7 Ekim 2008

Fransızların Çilesi

Domenech ile "istikrar" arayan Fransızlar en son Avusturya'dan tokadı yemişlerdi. Geride kalan bir ayda yaprak kıpırdamadı. Domenech görevine devam etti. Bu hafta Romanya ile oynayacaklar. Gündem lig ve Şampiyonlar Ligi'nden milli takıma yönelince Domenech'in de gözleri kamaştı elbette. L'Equipe bombalamış milli takım hocasını. Domenech de basın toplantısına gelmemiş. Torpili Sarkozy'den midir nedir bu adamı bir türlü indiremedi Fransız medyası. 1 hafta içinde de bir değişiklik olmazsa Domenech Güney Afrika'yı da görecek. Adayları sıralayayım: Didier Deschamps hazırda bekliyor. Houllier de boşta. Bordeaux'da Laurent Blanc sallanıyor, çağırsalar koşarak gelir. Sürpriz aday ise Alain Boghossian. Domenech'in -kelin ilacı olsa başına sürermiş- akıl danıştığı eski orta saha.

Carlos Cuellar

Yıllardır nedense bu ve benzeri kareler yıl sonunda ödül alır, sezonun en iyi fotoğrafları arasına girer. Bu da Aston Villa-Chelsea maçından. Carlos Cuellar'a takke olmuş top...

UEFA Kupası Gruplar

Bu savunma ve orta saha göbeğiyle kuradan kim gelse Real Madrid etkisi yarattığından iyi ya da kötü kura demenin pek manası yok. A ve C gruplarından sonra en sert gruba düştü bence Galatasaray. Benfica ve Kharkiv maçlarını İstanbul'da oynarsa şansı artabilir. Maç programı da kura kadar önemli. En iyi kurayı da Valencia çekti bu arada. G grubu çiftlik gibi maşallah...
***
23.10 Galatasaray-Olympiakos
06/11 Benfica-Galatasaray
27/11 Galatasaray-Metalist Kharkiv
03/12 Hertha Berlin-Galatasaray

Benfica ve Olympiakos'tan ben Olympiakos deplasmanını tercih etmiştim. Pek de farketmez. H.Berlin'in deplasman, Kharkiv'in içeride olması, ilk maçın Ali Sami Yen'de olması süper fikstür demek için yeterli. Adamım Belluschi İstanbul'a gelecek, bu iyi haber. Galatasaray'ın Benfica deplasmanına gittiği hafta Fenerbahçe de Londra'da Arsenal ile oynayacak ve dönüşte Kadıköy'de derbiye çıkacaklar. İki tarafın da hocası da o hafta sırat köprüsüden geçecekler...

Raul&Del Piero

Raul ve Del Piero. Yine milli takımda yoklar. Futbolu bıraktıkları güne kadar da bu tartışma sürecek. Raul bu hafta Espanyol'a 2-2 biten maçta 2 gol attı. Del Piero sahasında Palermo'ya 2-1 yenilen Juventus'un tek golünü frikikten attı. Bizde de Hakan Şükür tartışılırdı. Bu sezon kimsenin aklına düşen performansları Ramazan'a bağlamak gelmedi mesela...

Marta Cecchetto&Luca Toni

6 Ekim 2008

Marca'nın Ödülleri

Fenerbahçe iki seferdir bu haberi geçiyor: İspanyolların ünlü spor gazetesi Marca'nın 'Pichichi, Miguel Munoz ve Guruceta' ödülleri bugün Madrid Ritz Oteli'nde yapılacak bir törenle sahiplerini bulacak.Oyuncumuz Daniel Güiza da bu ödüllü paylaşacak sporcular arasında yer alıyor " Kafa karışıklıklığına son vermek için Marca'nın ödüllerini sıralayayım. Guiza geçen sezonun gol kralı. Aldığı ödülün de bir ismi var: Pichichi. Atletic Bilbao'nun efsane golcüsü Rafael Moreno'nun lakabı. "Zamora" en iyi kaleciye verilen ödül. Bu ödülü de Casillas aldı. "Miguel Munoz" ise en iyi teknik direktöre verilen ödül. Geçen sezon Villarreal'i 2. yapan Manuel Pellegrini kaptı bu ödülü. "Gurucita" ise en iyi hakem ödülü. Fotoğrafta Xavi ne arıyor diyen olursa? Marca Euro 2008 için de 3 özel ödül verdi. En iyi kaleci, golcü ve futbolcu ödülleri. Sırasıyla Casillas, David Villa ve Xavi'ye... İspanya'da bu ödül töreninin fotoğrafına gelen eleştiri de ilginç: "Gol kralı Raul olsa ilk sıraya alırdınız. Guiza'yı 2. sıraya atmışsınız... "

Aguirre vs Aragones&Skibbe

Barcelona'dan 6 yiyen Atletico Madrid'de suçu kime yüklersiniz? Teknik adama mı; futbolculara? Bence ortada suçlu yok. O da böyle bir maçtı işte, 8 dakikada 3-0 olan, 30 dakikada her vurulanın gol olduğu, ilk onbir seçiminin ya da dizilişin yargılanmayacağı bir 90 dakika. Eninde sonunda birinin ya da birilerinin kalkıp sorumluluğu alması lazım tabii medya karşısında. Atletico Madrid'in teknik direktörü Aguirre de çıktı aslanlar gibi "tek sorumlu benim" dedi. Futbolcularına laf söyletmedi. Dönüp bizim ligimize bakalım. Aragones devrenin bitimine saniyeler kala Maldonado'yu alıyor oyundan. Skor 0-2, taraftar çileden çıkmış; açık açık "buyrun yuhalayın" diyor tribünlere. Skibbe, Bursa'da Yusuf'u durdurmak için tek bir hamle yapmıyor maçtan sonra mağlubiyeti "Servet'in hatalı pasıyla 2. golü yedik" cümlesiyle tarif ediyor. Futbolcu milleti de etten, kemikten. Bugün kendilerini satılmış, hedef gösterilmiş hissedenler yarın ne düşünür acaba? Feldkamp, Bordeaux deplasmanında mağlubiyeti Linderoth'a yükledikten sonra İsveçli sakatlanana kadar elini ayağını çekmedi mi sahadan?..

Boca&River Kayıp

Arjantin'de son şampiyon River Plate, Apertura 2008'de ligin dibinde. Sahasında 29 maçtır kaybetmeyen Boca Juniors iki haftadır evinde kaybediyor. Önce Tigre bu hafta da Estudiantes'e 3 puan verdiler. 9 hafta geride kaldı ve San Lorenzo 5 puan farkla lider. Boca ile puan farkı 8. Kalan 10 haftada 2 büyüğün yer almayacağı bir şampiyonluk yarışı olacak gibi görünüyor. Pekin 2008'in bundaki payı nedir acaba? 19 Ekim'de River Plate-Boca Juniors derbisi var. Emre'den izlenimleri alacağız elbette...

Octoberfest Biterken


Bayern Munih 7. haftada 7 puan fark yedi Hamburg'dan. Galatasaray'ı Ramazan ayı vurdu haberleri çıkardı bir zamanlar. B. Munih'i de Octoberfest bitirdi (galiba)...

İskoç Ligi 2008-2009

5 Ekim 2008

İsyankarlar

Lazio-Lecce maçını 2. yarıda açtım dün akşam. Lecce 1-0 öndeydi, Pandev vurdu vurdu girmedi. Nöbetçi golcü Inzaghi geldi kenara son 10 dakikada. Abi kardeş karambolcünün kralı bunlar. . Lecce defansından arka direğe soktu ayağını Simone Inzaghi attı golünü. Topu çıkardı kaleden orta sahaya koşuyor, koşarken de kendi yedek kulübesinde teknik direktörüne sallıyor. "Bastardo" diye bağırdığını yazıyor gazeteler. Teknik adamla didişen futbolculara bir örnek de Napoli'den Lavezzi. UEFA Kupası'ndan elendikleri Benfica rövanşında oyundan alındığında hocasıyla fotoğrafı budur. Bir diğeri ise Eto'o. Guardiola, Henry'i oyuna alırken Eto'o'nun bir bakışı var ki... Guardiola'nın soyağacına saydırıyor Kamerunlu...

Ibrahimovic'in Topuğu

Zlatan Ibrahimovic'in Bologna'ya topukla attığı gol.
Video:Ibrahimovic/Bologna
Arşiv: Van der Vaart ve Topuğu

Maradona&Aguero Duet


Maradona - Kun - Mezgaya - Dalma y Giannina son mi inspiraci
Yükleyen elcarpoblues

2 X El Mundo Deportivo



4 Ekim 2008

Atletik Değildi Madrid

Hafta boyunca normal olarak bir boks maçı gibi lanse edildi İspanyol medyasında. Messi Aguero'ya karşı. Biraz da Maradona'nın körüklediği bir rekabet bu. Önceleri öve öve bitiremediği Messi'yi son zamanlarda olur olmaz eleştiren ve Katalanların hışmına uğrayan Maradona. Aynı zamanda Aguero'nun kayınpederi... Forlan, Simao ve Maniche'siz geldikleri Camp Nou'dan kolay çıkabileceklerine ihtimal vermiyordum ama bu kadarını kim tahmin edebilirdi ki? Gollü geçer diyen bile 3-1 olmadı 4-2 diye tahmin yürütürdü. Şampiyonlar Liginde kalede Leo Franco vardı ne oldu da Coupet geçti bilmiyorum ama Fransız bu akşam futbolu bıraksa yeridir. O.Lyon'da 7 şampiyonluk görmüşsün; ne işin var yap jübileni, iç şarabını izle maçını. Hadi ilk gol erken geldi de, penaltı penaltı mıydı? Messi'nin sinsi gülüşü, Güntekin Onay daha maça dahil olmamıştı. Bu iki takımın maçları gollü geçeri toparlamaya çalışıyordu ki; Gonzalez çaldı düdüğü. Ardından frikik. Bence nizami. Giggs de vurmuştu aynısını;(edit). 8. dakikada 3-0 olduğunda ringin öteki tarafındaki Aguero'nun ayağına top değmiş miydi? Sanmıyorum. İyi maç olmasını diliyordum, 80 dakika daha vardı ve bu gidişle olmayacaktı. Maxi'nin golüne o yüzden sevindim. İtalyanlar "maç tekrar açıldı" derler bu dakikada. Yarım saat olmadan 5 oldu. Güntekin de "bu maç nereye gidiyor?" dedi zaten. Gudjohnsen'in golünden sonra Messi'nin kaçırdığı 2 pozisyon var ki; onlar da olsa Frente Atletico takımı Madrid'den içeri sokmazdı. Hala da şüpheliyim ya. Atletico Madrid yıllardır defans hattından, kaleciden çok çekiyor. Bu sezon Heitinga, Ujfalusi takviyesiyle bellerini doğrulttular dedik ama Gökhan Zan bunları gözü kapalı keser. Heitinga gitsin striptizci olsun Miami'de. İlk yarının sonuna doğru Atletico Madrid'liler biraz krampon göstermeye başlayınca Barça mesajı aldı. İkinci yarıda Messi ve Xavi oyundan çıktıktan sonra az buçuk tempo yapmaları da bunun kanıtı. Hız kesmeseler, tekmeler yağmaya başlayacaktı. Güntekin Onay her zaman söyleyecek çok lafı olan spikerdir. Keita'nın 18 kardeşi var gibi detaylarla boğmaz ekran başındakini. Atletico Madrid sevgisini bilmeyen de yoktur sanırım. O da baktı olmuyor; başladı Barça'yı övmeye. Keita ve Toure'nin neden kenarda oturduğu hakkında bir tahmin yürüteyim. İki futbolcu da müslüman ve muhtemelen Ramazan'da oruç tutmuşlarsa Guardiola bu yüzden Busquets'i tercih etmiştir. Katalanların keyfi yerindedir ama 6-1 ve bu futbol yerine; ben 2-1 ve harika bir mücadele, direkten dönen toplar, kurtarışlar beklerdim. Tenis maçından emanet set skorları futbolun şanına yakışmıyor. 90 dakikada futbol namına aldığım keyif, Messi'nin 2 slalomu, Iniesta'nın uzak direğe plasesi, Henry'nin gelişine vurup attığı gol ve Xavi'nin boyu hizasındaki topu ayağıyla terbiyeleyip üstüne bir adam eksiltip verdiği ara pası oldu.
Marquez saçları kestirmiş, Messi ve Bojan ile aynı kuaföre gidiyorlar galiba Barselona'da. Eto'o oyundan çıkarken yine bin kapristi. Guardiola çaktı bir tane ensesine; "havan kime koçum" der gibi. Meksikalı Aguirre takım kaybedince falakaya yatıran tipte bir hoca. Muhtemelen de ben bu satırları yazarken Heitinga'nın iki kaşının ortasına kafayı koymuştur. Herşeye rağmen De las Cuevas süper futbolcu ismi kardeşim. Haftaya Madrid derbisi yok, program yapmayın, milli maç arasına giriyoruz... "Messi vs Agueno" iyi pankarttı.

Milan Curva Sud

3 yıl önce, 2005 Aralık'ta oynanan Milano derbisinde Inter evsahibiydi. O derbinin tribün açısından özel bir anlamı vardı. Milan'ın taraftar grubu Fossa dei Leoni 37 yıl sonra Curva Sud'de yoktu. O günlerde "Milan tribünleri biter" yorumları da yapılmadı değil. Brigate Rossonere liderliği aldı. Hala Curva Sud'de farklı gruplar var ama eskiden olduğu gibi pankartlarla "biz buradayız" da diyemiyorlar. Tek yürek meselesine takmışlar kafayı bu tribünde. Fotoğraflar 1-0 kazandıkları Inter derbisinden...
Arşiv: Milan Curva Sud

Fernando Torres

"The Kid" alıştırma turlarında.

Barcelona vs Atletico Madrid

Barcelona vs Atletico Madrid ya da Messi vs Kun Aguero. İki takım da Şampiyonlar Ligi'nde 2'de 2 yaptılar. İkisi de iki genç Arjantinli'nin sırtında yürüyor. Messi'nin 7 maçta 6, Aguero'nun 5 golü var. Messi 1.69 cm, Aguero 1.72. Messi 21, Aguero 20 yaşında... Atletico Madrid'in ligde deplasman performansı pek parlak değildir. Hangisi daha iyi anketleri yapılıyor Messi ve Aguero için lakin bu elma-armut meselesedir. İyi maç olacak, olmalı... Meraklısı Marca'nın Messi ve Aguero için hazırladığı grafiklere göz atsın, daha önce de blogda yer almıştı.

3 Ekim 2008

Euro 2008 Sonrası İspanyollar

Nihat'ın sakatlığı ve milli takımı Euro 2008 öncesinde çalıştıran Amerikalı ekip konusudan devam edeyim. Bilindiği üzere bu ekip Almanya'yı da 2006'ya hazırlayan ekip. Klinsmann'ın ABD sevdasının bir ürünüydü bu işbirliği. Darbeyle ortaya çıkan sakatlıkları bir kenara koyalım Euro 2008'den dönen birçok milli oyuncu adele ve kasık bölgesinden ağır sakatlıklarla boğuşuyor. Semih'ten Sabri'ye, Emre Güngör'den Aurelio'ya, Nihat'tan Mehmet Topal'a, Arda'dan artık sakatlık haberlerini kanıksadığımız Emre ve Tümer'e kadar. Her büyük organizasyon sonrasında yıldız oyuncuların birkaçının ertesi sezonu yatarak geçirdiğine şahidiz elbette futbol dünyasında. 2002 sonrası Hasan Şaş, 2006 sonrası Ronaldinho, Cannavaro mesela. Bu adamlarınki de can elbette. İnsafsızca bir sorgulama değil benim ki. Elbette ki her dakika sağlıklı ve formda olacaklar diye bir mecburiyet yok. O zaman başka bir pencere açalım. Şampiyon İspanya'ya bakalım. 23 kişilik kadrodan 15 oyuncu Şampiyonlar Ligi maçlarında forma giydi. Güiza dışında hepsi La Liga ve Premier Lig'de forma giyiyor. İspanyol takımları Şampiyonlar Ligi'nin ilk 2 haftasında 24 puanın 22'sini aldılar. İngiliz takımları ise 18 puan topladı. İspanyol milli takımı oyuncularının da alınan bu puanlarda katkısı büyük. De La Red, Cazorla, David Villa, Casillas, Xavi uçuyor misal... Sakatlık yaşayan 3 futbolcuları oldu yanılmıyorsam: Sergio Ramos (ki bu düz yolda yürüyemiyor!) ve Fernando Torres. Bunların sakatlığı 15 gün sürdü. En ağırı Valencia'dan David Silva oldu o da 3 ay yok denildi operasyonu sonrasında. Güiza, gözümüzün dibinde 90 dakika kendini yırtıyor, taraftarın en sevdiği adam oluyor bu özverisinden dolayı. Bir tarafta Euro 2008 şampiyonu İspanya diğer tarafta yarı final oynayan Türkiye. Bizimkiler revirlik olduysa aradaki fark; Mistır Sıkat ve ekibidir demekten başka birşey gelmiyor aklıma.

Bol Keseden Temenniler

"Kadıköy'de UEFA Kupası'nı kaldırmak istiyoruz". S.Bükreş'e elendikten sonra Galatasaray yönetiminin açıklamaları böyle başlıyordu. Ardından Beşiktaşlıların açıklaması geldi. Finali "Galatasaray ile oynarız, oynayalım..." Bloga düşülen not: "Dikkat etsinler de fıtık olmasınlar" idi. Galatasaray bir alt kupaya düşmüş, Beşiktaş seri başıyken elenmiş, Kayseri, 2 sezondur sürünen, aldığı yıldızları sakatlıkları yüzünden kullanamayan PSG'e boyun eğmiş, Fenerbahçe iki maçta 1 puan almış, ilerisi için umut vermemiş, 3. torbadan kuraya girecek olan Galatasaray, Bellinzona'dan 2 maçta 4 gol yemiş, taraftar daha gruplarda aman o gelmesin bu gelsin telaşında. "Avrupa'nın en büyük 6. ligiyiz, olacağız "diye kim sayıklıyorsa selam ederim. 3 büyükler tek kuruş transferden kazanmadan bu sezon yaklaşık 100 milyon euro para harcadılar. Teknik adamların da çapı ortada; oynanan futbolun da. Bu temenni meselesine dönersek; hani bizde böyle de diğer ülkelerde farklı mı? İspanya'da da Real Madrid başkanı Calderon konuşmuş. "Şampiyonlar Ligi'nde 2. takımım Atletico Madrid. Ezeli rakibimizle Roma'da final oynamak isteriz." O söyleyince biraz daha inandırıcı gelmiyor mu? Hiç olmazsa adamın takımı da, ezeli rakibi de kupaya 2 galibiyetle başlamış. Final oynarlar mı? Bence hayır. Kadıköy'de finale gideceğiz elbette. UEFA, 2009'ın ilk aylarında biletleri satışa çıkartır, 2005 ŞL. finali gibi bastırır parayı alırız yerimizi...