1 Eylül 2013

Koridorda maç
yapalım mı baba?


Manchester United’ın efsane stadı Old Trafford’ın çalışanlarından biri utana sıkıla Sir Alex Ferguson’un yanına gitti ve genç bir yetenekten bahsetti. Çocuk çok iyiydi, harika çalımları vardı ve sol ayağı muhteşemdi.  Yıllar boyunca böyle çok hikaye dinlemişti Ferguson. Herkesin mahallesinde illa ki genç bir yetenek vardı. O gün nedense o çalışanın sözlerine kulak verdi ve çocuğun takımı Salford Boys’u kulübün 15 yaş takımıyla karşı karşıya getirdi. Pencereden maçı izleyen Ferguson “Biraz daha zamana ihtiyacı var” dedi ama çocuğun adını defterine yazmıştı. 10 ay sonra genç yeteneğin Galler’deki evine gitti. Rugby oyuncusu Danny Wilson’un oğlu anne ve babası boşandığından beri annesiyle yaşıyordu. Ferguson, Ryan Joseph Wilson’u annesinden istedi. O artık Manchester United forması giyecekti. Babadan sporcu Ryan Wilson, baba sporu rugby’i de oynuyordu ama artık tek tutkusu kalmıştı: Futbol...

Carine ve Thierry çiftini bir araya getiren futboldu. Genç yaştan beri futbola meraklı olan Carine, Belçika’da La Louviere’de kadın futbol takımında oynamaya başladı. Thiery de Belçika ikinci liginde forma giyiyordu. Doğrusu vasat bir futbolcuydu ve birinci ligde santrfor olan karısı Carine kadar yetenekli olmadığını söyleyen arkadaşları vardı. 1991’de bir erkek çocukları dünyaya geldi.  Carine hamileliğinin üçüncü ayına kadar futbol oynamaya devam etti. Çocukları olduktan sonra yoğun idman programı onları spor eğitmeni olmaya itti. Hazard çiftinin oğlu da sporcu aileden gelmenin faydasını gördü ve 4 yaşında futbola başladı ve 8 yıl alt yapı eğitimi gördü. Görenler “Öğrenecek fazla şeyi yok, bu çocuk doğuştan futbolcu” diyordu.

Babası Adriano, atletti, disk atma dalında İtalya’da dereceleri vardı. Annesi Maria Stella Masocco da disk atmada üç kez İtalya şampiyonu olmuştu. Dayısı Dante, birinci ligde basketbol oynadı. Kızkardeşleri Guendalina ve Veronica voleybolcu oldular.  Uzak akrabası Lorenzo ise Milan, Genoa, Inter ve Fiorentina formaları giymiş iyi bir kaleciydi. Çocuk sporcu olmak için doğmuştu. 6 yaşında futbola başladı. Anne ve babasının el yetenekleri onu kaleci yapmıştı. 17 yıl sonra İtalya’nın en başarılı kulübü Juventus’a dünyanın en pahalı kalecisi ünvanıyla transfer oldu.

Futbola başladığında 12 yaşındaydı ve kısa boyuyla her genç yeteneği Maradona’ya benzeten mahalle insanı için bulunmaz nimetti. Bursa Arabayatağıspor onu doğduğu mahallenin kulübüydü. Adını çabuk duyurdu. Yaşıtlarının birinci lig sahnesine çıktığı yaşta ancak Bursaspor alt yapısına gelebildi. İki yıl Merinosspor’a pişmeye gönderildi. Artık “Oldu” dedikleri zaman da yeşil-beyazlı formayı kaptı ve takımın diğer iki genç yeteneğiyle birlikte Bursaspor’u kanatlandırdı. Türkiye, beşinci şampiyon Bursaspor ile tanışırken onun da terinin, emeğinin katkısı büyüktü. Sonra uzak sevmeler, raydan çıkmalar... Kendini bir başka forma altında buldu...

Futbolcu baba, “Artık zamanıdır” deyip oğlunu 9 yaşında Bursaspor’un alt yapısına verdi. Formasını giydiği kulüpte oğlu bir gün A takıma çıkarsa ondan mutlusu olmayacaktı bu hayatta. Çocuk çok yetenekliydi, her yaş grubunda rakip kalecilerin kabusu oldu, çift haneliden aşağı düşmedi attığı goller. 16 yaşında A Takım’a çıktı ve Galatasaray maçı için kadroya alındığında da; attığı golden sonra da sabaha kadar uyuyumadı. Ailede baba sporcuydu ve sporcunun halinden anlardı, uyumak istediği zaman zaten uyurdu çocuk...


Ferguson’un keşfettiği Ryan Joseph Wilson, babasının soyadını bırakıp annesinin soyadını aldı ve bildiğiniz Ryan Giggs oldu. Premier Lig kurulduğundan beri forma giyen ve her sezon gol atan tek futbolcu.  40 yaşında ve hala sahada.

Carine ve Thierry Hazard çiftinin oğlu Eden Hazard, 16 yaşında Lille forması giydi. Fransa’da yılın futbolcusu seçildi ve geçen yıl 40 milyon Euro’ya Londra kulübü Chelsea’ye transfer oldu. İşlerini bırakan anne ve baba bugün oğulları Eden ile birlikte Londra’da yaşıyor.

Gianluigi Buffon, 35 yaşında. Atlet anne babanın oğlu, 12 yıldır Juventus ve İtalya Milli Takım kalesini kimseye kaptırmadı. Son 15 yılda hep dünyanın en iyi üç kalecisi arasında kaldı. Juventus şike skandalından dolayı 2006’da küme düştüğünde, milyonları geri çevirdi ve takımında kaldı. Bugün Juventus Arena’da en çok alkışı alan isim.

Volkan Şen, Bursaspor’dan Trabzonspor’a transfer oldu. Şampiyon olduğu takımdaki günlerin seviyesine bir daha çıkamadı. 26 yaşında. Geçen hafta pek de iyi gününde olmadığı Rizespor maçında kendi taraftarının küfürlerine dayanamadı ve ağlayarak oyunu bırakıp sahayı terk etti.

Enes Ünal, annelerin hala “Terleyeceksin oğlum” dediği yaşta. Galatasaray maçında attığı golle futbolumuzun en genç golcüsü ünvanın aldı. 16 yaşında ve Avrupa’nın dev takımları onun peşinde.


26 yaşındaki futbolcunun ağlayarak sahayı terk ettiği günden bir gece önce daha 16’sında olanın mutluluktan sabaha kadar uyuyamadığı futbol bizim... Sporcuların çocuklarının sporcu olduğu, Giggs’ler, Buffon’lar, Hazard’lar ise onların... Volkan Şen gibi ağlayalım mı yoksa Enes Ünal gibi gülelim mi halimize? Yoksa tribünde küfretmek yerine sporcuları alkışlamayı öğrenmek için spor yapalım, çocuklarımıza spor yaptıralım ve aile boyu biraz adale ağrısı çekelim mi? (SABAH Pazar)

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Ne zaman ki rakip takım kazandığı vakit küfür etmek yerine onları alkışlarsak biraz yol almaya başlamışız demektir.

Alev Cankayali dedi ki...

Spor Yapan İnsan / Attila Erdemli

http://felsefe.istanbul.edu.tr/node/270

Alev Cankayali dedi ki...

Spor Yapan İnsan / Attila Erdemli

http://felsefe.istanbul.edu.tr/node/270