
* Geçen hafta 3 puanı veren 3 Büyükler'in bu hafta zayıf rakiplerle oynaması en büyük şanslarıydı. Beşiktaş'ta
Ferrari, geçen haftanın, Galatasaray'da
Hakan Balta, Lviv maçlarının, Fenerbahçe'de
Santos formsuzluğunun bedelini ödedi.
*
Schuster, rotasyonu seviyor, iyi de yapıyor, geçen hafta belki bunun bedeli ödendi ama bir kenara atılan
Nobre'ye şans tanıması,
Necip'e onbir oyuncusu olduğunu hissetirmesi önemli. Büyük hoca, şanına yakışır başladı. O saatte iş gereği Fenerbahçe maçını izledim. Bugün bol miktarda bireysel hata vardı. Toraman da yaptı ama Sivok'un yokluğunda temel direk yine o olacak.
*
Manisa, Karabük ve
Eskişehirspor'dan bir karma yapsan, Bursa ve Trabzon'u yenemez. Üçünün de bugün İstanbullular karşısında oynadığı oyunun bir rengi yok. Karabük için lafım olamaz ama Manisa, geçen sezonun sağlam defansını mumla aratan Fenerbahçe karşısında ikinci yarıda çok kolay dağıldı. Maçın adamı elbette ki genç
Okan.
Gökhan Gönül'ün artık sakat sakat oynayıp fedakarlık yapmasına gerek kalmadı. Hem deparları hem de orta yaparken kafasını kaldırması harika.
Alex de maç sonunda gönderme yapıp 6 yıl sonra bir genç oyuncu gördüm dedi.
Niang'i ileride tek başına çok yoruyorlar. Buna rağmen ayakta kalıp 2 gol attı. Bunlar klasik Niang golleri.
Topuz'dan sağ açık olmaz, olacağı yer sol iç, orada da yer yok.
Cristian, Bilica, Caner sırıttı. Emre'nin de geçen sezon tavan yapan formunun ardından güçlenmesi lazım.
Aykut Kocaman iyi başlamadı ama iyi yaptığı şey Galatasaray'ın da belası olan takım içindeki kangrenler. En azından bunları keşfediyor ve kesmesini biliyor Kocaman.
Önder, Deivid'in gidişi,
Güiza'ya set çekmesi, formsuz adamları makaslaması ve genç oyunculara şans tanıması artısı. Defans ve kanatları ayağa kaldırması gerekiyor çünkü derbi yaklaşıyor.
*
Rijkaard'ın kendisini batıran orta saha üçlüsünde ısrar etmesi ilginç.
Cana ve
Musa'nın kenarda oturması, 3 gün önce sakat denilen ve Lviv'e götürülmeyen
Elano'nun onbirde olması ilginçti. Geride kalan maçlardan çok da farklı değildiler. Yine güven vermediler ama bu kez rakip yoktu ortada.
Sezer büyük konuştu ama bu oyunda sahada konuşacaksın, yoksa ağzının payını alırsın. İki kaleci hatası, ardından arka arkaya gelen iki gol. Galatasaray, kendisine ters gelen Eskişehirspor deplasmanından iyi çıktı.
Rijkaard da Barça'da olduğu gibi buradan toparlayabilir. Onun da
Aykut Kocaman gibi kangrenleri tespit edip neşteri eline alması lazım. Transferde yüksek ihtimalle gelecek isim
Misimovic. Oyuncunun açıklamasına göre bu transfer bitti. Adamı İstanbul'da görmeden inanmamak lazım çünkü uçağa bindi denilen nice yıldız hala ayağını toprağa basamadı!
*
A Milli Takım kadrosu skandal. Sakat ve formsuz oyuncular bir tarafa,
Necip ve
Volkan Şen'in o kadroda olmaması tek şeyle açıklanabilir.
Hiddink, Amsterdam'da yaşıyor ve bizim ligi, bizim takımlarımızı takip etmiyor. Necip'in milli takımda olmasını isteyenin Oğuz Çetin, yetersiz bulanın Hiddink olduğunu not düşeyim...

* Avrupa'dan naklen yayınlar insanın başını döndürüyor. Hangi birini izleyeceksin, hangi birine kıyıp, bir diğerine bakacaksın. Serie A'nın Fox TV'de olacağı söyleniyor. Neden hafta sonu değil de Pazartesi başlıyorlar anlamadım. Bez Bebek'ten vazgeçtiler mi, bilmiyorum.
*
Sunderland, Manchester City'nin pahalı kadrosuna
Bent çekmiş. Bellamy'yi yolladıklarından beri kılım bu takıma. City kaybedince sevindim.
Liverpool'dan
Mascherano'nun gitmesine sevindiğim gibi. Barça gibi sempatik bir takım içinde saha içindeki gıcıklıklarıyla sırıtacaktır. Yıllar önce
Hagi, bana büyük topçu olacak dediğinden ustaya saygıdan futbolculuğuna edecek bir lafım yok.
*
Chelsea ve
Man. United,
Barça-Real Madrid gibi ligi götürecek, fazlasını beklememek lazım. Liverpool da Torres'in Anfield Road performansıyla ayakta kaldı. Orta sahasını düzeltmediği sürece -Mieireles yeter mi?- ilk dördü bozamaz. İlk iki hafta 10 giyen Wigan'a sahasında mağlup olan Tottenham'a bol bol küfür yağmıştır! Wigan da geçen sezon 9 yediği zeminden iyi kazımış 3 puanı.
*
Valencia'nın
Silva ve
Villa'sız ilk deplasmanda zorlanacağını düşünüyordum. İkinci yarıda maçı kopardılar.
Mehmet Topal'ın işi zor. Orta sahada
Banega ve
Albelda vardı. Stopere gelen
Ricardo da Costa'nın varlığı Topal'ın işini zorlaştırıyor. Albelda'yı bakalım nasıl kesecek!

*
Real Madrid, Mesut'suz ve golsüz başladı. Transferi için yaygara yapan Madrid gazeteleri lig başlarken bol bol
Canales tezahüratı yaptı. Maçı ancak banttan izleyebileceğim ama 0-0 biten bir maça ne kadar katlanır ki insan! Barça deplasmanda yine 3 golle başlayınca tabii akla şu soru geliyor:
Mourinho bu 2 puan farkı nasıl kapatacak?
*
Juventus yine çakılarak başladı sezona. Özetleri nasıl izleyeceğiz?
Roma ve
Palermo'nun golsüz beraberlikleri dışında şaşırtan bir skor yok.
* O.Lyon
Gourcuff'u aldıktan sonra bu ligi süpürür dedim de boş konuşmuşum. Tek avantaları bu hafta büyük maçta
Bordeaux ile
Marsilya'nın berabere kalması.
Paris Saint Germain de dışarıda dağıttığı sürece olmaz, olmayacak da...
Toulouse'a dikkat tabii.
* Almanya'da akıllara ziyan iki skor var.
Wolfsburg'un 3-0'dan
Mainz'a 3-4 maçı vermesi ve
Bayer Leverkusen'in sahasında
M. Gladbach'a 6-3 mağlup olması. Tüm bu skorlar Bundesliga'yı Avrupa'nın en keyifli ligi yapıyor. Bayern Münih'te
Robben'in ligin ikinci yarısına kadar dönemeyebileceği haberi ise
Kaka'nın 4 ay sürecek sakatlığı haberiyle birlikte okunmalı.