21 Ocak 2008

Ve Maç Başladı Ve Gol

Raul'un Atletico Madrid'e 34. saniyede gol attığı haftada ondan daha hızlısı da çıktı. Valladolid'li Llorente, 7.82'de attığı golle La Liga tarihinin en hızlı golcüsü ünvanını aldı. Eski rekor 8 yıl öncesine ait. Dario Silva 8. saniyede atmış golünü Malaga formasıyla. FIFA'nın kabul etmediği en hızlı gol ise akıllara ziyan. Ricardo Oliviera'nın 1998 yılında Brezilya'da 2. saniyede attığı gol. FIFA kayıtlarına göre 1995 yılında Avustralya'da Adelaida City- Sydney United maçında Damian Mori-o da kimse artık- 3.69 da attığı gol futbol tarihinin en erken atılmış golü. Dünya Kupası finallerinde Hakan Şükür'ün Güney Kore'ye 11. saniyede attığı gol rekordu. Kıran oldu mu, onu hatırlayamadım.
La Liga'da:
2007-2008 Valladolid-Espanyol Joseba LLorente (ESP) 7' 82''
2000-2001 Málaga-Valladolid Dario Silva (URU) 8
1977-1978 Valencia-Eleche Carlos Diarte (PAR) 10
2001-2002 Rayo-Osasuna Mariano Armentano (ARG) 10
1992-1993 Albacete-Cádiz Rommel Fernández (PAN) 12
1994-1995 Sevilla-Real Madrid Iván Zamorano (CHI) 12
1997-1998 Bilbao-Real Madrid J. Angel Ziganda 12
2005-2006 R. Sociedad-Valencia Morten Skoubo (DAN) 12
1983-1984 Málaga-Betis José Carlos Suárez 13

Madrid Derbisi 2008

20 Ocak 2008

34 Saniyelik Derbi ve Ötesi

Haftasonu maç programına bakıp ne zaman şu maç güzel olur desek; lastik patlıyor bir yerde. Seyretmeden bilinmiyor işte. Hani kurgusu da belliydi, Maniche gelmiş kafadan 11'e girmiş, uğursuz geldi, Lucarelli sonradan oyuna girdi, ayağı iyi geldi, Inter'in namağlup ünvanı gidiyor derken; -bence- Couto'nun kafayla dışarı attığı topa hakem penaltı çaldı. Ekrandan öyle görünüyor da Couto da öyle aman aman tepki vermedi. (post sonrasında Sky'da röportajında kafayla vurdum, elime de çarptı, ama kasti değildi dedi Couto) Parma nefis top oynadı. Dünyanın her hangi bir liginden maç seyrederken, dizilişmiş, baklavaymış, tandemmiş, yok o orda oynarmıymış, yok o yedek kalır mıymış ile maç seyretmem. Sistem dediğin nedir ki? Kalende Abbiati gibi kalecin olursa çift ön libero oynasan ne yazar oynamasan ne yazar? Ya da kalende Casillas varsa -adam 90'ın tozunu alıyorsa her hafta- bak Robinho adam kovalamıyor desen ne olur. Anlık enstantanelerden, iki şık pastan, bir bacak arasından keyif almak lazım. Yine Milano; çirkef ama iyi golcüdür İbra. 5 dakikada bir penaltıdan olmak üzere 2 golle maçı çevirdi. Parma'ya da yazık oldu. Teknik direktörü sahadan kovulmuş takıma bir de 3. devrede tebrik seansını mecbur ettiler. 2. yarısından dahil olduğum Madrid derbisi baydı. 24 saat önceki Villarreal-Valencia derbisindeki futbol yoktu. Gelenek devam etti. Raul'un fotoyu boşuna koymamışız derbinin son postuna. Kafadan -34. saniye- yazdı golünü. Haftanın en erken golü bu mu peki? Valladolid'den Llorente 7. saniyede golünü attı ve La Liga rekoru kırdı. Günün 2 muhteşem gol sevinci. Milan'ın uzatmada Gilardino ile bulduğu gol sonrası Gattuso'nun Ancelotti'yi sevmesi ve Ibra'nın 3. golden sonra Mancini'yi 2.80 yere sermesi. Son olarak tribün raporu. Roma'da 3 Catania'lı yaralı, 2 Iraklis'li Paok'luların fena gazabına uğramış.

Madrid Derbisi #3

Sözkonusu derbi olunca Real Madrid'in Ultrasur ve Atletico Madrid'in Frente Atletico'su düşmandır da bu iki grubun birleştiği günler de vardır Madrid'de. Bu akşam Vicente Calderon'da oynayacak olan derbideki polis+ güvenlik sayısı: 600. Biz de 50 bin kişilik stadyumda sadece polis 2000'den başlar. Stada gelecek olan polis sayısı 500. Calderon'un özel güvenliği ise 100 kişiden oluşuyor. Yüksek risk taşıyan derbi için alınan bütün güvenlik önlemi bu. İspanya'da %5 deplasman seyircisine verilir diye bir kural yok. La Liga'da haftanın ilk derbisinde Villarreal, Valencia'yı ezdi geçti(3-0). Nihat da attı, 2 kere sevindim. Koeman için geri sayım başlamıştır. Bu aşı tutmaz. Marca Gazetesi'nin yaptığı bir grafik meraklısına. Aguero'yu anlatıyor adamlar. Ufak bir keşifle, internet gazeteciliği nasıl yapılıyor İspanya'da görmek mümkün. Postu Raul fotosuyla bitirelim.
Madrid Derbisi #2
Madrid Derbisi #1

Bir Bilenin Sesi

Yolu Etiler'e doğruydu, Vatan Gazetesi'nin önünden akan trafiğin tam tersi. Yoğun trafikte vakit kazanmak için arabası karşıda bekliyordu onu. Binemedi o arabaya. Halk otobüsünün altında kaldı Ercan Arıklı. Bu ülkede değişen hiçbir şey yok. Cumartesi akşamı da Cüneyt Koryürek, Harbiye'de trafik kazasında can verdi.
***
Çok uzun zamandır içimde ukteydi Hürriyet, Miliyet gazetelerindeki düzeysiz, ucuz, pespaye okuyucu yorumları hakkında yazmak. Bu akşam Cüneyt Koryürek haberinde bir yoruma rastladım: "gerçi kendisi 77 yaşındaydı ama dinç bir insandı." Bu yorumu yapan da bizimle aynı ülkede yaşıyor. Bu yorumu moderasyondan geçirip o gazetenin internet sitesinde yayınlayan gazeteci de. Gerçi siz utanmak nedir bilmezsiniz ama!..
***
Futbol yazıp çiziyorum. Futboldan konuşuyorum. Başka spor dallarından söz açıldığında susar dinlerim, en fazla merakımı dindirmek için soru sorarım sohbet ortamında. Kaan Kural-Murat Kosova NBA anlatsınlar; neye nasıl itirazımız olur ki? Onun sesini işte bu yüzden özleyeceğim. Bir bilenin sesi. Cüneyt Koryürek'in sesi. Murat Kosova ile çıktıkları yayınlarda bitmek bilmeyen atletizim heyecanı, eski anıları, 30 yıl öncesinden verdiği anektodlar... Onun için en güzel satırları kadim dostu Hıncal Uluç yazacaktır. Belki de bundan sonra bu şehrin trafiği hakkında yazmamaya yemin edecektir.
***
Ben sadece fotoğrafın arka planına dikkat diyorum. Yüzlerce dergi, kitap, cd, belgesi olan adam güzel adamdır. Büyük adamdır. Doğrusu, Pekin'de 100 metre finalini izlemesem de olurdu. Bu kez kaçırmayacağım. Bu hayatını spora adamış güzel insan için...

Gastrocnemius

Fanatik Gazetesi'nden bir haber. Başlığı Lincoln'un sırrı. Devam edelim; neymiş sırrı?"Sakat olan Brezilyalı yıldıza 'Gastrocnemicus' teşhisi koyuldu. Sarı-Kırmızılı oyuncunun 3 hafta daha forma giyemeyeceği öğrenildi." Haberin detayı burada, isteyen okuyabilir. Tıp doktoru değil elbette okuyucu, sadece wikipedia'da aramışlar; neymiş bu 'Gastrocnemicus' diye? Bir kere yanlış yazılmış doğrusu Gastrocnemius olacak. Nedir peki bu? Bildiğin kas grubu, diz ile bilek arasında bacak alt arka bölgesinde. Böyle teşhis mi olur? Böyle sır mı olur? Bu sırra sahip olmak için Lincoln olmaya gerek mi var? Eğilip baksan sen de göreceksin o Gastrocnemius adelesini. Her Latince terimden korkacaksak böyle....

19 Ocak 2008

Madrid Derbisi #2

Madrid derbisi için Marca'nın verdiği muhtemel 11'ler. Vicente Calderon'da bu sezon bol gollü maçlar oldu. Bu 11'ler yine onu işaret ediyor. Blogdaki ankette %40 Atletico Madrid, %39 Real Madrid çıktı.

Liverpool Eğleniyor

18 Ocak 2008

Atletico Madrid-Real Madrid

*Atletico Madrid'in derbideki son galibiyeti 1999-2000 sezonunda deplasmanda. O sezon kazanıp bir de üstüne küme düştüler.
*Sahaları Vicente Calderon'da ise 10 yıldır galibiyetleri yok Real Madrid'e karşı.1998'de Jose Mari, Lardin ve Juninho'nun golleriyle 3-1 (Morientes) kazandılar.
*Real Madrid'in derbi tarihinde Vicente Calderon'da Atletico Madrid'den daha fazla galibiyeti var. Calderon'da Real Madrid 27, Atletico Madrid 23 kez kazandı.
*Iker Casillas'ın Atletico Madrid mağlubiyeti yok. 8 yıldır kalede olduğu hiçbir derbiyi Real Madrid kaybetmedi.
*Raul'un Calderon'da 4 golü var. Di Stefano 8, Ronaldo ise 6 gol atmış Atletico Madrid'in stadında.
*Reyes ve Jurado eski R. Madrid'li. Real Madrid'de Atletico Madrid forması giymiş oyuncu yok.
*Atletico Madrid de Torres de gittikten sonra Madrid kökenli futbolcu kalmadı. Real Madrid'de Raul, Guti, Casillas, Torres ve Balboa Madrid kökenli.

20 Ocak 2008 Pazar 20:00 Ntv Spor

Haftasonu Futbol

17 Ocak 2008

Tut Şu Çocuğun Elinden

Kulüp tecrübesi olmayan Jurgen Klinsmann'ın Bayern Munich gibi bir devin başına geçirilmesinde kalmıştık en son. Klinsmann'ın Alman milli takımında Loew ile yarattığı sinerjinin bir benzerini kimle yaratabilir Bayern Munich'de. İsime gelmeden önce sanırım Neeskens ve 2. adam olmak üzerine not düştüklerimi biraz tekrar etmek lazım. Teknik direktörlük koltuğuna oturan adamın hiçbir komplekse kapılmadan kendisinden tecrübeli, yaşça büyük bir futbol adamıyla yola çıkması. O yazıda bunun örnekleri var. Klinsmann da benzer bir arayış içinde. Adı geçen ise sıradan biri değil. Osvaldo Ardiles! Klinsmann, Tottenham da oynarken Ardiles onun ve Popescu'nun teknik direktörlüğünü yapıyordu. Kadrosunda Güney Amerikalı oyuncular (Demichelis, Sosa) bulunduran Bayern Munih'de; Klinsmann yardımcısı için bu kıtayı işaret etmiş. Arjantin medyası da bu tüyoyu alınca Osvaldo Ardiles'dir (Hoddle ile 2. karede) bu kişi diye çıkmış meydana. Zafere Kaçış'ın Carlos Rey'i Alman topraklarına gelir mi? Gelirse (Ten Cate)Neeskens-Rijkaard modeli tuttu demektir Avrupa futbolunda.

Harbiden de Yol Geçiyormuş

Özel televizyonların olmadığı, TRT'den; Avrupa'dan naklen yayın kovaladığımız, Hugo Sanchez'in taklaları, Butragueno'nun fırsatçılığıyla tanıştığımız yıllar. Öyle taraftar gruplarından falan haberdar değiliz. Zaten İspanya'da Ultras dediğinde 82 Dünya Kupası sonrası ortaya çıkmış. Ne Ultrasur ne Frente Atletico’dan haberdarız. Real Madrid’in “ateşli” kale arkası işte. Gol olunca sinek gibi tellere yapışıyorlar. Ne interneti yabancı dilde dergi, gazete bile yok. Varsa da nerede satılır, nerede satıldığını öğrenince; ne kadar pahalı dediğimiz yıllar. Babadan harçlıkla dönüyor hayat. İşte o zamanların hikayesidir bu fotoğraf karesi. Kim diyorsa diyor arkadaşlardan: "yaa Atletico Madrid’in stadında-herkes öyle ezbere Vicente Calderon da diyemiyor o yıllarda- tribünün altından yol geçiyormuş". Herkes kafasında canladırmaya çalışıyor. Yol mu önce varmış, stadı mı daha önce yapmışlar diyene "evet lan kazma, stadı tünel gibi kazmışlar diye sallayanı da" var bizim teşkilatta. Madrid’i görmemişiz, öyle google da yok, nereden bulacağız ki o tribünün ve altından geçen yolun fotoğrafını. Baba harçlığından, maaşa terfi edince Guerin Sportivo, France Football'la tanışıyoruz. Total Football vardı mesela 442’in rakibi. Batıyor o dergi, batana kadar da bu stadın fotoğrafını koymuyor. Mektup arkadaşlığı yoluyla yabancı dilini geliştirmeye çalışan boş adamlar var. "Yok mu kardeşim Madrid’li mektup arkadaşın, çeksin yollasın şu yolun fotoğrafını" diyoruz. Ordan da bir iş çıkmıyor. Madrid’e yolum düşmedi; internet’te çok zaman oldu -yıl kaç hatırlamıyorum- bir Atletico Madrid sitesinde bulmuştum bu fotoğrafın bir benzerini. Vay be dedik harbiden de yol geçiyormuş tribünün altından. Bu fotoğraf karesi futbol sevgimizin yokluk yıllarının uktesidir işte. Şimdi o yolun adının M-30 olduğunu bile biliyoruz da ne işimiz yarıyor ki...

Reklam Arası

We've got the studs
If you've got the balls
Cologne's Gay Football Team invites you for a Trial Training..

Kanlı Derbi

72 saat içinde 2 derbi oynadılar. Pazar akşamını kansız atlattılar ama dün akşamı kupa maçının sabahını yine kana boyadılar Yunanistan'da. Pazar günü 1-1 bitmişti lig maçı. Çarşamba akşamı Olympiakos 4 attı Pana'ya. Derbide 4 attın mı kutlarsın elbette. 24 yaşındaki Theophilos Stavrakis ve 26 yaşındaki Costas Bakandritsas da öyle yapmışlar. Pire'de Panathinaikos'luların saldırsına uğramışlar bir kafede. Bıçaklı saldırı! Stavrakis hayatını kaybetmiş, arkadaşı yaralı. Çok değil 9 ay önce, futbol değil voleybol derbisinde yine bir taraftar ölmüştü. O Pana'lıydı şimdi Olympiakos'lu. Yunanlılar yine ligi tatil ederler şimdi..

Futbol Kaç Derecede Oynanmaz?

Yaz vakti marketten doldurduğun alışveriş torbanda tavuk varsa gidip bir kafede soluklanamazsın. Derin dondurucudan çıkardığı eti tekrar dondurma, balığı oda sıcaklığında 2 saatten fazla tutma, 40 derece sıcakta öğle vakti sokaklarda dolaşma derler. Celsius temelli uyarılar işte bunlar hayatımızda. Geçen sezon Meduna, Manisa'da saha ortasında yere yığıldığında tribündeydim. Ne maçın sonucu, ne kaybedilen puanlar kimsenin umurunda değildi. Hava sıcaklığı akşam 9'da 35 dereceydi o akşam. Ağustos'un başında start vermişlerdi lige.
Bu sezon devre arası yok. Sivas'ta kar yok ama -25 derece soğuk vardı Sivasspor-Trabzonspor maçında. Buz ısırığı dediler, donma tehlikesi dediler ama maç oynandı. Tıp adamları aman dikkat diyor ama dinleyen yok. Ta ki gelecek hafta oynanacak olan Sivas-Fenerbahçe maçına kadar. Çünkü bu ülkede buz ısırığıdan muzdarip Umut, aynı şartlarla karşılaşacak Alex kadar reyting yapmıyor da ondan...
"Euro 2008 yüzünden devre arası kısa, Avrupa'da da böyle" diyorlar. Hayır değil. Almanlar, gitmiyor mu finallere? Bütün takımları neden Antalya'da peki? Neden Şubat'a kadar tatil Bundesliga? Bizim federasyon lig planlaması yapmayı bilmiyor da ondan. Hafta ortası lig maçları her ülkede oynanıyor. Avrupa'da maçı olanın -dinlenmek amacıyla değil- lig maçı erteleniyor. Premier Lig'de 3 maç eksiğine kadar örnekleri var bunun. İşkembe i kübradan sallamıyoruz ki! Galatasaray ve Fenerbahçe dışındaki 7 maç rahatlıkla hafta ortası, Şampiyonlar Ligi haftalarında oynatılabilir, bu iki takım için de uygun Salı-Çarşamba'lar bulunabilirdi. Bu durumda ne yazın boğucu sıcağında ne de kışın ayazında lig maçı oynatırdınız. Adamlar 38 haftalık lig yönetiyor, biz 34 haftayı programlayamıyoruz nedense.
Yediğimiz tavuk kadar değeri yok Türkiye'de futbolcuların. FIFA nezdinde de olduğunu sanmıyorum. Nedir bu işin kuralı, bilen varsa yazsın. Eksi ve artı kaç dereceden sonra futbol maçlarını hakem erteleyebilir? 10 cm kar olunca, top sekmeyince oynanmaz da; peki eksi kaç derece olunca bu oyun, oyun olmaktan çıkar?

Bizim Kupa ve Onların Kupaları

Türkiye Kupası'na UEFA Kupası'nın grup formatını kim layık gördü de; bu kupanın tadını kaçırdı bilmiyorum ama kupa dediğin çift maç eleminasyondur. Hatta çeyrek finale kadar tek maçtır en güzeli. 4 maç üzerinden grup oynattığında ne sürprizin tadı kalıyor; ne de yoğun maç trafiğinden ayaklar topa gidiyor. Stada giden de yok, ekran başında oturan da. Real Madrid'in aklı galiba haftasonundaki derbideydi ki-klişedir-Mallorca'ya Santiago Bernabeu'da çarpıldı (0-1) ve kupanın dışında kaldı. Başkan Calderon 3 kupa için adam başı 900 bin euro prim vaat etmişti oysa ki. Mallarco'da Galatasaray'a transfer olacağı iddia edilen Basinas 90 dakika sahadaydı. Pato ile fiyaka yapan Milan -ki bu kupa Ancelotti'ye göre angaryaymış- da Catania'nın kurbanı oldu. Fransa'da ligde dipleri tarayan 3 takım kupada bir üst turda: Paris Saint Germain, Lens ve Auxerre(Marsilya'yı elediler, Erik Gerets sallanıyor). Komşuda 72 saat önce 1-1 biten derbinin sıcak rövanşında Olympiakos, Pana'yı dörtledi.

Haftasonu Futbol

19 Ocak Cumartesi
13.00 Sakaryaspor - Orduspor (D Spor)
14.30 Hearts - Hibernian (Business)
15.00 Trabzonspor - G. Oftaş (Lig Tv)
17.00 Middlesbrough - Blackburn (Fox)
18.10 Lorient - PSG (Kanal A)
19.00 Beşiktaş - Kasımpaşa (Lig Tv)
19.00 Genoa - Atalanta (24)
19.20 Watford - Charlton (Business)
21.00 Getafe - Sevilla (Ntv Spor)
21.30 Fiorentina - Torino (24)
23.00 Villarreal - Valencia (Ntv)
20 Ocak Pazar
13.00 Eskişehirspor - Gaziantep BB. (D Spor)
13.30 VVV Venlo - PSV (Business)
15.00 Gaziantepspor - Fenerbahçe (Lig Tv)
15.30 Nec Nijmegen - Ajax (Business)
16.00 Udinese - Milan (Ntv Spor)
16.00 Juventus - Sampdoria (24)
19.00 Galatasaray - Bursaspor (Lig Tv)
19.00 Nice - Nancy (Kanal A)
19.00 Roma - Catania (24) Bant
20.00 A.Madrid - R.Madrid (Ntv Spor)
21.30 İnter - Parma (24)
22.00 Barcelona - R.Santander (Ntv Spor)
22.00 Lens - O.Lyon (Kanal A)
Credit:Tribündergi

16 Ocak 2008

Geordie Messiah 2.0

Sam Allardyce gittikten sonra Manchester United'dan 45 dakikada 6 gol yiyen Newcastle yana yakıla hoca arıyordu. Fransız Deschamps'ın adı geçti en son. Juventus'tan yok yere yolladılar bu adamı. Harry Redknapp sağolun almayayım dedi. Bu kaostan Kevin Keegan ismiyle çıkmak her kulübün harcı değil. Bizim siyah beyaz televizyonun en güzel topçularından Keegan 3 yıldır yedek kulübesinden uzaktı. Newcastle taraftarı ona tapar. Lakabı da Geordie (Newcastle muhtarında kaydı olanlar) Mesihi'dir. Takımı Premier Lig'e çıkartan, dönemin fırtınası (sanki bugünün değil!) Manchester United'ın ardından 2. yapan Kevin Keegan'dır da; benim yine bir çekincem var. Bu bir zamanlar efsane oldukları kulübe 2. kez dönüp hüsranla ayrılanlar kulübü var ya? İşte oraya bir zaman sonra Kevin Keegan da üye olur mu acaba? Bu kez Ginola, Asprilla yok ama Kevin Keegan'lı Premier Lig daha güzel. Biliyorum rezil bir final cümlesi oldu...

Cristiano Ronaldo ve Alex

Manchester United kariyerinde ilk hat-trick'ini Newcastle'a yapan Cristiano Ronaldo, Premier Lig'de 16 gole ulaştı. Tüm kupalarda attığı gol ise 22. İngilizler hemen incelemeye almışlar bu durumu tabii. Premier Lig'de santrfor olmayan bir oyuncu en fazla kaç gol atmıştı? Cevap yine Ronaldo. Geçen sezon 17 gol atıp bir sezon önce 16 gol atan Frank Lampard'dan bu ünvanı teslim almıştı Ronaldo. Aslında bu futbolun son yıllarda nereye gittiğinin de bir göstergesi. Orta saha oyuncularının skora katkısı. Pires Arsenal'de 2002-2005 arasında 14 gol attı sezon başına. Guardian'ın görevi tabii kendi liginin röntgenini çekmek. Biraz kafalarını kaldırsalar, bizim ligden Alex'i de görecekler!..

Madrid Derbisi Ne Olur?

Pazar günü (20:00) Madrid derbisi var. La Liga'da fikstür azizliği bu sezon Madrid derbisi ligin ilk haftasına rastladı. Biz de hala "ligin ilk 6 haftasında derbi oynanmaz" diye abuk sabuk bir kural var. Atletico Madrid ligin ilk haftasında Santiago Bernabeu'da 2-1 kaybetti. Uzun yıllardır olmadığı kadar bu sezon yarışın içindeler. En azından gelecek sezon Şampiyonlar Ligi görecekler. Real Madrid ligin ilk yarısını tarihinin en iyi performansıyla kapadı. Vicente Calderon'daki rövanş nasıl biter? Cumartesi akşamına kadar sürecek bir anket sağ kolonda beklemekte...

3. Devre

Foto Romanista'nın blogdan. Roma:3 Dundee United:0 hatırası olarak vermiş. Üzerindeki sloganlar ilgimi çekti. İtalya'da tribün terörüne Vernel etkisi yapsın diye bir zamandır 3. devre uygulamasında ısrar ediyor Federasyon. Bu "Terzo Tempo" (3. devre) maçın bitiş düdüğü sonrasında kaybedenin kazananı saha içinde sıcağı sıcağına tebrik etmesi. Floransa'da Inter, Fiorentina'yı devirmiş, (foto 2) soyunma odasına giderken tebrikleri kabul etmişti. Görüldüğü üzere Romalılar bu fikre karşı. "Nasıl geçirdik ama" tarafındayız ile renklerini belli etmişler. Fair Play uzun hikayedir de; ben de garip buluyorum bu 3. Devre uygulamasını. Kaybeden indirir tozluklarını, eğer başını, gider soyunma odasına. Nedir ki? Bir de üstüne kokteyl prolonge mi versinler adamlar!..