21 Ocak 2008

Madem O Kadar İyiydi...

Madem o kadar iyiydi o zaman bu yaşına kadar neden Avrupa’ya gelmedi?” Bu son yılların meşhur klişesi. Maldonado’nın Fenerbahçe’ye transferi gündeme geldiği günden beri de sık sık kullanılıyor. Maldonado hakkında kuruş fikrim yok. İyi mi kötü mü geldiğinde görürüz; biz klişeye dönelim. Güney Amerikalı futbolcuların kaliteleri üzerinde iki kelam edebilmek için önemli ama; "eşittir işte budur" tadında bir parametre değil bu Avrupa’ya gelmek, gelebilmek meselesi. Keşfedilme yaşının 12’ye indiği, Avrupalı’nın yerel scout’lar çalıştırdığı Güney Amerika’dan bizim Kaka’ları, Pato’ları bulup getirmemiz çok zor. Evet, iyi bir Güney Amerikalı futbolcu kıtadaki ekonomik şartlardan dolayı kirişi kırdığında illa ki kapağı Avrupa’ya atmak ister. Hollywood’dur orası, Oscar alacaksan orada alacaksındır. Para oradadır, şöhret oradadır. G.Amerika’da iyiysen hatta çok iyiysen maksimum 23-24 yaşına kadar bir Avrupa kulübü senin kapının çalar. Peki ya gelemeyenler; ya da 27-28’inden sonra Avrupa’da kulüp bulanlar. Oscar Cordoba mesela. Boca’da efsane olmuş bu adam 30’una kadar kıtasından çıkmadı diye kötü kaleci miydi? Ya da 27’sine kadar Kolombiya ve Arjantin’de oynayan Mondragon? O.Lyon’a bu devre arasında gelen Cesar Delgado peki?
***
Madem o kadar iyiydi o zaman bu yaşına kadar neden Avrupa’ya gelmedi?” kabul edilebilir ama tartışmayı bitiren soru değildir asla. Hele ki o futbolcu forvet haricinde bir mevkinde oynuyorsa. Ben bu “klişeyi” 28’inden sonra bizim memlekete gelen ve geçmiş kariyerinde adam gibi gol ortalaması tutturamamış santrforlar için kullanırım. Orta saha oyuncusu sezon boyunca tek gola atmaz, tek bir asist yapmaz. Sallandıracak mısın hemen 1300 rakip atağı kesen adamı? Defanstaki adam sezonun tüm maçlarında oynar, kalecisi palavradır, takımı çok gol yer, kendisi iyidir. Futbolun tutulan istatistikleri; golcüler dışında hiçbir oyuncunun geçmiş kariyerini izlemeden ahkam kesmeye izin vermez. En fazla kırmızı kartlarına bakıp dudak bükersin. Adam buraya gelir, kuzu olur.
***
Peki hala “iyi de neden Avrupa’ya gelmedi?” diyen varsa. İngiltere’de, İspanya’da, İtalya’da Güney Amerikalı oyuncusu kısıtlaması var mı? Var. İpini koparan gelemiyor demek ki. Bu gelemeyenler, kaldıkları memleketlerinde lig yok mu? Bu adamlar futbol oynamıyor mu? Gelmeyenin keyfinin kahyası mıyız? Adam ruhunu orada bulmuş, sadece orada Martin Palermo, Riquelme olabiliyor mesela. Avrupa’nın tüm liglerinde Güney Amerikalı oyuncu sayısı kaç? Yüzdesi ne kadar? Güney Amerika’nın ayağına top yakışan bütün futbolcularını Avrupa’ya getiren gemi Avrupalıları yükleyip mi dönecek gerisin geriye...
***
Bitirelim. Brezilya Ligi gibi anlamsız bir ligde defansif orta saha olarak sivrilmek pek de anlamlı değildir futbol adına. 27-28’ine kadar Avrupa’ya gelememek de yolun sonu değildir. Sevmem kendisini ama; Pele ile bitireyim. Madem o kadar iyiydi neden gelmedi Avrupa’ya? "Milli servetti Pele, yasa çıkarmışlardı" denecek elbette. Eee kardeşim gelemeyenlerin hepsi o yasa kapsamında(!) Bu gelenler firar edenler işte...

4 yorum:

Anonim dedi ki...

Yahu bu blog dışında da bir dergi olsun, editör/yazar/çizer, kısacası her şey siz olun. Siz varolun!..

Alper Öcal dedi ki...

Bunun gibi birçok şehir efsanesi var, vakit olduğunda toparlamak lazım aslında hepsini.

Yalnız yazının son paragrafının giriş cümlesine katılmıyorum.

Brezilya gibi sürekli hücumun düşünüldüğü bir ligde defansif ortasaha olarak sivrilmek bence önemli bir iştir.

Anonim dedi ki...

tek kelimeyle bravo! daha ne diyelim be aceto bey?

görkem dedi ki...

aga onu bunu bilmem de 30nda milan'a giden serginho'nun bonservis ücretini kimse ödeyemezdi o dönem türkiyede bunu bilirim. luciano da 28-29'nda gelmişti. alex 28'di. lugano 25nde geldi. yaşı maşı hiç dert olmaz. ama defansif yönü güçlü diyorlar. api'nin ofansif gücünü katmayacaksa gerek yok bence... deniz idare edecektir.