9 Ağustos 2015

Premier Lig Neden En İyi Lig?

Dünyanın en iyi üç futbolcusundan ikisi (Messi- İbrahimoviç) liglerinde forma giymedi, Cristiano Ronaldo'yu en verimli zamanında İspanya'ya yolladılar. Milli takımlarının kupa kazanabilme ihtimali hepimizin Ferrari sahibi olması kadar! 1992'den beri bir tek İngiliz teknik adam şampiyonluk kazanamadı. İngiliz futbolcular ligde azınlıkta. Bütün Avrupa gece maçları oynarken onlar cumartesi öğleden sonra geleneğini devam ettiriyorlar. Avrupa Ligi'ni hafife alıyor, Şampiyonlar Ligi'nde son yıllarda hep sert rakiplere çatıyorlar. Kıtanın en büyük stadyumları onlarda değil ve birçoğu tarihi eser. İspanyollar, İtalyanlar ve Almanların kombineleri onlarınkinin yanında sudan ucuz, birçok kulübün sahibi artık İngiliz değil. Üstelik Frank Lampard ve Steven Gerrard gibi iki sembol oyuncu da artık yok. Fakat İngiltere Premier Ligi, hala dünyanın en popüler, en çok izlenen, en çok konuşulan ve Almanya ile birlikte en dolu tribünlere sahip ligi. Neden?
***
Futbolun anavatanında 1992'den beri Premier Lig adını alan ve şirket yapısıyla idare edilen lig, mükemmel bir organizasyon yapısıyla yönetiliyor. Finanstan etiğe her şeyin kağıt üstünde bir karşılığı var. Kurallar belli, ihlal eden adı kim olursa olsun cezası kesiliyor. Yayın gelirlerinde diğer Avrupa ülkeleri gibi şampiyonluğa oynayan takımlar ile kümede kalmaya çalışanlar arasında büyük makas yok. İspanya'da Real Madrid-Barcelona'nın alt sıralardaki takımların 15 katı geliri varken, İngiltere'de küme düşen takım, bir önceki yılın İspanya şampiyonu Atletico Madrid kadar yayın geliri elde ediyor. Londra takımlarının köklü tarihi ve aralarındaki derbilere, Manchster ve Liverpool şehri takımlarının derbileri ve büyük ezeli rekabetler ligdeki "büyük maç" sayısını tavana vurduruyor. İspanyollar El Clasico ve Madrid derbisi, İtalyanlar, Milano, Roma derbileri ve Milano-Torino şehri rekabetiyle yetinirken İngilizlerde derbiler ve üç şehir arasındaki rekabet dünyada bu oyunu seven kim varsa ekran başına çekiyor. 212 ülkede, 643 milyon eve ulaşan Premier Lig'i tribünlerden takip etmek için yılda bir milyon turist Ada'ya geliyor. 
***
Ronaldo ve Messi, La Liga'da olabilir ama İspanyolların en yetenekli adamlarını Premier Lig'e getiren İngiliz kulüpleri, Eden Hazard gibi büyük bir yeteneği ve Arsene Wenger sayesinde de Fransa'nın yetenek havuzunu elinde tutuyor. Kendi milli takımının son iki yılda oynadığı resmi maçların yüzde 75'inde forma giymeyen futbolcuya İngiltere'de çalışma izni verilmediğinden, lisans çıkartabilmesi de mümkün değil. 
***
Arsenal'in Emirates Stadı ligin en yeni stadı ama eski stadyumların hepsi birer futbol mabedi. Sahaya sıfır tribünler, maçın her saniyesini yaşayan taraftarlar, kaçan her pozisyona verilen o eşi olmayan tepkiler, atılan her gole hayatının en mutlu anı gibiymiş sevinen yediden yetmişe futbolseverler. Her Premier Lig maçı bir Hollywood prodükisyonu tadında. Her maç bir film, her maç bir öykü ve sonunda her sezon kalın bir roman. Deplasman yasağı nedir bilmediklerinden konuk oldukları stadyumlarda hatırı sayılır büyüklükte bir tribünde takımlarını destekliyorlar. Bizde ya da İspanya ya da İtalya'da olduğu gibi deplasman taraftarı stadın bir köşesine, en üst tribüne hapsedilmiyor. 

ABD'de spor yayıncılığı kendi başına bir efsane ama Avrupa'ya televizyonculuğu öğreten İngilizler için futbol maçı çekmek kendi başına bir sanat. Her lig 15-20 kamera kullanıyor ama İngilizler bir başka kullanıyor. Ağır çekimler, uzak kale arkasından diğer kaledeki pozisyonların tekrarı, efekt mikrofonları ve teknolojiyi sonuna kadar kullanan, oyun analizlerini ve datalarını ekrana bindiren reji. Futbol izlendiği kadar okunan da bir oyun İngiltere'de. Futbol kitapları, oyuncuların biyografileri bir kitapçının iki rafını değil kendi başına bir futbol kitapçısı açacak kadar çok. Premier Lig izlemek, üzerine düşünmek, kafa patlatmayı da gerektiriyor. 
***
Kötü zemin, boş tribün, iç bayıltan futbol nedir bilmeyen İngiltere Premier Lig pes etmeyen takımların ligi... Evet, bu sezon da şampiyon adayları değişmeyecek. Chelsea, Manchester City favoriler, Arsenal yine deneyecek, belki yine olmayacak, Manchester United, Ferguson sonrası dizlerinin üzerine çöktüğü yerden doğrulmaya çalışacak, Gerrard'sız Liverpool yine hayal kuracak ama geriye kalan 15 takımın da bir hedefi var. Bir önceki sezon ligi kaçıncı sırada bitirdilerse; bu sezon en azından bir üst sırada bitirmek. Premier Lig son haftaya, son düdüğe kadar "Bitmedi" diyenlerin ligi... Dün başladı, güzel oyunu seven peşine düşsün... 

3 yorum:

Adsız dedi ki...

valla aga güzel oyun demişken psg yi atlamamak lazım derim.geçen seneden kaldığı yerden devam ediyorlar.şiir gibi futbol oynuyor psg.

ben genelde liglerin peşinden gitmem aga.güzel oyun için.her ligde bazı takımlar çıkıyor şiir gibi oynuyorlar.bir ara deli lakablı:) bielsa nın a.bilboası vardı.

spalettinin zenit i vardı güzel oynayan.skibbe nin galatasarayıda bir ara güzel oynuyordu aga.benfica deplasmanındaki oyunu kim unutur.herta maçları vs.

akıcı oyun için kimyanın oluşması lazım sanırım.şili milli takımı ne oynuyor öyle hocam.bide sanırım güzel oyun için futbol bilgisi şart.lincoln-baros-arda-kewell dörtlüsü olmasa o akıcı oyunu izleyemezdik herhalde.futbolu bilen oyuncular.hızlı düşünüp uyguluyorlar.

spaletti nin 4-6-0 denemeleride enteresandı zenit de.uefa kupasını kazandılar.

şenol güneşin trabzonsporunu ve bursasporunuda unutmamak lazım.ön liberosuz 82 puan topladılar aga.colman-selçuk orta ikiliside neyin nesiydi hocam.

güzel oyun için bazen kimya gerekiyor.kimyanın tutması olayı.bunu yakalamak her takıma nasip olmuyor.

ben hala trabzonsporun 2 yıl önceki juve deplasmanındaki maçın ikinci yarısındaki oynanan oyunun kadrosunu neden bozduklarını anlamış değilim.tevez li pirlolu pogbalı marcisho lu kadroyu maçın ikinci yarısında perişan etmişlerdi aga.bunu nasıl kimse görmedi anlamış değilim.90. dakikada skorun 2-0 a gelmesi mi etkiledi bilemiyorum.
ikinci yarıdaki kadro değişikliklerle şu şekle gelmişti.

göbekte zokora-colman
solda yusuf sağda olcan forvet arkası adrian ve gezen tek forvet henrique.4-6-0 a çok yakın bir oyun oynadı trabzonspor.her oyuncu değişken oynuyordu.adrian forvete giriyor henriqe orta sahaya gelip pas alışverişi yapıyordu.yusuf sol açık oynarken sağ taraftan ceza alanına dalıyordu.dinamik ve hareketli oyun juveyi perişan etmişti 2. devrede.

o 11 den bir değişim olacaksa bu stoperler ve sol bek olmalıydı.olmadı tabi.dağıttılar kadroyu.oysa kimya tutmuştu.

Serdar Sözkesen dedi ki...

Yine mükemmel bir yazı, tebrikler. Premier Lig, her zaman her yerde 1 numara olarak kalacak. Belki kulüp bazında ve milli takımda iyi değiller ama rekabet, futbol zevki, mücadele gücü La Liga gibi büyük yıldızların olduğu bir ligden çok daha iyi durumda.

Fırat Gürsu dedi ki...

Merhaba, futbolu çok da sevmeyen biri olarak en son 2008'de takip ettiğim blog'a geri dönüp, ilk yazıyı okuduktan sonra 7 sene önceki keyfi alıp, 7 sene önceki hafta sonu maçları resmini görmek çok keyifli geldi. Aceto balsamico ismini ilk defa blogunuzda öğrenip senelerdir o sosu evimden çıkarmayan biriyim :) Aceto balsamico iyi ki bitmemiş; hem bizim evde, hem internette. İyi ki hatırladım deyip bookmark'a ekledim, bir daha ayrılmamak dileğiyle, sevgiler.