
"Barcelona deplasmanında kazanmamız mümkün değil. Bu sezon onların sezonu"
Bernd Schuster. Sahasında 4-3 kaybettiği Sevilla maçından sonraki basın toplantısında...

Sevilla erken buldu golü, klasik Madrid defansı, kim kimi tutacak, kim arka direğe gidecek belli değil. Sevilla da uzun zamandır bu kafa gollerini yiyor. Tandemi geçen sezondan beri dökülüyor. Guti göstere göstere attı, Raul da vurdu kafayı. Ardından 2 Sevilla golü. Bol bol Schuster geldi bu dakikalarda ekrana. Yar saçların lüle lüle Schuster sana güle güle ile devreye girildi. Bu Hollanda modası tutmadı Real Madrid de, tutmayacak da. Orta sahanın göbeğinde basan adam yok. Giden de geri dönmüyor zaten.
Barcelona gerçekten asap bozucu. Ligin zirvesine oynayan bütün takımları ezip geçiyorlar. Geçen hafta Sevilla deplasmanında güle oynaya 3 atıp döndüler. Dün gece Valencia'ya 4 gol. Eto'o yoktu. Henry, Arsenal günlerindeki gibiydi, hat-trick ile bitirdi maçı. Villarreal ilk yarım saatte sahasında Getafe'den 3 yedi. Bu maçı 3-3'e getirmek üstelik son haftaların en formada takımı karşısında büyük iştir. Atletico Madrid Aguero-Forlan AŞ ile yine otomatiğe bağladı. Real Madrid bu akşam Sevilla ile oynuyor. Puan farkı 9. Haftaya Camp Nou'ya 6 puan farkla gidebilmeleri için hakem iteklemesi olacak mı merak ediyorum. 13 Aralık'ta dananın kuyruğu kopacak. Atletico Madrid'e 6, Sevilla'ya 3, Valencia'a 4 atan Barça, orta sahasında koşan adamı kalmayan Real Madrid'e kaça atar acaba?
Nike istediğini aldı. Herkes pembe kramponları konuşuyor, tartışıyor. Franz Beckenbauer de Bayern Münih'de Ribery'nin pembe kramponlarıyla dalgasını geçmiş. Yakıştıramamış. Alman basını da almış bu fotoğrafı dayamış burnuna. Beckenbauer'in 30. yaşgününden. Süheyl Uygur'ın koltuk kumaşından takımları kadar kötü...
Bu fotoğrafı bulduğumda çok uzun süre baktım ekrana. 29 Mayıs 1985 Heysel. Felakete saatler kala, hava daha kararmadan çekilen renkli bir kare. Blogda geçen yıl yazmıştım hakkında: Andrea Casula 11 yaşındaydı başlığı altında. Sözü kısa kesip, fotoyla başbaşa bırakıyorum...
Geçen hafta Atalanta deplasmanındaki yedikleri 2 golden sonra bu hafta hiç şansları yoktu. Perdeyi de eski bir Romalı Samuel açtı. Skor 0-3; maça dair iki notum var. "Roma'ya gidebilirim" diyen Inter'li Crespo'ya eski takımı Lazio'nun tribünleri oyuna girdiğinde sağlam bir yuh çektiler. O anda ekrana devrik başkan geldi. Lazio'nun eski başkanı, Crespo'yu da alan Sergio Cragnotti. Stankovic'i ise hala seviyor Lazio taraftarı, oyundan çıktığında alkışladılar. Pandev sakatlandığında hiç şansları kalmamıştı. Mourinho'nun kurban bayramını kutlarım...
Santos Mirasierra duruşmada "Ben holigan değilim, suçlu da değilim sadece bir "ultra"yım" diyordu. Marsilyalı tribün lideri için karar öncesinde son destek Zinedine Zidane'dan geldi. Ama nafile. İspanyollar, polislere saldırdığı gerekçeksiyle Santos'a 3.5 yıl hapis cezası verdiler. Kararın temyizi elbette olacaktır. Salı günü Atletico Madrid, Marsilya maçına günübirlik gidiyor. Tıpkı bir zamanlar Juventus'un İstanbul'a yangından mal kaçırırmışçasına gelip gittiği gibi...
Gelenek devam ediyor. İlk foto Huntelaar'ın imza töreninden. Başkanlar, teknik adamlar değişiyor Real Madrid. Karede değişmeyen isim Di Stefano. Figo'nun imza töreninde de o vardı. Heinze'nin imzasının ardından "Vefanın İspanyolcası Fidelidad" diye not düşmüşüm...

Frank de Boer, Ronald de Boer, Patrick Kluivert,Philip Cocu, Boudewijn Zenden, Ruud Hesp, Michael Reiziger, Winston Bogarde. Louis Van Gaal döneminde Barcelona'da 8 Hollandalı futbolcu vardı. Real Madrid de bu sezon azimli. Huntelaar ile birlikte takımdaki Hollandalı sayısı 6'ya çıktı. Real Madrid'in 6 Hollandalı futbolcu için ödediği toplam bonservis 132 milyon euro. 132 milyonun 68 milyonu Hollanda kulüplerine gitti Sneijder, Drenthe ve Huntelaar için. Kalan 64 milyon euro bonservis ise Van Nistelrooy, Robben ve Van der Vaart için sırasıyla Man. United, Chelsea ve Hamburg'a...
5 Aralık Cuma
Futbol Blog #8, yarın ( 6 Aralık Cumartesi)
Birkaç post geride Barcelona ve Nike'ın yeni yardım kampanyasını yazdım. "Mes que un club"; Bir kulüpten daha ötesi Barcelona'nın sloganı. Daha güzel anlatılamazdı bu kulüp dönüp tarihine baktığında. Şimdi bu cümle elbette ki Katalanca. İspanya'daki rekabetin ne olduğuna dair Ramon'dan gelen bir yoruma kahkahayı bastım ve açtım bu postu. Madridli mes yerine mas diyor. İşte Ramon'un cevabı: mas que un club Sí. un circo. "Bir kulüpten ötesi. Evet bir sirk... " "in 1986 gary lineker was topscorer of world cup mexico 1986. and a good player. i liked lineker. but after the world cup he came to barcelona. then i hated him. in his first day in barcelona lineker was on TV programme and said. " barcelona more than a club" with his yellow teeth. this is a lie. what does gary know about barça and spain. but first day " more than a club."we madridistas said " yes lineker you're right . more than a club. a circus." and you are the new monkey of barcelona. jejejejejjejejejejeafter luis aragones left barca in 1988 cruyff became trainer. and 1 year later lineker ran away. and said " i hate barcelona(Ramon) "
Barcelona'nın 75. kuruluş yıldönümü için Joan Miro imzalı poster