27 Mart 2009

Madalyonun Öbür Yüzü

Bu sabah, Milliyet ve Hürriyet gazetelerinin internet sitesinde bu haber başlığını gördüğümde F5 tuşuna basma ihtiyacı hissettim: Alper Tezcan UEFA madalyasını sattı. Bu eski haber değil miydi? En azından bir aylık! Hayır bugün iki sitede de yeniden servis edilmiş, gazete sayfasında gördüğüm kadarıyla yok. Öncelikle Galatasaray forması altında kazandığı UEFA madalyasını 200 bin liraya satıp düzlüğe çıkan Alper için bir insan olarak sevindim. Bu kriz zamanı keşke herkesin satacak bir madalyası olsa... Gelelelim madalyonun öbür yüzüne!..

Hikayeyi anlamak için başa sarmak lazım. 2000'de UEFA 3. turunda Bologna maçında ayağı kırılan ve genç yaşta futbol hayatı sekteye uğrayan sonraları defalarca futbola dönen Alper Tezcan, birkaç ay önce Fanatik'te yayınlanan röportajlarla gündeme geldi. İlk konuşan babasıydı. Galatasaray kulübünü vefasızlıkla, oğluna bakmamakla suçluyordu. Yıllardır ekonomik sıkıntısı malum Galatasaray kulübünün eski bir futbolcusunun UEFA madalyasını satması; kabul edelim insanın köpeği ısırmasıydı! Medyada büyük yer tuttu bu röportaj, kamuoyu da "cık cık" dedi. Babası, Alper'in ameliyatları için 1 trilyon (eski TL) harcadıkları -akıl almıyor tabii bu rakamı- söylüyor, Galatasaray'ı futbolcuyu tedavi ettirmemekle suçluyordu. Alper defalarca ameliyat geçirmişti ve ilk operasyonlarını üstlenen kulübüydü. Sonra nasıl bir hayat yaşadığı, Florya yerine ne kadar Beyoğlu'nda boy gösterdiğini, ne kadar profesyonel(!) olabildiği konusunda en güzel yazıyı rahmetli Alpaslan Dikmen yıllar önce yazmıştı gazetede. Yaşasaydı bu polemiklerin tavan yaptığı günlerde verecek çok cevabı olurdu. Alper'in mağduriyetine dair ilk demeci: "Evleneceğim, hayatımı düzene koymam lazım" idi madalyayı satma nedeni olarak. Okuduğumda; "böyle bir karar ancak ölüm kalım meselesi olan bir sağlık problemi ve çözümü için alınabilirdi" demiştim. Eli, ayağı tutuyordu şükürler olsun! Bu halde bile madalyasını satma özgürlüğü vardı elbette ama o mağduru, haksızlığa uğrayanı oynadı. Parasızlıktan yakınan Alper daha sonraları annesinin hasta olduğu, tedavi için para lazım olduğunu söyleyerek ortaya çıktı.

Türk futbolunda servetini yitirmiş, bugün zor şartlarda yaşayan onlarca futbolcu varken Alper'in başına talih kuşu konmuştu. Röportajlarla gündemde kaldı ve ardından madalya bir açık arttırma sitesinde satışa çıktı. Alper, siteye gelenlerin yorumlarına cevap veren adamdı. İki şahıs 500 liraya satışa çıkan madalya için 2-3 gün ekran başında kaldılar ki (!); fiyat 200 bin liraya kadar tırmandı. Açık arttırma kapandığında iki şahıs dışında ilgilenen olmadığı; bu ikilinin gün içinde onlarca kez fiyatı yükseltiği tablonun tepesine "ekomba" nickli bir alıcı yerleşti ve madalyayı aldı! Sonrasında alıcının gerekli yükümlüğü yerine getirmediği de yazıldı, söylendi. Madalyaya 200 bin lira verecek olan elbette ki çok insan vardır ama bu insanların ekran başında bu kadar boş vakti olamaz! "Tamam; işi sekreterleri üstlendi" deyip uzatmıyoruz!

Alper'in röportajlarla başlayan ve madalyanın satışıyla biten bu "hazin" öyküsü kabul edelim harika bir pazarlama stratejisi. Röportajı yapan Fanatik gazetesi, bugün dahil onlarca kez haberi servis yapan Hürriyet, Milliyet gazeteleri ve açık arttırmayı yapan hemalhemsat.com sitesi Doğan Grubu'nun. Şanssız Alper aslında Allah'ın sevgili kuluymuş. Medya desteği kadar; madalyanın satışı için lojistik destek de almış. Bu bir "kazan-kazan" projesidir. Alper muradına erdi, güle güle harcasın, diğer tarafta haber diye yazılan "advertorial"lar sayesinde hemalhemsat sitesinin de reklamı yapıldı.

Tekrar altını çizeyim. Alper'e hayırlı olsun 200 bin lira. "Alper kampanyası" iletişim, reklamcılık bölümlerinde "case study" olarak okutulmalı. Ben Alper'de; Sedat Balkanlı'daki, Erol Togay'daki samimiyeti bulamadım. İtalya'da, çok değil 8 yıl önce Milano derbisinin kahramanı olan, sakatlık yüzünden 29 yaşında futbolu bırakan Comandini, bugün doğduğu Cesena'da 5 masa bir restoran işletiyor. Alper örnek alsın da; çarcur etmesin bu parayı... Tabii varsa ortalıkta böyle bir para!..

22 yorum:

ziggytheking dedi ki...

sözkonusu galatasaray ise gerisi teferruattır.

tamam tamam burası blog, okumak istemiyorsam gideyim. sağolun cevval acetoblog yorumcuları :)

Lev Yashin dedi ki...

türkiyede bu tarz yazılar yazabilen spor yazarlarının olduğunu bilmek insana huzur veriyor..

alanshearer dedi ki...

Bundan sonra da ağlamasın Galatasaray bana bakmadı vefasızlık bilmemne diye.

İşte Galatasaray'da kazandığı UEFA Madalyası sayesinde 200Bin YTL para kazandı.
Annesinin bademcik ameliyatında kullansın şimdi parasını.

(gram inanmıyorum ameliyat olayına...)

Bir daha gazetelerde televizyonlarda görürsem , andım olsun...

Arka Sıra HANEDANI dedi ki...

galatasaray konusunda bu kadar gereksiz bir fanatik olman bizleri korkutmaya başladı bülent abi...ne olursa olsun, gs bu tip değerlere değer veren bir takım olsa, bu açık artırmaya girer ve "gs madalyası satılamaz" deyip bu madalyayı alırdı..ama gs'de etik değerler futbolcuların ayaklarının altındadır ne yazıkki..pascal nouma olayının yarısı kadar davranamayıp lincoln'ün peşinde gezen aciz yönetimler olduğu sürece gs şampiyonlar ligi şampiyonu olmuş ne yazar???

big dedi ki...

bu para kendisine hurley'e cikan piyango kadar hayirli olur umarim.. ne pis bi adammi$ lan iyi ki yarida kalmi$ kariyeri..

madalyayi da aziz yildirim - mahmut uslu ikilisinden birisinin aldigi kesin.. son ana kadar kapi$an ikili kesin onlar..

extensor dedi ki...

Reklamın kötüsü olmalı ağabey allah kahretsin :)
Kötüsü olmadığı sürece aynı reklamlar x maçın x dakikalarında spikerin sesini sansürleyip maçıda bloke ediyorlar.
Reklamın kötüsüne dur demeyi bilen bilinçli tüketiciler yetiştirmeliyiz.
Al birde sosyal mesaj... Süper oldu :D

Clean Shit dedi ki...

para için bedenini satan, böbreğini satan insanlar nasıl mevcutsa ve bunları yargılamak nasıl bize düşmez ise alnının teriyle (!) kazandığı madalyasını satma hakkı bulunan bi insanın bunu satmasını eleştirmek, suçlamak da bize düşmez diye düşünüyorum. Bunların hepsi kişinin kendisiyle olan bir şeref, onur, gurur imtihanıdır. Çanakkale savaşında gazi düşerek kazandığı şeref madalyasını parasızlıktan satmak zorunda kalan bir asker emeklisi görmedim şimdiye dek, ki o gazilerimizin hangi şartlarda yaşadığını tv'ler yılda bir iki kez ekrana getiriyorlar önemli günler ve yıldönümlerinde, ama böyle bir durumu görsek de yargılamayız değil mi? yargılar mıyız yoksa..

X dedi ki...

Günlerdir beklediğim bir yazıydı.
Teşekkürler.
Bir marketing çalışmasının anlatığıldığı açık bir yazı olmuş.

pclion dedi ki...

Galatasaray fanatiği olmamak için Galatasaray haksız değilse bile haksız mı dememiz gerekir, böyle bir mantık olabilir mi? Ayrıca ilginç bir hava oluştu blog yorumlarında bir süredir, okuyucular jüri, blog yazarı popstar adayı gibi, hayır. Yazıyı beğenmiyorsanız bile karşınızdakini "sen fanatiksin, sen yazamıyorsun, hede hödö" diye itham edemezsiniz. Fikrinizi söyler çekilirsiniz, burası Reha Muhtar'la ateş hattı değil ki.

Sadece AcetoBlog'un değil, Dutchman'in, Borges'in, diğerlerinin de sorunu bu...

oralardaniyivurur dedi ki...

90'a takmışsın Aceto
ne diyeyimki..

Kaan dedi ki...

Alper'in sözde reklam kampanyası içinde yer almasının sebebi de zaten içinde bulunduğu durum değil mi? Ne yapsın adam bu kapitalist düzende başka.Ayrıca hiç kimse 4 kişilik ailesine bakmak zorunda olan bir ayakkabı boyacısına: "Köydeki babandan kalan arazileri satamazsın." diyemediği gibi Alper Tezcan'ana da kimse ses çıkaramaz.

Galatasaray'dan ise hiç çıt çıkmadı bu konu hakkında.Hakem hatası(!) olduğu zaman ortalığı ayağa kaldıran Galatasaray yönetimi, yerlere göklere sığdıramadığı,ruhunu her sene yeniden bedenleştirmeye çalıştığı,Kopenhag'da destan yazarak Türk futboluna armağan ettiği,UEFA Kupasından kazanılan UEFA madalyasının göz göre satılmasına(üstelik bir reklam kampanyası için)nasıl izin verir?Hadi onu geçtim;hiç mi dönemin bir Galatasaraylı futbolcusu "Alper yalan söylüyor.Biz aramızda para falan toplamadık.Onu ameliyat ettirmedik." diye açıklama yapmaz?

Metafizikten çözemedim yazını abi biyolojiden gideyim:

Hipotez(1)-Tahmin(2)-Kontrollü deney(3)

(1)Galatasaray,vefasız bir kulüptür
(2)Oyuncu vefa görmezse madalyasını satar.
(3)20 madalyadan biri satılmış,19 tanesi ise yastık altı yapılmıştır...

yalçın dedi ki...

Helal olsun Bülent Abi'ye. Benim ''nasıl ya, ayıp valla bu da yazılır mı yorum olarak'' dediğim şeyleri onaylayıp yorum olarak kaydediyor.

Siz fanatizm içeren bloglar görmemişsiniz bence. Ben sinirlenmekten çok üzülüyorum artık bu tip yorumlara. Yarın yazmıyorum desin Aceto bakalım ne film oynar burada.. Biraz tartıp konuşun allah aşkına.

Bugün sporda etik dersimizde Alper Tezcan'ı konuşmuştuk. Tam üstüne geldi. Haftaya bu yazıyı alıp gideceğim. Gerekli bilgileri kısmen de olsa ben vermiştim derste ama şimdi okuyunca daha iyi kavradım olayı. Alpaslan Abi'nin yazısını da hatırlıyorum. Neyse olan olmuş geçen gitmiş. İki ay sonra Ne Alper kalır ne madalya.

rogg dedi ki...

Sayın Timurlenk bir süre önce açtığınız ankette türk futbolu hakkında yazı yazmamanız için oy kullanmıştım sanırım bundaki temel neden yazılarınıza gelen yorumların bayağılaşmaya başlamış olmasıydı...Oy vereceğime yorum bölümünü okumasam daha mantıklı sanırım.Unutmadan sorayım ankette yazmamanızı isteyen daha çok insan olsa yazmadan duracak mıydınız?

Bu yazınızda konu sadece GS ya da Alper değil. Türk spor medyasının düzenbaz muhabirleri ve yöneticileri.Bu nedenle Türk futbolunu düzeltmek adına yaptığınız mücadelenizde size başarılar dilerim.

Yine de diğer konulardaki yazılarınız daha eğlenceli.

aşkın dedi ki...

Kulüp gerekli açıklamayı yaptı.
Sanırım bu haber madalyanın kesin satışıyla ilgili, önceki sadece satışa konulmasıyla ilgiliydi.
Şu postun altındaki yorumları değerlendirmek bana düşmez, söylemeden geçemeyeceğim.Keşke iletişimsizlikten yakınan bir ülke olsaydık.Şahıslarda kalamıyoruz.
Post futbolcuyu konu alıyor, yorumlarda annesi geçiyor.Kendisine beddua ediliyor.
Madalya satılırken kulübü suçlamak hoş değil, yanlışa yanlışla karşılık vermek de aynı mertebede.
Gereken sözleri gereken mevkiler söyledi.Burada da bir yazı var, karşımızda.Ötesine gerek yok.
Ben monşer değilim bunun yanında Seda Sayan programlarının müptelası da değilim.

Simon Templar dedi ki...

çok pardon bu düzeltme için, bilgiçlik veya ayıp ediyor istemem ama benim dikkat ettiğim konulardan biri noktalı virgül kullanımı. genelde ne blog yazarları ne de gazete yazarları kullanıyor noktalı virgülü. sanki hiçbir işlevi yokmuş gibi. oysa var onun bir işlevi.
burada da son birkaç yazıda bayağı çok yerde kullanıldığını gördüm. bir de bu yazıda özel adı geçmiş. ama o (son) cümle dışında hepsi aslında virgül gereken yerler. burası bu kadar örnek alınan (ve gerçekten örnek) bir blog olduğu için belirteyim dedim.

mert dedi ki...

bülent abi senden bir şey rica etsem,mümkünse rahmetli alpaslan abinin yazısını da blogda paylaşabilir misin???

BT dedi ki...

@arka sıra hanedanı
@pc lion

PC Lion konuyu açmış bu vesileyle iki sözüm olsun.
Blog kültürünü yazan, yorum yapan herkes beraber oluşturduk. Daha da gelişecek. Aşamadığımız ise bakış açısıdır.
Galatasaraylıdır Fenerbahçe&Beşiktaş hakkında yazmışssa, bu yalandır, iftiradır, doğru değildir.
Galatasaray hakkında yazmışsa ya fanatik; ya hain.
Hangi takım olduğu önemli değil. Bu ülkede formül, bakış açısı bu.
Açıkçası benim yazım hayatımda zerre umurumda olmayan bir konudur. Eleştirileri dikkate alır ama bu türden klasifiye etme çabalarını yazanın vakit kaybı olarak görürüm.
Her zaman söylüyorum, metinde geçen fikirlerle uğraşın, eğin, bükün, tersini ispat edin, yazan yanıldğını görsün, doğrusunu öğrensin, okuyan da farkı görsün, sonuçta vaktimizi boşa harcamayalım..
Kimse de kırmasın, üzmesin birbirini.

BT dedi ki...

@mert
fotomaç arşivinden bulmak mümkün olmadı. google aramasında bu linki buldum.
http://www.aslanlar.com/forum/showthread.php?t=8805&page=3

@simon templar
noktalı virgül uyarın için teşekkür. sonuna kadar haklısın. gerçekten de şahsen nerede kullanıldığını bilsem de bende biraz noktalı virgül alışkanlığı var. gereksiz yerlerde kullandığım oluyor.

Minero dedi ki...

Alper konusundan apayrı Türk futbol camiası bayrak adamlarına karşı vefasız bence. Galatasaray da önde gelir bu konuda. Çok çabuk harcıyor öz değerlerini bana göre...

Clean Shit dedi ki...

ustat yazdigin yazi yaptigin yorum iyidir kotudur dogrudur yanlistir isin o kisminda hic degilim de bir gun bu gibi gereksiz tartismalar yuzunden temelli birakacaksin diye korkuyorum iyi mi.. oyumu da zaten turk sporu yazilmasin diye verdim ya da yazilacaksa sadece morgan de sanctis te oldugu gibi turkiyede kimse bilmezken sen ilk bize soyle istedm sen guzel yazamiyorsun diye degil biz adam gibi okuyamiyoruz tahlil edemiyoruz diye istedim.. sen yazmaya devam et ustat aman birakma sakin..

burak dedi ki...

bülent abi, alper konusundaki fanatiklik bahsinin çıkış nedeni şu olsa gerek..
"Bu eski haber değil miydi?"
bence bu olay Türk futbol tarihinin en yüz karartıcı olaylarından birisidir.Sen bir üstad olarak daha ii bilirsin tabi, ama bunu niye tekrar yayınladılar diye sormak da yersiz oldu biraz...

Dabenti dedi ki...

Alpaslan Dikmen'in yazısı her şeyi vakti zamanında açıklamıştı. O nedenle Bülent Bey'e GS fanatiği demek için kör bir GS düşmanı olmak ya da bilgisiz fikir sahibi olup, boş lakırdı yapmak anlamına geliyor.

Bilgisizseniz, gidip öğrenin lütfen burada gereksiz eleştiriler yapacağınıza.