6 Eylül 2012

!?

Büyük acıların harflerle anlatılmadığını
geç öğrendim
oysa ki yokluğunuza
bir soru işareti, bir ünlem yetermiş....

3 Eylül 2012

Usta

Usta, birine usta demek güzel biliyor musun? Bilirsin elbet, bizim mesleğin hiç ilanı olmadı ki usta, kim aradı ki muhabiri, editörü ilanlardan. Kim gazeteci olabildi ki bir pazar altını çizdiği bir ilandan. Afilli reklam ajansı ilanlarını yazan metin yazarlarına da beraber gülmüyor muyduk? Ne aradıklarını kendileri de bilmiyorlardı ya... Bugün neden buradayım, burada yazıyorum, bunu biliyorum. Sayende... O gün neden oradaydım, bilmiyordum. Garip ve tesadüftü, aynı mahallenin çocuğuyduk, Bebek kahvede, semtin sokaklarında az rastlaşmamıştık. Senin yüzün o köşedeki yüzdü, selam verirdim, alırdın. Niye konuşmazdık o zamanlar bilmem... Sonra bir gün, İstanbul’un bir ucunda, eskilerin nefret ettiği o semtte karşılaştık. Kim olduğumu öğrenmiştin, cv falan hikayeydi... Elime bir İngilizce haber tutuşturdun, bunu çevir dedin. Bilimsel bir makaleydi, bir tıp araştırması, internetten bulmuş, çıktısını almıştın. Yemin ediyorum gram keyif almadım, bu türden haberler yapacaksam bir hafta burada durmam dedim kendi kendime. Sonra başladık, yeni iyidir, yeni gazete iyi midir peki? Değildir... Zordu, arşiv yoktu, İnternet dediğin Altavista yılları. Ekip güzeldi, şimdi dönüp bakıyorum, ne kadar zor böyle bir mutfağı kurmak, ne kadar zor o insanları bir araya toplamak. Arşivi olmayan gazete için az mı çabaladık, spor servisi iki de bir kapımızı çalardı, kültür-sanat, dış haberler... Milyon da sattı gazete ama sevdik mi, çok mu bizdi, değildi işte. Sonra bir dergi yaptık, haftalık, gazetenin yanında ek. Sonra rekabet ayağına uyananlar peşimizden geldi. İnternet Mahir’i aradığım o günü hatırlıyor musun? Telefonda yalvarmıştı, ne olur bu sayfayı kaldıralım, yardım edin demişti. Farkında değildi başına geleceklerin, daha haber olmamıştı. Arkadaşlarının dalga geçmek için hazırladığı sayfa onu Internet Mahir yapacaktı. O telefonun ardından haberi bir gün tuttuk da elimizde patladı. Bugün özel dediğim ne haber varsa ertesi gün çıksın isterim, elimde patlayan her haberde o gün gelir aklıma... Portal ile portakalın zor ayrıldığı yıllardı. Yine öndeydin... Gazeteden kopup internet yayıncılığına başladığımızda kurduğun kadro bir daha kurulamadı Usta. Bunu sen de biliyorsun, hepimiz de bildik çok sonra. 11 Eylül saldırısında ilk fotoğrafı memlekette yayınladığımız zamanlar, Emre-Okan’ın Inter’e transferini patlatışımız, onlarca özel haber, araştırma, dosya... Google yoktu yahu işte. Kendi dizinlerimizi oluşturmuştuk arama zımbırtısı niyetine, çok tıklanıyor demiştin... Kasaplık yapmadık hiç, hiç et satmadık o sayfalarda... Portege’leri getirttiğinde aklımız başımızdan gitmişti, şimdilerin netbookları kadar ufak aletler tam 11 yıl önce! Sonra memleketin bitmeyen bir krizi, hepimizi başka sokaklara savurdu... Güzel sigara içerdin, sonra bıraktın ama birlikte az tüttürmedik İkitelli yollarında senin Amerikan’da... Güzel arabaydı be Usta. O deli trafikte saatlerce konuştuğumuzu, futboldan çıkıp elektronik mürekkebe nasıl geldiğimizi şimdi hatırlıyorum da herkesin dediği gibi hoş sohbet adamdın be usta... Sonra ben gittim semtten, sen de gittin o mahalleden. Senin beni, benim seni okuduğumuzu ikimiz de biliyorduk. Aradın, çok konu oldu anlaşamadık, bazen ben bazen sen muhafazakardın, hiç kırmadın ama beni. Usta’nın lafı üstüne lafımız olmaz türünden bir meslek de değil ki bizimki, kızdırırdım bazen seni... Ne olduğunu biliyordum, sormadım biliyorsun, sen de söylemeyecektin zaten, söylemedin de. Sigarayı bırakmıştın, o gece o yemekte karşımda sigara içmeme izin de verdin. Sağol Usta. Savrulan giden yıllardan, projelerden, olanlardan, olmayanlardan bahsettik. Zevkli adamdın, iyi yemek, iyi şarap, hiç şaşırmadım sonra yazılarına. Bir tek Q klavyeyi bırakamadım ama gün geldi F’yi de öğrenmek şart oldu. Evet, tamam Q gibi değil ama yazıyorum artık F Mac’lerde. Bahardı, Bebek Kahve’de rastlaştık yine, ben cenaze olmasa yanından geçmiyorum artık biliyorsun Affan gitti gideli... Sarıldık, sana müteşekkir olduğumu söylemediysem de öyleydim Usta. Yolu sen açmıştın... Ezan okunmaya başlandı, bir çay bile içemedik o gün ona yanarım.. Sonra o gün, sabah kalktığımda senin gittiğini, elbette ki İnternet’ten öğrendim, ne telefon olsun isterdim ne de yüzüme birisinin söylemesini. Internet, sendin... Biri sadece adını ve soyadını yazmıştı twitter’da, anladım, kapattım bilgisayarı.. Siyah ceketin sol yakasındaki iğnelere eklemedim seni, suretini yüreğime gömdüm... Sıcaktı ama sen giderken inan rüzgar çıktı. İyilerin önce gittiğini herkes bilir, o öğlen bir kez daha öğrettin... Hakkını helal et Usta, sen herkesten fazla iyiydin...

1 Eylül 2012

Hafta Sonu Futbol

1 Eylül Cumartesi

13:00 Rubin Kazan - Terek @Lig TV 2
14:45 West Ham - Fulham @Lig TV 3
16:00 Tavşanlı - Boluspor @TRT Spor
16:30 Nürnberg - Dortmund @TRT Haber , TRT HD
17:00 Swansea - Sunderland @PL Tv
17:00 Tottenham - Norwich @Lig TV 3
17:00 WBA - Everton @Lig TV 2
18:00 İstanbul BŞB - Antalyaspor @Lig TV
19:00 Kayserispor - Akhisar @Lig TV 2
19:30 F. Düsseldorf - M'Gladbach @TRT Haber
19:30 Manchester City - QPR @Lig TV 3
20:00 Ankaragücü - Adanaspor @TRT Spor
20:30 Karabük - Beşiktaş @Lig TV
21:15 Elazığspor - Kasımpaşa @Lig TV 2
23:00 Mallorca - Real Sociedad @NTv Spor
00:30 Palmeiras - Gremio @Lig TV 3
2 Eylül Pazar
15:30 Liverpool - Arsenal @Lig TV 3
16:00 Şanlıurfaspor - Karşıyaka @TRT 1
16:30 Wolfsburg - Hannover 96 @TRT Haber
18:00 Newcastle - Aston Villa @Lig TV 2
18:00 Sivasspor - Fenerbahçe @Lig TV
18:00 Southampton - Manchester United @Lig TV 3
18:30 Bayern Münih - Stuttgart @TRT HD
19:30 Lokomotiv Moskova - Spartak Moskova @Lig TV 3
20:30 Galatasaray - Bursaspor @Lig TV
20:50 Real Madrid - Granada @NTv Spor
21:00 Gaziantepspor - Trabzonspor @Lig TV 2
22:00 Internacional - Flamengo @Lig TV 3
22:30 Barcelona - Valencia @NTv Spor
3 Eylül Pazartesi
20:00 Gaziantep BŞB - Denizlispor @TRT HD
22:30 Real Betis - Atletico Madrid @NTv Spor

30 Ağustos 2012

Yurtsan

Usta, sana dair diyecek çok şeyim var ama takdir edersin ki inkar ediyorum sabahtan beri yokluğunu. Az zaman ver bana...

25 Ağustos 2012

Hafta Sonu Futbol

25 Ağustos Cumartesi
14:45 Swansea - West Ham @Lig Tv 3
15:00 Zenit - Rubin Kazan @Lig Tv 2
16:00 Boluspor - Adana Demir @Trt Spor
16:30 G.Fürth - Bayern Munih @Trt Haber / Trt HD
17:00 Manchester United - Fulham @Lig Tv 3
17:00 Tottenham - WBA @Lig Tv 2
19:00 Sivasspor - Mersin İdmanyurdu @Lig Tv
19:30 Chelsea - Newcastle @Lig Tv 2
19:30 E.Frankfurt - Leverkusen @Trt Haber / Trt HD
20:00 Orduspor - Eskisehirspor @Lig Tv 3
21:45 Stuttgart - Wolsburg @Trt Haber / Trt HD
21:45 Akhisar - Genclerbirligi @Lig Tv 2
21:45 Fenerbahçe - Gaziantepspor @Lig Tv
21:45 Ajax - NAC Breda @S Haber

26 Ağustos Pazar
15:30 Stoke City - Arsenal @Lig Tv 3
16:00 Kartal-Göztepe @Trt 1
17:30 Groningen - PSV @S Haber
18:00 Liverpool - Manchester City @Lig Tv
18:30 Hannover 96 - Schalke 04 @Trt Haber / Trt HD
19:00 Bursaspor - İstanbul BSB @Lig Tv 3
20:00 Osasuna - Barcelona @Ntv Spor
20:00 Trabzonspor - Elazığspor @Lig Tv 2
20:00 Rizespor - Gaziantep BŞB @Trt 3
21:45 Beşiktaş - Galatasaray@ Lig Tv
22:00 Getafe - Real Madrid @NTV

27 Ağustos Pazartesi
20:00 Karşıyaka - Manisa @Trt 3
21:00 Antalyaspor - Kayserispor @Lig Tv
23:00 Atletico Madrid - Athletic Bilbao @Ntv Spor

23 Ağustos 2012

3XL Flamengo

Adriano/Flamengo-2012
Adriano/Parma-2003

Avara

anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz bir Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını aradı

kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dünyanın bütün limanları
önümüzdeki sessizce uzardı

BİTERDİ PLAK, DİSK BOŞA DÖNERDİ.
DÜŞLERİMİZ ÇARPIP GERİ DÖNEN SULARDI ŞİMDİ
BÖYLE ZAMANLARDA İLK SÖZÜ SÖYLEMEKTEN
KAÇINIRDI HERKES
SONRA BİRİ USULCA KALKAR, HERKESE ÇAY KOYARDI
ANIMSIYOR MUSUN?

vahşi siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyuyamayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun macerlara umar
apansız yolculuklara çıkardık

uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?

ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz

kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terk edenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
her şey o eski rüyada kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun? /
Murathan Mungan

20 Ağustos 2012

Pazar Ertesi

Akhisar, geldi, hoş geldi de bu kadro ile ligde tutunabilmeleri çok zor. İlk hafta Eskişehir’de kazandılar ama kalesinde ilk golü erken görürse, dağılır bir takım havaları var. Ligin ilk yarısında bir Hull City efekti yaratıp, ikinci yarıya yetecek puanları ceplerine koymaları lazım. Ersun Yanal’ın da devreyi bitirmesi sürpriz olur Eskişehir’de… Saha dışında bağlar kopmuş.
Bir takımda en son kafasının karışık olması gereken adam teknik direktördür. Aykut Kocaman’ın kafası çok karışık. Taktik tahtası en zayıf halkasıdıydı her zaman ama bu Alex’li, Alex’siz kadro meselesini artık kafasında biterse hayrına olur. Hedefteki orta saha adamlarının, Selçuk ve Mehmet Topal’ın üç yıldızlık oynadıkları bir maçta hala yaralanmaları haksızlık. Yorumların alt metninde Kocaman’a karşı bir kampanyanın başladığı da ortada…
Premier Lig, özletmiş kendini. Beni en çok şaşırtan iyi kadro yapan QPR’ın sahasında beşlik olması. Liverpool, kötü transferlerle devam ediyor. Gerrard’a ayıp ediyorlar. Artık biraz yalnız yürüyüp akılları başlarına gelse iyi olur. Newcastle United’ı tutayım dedim bu sezon. İlk hafta Tottenham engelini aştık. Wigan, Norvich, Reading küme düşme adaylarım 37 hafta kala (!)
Manchester City’de Agüero’nun durumu bugün belli olacak. Dizindeki sakatlık için önce 6-8 ay dendi ama bağlarda kopma yoktur inşallah, yine de esneme bile olsa bir ay oynamaz. City de transfer yapar.
Arsenal, Nuri’yi bugün açıklar. Van Persie olsa Sunderland’ı yenerlerdi 90 dakikası sonrasında transfere yüklenecekler kalan 10 günde. Geçen sezon gibi sezon başında dibe vurmalarını beklemiyorum.
İtalya’da Berlusconi Kupası’nı Juventus aldı. Silvio Berlusconi, botoksu öyle abartmış ki, Marchisio’dan golü yediklerinde yüzüne yerleşmesi gereken üzüntü ifadesi bir türlü yerini alamadı adamın suratında. Milan, T. Silva sonrası bu defansla batar. Cassano’yu da Inter’e veriyorlar ki, kapıyı kilidi asıp gitse yeridir Galliani’nin…Real Madrid, Milan’a 5 atarken havalıydı ama Valencia topladığı orta sahasıyla sezon başında iyi kesti Real Madrid’i. Ronaldo daha tatilden dönmemiş. Yılan hikayesi Modriç transferi hala sonuçlanmadı. Sonuç olarak Real Madrid, transferin bitimine 11 gün kala daha kimseyi almadı. Dünyanın sonu!
Barcelona, ilk golü kornerden bulunca, Guardiola harbiden de gitmiş dedirtti. Pedro fırtına gibi. Bir önceki sezondaki oyuna döndüler. Sociedad da beraberlik golünü atıp kaşındı(!) Yine de stoper almazlarsa başlarına bela alacaklar diyorum bu sezon.
İspanya’da haftanın faş skoru. Betis’in Bilbao’yu deplasmanda beşlemesi. Sezona zaten kavgalı giren Bielsa, yıldızlar da satılınca zora girecek, gelen parayla istediğin adamı satın alabileceğin bir takımda değilsin ne yazık ki.
Arda, mükemmel bir gol attı. Yeni forması numarası, 10’un hakkını verdi ilk maçında. Çok zor bir pozisyonda, Diego’nun rolüne soyundu ki, ona verilen görevde, aktif dinlenmesi azalacağından çok zorlanacak. Bu pozisyon, milli takım için de avantaj. Sercan solda oynadığında, Arda hep yokları oynadı milli takımda, bundan sonra inşallah.
Eurosport Türkiye’den arkadaşlar La Liga’da sezon başlarken, sorular sordular, ortaya bu metin çıktı.

4-4-2'nin Ağustos sayısında "Pasion Turca" başlığı altında İspanya'da forma giymiş tüm Türk futbolcuların hikayesini yazmaya çalıştım.
Fransa’da o kadroyu kurup ilk 2 hafta 2 puan almak da kolay değil. Ancelotti ve Paris Saint Germain hiç sempatik durmuyorlar, en azından transferlerle Serie A’nın dengesini bozdular.
Büyük takımlar, yetenekli adamlarla oynar, teknik adamı da taktik zekasını ve mücadele için motivasyon yöntemlerini devreye sokar. Beşiktaş’taki yetenek seviyesi, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin çok gerisinde. Asıl sıkıntı da bu oyunda sadece mücadele ederek kazanılmayacağı. Vefa var ama sefa zor.
A Haber’de Ender Bilgin ile her cumartesi 14:00-16:00 arasında Futbol’a programında birlikteyiz. İlk programın tamamı bu adreste.
Lig TV’de Avrupa’dan Futbol programında sezonu yarın açıyoruz. Perşembe akşamları da Lig Merkezi var.
Tutkumuz Futbol, sezonun ilk programı Çarşamba akşamı 20:00’de.
Fransa ve İtalya Ligleri’nin yayın hakkı boşta. Bir ay içinde yayınlayacak kanallar kesinleşir.
İhsan Oktay Anar’ın yeni kitabı Eylül’de çıkıyor. Yedinci Gün… O güne kadar kitap okumam, okuduktan sonra da bir hafta Anar’a saygımdan okumam.
Fikret Kızılok dinlemek; insanı, daha iyi insan yapar mı? Yapar… Zaman Zaman...
İyi bayramlar…

Fernando Llorente'ye Tehdit

Böyle oldu, böyle olmaması gerekirdi demek kadar büyük samimiyetsizlik yok. Gidenin arkasından hissedilen budur, öfke de böyle yansır. Bilbao'nun gelenekleri, kuralları malum. Çıkabilecekleri en üst seviyeye de çıktılar geçen sezon. Javi Martinez gibi bir adama Bayern Munih 40 milyon veriyorsa, satacaksın, başka çaren yok. Llorente de yolcu. Sözleşmesinin son senesine giderken, kazandıracağı para da piyasa değerinin altında. Dün Bilbao evinde 5 yerken iki oyuncu da kadroda yoktu. Real Madrid ve Barcelona'ya gitse daha fazla da tepki çekerdi. Foto, dün Bilbao'dan, kulübün resmi ürünlerinin satıldığı mağazanın vitrinine öleceksin Llorente mesajı... Ölmez, ölmesine de... Öldüğü yer belli...

19 Ağustos 2012

Camp Nou'da Tünel

Camp Nou'da bu sezon deplasmana gelecek olan takımlar bu tünelden sahaya çıkacaklar. İnsanın baktıkça içi açılıyor (!)

"Biz Takımız"

Sloganın çok yaratıcı olmadığı ortada ama daha bir yıl önce ezeli rakibin bunu kullanmışsa, bu kadar kolaya kaçmayacaksın. Real Madrid'in sezon açılışı için hazırladığı video güzel. Slogan da "Biz bir takımız. Biz Real Madrid'iz." Geçen yıl da aynı sloganla Atletico Madrid sezona girmişti. Oradaki güzellik her futbolcunun bir sonra görüntüye gelenin ismini anons etmesiydi. İki video bir arada...

17 Ağustos 2012

Hafta Sonu Futbol


17 Ağustos Cuma
21:00 Eskişehirspor - Akhisar (LigTV)

18 Ağustos Cumartesi
12:30 Spartak Moskova - Rubin Kazan (LigTV 3)
17:00 WBA - Liverpool (LigTV 2)
17:00 Karabük - Trabzonspor (LigTV)
19:30 Newcastle United - Tottenham (LigTV 3)
21:45 Elazığspor - Fenerbahçe (LigTV)
21:45 Gaziantepspor - Sivasspor (LigTV 2)

19 Ağustos Pazar
15:30 Wigan - Chelsea (LigTV 3)
18:00 Manchester City - Southampton (LigTV 3)
20:00 İstanbul BŞB - Besiktaş (Lig TV)
20:00 Kayserispor - Bursaspor (LigTV 2)
20:00 Real Madrid - Valencia (NTVSpor)
21:45 Mersin İdman Yurdu - Orduspor (LigTV 3)
22:05 Santos - Corinthians (LigTV 2)
22:00 Barcelona - Real Sociedad (NTVSpor)

20 Ağustos Pazartesi
19:30 Gençlerbirliği-Antalya (Lig Tv3)

21:00 Galatasaray-Kasımpaşa (Lig TV)

30 Temmuz 2012

Premier Lig Yayın Hakları

Futbolun doğduğu topraklarında güzel oyun için madalyonun iki yüzü var. İngilizler son 50 yılda kulüp takımlarıyla seviniyor, milli takımlarının basiretsizliğiyle de kahroluyorlar. Bu paradoksu bugüne kadar çözen bir futbol adamı gelmedi ne yazık ki! 1966’da kendi evlerinde kazandıkları Dünya Kupası’ndan beri katıldıkları her Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası için uçağa kupa umuduyla biniyor, her seferinde de finali turnuva bitmeden evlerine dönüp televizyondan izliyorlar. Öğrenilmiş çaresizlik milli takım için sürerken, kulüp düzeyinde dünyanın en iyi kaliteli ligini de yaratan İngilizler. Geride kalan sezonda 20. yılını kutlayan Premier Lig, NBA pazarlama yöntemleriyle yola çıkan ve bugün Barcelona ve Real Madrid gibi iki dev markaya rağmen hala dünyanın en popüler ligi kalmayı başaran bir organizasyon. En iyi futbol, dolu stadyumlar, 100 yılı aşan bir tribün kültürü, oyuna aşık milyonlar, en iyi televizyon rejisi, en, en, en...

Dünyanın en çok izlenen futbol liginin geçen ay yapılan yayın ihalesinde masaya konulan rakamlar da işte bu “en”lerin karşılığı. Tüm dünya gözünü Euro 2012’ye çevirmişken İngiltere’de yeni yayın ihalesinin sonucu açıklandığında ortaya çıkan rakama inanabilmek gerçekten bir hayli zordu. 2013-2016 yılları arasında Premier Lig’in yayın haklarına talip olan ve ihaleyi kazanan BSkyB ve BT’nin ödeyeceği rakam 3 milyar 18 milyon pound. Avrupa’nın kalanının daha rahat anlayabileceği şekilde söylersek 3 milyar 700 milyon Euro...
Filmi 20 yıl geriye sararsak, dünyada Amerika futbolu, beyzbol ve NBA’den sonra en çok gelir getiren dünyanın bir numaralı futbol liginin saltanatını nasıl ilan ettiğini de görürüz. 1992 yılında 20 kulübün bir araya gelip limited şirket yapısı altında toplandığı Premier Lig’in yayın ihalesinde Sky’ın ödediği rakam 5 sezon için 304 milyon pound’du. 90’larda yaşanan teknolojik devrimlere evlere dijital yayını sokan ve şifreli kanallarla, bedava maç izleme devrini kapatan Sky, ikinci ihalede çıkış yaptığı yıllarda rakibi olan BSB ile ortaklık kurmuş bir şirketti.

Bu ortaklık fikri 90’ların sonunda İtalya’da kör bir rekabetin içine giren dijital platformların aklına gelmeyince, Çizme’de yapılan balon ihalelerle şişen futbol pastası, 2000’li yıllarda arka arkaya iflasları getirecek ve 5 yıl önce aldıkları rakamların yarısına evet diyen Serie A kulüpleri, ellerindeki tüm yıldızları İngiliz ve İspanyol kulüplerine satmak zorunda kalacaktı. 1997-1998 sezonunda 4 sezon için 670 milyon pound ödeyen BskyB, üçüncü ihalede de rakipsizdi ama büyüyen futbol pastasına en büyük katkıyı da yapmaya devam etti. 2001 ve 2004 yılları arası için 1 milyar barajını geçen ve 1.024 milyon pound’u Premier Lig yönetimine aktaran BskyB, Avrupa Birliği’nin anti-tekel yasasıyla 2006 yılında tanıştı.

Avrupa Birliği, bir futbol liginin tüm maçlarının tek yayıncı kuruluş tarafından yayınlanmasının anti-tekel yasalarına aykırı olduğuna karar verdi ve Premier Lig yönetimi lig maçlarını farklı paketlere bölerek birden fazla yayıncı kuruluşa satmak zorunda kaldı. İhalede yayının ufak ortağı olarak görülen Setanta ile birlikte 1 milyar 700 milyon pound ödeyen BskyB’nin bu rakama çıkması İngiltere’de futbol ekonomistleri tarafından mantıklı bulunmadı. Sonunda haklı çıkan ekonomistler oldu. Ligin özet görüntülerini devlet kuruluşu BBC’ye 3 yıllığına 171 milyon pound’a satan Premier Lig yönetimine 2009 yılında Setanta’dan kara haber geldi. Şirket iflasını istemişti ve yayın haklarından vazgeçiyordu. 30 milyonluk taksidini ödeyemez hale gelen Setanta sahneden çekilirken devreye Amerikan medya devi ESPN girdi. BskyB’nin yine büyük ağabey olduğu ihalede bu kez rakam bir öncekiyle neredeyse aynıydı. Sadece 46 maçın yayın hakkını alan ESPN’nin katkısıyla Premier Lig yönetiminin kasasına 3 yıl için giden rakam 1 milyar 782 milyon pound olarak açıklandı.

10 yıl önce bir elin parmakları kadar kulübün patronu yabancıyken son yıllarda ABD’da spor kulüplerine yatırım yapan patronların, ardından Rus oligarkların ve son olarak da Katar sermayesinin gözdesi olan Premier Lig artık sadece 4 takımın şampiyonluk yarışı verdiği bir lig olmaktan çıktı. İki patron değiştiren Liverpool yine belini doğrultamazken, Abramovich’li Chelsea, Glazer yönetimindeki Manchester United’a bu sezon Mansur Bin Zayed El Nayhan’ın kasasını boşalttığı Manchester City katıldı. Manchester City’nin mavi yarısı 44 yıl sonra şampiyonluk sevincini ligin son haftasında maçın son dakikalarında attığı iki golle yaşarken, lig yönetimi de yayıncı kuruluşlarla pazarlık turlarını sürdürüyordu. Dünyanın dört bir köşesinde, 150’den fazla ülkede naklen yayınlanan ve Barcelona-Real Madrid ile birlikte yeryüzünün en popüler kulüplerine sahip olan Premier Lig’in yönetim kadrosu masaya eli kuvvetli oturan taraftı ve istediklerini almayı başardılar...

2013-2016 yılları arasındaki üç sezonu kapsayan naklen yayın ihalesinde iki büyük sürpriz vardı. Setanta’nın iflasıyla naklen yayınlarda ufak ortak rolüne soyunan ESPN, yeni ihaleye girmeyeceğini açıkladı. Anti-tekel yasası gereği büyük ağabey BskyB’ye ihalede eşlik edecek ufak ortak kartvizitine sahip çıkan ise BT oldu. İngiliz telekominikasyon devi tarihinde ilk kez futbol pazarına adım attı. İhaleden çıkan inanılmaz rakam kadar, iki yayıncı kuruluşun naklen yayınlayacağı maç sayısı da Türkiye ve Avrupa’nın diğer liglerinden farklı olduğu için mutlaka altının çizilmesi gereken bir ayrıntı. Premier Lig yönetimi, 20 takımlı ligde her hafta oynanan 10 maçın ülke içinde naklen yayınına izin vermiyor. Stadyumların dolu olması ve alt liglerdeki maçların da popülaritesini kaybetmemesi için bizim Türkiye’de ayaklarımızı uzatıp izlediğimiz birçok maç İngiltere sınırları içinde naklen yayınlanmıyor.

BskyB’nin 3 yıl ödeyeceği toplam 3 milyar 18 milyon pound ligdeki toplam maç sayısının sadece %40’ını kapsıyor. İki yayıncı kuruluştan BskyB, 116 maçın naklen yayın hakkını alırken, BT’nin sezonda yayınlayabileceği maç sayısı sadece 38! BskyB bu 116 maç için sezon başına 760 milyon pound’u ödemeyi kabul ederken, BT’nin ödeyeceği rakam ise sezon başına 246 milyon pound.
Premier Lig yönetimi, Cumartesi günleri yerel saatle 15:00 ve 17:00 arasındaki maçların ülke içindeki naklen yayına bu ihaledede izin vermezken, 3 milyar barajının aşıldığı pazarlık masasına 6 farklı maç paketiyle oturdu. Avrupa Birliği yasaları gereği bu altı paketten en fazla 5’ine sahip olabilecek ana yayıncı kuruluş BskyB, izlenme oranlarının en yüksek olduğu Cumartesi 19:30 ve Pazar yerel saatle 16:00 maçlarının haklarını kasasına koydu. Premier Lig’in astronomik ihalesinde sezon başına çıkan 1 milyar 200 milyonluk rakam, İspanya ve İtalya gibi krizle boğuşan ülkelerin kulüpleri için yeni ihalede çok uzak bir hayal... Bakalım 3 yıllık vadede yabancı sermayeyle boylarını uzatan ve naklen yayın gelirleriyle bellerini kalınlaştıran İngiliz kulüpleri,yeşil sahadada rakiplerine yüksekten bakacak ve kupaları toplayacak mı?Premier Lig’de naklen yayın gelirleri nasıl dağılıyor?
Avrupa’da naklen yayın gelirlerinin dağılımında en adaletli görünün ülke İngiltere. İspanya’da Real Madrid ve Barcelona yıllık 140 milyon Euro naklen yayın gelirleriyle en yakın rakiplerinin üç katı parayı kasalarına koyarken, İtalya’da da Milan, Inter ve Juventus, pastanın büyük dilimlerini büyük bir iştahla yiyorlar. Şampiyonluk yarışı 4 ya da 5 takım arasında dönse de Premier Lig’de naklen yayın gelirlerinin dağılımında yukardakiler ve aşağıdakiler arasında büyük uçurum yok. Yıllık yayın gelirinin yüzde 50’sini 20 kulüp arasında eşit dağıtan lig yönetimi, yüzde 25’lik dilimi sezon performansını ayırıyor. Toplanan puan ve lig sıralamasındaki yer kulüplerin bu dilimden aldıkları rakamı belirliyor. Kalan yüzde 25 ise sezon boyunca naklen yayınlanan maçlarda hangi kulüpler yer almışsa, bu rakam eşit miktarda bu kulüplerin kasasına giriyor. Uluslararası yayın haklarından gelen gelir ise direkt 20 kulüp arasında eşit olarak paylaştırılıyor. Geride kalan sezonda 150’den fazla ülkede naklen yayınlanan Premier Lig maçlarının yayın geliri kulüp başına 18 milyon 800 pound olarak açıklanmıştı ki bu rakam İspanya’da alt sıralarda yer alan bir takımın 38 haftalık ligden aldığı rakamla boy ölçüşür! 2011-2012 sezonunu şampiyon kapatan Manchester City, naklen yayınlardan kasasına 60 milyon 602 bin pound koyarken, ligin marka takımlarından olan ancak küme düşen Blackburn ile arasındaki farkın sadece 20 milyon olması, gelirlerin dengeli dağıtımını sanırız özetler. Premier Lig yönetiminin, Avrupa’nın diğer liglerinden farklı bir uygulaması da “Paraşüt ödemesi” olarak adlandırılan ve küme düşen takımlara 4 yıl boyunca ödenen miktar.Premier Lig seviyesinde yüksek gelirlere sahip olan kulüplerin, bir alt lige düştüklerinde mevcut kadrolarını en az kayıpla koruyabilmeleri için lig yönetimi, Championship’de mücadele edecek küme düşmüş kulüplere paraşüt ödemeyi yapıyor. Bu sezon Birmingham City ve Blackpool , 15 milyon, Burnley ve Hull City, 12 milyon alırken, paraşüt ödemelerle bilançosunu artıda tutan West Ham aldığı 15 milyon pound’un da yardımıyla tekrar Premier Lig’e dönmeyi başardı.

2011-2012 sezonu naklen yayın gelirleri
Arsenal - £56,223,505
Aston Villa - £42,104,709
Blackburn Rovers - £40,317,633
Bolton Wanderers - £40,594,585
Chelsea - £54,436,429
Everton - £48,900,267
Fulham - £47,390,143
Liverpool - £54,360,635
Manchester City - £60,602,289
Manchester United - £60,325,337
Newcastle United - £54,235,271
Norwich City - £45,603,067
QPR - £43,262,087
Stoke City - £43,614,833
Sunderland - £44,369,895
Swansea City - £45,880,019
Tottenham Hotspur - £57,380,883
West Brom - £46,635,081
Wigan Athletic - £42,859,771
Wolves - £39,084,461
Paraşüt ödeme
Birmingham City - £15,475,005
Blackpool - £15,475,005
Burnley - £12,219,732
Hull City - £12,219,732
Middlesbrough - £4,081,548
Portsmouth - £12,219,732
West Ham United - £15,475,005

23 Temmuz 2012

Luis Figo-Burak Yılmaz

12 yıl önce 18 Temmuz
Paris’te Şampiyonlar Ligi finalinde iki teknik adam. Del Bosque ve Hector Cuper. İkisi de bir zaman sonra bizim memlekete gelecek ama daha vakit var. Real Madrid o akşam Valencia’yı 3 golle süpürüyor. Euro 2000 yaklaşırken, İspanya’da manşetlerde hep aynı adam var. Real Madrid’in başkan adayı Florentino Perez. Seçim vaadi deli saçması geliyor önce herkese. Başkan olursam Luis Figo’yu alacağım. Figo, Barça’nın kaptanı, en fiyakalı topçusu.. Barça pazarlık masasına bile oturmayacak kadar sahip çıkıyor oyuncusuna. Lakin kural basit. Sözleşmede bir rakam yazıyor. Bugünün parasıyla 60 milyon Euro. O zamanın gelirleri içinde bunu vermek delilik ama adam deli. Parayı vermekle bitmiyor tabii, oyuncuyu ikna etmem lazım, tasmayı takıp götüremiyorsun çeki uzattığında. Figo değişiklik arıyordum diyor o kararı için ama bu hikaye Avrupa Şampiyonası oynanırken bitmek bilmiyor.

Perez’i kızdırıyorlar, Santiago Bernabeu’da bütün kombine sahiplerine parası geri öder, bir sezon bedava maç seyrettirim diyor. Parası var mı var... İspanya’nın sayılı zenginlerden. Gider, gitmez derken Figo gidiyor. Barça kasasına parayı koyuyor ama iflah olmuyor 2005’e kadar. Aldığın bir değil iki Figo, rakibini onsuz bırakıyor, sen onunla oluyorsun. Ciğerini söküyorsun. Barça’nın silik başkanı Gaspart’ın canına okuyorlar Figo’yu tutamadı diye. Katalan medyası önce yönetime saldırıyor ama iş işten geçince Figo’ya. Sonrası malum futbol tarihine geçen maç. Figo, 100 bin Katalan taraftarın ıslıkları altında çıkıyor Camp Nou’ya. Domuz kafası da atılıyor, viski şişesi de.. Hain bir daha sokaklarına çıkamıyor Barselona’nın...
12 yıl sonra 18 Temmuz
Burak Yılmaz’ın sözleşme uzatmak için şartı var Trabzonspor’a geçen sezon. 5 milyon getirirsem giderim. Uzun süre bunun bir Avrupa kulübü için geçerli olduğu söyleniyor. İşin aslı sonra çıkıyor ortaya. Trabzonspor yönetimi 5 milyon rakamını makul görüyor. Sonuçta Gökhan Ünal transferinde 3.2 milyon ile artıda gelen bir futbolcu Burak Yılmaz. Geride kalan sezonda 30 golü geçince de iş işten geçiyor. Şenol Güneş’in elinde yeniden doğuyor Burak. Yıllar önce Beşiktaş’a geldiğinde de Türk futbolcusunun fizik standartlarının dışında bir adamdı. İstanbul’da sıfıra inen özgüvenini Trabzon’da üstüne katarak buldu. Bir zamanlar bunalıma girip saçlarını asker traşı yaptıran adam artık çerceveyi gördü mü vuran bir golcü oldu çıktı. Bir yıl önce Trabzonspor’un yaptığı sözleşme yanlış. Futbol kariyerinin en verimli döneminde üstelik çıkıştaki bir isime fiyat biçilmez. Sadri Şener o tarihte Burak’a kimse 5 milyon vermez rahatlığı içindeydi. Burak gittikten sonra yaşadığı ise taraftar baskısının verdiği huzursuzluktan başka bir şey değil. Yoksa 5 milyon Euro yine kasada!
Lazio ile yapılan pazarlıklarda İtalyan gazeteleri neden Lazio şimdi 5 milyon veriyor kalan 2 milyonu da yıl sonunda verecek diye haberler yaptı bilmiyorum. Bu işin içinden çıkamadık. Klose’ye yakın para teklif etmiş olmalarına rağmen galiba Petkoviç’in yeni ve geldiği günden beri taraftarın burun kıvırdığı bir teknik adam olduğu için ısrarını dikkate almadılar. Ya da Burak gitmek istemedi. Lokomotif Moskova ise kötü bir kariyer tercihi olurdu. Bu yaşta iki sezonda bu kadar gol atıp gidilecek lig değil Rusya ligi.
Galatasaray tercihinde Selçuk İnan önemli bir faktördür Burak Yılmaz için. Yakın arkadaşıyla oynamak, Fatih Terim ile çalışmak kararını etkilemiş. Şimdi bütün sezon Burak’ın 30 golün üstünde atıp atamayacağı tartışılacak ki Galatasaray’ın oyun yapısında takımın maç kazanması için Burak’ın bu kadar gol atmasına gerek yok. Trabzonspor’da bütün takım Burak’a -en büğyük dezavantajı da aktif dinlenme süresinin azlığıydı. Oyun içinde diri kalacak kadar aktif dinlenme süresi alamıyordu topun direk hedefi adam olduğu için- çalışıyordu ki bu da bir takım oyunudur. Sahadaki 9 adamın topu en uçtaki adamın ayağına kafasına atması da bir teknik adam becerisidir. Şenol Güneş bunu başardı. Fatih Terim ise Burak’tan daha fazlasını isteyecek çünkü bir üst kulvarda da en az 6 maçı var.
Figo ve Burak 12 yıl arayla 18 Temmuz günü yeni takımlarına imza attılar. Trabzonspor’un Barcelona gibi bir tünelden geçmemesi için kötü yönetildiğinin farkına varması lazım. Şehiri beğenmiyor futbolcular; koca bir yalandır. Avrupa’da her şehir sanki Madrid, Londra, Paris, Roma, Milano....

16 Temmuz 2012

Londra 2012

26 : Londra’da 30. Modern Olimpiyat’ta sporcular 26 dalda yarışacak.
34: Londra’da 26 spor dalı için 34 tesis kullanılacak.
7.6 milyon: Londra Olimpiyatları’nda satışa çıkan bilet sayısı.
10.500: Londra 2012’ye katılacak sporcu sayısı.
302: Londra Olimpiyatları’nda 302 kez madalya töreni düzenlenecek.
20.000: 20 Temmuz’dan itibaren Londra’ya gelecek olan gazeteci ve televizyoncu sayısı.
19: Londra 2012, 27 Temmuz’da başlayacak ve 19 gün sürecek. Kapanış töreni 12 Ağustos’ta sona erecek.
2.900: Londra’da 19 gün boyunca görev yapacak teknik personel sayısı.
5.770: 10 bin 500 sporcu ile birlikte Londra’ya gelecek olan Ulusal Olimpiyat Komiteleri üyeleri sayısı.
357: Doğu Londra’da Stratford’da inşa edilen Olimpiyat Köyü 357 futbol sahası büyüklüğünde.
200: Olimpiyat Köyü’nin inşa edildiği 200 hektarlık bölgede yıkılan eski endüstri tesisi sayısı.
52: 200 km kablo ile elektrik tesisatının döşendiği Olimpiyat Köyü’nü 52 dev pilon aydınlatacak. Bu pilonlar, organizasyon sonrasında İngiltere’de ihtiyaç olan bölgelere dikilicek.
500.000: Olimpiyat Köyü’nün yeşillendirme projesinde dikilen ağaç ve bitki sayısı.
80.000: Olimpiyat Stadı’nın kapasitesi. Ağustos ayı sonunda bu kapasite 25 bine düşürülecek.
53: Olimpiyat Stadı’nın çatısı 53 metre yüksekliğinde.
90: Olimpiyat Köyü’nün yapımında kullanılan malzeminin yüzde 90’ı geri dönüşüme açık malzeme.
700: Olimpiyat Stadı’nda sporcular için hazırlanan oda sayısı. Stadyumda 8 soyunma odası ve 4 de dua odası mevcut.
5: Londra 2012 için hazırlanan medya merkezine 5 jumbo jet yan yana park edebilir.
5: Bin 500 İngiliz şirketinin Olimpiyatlar’ın organizasyonu için komiteye kestiği fatura toplamı. (Sterlin)
68: Londra Olimpiyatları’nın organizasyonda yer alan şirketlerin yüzde 68’nin orta ve küçük ölçekli işletmeler olduğu açıklandı.
98: Londra 2012 organizasyonunda fatura kesen şirketlerin yüzde 98’i İngiltere merkezli.
75.000: Londra 2012’nin yarattığı yeni iş gücü sayısı.
20.500: Londra 2012 öncesinde İngiltere’de Olimpiyat ruhu ve spor dalları hakkında özel eğitim veren okul sayısı.
800.000: Londra 2012 süresince Londra’da toplu ulaşımla taşınacak insan sayısı.
240.000: Londra merkezden Olimpiyat Köyü’ne giden metro hattının saat başına taşıma kapasitesi.
5.000: Olimpiyat Köyü’nde sporcular için hazırlanan restorandaki sandalye sayısı. 19 gün boyunca 100 bin ton yemek tüketilecek.
318: Londra Olimpiyatları’nda her gün bir spor dalında yarışmalar yapılsaydı, Olimpiyatlar 19 değil 318 gün sürecekti.
900:000: Londra 2012’de kullanılacak olan spor malzemesi sayısı. İki bin 700 futbol topu, 2.200 düzine tenis topu ve sporcular için 65 bin havlu!
50: Londra 2012’de biletlerin yüzde 75’nin fiyatı 50 sterlin’in altında. Bu biletleri alanlar Londra metrosunu da bedava kullanabilecek.
82: Londra 2012’deki tüm spor dallarında biletlerin yüzde 82’isinin satılması bekleniyor. Bu rakam 2000 yılında Sdney’de yüzde 86 idi.
17.320: Olimpiyat Köyü’nde tv, kablosuz internet ve tuvalete sahip odalarda sporcular için hazırlanan yatak sayısı.
15: Atletizm yarışlarında minumum bilet bedeli. Sporseverler, yarışları, Olimpiyat Köyü’ndeki dev ekranlardan izlemek için 10 sterlin ödeyecek.
3.600: Olimpiyat Köyü, organizasyon sonrası 3 bin 600 daireli bir siteye dönüşecek.
20: Olimpiyatlar’da sporcuların kaldıkları tesisten minumum 20 maksimum 30 dakika içinde yarışacakları tesise gitmelerini sağlayacak ulaşım planı hazır.
135.000: Londra 2012 için şehir merkezinin 50 km çapındaki alanda yer alan otellerdeki toplam yatak sayısı.
64: Londra 2012’nin 2 milyon sterlin’lik maliyetinin yüzde 64’ünü hazine, yüzde 23’ünü Ulusal Piyango, yüzde 13’ünü ise Londra Belediyesi üstlendi.
70.000: Londra 2012’de görev yapacak 70 bin gönüllü için komiteye 240 bin başvuru geldi. 8 milyon saat iş gücü üretecek olan 70 bin gönüllünün kıyafet sponsoru Adidas.
2012: Londra 2012’nin açılış törenindeki en pahalı bilet fiyatı. (Sterlin)
23.500: Londra’da olimpiyatlar süresince 10 bin polis ve 13 bin 500 asker güvenliği sağlayacak.
400.000: Londra 2012’nin logo tasarımını yapan Wolff Olins’in komiteye kestiği fatura (Sterlin)
4.700: Londra 2012’de dereceye girecek olan sporcular için hazırlanan madalya sayısı. (CNBC-e Business/Haziran 2012)

15 Temmuz 2012

Modriç ve....

Jordi Alba transferi dışında Barcelona'da ses yok. T.Silva için Milan'dan "satmıyoruz" yanıtı aldılar, Galliani, Brezilyalı stoperi gitti PSG'e sattı. Real Madrid için her sene 50 adam yazılır, temiz 5 de transfer yaparlardı. Biraz Euro 2012 çokça da ekonomik kriz. İspanya'da transferde yaprak kıpırdamıyor. Atletico'nun iki transferi, Valencia'nın bir... Modriç ile idare ediyor medya.


Görüldüğü üzere Cruyff'tan çıkan yol Modriç'e varıyor ki bu serinin devamı Ayhan Akman olur! Real Madrid'de Kaka kalmaz. Hamit'ten sonra, Xabi Alonso'nun yedeği diye alınan Nuri Şahin de Modriç gelirse, gider gibi gözüküyor. Carvalho, Gago da gidici.. Lass için Galatasaray ve Fenerbahçe devrede diye biliniyor ama Fransız, Real Madrid'den ayrılmamak için gelene 5 gidene 4 milyon çekiyor. İbrahimoviç transferi de biterse (Galliani'nin Mayıs ayında Guardiolaya teklif yaptığında, "Gel, Zlatan'ı bu yaz PSG'e satacağız" dediği söyleniyor), PSG'nin piyasaya sokacağı sıcak 65 milyon Euro, domino etkisini başlatacak. Milan için Carlos Tevez ve/veya Dzekı ve Brezilya'dan stoper Dede listede. Milan'ı zorlayan sadece bir yabancı futbolcu transferi yapabilmesi. Katar sermayesi olmasa, yaprak kıpırdamayacaktı piyasada şimdi baktığım pencereden olduğu gibi...

Las Ventas'da Basketbol

Madrid de İstanbul gibi sürekli Olimpiyat adı ve İstanbul gibi Madrid de yılmıyor. 2020 Olimpiyatları'nın, 2016 Brezilya'dan sonra kıtaya döneceğinden şüpheliyim ama bu proje güzel. Madrid'de arena, Las Ventas, boğa güreşleri dışında birçok organizasyon için kullanılıyor. 2020'de üstünü kapatıp, basketbol maçlarını oynatmak istiyorlar Las Ventas'da İspanyollar. Kapasite 30 bin...

Del Bosque