10 Mayıs 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



10 Mayıs Cumartesi
16:30 Bayern München - Stuttgart (TRT Haber)
16:30 Mainz 05 - Hamburger SV (TRT Spor)
18:00 Vitoria Setubal - Olhanense (Tivibu)
18:00 Belenenses - Arouca (Tivibu)
19:00 Gençlerbirliği - MP Antalyaspor (LigTV)
19:00 Verona - Udinese (Tivibu)
20:00 Porto - Benfica (Tivibu)
21:45 Inter - Lazio (Tivibu)
22:00 Lille - Paris SG (Tivibu)
22:00 Bordeaux - Marseille (Tivibu)
23:00 Levante - Valencia (NTVSpor Smart HD)
23:00 Estudiantes - San Lorenzo (TVNet)

11 Mayıs
Pazar
00:30 Internacional - Atletico Paranaense (LigTV3)
02:00 RB Newyork - Chicago Fire (Sports TV)
12:30 Zenit St. Petersburg - Dinamo Moscow (LigTV3)
13:30 Atalanta - Milan (Tivibu)
14:45 CSKA Moscow - Tom (LigTV3)
15:30 Standard Liege - Club Brugge (TVNet)
16:00 Sampdoria - Napoli (Tivibu)
16:00 Torino - Parma (Tivibu)
17:00 Manchester City - West Ham (MovieMax Speed)
17:00 Liverpool - Newcastle United (Digiturk)
18:00 Sporting Lisbon - Estoril (Tivibu)
18:00 Athletic Bilbao - Real Sociedad (NTVSpor Smart HD)
19:00 Gaziantepspor - Eskişehirspor (Digiturk)
19:00 Elazığspor - Beşiktaş (LigTV2)
19:00 Trabzonspor - Galatasaray (LigTV)
19:00 Kasımpaşa - Çaykur Rizespor (DT Salon 1)
19:00 Kayseri Erciyesspor - Bursaspor (LigTV3)
19:00 Sivasspor - Akhisar Bld. (DT Salon 3)
19:00 Torku Konyaspor - Kayserispor (DT Salon 2)
19:00 Anderlecht - Genk (TVNet)
20:00 Atletico Madrid - Malaga (NTVSpor Smart HD)
20:00 Celta Vigo - Real Madrid (Smart Spor)
20:00 Elche - Barcelona (NTVSpor)
21:45 Roma - Juventus (Tivibu)
22:00 Fluminense - Flamengo (LigTV3)

5 Mayıs 2014

Dost Musun Düşman Mı?

İtalya'da dost (turuncu) düşman (siyah) tribünler 

4 Mayıs 2014

Geçen Ömürden De Geçiyor

Altyapısından yetiştiği takımın büyüyünce golcü olacak umuduydu Sedat Debreli. Pozisyonu bildiğiniz 9 numara. Doğru zamanda doğru yerde olmak yetenek kadar önemli futbolda. Sliding Doors (Rastlantının Böylesi) filminde olduğu gibi. Bir saniyelik bir kararla, bir imzayla, bir formayla her şey değişir futbolcunun hayatında. 9 numara Sedat bir zaman sonra forvet arkası oldu, Suat Kaya'nın futbola veda ettiği maçta ön liberoydu. Biraz daha kalsa Galatasaray'da stoper olacak oradan da saha dışına çıkacaktı. Geçen, ömürden de geçiyor. Sedat Debreli şimdi 31 yaşında. Florya'da valizini topladı, memleketi turladı. Onunla aynı günlerde vitrine çıkan İlker Erbay da, yerli Roberto Carlos adayıydı. Galatasaray'ın idmanlarında fırtına gibi esen, Pinto sırtına alıp giderdi karşı karşıya kaldığında ufak tefek İlker'i. Yıllar sonra alt yapısından yetiştiği Galatasaray'ın futbolcuları Bolu'ya kamp yapmaya geldiğinde alt liglerde forma giyen bir futbolcu tedirginliğiyle dönem arkadaşlarıyla eski günleri yad etmişti. 


Kolay iş değil futbolcu olmak hele ki en üst ligde oynamak. Meşhur Barcelona altyapısı La Masia'dan son 15 yılda yetişen 150 futbolcudan toplasan 20'si yükselebildi A takıma. Gerisi elbet ekmek yemeye devam ediyor futboldan ama hayal ettikleri değil; bulabildikleri formayla. Abdullah Avcı'nın artık şehir efsanesine dönen 2005 yılında Avrupa şampiyonu ve dünya dördüncüsü olan 17'lik yıldız adaylarından bugün ayakta kalabilen kaç isim var ki? Kariyeri erken zirve yapıp son iki yılda sıradanlaşan gurbetçi Nuri Şahin, Trabzon kalesinde harikalar yaratan Onur Kıvrak, bu sezon Ersun Yanal sayesinde Avrupa'nın en iyi sol beklerinden biri olmayı başaran Caner Erkin, 10 yıldır Galatasaray'da patlama yapması beklenen ve bu sezon ağır bir sakatlık geçiren Aydın Yılmaz, biraz Aykut Demir, biraz Volkan Babacan. Gerisi olmadı o kadronun... 


Manchester United'ı zirveye taşıyan ve uzun yıllar oradan indirmeyen, en sonunda da filmi çekilen (The Class of 92) 92 kuşağına (Beckham, Butt, Giggs, Neville kardeşler, Scholes) benzer bir kuşağı da 2000'lerin ilk yarısında Galatasaray yakalamıştı altyapısında. 87-88 doğumlu kuşağın şöhreti, daha bu gençler A takımla sahaya çıkmadan menajerlik oyunlarının meraklıları sayesinde ülkeyi sarmıştı. En iyi golcü, fırtına gibi kanat, hava topu vermeyen stoper, yorulmak nedir bilmeyen ön libero, Emre-Okan gibi orta saha... O kadar çoktular ki, 12 tanesi pişmek için kulübün pilot takımı Beylerbeyi'ne yollandı. Ülke futbolunun acı gerçeği, "altyapı yarışmaz, yetiştirir"i yine gözardı eden teknik adamlar en fazla iki üçüne forma verip, 30'lukları sahaya sürdü. Zafer Şakar bu kuşağın ağabeyiydi. Orta sahada nefis tekniğiyle yerli Xavi olabilirdi. Olmadı. Oğuz Şabankay, Almanya'da bir hazırlık maçında oynadığı futbolla yanımda oturan Alman gazeteciyi mest etmiş, "Ne şanslısınız, biz de böyle saf yetenekler yok" dedirtmişti. 

Mülayim Erdem, Galatasaray'ın unutulmaz forveti Arif Erdem'in yeğeniydi. Amca kontenjanından girmemişti altyapıya. Orta sahada top ayağındayken sürekli yukarda kafasıyla "Gün gelir belki Pirlo olur" bile dedirtiyordu ama bizim memlekette hali vakti yerinde ailelerin çocuklarının futbol sahasında eksiği hırs. Kayboldu gitti Mülayim. Mehmet Güven sessiz ve utangaç bir çocuktu, atlaman gereken bir eşik vardır futbolda büyük hedefleri olan bir takımda tutunabilmek için. Eksiğin neyse ona bulman, onu geliştirmen ve vazgeçmemen lazım... Yavaş kaldı Mehmet Güven hızlanan futbolda... 


Ferhat Öztorun, İstanbul'un futbolcu yetişmesi zor semtlerinden Etiler'de büyümüş, bankacı babası onu yıllarca Etiler'den Florya'ya idmana getirip götürmüştü. Bir Fenerbahçe derbisinde yediği ters çalım, sonra gaza basamadığı Trabzonspor yılları... Cafercan Aksu, milli takımın alt yaş gruplarının değişmez forvetiydi. Bir turnuvadan bir turnuvaya, 18'ine gelmeden eskitilen üç dört pasaport... Zayıf ve çelimsizdi, yaş grubundaki defanslarla baş edebiliyordu ama iş büyük sahneye çıkmak olunca, ezildi... Özgürcan Özcan, Hakan Şükür'ün sayısını unuttuğumuz veliahtlarından biriydi. Cafercan'ın aksine yaşıtlarının yanında üç-dört yaş büyük duruyor, güçlü fiziğiyle stoperleri hava toplarında eziyordu. Hakan Şükür, Necati, Ümit Karan, Hasan Kabze dörtlüsünün arkasında bekleyen genç yetenek olmak belki de kariyerinin en büyük talihsizliğiydi. 
Uğur Uçar, kiralık gönderildiği Kayseri'den pişip döndüğünde "olmuştu" ama güzel oyunun kabus tarafıyla Konya'nın buzlu zemininde tanıştı, diz kapağı kırıldı. Hepsi hâlâ futbol sahnesinde, olmak istedikleri yerlerde değiller, hayalleri vardı hepsinin, beraber büyüdükleri takım arkadaşları gibi... 

Manisa'ya kiralanmasa, Robert Pires'i İstanbul'a getiren meşhur uçak Atatürk Havaalanı'na inebilse; Arjantinli büyük (!) yetenek Carrusca futbolcu çıksa, Adnan Polat, Manisa formasıyla Fenerbahçe karşısında izleyip "Kim bu çocuk?" diye sorduğunda Adnan Sezgin "Bizim altyapıdan, kiralık verdik" demese; Adnan Polat "Sezon sonunda takıma dönüyor" yanıtını vermese; hayal etmese, futbola aşık olmasa, çok çalışmasa, hatalarından ders çıkarmasa; Stanford Bridge'de o çok da uzun olmayan boyuyla Londra semalarına yükselip o kafayı vuramayacak, direkten dönen topu Chelsea ağlarına yollayamayacak ve ekran başındaki Cafercan'ı, Özgürcan'ı, Mülayim'i, Zafer'i, Ferhat'ı Uğur'u, Mehmet'i, Oğuz'u "Goolll" diye oturdukları yerde zıplatamayacaktı "Kocakafa" Arda Turan.. Arda ile beraber Bayrampaşa'nın sokaklarında ve Florya Metin Oktay Tesisleri'nde büyüyenlerin yolları ayrı ama hâlâ iyi dostlar. "Stand By Me"de dediği gibi "12 yaşındaki arkadaşlarım gibi arkadaşlarım bir daha hiç olmadı." Kimin oldu ki? 

2 Mayıs 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


2 Mayıs Cuma
21:30 Bastia - Lille (Tivibu)
22:00 Rayo Vallecano - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)

3 Mayıs Cumartesi
14:45 West Ham - Tottenham (DT Salon 2)
15:30 Kayseri Erciyesspor - Gaziantepspor (LigTV2)
15:30 Eskişehirspor - Kayserispor (DT Salon 3)
15:30 Karabükspor - Torku Konyaspor (LigTV3)
15:30 Antalyaspor - Elazığspor (LigTV)
16:30 Hamburger SV - Bayern München (TRT Haber)
17:00 Barcelona - Getafe (NTVSpor Smart HD)
17:00 Manchester United - Sunderland (DT Salon 2)
19:00 Gaziantep BBSK - Fethiyespor (TRT HD)
19:00 Galatasaray - Gençlerbirliği (LigTV)
19:00 Beşiktaş - Kasımpaşa (LigTV2)
19:00 Boluspor - Tekden Denizlispor (TRT Spor)
19:00 Malaga - Elche (NTVSpor Smart HD)
19:30 Everton - Manchester City (LigTV3)
20:30 Nacional - Sporting Lisbon (Tivibu)
21:00 Osasuna - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
21:45 Fiorentina - Napoli / İtalya Kupası Finali (TV8)
23:00 Valladolid - Espanyol (NTVSpor Smart HD)

4 Mayıs Pazar
00:30 Sao Paulo - Coritiba (LigTV3)
02:00 River Plate - Racing Club (TVNet)
06:00 Atletico Mineiro - Goias (LigTV3)
12:30 Lokomotiv Moscow - Zenit St. Petersburg (LigTV3)
13:00 Almeria - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
15:30 Hatayspor - Giresunspor (LigTV)
15:30 Bursaspor - Trabzonspor (LigTV)
15:30 Çaykur Rizespor - Sivasspor (LigTV2)
15:30 Arsenal - West Bromwich Albion (LigTV3)
16:00 Parma - Sampdoria (Tivibu)
16:00 Genoa - Bologna (Tivibu)
17:00 Şanlıurfaspor - Orduspor (TRT HD)
17:00 Balıkesirspor - İst.Büyükşehir Bld. (TRT 1)
18:00 Levante - Atletico Madrid (NTVSpor)
18:00 Chelsea - Norwich City (LigTV3)
19:00 Akhisar Bld. - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 Club Brugge - Anderlecht (TVNet)
20:00 Olhanense - Porto (Tivibu)
20:00 Benfica - Vitoria Setubal (Tivibu)
20:00 Sevilla - Villarreal (NTVSpor Smart HD)
21:45 Milan - Inter (Tivibu)
22:00 Marseille - Lyon (Tivibu)
22:00 Real Madrid - Valencia (NTVSpor Smart HD)
22:00 Flamengo - Palmeiras (LigTV3)

5 Mayıs Pazartesi
20:00 Lazio - Verona (Tivibu)
22:00 Crystal Palace - Liverpool (LigTV3)
22:00 Juventus - Atalanta (Tivibu)
23:00 Real Sociedad - Granada (Ntvspor Smart HD)

4-4-2 Mayıs 2014


27 Nisan 2014

Senin Kariyerin Kaç Promil?



"Tarabya'da Dolce Vita diye bir gece kulübü vardı. Biz de her akşam oraya takılıyor, orada içiyor eğleniyoruz. Mekan zula yerde, gazeteciler falan kimse bilmiyor, önceleri haftada bir gün gitmeye başladık. Sonra hemen hemen her gece takıldık, ben, Yaşar, Erdoğan, keyfimiz kıyaktı. Bir gece yine sabahladık Dolce Vita'da, ertesi sabah antrenmana gittik, tabii biz zomuz, birkaç saatlik uyku, daha ayılamamışız, esniyoruz. O sırada soyunma odasına toprağı bol olsun teknik direktör Stankoviç girdi ve 'Ohh Mamma mia mia dolce vita' dedi. Ben tabii şok oldum, döndüm Yaşarlara 'Bu hoca nereden öğrendi lan bu Dolce Vita gece kulübüne takıldığımızı, hani lan kimse bilmiyordu, mekan zulaydı' dedim. Yaşar 'Bu yoksa bizi mi takip ediyor?' dedi, o arada Stankoviç bizim bir işler karıştırdığımızı anladı, üstümüze geldi biz de öttük. Meğerse Dolce Vita, tatlı hayat anlamına geliyormuş. Adamın bir şeyden haberi yokmuş, bizi uykusuz görünce 'O tatlı hayat, dolce vita, İstanbul ne güzel' diye takılmak istemiş. Ben nereden bileyim dolce vitayı, biz sadece bizim takıldığımız mekan sanıyoruz, öyle bir enayilik yapıp, yakalanmıştık."

Yıllar sonra o günleri böyle anlatmıştı Arif Kocabıyık. Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yeteneklerini sıralasak ilk beşten hiç düşmeyecek sambacı görünümlü bu kadife ayaklı adam, kariyerinde spor sayfalarından daha çok magazin sayfalarında manşet olmayı başardı. Mehtap Ar ile yıllarca süren fırtınalı aşkı, gece kulüplerinin değişmez müdavimi ve her yakalandığında artık "uslandım" diyen ama eninde sonunda gecenin karanlığında kaybolan bir futbol figürüydü o. Futboldan milyon dolarların kazanılmadığı, tribünlere açık büfelerin kurulmadığı, kaşar ekmek ayranlı yılların kahramanlarındandı. Yıllar sonra bu hikayeyi, İzmir'de damacana su sattığı dükkanında oturduğu günlerde anlattı... 

Geçen hafta yine futbolu eksik ama magazini bol bir derbiyle geçirdik. Teri soğumadan kendini İstanbul'un karanlıklarına atan Gökhan Töre'yi bu kez paparazziler değil omuzuna saplanan kurşunlar taşıdı gazete manşetlerine. Oynadığı futbolla ya da yeteneğiyle bir kez olsun gazetelerin birinci sayfasının göbeğine manşet olamayan, kusura bakmasın pek de olamayacak görünen, bu genç adam, idmana beş saat kala, gün ağırırken, hayatının belki de en keskin virajını döndü. Altı kişinin kurşunlandığı, onca futbolcu basketbolcunun olduğu gece kulübünde yaşananlar, kulüp yöneticileri tarafından "Unutturmalıyız. Şampiyonlar Ligi hedefimiz var" denilerek üzerine örtüldü. 


Nasıl olmuşsa bir kurşun gecenin karanlığında sekmiş ve altı kişi ölümden dönmüştü. Örttüler çünkü örtmeseler, en çok kendileri üşürdü. En başta da kulübün sportif direktörü, işi futbolculara profesyonelce yaşamayı öğretmek, gerektiğinde uyarmak ve 111 yıllık camiada sporcu olmanın sorumluluğunu hatırlatmak olan Önder Özen... 

Yetenek futbolda sadece bir tren biletidir. Hangi istasyonda ineceğinize karar veren ise akıtılan ter ve hayatın en güzel yıllarında adı profesyonel yaşamak olan yapılan fedakarlıklardır. Sahadaki 90 dakika sadece bir vitrin. Yediğinden içtiğine, takımla idmanından, eksiğini kapattığın bireysel antrenmanına, düzenli uykudan, alkolün kenarından geçmeyen bir hayata. Büyük yük gibi görünür ama gerçek olan futbolcu olmasa ayda kazanacakları parayı yeri geldiğinde bir gece kulübünde iki saatlik eğlencenin adisyonu olarak veren bu insanların yoldan çıktıklarında yanlarında ne o derin bakışlı sarışınlar kalır ne de işi sadece futbolcu kankası olmak olan o garip insanlar sürüsü...

Raul ile 15 yıl Santiago Bernabeu'yu ayağa kaldıran Guti gün geldi Arnavutköy'de ters yola girip bir İETT otobüsüne çarptı. George Best artık bu dünyada değil ve sevenleri onun "1969'da içki ve kadınları bıraktım. Hayatımın en kötü 20 dakikasıydı" sözüne gülümsüyor şimdi. Sergen Yalçın, Bayern Münih'te de oynardı, Real Madrid'de de ama Siirt Jetpa'da oynamak zorunda kaldı. Colin Kazım, İngiltere'de seçilmiş genç yetenekti, İstanbul onu 'Kelepçeli Kazım' yaptı. Sercan Yıldırım, Manchester United'ın beğendiği genç bir yıldızdı. Gecenin karanlığında hız denemeleri yapan ve bunu beş saniyelik videolarla sosyal medyada paylaşan bir kaybedene dönüştü. Pascal Nouma denildiğinde akla gelen ilk tezahürat "Nouma bizi diskoya götür". 

İkisi de telefon kulübesinde üç kişiye çalım atabilecek kadar yetenekliydi, ama gecenin yorgunluğu ayaklarında derman bırakmadı. Hakan Tecimer ve Yusuf Şimşek yapabileceklerinin yarısını bile yapamadılar. Adriano geride kalan 10 yılın en büyük golcüsü olabilirdi ama o Milano günlerinde evinde değil gece kulüplerinde sabahlamayı tercih etti ve sayısını kendisinin de unuttuğu kulüplerin en sonuncusundan geçen hafta iki gün idmana gelmediği için kovuldu. Batuhan Karadeniz 16 yaşından beri kendini büyük golcü sanıyor ama takımın kamp yaptığı otelden gece yarısı gece kulübüne firar edecek kadar sorumsuz. Gascoigne, Lampard ve Gerrard'dan daha yetenekliydi ama kahvaltıyı birayla yapmasa iyiydi... 


İlhan Mansız, yerli Beckham'dı ama koltuk değnekleriyle Reina'ya gitmeyi tercih etti. Tony Adams, Arsene Wenger elinden tutmasa Londra'nın bir köşesinde alkolik olarak hayatına devam edecekti. Maradona ve Ronaldinho, idmanda alkol koktukları için Barcelona'da kapının önüne koyuldular. Ümit Karan şık golcüydü ama Frame diye bir gece kulübü açıp, içtiğini bedavaya getirdi... Okan Koç kanatlarda fırtına gibi esebilirdi, bir gece trafikte iki araç ötede olduğunu gören Sinan Engin kendisini cepten aradığında "Evdeyim abicim" dedi ve bitti.

Elbette ki say say bitmez promili yüksek adamlar. Futbol tarihi diyor ki: O yeteneğinle bindiğin trenden gideceğin yer -tut ki 30'ların ikinci yarısındaki- son istasyonsa; gecenin karanlığı seni öyle bir yerde indirir ki, sonrası yürü yürü bitmez. Üstelik de tek başına. O zaman o kankalarını hiç arama, telefonu açmaz, meşgule alırlar... Sarışınlar ise artık kızıldır zaten...(SABAH Pazar) 

Milano'da Bir Koreografi

Taraftarlar, hiçbir televizyon endüstrisinin umurunda değil ama taraftarın varlığı ve sesi olmazsa futbol bir sıfır olur. Futbol bir tutku hikayesidir her zaman da böyle olacak. Bu tutku olmadan futbol ölüdür, 22 adam bir sahada koşar, topa tekme atarlar. Futbol önemli bir meseledir. (İnter Curva Sud-Tribün kapatma cezaları için. İnter-Napoli maçındaki koreografi.) 

26 Nisan 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


26 Nisan Cumartesi
14:45 Southampton - Everton (LigTV2)
16:30 Bayern München - Werder Bremen (TRT Türk)
17:00 Granada - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
17:00 Stoke City - Tottenham (LigTV2)
18:00 Ajaccio - Monaco (Tivibu)
18:00 Krasnodar - Lokomotiv Moscow (LigTV3)
19:00 Trabzonspor - Gaziantepspor (LigTV)
19:00 Lokeren - Club Brugge (TVNet)
19:00 Bologna - Fiorentina (TRT Spor)
19:00 Getafe - Malaga (NTVSpor)
19:30 Leverkusen - Dortmund (TRT Haber)
19:30 Manchester United - Norwich City (LigTV2)
21:00 Real Madrid - Osasuna (NTVSpor Smart HD)
21:45 Inter - Napoli (Tivibu)
23:00 Real Betis - Real Sociedad (NTVSpor Smart HD)
23:00 Seattle Sounders - Colorado Rapids (Sports TV)

27 Nisan Pazar
00:30 Coritiba - Santos (LigTV3)
13:00 Espanyol - Almeria (NTVSpor Smart HD)
13:30 Verona - Catania (Tivibu)
14:00 Sunderland - Cardiff (LigTV3)
15:00 Sochaux - Paris SG (Tivibu)
16:00 Cagliari - Parma (Tivibu)
16:00 Sampdoria - Chievo (Tivibu)
16:05 Liverpool - Chelsea (LigTV3)
17:00 Manisaspor - Samsunspor (TRT HD)
17:00 Orduspor - Ankaraspor (TRT 1)
17:00 Fethiyespor - Boluspor (TRT Spor)
18:00 Valencia - Atletico Madrid (NTVSpor)
18:10 Crystal Palace - Manchester City (LigTV3)
18:30 Schalke 04 - Borussia Mgladbach (TRT Haber)
19:00 Eskişehirspor - Kayseri Erciyesspor (LigTV)
19:00 Elazığspor - Galatasaray (LigTV3)
19:00 Sivasspor - Beşiktaş (LigTV2)
19:00 Fenerbahçe - Çaykur Rizespor (LigTV)
19:00 Torku Konyaspor - Akhisar Bld. (DT Salon 2)
19:00 Kayserispor - Karabükspor (DT Salon 3)
19:00 Kasımpaşa - MP Antalyaspor (DT Salon 1)
19:00 Anderlecht - Standard Liege (TVNet)
20:00 Athletic Bilbao - Sevilla (NTVSpor Smart HD)
21:45 Atalanta - Genoa (Tivibu)
22:00 Lille - Bordeaux (Tivibu)
22:00 Villarreal - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
22:00 Corinthians - Flamengo (LigTV3)
22:00 Houston Dynamo - Portland Timbers (Sports TV)

28 Nisan Pazartesi
21:45 Sassuolo - Juventus (Tivibu)
22:00 Arsenal - Newcastle United (LigTV3)
23:00 Celta Vigo - Valladolid (NTVSpor Smart HD)

20 Nisan 2014

Çizme Günlerinde Aşk


Maxi Lopez'in bugünü 'Yüzyıllık Yalnızlık'. Icardi-Wanda ikilisinin yaşadığı 'Kolera Günlerinde Aşk'. Vatikan'ın bakışı 'Şer Saati' kaçan penaltı ise 'Kırmızı Pazartesi'. Gabriel Garcia Marquez'in ardından yuvarlanan meşin yuvarlak..

Üç gün önce yüz yıllık yalnızlığına 13 kala giden Gabriel Garcia Marquez'i herkes tanır. Peki Lara Cardella'yı kim hatırlar? 19 yaşında pek de uzun olmayan, edebi dili yerlerde sürünen bir roman kaleme almıştı Cardella. Sokaklarında büyüdüğü Sicilya'nın Licata bölgesindeki kadınların mahremini sayfalara dökmüştü. Sadece Sicilya değil, bütün İtalya ayaklandı. Genç kızların pantalon giyemediği uzun etekli topraklarda "Pantalon giymek istiyordum" diyen Cardella lanetlendi, evi kuşatılmış, can güvenliği tehlikedeydi. Sosyal medyayı bırakın; ne internet ne de bırakın kameralısını o yarım kiloluk sadece arayabildiğin ve mesaj atabildiğin cep telefonları vardı. Sosyal muhafazakarlığın her zaman tavan yaptığı İtalya'da bir genç kızın çığlığı tüm dünyada yankı buldu, akla gelebilecek her gazete, dergiye manşet oldu Cardella, sonra unutuldu gitti. Türkçe'ye de çevrilen Pantalon İstiyordum (Volevo İ Pantoloni) tüm dünyada iki milyon sattı ama Cardella'nın sonraki romanlarını İtalyanlar bile okumadı... 

20 yıl sonra Lara Cardella'nın Sicilya'sına bir Arjantinli futbolcu geldi elinde valiziyle. Otel odalarında yaşayan, valizini bile boşaltmasına izin vermeyen bir kariyeri vardı onun. Tutunamayanlardandı bu hayatta. Arjantin'in heybetli takımı River Plate'den Barcelona'ya transfer olmuşsanız iyi futbolcusundur öyle değil mi? Maxi Lopez'in de kısmeti bu yanılgıydı işte. 2005'in kışında şık golcü Henrik Larsson sakatlanınca Barcelona onu apar topar Buenos Aires'ten getirmişti. Gol atamadan ayrıldığı Barcelona'dan bir oradan bir oraya savruldu. Kimse bonservisini almak istemiyordu ve Maxi Lopez fason golcü kartvizitiyle sürekli forma değiştiriyordu. Rusya'dan Brezilya'ya oradan Sicilya'ya, Catania'ya arada alakasızca İtalya'nın kuzeyine Milan'a ve oradan da bir liman kenti Cenova'nın iki takımından biri Sampdoria'ya... Daha fazla sarımsak, daha yamuk pizzalar; pencerelerde asılı çamaşırlar, ağıt gibi şarkılar; yer altında Camorra; yer üstünde yankesiciler, biraz Maradona, biraz Totti... Gerçek İtalya, Roma'dan aşağısı derler, yukarısında oturanlar alınmasın! Sosyal muhafazakarlığın Vatikan gerçeğiyle birleştiği topraklarda Maxi Lopez'i yakan hikayeden önce; çokça Fransız ve Alman duran Milano'ya gidelim önce. Tehlikeli ilişkilerin yaktığı ve Maxi Lopez gibi sıradan bir golcüye formasını giydiren Milan'ı yakan kadınların hikayesi... Şevçenko, Serie A'nın fırtına golcüsüydü. Milan taraftarının Kaka ile birlikte taptığı Ukraynalı da tehlikeli ilişkilerden nasibini aldı. Kariyerinin zirvesindeyken "Eşim çocuklarımızın İngilizce öğrenmesini istiyor" diyerek transfer için izin istedi, Chelsea'nin yolunu tuttu ve orada dikiş tutturamadı. Eşi ABD'li bir model Kristen Pazik'ti ve Milano'da tanınma sebebi Milan'ın patronu Silvio Berlusconi'nin oğlu Pier Silvio'nun eski nişanlısı olmasıydı. Yüzyılın çapkını ve maçosu Silvio Berlusconi, Şevçenko'nun arkasından "Yatağın altına saklanan korkak bir fino köpeği" dedi ve film koptu. Bir başka Brezilyalı yetenek Pato büyük umutlarla geldiği Milan'da sakatlıklarla boğuştuğu günlerde şehrin şık restoranlarının kapısında eşiyle değil de; kulübün patronunun kızı Barbara Berlusconi ile paparazzilere yakalandığı gün Çizme'nin muhafazakar topuğu bir kez daha kırıldı... Milano'nun tehlikeli ilişkilerinden yarım sezon ekmek yiyen Maxi Lopez, Cardella'nın Sicilya'sına geri dönmeyip Sampdoria'nın yolunu tuttuğunda vatandaşı bir gencin elinden tuttu. O da kendisi gibi Barcelona'ya genç yaşta gelmiş ve tutunamamıştı. Arjantinli Kardinal Jorge Mario Bergoglio'nın Papa seçildiği geçen bahar Maxi Lopez ve Mauro Icardi ikilisi Sampdoria'nın Arjantinli gol umuduydular. Yeni Papa futbolu çok sevdiği kadar futbol dünyasını da kendisine yakın tutan bir politikayla başladı göreve. Maxi Lopez ve Icardi de onun huzuruna çıkan onlarca futbolcudan ikisiydi sadece... Hikayenin sonrasına ise İtalya'da din adamlarına göre şeytan karıştı! Icardi, valizini toplayıp Inter'e giderken, bir zamanlar hayranı olduğu ve imza aldığı Maxi Lopez'in üç çocuğunun annesiyle aşk yaşadığı haberleri ülkesinde bulvar medyasının manşetlerine çakıldı. Lara Cardella gibi roman yazmaya gerek yoktu, artık sosyal medya vardı özel hayatı teşhir etmek için. Icardi ve sevgilisi Wanda Nara, Maxi Lopez ile hayatlarının maçını da Twitter ve Instagram'da yaptılar, "Çocuklarımın fotoğraflarını paylaşmasınlar" diyen Maxi Lopez "Geçmişe dönmeyeceğim" diyordu ama yakın gelecekte bir maç vardı...

Derbi, aynı şehrin iki takımı arasında oynanan maçtır derler. Geçen hafta Cenova şehrinin takımı Sampdoria ile Milano'nun Inter'i sahaya çıktığında İtalya buna "Wanda Nara derbisi" dedi. Maxi Lopez, Mauro Icardi'ye karşı... Seremonide gözler ikilideydi. Icardi'nin uzattığı el boşta kaldı. Benzer bir tehlikeli ilişkiler üçgeninde kalan John Terry'nin elini sıkmayan Wayne Bridge gibi Maxi Lopez de kafasını çevirdi sahadaki eski ortağına. Eski takımına gol atınca sevinmemek adaptandır. Icardi, Sampdoria filelerini havalandırdığında her zamankinden fazla sevindi. Sampdoria'nın kazandığı penaltıyı Maxi Lopez atmak için ısrar etti ve kaçırdı... Inter, Icardi'nin iki golüyle deplasmandan 4-0 galibiyetle döndü Milano'ya... Maxi Lopez'in dudaklarının arasında ise doğduğu kıtanın büyük yazarı Gabriel Garcia Marquez'in bir satırı asılı kaldı galiba: "Kişisel bir tavır olarak alma. Hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra, sadece seni değil kimseyi umursamıyorum. Hepsi bu!" (SABAH Pazar) 

19 Nisan 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


19 Nisan Cumartesi
13:30 Gaziantepspor - Gençlerbirliği (LigTV)
14:45 Tottenham - Fulham (LigTV3)
16:00 Akhisar Bld. - Kayserispor (LigTV)
16:00 Parma - Inter (Tivibu)
16:00 Lazio - Torino (Tivibu)
16:00 Udinese - Napoli (Tivibu)
16:30 Eintracht Braunschweig - Bayern München (TRT Spor)
17:00 Osasuna - Valencia (NTVSpor Smart HD)
17:00 Aston Villa - Southampton (LigTV3)
17:00 Newcastle United - Swansea City (İdman TV)
17:00 Shakhtar Donetsk - Metalurh Donetsk (TVNet)
19:00 Galatasaray - Kasımpaşa (LigTV)
19:00 Bursaspor - Elazığspor (LigTV2)
19:00 Levante - Getafe (NTVSpor Smart HD)
19:30 Hamburger SV - Wolfsburg (TRT Haber)
19:30 Juventus - Bologna (TRT Spor)
19:30 Chelsea - Sunderland (LigTV3)
21:00 Real Sociedad - Espanyol (NTVSpor Smart HD)
21:15 Belenenses - Sporting Lisbon (Tivibu)
22:00 Fiorentina - Roma (Tivibu)

20 Nisan Pazar
00:30 Fluminense - Figueirense (LigTV3)
02:00 Vancouver Whitecaps - Los Angeles Galaxy (Sports TV)
04:30 Salt Lake - Portland Timbers (Sports TV)
13:00 Almeria - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
13:30 Balıkesirspor - Manisaspor (TRT 1)
13:30 Samsunspor - Karşıyaka (TRT HD)
13:30 Boluspor - TKİ Tavşanlı Linyitspor (TRT Türk)
13:30 Çaykur Rizespor - Torku Konyaspor (LigTV)
14:00 Norwich City - Liverpool (LigTV3)
15:00 Monaco - Nice (Tivibu)
16:05 Hull City - Arsenal (LigTV3)
16:30 Nürnberg - Leverkusen (TRT Spor)
18:00 Valenciennes - Nantes (Tivibu)
18:00 Rayo Vallecano - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
18:10 Everton - Manchester United (LigTV3)
18:30 Stuttgart - Schalke 04 (TRT Haber)
19:00 Beşiktaş - Fenerbahçe (LigTV)
20:00 Benfica - Olhanense (Tivibu)
22:00 Marseille - Lille (Tivibu)
22:00 Barcelona - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)
22:00 Atletico Mineiro - Corinthians (LigTV3)

21 Nisan Pazartesi
00:15 River Plate - Velez Sarsfield (TVNet)
00:30 Flamengo - Goiás (LigTV3)
03:30 Atletico Tigre - Boca Juniors (TVNet)
20:00 MP Antalyaspor - Sivasspor (LigTV2)
20:00 Karabükspor - Eskişehirspor (LigTV)
20:00 Vitoria Setubal - Sporting Braga (Tivibu)
22:00 Porto - Rio Ave (Tivibu)
22:00 Manchester City - West Bromwich Albion (LigTV3)
23:00 Malaga - Villarreal (NTVSpor)

13 Nisan 2014

Aşk mı? Nefret mi?

İki bin yıl önce Roma İmparatorluğu topraklarında Verona'lı şair Catullus şöyle demişti bir kadın için: "Odi et amo. quare id faciam, fortasse requirisnescio, sed fieri sentio et excrucior." (Seviyorum ama nefret ediyorum. Olur da bunu neden yaptığımı sorarsan, bilmiyorum. Fakat bu ikisini de hissediyorum ve eriyorum...)
İki bin yıl sonra da var bu hayatta, hissetmişsinizdir, seversiniz ve nefret edersiniz ve de erirsiniz. Futbol sahasındakiler için ise başka türlüsü. Ya seversiniz bazı adamları ya da nefret edersiniz. Karakter aynı karakterdir, üzerindeki forma sizin tuttuğunuz takımın formasıysa defosunu, deliliğini, kasaplığını görmezden gelir, her türlü arkasında durur, gün gelir başka formaya gittiğinde birilerinin neden ondan nefret ettiğini anlarsınız ama geçtir... Var böyle adamlar, kendi takımı taraftarı dışında kimsenin tahammül edemediği, ölesiye nefret ettiği futbolcular... 


Adam yetenekli, her zaman fit her zaman kuvvetli. Beş metreye pas atamayan orta sahaların yanında ayak içiyle 30 metreye buyur diyen cinsinden. Hırslı, gözüpek, her zaman mağlubiyete isyan eden, terinin son damlasına kadar mücadele edenlerden. Aynı adam, takım arkadaşını soyunma odasına kilitleyip öldüresiye dövdü, aynı adam meslektaşıyla girdiği sinir harbinden galip çıkınca dil çıkardı, aynı adam rakip tribünlere formasını çıkartıp gösterdi. Adamın adı Felipe Melo, 31 yaşında. 

Adam büyük golcü. 24 yıldır şampiyon olamayan Liverpool'u sırtına aldı gidiyor. Ceza sahası içinde keskin nişancı, katil, saçının telinden ayak parmağının tırnaklarına kadar futbolcu. Hem atıyor, hem attırıyor. Ufak bir ülke Uruguay'dan çıkma büyük yetenek. Adam normal değil, sahada kendini kaybediyor, penaltı kazandırabilmek için ceza sahası içinde çuval gibi düştüğü oluyor, rakibi Evra'ya ırkçı tacizde bulunuyor, bir başkasını, Otman Bakkal'ı ısırıyor. Adamın adı Luis Suarez, 27 yaşında...

O büyük bir kaleci. İyi kaleciler hafif çatlak olur derler, Barthez gibi, Canizares gibi. Alman futbolunun Sepp Maier ve Oliver Kahn ile birlikte gelmiş geçmiş en iyilerinden. Yardımsever, iyi aile babası, soyunma odasında iyi bir ağabey, ceza sahası içinde bir panter. Aynı adam, gol atmaya gelen rakibini komaya sokacak kadar şuursuz. 82 Dünya Kupası'nda Battiston'u hastanelik edecek kadar acımasız. Adamın adı Harald "Toni" Schumaher, 60 yaşında...

Adam bir efsane. Yakası kalkık formasıyla İngiltere Ligi'nin tozunu attırmış bir büyük yetenek. Takım lideri, son vuruş ustası, nevi şahsına münhasır gol sevinçleriyle 'cool' kavramının sahaya düşmüş hali. Adam entelektüel, adam futbol ve sinema sevdalısı. Binlerce Manchester United'lı çocuğun evinde posteri olan bir Fransız. Adamın futbol kariyerinde en unutamadığı an kendi hareketi değil, takım arkadaşının ona attığı bir pas. Ama adam deli, kendisine küfür eden taraftara tribüne dalıp uçan tekme atacak ve kariyerini çöpe atacak kadar amatör, İstanbul'a gelip Manchester United ile Şampiyonlar Ligi'ne gidemediğinde rakiplerine ve güvenliklere saldıracak kadar çirkef. Adamın adı Eric Cantona, 48 yaşında. 

Şimdi eski günlerini arayan İtalyan futbolunun son 20 yıldaki en yetenekli isimlerinden biri o. Tutkuyla bağlı olduğu kulübünün taraftarının gözbebeği, cezalı olduğu maçta tribünde amigoluk yapan, haksız kazandıkları penaltıyı dışarı atıp 'fair play' listelerine girecek kadar dürüst, takımı için her zaman savaşan usta bir forvet, futbol aklı... Ama adam ırkçı, bunu itiraf edecek kadar aymaz, kendisini oyundan atan hakemi dövmeye yeltenip çimlere seren bir çılgın. Rakip tribünlere Nazi selamı verecek kadar küstah ve kavgacı. Adamın adı Paolo di Canio, 46 yaşında. 


Adam, İrlanda kanı taşıyan bir savaşçı. Orta sahada bir takımın yükünü çekebilecek kadar yetenekli, güçlü. Manchester United'da iki jenerasyonun ağabeyi, tezahürat yapmayan kendi taraftarına "Karidesli sandviç yiyor ve sahaya bakıyorlar" diyecek kadar dobra, endüstriyel futbola karşı olanların ikonu. Adam kindar, kendisini sakatlayan ve takımını şampiyonluktan eden Alf Inge Haaland'ı dört yıl aradan sonra ezeli rakibi Manchester City forması giydiği bir derbide sakatlayıp, futbol hayatının sonunu getirecek kadar acımasız. Adamın adı Roy Keane, 43 yaşında.


Adam, Ganalı bir ailenin oğlu ama iki yaşından itibaren İtalyan bir ailenin evlatlığı. 18 yaşına kadar da haymatlos. Sonra İtalyan pasaportunu cebine koyup, teninin rengine tahammülü olmayanların ülkesinde milli takımın gol ümidi olacak kadar yetenekli. Adam yardımsever, oturduğu evin çevresindeki çocuklara krampon dağıtan; zor günlerini unutmayan genç bir futbolcu. Ama adam çatlak, teknik direktörü Mancini ile yaka paça kavga eden, evini yakan, sevgilisinden doğan çocuğunu reddeden, gittiği her barda kavga çıkartan, başı beladan kurtulmayan ama her seferinde "Neden ben?" diyen bir ayrık otu. Adamın adı Mario Balotelli, 24 yaşında.


O sağlam fiziğiyle her taraftarın takımında görmek isteyeceği güçlü bir stoper. Teknik direktörü Mourinho takımdan ayrıldığında otoparkta ona sarılıp çocuk gibi ağlayan da kendisi. İtalya'nın son 20 yıldaki en iyi defans oyuncularından, kazanabileceği her şeyi kazandı ve kramponlarını astı. Aynı adam, Dünya Kupası finalinde rakibi Zidane'a ağza alınmayacak küfürü eden ve kariyerinin son maçında kırmızı kart görmesine sebep olup, lanetlenecek kadar kendini bilmez ve çirkef. Adamın adı Marco Materazzi; 41 yaşında.


Oyunun adı futbol. 142 yaşında... Bu adamlar her zaman var, yine var olacaklar. Bakmayın siz büyük aşklar, nefretle başlar diyenlere... Nefret ettiğinizi sevemezsiniz ama sevdiğinizden gün gelir nefret edebilirsiniz... İkisi de birden mi? Catullus'un iki bin yıl önce dediği gibi: Erirsiniz..

12 Nisan 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



12 Nisan Cumartesi
13:30 Kasımpaşa - Bursaspor @LigTV
14:00 Vorskla Poltava - Shakhtar Donetsk @TVNet
14:30 Altınordu - Bugsaşspor @Yeni Asır TV
16:00 Karabükspor - Akhisar Bld. @LigTV
16:30 Mainz 05 - Werder Bremen @TRT Spor
17:00 Celta Vigo - Real Sociedad @NTVSpor
17:07 Sunderland - Everton @LigTV3
18:00 Lille - Valenciennes @Tivibu
18:30 Zenit St. Petersburg - Krasnodar @LigTV3
19:00 Kayserispor - Çaykur Rizespor @LigTV2
19:00 Sivasspor - Galatasaray @LigTV
19:00 Zulte Waregem - Club Brugge @TVNet
19:00 Sassuolo - Cagliari @Tivibu
19:00 Villarreal - Levante @NTVSpor Smart HD
19:07 Wigan Athletic - Arsenal @TRT Spor
19:30 Bayern München - Dortmund @TRT Haber
21:00 Granada - Barcelona @NTVSpor Smart HD
21:45 Roma - Atalanta @Tivibu
22:15 Sporting Lisbon - Gil Vicente @Tivibu
23:00 Real Madrid - Almeria @NTVSpor Smart HD

13 Nisan Pazar
00:00 New England Re lution - Houston Dynamo @Sports TV
02:00 DC United - RB Newyork @Sports TV
13:00 Real Betis - Sevilla @NTVSpor Smart HD
13:30 Orduspor - Samsunspor @TRT 1
13:30 Karşıyaka - Balıkesirspor @TRT Spor Web
13:30 Mersin İdmanyurdu - Bucaspor @TRT HD
13:30 Bologna - Parma @Tivibu
15:37 Liverpool - Manchester City @LigTV2
16:00 Eskişehirspor - Trabzonspor @LigTV
16:00 Sampdoria - Inter @Tivibu
16:00 Napoli - Lazio @Tivibu
16:30 Leverkusen - Hertha Berlin @TRT HD
18:00 Valencia - Elche @NTVSpor Smart HD
18:07 Hull City - Sheffield United @Tivibu
18:07 Swansea City - Chelsea @LigTV2
18:30 Hoffenheim - Augsburg @TRT Haber
19:00 Fenerbahçe - MP Antalyaspor @LigTV
19:00 Genk - Standard Liege @TVNet
19:00 Arouca - Benfica @Tivibu
20:00 Getafe - Atletico Madrid @NTVSpor
21:15 Sporting Braga - Porto @Tivibu
21:45 Milan - Catania @Tivibu
22:00 Lyon - Paris SG @Tivibu
22:00 Espanyol - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
22:00 Santos - Ituano @LigTV3
22:00 San Jose - Columbus Crew @Sports TV

14 Nisan Pazartesi
00:15 River Plate - Atletico Rafaela @TVNet
03:30 Colon - Boca Juniors @TVNet
20:00 Elazığspor - Gaziantepspor @LigTV
21:45 Udinese - Juventus @Tivibu
22:00 Estoril - Pacos Ferreira @Tivibu
23:00 Athletic Bilbao - Malaga @NTVSpor Smart HD

6 Nisan 2014

İhaneti Sende Gördüm



Hayat her zaman ölümsüz aşk hikayeleriyle dolu değil. Sonu ayrılık da olsa; "Ayrılık da sevdaya dahil" der Attila İlhan ama derken futbol sahasından tribünlere taşan aşk hikayelerini aklına getirmemiştir elbette. Bir takımı, iki rengi sevmenin akılla tutulur yanı yok zaten, insan ömür boyu kendisini üzebilme ihtimali olanı sever mi? Sever işte. Bu akşam derbi var İstanbul'da ve derbinin iki tarafını seven milyonlar. Beraberlikler güzeldir; ama masada... Tabeladaki beraberlikler derbilerde kimseyi kesmez, arafıdır rekabetin... Bir de sahada bir zamanlar onların formasını giyerken şimdi bizim formamızı giyen adamlar olunca, iyice akıl tutulması yaşar insan. Galatasaray'da Burak Yılmaz, Fenerbahçe'de Emre Belözoğlu, Caner Erkin ve Mehmet Topal bir zamanlar karşı taraftaydılar, taraf değiştirdiler. Emre dışında hiçbirinin gittiği kalplerde açık yara bırakmadığı derbinin tarihinde yürek burkan, iç sızlatan, kimilerini ağlatan çok 'giden' var. Bazen hayat bir kelimenin kökünde yatar. Latince 'recordar' yani hatırlamak, 'kalpten geçen' demektir. Unutmak, 'dimantare' ise aklından çıkardığın. Yüzyılı aşkın bu rekabetin tarihinde çok futbolcu 'parçalı'yı çıkartıp; 'çubuklu'yu, 'çubuklu'yu çıkartıp, 'parçalı'yı giydi. Gidenler hep unutuldu ama kalplerden silindi mi, o bilinmez. 


Kalanın koskoca bir kulüp sevgisi olduğu yerde aslında gidendir ya terkedilen, bunu idrak etmek için biraz zaman ister. Senin topçun öteki yakaya geçtiğinde bunun adı ihanettir. İstanbul'da da, Madrid'de de, Milano'da da, Buenos Aires'de de... Herkesten Metin Oktay, Can Bartu, Francesco Totti, Paolo Maldini olmasını isteyemezsin. Tarih, bu ezeli rekabette taraf değiştiren ilk ismin Dalaklı Hüseyin olduğunu yazar, dört yıl formasını giydiği Fenerbahçe'den Galatasaray'a gidip iki yıl forma giymiştir. Büyük fırtına ise Mehmet Oğuz'dur. Yıllarca Galatasaray kaptanlığını yaptıktan sonra sözleşmesi yenilenmeyince transferin bitimine yarım saat kala Fenerbahçe efsanesi Cemil Turan'ın ısrarıyla Kadıköy'de imza atan Büyük Mehmet... Rahmetli Coşkun Özarı imzayı duyduğunda "Üzüldük" demiştir, ama fazlasıdır. O günleri konuşmaktan imtina eden Oğuz, jübilesini Fenerbahçe- Beşiktaş derbisiyle yaptı. 70'lerin en şık topçularından Engin Verel, iki yıl sarı-kırmızı formayı giydikten sonra 1975'te Fenerbahçe'ye imza attı ve Fenerbahçeli Engin olarak bilindi hep. Tribünlere yumruk şovuyla gönüllerde yer eden futbolun en güzel delilerinden Güngör Tekin de, memleket 'ihtilali' yaşarken, kendi ihtilalini yaptı ve Fenerbahçe'ye imza attı. 


Bugün öyle sağlam defans oyuncusu zor bulursunuz ama o yıllarda iki ezeli rakip iki değişim yaşadı: Erdoğan Arıca ve Raşit Çetiner. Selçuk Yula bir kuşağın duvardaki posteriydi, Galatasaray'a imza attığında dudaklar bükülmedi değil ama rahmetli Yula, sarı-lacivertli kalplerden hiç düşmedi. Yerli Beckenbauer Erhan Önal, bir yıl Fenerbahçe forması giydikten sonra kariyerinin en parlak yıllarını Galatasaray'da geçirdi. İlyas Tüfekçi, gurbetçilerin en has topçularından biriydi, önce Fenerbahçe sonra Galatasaray dedi, ardından hep Galatasaraylı kaldı. Brezilya'ya böylesi gelmemişti; Arif Kocabıyık bonservisini aldı, "Gaziantep'e gidiyorum" dedi, Harem'den bindiği otobüsten Florya'da indi(!) 

Beyoğlu, Hasnun Galip Sokak'taki transfer pazarlığında istediğini alamayan Semih Yuvakuran, kayarak rakibe müdahaleyi memlekete getiren dönemin en yakışıklısı İstiklal Caddesi'nden hızlı adımlarla geçti ve taksiciye "Kadıköy'e çek" dedi. Hasan Vezir, Fenerbahçe'nin Ali Sami Yen'de 3-0 geriye düşüp 4-3 kazandığı maçın kahramanıydı. Kupa finalini oynamadan Ergun Gürsoy ve Yurdaşen Karahasan tarafından kaçırıldı. Fethiye'de bir tatil köyünde imzayı beklerken, İstanbul karıştı. Galatasaray formasıyla son dakikada Fenerbahçe'ye gol atınca, ona kızan Fenerbahçeli taraftarlar Kozyatağı'nda oturduğu apartamının kapıcısını dövdüler. Kapıcı İrfan, ihanetin suçsuz mağduruydu.

Samsun'dayken hayali BMW, Hülya Avşar ve Galatasaray olan Tanju Çolak, hayalleri gerçek olunca, dönemin yöneticisi Metin Aşık'ın teklifine "Evet" dedi. Tatko Binası'ndaki ikinci görüşmede Galatasaray Başkanı Alp Yalman, birinci görüşmeden daha az para teklif edince ipleri koparan Tanju, gecenin karanlığında Fenerbahçe'nin yolunu tutarken, Galatasaraylı yöneticiler ona ulaşmaya çalışıyordu. Cep telefonu icat edilmemişti, olsaydı, meşgule alır mıydı? Galatasaray'daki genç Boliç, Fenerbahçe formasıyla Galatasaray'ın kabusu oldu. Fenerbahçe'nin genç Emre'si ise Galatasaray'ın Emre Aşık'ı. 

Fatih Akyel, Galatasaraylı iken, Florya'da Fenerbahçeli, Fenerbahçeli iken de Uludağ'da Galatasaraylı taraftarı dövmeye kalktı. Baliç az Türkçesiyle "Kefen giyerim, Galatasaray forması giymem" demiş miydi? Ben sorduğumda "Demedim" demişti. Araya İspanya günleri girdi, sonunda Baliç; Galatasaray formasını giydi. Haim Revivo, Fenerbahçe'den Galatasaray'a gidince "Hain" Revivo oldu, onun formasını getirenler Fenerium'dan Ortega formasını indirimli aldı. Ahmet Yıldırım, Servet Çetin, Tomas, Mehmet Yozgatlı, Saffet Sancaklı, Mustafa Yücedağ, Kazım dipnot olmaktan öteye gidemediler derbi tarihinde. Emre Belözoğlu, Galatasaraylılar'ın evlat dediği alt yapıdan yetişme yetenekti. İtalya, İngiltere derken bir gün Fenerbahçeli olduğunu açıkladı ve Kadıköy'de imzayı attı. Latince haklı mı? Hatırlandıklarında, kalpten geçiyorlar mıdır hâlâ? Nazım Hikmet "Hayır" demişti oysa ki: "Büsbütün unuttum seni eminim / Maziye karıştı şimdi yeminim / Kalbimde senin için yok bile kinim / Bence sen de şimdi herkes gibisin" 

Kara Göründü


Lig uzun bir maraton. Hızlı koşanın değil temposunu iyi ayarlayanın, nerede atak yapacağının hesabını bilenin, yere sağlam basanın, ciğerleri iflas etmeyenin finiş çizgisini gördüğü çok uzun bir yol. Kalabalıklar içinde herkesin umutla başladığı, ilk kilometrelerinde kimin önde olduğunun pek de öneminin olmadığı, son metrelerine geldiğinde bazen depar atmak zorunda kaldığın bazen de en önde giderken dönüp arkana baktığında ufuk çizgisinde hiçbir rakibini göremediğin bir yarış... Ersun Yanal'ın Fenerbahçe'si de bugün Türk Telekom Arena'daki derbiye gelirken bu uzun maratonun son kilometrelerine uzak ara önde giriyor. Yol boyunca dökülen terin, adale ağrısının, verilen nefeslerin, dönülen virajların bir hikayesi var elbette. Yanal, Türk futbolunun son 20 yılında bu maratonu farklı iki renkteki formalarla defalarca koştu. Kalabalığın arasından sıyrılıp, koşunun liderliğini de aldığı oldu; geriye düştüğü zamanlar da... Finiş çizgisine yaklaşırken yeri geldi adalelerifutbolcuları- yeri geldi aklı-taktikleri- ihanet etti ona. Maraton koşucuları için kazanmak kadar önemli olan maratonu bitirmektir. Ersun Yanal'ın kariyerinde yarıda kalan maratonlar da var; çizgiyi geçtiği de. Lakin mesele ipi önde göğüslemek ise bu uzun lig maratonunda, o sezon işte bu sezon... 

Hayata dair anlamlı bir o kadar acımasız bir çıkarım vardır. Kimileri iş yerindeki panolarına kimileri kafalarının bir köşesine yazarlar: "Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz, gemiyi limana yanaştırıp yanaştırmadığına bakar." Her sezon başında hedefi şampiyonluk olan bir kulübün teknik adamlık koltuğuna oturuyorsanız bunu kabul etmek zorundasınız. Kimse sezon sonunda sizin fırtına hikayelerinizi dinlemek istemez. Kaç kulvarda yarıştığınız, kaç şanssız gol yediğiniz, kaç sakat oyuncunuzun olduğu, kaç hakem hatasına kurban verildiğiniz, yönetiminizin sizi kaç kez yalnız bıraktığı; kaç kötü sahada oynadığınız... Bunca 'kaç' hikayesini siz anlatırsınız, okuyan kaç değil 'kaçış' hikayesi diye okur. Bahaneler büyük kulüplerde başarısızlığı unutturmaz. Üstelik sizden önce birçok uzun yol kaptanının çalıştığı bu dev gemiyi teslim almak üzere onca usta kaptan limanda yeni ütülenmiş kıyafetleriyle beklerken!.. 


Uzun yol kaptanlığı denizle- rakiplerle-boğuşmak kadar mürettabatı da iyi yönetmeyi gerektirir. "Batarsak aynı gemideyiz"dir meselenin aslı. Farklı karakterde ve tecrübede 25 adamla yola çıkan Ersun Yanal'ın bu sezon limandan ayrılırken dümeni tutmakta zorlandığı da seyrüsefer defterinde yazılı. Nuri Bilge Ceylan filmleri kadar güzel ama bir o kadar da durgun ve ağır akan Aykut Kocaman futbolundan sonra Ersun Yanal'ın geçmişinden gelen hız tutkusu Fenerbahçe'yi sezon başında az sallamadı değil. Süper Kupa'da Galatasaray'a uzatmalarda kaybeden Ersun Yanal, tarihinde 2-0 öne geçip kaybettiği maç sayısı sadece iki olan Fenerbahçe'yi Konya'da 2-0'dan 3-2 geriye düşürdüğünde, ayrıldığı limandan el sallayanlar arasında umutsuzca bakanlar da yok değildi... 

Gemi istediğin kadar ihtişamlı, teknolojiyle donatılmış olsun, zabitlerini, makinistlerini, elektrikçini ve hatta kamarotunu iyi seçeceksin uzun yolda. Geçen sezonun ilk yarısında sadece bir deplasman kazanabilen Fenerbahçe, Yanal dümene sıkı sıkı sarılınca altı deplasman arka arkaya kazandı. Galatasaray dev dalgaydı, 2-0 ile geçmeyi bildi. Beşiktaş karşısında eksik takımıyla oynadığı ikinci 45 dakika, ligin en güzel hikayelerinden biri oldu. Devre arasına girerken Karabük limanında yangın çıkmadı değil. 

Dört forvetinden üçünün sakatlandığı ligin ikinci yarısının ilk haftalarında gemisine sıtma bulaşmış gibiydi. Eskişehir ve Sivasspor mağlubiyetlerinin ardından Elazığ beraberliği... Puan farkı dörde indiğinde, Manisa'yı çalıştırdığı dönemden emanet kalan "Ersun Yanal'ın takımları ligin ikinci yarısında düşüşe geçer" ezberi girdi devreye. Alakası yoktu, gerek de yoktu. Bu geminin tonajı farklıydı ve kabul edelim Ersun Yanal, 10 yıl öncesine göre çok daha usta bir kaptandı. Sow ile yaşanan krizi, iletişim dersi vererek çözdü. Sezonun en iyi sol beki yapmayı başardığı Caner'i bir maçta ilk yarı bitmeden oyundan alarak, soyunma odasına kendisinden önce disiplininin girdiğini gösterdi oyuncularına. 


Çok konuştuğu söylenemez; az laf, çok işle sonunu getirmeyi tercih etti bu sezon, sanki sezon bitiminde her şeyi anlatacakmış, yaptıklarını sıralayacakmış intibası bırakarak... Özleyen adamdan gemici olmaz. Arkasına bakan da tarih yazamaz. Kariyerinde bir tek kupa olmayan ama çalıştırdığı takımları Ersun Yanal'ın Gençlerbirliği'si, Ersun Yanal'ın Ankaragücü'sü, Ersun Yanal'ın Trabzonspor'u yapmayı başaran futbolumuzun az gülen, fırtınalarını da çokça kendi içinde yaşamayı bilen bu kaptanı için bu kez 'kara göründü.' Emin olun, gemiyi limana yanaştırdıktan sonra boğuştuğunuz dalgaların hikayesini hem de son damlasına kadar dinlemek isteyen çok olur... (Pazar SABAH)

5 Nisan 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



5 Nisan Cumartesi
13:30 Akhisar Bld. - Eskişehirspor (LigTV)
14:45 Manchester City - Southampton (LigTV3)
16:00 MP Antalyaspor - Torku Konyaspor (LigTV)
16:30 Augsburg - Bayern München (TRT HD)
17:00 Atletico Madrid - Villarreal (NTVSpor)
17:00 Newcastle United - Manchester United (LigTV3)
17:00 Shakhtar Donetsk - Karpaty Lviv (TVNet)
18:00 Paris SG - Reims (Tivibu)
19:00 Beşiktaş - Kayserispor (LigTV)
19:00 Çaykur Rizespor - Karabükspor (LigTV2)
19:00 Cercle Brugge - Mechelen (TVNet)
19:00 Chievo - Verona (Tivibu)
19:00 Barcelona - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
19:30 Dortmund - Wolfsburg (TRT Haber)
19:30 Chelsea - Stoke City (LigTV3)
21:00 Real Sociedad - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
21:45 Inter - Bologna (Tivibu)
22:15 Pacos Ferreira - Sporting Lisbon (Tivibu)
23:00 Rayo Vallecano - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)

6 Nisan Pazar
01:15 Lanus - Colon (TVNet)
13:00 Malaga - Granada (NTVSpor Smart HD)
13:30 Kayseri Erciyesspor - Elazığspor (LigTV)
13:30 Lazio - Sampdoria (Tivibu)
15:30 Everton - Arsenal (LigTV3)
16:00 Bursaspor - Sivasspor (LigTV)
16:00 Cagliari - Roma (Tivibu)
16:00 Fiorentina - Udinese (Tivibu)
16:30 Eintracht Braunschweig - Hannover 96 (TRT HD)
18:00 Valenciennes - Lyon (Tivibu)
18:00 Elche - Getafe (NTVSpor Smart HD)
18:00 West Ham - Liverpool (LigTV3)
19:00 Galatasaray - Fenerbahçe (LigTV)
20:00 Sevilla - Espanyol (NTVSpor Smart HD)
21:00 Anderlecht - Club Brugge (TVNet)
21:15 Porto - Academica (Tivibu)
21:45 Parma - Napoli (Tivibu)
22:00 Monaco - Nantes (Tivibu)
22:00 Valladolid - Valencia (NTVSpor Smart HD)
22:00 Ituano - Santos (LigTV3)

7 Nisan Pazartesi
00:15 Boca Juniors - Godoy Cruz (TVNet)
18:00 Lokomotiv Moscow - Volga Nyzhnyi (LigTV2)
20:00 Samsunspor - Mersin İdmanyurdu (TRT HD)
20:00 Trabzonspor - Gençlerbirliği (LigTV)
20:00 Juventus - Livorno (Tivibu)
22:00 Genoa - Milan (Tivibu)
22:00 Benfica - Rio Ave (Tivibu)
22:00 Tottenham - Sunderland (LigTV3)
23:00 Levante - Athletic Bilbao (NTVSpor)

1 Nisan 2014

Baharın Habercisi
Sergen Yalçın



Sene 1999. On yıldır şampiyon olamayan İnter, Marcello Lippi yönetiminde yeni sezonu açar. Ona yıllarca İnter formasını giydirmek için uğraş veren ve sonunda başaran Başkan Massimo Moratti, Roberto Baggio’nun odasına gelip “Ayrılmak istiyorum, Galatasaray’dan teklif aldım” cümlesiyle oturduğu koltuktan zıplar. “Hiçbir yere gidemezsin. Sen bu takımın liderisin.” Dönemin en fiyakalı topçularından Baggio diretir ve odadan çıkarken  “Lippi ile anlaşamıyorum; buraya kadar.” der. Bugün Bursaspor forması giyen Sebastien Frey onun için “sensei”; Frey onun için çekirgedir. Korkunç medya ve taraftar baskısı Baggio’yu Budizm’e itmiştir, Frey de peşinden gelir.  Baggio, “Ertesi gün İstanbul'a uçacaktım. Arkadaşlarım ikna etti beni kalmaya" diye anlatıyor o günleri “Una Porta Nel Cielo”  (Gökyüzünde bir kapı ) adlı otobiyografisinde.  Galatasaray’a transferi yatar, gelse belki “Hagi-Baggio birlikte oynar mı?” tartışmalarının öznesi olacak, belki Galatasaray, Şampiyonlar Ligi grubundan çıkacak ve kazandığı UEFA Kupası kulvarına giremeyecek, tarih başka türlü yazılacaktı. Baggio gelmedi ama onun gelmediği Galatasaray, o sezonun devre arasında Sergen Yalçın’ı kiralık olarak formasına kattı. Marcello Lippi mi? O sezon da İnter şampiyon olamadı, ertesi sezonun transfer bombası Hakan Şükür’dü. Lippi özellikle istemişti Şükür’ü…  Bir yıl öncenin hesabını İnter’de koskoca Lippi’ye birinci haftada evet birinci haftada kestiler ve görevine son verdiler…
Büyük futbolcular hakkında anlatılacak tonla hikaye, gözlerimizin önünden geçen çok golleri vardır ama hepsinin illa ki bir an hatırlatır. Baggio demek, 1994 Dünya Kupası’nda Brezilya’nın kalesinde Taffarel varken kaçırdığı penaltıdır. “ O penaltı her gün geliyor aklıma. Başkan penaltı kaçırmadım mı? Kaçırdım. Fakat hiçbir penaltı vuruşunda topu öyle havaya dikmemiştim. O finali tekrar oynamak isterdim.” Diye anlatır Baggio o penaltıyı. Gelse beraber oynardı dediğimiz Hagi, Monaco’ya Ali Sami Yen kapalısının önünden 40 metreden attığı goldür. Sergen Yalçın mı? “10”u anlatan gol alt yapısından yetiştiği Beşiktaş’a 100. yılında şampiyonluğu getiren goldür. İnönü’de, Galatasaray ağlarına, Tümer Metin ile yaptığı al-ver sonrasında bıraktığı meşin yuvarlak…
Büyük futbolcuların kramponları astıkları gün büyük teknik adam olacaklarının garantisi yoktur bu hayatta. Çok klas adamlar, çok iyi teknik da olmuşlardır da, iyi futbolcu/kötü teknik adam paradoksu da açmazıdır futbol tarihinin.  Pele hayatı boyunca promosyon adamı olduğu için tasnif dışıdır da, iyi teknik direktör olamayan deyince akıllara önce Maradona gelir. Yetenekse yetenek, tecrübeyse tecrübe, taktikse, taktik ama iş adam yönetmeye gelince çuvallayanların 10 numarasıdır Maradona. Yeri gelmişken söyleyeyim Karpatların Maradona’sı lakabını sevmez Hagi ama o da Güney Amerika’nın en büyüğü gibi teknik adamlıkta olmak istediği yere gelemeyenlerdir. “Galatasaray ne zaman lazım olsa onu çağırır” ile özetlenebilecek teknik adamlık kariyerinde kendisiyle kavgası bitmeyen Hagi, rakiple kavgasına her seferinde yorgun çıkan boksör oldu. “Ağzında ciklet vardı” ile 10 numarasını siler, yemek masasından ketçabı, kolayı kaldırır ama eninde sonunda en çok sevildiği camiada bile ona hayalindeki yaşama alanını vermezler, vermediler de… İnsan;  çocukluk kahramanı futbolcuların teknik direktörlüklerinde bozguna uğramasını istemez,  odanın duvarına posterini astığın adamların dara düştüğüne kim şahit olmak ister mi? Belki de Roberto Baggio, Zinedine Zidane’nın yolundan gitmek lazım. Baggio, futbolu bıraktığı günden bu yana onlarca kez teknik adamlık teklifi aldı ama hepsine “Hayır” dedi. Zidane açık açık “Başarısız olmaktan korkuyorum. Zamana ihtiyacım var” diyerek o canım futbolculuk yıllarının üzerine kırık dökük bir hikaye yazdırmaktan çekiniyor ve hala Real Madrid’de Ancelotti’nin yanında oturan adam rolünü oynuyor…
Gençlik yıllarında her daim çelimsiz vücudu, kariyerinin sonlarına doğru yokluğu inkar edilemeyen göbeği, Hagi gibi romanını yazsan, beş yüz sayfa sol ayağından bahsedeceğin, son satırında da “Sağ ayağı da vardı işte sevgili okuyucu” diye bitireceğin;  hayvan sevgisi var mıdır bilinmez ama at yarışı sevgisiyle her daim hatırlanan, “Maç içinde yarış sonucunu alırdı, Beşiktaş idmana geç kaldığı için 1 milyar ceza kesmişti, o gün altılı ganyandan 1.5 milyar kazandı” diye anlatılan hikayelerin baş kahramanı.  Zidane eğer futbolun Bolşoy Balesi’ne cevabı ise ne bileyim o da Berlin Filarmoni orkestrası gibi adamdı Sergen Yalçın. Top ayağına geldiğinde nereye atacağının hesabını bitirmiş, frikikte elinle atsan gitmez köşelere sol ayağının o şık içiyle bırakan modern futbola isyan için doğmuş bir büyük yetenek. Büyüdüğü Rumeli Kavağı kadar sakin, risk almayan, kapısına Bayern Münih dayandığında “Ne var yani, gitmedim” diyecek kadar hedefsiz, iş yorumculuğa gelince “ Ben hepsinden iyiydim”  diyen ve hiçbir futbolcuyu beğenmeyen, teknik adamları her eleştirdiğinde “Kolaysa çıksın yönetsin” ile er meydanına davet edilen, hayata biraz çekirdek yiyerek bakan, memleketi çokça İstanbul  Ortaköy-Kuruçeşme,  İzmir- Çeşme ve Bodrum plajları sanan,  pek gamsız, biraz Bezgin Bekir, biraz Garfield, çokça karikatür gibi, “Yarın yaparız” adamı Sergen Yalçın.

“Yapmak için” giydiği teknik adamlık kostümünden çok çabuk sıkıldı.  Üstelik fiyakalı bir başlangıç yapıp, arkaya dört maç kazanıp, şurda on gün öncesine kadar yine 3 çarpı 3’ü cebine koymuşken… Karpuz kabuğu denize düştüğünde yaz gelir derler ya; İstanbul’a bahar gelmiş, Sergen istifa etmiş işte… Gaziantepspor, Sergen’in şehirden sıkıldığı için ayrıldığını açıkladı. Sergen’e sorsanız başka hikayedir; “Hayat benim, size ne”dir ama o kadar basit değil. Evet, hayat onun. Lakin attığı çalımlar, köşeye taktığı toplar bizimdi. Kusura bakma Sergen, geri vermeyiz… Zaten sen de geri istemezsin ya… 

29 Mart 2014

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



29 Mart Cumartesi
12:00 Sagan Tosu - Gamba Osaka @Eurosport2
13:30 Sivasspor - Gaziantepspor @LigTV
14:00 Samsunspor - Şanlıurfaspor @TRT 1
14:45 Manchester United - Aston Villa @LigTV3
16:00 Elazığspor - Trabzonspor @LigTV
16:30 Bayern München - Hoffenheim @TRT HD
17:00 Espanyol - Barcelona @NTVSpor Smart HD
17:00 Crystal Palace - Chelsea @LigTV3
19:00 Torku Konyaspor - Galatasaray @LigTV
19:00 Akhisar Bld. - Çaykur Rizespor @LigTV2
19:00 Bologna - Atalanta @Tivibu
19:00 Celta Vigo - Sevilla @NTVSpor Smart HD
19:30 Balıkesirspor - Adanaspor @TRT Spor
19:30 Freiburg - Nürnberg @TRT Haber
19:30 Arsenal - Manchester City @LigTV3
21:00 Evian TG - Monaco @Tivibu
21:00 Genk - Zulte Waregem @TVNet
21:00 Athletic Bilbao - Atletico Madrid @NTVSpor
21:45 Milan - Chievo @Tivibu
22:15 Sporting Lisbon - Vitoria Guimaraes @Tivibu
23:00 Real Madrid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
01:15 Newells Old Boys - Quilmes @TVNet

30 Mart Pazar
12:30 Sassuolo - Roma @Tivibu Spor 1
14:30 Fulham - Everton @Lig Tv 3
15:00 Lazio - Parma @Tivibu Spor 1
15:30 B.Mönchengladbach - Hamburg @TRT HD
15:30 Sampdoria - Fiorentina @Tivibu Spor 2
17:00 Liverpool - Totttenham @Lig Tv 3
17:00 Braga - Benfica @Tivibu Spor 1
17:00 Lille - Guingamp @Tivibu Spor 2
17:30 Hannover 96 - Werder Bremen @TRT HD
19:15 Nacional - Porto @Tivibu Spor 2
20:45 Napoli - Juventus @Tivibu Spor 1
21:00 Valencia - Getafe @NTV Spor
21:00 O.Lyon - St.Etienne @Tivibu Spor 2