10 Haziran 2008

Uzayan Forvetler

"Uza be oğlum" diye bağırırdı eskiler tribünde bu tip topçulara. Uzun atılan topa hele bir de uzun saçlı ise pek fiyakalı depar atarlardı bu uza be oğlumlar... Uzayan forvetlerin takımı İspanya. Raul'un bu kadroda olsa bile yedek kulübesinde fotoğraf olmaktan öteye gidemeyeceği ilk maçtan belli oldu. Aragones 4.5 adamla hücum ederken bile elinde ne kadar efektif son vuruşçular olduğunun farkında. Sanırım pas yüzdesini de son 15 dakikayı saymazsak %70'in altına düşürmediler. Fabregas'ı ben de severim ama bu oyun 11 kişiyle oynanıyor ve ona yer açmak için tek alternatif David Villa'yı kanada çekip David Silva'yı kenarda oturtmak. Torres'i neden çıkardığını anlamadım. 10 dakikada panik yaptı Aragones. 3. gol sonrasında David Villa da Torres'e koşup Aragones'i çekiştirdi galiba... Elinde Xavi ve Iniesta gibi iki inceci ve ayağına top yakışan adamın varsa, forvetlerin böyle uzuyorsa karşındaki takım çizgi defans oynamayacak. İki stoperin arasında tapas-şarap takılacaklardı neredeyse. Hiddink beni çok şaşırttı. Hollandalı'nın takımı defans yapmasını bilmiyor. Havadan da değil yerden uzun topların çoğuna müdahele edemediler. Biri kreatif biri golcü iki eksikleri vardı ama olsalar da birşey değişmezdi. Genç kadro, La Liga ve Şampiyonlar Ligi'nin kurdu olmuş İspanyollar karşısında; bu iş her zaman yürekle olmuyor dedirtti. İspanyolların forvet ve orta sahası tamam ama defans dörtlüsü sallanıyor, grupta olmasa bile çeyrek finalde bu defans çok başlarını ağrıtacak. Turnuvada ciddi bir stoper krizi var. Bir de yorumlardan güzel bir saptama. Forvette baş aktörler yatıyor, yardımcı aktörler atıyor. Almanlarda Podolski, İspanyollar'da David Villa. Bu skora en çok Villa'yı satmak için elini ovuşturan Valencia başkanı sevinmiştir eh bir de bizim mahalleden Ramon...

German Denis Napoli'ye

Ocak ayında olmadı ama bu kez olacak gibi. German Denis 2. Avrupa seferine çıkıyor. Ersun Yanal'ın Trabzon'a çok istediği bir adamdı ama fiyatı pahalı. Transfer resmen bitmiş değil ama Ole gazetesi net yazmış. German Denis gelecek sezon Napoli forması giyecek. Açılış liginde 18 gol atmıştı, kapanış liginde ancak 9 gol atabildi ama gol kralı Cvitanich'in (onu da Ajax bitirdi) de 11 golü var. Independiente'ye 12 milyon dolar gelecek bu transferden. Napoli forvetinde vatandaşı Lavezzi bekliyor onu. İyi ikili olurlar ama takımın gerisi hikaye...
edit: transfer resmileşti..

Diego Buonanotte

Arjantin'de sezon sona erdi ve transfer borsası açıldı. Bu ligde parlayan adamı hiç kaçırmaz ilk uçakla hemen Avrupa'ya yollar menajerler. Arjantin'de taraftar olmak zor iş vesselam. Tam bir yıldız adayı yakalamışsın, adam takımı sürüklemeye başlamış, bir bakmışsın çocuğu kargoya vermişler. River Plate'de de kapanış liginde bu yetenek Diego Buonanotte oldu. Bir kere ismi güzel! Ortega'nın yalan olduğu günlerde forvetin arkasını bu çocuk topladı. 20 yaşında ve sadece 1.60 boyunda. Bu fizikle Avrupa'da çok dayak yer ama o kendi liginden antremanlı. Bu transfer döneminde olmayacaksa bile açılış ligi sonrasında onu da büyük bir lige getirirler. River Plate taraftarı da döner altyapıdan gelecek bir başka yıldızın yolunu gözler...

Türkiye - Arjantin

Yarın İsviçre maçı varken bu maç şimdi kimin umurunda ama rakip Arjantin olunca akan sular duruyor. Arjantin Milli Takımı 19 Kasım'da Türkiye'ye geliyor. Fotoğraftaki Ana Beatriz Barros kadroda yok tabii. Maça 5 ay var, iptal dahil herşey olur, mesela bizim takımın başında kim olur o bile belli değil...

48 Yıllık Hikaye

Sonraları da eşleşmişlerdir İspanya ve Rusya ama bu kupanın 48 yıl önce başlayan tarihine beraber damga vurmuşlardı. 1960'da Fransa'daki finallere milli takımı yollamamıştı General Franco. Komünistlerin karşısına çıkartmadı takımı, sağ sola futbol sahasında boyun eğmemeliydi. 4 yıl sonra İspanya'ya gelen Komünistleri kovamadı elbette. Finalde karşılaştılar. İspanya 2-1 kazandı, kazandıkları tek kupa da bu zaten. Bizim İsviçre ile; İtalyanların Fransızlarla, Almanların Polonya ve Avusturya ile aynı gruba düşmesi elbette ki tesadüf ama aynı zamanda İspanya-Rusya gibi eski defterlerden saklı hikayelerin garip tecellisi. Marca'nın verdiği muhtemel onbir de gösteriyor ki; İspanya 4 kişiyle hücum edecek! Bu finallerin yürek burkan hikayesi de bu zaten. Güzelim kanat adamları ekran başında olacak. Rusya onbirinde kimseler Arshavin'e şans tanımamış.(edit: Cezası vardı; hatırlayamadım) Çok zorlayacaklar İspanya'yı. Gecenin 2. maçı; Fransa-Romanya maçının bir kopyası olmaya aday gibi. İsveç-Yunanistan da bayacak gibi duruyor kağıt üzerinde. Fransa-Yunanistan finali olsa toplu futbolsever intiharları olur Avrupa'da galiba...

Kasa Açığı

Inter'in Mourinho hamlesini bir kenara koyarsak büyükler arasında paçayı erken sıvayan Barcelona oldu. Hem yeni hocasını buldu hem de Euro 2008'in sonunu beklemeden 4 transferi bitirdi. Hoş bu transferlerin Euro 2008 ile bir bağlantısı da yoktu ya. Alves, Cacares, Keita ve Pique için harcadıkları para 65 milyon euro. Eldekileri de nakite çevirmeleri lazım tabii bu arada. Bugüne kadar ancak 15 milyon euro koyabildiler kasaya Zambrotta ve Giovani'den. 50 milyon euro açığı kapatacak ve kasayı artı yapacak 3 adam var. Deco, Ronaldinho ve Eto'o. Deco'yu bekleyen iki Portekizli var. Fenerbahçe'nin peşinde olduğunu bildiğim Scolari için Chelsea'ye gidecek diyorlar. Deco için diğer kapı Inter. Bonservisinden beklenen ise 15-19 milyon euro. Eto'o için Chelsea ve Milan devrede. Drogba ile takas yapsalar ne güzel olur. Onun için de 25-30 milyon euro yazılıyor. Ronaldinho için Man. City'in 20 milyon euro teklifi var.

Nadal-Alonso-Gasol-Torres

Akşam İspanya sahneye çıkıyor. Pazar oynasalardı başka güzel olurdu. Fransa Açık finalini Bay O. ile beraber izliyoruz. Yemeğine iddiaya girdik. Federer 1 numara diye hemen zıpladı Bay 0. Sesimi çıkarmadım, zaten ben Nadal'cıyım. İspanyolun Roland Garros'u 3 yıldır aldığını söylemiyorum tabii. İspanyolların Pazar'ıydı. Önce Nadal çıktı sahneye, ardından Formula 1'de Alonso (Hamilton pit çıkışında ehliyeti 3 gün önce almış Ayşe Teyze gibiydi Kimi'ye kırmızı ışıkta arkadan yazılırken) ve gecenin bir vakti Lakers'da Gasol. Günün toplamında 2-1 mağlup oldular ama bu İspanyolların dünyada sporu domine ettiklerini değiştirmiyor. Rusya maçı öncesinde de Marca bu fikirden yola çıkıp 1. sayfayı yapmış. Sanattan, gastronomiye; tenisten bisiklete dünyaya hükmediyoruz; sıra futbolda diyorlar... Koskoca Türkiye ne yapıyor peki? Neyi forse ediyoruz biz bu dünyada?

Biz Portakal Severiz

Hollanda'nın galibiyeti memlekette ve yurtdışı temsilcilliklerde büyük bir coşkuyla kutlandı demek lazım. Ciddi bir Hollanda sempatisi var, kökeni 74 ve 78 Dünya Kupaları'na uzanıyor sanırım. İtalya'dan ise nefret eden büyük bir kitle var. Bu husumeti tam çözemedim. Euro 2008'de bazı maçlar diğerlerinden daha kolay izleniyor. Avrupa'nın büyük liglerini bütün sezon takip edenler için İtalya-Hollanda böyle bir maçtı. Kolaydan kastım; sahadaki 22 futbolcuyu da yakından tanıyor, ne yapıp yapamayacaklarını, kapasitelerini biliyor olmak. Oysa ki Avusturya, Polonya hep soru işareti. Ben Hollanda-İtalya maçını izlerken Real Madrid-Milan gibi gördüm maçı bir ara. Bir tarafta Sneijder-Nistelrooy, diğer tarafta Ambrosini-Pirlo-Gattuso üçlüsü. Sürklase eden bir oyun değildi Hollanda'nınki lakin açık ofsayttan gelen ilk golün tartışmasını yaptırmayacak kadar da hakettiler galibiyeti. Donadoni ile turnuvaya 3-4 kala sözleşme yenilemişti İtalyan futbol federasyonu. Komik bir güvenoyu hareketiydi. Herkes biliyor ki Donadoni bu takımın başında kalmayacak. İtalyan Dünya Kupası'nda 12 yılda bir final oynayıp bir kaybedip bir kazandılar 40 yıldır. Fransızların 1998-2000 ikilemesi gibi kupayı da alabilirler; aynı Fransızların 2002'de Japonya'da sıfır çekip döndükleri gibi Roma'nın yolunu da tutabilirler. İtalyan medyası 30 yıl sonra Hollanda'ya kaybettik diye yaygara yapıyor. Ulen sanki her sene iki maç oynuyorsunuz bu ülkeyle!

Hizipçi Donadoni

Inno di Mameli'de pek fiyakalıydılar İtalyanlar. Güzel de marştır İtalyan marşı. Hepsi coşkuyla okudular, başta Materrazzi... 2006'da gelen kupanın sırrı da buydu. Millet olarak milli takımın arkasında durabilen, milli formayı hissedebilen bir ülkeydi İtalya. Boka batmış, skandallarla sarsılan Serie A'ya rağmen aldılar o kupayı. Ama nereye kadar? İşin sırrı biraz da Lippi idi. Kimbilir bu akşam maçı hangi koyda; hangi konyağı içerek izlemiştir. Donadoni farkı bu. Hizipçi Donadoni. 2006'da makul tercihti o orta saha. Gattuso-Pirlo-Ambrosini. Peki ya 2 yılda üstüne koyan, rüştünü ispat eden Roma orta sahası. 3'ünü birden yedek kulübesinde bırakmak ancak hizipçiliktir. Milan'ı kollamaktır. Belki birgün Ancelotti'nin koltuğuna yer yapmaktır. Biliyorum taa buralardan Donadoni'ye sallamak da ayrı komedi. Yarın İtalyan medyası üzerinden geçecek ya da en fazla Romanya maçını bekleyecek. Hollanda kazandı diye buna total futbol diyenler çıkacaktır; alakası yok. Fazla teknik geldiler İtalya'ya hücum hattında. Orta sahada bir adam fazla olmak yetti arttı bile. Gio maçın adamı oldu, bir al da at; bir de gol. Hollanda liginin gol kralı yedek kulübesinde oturuyor, öyle bir kadro. Hoş bizim gol kralı da yedek kulübesinde ya. Materazzi batırmaya devam ediyor. Pirlo 2 yıldır idare ediyor, Emre ne kadar oyun kuruyorsa o kadar kuruyor işte. Aslında kaderimiz aynı. Anlamsız stoper tercihleriyle diken üstünde maç seyreden iki milletiz İtalyanlar ve biz. Onlar pivotlarından vazgeçmemişler. Biz ise sadece ondan vazgeçebilmek adına bir tunuvadan vazgeçmişiz. Donadoni döneminin en farklı mağlubiyeti bu. İtalya 3-0 mağlubiyeti 25 yıl önce yaşadı. Napoli'de İsveç'e eleme grubunda 3-0 kaybetmişlerdi. Romanya-Fransa maçında mezelerdeydik. Güzeldiler. Kadıköy Gözde Şarküteri'den. Maç rezildi ama. Allah müstahakını versin Domenech. Git Sorbonne'da matematik profesörü ol o suratla...

River Plate Şampiyon

Boca Juniors için bu kadarı da fazla. Copa Libetadores'den elendiler ardından Estudiantes sahasında berabere kalınca River Plate bitime bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. Simeone'ye yazmak lazım bu şampiyonluğu, alkolik Ortega ile Riquuelme'li Boca'yı mat etti. Fotolar Arjantin klasiği, her derbi galibiyeti ve şampiyonluk sonrası sınırsız yaratacılık...

;

Blogun uzun zamandır bana ait olmadığının farkındayım. Sadece ben nefes almıyorum burada, yorumlarıyla katkıda bulunan, ufuk açan çok futbol dostu var. Mourinho Inter'e gelmiş, River Plate şampiyon olmuş, Alves Barça'ya gitmiş, Türkiye bizleri yanıltmamış, İtalya 3 yemiş. Herkesin hayatında futboldan önemli birşey olmalı derim ben. Bir sevgili, bir çocuk... Teli kopartan da buydu. Bu blogun bu kadar umursandığının farkında değildim. Özür dilerim. Yazmayı, futbol konuşmayı ve okumayı özledim. Yorum moderasyonu artık "Ich"de. Bu akşam 2 maçı bir litrelik anason çayı eşliğinde beraber izledik. Takımdan ayrı düz koşu sona ermiştir. Takım dediğim bu bloga yorum, e-mail atan, facebook'da 25 yıllık arkadaşıma baskı yapanlardır! Donadoni'ye çok fena sallayasım var; "Ich" tazele kardeşim...

3 Haziran 2008

Son Düdük

18 ay süren bir oyundu. Hep beraber oynadık. Pas atan, verkaça giren, al da at diye orta kesen, topu doksana takan herkese teşekkür ediyorum. Blogun en keyifli tarafı gelen yorumlardı. Çok şey öğrendim o yorumlardan, yeri geldi hatalarımı gösterdi, yeri geldi eski bir maçı, futbolcuyu hatırlattı. Futbolu seven insanlarla çok şey paylaştık. Kadroya bir yabancı kattık. İspanyol Ramon'u tek forvet oynattık...
***
En keyifsiz tarafı da arka planda sadece şahsıma değil; postlarda adı geçenlere de edilen hakaret ve küfür içeren yorumları silmekti. Hakaret edenler, küfür edenler; en sonunda cumartesi günü o kilidi asmama sebep olan; bana yeter artık dedirten; 4 yaşındaki çocuğumun adını ağzına alıp küfür eden ve her seferinde anonim arkasında saklananlar. Blogu yoruma kapatıp devam etmek bir yoldu ama tercih etmedim...
***
Oyundu bu. Amatör bir oyun. Adımın önemi yoktu. Mevzubahis futboldu. Maç bitti arkadaşlar. Ya da bitmedi beni sakatladılar ve hocaya beni değiştir işareti çaktım. Herkese teşekkür ediyorum. Adını bile bilmediğim, yüzyüze tanışmadığım; hepsi bu blogun müdavimi sevgili dostlarımı çok özleyeceğim...

31 Mayıs 2008

Beter Olun

Bu akşam (20:00) Arjantin'de derbi var ve NTV Spor naklen yayınlıyor. Avellaneda derbisi. Independiente-Racing. Derbiye birgün kala Independiente taraftarı Racing idmanına çıkarma yapmış. Baklavayla gelmedikleri kesin!.. Independiente iyi durumda 5. sırada. Racing ise sürünüyor, 19. sırada.Eski Independiente'li Sergio Aguero'ya sormuşlar Racing'i: "Beter olsunlar" demiş; bir de "ben R ile başlayan takımlarda forma giymem" ile olaya son noktayı koymuş. Rizespor'un şansı yok yani(!)

Moratti&Mourinho

Bu da gazeteciliğin en keyifli tarafı. Rakipleri atlatmak. Inter başkanı Moratti ve Mourinho'yu aynı karede ilk kim yakalayacaktı? La Gazzetta dello Sport başardı. Paris'te kıstırdılar bir köşeye...

Emre Belözoğlu

Emre ve Okan'ın Inter'e imza attığını yazdığımda Inter kulübü sitesinin resmi açıklamayı yapmasına bir saat vardı. İtalyan arkadaşım bana haberi uçurmuştu. Büyük bombaydı...
Bu akşam İtalya-Belçika maçını seyrediyordum, farkında değilim. Fenerbahçe resmi açıklama yapmış. Newcastle United ile bonserviste anlaştık diyorlar. Galatasaray için ancak geçen sezon o da Mehmet Topal patlamadan kiralık olarak gelse efektif bir transfer olabilirdi. Vakti zamanında sıfır bonservisle gitmiş bir futbolcuya Galatasaray kulübü 5 milyon euro öderse kıyamet kopardı. Taraftarlar arasında duygusal davrananlar olacaktır elbet ama Galatasaray onbirinde Emre'ye yer de yok; ihtiyaç da. Geçen gün de Basinas'ı yazmışlardı. Alıp da nereye koyacaksın? Galatasaray'ın Mehmet Topal-Linderoth ve Ayhan gibi 3 adamı var o bölgede. Fenerbahçe için ise gerekli bir transfer. Hele Beşiktaş için elzem. Appiah bitmiş, Selçuk bitirilmiş, Aurelio gider mi kalır mı. Türkiye'de sıradan futbolcular için kapıyı 5 milyondan açıyor başkanlar o yüzden İngilizlere ödenecek bonservis de çok değil. Yıllık 3.5 milyon euro doğruysa eğer bu Türk futbolunda devrimdir. Kezman, Alex alır da bir Türk futbolcusu 3.5 milyon euro alırsa, alabilirse bize feza yolu açılmış demektir. Emre iyi futbolcudur ben deyince olmuyor zaten. Sağlam olduğu maç sayısı kadar da katkı yapar Fenerbahçe'ye... Bir de Fenerbahçe resmi sitesinde gözüme takıldı. "Emre kimdir?" derken Galatasaray'da oynadığını özellikle yazmamışlar. Daha ilk günden bu kadar sıkıntı çekiyorlarsa bence hiç bu işe bulaşmasalardı. Foto tribündergi'den. Ne zaman çekilmiş bir fikrim yok ama transfer vesilesiyle çekilmediğini not düşeyim...

İtalyanların Keyfi Yerinde

Euro 2008'in ilk maçına kadar artık futbol seyretmeyeyim diyordum İtalya'yı görünce dayanamadım. Belçika'yı 3-1 ile geçtiler. İyiydiler ama rakibi ezip de geçmediler. Donadoni 4-4-2'de devam ediyor. Onun döneminin flaş golcüsü Di Natale yine onunla başladı, o da 2 gol atıp görevini yaptı ve yerini 2. yarıda Del Piero'yu bıraktı. Luca Toni elbette ki finallerin gol kralı adaylarından, hava toplarında ezdi geçti Belçika defansını. Belçikalılar yerden iyiydiler, özellikle 2. yarıda Del Piero'yu 3 kez son vuruş öncesinde bire birde durdurdular. Zambrotta takımın jokeri. İlk yarı solda başladı. İkinci yarı sağ bek Panucci çıkıp yerine sol beke Grosso girince de sağ kanada geçti ve en çok bindirmeyi de o yaptı. Orta sahada Gattuso her zamanki gibi, Aquilani hergün üstüne koyan bir adam. Pirlo harika uzun toplar attı. Kalede Buffon'a eyvallah da stoperlerde biraz sallanıyorlar. Çok hava topu verdiler rakibe. Orta sahayı klasik uzun toplarla hızlı geçiyorlar ve ters toplarla bekleri çıkartıp, uzak direkte Toni'yi buluyorlar. Del Piero ve Cassano oyuna girince de topu yere indirip ince çalıştılar. Borriello, Toni'nin, Cassano; Camoranesi'nin yedeği olacak finallerde. De Rossi ve Perrotta'yı ise sanırım dinlendirdi Donadoni ve dakika vermedi Romalılara.

Ronaldo ve Babası

Beni uyaran yorum için teşekkür ediyorum, bu blogu okuyanlardan da özür. Cristiano Ronaldo'nun ailesi fotosunu aldığım site beni yanılttı ve Ronaldo'nun babasını dirilttik iki post aşağıda. Gelen yorum sonrasında araştırmak şart oldu. Bir yıl önce de La Gazzetta dello Sport'ta bir haber çıkmış. Ronaldo'nun annesi Dolores Aveiro anlatıyor: Babası Dinis 52 yaşında vefat etti. 2006 Dünya Kupası eleme grubundaki Rusya-Portekiz maçı öncesinde. Aralık 2005 gibi olmalı. Babası alkolikmiş Ronaldo'nun, ölümüne kadar da tüm tedavi tekliflerini reddettmiş. Ağabeyi Hugo ise Ronaldo 14 yaşındayken uyuşturucuyu başlamış. Cristiano Ronaldo profesyonel olduğunda ancak parası yetmiş ve ağabeyini tedavi ettirmiş. Hugo bugün 33 yaşında ve dekoratörlük yapıyor. İki de ablası var Ronaldo'nun. Ronalda lakaplı Katia ve Ronaldo'nun markası CR7'yi yöneten Elma. Biliyorum "Evra'nın 23 kardeşi var" diyen Ertem Şener tadında bir post oldu ama bu biraz da zorunlu açıklama. Kimseyi bilmeden de olsa yanıltmayayım..

30 Mayıs 2008

Amauri Juventus'ta

Palermo'nun sıkı pazarlığı işe yaradı ve Juventus'dan Amauri için istedikleri rakamı kopardılar. Sezonu 14 golle kapatan Brezilyalı için ödenen rakam 12.5 milyon euro. Nocerino'yu da bonservisiyle verdiler ki kağıt üzerinde onun fiyatı da 7.5 milyon euro. Yetmedi bir de Lanzafame'yi yollayıp bonservisinde %50 pay verdiler. Del Piero, Trezeguet ve Iaquinta'nın olduğu kadroya 4. santrfor. YaTrezeguet valiz toplayacak ya da Iaquinta... Fiorentina'dan ayrılan Liverani de Palermo'ya imza attı...

Aile Baskısı

Bu transfer gerçekleşirse bu kesinlikle Madrid medyasının başarısı olacak. Adamlar yemiyor içmiyor Cristiano Ronaldo'nun peşinden koşuyor. O yetmiyor ailenin peşine takılıyor. Annesine zamanında "oğlumu Real Madrid formasıyla görmezsem gözlerim açık gider" dedirtmişlerdi. Şimdi de aile fotoğrafı çakmış, babasının eline de fotomontajı tutuşturmuşlar. Mahalle değil aile baskısı...