
"
Fenerbahçe ve Galatasaray fark yiyip dönerler" yorumlarına -
ki blogdaki anketler de önceki anketlere göre bu kez skoru ıskaladı- Çarşamba sabahı itibariyle yüksek sesle argüman üreten pek yoktu elbette. Futbol bu, rakibin varlığıyla çetrefilleşiyor.
"Teknik adam cesur olanı çift forvetle oynar, tek forvetle oynayan korkaktır" yorum dünyamızda yer etmiş bir klişedir. Ben almayayım.
Skibbe'nin elindeki maç kadrosunda sağ açık için o mevkinin adamı yoktu.
Arda'yı sağa çekip, solda
Balta ve
Volkan ile oynamak, sağ bekte
Serkan önünde
Sabri ile ya da sağ kanatta
Mehmet Güven'i kullanmak gibi -tekrarlara- hatalara düşmedi maça başlarken. Karan geçen sezon da sağda oynamıştı. Oyun içinde yaptığı
Baros-Karan değişikliğini ilk dakikadan itibaren kullanabilirdi. Galatasaray'ı Avrupa'da uzun yıllar sonra panik futbolundan uzak gördüm, ayağa pas yapan, sakin, kafasını kaldıran, top kendilerindeyken üçgen kuran futbolcular vardı sahada. Benfica kağıt üzerinde Galatasaray gibi bir takım. Hücum hattı bol yaldızlı.
Di Maria büyük yetenek ama 15 gündür sakattı, risk aldılar ve kaybettiler.
Reyes ve
Nuno Gomes'in artık hiç de şaşırtmayan kötü akşamlarından biriydi. Yebda'ın başı döndü, kötü bile demek iltifat olur.
Aimar son lig maçında sakatlıktan dönmüştü, onbirde de olmaması sürpriz değildi. Ayhan ve Arda inanılmaz oynadı. Karan defansı çıkartmadı,
Lincoln 90'da bile kendi sahasından top çıkartıyordu. Atan-attırmayan
Emre Aşık ve oyunu 0-0 iken çeviren
De Sanctis kaleyi kapattılar.
Meira'nın hala o bölge için fazla kalın olduğunu düşünüyorum. Futbol zekasıyla idare ediyor ve karşısında ısıran bir takım olmadığından çok da fazla sırıtmadı.
Kharkiv galibiyeti gruptan lider çıkmak demek. Skibbe, kaybettiği takdirde çok da fazla eleştirilmeyeceğini bildiği için belki de bu kadar rahattı kadroyu kurarken. Yönetimin "sözde" desteğiyle de çok da kendine güvenen bir teknik adam beklememek lazım zaten. Sezonun en iyi Galatasaray'ıydı. Benfica'nın kötü olması; kulübede pes etmiş gibi oturan
Quique Flores'in derdi, bize ne...