
Ap- Juan Pablo Ángel (River) 13
2001
Clausura- Bernardo Romeo (San Lorenzo) 15
Apertura- Martín Cardetti (River) 17
2002
Cl- Fernando Cavenaghi (River) 15
Ap- Andrés Silvera (Independiente) 16
2003
Cl- Luciano Figueroa (Rosario Central) 17
Ap- Ernesto Farías (Estudiantes LP) 12
2004
Cl- Rolando Zárate (Vélez) 13
Ap- Lisandro López (Racing) 12
2005
Cl- Mariano Pavone (Estudiantes LP) 16
Ap- Javier Cámpora (Tiro Federal) 13
2006
Cl- Gonzalo Vargas (Gimnasia LP) 12
Ap- Rodrigo Palacio (Boca) y Mauro Zárate (Vélez) 12
2007
Cl- Martín Palermo (Boca) 11
Ap- Germán Denis (Independiente) 18

Arjantin Clausura 2008

Arjantin Clausura 2008, 10 Şubat'ta başlıyor. 1991 yılından bu yana hem açılış hem de kapanış ligini şampiyon bitirebilen tek takım River Plate(1997). Bu istikrarsızlıktan öte transferlerle ve ters fikstürle de açıklanabilir. Şampiyon olanın kadrosu yağmalandığından ve ligin güçlü takımlarıyla deplasmanda oynandığında bu ünvanı korumak çok zor. Şubat ayının ilk haftasında kim şampiyon olur anketi açmak lazım oldu şimdi...
1991: River (A)
1992: Newell's (C) - Boca (A)
1993: Velez (C) - River (A)
1994: Independiente (C) - River (A)
1995: San Lorenzo (C) - Vélez (A)
1996: Vélez (C) - River (A)
1997: River (C) - River (A)
1998: Velez (C) - Boca (A)
1999: Boca (C) - River (A)
2000: River (C) - Boca (A)
2001: San Lorenzo (C) - Racing (A)
2002: River (C) - Independiente (A)
2003: River (C) - Boca (A)
2004: River (C) - Newell's (A)
2005: Velez (C) - Boca (A)
2006: Boca (C) - Estudiantes (LP) (A)
2007: San Lorenzo (C) - Lanus (A)

1.Hafta - 10-02-2008
TIGRE - G. Y ESGRIMA L.P.
LANUS -INDEPENDIENTE
ARSENAL F.C. - HURACAN
VELEZ SARSFIELD - COLON
RACING CLUB -OLIMPO
ESTUDIANTES DE L.P. -BANFIELD
RIVER PLATE vs G. Y ESG.
SAN LORENZO DE A. - N.O. BOYS
SAN MARTIN - ARGENTINOS JRS.
ROSARIO CTRAL.- BOCA JRS.

Ve Maç Başladı Ve Gol

Raul'un Atletico Madrid'e 34. saniyede gol attığı haftada ondan daha hızlısı da çıktı. Valladolid'li Llorente, 7.82'de attığı golle La Liga tarihinin en hızlı golcüsü ünvanını aldı. Eski rekor 8 yıl öncesine ait. Dario Silva 8. saniyede atmış golünü Malaga formasıyla. FIFA'nın kabul etmediği en hızlı gol ise akıllara ziyan. Ricardo Oliviera'nın 1998 yılında Brezilya'da 2. saniyede attığı gol. FIFA kayıtlarına göre 1995 yılında Avustralya'da Adelaida City- Sydney United maçında Damian Mori-o da kimse artık- 3.69 da attığı gol futbol tarihinin en erken atılmış golü. Dünya Kupası finallerinde Hakan Şükür'ün Güney Kore'ye 11. saniyede attığı gol rekordu. Kıran oldu mu, onu hatırlayamadım.
La Liga'da:
2007-2008 Valladolid-Espanyol Joseba LLorente (ESP) 7' 82''
2000-2001 Málaga-Valladolid Dario Silva (URU) 8
1977-1978 Valencia-Eleche Carlos Diarte (PAR) 10
2001-2002 Rayo-Osasuna Mariano Armentano (ARG) 10
1992-1993 Albacete-Cádiz Rommel Fernández (PAN) 12
1994-1995 Sevilla-Real Madrid Iván Zamorano (CHI) 12
1997-1998 Bilbao-Real Madrid J. Angel Ziganda 12
2005-2006 R. Sociedad-Valencia Morten Skoubo (DAN) 12
1983-1984 Málaga-Betis José Carlos Suárez 13

Madrid Derbisi 2008

20 Ocak 2008

34 Saniyelik Derbi ve Ötesi

Haftasonu maç programına bakıp ne zaman şu maç güzel olur desek; lastik patlıyor bir yerde. Seyretmeden bilinmiyor işte. Hani kurgusu da belliydi, Maniche gelmiş kafadan 11'e girmiş, uğursuz geldi, Lucarelli sonradan oyuna girdi, ayağı iyi geldi, Inter'in namağlup ünvanı gidiyor derken; -bence- Couto'nun kafayla dışarı attığı topa hakem penaltı çaldı. Ekrandan öyle görünüyor da Couto da öyle aman aman tepki vermedi. (post sonrasında Sky'da röportajında kafayla vurdum, elime de çarptı, ama kasti değildi dedi Couto) Parma nefis top oynadı. Dünyanın her hangi bir liginden maç seyrederken, dizilişmiş, baklavaymış, tandemmiş, yok o orda oynarmıymış, yok o yedek kalır mıymış ile maç seyretmem. Sistem dediğin nedir ki? Kalende Abbiati gibi kalecin olursa çift ön libero oynasan ne yazar oynamasan ne yazar? Ya da kalende Casillas varsa -adam 90'ın tozunu alıyorsa her hafta- bak Robinho adam kovalamıyor desen ne olur. Anlık enstantanelerden, iki şık pastan, bir bacak arasından keyif almak lazım. Yine Milano; çirkef ama iyi golcüdür İbra. 5 dakikada bir penaltıdan olmak üzere 2 golle maçı çevirdi. Parma'ya da yazık oldu. Teknik direktörü sahadan kovulmuş takıma bir de 3. devrede tebrik seansını mecbur ettiler. 2. yarısından dahil olduğum Madrid derbisi baydı. 24 saat önceki Villarreal-Valencia derbisindeki futbol yoktu. Gelenek devam etti. Raul'un fotoyu boşuna koymamışız derbinin son postuna. Kafadan -34. saniye- yazdı golünü. Haftanın en erken golü bu mu peki? Valladolid'den Llorente 7. saniyede golünü attı ve La Liga rekoru kırdı. Günün 2 muhteşem gol sevinci. Milan'ın uzatmada Gilardino ile bulduğu gol sonrası Gattuso'nun Ancelotti'yi sevmesi ve Ibra'nın 3. golden sonra Mancini'yi 2.80 yere sermesi. Son olarak tribün raporu. Roma'da 3 Catania'lı yaralı, 2 Iraklis'li Paok'luların fena gazabına uğramış.

Madrid Derbisi #3

Sözkonusu derbi olunca Real Madrid'in Ultrasur ve Atletico Madrid'in Frente Atletico'su düşmandır da bu iki grubun birleştiği günler de vardır Madrid'de. Bu akşam Vicente Calderon'da oynayacak olan derbideki polis+ güvenlik sayısı: 600. Biz de 50 bin kişilik stadyumda sadece polis 2000'den başlar. Stada gelecek olan polis sayısı 500. Calderon'un özel güvenliği ise 100 kişiden oluşuyor. Yüksek risk taşıyan derbi için alınan bütün güvenlik önlemi bu. İspanya'da %5 deplasman seyircisine verilir diye bir kural yok. La Liga'da haftanın ilk derbisinde Villarreal, Valencia'yı ezdi geçti(3-0). Nihat da attı, 2 kere sevindim. Koeman için geri sayım başlamıştır. Bu aşı tutmaz. Marca Gazetesi'nin yaptığı bir grafik meraklısına. Aguero'yu anlatıyor adamlar. Ufak bir keşifle, internet gazeteciliği nasıl yapılıyor İspanya'da görmek mümkün. Postu Raul fotosuyla bitirelim.
Madrid Derbisi #2
Madrid Derbisi #1

Bir Bilenin Sesi

Yolu Etiler'e doğruydu, Vatan Gazetesi'nin önünden akan trafiğin tam tersi. Yoğun trafikte vakit kazanmak için arabası karşıda bekliyordu onu. Binemedi o arabaya. Halk otobüsünün altında kaldı Ercan Arıklı. Bu ülkede değişen hiçbir şey yok. Cumartesi akşamı da Cüneyt Koryürek, Harbiye'de trafik kazasında can verdi.
***
Çok uzun zamandır içimde ukteydi Hürriyet, Miliyet gazetelerindeki düzeysiz, ucuz, pespaye okuyucu yorumları hakkında yazmak. Bu akşam Cüneyt Koryürek haberinde bir yoruma rastladım: "gerçi kendisi 77 yaşındaydı ama dinç bir insandı." Bu yorumu yapan da bizimle aynı ülkede yaşıyor. Bu yorumu moderasyondan geçirip o gazetenin internet sitesinde yayınlayan gazeteci de. Gerçi siz utanmak nedir bilmezsiniz ama!..
***
Futbol yazıp çiziyorum. Futboldan konuşuyorum. Başka spor dallarından söz açıldığında susar dinlerim, en fazla merakımı dindirmek için soru sorarım sohbet ortamında. Kaan Kural-Murat Kosova NBA anlatsınlar; neye nasıl itirazımız olur ki? Onun sesini işte bu yüzden özleyeceğim. Bir bilenin sesi. Cüneyt Koryürek'in sesi. Murat Kosova ile çıktıkları yayınlarda bitmek bilmeyen atletizim heyecanı, eski anıları, 30 yıl öncesinden verdiği anektodlar... Onun için en güzel satırları kadim dostu Hıncal Uluç yazacaktır. Belki de bundan sonra bu şehrin trafiği hakkında yazmamaya yemin edecektir.
***
Ben sadece fotoğrafın arka planına dikkat diyorum. Yüzlerce dergi, kitap, cd, belgesi olan adam güzel adamdır. Büyük adamdır. Doğrusu, Pekin'de 100 metre finalini izlemesem de olurdu. Bu kez kaçırmayacağım. Bu hayatını spora adamış güzel insan için...

Gastrocnemius

Fanatik Gazetesi'nden bir haber. Başlığı Lincoln'un sırrı. Devam edelim; neymiş sırrı?"Sakat olan Brezilyalı yıldıza 'Gastrocnemicus' teşhisi koyuldu. Sarı-Kırmızılı oyuncunun 3 hafta daha forma giyemeyeceği öğrenildi." Haberin detayı burada, isteyen okuyabilir. Tıp doktoru değil elbette okuyucu, sadece wikipedia'da aramışlar; neymiş bu 'Gastrocnemicus' diye? Bir kere yanlış yazılmış doğrusu Gastrocnemius olacak. Nedir peki bu? Bildiğin kas grubu, diz ile bilek arasında bacak alt arka bölgesinde. Böyle teşhis mi olur? Böyle sır mı olur? Bu sırra sahip olmak için Lincoln olmaya gerek mi var? Eğilip baksan sen de göreceksin o Gastrocnemius adelesini. Her Latince terimden korkacaksak böyle....