11 Mart 2018

Cüzdandaki Yara Bandı



Şampiyonluk şansları yoktu, sezon başında şampiyon olma hedefleri de. Küme düşme tehlikeleri de. Geçen Cumartesi günü öğleden sonra Udine şehrine geldiler, her zaman kamp yaptıkları otele. Akşam önce Lazio-Juventus maçını izlediler, ardından Napoli-Roma kapışmasını. Bazı futbolcular tek kişilik oda da kalırdı onun gibi. Kaleci Marco Sportiello’nun odasına gitti, biraz Playstation oynayıp erken yatacaklarında, Udinese maçı Pazar öğleden sonra… Kaptan iyi akşamlar deyip odasına gittiğinde Sportiello ayakkabılarını odasında unuttuğunu fark etti. Whatsapp’dan mesaj attı: “Davide, ayakkabılarını unuttun.” Cevap hemen geldi: “Sabah kahvaltıya inerken alırım.”


Fiorentina kaptanı Davide Astori o kahvaltıya inemedi. Bütün takım onun kamplarda yemek yenilen salona ilk gelen olduğunu bilirdi. Malzemeci gidip kapısını çaldı. Açan yok. Telefonunu çaldırdı açan yok. Yöneticiye haber verdi, futbolcuların ne olduğundan haberleri yoktu. 09:35’te otel müdürü kapıyı açtı, oda düzenliydi, Davide yatağında “uyuyordu”. Telefonu baş ucunda… Takım doktoru hayatının en zor teşhislerinden birini yaptı. Çok geçti, Fiorentina’nın kaptanı saatlerce önce hayatını kaybetmişti. Ani ölüm sendromu… Çok değil bir hafta önce elektrokardiyografisi temiz çıkmış, Fiorentina ile hafta başında belki de kariyerinin son kontratını yapacaktı…

Bir evlat, bir erkek, bir baba … Gitti. İtalya Serie A gibi dünyanın en sert liglerinden birinde yıllardır aslanlar gibi defansta çarpışan bir sporcu o kahvaltıya inemedi. Fiorentina yöneticileri, Floransa’daki evinde hiçbir şeyden haberi olmayan ve iki yaşındaki kızıyla maç saatini bekleyen eşinin kapısını çaldılar.
Milan alt yapısından yetişen, idolü İtalyanların efsane stoperi Nesta olan, Maldini’nin maçlarını izleyerek büyüyen ama bir zaman sonra Milan’dan uzaklaşan Davide Astori’in ardından iki adamın sözleri ve gözlerini anlatacağım sizlere…

Tarihin en iyi sağ beklerinden olabilir. Barcelona onu hala arıyor olabilir. Yolu kariyerinin sonunda Juventus’a çıkan Dani Alves geçen yıl Şampiyonlar Ligi finalini kaybettikten sonra takım arkadaşları gözyaşlarına boğulurken kendine yeni kulüp bakıyordu. İtalyan kulübüne karşı 2015 yılında Berlin’de Barcelona formasıyla kazandığı Şampiyonlar Ligi finalinde giydiği kramponları sosyal medya hesabından paylaşınca Torino’da kıyamet kopmuştu. Takımın genç yıldızı Dybala için “Daha büyük takımda oynamalı” dediğinde ise bir daha Torino’da kahve içme şansı kalmamıştı. Herkes onun Manchester City’e, Barça’dan eski hocası Guardiola’nın yanına gideceğini sanıyordu. Bir engel vardı. Yakın geçmişte “Beş yıl öncesine kadar Manchester şehrinde tek bir kulüp olduğunu sanıyordum” sözünü sahibi kendisiydi, giderse de hayatı zorlaşacaktı… Paris Saint Germain’e imza attı. Şampiyonlar Ligi’ndeki Real Madrid maçı öncesi basın toplantısında Dani Alves’e Davide Astori’yi sordular. Verdiği cevapla salonda buz kesti: “"Astori'nin ölümü nedeniyle üzgün değiliz çünkü onu çok tanımıyorduk. Bu kaotik dünyada yapması gerekeni yaptı ve şimdi daha iyi bir dünyada. Bu dünyada çocuklar her gün açlıktan ölüyor. Önemli olan onlar" Dani Alves, açlıktan ölen çocukları hatırlamak duyarlılığını göstermek ve yardım etmek için Davide Astori’nin vefatını elbette beklemeyebilirdi…


İkinci adam, Giorgio Chiellini… Tottenham ile rövanşta işleri zordu. 2-2’nin rövanşında kupanın en genç takımına karşı kazanmak zorundaydılar. Maç öncesi Astori için saygı duruşunda gözünden yaşlar gelen emektar Chiellini oyuna kötü başladı ama toparladı. Öne geçen İngilizleri, üstelik de Wembley’de iki gol atıp devirdiler. Chiellini yine geçit vermedi, aslanlar gibi savaştı ve maçta sonra… Ona Davide Astori’yi sordular. “Hayatımın en zor akşamlarından biriydi. Yarın son kez onun yanında olacağız” diyen İtalyan savunmacı ertesi gün Floransa’da Juventus’u sevmeyen Fiorentina taraftarının boynuna sarılmış, Astori’nin yasını tutan insanların arasında ağlıyordu…

Chiellini, bu hayatta cüzdanında yara bandı taşıyanlardan… O yara bandını taşımak lazım çünkü bu dünya aynı zamanda kanatan, yaralayan Dani Alves’lerin de dünyası…

Hiç yorum yok: