17 Temmuz 2010

Pause

Bu şehir, bu hayat yoruyor insanı... Gittim... Görüşmek üzere...
....
Kırdım mı incittim mi birilerini?
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
/ Murathan Mungan

Mourinho'dan Satılık Arsalar

Mourinho dün Real Madrid'de ilk antrenmanına çıktı. Dünya Kupası yüzünden kadroda 10 futbolcu var. Alt yapı takviyesiyle ancak 20'yi bulmuş. (Barcelona hazırlık kampına genç takımdan 17 futbolcu götürüyor.) İspanyol medyası dünkü çalışmada Mourinho'nun elindeki dosyayı ele geçirmiş. Görüldüğü üzere Mourinho, sahayı parsel parsel futbolcularına emanet ediyor. Bu denklemleri çözen arkadaş varsa buyursun yorumlasın...

Guti'yi Beklerken

Guti transferinde manşetler biraz erken mi atıldı? Ya da Guti, Fanatik’e verdiği röportajdan neden farklı konuşuyor ülkesinde? Guti’nin açıklamalarına bakarsak transfer daha emekleme aşamasında. Dün AS gazetesine verdiği röportajda Beşiktaş’tan teklif aldığını ve pozitif yaklaştığını söylüyor ama ısrarla 25 Temmuz’un altını çiziyor. O tarihten önce bir yere gitmeye niyeti yok. 25 Temmuz’da Real Madrid yönetimiyle masaya oturacak ve kontratı devam ettiğinden dolayı kulüp yönetimiyle geleceğini tartışacağını belirtmiş. Guti, Beşiktaş ya da kendi menajeri, transfer zora girmesin diye böyle konuş dediği için de olmuş olabilir. Anlamadığım bu 25 Temmuz’da -Bu tarih, takım arkadaşlarından sezonu bir ay geç açması demek- karar vereceğim cümlesi. Transfer bence de bitti de; nedir bu çekip uzattıkları -sadece tatil sevdası mı?- onu anlamadım.

FB vs. GS Derbisinin Sonucu Bil Forma Senindir

21 Temmuz Çarşamba günü Almanya'da Fenerbahçe-Galatasaray derbisi var. Tahmin yarışmasında bu kez kazanana istediği forma var. Her zamanki gibi skoru tahmin ediyorsunuz. Golleri atanlar için ise sadece bir isim tahmininde bulunuyorsunuz. İlk doğru tahmini yapıp kazanana FB Bonus ya da GS Bonus formasını adresine yolluyor. Şansını arttırmak isteyen Tribündergi'deki 15 formanın dağıtıldığı tahmin sayfasına bakabilir.

16 Temmuz 2010

Raul'a Veda

"Senin kaptanlığında Real Madrid tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşadı. 8 yılda iki şampiyonluk kazanabildik. Kral Kupası'nda her sene daha alt liglerden bir takıma elenip gittiniz. Şampiyonlar Ligi'nde 6 yıldır çeyrek finale bile kalamadık. Liverpool'a, Roma'a elendiniz. Sen ve arkadaşın Guti... Defolup gidin."
Hayatta bu da var. Ömrünü Real Madrid'e ver. Tarihinin bir numaralı golcüsü ol. 16 sene ter dök. Gün gelsin seni kapının önüne koysunlar. Taraftarın teki de "Raul yeni sezonda yok" haberinin altına yukarıdaki satırları yazsın.
Bayrak adam dediğin; artık bir eski zaman hatırası. Her şey bu kadar kolay, bu kadar çabuk tüketilirken, bu saatten sonra bayrak adam olmak kimin neyine?

Sıcaklara

Adriano&Pedro Leon&Edison Cavani

Barcelona başkanlık seçimi sonrası koltuğu devralan Sandro Rosell döneminin ilk transferini yaptı. Sevilla da arka bahçeleridir. Adriano için 9.5 milyon Euro ödediler. David Villa'nın ardından bu da önemli bir transfer. Adriano solda önde arkada oynar, sağ bekte de iş yapar. La Liga'da 6 sezon ve 210 maç tecrübesiyle geliyor Barça'ya. Real Madrid'de bugün Pedro Leon'a imza attırıyor. Madrid'in küçüğü Getafe'ye 10 milyon Euro gidecek. Solda Angel Di Maria'dan sonra sağ kanat için Pedro Leon da iyi transfer.
German Denis, 4 milyon Euro'ya Napoli'den Udinese'e gitti. Artık imzaya kalan bomba transfer ise Edison Cavani. Palermo'dan Napoli'ye. Bu sezon kiralık sözleşmesi ve ardından 4 yıl vadeli 20 milyon Euro ödemeli bir bonservis bedeli. Lavezzi ile birlikte iyi ikili olurlar. Manchester City de Kolarov için 20 milyon veriyor Lazio'ya. Bir sol bek için, paraya bak!

15 Temmuz 2010

Guti Gelirken

Ara transfer döneminde Beşiktaş’ın Guti’ye talip olduğu haberleri çıktığında görüşmeleri Mustafa Denizli’nin yürüttüğünü iddia ediyordu As Gazetesi. 28 Aralık tarihli bir haber o günlerde bir transfer spekülasyonu olmaktan öteye gidemedi. Guti sakattı ve son maçına kupada elendikleri Alcarcon karşılaşmasında çıkmıştı. Mourinho’nun gelişinden bağımsız olarak Real Madrid’den ayrılma kararını defalarca yineledi. El Clasico’nun ardından bu son Barcelona maçım dedi. Tottenham, Bolton’u yazdılar. İtalya’ya, Katar’a gidiyor dediler. Mayıs ayında da Marca gazetesinde Galatasaray’a gidiyor kapağıyla çıktı Marca.
İspanya-Türkiye arasında gerçekleşen bir transferde uzun zaman sonra İspanyol medyası bir adım geriden geldi. Bugün de Guti’nin transfer haberlerini bizim gazetelere dayandırarak veriyorlar. Beşiktaş’ın borsaya görüşmeye başladık açıklamasını elbette ki transfer bitti olarak almamamız lazım.Guti transferi öncesinde de Beşiktaş teknik adam tercihi, Quaresma ve Hilbert transferleri, sağlam defans göbeği ve ön liberolarıyla, Nihat; Nihat gibi oynaması şartıyla şampiyonlukta birinci adayımdı. Guti’nin gelişiyle beraber Delgado ve Tabata’nın soru işareti olan performanslarına bel bağlamayacak Beşiktaş. Guti’yi buradan yolu geçenlere uzun uzun anlatmaya gerek var mı? Yıllardır açık kanalda yayınlanan Real Madrid maçlarında izlediğimiz bir adamın futbol yeteneklerini tartıya çıkartacak halimiz yok. Guti, bu oyunun sanatçılarından. Onu 18 yıldır çıkamadıkları La Coruna deplasmanında ceza sahası içinde verdiği topuk (Tanrı'nın topuğu) pasıyla hatırlayalım. Ya da Santiago Bernabeu’da tek başına yıktığı Sevilla maçıyla.
Çok büyük bir transfere imza attı Beşiktaş yönetimi. Galatasaray’ın iki yıldır yürüttüğü ve yarı yolda devirdiği transfer politikasının bir benzerine geçiş yaptılar. Galatasaray o politikanın içinde kaptanlığı Harry Kewell'a vermeliydi. Bu yüzen ben olsam Beşiktaş'ta kaptanlığı direkt Guti’ye veririm. Guti gibi futbolun sanatçısı bir adam bu takımın başında İnönü'ye kaptan çıkmalı.
"Guti kimdir?"e dair blog arşivinde "Guti ve Real Madrid'de 25 Yıl" başlıklı bir yazı mevcut.

14 Temmuz 2010

Avrupa'da Sezon Açılışları

Dünya Kupası'nın ardından bugünlerde kimsenin şöyle güzel bir maç olsa da seyretsek diyeceğini sanmıyorum. Hazırlık maçlarını göz ucuyla bakıp geçeceğiz. Ağustos'un ortasından itibaren yavaş yavaş ligler başlayacak. Ucundan, kenarından kısaca program budur. Ben de tatil için valizimi toplamaya başlıyorum...
* İtalya Serie A’da sezon 28-29 Ağustos’ta başlıyor. Süper Kupa maçı 21 Ağustos’ta San Siro’da. Inter-Roma oynayacak. Serie A’da Cuma geceleri ve Pazar 13:00’de maç olacak.
* İngiltere’de Community Shield’de Chelsea-Man. United maçı 8 Ağustos’ta. Premier Lig, 14 Ağustos’ta başlıyor.
* İspanya’da Süper Kupa finalinin ilk ayağı 15 Ağustos’ta. Sevilla’da. Rövanş 22 Ağustos’ta Camp Nou’da. Barcelona-Sevilla oynuyor. La Liga 28 Ağustos’ta başlıyor.
* Almanya’da Süper Kupa’da Bayern Münih-Schalke 04 maç 7 Ağustos’ta. Bundesliga, 20 Ağustos’ta başlıyor.
* Fransa’da Süper Kupa, Marsilya-PSG oynuyor. 28 Temmuz’da Tunus’ta. Fransızların ligi 7 Ağustos’ta başlıyor.
* UEFA Süper Kupa, 27 Ağustos’ta Monte Carlo’da.. Inter-Atletico Madrid kapışacak.
Şampiyonlar Ligi’nde ilk ön elemesinde 27 Temmuz-3 Ağustos’ta Fenerbahçe’nin maçları var.
* Avrupa Ligi’nde 29 Temmuz ve 5 Ağustos’ta ön eleme maçları var.
* Ağustos ayı ortasında Milli Takımlar’ın hazırlık maçları olacak.
* Euro 2012 eleme gruplarında ilk maçlar ise Eylül ayı başında.
* Bizim Süper Kupa finalinde Bursaspor ve Trabzonspor, 7 Ağustos’ta İstanbul’da karşılaşacka.
* Süper Lig, 13 Ağustos’ta start alacak. Bu sezon her hafta 9 maç da naklen yayınlanacak. Cuma’dan Pazartesi’ye 4 gün maç var.

2003 Yılında Fabregas

Fabregas, Barça'dan firar ettiğinde 16 yaşındaydı. Bu haber de Londra'ya gittiği günün ertesinden. Henry'nin forma giydiği takıma gidiyordu. O Henry, gün gelecek Barcelona'ya gelecek; bu çocuk İngiliz kulübünde bir zaman kaptan çıkacaktı. Tarih 16 Eylül 2003. Barcelona'da Rijkaard'ın göreve geldiği sezon. Takımda yer bulamayacağını düşünen Fabregas, Arsenal'in yolunu tutuyor. Sözleşme 6 yıllık. İngilizlerin 16 yaşa profesyonel sözleşme hakkı diğer ülkelerin yanında kendilerine avantaj sağlıyor. Bu sayede firar eden gün gelip geri dönen çok adam var. Şimdi kutlamalarda zorla Barça forması giydirilen Fabregas için Barcelona 30 milyondan fazla ödemek istemiyor. Onu yetiştiren, Fabregas yapan Arsene Wenger de doğal olarak en yüksek fiyattan satmak istiyor. Bye Bye Cesc'den 7 yıl sonra Welcome Cesc'e... Henry'nin New York RB'a gittiği gün...

13 Temmuz 2010

50 Mila

cinquantamila lacrime
non basteranno perchè
musica triste sei tu dentro di me.
cinquantamila pagine
gettate al vento perchè
eterno è il ricordo, il mio volto per te
non ritornare,
no tu non ti voltare,
non vorrei mi vedessi cadere.
a me piace così,
che se sbaglio è lo stesso,
perchè questo dolore è amore per te.
cinquantamila lacrime
senza sapere perchè
sono un ricordo lontano da te.
cinquantamila lacrime
non basteranno perchè
musica triste sei tu dentro di me.
non mi guardare,
non lo senti il dolore,
brucia come un taglio nel sale.
a me piace così,
che se sbaglio è lo stesso,
perchè questo dolore è amore per te.
a me piace così,
e non chiedo il permesso,
perchè questo dolore è amore per te.
50 Mila/Nina Zilli /Mine Vaganti- OST

Ronaldinho Kaç Para?

Soru, "Ronaldinho, Türkiye'ye gelir mi?". Lakin benim verecek "evet" ya da "hayır" diye bir cevabım yok. Mesele, dünyanın en büyük futbolcularından birinin kaç milyona Türkiye'ye geleceği... Bugün gelen bir soru üzerine yazmaya karar verdim. "Bonservisi 20 milyon Euro olan bir adamı Fenerbahçe ya da Galatasaray nasıl alabilecek?" diye soruyordu bir okur. Ronaldinho, Barcelona'dan Milan'a 21 milyon Euro'ya (+4 bonus) gittiğinden dolayı bonservisinin yüksek olduğu sanılıyor ama değil! Ronaldinho'nun Milan ile sözleşmesi Haziran 2011'de sona eriyor. Sözleşmesinin son senesinde her oyuncu ligin ikinci yarısında transfer görüşmesi yapabilir. Milan yeni sözleşme yapmayacaksa, Ronaldinho da Ocak 2011'den itibaren bir sonraki sezon için istediği kulüple anlaşabilir. Milan tarafında ses çıkmıyor. Peki bir kulüp bugünlerde Ronaldinho'ya istediği yıllık ücreti verip, ikna ederse bonservisi kaç olur? Henry-Barcelona örneği yakın tarihli. Ronaldinho'nun Milan'dan aldığı yıllık ücret, 28 yaş üstünde bir futbolcu olduğu için bonservisi olarak kabul edilir. Peki Ronaldinho, Milan'da ne kazanıyor? Barça'dan geldiğinde açıklanan rakam 6.5 milyon Euro idi. Brezilya basını, Flamengo'nun sembolik bir rakam ödeyerek ikna ettiği Ronaldinho'yu Milan'dan alacağını savunuyor bugün. Los Angeles Galaxy ve Olympiakos daha mantıklı ihtimaller gibi duruyor. İş oyuncuyu ikna etmekte... Elbette ki bir Brezilya kulübünün, Ronaldinho bile olsa bir futbolcusunu yıllık 5-6 milyon Euro ödemesi beklenemez. Peşinde koştukları adamlara, 5-15 milyon Euro arasında ödeyen, ödemeyi göze alan Fenerbahçe ve Galatasaray için Ronaldinho'yu almak hiç de öyle imkansız değil. Bundan sonrası spekülasyon; ki ona da girmiyorum...
(Bu fotomontajları yapan arkadaşların da eline sağlık!)

Barcelona&Fabregas

Fabregas, Barcelona'da değil de, Barcelona forması Fabregas'ta. Dünya Kupası zaferinin kutlamalarının en çok konuşulan anı bu olacak yarın ve ertesinde. Barcelonalı futbolcular, kendi alt yapılarından yetişen Fabregas'ı yönetimden önce transfer ettiler. Arsenal 50 milyon üzerinde bir rakam istiyor. Bu kareler elbette ki Londra'da hoş karşılanmayacaktır. Lakin, yakın bir zamanda imza da gelecek gibi duruyor. Pique'den sonra arka kapıdan kaçan bir başka evlat daha geri dönüyor yuvaya.
Barcelona'da David Villa'nın arkasındaki Iniesta, Fabregas, Xavi ve Messi karşısında oynayacak olan tüm ön liberolara Allah bol nefes versin...

12 Temmuz 2010

Daha Mutlu Bir Ülke

Güzel reklam:" Daha Mutlu Bir Ülkeye Hoş Geldiniz. Teşekkürler."

Günün Filmi

Şampiyon İspanya. Günün Filmi: Los Lunes Al Sol (Güneşli Pazartesiler)
SANTA: Las ocho mil pesetas, por ejemplo. ¿Cuánto valen ocho mil
pesetas?
[Lino lo mira sin entender]
LINO: ¿En euros?
SANTA: En pesetas. ¿Cuánto valen ocho mil pesetas en pesetas?
LINO [Se encoge de hombros] Ocho mil pesetas
SANTA: Pues no. Pues no. ¿Lo ves? Para mí ahora, moralmente valen
mucho más
RICO [Duda] ¿Diez mil?
SANTA: Mucho más. Diez millones. Más. Cien mil.
LINO: Joder, Santa, qué chorradas dices, cómo van a valer ocho mil pesetas
cien mil millones

Mutlu Son


11 Temmuz 2010

2014'e Hazırlık

Baktı ki bu işi Messi beceremiyor. Başladı antrenmanlara. Fazla kiloları atsın. Maradona tek başına alır Dünya Kupası'nı 2014 Brezilya'da... İkinci karede, birazdan arabaya atlayıp Belgrad Ormanı'na pikniğe gidecek gibi duruyor. İlk kareyi ise anlatmaya kelimeler yetmez...

Çocuktuk...

Dünya Kupası finalinin sabahında bu manşeti çok sevdim. Futbolcuların çocukluk fotoğraflarına internette rastlamışsınızdır. Marca, 23 oyuncunun da çocukluk fotoğraflarını dizmiş ve manşet: "Çocukluğumuzdan beri hayalini kurduğumuz..." Bu çocuklar kazansın kupayı....

8 Temmuz 2010

Lorik Cana: Savaşın Çocukları Savaşçı Olur

Erik Gerets: « C’est le genre de joueur avec lequel vous partiriez à la guerre »
(O, savaşa gideceğiniz oyuncu sınıfındandır)

Bir kaptanı takımından ayırabilmek zordur. Geçen sezonun başında 3 yıllık sözleşmesi varken ilk çıkan haber Marsilya’dan ayrılmak istediğiydi. Her futbolcu Premier Lig’de oynamak ister. 6 milyon Euro bonservis bedeline bir anlam verememiştim. Sonuçta Sunderland için bir piyangoydu. Bu oyunda her zaman favori oyuncularınız vardır. Lorik Cana da Avrupa’nın en iyi onbirine koymadığım ama "benim onbirim dediğim" takımda yer verdiğim bir orta sahaydı. Cana gibi adamları sadece futbol yetenekleriyle değerlendiremezsin. Bazıları lider doğar. Cana da böyle bir adam. Ona "savaşçı" diyorlar. Başka şansı var mıymış acaba! 9-10 yaşında yaşadığı topraklarda savaş varken hayatta kalabilmek için ülkeyi terk etmek zorunda kalan bir ailenin, eski bir futbolcunun oğlu Cana. Gittikleri ülke ise İsviçre.

Lorik Cana’nın ailesi gibi Kosova’yı terkeden ve İsviçre’ye sığınan bir başka ailenin futbolcu oğlunu da analım: Valon Behrami. Cana’dan iki yaş küçük. Bugün Cana, Arnavutluk milli takımında oynarken, Behrami, İsviçre forması giyiyor. Cana’nın kariyerini yönetenin futbolcu babası olması bir talih tabii. İsviçre’den Fransa’ya geçiyor. Arsene Wenger’in uzun elleri, ona da uzanmış o günlerde. İngiliz futbolunun klasik engeli... Genç yetenek kontenjanından yararlanıp sınırı geçememiş. Paris Saint Germain kariyerinin (Taraftar gittiği için nefret etti. Pankartta da küfür ediyorlar (alttaki foto) son senesinde yolu bizim buralardan geçmiş Halilhodzic ona inanmasa; muhtemelen başka bir kariyeri olacaktı. O son sezonu, ona Marsilya kapılarını açtı. Marsilya zor kulüp. Lig desen, O.Lyon’un hükümdarlığı altında. Juninho atıyor, attırıyor, O.Lyon milleti deli ediyor. Cana’yı yakından takip ettiğim, Fransız basınından izlediğim dönem bu dönemdir. Arnavut bir oyuncunun, Fransa gibi kibirli adamların ülkesinde kaptanlığa yükselmesi ayrı bir başarı.

Marsilya’da kaptandan öte; bayrak adam gibiydi. Tribünler inanılmaz seviyordu onu, kale arkasına gittiğinde ortalık yıkılıyordu. Bu yüzden ayrılık haberine (Cana gitti Marsilya şampiyon oldu bu arada) pek anlam verememiştim. Bir zamanlar kapısından giremediği ülkeyi fethetmek istemiş olabilir. Sunderland sezon başında 6-9 arasına oynacak takımdı kafamda. Lorik Cana düzenli forma giydi, Steve Bruce ona kaptanlığı da verdi. Lakin sezon meşakkatli geçti. Sunderland, Darren Bent susunca yıkım yaşadı.
Galatasaray’ın Linderoth’un ardından iyi bir ön liberoya ihtiyacı vardı. Özellikle de Mehmet Topal, 4.2 milyona satılınca; akla gelen soru şuydu? Mehmet ideallerinin peşine düşmüştü, tutamazlardı. Peki Galatasaray, kasasında para yokken o göbeği kaç milyon ödeyerek dolduracaktı? Akla gelen, ya da transfer istihbaratlarında adı geçenler arasında Cana yoktu. Daha bir yıl önce Sunderland’a giden, çatkapı kaptan olan bir adamı neden satsın ki İngilizler? Ne oldu peki? Lorik Cana, menajerine ayrılmak istediğini söyledi. Sebebi, Arnavutluk’taki ailesine yakın olmaktı. Kulüp arayışına girdiklerinde de karşılarına Galatasaray çıktı. Cana’nın Rijkaard’ın listesinde olduğunu da not düşelim geçen sezondan.

Bugün kulübünün sitesinde de açıkladığı üzere; Steve Bruce’a sezon açılışında Cana ayrılmak istediğini söyledi ve sebebinin ailesi olduğunu söyleyince, onu bırakmak istemeyen hocası evet demek zorunda kaldı. Sunderland’ın 6 milyon Euro’ya aldığı Cana’yı 6 milyona sattık açıklamasının yanında; Galatasaray’ın borsaya bildirdiği 4.5 milyon Euro açıklaması var. Rakam neyse; 3 taksitte ödenecek. Cana da yıllık 2 milyon Euro alacak. Galatasaray’da ücret dengesi içinde kabul edilebilir bir rakam.

Galatasaray’ın ligin ikinci yarısında maçlarını oynayacağı TT Arena’da bilet fiyatları ve kapasite nedeniyle seyirci profili değişecek. Bu şartlarda yumuşayan tribünlerin önünde, sahayı arenaya çevirecek bir karaktere sahip Lorik Cana... Lucas Neill gibi gözü kapalı kaptanlığı verebileceğiniz lider bir kişilik. Başarılı olur mu? sorusunun cevabı gerideki 5 yıllık kariyerinde saklı. Marsilya ve Sunderlanda’de işi kıvıran Cana, Galatasaray’da da Sarp-Barış-Mehmet’in çoğu zaman bir Emre Belözoğlu yapmadığı orta sahasında, geçmiş iki sezonun kırılgan onbirine sertlik getirir. Yeri geldiğinde kırmızıyı görür, ya da ne bileyim; rakibine kafa atar. Kavgasını kendine değil takım için yapan futbolcu sınıfında görmek lazım Cana'yı.
Sunderland taraftarı ne düşünüyor acaba? Çok üzülen de var, yolu açık olsun çok kart görüyordu diyen de. Bir taraftarın postu ve ona verilen cevap güzeldi, paylaşmak istedim: "If we dont sign Ozil, Schweinsteiger or Sneijder in the next 10 minutes than Bruce should fuck off out of this club, totally clueless manager" Bir sonraki post: "What about in 15minutes?

Bir transfer anısı son nokta olsun. Hagi, Barcelona’da valiz toplarken bileti Meksika’ya idi. Galatasaray’ın teklifine kabul ederken, Bükreş dediğin şurası deyip evet dediği akıllarda. Arnavut Cana da benzer sebeple geliyor İstanbul’a...

İsmael Sosa

İsmael Sosa’nın blogun radarına 13 Aralık 2007’de yakalanmış. O tarihte 20 yaşındaki Sosa için Dinamo Moskova, Independiente’nin kapısını çalmıştı. Rus pazarının oligark sermayesini Güney Amerika’ya akıttığı zamanlar. Cavenaghi’nin yolu da oralardan geçmişti. Arjantinlilerin Rus liginde telef olduğunu söylemeye gerek var mı? 6.5 milyon Euro teklif ettiler o dönemde, biraz bol kepçe tabii. Independiente kabul etmedi. 1.5 yıl önce kulübün yetiştirdiği ve taraftarın sattığı Sosa’dan bir yaş büyük Sergio Agüero’yu 20 milyon üstüne Atletico Madrid’e satmışlardı. Pişmeye bıraktılar Sosa’yı. Independiente ilginç bir kulüp. Bugün Napoli’den valiz toplayan German Denis de bu kulüpte Avrupa’ya geldi. Bursaspor’a transfer olan Insua da Sosa genç takımdayken, Agüero ile birlikte A takımda oynuyordu.Gaziantepspor’un Sosa’ya talip olduğu haberleri resmi açıklamadan 10 gün önce çıkmıştı Arjantin’de. Ole gazetesi, Gaziantespor’da eski bir Independiente’linin varlığına dikkat çekiyor: Cristian Zurita. 2003-2005 yıllarında Independiente forması giymişti. Transferin maliyeti 3 milyon Euro. Sosa 23 yaşında. Agüero ise 22. Burada Maradona’nın damadının Arjantin tarihinde kayınpederinden en genç forma giyen futbolcu ünvanını (15) aldığını not düşmek lazım. 87 doğumlu Arjantin Ligi’nde artık pişmiş ve fırından sıcak çıkmış Sosa’yı bu fiyata aldığı için Gaziantepspor yönetimine büyük alkış. 23 yaş, Güney Amerika pazarından artık Avrupa’ya gelmek için geç bir yaş. Sosa’nın tek pasaportlu bir futbolcu olduğunu varsayıyorum. İtalya, İspanya ve İngiltere’deki yabancı sınırlaması bu oyuncuların önünü tıkıyor. Sosa için Gaziantepspor iyi bir basamak olabilir. Bu 3 Büyüklere’e giden yolu da açabilir. Avrupa’nın büyük liglerinde orta sıra takımların da...