1 Eylül 2008

Apertura 2008:4. Hafta

Arjantin'de Apertura 2008'de 4. hafta geride kaldı. Boca Juniors Riquelme, Palacio ve Martin Palermo olmadan da maç kazanabiliyormuş. Huracan'a deplasmanda 3 attılar. Bir maç eksiğiyle 3 maçta 9 puanla liderler. River Plate kötü başladı. 4 maçta bir galibiyetleri var. Böyle giderlerse Boca'yı zorlayabilecek tek takım San Lorenzo olur.
Tigre 1 - 2 San Martin de Tucuman
Lanus 3 - 2 Gimnasia J
Godoy Cruz Mza. 1 - 3 Velez Sarsfield
Colon 1 - 1 Newell's Old Boys
Rosario Central 0 - 0 Banfield
Argentinos Juniors 0 - 1 Racing Club
Estudiantes 2 - 0 Arsenal S.
Huracan 0 - 3 Boca Juniors
River Plate 0 - 0 San Lorenzo
Independiente 1 - 1 Gimnasia La Plata

Rejenerasyon #1

Ben "Quaresma Inter'de" başlığını biraz erken attım galiba blogda. Bu gece Milano'ya geldi. Lizbon'dan Linate havaalanına. Taraftar karşılaşmış, yarın imza atar. Futbol dozajı fazla bir gündü. Glasgow derbisiyle başlayan, kenarından baktığım La Coruna-Real Madrid ile biten... Real Madrid kaybedince bizim Ramon kayıp tabii. Serie A ve La Liga'da şampiyonluk adaylarının hepsi ilk haftada hüsrana uğradı. Barça mağlup, Real Madrid, La Coruna'da geleneği yine bozmadı, mağlup. Juventus, Inter, Roma berabere, Milan sahasında Bologna'ya mağlup. Başkentlerin iki ufağı Atletico Madrid ve Lazio 4'er golle açtılar sezonu. Aurelio 25. dakikada sakatlanıp, çıkmış oyundan. Mevlüt 3 haftada 3 gol yaptı. Atletico Madrid 4 golle başladı. Bayern Munih'de Lahm'ın attığı gol mutlaka izlenmeli. Şampiyonlar Ligi'ne giren Cluj geçen sezon takımı şampiyon yapan teknik direktörü Andone'yi kovdu. İlk aday Protasov. Milli maçlar arası Masumiyet Müzesi'ni okumak için güzel bir zaman. Avlanma yasağı kalktı. Balık yemek lazım... Dexter, Prison Break vardı ne oldu ona?

31 Ağustos 2008

Small Size Skibbe

"Faturayı medya baskısıyla birlikte Lincoln öder. Kayseri'de de kalede De Sanctis olur". S. Bükreş maçı sonrası postun sonudur bu. Hazır olmayan (!) De Sanctis, 4 günde hazır oldu. Maçı da 0-0'da tutmayı başardı. Lincoln de kenarda oturdu. Süper Kupa'da eksik kadrolu, gençlerden kurulu Kayseri'yi 2. yarı sahasında tutan Galatasaray, "büyük iş" başarmış gibi lanse edildi kupayı alınca. Lastiğin patlayacağı pardon hiç şişirilmediğini görmek için 15 gün beklemek gerekti. Kayseri kağıt üzerinde Anadolu'un en zor deplasmanı Trabzon'la birlikte. Aydın, Ragıp, Cangele ve yeni santrfor Purovic sakat, Mehmet Eren cezalı, takımın vites kolu Mehmet Topuz da antrenmansızsa biz buna Kayseri (B) diyelim. Yine kağıda bakalım, Galatasaray hocasının fanatiği olduğu 4-2-3-1 ile çıkıyor değil mi sahaya? Peki sahada görünen ne? 6-4-0. Bükreş'te Nonda, Kayseri'de Ümit Karan ceza sahasına uzaktan baktı. Oyun 60 metre top şişirmeyle olacaksa Baros yanlış transfer. Zigic'miş Skibbe'nin adamı. Bekleri çıkmayan, ön liberoları rakip orta yayı geçmeyen, tandemi bir tek Aghahowa ile boğuşan ve sezon başından beri olduğu üzere 4 kişiyle hücum eden Galatasaray. Karşısındaki takım 4-5-1'ini geriye yasladığı zaman 4 Galatasaraylı her seferinde karşısında 9 Kayserili buldu. Herkes gücü yettiğine galiba! Skibbe de Mehmet Topal'a takmış kafayı, ne oluyoruz daha ilk haftadan bu rotasyon modası? Bükreş'te yüzüne bakmadığı Barış sahada. Yukarıdan müdahale var oyuna, Topal sahada. Hücumdaki dörtlüden Aydın ve Ümit Karan sakatlıktan çıkmış, güçsüz; Kewell kanatta değil; sırtı dönük top almaya mecbur. Arda her daim ikili sıkıştırmada. Nasıl gol atacaksın? Oyunun kaderini De Sanctis direk dibinden çıkardığı topla çizdi. Mehmet Topuz sağlam olsa, Mehmet Eren gibi hızlı bir hücumcu sahada olsa Skibbe "iyidir" dediği bir puanı bile rüyasında göremeyecekti. Kimi transfer edersen et; teknik adamın o kimi golcüleri tarif etmek için kullanılan"küçük takımların büyük golcüsü" kıvamında "small size" hoca olmayacak. Leverkusen'in Hamburg deplasmanında aldığı bir puanı öpüp başına koyan zihniyet Galatasaray'a dar gelir. Kulübede 2. adamın önemine dair notlar blog arşivinde. Teknik adamlık diploması bile olmadan Ümit Milli takımın başına getirilen, Galatasaray kamptayken kursa giden, canı sıkılınca kaset çıkartan; olmadı inşaatçı olan; yine olmadı politikaya atılan 2. adam Ümit Davala'nın kenardaki çaresiz ve fikir üretmeyen bakışları Galatasaray'daki problemleri çözmeye muktedir değil. Skibbe, Milli takım arasında Galatasaray'ın son 10 yılda oynadığı maç kasetlerini izlesin, demirden korkanın Orient Express'e binmemesi gerektiğini öğrenir belki...

Schuster dışında Avrupa liglerinde Alman hoca kim varmış? Yarının konusu olsun...

Yaz Bitti

yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye
ve sonra hiçbir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya başlar yeni bir mevsime
orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri
yatıştırır rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne "dinginlik" adını verir
"seni iyi gördüm" diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki
köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır gerçekten birşeylerin bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin hüzünlü
yeni mevsime hazırlık ömrün teğel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsanız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
ahşap pancurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiçbir şey hiçbir şey
hiçbir şey
yalnızca üşüyorum şimdi /Murathan Mungan

Robinho

La Coruna, Real Madrid için en ters deplasman. Ligi de bu deplasmanla açıyorlar bu akşam. Robinho kadroda yok. Chelsea'ye transferine Real Madrid istediği rakamı alamadığı için izin vermedi. Bugün basın toplantısı düzenleyip "Schuster babam değil, gitmek istiyorum" dedi. Karşı tarafta Barça medyası göbek katıyor keyiften. Öyle ya da böyle bu sezon Real Madrid'de formayı zor alır. Bu akşam Barça kazanıp; Real Madrid, Deportivo La Coruna deplasmanında puan kaybederse bence yarın Madrid'de sokağa çıkmasın Robinho. Alırlar o gözlükleri. Alsınlar da zaten...Real Madrid taraftarına sormuşlar. Bir yıl oynamadan kenarda tutun diyenleri, Chelsea'ye satın diyenler takip ediyor. Takımda kalsın diyenler %4. Kalsın ama para cezası versin diyenler %22.5.
23:50
*Real Madrid mağlup, bittin lan Robinho(!)

Barcelona Ekmek Bıçağı

Camp Nou'un yanındaki Barcelona mağazasında alışılmadık ürünlere de rastgelmiştim. Kenarında minik Barça etiketi olan banyo etajeri, balık konserveleri. Katalanlara ekmek fırını açsa Barça, oradan alırlar ya ekmeklerini. Barselona merkezli Sport gazetesi de promosyonsuz çıkmaz. Barça çantası, atkısı, cüzdanı dağıtırlar. Kuponla değil. Gazetenin fiyatı yanında ekstra ödersin cüzzi bir bedeli. Son promosyonları ilginç tabii. Ekmek bıçağı veriyorlar. 1.5 euro. Sapında Barça amblemi var, üzerinde de FC Barcelona yazıyor. Real Madridlileri deplasmana geldiğinde kıtır kıtır keserler artık bu resmi bıçakla(!)

Thiago Neves

Hamburg sözleşmesinin son sezonuna giren Van der Vaart'ı Real Madrid'e sattıktan sonra sıkı transferler yaptı ve son bombaları eski Fenerbahçeli Washington'un takım arkadaşı Thiago Neves. Brezilyalı milli orta saha için 9 milyon euro ödediler. Geçen sezon Libertadores'de 1-2 maçını izledim. Van der Vaart sonrası için taş gibi transfer. Defansa da Alex Silva'yı almışlardı yine Brezilya'dan. Sol bekleri Jansen de Bayern Munih'den geldi.

Celtic:2 G.Rangers:4

"İskoç futbolcu Gordon Strachan"dı onun adı Avrupa'dan futbol özetlerinde. Muhtemelen şu anda kendini biraya vermiştir. Derbide sahasında 4 yedi takımı. Ada'daki hiçbir derbi yerini tutmaz Old Firm'in. Nefret ekrandan taşıyor. İki takımın da tribünlerinin gözlerinden okuyorsun. Maçlar çakışınca kumandayı da uzağa koymayınca bölüm bölüm seyrettim. G. Rangers berbat Celtic defansını fena dağıttı. Miller eski takımına 2 attı ki; Celtic öncesinde yine G.Rangers forması giyiyordu. 6 gol, 2 kırmızı kart: Glasgow Derbisi. Daha ne olsun...

Celtic
Boruc, Hinkel, Caldwell, McManus, Wilson, Nakamura, Hartley, Scott Brown, McGeady, Maloney, Samaras.
Rangers
McGregor, Broadfoot, Weir, Bougherra, Papac, Davis, Pedro Mendes, Thomson, Adam, Cousin, Miller.

30 Ağustos 2008

Serie A ve La Liga 2008-09

Serie A ve La Liga bu haftasonu başlıyor. Bu iki tabloda 40 takımın lig tarihi boyunca gösterdikleri performans (kupalar), stad kapasitesi, seyirci ortalamaları ve ligde kaç sezon oynadıkları bilgileri mevcut... İki lig için açtığım şampiyon kim olur anketlerinde Real Madrid ve Inter önde gidiyor. La Liga'da geçen sezon transfere 541 milyon euro harcamışlardı tüm kulüpler. Bu sezon bu rakam 267 milyon euro'ya düştü.
La Liga 2008-2009 Şampiyonu?
Serie A 2008-2009 Şampiyonu?

Sigara Raporu

İnönü'de sigara yasağı anonsu yuhalanmış. Antalya'da Yıldırım Demiören, validen izin alıp şeref tribününde sigara içmiş. Yasak Şükrü Saracoğlu'nde başlamıştı. Ali Sami Yen'de de anons edilmiş. Bugüne kadar oynanan maçlar ve bu haftasonu oynanacak maçlardan gözlemlerinizi yazarsanız ortaya bir tablo çıkartabiliriz. Sigara yasağı Süper Lig'in stadlarında uygulanıyor mu?

Josico&Senna

Tamam sebep başkaydı ama Beşiktaş'ın Drpic-Gordon transferine benzemiyor mu Fenerbahçe'nin Senna-Josico transferi. Beşiktaş Drpic'den malum video yüzünden vazgeçip Dinamo Zagreb'in diğer stoperi Gordon'u almıştı. Fenerbahçe de Villarreal'in bir ön liberosu olmayınca diğerini. İki valiz; biri İstanbul uçağına... Mahmut Uslu, Josico'nun yaşıyla alakalı soruyu kesmek istemiş basın toplantısında. Anlam veremedim. Senna'dan sadece bir yaş büyük yahu bu adam. Ya Senna'yı Brezilya'da nüfusa geç yazdırdılarsa(!)

Kızıl Samba

Zenit'in Süper Kupa'yı alması sonrasında attığım başlık-ruslar sıcak denize indi- bu yazıyı çıkarttı bana blog öncesi arşivden. Roman Abramovich başta olmak üzere Rus oligarkların futbola ellerini sokması sonrasında Galatasaray Dergisi'nde yazmıştım bu yazıyı. Mart 2005 tarihli: Kızıl Samba. Devamı niteliğindeki ertesi yıl 4-4-2'de yayınlanan "Olağan Şüpheliler" başlıklı yazıyı da arşivde bulursam bloga ekleyeceğim. Sanırım bu hikayenin 3. perdesini de yazmak lazım...
*****
Lise sıralarından edinilen ortalama tarih bilgisinden akılda kalandır: "Ruslar tarih boyunca sıcak denizlere inmek istemişlerdir." Konu futbol olunca Boğaz'ların jeopolitik önemini, Akdeniz havzasını pas geçip, Antalya'da tatil köylerini dolduran Rus turisleri gözardı edip, sıcak denizlere yelken açalım... Hikayenin ana kahramanları Roman Abramovich, Boris Berezovsky ve bugüne kadar adı Türk medyasında tek satır geçmeyen Kia Joorabchian... CSKA Moskova ile başlayan Chelsea ile devam eden; Corinthians ile sıcak denizlere inen; İspanya'da Deportivo La Coruna, Hollanda'da Feyenoord'un peşine düşen Rusların; votkayı kıskançlık krizlerine sokacak kadar ateşli futbol sevdası...

Vitrindeki adam: Roman Abramovich
Çok değil 2 yıl önce, 80 milyon dolar borç ile iflasın eşiğine gelen Chelsea'ye "elini" uzattığında, ona Kuzey Londra'da “mesih” diyenler de oldu, 10 yılda sıfırdan oluşturduğu milyar dolarlık servetini harcayan bir sonradan görme de. “Roman Abramovich kimdir?” ile başlayalım ve diziye sonradan katılan “Bay X”; Kia Joorabchian'a gelelim...

37 yaşındaki Roman Abramovich (R.A) futbol dünyasına adımı atana kadar, Rusya ile iş yapan uluslararası şirketlerin patronları, yöneticileri dışında kimseye birşey ifade etmeyen bir isimdi. 18 aylıkken annesini, 4 yaşında babasını kaybeden ve amcası tarafından büyütülen R.A, Moskova'dan çok uzaklarda Komi'de (Sibirya) büyüdü. Ukhta'da eğitimini tamamlayan R.A, Sovyet Ordusu'nda fazla vakit kaybetmedi. Sonraları çok daha büyük oyuncakları olacaktı fakat ilk işi plastik oyuncaklar üretmek oldu. Gubkin Petrol şirketinde çalıştığı günlerde hayatını değiştiren adam, Boris Berezovsky ile tanıştı.


Chelsea: En güzel oyuncak
Boris Yeltsin döneminde yıldızı parlayan "oligark" Berezovsky'nin altın yıllarında, ülkenin 5. büyük petrol şirketi Sibneft'in yönetim kuruluna girdi. 1992'de başlayan işbirlikleri Rusya'da Yeltsin döneminin kapanıp, Putin'in başa gelmesiyle “sözde” sona erdi. Putin'in afarozuna uğrayan ve İngiltere'ye iltica etmek zorunda kalan Berezovsky'nin hisselerini satın alan R.A, artık dolar milyarderiydi. Sibneft'in % 80'ini, ülkenin aliminyum rezervlerinin elinde tutan Rusal'ın % 50'sini ve Rusya'nın nasıl uçtukları soru işareti olan filosuna sahip havayolları Aeroflot'un % 25'ini eline geçiren R.A, politikada da boş durmadı. 2000 Aralık ayında Chukotka bölgesinde oyların % 92'ini alarak başa geçti. 73 bin nüfuslu Chukotka "meleğini" bulmuştu. 2 yıl içinde bölgeye çoğu eğlence merkezlerinin yapımına harcanmak üzere 200 milyon dolar harcadı. Putin'in gazabına uğramamak için bir kez olsun halkın karşısına çıkıp konuşmadı...

Artık eğlence zamanıydı. Chelsea'yi kurtardığı gün İngiliz medyasına "anlamlı" konuştu: "Biz Ruslar erken yaşta ölürüz, sadece bir hayalimi gerçekleştirdim". Londra'da Eaton Square'deki evine 46 milyon dolar ödediği gün, artık eski ortağı Berezovsky kadar Londralı olmuştu. St Tropez, Moskova, Londra'da üç malikane, 90 milyon dolar değerindeki Bermuda bandralı yatı “Le Grand Blue”, özel jetleri, 3 saatliğine alışverişe (futbolcu değil moda!) geldiği Milano'da İtalyan spor medyasının peşine onlarca gazeteci taktığı R.A, David Beckham konuşmaktan sıkılan (!) İngilizlerin yeni gözdesi oldu...

Mourinho dizginleri ele alınca...
Chelsea'deki ilk günlerinde kulübün borçlarını sıfırlayan R.A, Silvio Berlusconi'nin politikaya atılıp geri plana düşmesi ve zirveyi Real Madrid Başkanı Florentine Perez'e bırakması sonrasında transfer borsasına yumruğuna vurdu. Teknik Direktör C. Ranieri'nin pek de fazla ses çıkarmadığı transferler, arka arkaya patlamaya başladı. Aç karnına süpermarkete dalan ve şarküteri reyonunda bitmek bilmeyen siparişlerini sıralayan bir obez gibiydi R.A transferin ilk günlerinde. Adı parlak, “evet” diyen tüm yıldızlar artık Chelsea formasıyla poz veriyordu medyaya. Geremi, Makalele, Bridge, Duff, Crespo, Veron, Mutu... Yarım asırdır şampiyonluk bekleyen Chelsea ilk sezonunda "aslolanan yıldızlar değil ruhtur" diyenleri haklı çıkardı... R.A pes etmedi. Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazanan Porto'da kutlamalara bile katılmayan Jose Mourinho, R.A ve onun başa getirdiği eski Man. United CEO'su Peter Kanyon'a finalden 2 ay önce “evet” demişti. Biri Rus, diğeri Portekizli; ama aynı kuşağın iki insanı arasında anlaşma basitti. R.A parayı harcayacak, gerisine karışmayacaktı. 2000'li yıllarda futbolda "yoktan var eden adam" Jose Mourinho, eski takımından Ricardo Carvalho ve Paulo Ferreira'yı ve üç yükselen değeri kadrosuna kattı: Didier Drogba, Arjen Robben ve Mateja Kezman. "Takım oyunu" oynamayana yer yoktu. Veron ve Crespo'ya kapıyı gösterdi. Mutu ise kendi sonunu -kokain- hazırladı. 50 yıl sonra şampiyonluğa koşan Mourinho'nun Chelsea'sini locasında seyrederken bir çocuk kadar saf, gol sevinçlerinde bir Rus'un olamayacağı kadar sıcak duran R.A için son söz; çocukluğunda belki de olmayan oyuncaklarının intikamını, 37 yıl sonra Londra'da aldığıdır. Ya da kim bilir; belki de hamisi Berezovsky gibi Putin'in gazabına uğrayacağını sanan ve tek istediği bir İngiliz pasaportu olan 4 çocuklu bir yeni dünya zengini...


Kadrajın dışında kalan adam: Kia Joorabchian
R.A'nın kendisini saklamadığı futbol endüstrisine karanlık bir giriş yapan ise Kia Joorabchian (K.J) oldu. K.J de Roman A.'nın yolunu izledi. Hedef zorda olan bir kulübün kapısını çalmaktı. Brezilya'da Corinthians 60 milyon dolar borçla kurtarıcısını bekliyordu. Kimdi peki bu Kia Joorabchian? Futbol dünyasında o güne kadar adı duyulmayan bir adam "aslında gazete satın almak amacıyla gelmiştim" dediği Brezilya'da neden bir kulüp satın alırdı? 33 yaşında K.J'nın hayat hikayesinin peşine düştü Brezilya medyası. Şah rejiminin devrilmesi sonrasında 4 yaşında ailesiyle Kanada'ya göç eden, İngiliz vatandaşı, Rusya'da iş yapan İran asıllı bir adam. Dan Brown romanlarından fırlamış bir kahraman gibiydi K.J. Londra'da Quenn Mary College'den mezun olmuş, babası Muhammed'in “Medway Autos” şirketinde çalışmaya başlamıştı. Asıl fırtınayı 1999 yılında Rusya'da kopardı ve hikayenin 3 aktörü de ilk kez burada bir araya geldi. Roman Abramovich, Boris Berezovsky ve 27 yaşında Rusya'nın saygın gazetelerinden Kommersant'a ortağı Reza Irani Kermani ile talip olan Kia Joorabchian. Virgin Adaları'na kayıtlı şirketleri American Capital, Moskova'da ilk büyük skandalı patlattı. Rus medyası, K.J'nın arkasında Berezovsky'nin olduğunu iddia etti. Manhattan'daki şirket ofisi, -o çok bildik dolandırıcılık hikayelerinde olduğu üzere- boştu ve iki sekreter kapıya gelen muhabir ordusunu güvenlikleri çağırarak uzaklaştırmıştı. Berezovsky, her seferinde inkar etse de bugün dünyanın öbür ucuna "futbol satın almaya" giden K.J’ nın kestiği çeklerin kimin hesabından ödendiği konusunda herkes hemfikir. Roman Abramovich'i yaratan adam Berezovksy!...


Carlos Tevez Chelsea'ye gider mi?
K.J, kendisine sorulan “ortaklık” sorularını geçiştirmekle yetindi: "İkisiyle bir zamanlar iş yaptık. Roman iyi dostumdur ancak ortak değiliz." Londra yıllarında sıkı bir Arsenal taraftarı olan ve Highbury'deki locasından maçları seyreden K.J, “neden Brezilya'da bir kulüp satın aldığı” sorusuna da "İngiltere'de sevdiğim takıma rakip olmak istemedim" diyerek yanıt verdi ve operasyonu başlattı. Yine tüm dünyanın ismini ilk kez duyduğu Londra merkezli Media Sport Investments (MSI) şirketiyle Corinthians'a hayat öpücüğü verdi. 35 milyon dolar sıcak para kulübün kasasına girdi. Karşılığında kulübün 10 yıl boyunca gelirlerinin % 51'ine ortak oldu K.J. "Brezilya'nın Real Madrid'ini yaratmak istiyorum" dedi ve transferde ilk bombasını patlattı. Boca Juniors'da taraftarın sevgilisi, Arjantin Milli Takımı'nın santrforu ve Avrupa'da hangi dev kulübe transfer olacağı merak edilen Carlos Tevez "Carlito"yu 18 milyon dolar bonservis bedeliyle Brezilya'ya getirdi. Yetiştirdiği tüm yıldızları Avrupa'ya satan ve kulüplerin borç batağında yüzdüğü Samba ülkesinin transfer rekoruydu bu. Futboldaki en büyük rekabetin iki tarafı da karıştı. Arjantin'de son noktayı Boca Juniors Başkanı Mauricio Macri koydu: "Biz Interpol değiliz, Avrupa'da saygın bir bankadan bonservis bedeli hesabımıza yatırıldı". Brezilya ise ilk günden kaynamaya başladı. Geçen sezon ligi 5. sırada bitiren, Copa Libertadores'e iki sezondur katılamayan Corinthians'a Güney Amerika'da yılın futbolcusu seçilen Carlos Tevez nasıl evet demişti? "Arjantin medyası ve Boca taraftarının baskısından sıkıldım" diyen Carlos Tevez'e ise Brezilya basını sadece gülümsedi. Sanki Brezilya medyası Arjantin’dekinden farklıydı!.. S. Paulo'da Folha Gazetesi ise işin peşini bırakmadı. Dünyada hiçbir kulüp 18 milyon dolar ödediği futbolcu ile 5 yıllık varken; 2.5 yıllık sözleşme imzalamazdı. Manhattan'da kapıdan kovulan Rus gazetecilerden sonra bu kez de Brezilya medyası Londra'da Media Sport Investments’ın önünde “kapı-duvar” oldu.


Hayallerindeki final!

"Carlito" sadece muhteşem şovun açılış parçasıydı. Tesadüftür ki (!); ikinci transfer Chelsea'nin Mourinho'sunun eski takımı Porto'dan yapıldı. Carlos Alberto ülkesine döndü. Newel's Old Boy's'dan Sebastian Dominguez gibi sıkı bir tranferin ardından; K.J rotayı Avrupa'nın peşinde koştuğu ön libero mevkinin yeni yıldızı River Plate'li Javier Mascherano'ya çevirdi. Brezilya'da vize sorununu çözmek için 700 bin doları gözden çıkardığı söylenen K.J'nın bonkörlükleri bunlarla kalmadı. Corinthians'a 200 milyon dolara kadar yatırım sözü ve yeni bir stadyum vaad etti. 33 yaşındaki İran asıllı İngiliz vatandaşı Kia Joorabchian için sezon iyi başlamadı. Corinthians bölgesel ligde oynadığı ilk iki maçını kaybetti. Fakat Güney Amerika'da bu adama kafayı yoranların ortak tek bir yorumu var: Hedef FIFA Kulüpler Şampiyonası. 6 kıtanın şampiyonlarının katıldığı ve belki de Chelsea ve Corinthias'in final oynadığı bir futbol gecesi...

Son Söz

Sahibi olduğu Sibneft'in ana sponsoru olduğu CSKA Moskova'ya 3 yılda 54 milyon dolar yollayan Roman A.; devre arasında en iyi futbolcusu Jiri Jarosik'i Chelsea'ye satan CSKA Moskova; "futbolun ruhu affetmez" dedirten bir kurayla Şampiyonlar Ligi'nde aynı gruba düşen Roman'ın takımları Chelsea ve CSKA Moskova; Buenos Aires'de R.A'nın Le Grand Blue'sünün limana yanaştığı gün Carlos Tevez'e imza attıran Kia J; Feyenoord maçlarını ısrarla tribünde seyreden Roman A ve beyni Peter Kanyon, Carlos Tevez transferini bitiren menejer Fernando Hidalgo (Veron ve Crespo’nun da menejeri) ve onun ortağı; Chelsea'nin Roman A'ya satılmasını sağlayan bir başka menejer -eski gazeteci- Pini Zahavi. CSKA Moskova'dan her nedense Corinthians'a transfer olan santrfor Vagner Love(bu transfer iptal oldu); gözlerden uzak Rus Ligi'ne neden transfer oldukları hala soru işareti olan Fernando Cavenaghi ve yine bir Porto'lu Derlei ve tüm bunları Londra'daki malikhanesindeki dev ekranda "naklen" izleyen "Big Brother" Boris Berezovsky...
Ruslar sıcak denize indi ve şimdi samba zamanıdır...
- Nas Zdarovia(şerefe) Mister Berezovsky!..

Çimenlere Basmak Yasaktır

Blog arşivinde 19 Mayıs Stadı ve suni çim başlıklı bir yazı var. Süper Lig'de suni çimin deplasman takımlarına adaletsizlik olduğunu söylemiştim. Trabzonspor'un kazanması bu fikrimi değiştirmedi. Ankaragücü'nde boğazlı kazağını özlediğimiz Hakan Kutlu'nun işi zor. Türkiye'nin Guardiola'sı diyelim ona. Toplama bir kadro yapmışlar bu sezon için. "Tolga'nın kaptan olduğu takım" diyorum; başka da birşey demiyorum. Futbolcuların zemin hakkındaki düşüncelerini merak ediyorum, yarın medyadan takip etmeli. Trabzon hala Ersun Yanal temposunda değil. Yattara zemin yüzünden mi sakatlandı, krampon mu tutmadı yoksa ters mi bastı, bilinmez ama oyun onun ayaklarına bağlı. Umut-Gökhan, Saffet-H.Şükür tadındalar ama çok kaçırıyorlar. Son 5 dakikada 2-2'ye de gidebilirdi maç onca kaçan pozisyon sonrasında. Adamım Selçuk İnan'dır. Kondisyonunu 90 dakikaya çıkardığında bu oyun zekası ve yeteneğiyle ligde bölgesinin bir numarası olur. Trabzon'da kaptan Hüseyin hala oynuyor mu(!) Cale ve Colman ziyadesiyle iyi transfer. Song, Song işte. Yanal'ın takımları lige iyi başlar, sonra dökülür gerçeği var. Trabzon bu kadro devrimi sonrasında ligin ilk 5-6 haftasını minumum kayıpla geçerse; Mart-Nisan ayında hala adından söz ettirir hesabım vardı. İkide 2 yaptılar. Severim insanını da, şehrini de... Maçın şarkısıUB40'den geliyor: "Don't Walk on The Grass"
*Gençlerbirliği, Ankaragücü ve Haccettepespor'un tesislerinde suni çim saha var mı? Bir bilen cevaplasın lütfen...

29 Ağustos 2008

Ruslar Sıcak Denize İndi

Haksızlık ediyor da olabilirim ama UEFA Süper Kupa adının hakkını veren bir kupaymış gibi gelmiyor bana. Bir ruhsuzluk mu desem, angarya mı desem, geçen sezonun heyecanı tükenmiş; yeni sezona sarkmış olması mı desem... Belki de yıllardır oynandığı staddan dolayıdır. Monaco, sosyete, sosyete şıngır mıngır sosyete. Tamam bu tezahürat Spor Sergi yıllarından. Ah ihtiyar sosisçi amca ahh... 2 kupanın kura çekimlerine 72 takımın başkanı, yöneticisi geliyor diye; Monte Carlo casinolarının ısrarı mıdır nedir anlamadım bu kupayı alsınlar artık başka bir stada. Hatta her yıl farklı bir stada. Afişi olsa maçın "Cristiano Ronaldo vs Arshavin" olurdu posterin göbeğinde. Biri sakat (maçla da alakası yoktu, sms ile iş bitiriyordu yine), diğeri gideceğim dediğinden tek ayağı üstünde disiplin cezalı. Trabzon maçının 2. yarısıyla dönüşümlü seyrettim. Tekniği, taktiği bir kenara bırakalım. Zenit bu sezon ligine iyi başlayamadı. Bu kupayı ise Ronaldo'nun yokluğunda gözlerine kestirmişler. Man. United hala tatil havasında. Pekin'den hazır dönen Carlos Tevez'in eline bakıyorlar. Zenit taş gibi olunca Euro 2008'deki milli takımları gibi bir görüntüyle 2-0 yaptı oyunu. Alex Ferguson, Saha'yı neden gönderdi anlamadım. Berbatov demek ki yarın geliyor. 4-6-0, Ronaldo olmayınca çatlıyor göbeğinden. En uçta havadan, karadan top tutacak bir lazım. Müsadenizle bu oyuna sonradan giren O'Shea değil tabii. Yeni dünya düzeni işte. Tribünlerde Ruslar kalabalıktı. Para orada artık. Sıcak denize ineceğiz diyorlardı, buyrun size sıcak deniz, Akdeniz. Fatih Tekke kariyerine UEFA Kupası'ndan sonra Süper Kupa da yazdırdı. Robinho'dan sonra dayaklık topçular listesine Nani'yi yazıyorum 2. sıraya...

Gol:Pogrebnyak (Z) al 44' p.t.; Danny (Z) al 14', Vidic (M) al 28' s.t.
MANCHESTER UTD (4-3-3): Van der Sar; Neville (31' s.t. Brown), Ferdinand, Vidic, Evra; Fletcher (15' s.t. O'Shea), Scholes, Anderson (15' s.t. Park); Tevez, Rooney, Nani. (Kuszczak, Possebon, Gibson, Campbell). All. Ferguson.
ZENIT SAN PIETROBURGO (4-3-2-1): Malafeev; Anyukov, Krizanac (26' s.t. Radimov), Puygrenier (18' s.t. Shirokov), Sirl; Denisov, Tymoschuk, Zyryanov; Danny, Dominguez (1' s.t. Arshavin); Pogrebnyak. (Contofalsky, Fayzulin, Tekke, Kim). All. Advocaat.

Ümit Özat

Daha dün anmıştım adını bir yazıda. Fenerbahçe'nin sol bekinde kalsa aslan gibi oynardı diye. Süper Kupa'yı seyrederken spikerden aldık haberi. Ümit Özat kalp krizi geçirdi dediler. Şimdi bakıyorum farklı kaynaklara. Dili boğazına kaçmış ve nefes alamamış yazıyor. Hangisi doğru bilmiyorum ama eğer kalp krizi haberi emin olmadan verildiyse bu adamın burada ailesi, dostları, sevenleri var. Her türlü geçmiş olsun, Allah çocuklarına bağışlamış. Kalksın gelsin biraz memleket havası alsın Ümit Özat.

La Liga 2008-2009 Şampiyonu?

Serie A 2008-2009 Şampiyonu?

Uefa Kupası 1. Tur

Kuraları Can Bartu çekti, dün de Bruno Conti vardı finalin oynanacağı stad adına. Uefa Kupası 1. turda Galatasaray ve Beşikaş seribaşıydı. Kayserispor, Sevilla'dan sıyrıldı ama Paris Saint Germain'e çarptı. Futbol sever böyle hikayeleri. Kezman giderken "bir daha işim olmaz Türkiye ile" demişse dilini ısırsın, tıpış tıpış Kayseri'ye gelecek. Klasik olacak ama Kayserispor ilk maçı kazanmak zorunda. Beşiktaş, Ukrayna'dan Metalist Kharkiv ile eşleşti. Lucescu artık anlatır bu takımı. Liglerinde 6 maç oynamışlar, 3 galibiyet, 3 beraberlikleri var. Bu takım hakkında hiçbir fikrim yok. Galatasaray İsviçreli sever. Hangi kurada İsviçreli varsa; gelir Galatasaray'ı bulur. Bellinzona altyapısı kuvvetli bir takım. Türk oyuncular da var bu altyapıda. İlk maç İsviçre'de. Napoli de çıkabilirdi Galatasaray'a. Bela eşleşme olurdu. Benfica ile eşleştiler. İlk maçlar 18 Eylül'de. Rövanşlar 2 Ekim'de. Gruplar 23 Ekim'de başlıyor. 2 ayda takımı hazır edemeyenlere buyrun 2 ay daha...

* Uefa, Beşiktaş'ın deplasmanda oynayacağı ilk maçı İnönü'ye aldı. Galatasaray ile aynı gün İstanbul'da oynaması güvenlik yönetmeliğine aykırıydı. Neden Beşiktaş? Onu anlamadım...

Haftasonu Futbol

29.08.2008 Cuma
21.00 Ankaragücü - Trabzonspor (Lig Tv)
21.30 Karlsruhe - Köln (24)
21.45 M. United - Zenit (Show Tv) Süper Kupa
01.00 Tigre - San Martin (Ntv Spor)
30.08.2008 Cumartesi
15.30 Utrecht - Psv (Futbol Smart)
16.30 Schalke 04 - Bochum (24)
17.00 Middlesbrough - Stoke (Spormax)
19.20 Watford - İpswich (Futbol Smart)
19.30 Arsenal - Newcastle (Spormax)
20.00 Caen - Psg (Kanal A)
20.00 Kasımpaşa - Adanaspor (D Spor)
21.00 Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediye (Lig Tv)
21.30 Sampdoria - İnter (Ntv Spor)
22.00 Marsilya - Sochaux (Kanal A)
22.45 Benfica - Porto (Spormax)
23.20 Valencia - Mallorca (Ntv Spor) Bant
31.08.2008 Pazar
14.30 Celtic - G. Rangers (Futbol Smart)
15.30 Chelsea - Tottenham (Spormax)
16.00 Milan - Bologna (Ntv Spor)
18.00 Roma - Napoli (Ntv Spor) Bant
18.00 Aston Villa - Liverpool (Spormax)
18.00 B. Münih - Hertha Berlin (24)
20.00 Numancia - Barcelona (Ntv Spor (Bant)
20.00 Samsunspor - Erciyesspor (Futbol Smart)
21.00 Kayserispor - Galatasaray (Lig Tv)
22.00 Deportivo - Real Madrid (Ntv Spor)
22.00 S. Etienne - Lyon (Kanal A)
00.00 Fiorentina - Juventus (Ntv Spor) Bant
01.09.2008 Pazartesi
20.00 Altay - Kartalspor (D Spor)
21.00 Beşiktaş - Konyaspor (Lig Tv)
23.15 Braga - Sporting Lizbon (Spormax)

Ricardo Quaresma Inter'de

Bu Fenerbahçe için iyi bir haber. Ricardo Quaresma bugün Inter'e imza atıyor. Mourinho geldiğinden beri onu ve Lampard'ı istiyordu. Porto 40 milyondan kapıyı açmıştı. Şampiyonlar Ligi kuralarının çekildiği Monaco'da kurbanlık pazarlığı yapmışlar Inter'den Marco Branco ve oyuncunun (aynı zamanda Mourinho'nun) menejeri Jorge Mendes. Transferin maliyeti 25 milyon +Pele olarak söyleniyor. Porto en iyi adamını kaybetti. Inter de ihtiyar Figo'nun yerine adamını buldu. Barcelona'da boş çekmişti Quaresma. 6 milyon euro'ya almışlardı ve ipini çeken Ten Cate olmuştu. Mourinho, Chelsea'de olduğu üzere eski takımına, ülkesine para kazandırmayı sever. Quaresma'nın yıllık ücreti bizim standartların altında! 24 yaşındaki oyuncu yıllık 2.5 milyon euro alacak. Inter, Suazo'yu da Benfica'ya bedelsiz kiraladı. Yani bedava golcüler de varmış piyasada. Recoba ise Monaco'nun başına bela olmaya gidiyor bu sezon...