Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası arasındaki fark sadece kalite, elde edilen gelir, prestij vs. değil. UEFA Kupası'nda oynamanın en büyük dezavantajı Perşembe-Pazar trafiğinde lig maratonunu götürmek. Üstelik bir de UEFA maçını deplasmanda oynamışsan; dinlenmek için sadece bir günün kalıyor elinde. Galatasaray işte bu trafiğe çıktığı gün frenleri patlattı, motoru dağıttı. Olympiakos maçının ardından Skibbe'nin Eskişehir'de ilk onbiri değiştirmesi gerektiğin not düşmüştüm. Onun lig maçlarında dersine çalışmadığı konusunda ısrarlıyım. Ümit Davala, "Yusuf'u neden anlatmadı" diye suçlandı, elbette ki gönderilme sebebi bu değildir. Ne değişti peki? Bu ligi bilenler için Youla "yabancı" futbolcu mu? Peki kim uyardı Skibbe'yi Youla'y önlem alması için? Eskişehir raporunu kim hazırladı? Galatasaray, Olympiakos maçından farklı olarak hangi futbol aklıyla çıktı sahaya? Lincoln'ün cezalı olması mazareti mi affetirecek herşeyi? Bu takım sezon başında hazırlık kampında hazırlanamadı. İyi antrenman yapmadılar, bol bol izin yaptılar. Belki de bu yüzden çok seviliyordur Skibe! Faturası S. Bükreş maçlarında çıktı. Galatasaray'a gelip fizik olarak güçlenen, kuvvetlenen bir tek futbolcu yok. Florya'ya gelen serbest düşüşe geçiyor. Nonda, Kewell, Baros 7 günde 3 maç kaldıracak nefese de; kas gücüne de sahip değil. Sakat futbolcu sayısı fazla olabilir ama bu yine de kenarda Yaser, Volkan gibi gençlerin, Karan gibi tecrübenin olduğu gerçeğini unutturmuyor. Solda Hakan Balta sıfır katkıyla oynuyor. Emre Aşık'ın Youla tipindeki forvetler karşısında zorlanacağı ilk dakikadan belli. Baros'un güçsüz olduğu Perşembe görüldü. Skibbe'nin kenardan çevirdiği tek maç yok. Bugüne kadar yapabildiği tek mantıklı değişiklik, Konyaspor maçında Mehmet Güven'i Ali Sami Yen'de ilk yarıda oyundan almaktı. Hoş, onbire koymak da kendi hatasıydı zaten. Feldkamp'tan sonra Skibbe de bu Mehmet Güven'de bizim göremediğimiz neyi görüyorsa yine oyuna soktu. Üstelik Galatasaray'ın gole ihtiyacı olduğu dakikalarda Kewell'ı oyundan alarak. Mehmet Güven'i sağ açığa koyan bir teknik adamla; futbol değil de ekonomik kriz muhabbeti yapmayı yeğlerim. Eskişehirspor'u ilk 20 dakika dışında beğenmedim, Galatasaray'ın teknik direktörü maçı hediye etti, onlar da yakaladıkları kontralarda 3 direk arasını buldular. İnönü'de Boluspor karşısındaki Eskişehir onbiri çok daha yürekli ve şahsiyetli futbol oynuyordu. Galatasaray aynı kafayla Bursa'da bir farklı kaybetmişti. Bu kez çekirge zıplamadı. De Sanctis'in ilk yarıda skor 1-0 iken 3 net pozisyonu çıkardığı maçta Galatasaray kalesinde 4 gol görüyorsa; Skibbe'nin gelecek bayramda Mersin'e aile ziyaretine gidip el öpecek vakti olmayacak demektir...
Blogun arşivi ve güncel yazılar
http://acetoblog.wordpress.com/ adresinde...