7 Haziran 2011

6 Haziran 2011

Alo Leo Ben Jose!

İtiraf ediyorum, Alo X ben Y manşetlerinin başlangıcında payım var ama amaç farklıydı. İki kişinin telefon görüşmesinin dökümü gibi haberlerden bahsetmiyorum. Rijkaard, gerçekten de aramıştı mesela Nistelrooy'u (!) Sonra cılkını çıkardılar... Neyse aktüel olana gelelim. La Gazzetta bugün güzel çalışmış. Jose Mourinho, Leonardo'yu arıyor. Geçen sezon "satılamazlar" listesinde olan Maicon bu sezon gözden çıkartılanlar arasında Inter'de. İki Brezilyalının arası iyi değil diye yazılıyordu zaten. Real Madrid de geçen sezon istemişti Maicon'u. 30 milyon Euro civarında bir fiyatı vardı. Jose'nin teklifi iddiaya göre Kaka-Maicon takası.. Kaka'nın da Mesut ve Nuri transferi sonrasında yüksek yıllık ücreti nedeniyle Real Madrid tarafında "satılabilirler" listesinde olduğu kesin. Tabii Kaka, Milano'nun öteki yakasına dönerse, ne olur göreceğiz? Bu Ronaldo transferine benzemez. Maicon'un Real Madrid'e gelmesini bekliyorum. Fabio Coentrao da Benfica'dan geliyor. Sergio Ramos'un göbeğe çekildiği bir savunma göreceğiz galiba, Carvalho ya da Pepe'li... Neydi? Alo Leo, Ben Jose...

Guardiola'nın Takımı

Çevresindekileri tek tek tanıtmak değil amacım ama bu foto ekip oyununun belgesi olduğu için burada. Naklen yayınlarda karşımıza çıkan tanıdık surat Pep Guardiola ama arkasında böyle bir ekip var. "Başka bir kulüpte başarılı olur mu?" sorusu sorulurken bu kare de dikkate alınmalı. Doktorlardan, fizyoterapistlere, video analistlerden antrenörlere... Adam güzel adam. Bu fotoğrafı çektirmek de geliyor aklına...

Gelmediniz, ben hep sizi bekledim

Lig dediğin bizde 34 hafta. Şampiyonluğu kutlamak ise en fazla 34 saat. Sonra sevinen de üzülen de beyaz bir sayfa açar, yeni sezon, yeni umutlar. İki pası yapamayan adamları taraftar gönlünden siler, o gönül yeni isimlere kucak açar. Doğrusu son yıllarda futbolun kendisinden çok, transfer döneminde geleceği muamma olan yıldızlar için atılan manşetlerden keyif alıyoruz galiba... Yönetimler transferi imzaya kadar gizlemeye çalışır, medya işini yapıp o gizem perdesini aralamak ister, bir de duyumcular vardır. Mayıs ayında yeşerir bunlar toprakta. Yöneticinin akrabası, komşusu, tesisin çaycısının yeğeni. Gece transfer nöbetleri tutulur internet forumlarında. "Uçağa bindi, geliyor," denilen yıldız için havayollarının tarifeleri didik didik edilir. Sonunda mutlu son varsa, havaalanında cam çerçeve iner, arabaların tavanları çöker. Yıldız yabancı 1000 taraftarın arasında ilk Türkiye deneyimini yaşar ve ne kadar sevildiğini anlarken ilk sakatlığını da geçirir.


Ya peki gelmeyenler? Kara sevdadır onlar. "Bu haziran olmadıysa bir sonraki haziran," diye diye ömür geçer, aslan gibi topçu kariyerinin sonuna gelir, kırık bir aşk hikayesi olarak yazılır taraftarın gönül defterine. Üç Büyükler'in taraftarlarının yıllarca bekleyip kavuşamadığı üç kült isimle başlayalım. Galatasaraylılar yıllarca Belodedici'yi bekledi. Rumen futbolunu kimse izleme şansını sahip değildi ama adı sihirli liberoya çıkmıştı Belodedici'nin. Dönemin başkanı Alp Yalman, onca yıldız transfer etti ama bir tek Belodedici'yi getiremedi. Bir zaman sonra o bölgenin asıl adamı Popescu, Galatasaray forması giydi ama bugün 'Belodedici' deyin 30 yaş üstündeki Galatasaraylıların yüreği sızlar.
Fenerbahçe de bir başka Rumen yıldızın peşinden koştu. Bugün forma giyen Gökhan Gönül'den iyi değildi ama Dan Petrescu döneminin en iyi sağ beklerindendi. Olmadı, kavuşamadılar. Rivayet odur ki Kluivert "Doğuştan Kartal'ım," demişti (!). Hollandalı kıvırcık santrfor yıllarca İnönü'ye beklendi.
Biraz eskilere gidelim. Almanların az sayıdaki teknik oyuncularından Thomas Hassler yıllarca Galatasaray ve Fenerbahçe ile anıldı. Gelecek ve asist kralı olacaktı, olmadı. Brezilyalı Aldair demek, savunmanın sigortası demekti. Defansı dökülürken Galatasaray peşine düştü. Aldair, Roma havasını sevdi, terk etmedi. Mehmet Scholl ve Yıldıray Baştürk, iki gurbetçi yıldız. Eninde sonunda bir gün vatan hasreti çekeceklerdi, öyle değil mi? Önce Mehmet, geçenlerde de Yıldıray futbolu bıraktı.Galatasaray, Hakan Şükür ile gol sorunu yaşamazken, 'Hakan Şükür tipi'nde santrfor arayan Fenerbahçe az mı Tore Andre Flo'nun peşinden koştu? Biscan, orta sahada her teknik adamın isteyeceği türden bir yetenekti. "Biscan geliyor, Biscan gelecek," derken, Biscan bu sezon sakatlık yüzünden 33 yaşında kariyerine son noktayı koydu.
Orta sahaya lider mi arıyorsunuz? Effenberg, hem Galatasaray'ın hem Fenerbahçe'nin rüyasıydı. Zola, 90'ların sonunda Chelsea'yi sırtlarken, Fenerbahçe düştü peşine. Emin olun gelse bugünün Alex'i olurdu. Galatasaray bugünlerde yine iyi bir kaleci arıyor ama Hırvat Pletikosa, gittiği her kulüpte yedek kulübesinin müdavimi oldu. Danimarkalı Gravesen orta sahanın fedaisiydi. Fenerbahçe ve Galatasaray "Kavga çıkarsa lazım olur," dediler, peşinden koştular. Fatih Terim, usta golcü Chiesa'yı istedi, gelmedi. Arjantinli golcü Crespo gelecek, Fenerbahçe ve Galatasaray'da gol kralı olacaktı.
Bir yıl olmasa bir sonrakinde.. Ivan Helguera joker adamdı. Hem orta saha hem stoper oynardı. Beşiktaş ve Galatasaray ile anıldı yıllarca, gün geldi futbolu bıraktı. Yayın ihalesi, milyon avrolar derken hayaller de büyüdü son 10 yılda. Starlar kesmedi, süperstarlar manşetleri süsledi. Hagi'nin veliahtı Juninho idi, Shevchenko gelecek, Servet'in ligde de kabusu olacak, hocası "Döndürme Servet," diye bağıracaktı.


Insua, üç yıl Galatasaray ile anıldı sonra bir gün Bursa'ya imza attı. Ronaldinho gelse bir milyon forma sattırırdı. Formaların basıldığı bile yazıldı ama Brezilyalı memleketine döndü. Adriano, bira şişeleri arasında kendini kaybetmese Fenerbahçe forması giyerdi. Vatandaşı Djalminha arıza adamdı, iyi ki gelmedi! Robert Pires uçağa binmişti, uçak uzayın derinliklerinde kayboldu! Pires gelse; Galatasaray'da Arda Turan forma yüzü görmezdi. Hepsini uzaktan sevdi taraftar, Murathan Mungan'ın dizelerindeki gibi: "Gelmediniz, ben hep sizi bekledim/ Eksilen yanlarımla/ Sizden saklı eskidim." (5/6/2011-SABAH PAZAR)

3 Haziran 2011

37 Gün Sonra

Sezon bitmiş, Mourinho'nun ne söylediği çok da önemli değil. Medyayı protesto ettiğinden bir zamandır konuşmuyordu. Saymadım ama reklam söylüyor o bir zaman 37 günmüş. Dün İspanya'da spor gazetelerinde yayınlandı bu ilan. Radyo yayıncılığının ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterir öncelikle. Mourinho, 37 gün sonra konuşma için Cadena Ser'i seçmiş. Röportajın yayınladığı saat tam geceyarısı. Slogan süper. 37 gün sonra Mourinho konuşacak, bu çocukların uyanık olduğu saatlerde olmayacak (tam çevirisi bu değil gibi ). Ne söyleyeceğine dair bu kadar güzel bir spot olur mu?

2 Haziran 2011

Bir Fotoğraf Karesi

Bazı fotoğraflar albümlerde kalır. Aynı masalarda biraraya gelemezsin bir daha. Gelsen de eskisi gibi olmaz zaten. Atletico Madrid'lilerin bu masası gibi. Fotoğraf karesinden çok adam eksilecek. De Gea, Kun Agüero belki de Reyes... Atletico Madrid'e "Ben gidiyorum" dedikten sonra ülkesine giden Kun Agüero'nun gelecek sezon hangi takımda forma giyeceği hala soru işareti. Real Madrid ilk ihtimaldi ama başkanlar arasında centilmenlik anlaşması gereği Florentino Perez geri adıma attı. Atletico Madrid yurt dışına satmaya kararlı. Tek resmi teklif de Juventus'tan. Chelsea'dan beklenen hamle gelmedi. Neymar ve Lukaku'ya çalışıyorlar. Real Madrid bir taraftan Higuain'i satmaya çalışıyor. Fiyatı Agüero'nun üçte biri.. İki ihtimal var. Ya Agüero Real Madrid'e gidecek, vatandaşı da Juventus'a.. Ya da Perez sözünü tutacak ve Agüero Madrid'de kalmayacak. Her hareketleri izleniyor. Agüero'nun 14 yaşından beri çalıştığı Nike ile sözleşme yenilememesi gibi. Adidas ile anlaşıyor olması demek Real Madrid yolu demek olarak kabul ediliyor oralarda...

1 Haziran 2011

Barcelona'nın Tayfası

Hiçbir zaman bir İtalya ya da İngiltere zaten olamadılar. Balkanlar ve bizimle de yarışamazlar. İspanyollar uslu taraftardır. Taraftar gruplarının çoğu da İtalya'daki ultras gruplara özenerek kurulmuştur. Bu net Franco etkisidir. Avrupa'ya kapalı İspanya'nın tribün ithalatıdır. Barcelona'!nın futbolu güzel, stadı da güzel ama tribün sıfır. Camp Nou'da maç izlerken bazı anlarda 90 bin kişiden çıt çıkmadığını görürsün, takım iyi gittiğinden zaten yuh yoktur, rakibin sert müdahaleleri sonrasında protesto yükselir, gol de hakkıyla kutlanır, ardından bir Barça tezahüratı sonra yine sessizlik. Saniyede yüzlerce flaş çakar, millet fotoğraf çekme derdindedir. Öyle ya da böyle eskiden daha iyiydi tribünleri. Bilet fiyatlarının elbette etkisi var. İlk katın biletleri artık kazıktan öte. Barcelona yönetimi gelecek sezon stadı hareketlendirmek için yeni bir proje geliştirmiş. Kısaca kendi tayfalarını kuruyorlar. Bir kale arkasında yarı fiyatına satılacak bölüme gelecek olanlar için "90 dakika susmak yok"tur kural. Son gittiğimde bir genç arkadaş hadi Katalan apaçisi diyelim, 90 dakika susmadı, kafa bırakmadı bizde. O kesin olur bu tribünde.

Olağan Şüpheliler

Yazın geldiği nereden belli olur. Bizde karpuz kabuğu denize düşünce derlerdi yalan olduç İtalya'da yaz dediğin şike-bahis* skandalıyla başlar. Yine rahat durmadılar. 2006'daki Calciopoli kadar büyük değil ama yine organize görünüyor. Eski Lazio'lu gol kralı Signori'nin işin başında olmasına pek şaşırmıyorlar. Adam zaten kumarbaz. Ben Atalanta'dan Doni'nin olmasına şaşırdım. Neyse şimdilik hepsi iddia ama, uzun zamandır telefonlar dinleniyormuş. Serie A'dan tek maç var. 20 Mart'ta Inter'in Lecce'yi evinde 1-0 yendiği karşılaşma. Şimdilik 17 kişi tutuklandı. Serie B'nin sezon finali tescil edilmeyebilir.
Soruşturması yapılan maçlar
SERIE A
- INTER-LECCE 20 Mart 2011
SERIE B
- LIVORNO-ASCOLI 25 Şubat 2011
- ASCOLI-ATALANTA 12 Mart2011
- ATALANTA-PIACENZA 19 Mart2011
- PADOVA-ATALANTA 26 Mart 2011
- SIENA-SASSUOLO 27 Mart 2011

İstanbul Değil Split'e

Barcelona'nın 19 Temmuz'da İstanbul'a geleceği ve Türk Telekom Arena'da Galatasaray ile bir hazırlık maçı oynayacağı haberleri arşivde. Planlanan ancak kesinleşmiş bir maç değildi. Tek bilinen o tarihte Messi ve Mascherano'nun Arjantin ile Copa America'da olacağı idi. Barcelona yeni sezon hazırlık dönemi takvimini açıkladı. 19 Temmuz'da İstanbul'a gelmiyorlar çünkü o tarihte sezonu açacaklar. İlk hazırlık maçları 23 Temmuz'da Split'te. Hajduk Split'in 100. yılı şerefine sahaya çıkacaklar. 3 gün sonra Münih'e geçiyorlar. Porto Alegre, Milan ve Bayern Münih ile turnuva. 30 Temmuz'da THY'nın düzenlediği bir hazırlık maçı. Şampiyonlar Ligi finalinin rövanşı. Barcelona-Manchester United, Maryland'da. 13 ve 16 Ağustos'ta iki El Clasico var! İspanya Süper Kupa finali. İlk maç Santiago Bernabeu'da ve 25 Ağustos'ta UEFA Super Kupa finalinde rakip Porto...