BIY AD

7 Aralık 2010

Barça'nın Beğenmediği İngiliz Çocuk

Jorge Troiteiro ve Andres İniesta, ilk hikayeydi. Barcelona alt yapısı La Masia'dan biriktirdiklerim var. Bu da ikincisi. Sene 1987. Fotoğraftaki çocuk İngiltere'den Barcelona'ya geliyor. 12 yaşında. Katalanların alt yapısında 15 gün kalıyor. Guardiola ondan 3 yaş büyük, o da alt yapıda. Beğenseler, çocuk kalacak tesislerde. Olmuyor.. Dönemin yıldızları ile fotoğraf çektiriyorlar. Sağdaki karede Schuster ile solda ise Lineker ve Nayim ile. Çocuk memleketini dönüyor. Büyük topçu oluyor. 16 yıl sonra tekrar Barcelona gündeme geliyor. Sene 2003. Başkan Laporta imzayı attıracak. Real Madrid, "Ronaldinho çirkin, forması satmaz" deyip onu peşine düşüyor. Dönemin futbol ilahı. Futbol endüstrisinin ikonu. Barcelona, Ronaldinho'yu alıyor, sonra her şeyi kazanıyor. 16 yıl önce La Masia'da beğenilmeyen David Beckham da Santiago Bernabeu'nun yolunu tutuyor.

6 Aralık 2010

Altın Top Ödülleri?



Xavi-Iniesta-Messi

İtalyanlara dün sızan haber doğru çıktı. FIFA Altın Top ödülü için aday listesinde son üçe kalan Iniesta, Xavi ve Messi oldu. (Barcelona geçen sezon da ilk 5'e 4 adamını sokmuştu) İddianın devamında ödülü İniesta'nın alacağı söyleniyor. Messi, kariyeri boyunca bu sıralamada ilk üçte olur, hiç itiraz olmaz da Sneijder'e ayıp oldu biraz. İtalya'da 3 kupa, Şampiyonlar Ligi ve Dünya Kupası'nda final...
İlk 3'e daha önce 2 kez, üç futbolcusunu sokan tek takım Milan. 1988'de Van Basten, Gullit, Rijkaard, 1989'da ise Van Basten, Baresi ve Rijkaard olarak sıralanmışlardı.

En iyi teknik diretör adayları ise Mourinho, Guardiola ve "Yeniköy Kasabı" Del Bosque. Şahsen Guardiola'ya pek şans tanımıyorum. Kulüp düzeyinde kupaları süpüren Mourinho ve Dünya Kupası'nı kaldıran Del Bosque kapışır. Sonuçlar 10 Ocak'ta açıklanacak, bir sonraki postta kim kazanır anketi yapalım...
Altın Top 2009
Altın Top 2008
Altın Top 2007

Jorge Troiteiro'un Arkadaşı Andres

14 yıl önce Camp Nou manzaralı pencerelerinin kenarında bu fotoğrafı çektirdiklerinde Barcelona altyapısına yeni gelmişlerdi. Jorge Troiteiro'yu tanır mısınız? Ben tanımazdım. Muhtemelen İspanya'da birçok futbolsever de tanımıyordur. Yanındaki çocuk kadar zorluk çekmedi Jorge, ailesi Badalona'lıydı, yol yakındı. 12 yaşındaki Andres'i ise babası önce Real Madrid altyapısına götürmüştü. Sahalar güzeldi de çocukların kaldığı semti görünce, tuttu kolundan oğlunu La Masia'ya getirdi Barselona'ya. Tesis dediğin çiftlik evi. Hemen stadın yanında. Barcelona kulübü, 300 yıllık çiftlik evini Camp Nou'nun inşaatında çalışan mühendislere lojman olsun diye satın almış. Yıllarca kimse bakmamış yüzüne. Cruyff sayesinde de 1979'da altyap binası olmuş La Masia.Andres dursun bir kenarda.. Jorge büyük yetenekmiş, minikler turnuvasında en iyi oyuncu seçilmiş. Sene 1996. Aylardan Eylül. Büyüyecek, Barcelona'da futbol oynayacak. Olmadı. Her seferinde olmaz zaten. Barcelona altyapısından da 30 yılda 450 çocuk gelmiş geçmiş. A takımı çıkanlar arasına girememiş Jorge Troiteiro. Olmayınca, 2001'de almış valizi çıkmış kulüpten. Andres ise o yıl Barcelona B takımında forma giyiyor. İkisinin de fiziği zayıf diye A takım antrenörleri hep mesafeli. Fotoğraftaki çelimsiz ve Jorge'den ufak görünen Andres'in boyu 1.70 olmuş, Jorge Troiteiro ise 1.64'de kalmış. Andres, 2008 yazında Viyana'daydı. Onunla 14 yıl önce kader birliği yaptığı Jorge ise yılda 250 bin Euro kazanacağı bir kontratın peşinde koşturuyordu."Katalan kulübünde, Katalan olmayan" olarak bilinir Andres. Van Gaal onu A takıma çıkardı. Rijkaard, Xavi sakatlandığında ona sarıldı. O güne kadar ideal 11 oyuncusu olmayan Andres, adının hep beraber anıldığı Xavi'nin sakatlandığı 2005-2006 sezonunda sazı eline aldı. Camp Nou manzaralı odada büyüyen, ziyarete gelen ailesi dönüş yolunda La Masia'nın kapısında el sallarken ağlayan çocuk, şimdi büyük ihtimalle Altın Top ödülünü kaldıracak, dünyada yılın en iyi futbolcusu seçilecek.
Jorge mi? İşler yolunda gitmiyor bu sezon. 3. ligde; Extramadura forması giyiyor. 20 takımlı ligde son sıradalar...

5 Aralık 2010

Altın Top Iniesta'ya?

FIFA, Altın Top ödülü kimin olacak? O kadar çok hakeden adam var ki! Kim alsa öbürüne yazık. La Gazzetta dello Sport, uzun zamandır Sneijder için lobi yapıyordu ama bugün Hollandalı'nın podyumda olmayacağını iddia ettiler. Barcelona'dan 3 adam sahneye çıkacak. Messi, İniesta ve Xavi. İtalyanlara göre de ödülü İniesta kaldıracak. İlk 3 için resmi açıklama yarın. Kimin kazandığı ise 10 Ocak'ta belli olacak.

4 Aralık 2010

Pim Pam Pum

Sahadaki futbolu, skoru boşverin, bugün İspanya'da El Clasico öncesi ve sonrasında olmadığı kadar büyük bir savaş yaşandı, kulüpler ve medya arasında. Filmi başa saralım. Barcelona, Guardiola döneminde deplasmanlara maç günü gidiyor. Uçak dışında kupada helikopterle gittikleri bile olmuştu. Geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ne de yola bir gün önceden çıkmak zorunda kalmışlardı İzlanda'daki yanardağ patlaması yüzünden. Milano'ya otobüsle giden takım 3-1 mağlup olmuştu. Dün Osasuna deplasmanı öncesinde gelen haber kar yağışı yüzünden maçın oynanma ihtimalinin olduğu yönündeydi. Üstüne bir de havaalanı kontrolörlerinin grevi eklendi. S. Gijon ve Atletico Madrid otobüsle yola çıktılar. Havaalanındaki grevler yüzünden rötarlar 12 saati bulunca bugün Barça, federasyona başvurdu. Sabahtan treni tercih etseler sorun olmayacaktı. Federasyon önce maçı Pazar 18:00'e ertelediğini açıkladı. Elbette ki kıyamet koptu. İspanya'da medyanın gücü malum, Madrid ayağa kalktı. "Guardiola'ya hediye, rezalet" manşetleri attılar öğle vakti. Ardından Osasuna isyan etti, "Maçın ertelenmesi için gerekli sebep ortalıkta yok, herkes otobüsle gidiyor, Barça da gelsin" dediler. Osasuna'nın tenik direktörü Camacho. Bir Real Madrid efsanesi. O fena salladı, ardından futbolcular "Pazar günü sahaya çıkmayız, skandal bu" dediler ve federasyon geri adım attığında maçın başlama saatini 6 saat vardı. (Guardiola, Federasyon'un kendilerine eğer uçak kalkmazsa maçı erteleriz dediğini söyledi maçtan sonra basında toplantısında.)Barça maç ertelendi diye Camp Nou'da topladığı futbolcularını eve yollamıştı. Hızlı trenle Zaragoza'ya gitmek üzere apar topar istasyonda toplandılar. Tren Zaragoza'ya geldiğinde Barcelona'nın 2 saat vakti vardı. Yol ise 200 km. Pamplona'ya maçın başlama saatinden 30 dakika önce varmaları gerekiyordu. Aksi takdirde hükmen mağlup olacaklardı. Yetiştiler, sahasında kolay kolay maç kaybetmeyen Osasuna'yu 3-0 ile geçtiler. Bu kavganın haklıymış gibi görünen ama haksız tarafı Barcelona. Diğer takımlar yollarda sürünürken işi yokuşa sürdüler. Guardiola'nın maç günü yolculuk prensibi yüzünden maçı kaybedebilirdi.
İşin medya tarafında savaş hala sürüyor. 15 gün önce Jose Mourinho sahadan atılıp, iki maç ceza aldığında Marca gazetesi, herkes Mourinho'ya karşı deyip "Pim pam Pum" manşetiyle bir foto montaj yayınlamıştı. Goya'nın "3 Mayıs 1808'de Madrid" tablosuna gönderme yapmışlardı. O gazete kapağı çok tartışıldı orada. Mourinho haksızdı. El Clasico öncesi ve sonrasında Katalanların, Franco vs. göndermesi yapmadığını, 5-0'ın ardından 1974'deki aynı skor hatırlatıldığında bile referans vermediklerini de söylemek lazım. Katalanlar doğal olarak maça yetişebilmek için tren peşinde koşturan, otobüste sürünen takımlarına haksızlık yapıldığını düşünüyorlar. Kim haklı? Kazanan haklıdır: Osasuna: 0 Barcelona:3

2018 Rusya

Natalia Vodianova'lı Rus delegasyonu, 2018'i almak için Zürih'te.

3 Aralık 2010

Lazio vs Inter

Akşam Lazio-Inter var. 21:45'te Spormax'de Mustafa Muratoğlu anlatacak, top taca, auta gittiğinde de ben konuşurum (!) Geçen sezonun sonunda takımları Inter'e yenilsin, Roma şampiyon olmasın diye Roma Olimpiyat Stadı'na gelen Lazio taraftarı (bkz: foto) bu akşam 3 puan istiyor. Kadrolar da buna müsait. Inter'de Mourinho sonrası Benitez elbette ki tarşılıyor ama aynı Bayern Münih gibi Inter de, Dünya Kupası başına bela olan takımlardan. Sakat listesi kabarık. Julio Cesar, Maicon, Milito, Samuel, Mariga, Obi, Suazo, Chivu, Coutinho, Mancini yok. Eto'o da cezalı..
Muhtemel onbirler:
Lazio: Muslera; Lichtsteiner, Biava, Dias, Radu; Brocchi, Matuzalem, Mauri; Hernanes; Floccari, Zarate
Inter: Castellazzi; Cordoba, Lucio, Materazzi, Zanetti; Stankovic, Cambiasso, Motta; Biabiany, Sneijder, Pandev

Hafta Sonu Futbol

3 Aralık Cuma
20.00 Trabzonspor – Bucaspor LİG TV
21.30 St. Pauli – Kaiserslautern TRT 3
21.45 Lazio – Inter SPORMAX - TV 8
4 Aralık Cumartesi
14.00 Altay – Boluspor TRT 1
14.00 Manisaspor – G.Antepspor DIGI
16.30 E. Frankfurt – Mainz TRT 3
17.00 A.Gücü – Sivasspor DIGI
17.00 Arsenal – Fulham SPORMAX
19.00 Kasımpaşa – Galatasaray LİG TV
19.00 Levante – A. Madrid NTVSPOR
19.30 Blackpool – Man. United SPORMAX
19.30 Schalke 04 – B.Münih TRT 3
21.00 Osasuna – Barcelona NTVSPOR
21.45 Milan – Brescia TV 8 - SPORMAX
22.00 Montpellier – Lyon KANAL A
23.00 Real Madrid – Valencia NTVSPOR
5 Aralık Pazar
14.00 Beşiktaş – Bursaspor LİG TV
15.30 West Bromwich – Newcastle United SPORMAX
16.00 Fiorentina – Cagliari TV 8
16.00 Konyaspor – Gençlerbirliği DIGI
16.30 Leverkusen – Koln TRT 3
18.00 Sunderland – West Ham SPORMAX
18.00 Nice – Marsilya KANAL A
18.30 Nurnberg – B. Dortmund TRT 3
19.00 Antalyaspor – İstanbul BŞB DIGI
19.00 Fenerbahçe – K.Karabük LİG TV
19.00 Çaykur Rize – Adanaspor TRT 1
20.00 Villarreal – Sevilla NTVSPOR
21.45 Catania – Juventus TV 8 - SPORMAX
22.00 St. Etienne – Bordeaux KANAL A
6 Aralık Pazartesi
20.00 Kayserispor – Eskişehirspor LİG TV
22.00 Liverpool – Aston Villa SPORMAX
22.00 D. La Coruna – Hercules NTVSPOR

1 Aralık 2010

El Clasico'nun Ardından

* Blogda her yıl iki El Clasico öncesi bir hafta önceden yazmaya başlarım. 90 dakika kadar öncesi ve sonrası da ayrı birer romandır. Her seferinde benzer bir yorum mutlaka gelir. “Abartmıyor musunuz? Bu bizim derbimiz değil.” Sanırım cevabı iki gündür bizim spor sayfalarında ve tüm dünyadaki gazetelerde saklı. El Clasico her yerde manşetlerde, her gazetede neredeyse tam sayfa. Abartmamışız değil mi…

* Başka bir maç mı izledik bilmiyorum ama Fair-play örneği olduğundan, futbolun asla sadece futbol olmadığını gösteren (önce bir sahadaki futbolun keyfini çıkartın) bir derbi olduğunu yazmışlar tam sayfa bazı gazeteci arkadaşlar. Maçtan bir gün önce Barcelona taraftarının Real Madrid otobüsünün camlarını indirdiğini unuttuk galiba. Mourinho’nun hakeme maçtan önce “Barça’ya yarıyor” diye yüklenmesini... Guardiola’nın topu vermeyerek başlattığı olayda Ronaldo’yu, Messi’nin kestiği rolü, Ramos’un acımasız tekmesini, stadyumda edilen küfürleri, maçtan sonra orgazm dolu manşetleri. Neden bahsediyoruz bilmiyorum ama sırf bizde Fair-play yok diye, El Clasico’yu örnek gösterip, milletin gözüne sokmayın, komik oluyor.
* 5-0, El Clasico tarihinde unutulmaz bir skor. İki sezon önceki 2-6’dan da daha değerli olduğunu ve geçmişi hatırlattığını yazmıştım maçtan sonra. Xavi ve Juande Ramos da benzer açıklamalar yaptı dün. Katalanlar için bu 5-0, 1994 ve 1974’ü hatırlattı. Xavi de, 2-6’dan çok daha önemli bir zafer dedi. Juande Ramos ile ortak fikirlerine ise sanırım kimse itirez etmez. Santiago Bernabeu’da Barcelona 6 atarken, Real Madrid kendi taraftarının önünde bu kadar ezilmemişti. Bu kez tüm istatistikler de“Real Madrid sürklase oldu” diyor.
* Barcelona topa %80 sahipken, Hercules, Camp Nou'dan 3 puanla çıkmıştı. Tesadüf mü? Tesadüf. Peki bu Barcelona nasıl durdurulur? Real Madrid daha kimi almalı? Perez, 10 yıl önce yaptığını bu sezon yapmadığı, yapamadığı ve Barça artık yaptırmadığı için en azından 2-3 yıllık vadede bu üstünlük devam edecek. Figo'yu alıp ciğerini sökmüşlerdi, bu kez alınması gereken adam Iniesta'ydı. Katalan olmayan Barcelonalı... Lakin Barcelona öyle bir kulüp ki Katalan olmayan Luis Enrique'yi, köylüsü David Villa'yı bile Katalan'dan öte bir ruh haline sokabilmeyi başarıyor.

* Maçın ardından İbrahimoviç'ten güzel bir yorum geldi. "Barcelona topa efektif olarak en iyi sahip olan takım ama yenilmez değiller." "Yenilmez" derken ayrılığın etkisiyle biraz sinir yapmış tabii. Barça da yenilir, yeniliyor da asıl önemlisi topa sahip olmanın başına getirdi kelime. "Efektif". Barcelona kadar yüksek yüzdeyle topa sahip olan takımlar yok mu? Bizde de %70-80 topa sahip olan takımlar yok mu ligde? Var. Aradaki fark Barça'nın gevelememesi ve direkt rakip kaleye gitmesi. Mesela topa sahip olmaksa bunu iki stoperi ve ön liberosu arasında top dolandırıp, hazırlık paslarıyla "olgun atak" geliştireceğim diye ( O da neyse!) tribünleri bayarak yapanlar da var...
* Sergio Ramos'a bir maç ceza geldi. Evet, daha fazla olmalıydı ama hakemin raporuna Ramos'un Puyol ve Xavi'yi dövdüğünü yazmadığı söyleniyor. Atletico Madrid'li Ujfalusi de Messi'yi bitirmeye çalışmış, 2 maç ceza almıştı. İspanyolların bu konuda bir ayarı yok...
* Real Madrid tarihinin en fazla kırmızı kart gören oyuncusu Fernando Hierro idi. 439 maçta 10 kırmızı kart! Sergio Ramos onu sadece 175 maçta yakaladı. Hierro kadar maç oynarsa 20'yi geçer.* Real Madrid hafta sonunda Valencia ile oynayacak evinde. Sezon başında Raul'u gönderen Mourinho'nun elindeki tek santrfor Benzema. Higuain de fıtık çıktı. Ameliyat olursa 3 ay oynamaz. Cristiano Ronaldo da sakat, Valencia maçında zor oynar deniyor.

* Ekteki fotoların ikisi El Clasico tarihinde Barça'nın 5-0 kazandığı 2 maçtan. Barça sahasında 4. kez 5-0 kazandı ama bu iki 5-0'dan biri Cruyff'lu kadronun 17 Şubat 1974'de Santiago Bernabeu'da kazandığı derbi İspanyol futbol tarihinin önemli bir dönüm noktası. "Diğeri" ise Cruyff'un patron olduğu 8 Ocak 1994'teki 5-0. İlk foto ise 1974'deki derbinin sabahından. Derbi içinde derbi. Alman Günter Netzer'li Real Madrid, Hollandalı Cruyff'un Barcelona'sına karşı...
* Bir İspanyol gazetecinin cümlesiyle bitireyim: "5-0 mağlup olmak utanç değil. Asıl büyük utanç, 5-0'ın ardından Real Madrid'li futbolculara getirilen konuşma yasağı!" Adam bilse ki bizim memlekette 5-0 kazanan da konuşamıyor.....

Ucuz Roman

Kırmızı kartların bir sonraki resmi maçta geçerli olması kuralı yüzünden bizde de bilerek sarı kart gören futbolcular var geçmişte. İki lig maçı arasında bir kupa maçı varsa ya da iki hafta sonra önemli bir maçı olan sarı kart cezası sınırındayse bilerek kart görür. UEFA'nın daha önce böyle bir ceza verdiğini hatırlamıyorum. Fakat futbolun geleceği açısından haklılar. Mourinho ve Real Madrid bunu tüm dünyanın gözüne sokarak yaptı. Ramos da Xabi Alonso da farkın açıldığı maçta çok daha farklı pozisyonlarda, arkadan bir çelme, hakeme itiraz gibi sebeplerden ikinci sarıyı görebilirdi. Çok amatör davrandılar. İkisi de serbest vuruşları geciktirmekten gördü. Özellikle Alonso'nun oyundan çıkarken rolünün altından kalkmamanın sıkıntısı vardı yüzündü. Utandığı belliydi. Mourinho-Chendo ile başlayan, Dudek, Casillas ve Ramos ile devam eden kulaktan kulağa herkesin Hollywood yıldızı olduğu sahnede amatör kamerayla çekilmiş gibi durdu. Mourinho bir maç tribüne çıkacak. Bir daha hangi nedenle olursa olsun yeni bir ceza aldığında o cezasına bir maç eklenecek. Real Madrid'e çıkan fatura ise 215 bin Euro. Perez öder, kasaya eksi yazarlar. Bir eksi var ki, makyavelizm; onu yazıldığı yerden silemezler...

Elano&Ronaldo&Kaka

Elano derbi öncesinde de gidebilirdi. Santos yöneticileri o kadar yolu tepip geldiklerine göre transfer yakındı. Galatasaray 2.9 milyon Euro'ya sattı. Elbette ki zarar etti. Elano gitmek, istiyordu ve gitti. Transferi duyurduğu dakikadan itibaren de tebrik mesajları yağmaya başladı milli takımdaki arkadaşlarından. Ronaldo, "Bir büyük Brezilyalı futbolcu daha ülkeye dönüyor. Bol şans diliyorum (Sadece bize karşı hariç)" demiş mesela. Kaka da "Hayırlı olsun" diyenlerden, "Çocuklara iyi bak" diye de eklemiş. Elano transferin resmileşmesinden sonra twitter'da bu fotoğrafları da paylaştı. Elano'nun Galatasaray kariyeri hakkında benim kurabileceğim yeni bir cümle yok. 30 Mart tarihindeki Elano&Rijkaard başlıklı yazı sonrasında pek bir şey değişmedi.