12 Haziran 2008

Euro 1992/1996/2000/2004

1992- İsveç
9. Avrupa Şampiyonası’nın kaderini yine politika ve tarih belirledi! Sovyetler’de yaşanan rejim değişikliği ve ülkenin parçalanması sonrasında SSCB, Estonya, Litvanya ve Letonya kökenli oyunculardan yoksun kupaya geldi. Yugoslavya’yı ise acı bir sürpriz bekliyordu. Ülkedeki iç savaş onların finallerden uzak tuttu ve büyük ikramiye grubu 2. tamamlayan Danimarka’ya çıktı. Çok daha fazlasını kazanacaklardı! Türkiye yine İrlanda ve İngiltere ile aynı grupta yer aldı ve bu kez daha az hasarlı da olsa yine grubu son sırada tamamladı. Finallerin sürprizi ise ilk kez katılan İskoçya idi. İki İskandinav ile aynı gruba düşen Fransa ve İngiltere’nin gruptan çıkması beklenirken, İsveç ve Danimarka kolkola yarı finallerin yolunu tuttular. B Grubu’nda sürpriz yoktu. Hollanda ve Almanya yarı finale geldi. Almanların kısmeti yine yerindeydi. Riedle’nin 88’de attığı golle İsveç’i 3-2 devirdiler. Son kupanın sahibi Hollanda, finallere son anda gelen Danimarka önünde mutlak favoriydi. 2-2 biten maç penaltılara gitti ve sahneye Schmeichel çıktı. Efsane kaleci, efsane golcü Van Basten’in penaltısını kurtardı ve bir savaşın finallere getirdiği Danimarka kupayı Kopenhag’a götürdü.1996- İngiltere
“Football Coming Home”. “Futbol evine dönüyor”du 10. Avrupa Şampiyonası finallerinin sloganı ve biz de vardık! İsveç, Macaristan, İzlanda’nın da yer aldığı gruptan İsviçre ile birlikte finallerin yolunu tuttuk. Teknik direktör Fatih Terim idi ve 4 yıl sonra çok daha büyük işlere imza atacaktı. Finaller kalabalıklaşmıştı ve artık finallerde 16 takım vardı. Otoritelere göre 2004’den sonra en sıkıcı finallerde Hırvatistan ve Portekiz’e 1-0, Danimarka’ya 3-0 mağlup olduk. Tek teselli gole giden rakibini düşürmeyen Alpay’a verilen Fair-Play ödülü oldu. İtalyanlar, Çek ve Almanların yer aldığı gruptan çıkamazken; çeyrek finallerde herkes işi penaltılara bıraktı. İngilizler, İspanyolları; Fransızlar, Hollanda’yı penaltı atışları sonrasında saf dışı bıraktı. Yarı finalde başrolde yine penaltılar vardı. Fransa’da Pedros kaçırdı ve Çekler 6-5 ile finale çıktılar. İngilizler, Almanlara Southgate’in kaçırdığı penaltıyla boyun eğdiler. Wembley’deki finale damgasını vuran iki golle Bierhoff oldu. Almanların golcüsü uzatmada attığı “altın gol” le kupayı 3. kez ülkesine kazandırdı.2000- Belçika-Hollanda
Şampiyona tarihinde ilk kez 2 ülke evsahipliği yapıyordu ve biz yine vardık. Artık çok olmuştuk! Finlandiya, Kuzey İrlanda ve Moldova’lı grupta Almanya’nın ardından finallerin yolunu tutan A Milli takım UEFA Kupası’nı kaldıran Galatasaray ağırlıklı kadrosuyla Mustafa Denizli yönetiminde bir önceki finallerden çok daha fazlasını yapmaya kararlıydı. Arnhem’de İtalya’ya 2-1 mağlubiyetle başladık, Eindhoven’de İsveç ile 0-0 berabere kaldık ve Brüksel’de Hakan Şükür’ğün 2 golüyle Belçika’yı devirip İtalya’nın ardından gruptan çıkmayı başardık. Çeyrek finallerde Portekiz’e 2-0 mağlup olan A Milli Takım çok değil 2 yıl sonra Uzakdoğu’da tarih yazacaktı. Fransa, İspanya’yı 2-1; Hollanda, Yugoslavya’yı 6-1 ve İtalya, Romanya’yı 2-0 ile devirip yarı finale adını yazdırdı. Fransa’nın şansı yanındaydı. Yarı finalde uzatmalarda Portekiz’i Zidane’ın penaltısıyla geçtiler. İtalyanların da onlardan aşağı kalır yanı yoktu. Frank de Boer, Stam ve Bosvelt’in kaçırdığı seri penaltılar, Gök Mavilileri, Rotterdam’daki finale yolladı. 98 Dünya Kupası’nın sahibi Fransızlar istim üzerindeydi ama İtalya defans yapmayı dünyaya öğreten ülkeydi. 55’de Delvecchio ile 1-0 öne geçtiler ama top Fransızları seviyordu 2 Temmuz 2000 akşamı. 90’da Wiltord maçı uzatmaya götürdü. 103’de ise Trezeguet’in volesi altın goldü. Kupa 2. kez Paris’in yolunu tutuyordu.2004-Portekiz
Final yolunu play-off’lara bırakmayı seviyorduk, Letonya’nın sahasında 1-0 kazandığı maçın İnönü’deki rövanşında İlhan Mansız ve Hakan Şükür’ün golleriyle 65. dakika 2-0 önde girdik. 12 dakikada gelen 2 gol Portekiz’deki finalleri evde seyretmemize neden oldu. Evsahibi takımın gençler düzeyinde şampiyon olmuş Figo’lu altın jenerasyonu için son şanstı bu finaller. Çeyrek finalde Beckham ve Vassell penaltıları kaçırınca İngiltere’yi elediler. Keyif vermeyen kapalı savunma futboluyla grup maçlarında dikkatleri çeken Yunanistan, Fransa’yı Charisteas’ın tek golüyle devirince Avrupa ayağa kalktı. Hollanda bu kez penaltılarda şanslıydı. İsveç’de İbrahimovic ve Mellberg gibi 2 büyük yıldız 11 metreden topu dışarı attı. Çekler, Danimarka’yı Koller ve Baros’un 2 golüyle kolay geçtiler. Lizbon’daki yarı finalde Ronaldo ve Maniche’nin golleriyle Hollanda’yı safdışı eden evsahibi Portekiz, finalde karşısında Dellas’ın uzatmada attığı golle Çekleri 1-0 deviren Yunanistan’ı buldu. Avrupa’nın spor gazeteleri Yunanistan için buraya kadar diyordu. Komşu’nun ise durmaya niyeti yoktu. Luz Stad’nda Markus Merk’in yönettiği ve 63 bin seyircinin tanıklığında Yunanistan yine beklenmeyeni yaptı. İnanılmaz savunması Portekiz ataklarına duvar oldu ve Charisteas’ın tek golü kupayı Atina’ya götürdü.
Euro 1976/1980/1984/1988
Euro 1960/1964/1968/1972

9 yorum:

Anonim dedi ki...

Aceto euro 92 için "Almanların kısmeti yine yerindeydi. Riedle’nin 88’de attığı golle İsveç’i 3-2 devirdiler." demişsin, ancak hatırlatmak isterin rieddle'nin golü durumu 2-1'den 3-1 getirmişti maçın son golü 90. dakikada Kenneth Anderson'dan gelmiş ve maç 3-1'den 3-2'ye gelmişti. yani rieddle'nin golü maçın kaderini değiştiren gol değildi.

özhan yaşar

Anonim dedi ki...

bu arada türkiye'nin euro 2000de isveçle yaptığı maç tüm zamanların en kötü maçı olarak hafızalarımızda yer edinmiştir.yanılmıyorsam kennett anderson'un köşeye giden frikiği dışında her iki takımında kaleyi tutan başka şutu yoktu.

Anonim dedi ki...

ellerine saglik!

tknycl dedi ki...

2008'de ise gruplarda favoriler (portekiz-almanya-hollanda-ispanya) lider olarak çeyrek finalde sahne alıyordu.ama büyük bir sürpriz yaşanarak yarı final eşleşmeleri türkiye-hırvatistan isveç-romanya şeklinde oluyordu.mutu'nun golleriyle isveç'i aşan romanya, hırvatistan'ı mevlüt'ün hat-trickiyle hırvatları geçen türkiye'nin rakibi oluyordu.final karşılaşmasında fatih terim'in mimiklerine odaklanan kameralar yüzünden türkiye'nin attığı golleri futbolseverler göremese de euro 2008'de şampiyon türkiye oluyordu..emre'nin kendisini dürüm arasında karikatürize eden isviçre basınına golden sonra çıkardığı kol ve bacak hareketleri de tarihte yerini alıyordu..

Anonim dedi ki...

Abi çok güzel yazmışsın şampiyona tarihini gerçekten :)

Anonim dedi ki...

euro 96...

işte ilk izlediğim futbol turnuvası. oniki yaşındaydım. o günden beri her kupa da favorim Almanlar olmuştur. uğursuzmu geldim ne ? bir daha da hiç kazanamadılar. Gönül ister ki kaptan nihat'ın ellerinde kalksın kupa ama sanıyorum sadece gönlümüzün derinliklerinde ve hayellerde kalacak bu.

Anonim dedi ki...

92 de plajdan gelip şampiyon oldular geyiğine schmeichel cevap veriyordu geçen bir röportajda;kardeşim biz sovyetlerle hazırlık maçı için kamptaydık, poponuzdan efsane uydurmayın dedi.
96 da kupayı alan alman futbolcuların almanya'da halkla kucaklaşırken ingilizler'le dalga geçercesine söyledikleri “Football Coming Home” yorumu on numara.bunu yutub mutub bir yerde kıstırın izleyin derim.

Anonim dedi ki...

euro 2000'in üzerine tanımam kesinlikle, tadı hala damaklarda...

- portekiz'in ingiltere'yi 2-0 geriden gelip dağıttığı o müthiş maç ve figo'nun o muhteşem golü,

- ingilizlerin rumenler karşısında 90'da yediği golle, almanlarla birlikte gruba çakılması,

- hakan sukur'un o insanüstü golü,

- sırpların slovenler karsısında 10 kişiyle, hem de 3-0'dan o muazzam geri dönüşleri,

- yugoslavya karşısındaki ispanya'nın 90+larda iki gol bulup, 4-3'le mucizevi bir şekilde çeyrek finale uzanmaları,

- raul'un çeyrek finalde fransa karşısında 90'da penaltıyı dışarı atıp ispanyolların kahrolması,

- yarı finaldeki o olaylı fransa - portekiz maçı, xavier'in ve portekizlilerin yakarışları,

- hollanda'nın italya karşısındaki trajikomik penaltı performansı,

ve toldo'nun wiltord'un vuruşu sonrasında topun kaleye yuvarlandıgı andaki yıkıldığı kare ve trezegol'un 'altın' volesi,

unutulabilir mi...

Anonim dedi ki...

96'da Alman forvet Stefan Kuntz Besiktas'ta oynuyordu. Kendisi o dönem bir röportajda anlatmisti, bütün futbolculara nazar boncugu hediye etmis, ugur getirsin diye. Ayrica Kuntz ile ingilizler fena dalga gecerdi isminden dolayi (cunt), bunu da "Football's Coming Home" klibinde islediler...

bu arada; 92'de turnuvanin adami Häßler, 96'da Sammer'dir benim icin.