15 Eylül 2020

2003 Yazını Anımsıyor musun?

Akşam vakti evinizin kapısı çalınıyor, kapıyı açıyorsunuz karşınızda 40’larını ikinci yarısında bir adam, “Merhaba, ben Alex Ferguson sizinle oğlunuz için görüşebilir miyim?” diyor. Ryan Giggs’in annesi için bu isim önce bir şey ifade etmiyor ama Galli yıldızın Manchester United alt yapısına transfer oluşunun ilk hikayesi bu. İskoç teknik adam, yetenekli çocuğu eşinden ayrılmış anneden bizzat istemek için kapısına kadar gidiyor. Arjantin’de futbol delisi bir adamın yetenekli futbolcu var ihbarı aldığı arabasına atlayıp yollara düştüğü gibi. Marcelo Bielsa’nin bir gece kapısını çaldığı ev Pochettino ailesinin. Çocuğun dizlerini kontrol ediyor Bielsa… Bugünlerin sıkı teknik adamlarından Maurico Pochettino böyle başlıyor kariyerine.. Ligler başlarken transfer sonbahara sarkmışken yine tozlu arşivlerde bir tur yapalım…

Lizbon’da 2003 ilkbaharı.. Sporting’deki gencin adını duymayan yok ama Portekiz kulübünün de o günlerde onu satmaya niyeti yok. Barcelona kulübünde transferden sorumlu Tixi Bergstein soluğu Lizbon’da alıyor. Cristiano Ronaldo 18 yaşında, yetenekli ama öğrenecek çok şeyi olan bir genç o günlerde. Katalan medyası Bergstein’nın Lizbon’da olduğunu manşet yapınca Madrid’den de bir haber geliyor. Geçmişte Porto forması giyen, Galatasaray’daki bir sezonun ardından ülkenin bir başka büyüğü Sporting’e giden bir garip golcü Jardel, Atletico Madrid’in transfer listesinde. 

Atletico 2000 yılında küme düşmüş, kadrosu dağılmış, tekrar döndükleri ligde esaslı bir kadro yapmak için çılgın başkan Jesus Gil çıtayı yükseğe koyuyor. Bir futbolcuyu izlemeye/görüşmeye gittiğinizde bir başka futbolcuya gözünüzün takılması bir transfer klasiğidir. Jardel derken –ki Atletico Madrid onu transfer edemiyor- başkana “Ronaldo’yu alalım” mesajı geliyor. “Harbi” Ronaldo o günlerde Real Madrid’de. Transfer operasyonu gizli kalmıyor bir ertesi gün Madrid, “Atletico’ya bir başka Ronaldo” manşetine uyanıyor. İşi bitiren ne Barcelona ne de Atletico Madrid… Ryan Giggs’in ayağına giden Sir Alex Ferguson o günden 16 yıl sonra Lizbon’da ve Sporting’i 19 milyon Euro bonservisine razı ediyor: Cristiano Ronaldo, Manchester uçağına biniyor…

Ronaldo Manchster United’ın kapısında girerken kulübün starı David Beckham yol ayrımında. 2003 yazında çok şey oluyor… Son 3 sezonda dibe vurmuş Barcelona’da yönetim devrilmiş ve yeni başkan Laporta’nın taraftara hediyesi David Beckham. Real Madrid’de Los Galacticos yılları. Başkan Perez, Figo’nun ardından Zidane ve Ronaldo’yu almış Santiago Bernabeu’ya yıldız yağdırıyor… Real Madrid’in yönetim katında Barcelona’ya gol atmak için plan yapılıyor. Paris Saint Germain forması giyen Ronaldinho ile transfer pazarlığı yapan Real Madrid bir günde rotayı Beckham’a kırıyor. 

Başkan Perez’in kupalar kadar başka bir hedefi de var. Deloitte’ın 10 yıl önce başlattığı ve en çok gelir elde eden kulüpler listesinde (Para Ligi) bir numarayı kimselere bırakmayan Manchester United’ı sollamak. İngilizlerin, Uzakdoğu pazarında yüzbinlerce formayı Beckham sayesinde sattığını gören Perez, “çirkin Ronaldinho’nun forması satmaz. Beckham’ı alalım” diyor. Yıllar sonra takımın en yetenekli futbolcularından biri olan Angel di Maria’yı da rivayet odur ki forması satmıyor diye yollayan yine Florentino Perez.. Arjantinli kanat oyuncusunun gittiği kulüp ise Perez’in listenin bir numarasından indirdiği Manchester United…

Beckham kavgasından Real Madrid galip çıkınca Barcelona da Ronaldinho’yu almak “zorunda” kalıyor ama iş futbol sahasına geldiğinde Brezilyalı yıldız bir zamanlar Real Madrid alt yapısına gelmiş ve gönderilmiş Samuel Eto’o ile birlikte Perez’in takımını yıkıp geçiyor… Sonuç, Real Madrid Başkanı Florentino Perez, Barcelona Paris’te Şampiyonlar Ligi’ni kazandıktan sonra sallanan koltuğunda daha fazla oturamıyor ve 2006 yılında istifa ediyor… 2009 yılında döndüğü zaman ise aldığı isim elbette ki Beckham gibi forması çok satan bir Manchester United’lı: Cristiano Ronaldo!...

Ronaldo biri Ancelotti üçü Zinedine Zidane yönetiminde Real Madrid’e 4 Şampiyonlar Ligi Kupası kazandırıyor, Real Madrid, “Para Ligi” nin zirvesinden inmiyor ama onunla aynı sezonda (2009) imza atan bir başka yıldız Florentino Perez’in en büyük hayal kırıklığı oluyor.. Real Madrid başkanının o günlerde akıl hocası olan Zinedine Zidane, futbolculuğu döneminde de transferleri fısıldayan adam. 2005 yılında Serie A’yı sallayan bir Brezilyalı’nın alınmasını istiyor. Dedim ya 2003 yazında transferde çok şey oldu diye.. 

O yaz Milan, Kaka’yı Brezilya’dan getirirken Juventus ile boğuşuyor ve kazanan taraf oluyor. Juventus’u 3 yıl sonra şike skandalına kurban edecek Luciano Moggi “Biz adı Kaka olan futbolcuyu almayız. Kötü oynadığında ne manşetler atacaklarını hayal bile etmek istemiyorum” diyerek kaçırdıkları yıldız için bir bahane uyduruyor. Kaka İtalyanca’da Cacca ve Brezilyalı Kaka’yı Zidane başkanı Perez’e önerdiğinde Real Madrid’in patronu “Daha erken 60 milyon olsun o zaman alırız” diyor.. Sözünü de tutuyor Florentino Perez… 2009 Haziran ayında üç gün arayla önce 67 milyona Kaka’yı sonra 94 milyona Cristiano Ronaldo’yu alıyor… Nedir bu çılgınlık derseniz? Barcelona 10 gün önce biten sezonda Şampiyonlar Ligi, La Liga ve Kral Kupası’nı müzesine götürmüş ama sadece İspanya değil tüm dünya Perez’i ve Real Madrid’i konuşuyor…

1 yorum:

Giuseppe dedi ki...

yazılanlar 1 - 2 ay içinde oldu ... acı ama gerçek