Norveç galibiyeti, bu memlekette Fatih Terim'in İngilizcesiyle dalga geçen bütün plaj çocuklarına armağan olsun.
18 Kasım 2007
Plaj Çocukları
Norveç galibiyeti, bu memlekette Fatih Terim'in İngilizcesiyle dalga geçen bütün plaj çocuklarına armağan olsun.
16 Kasım 2007
There is No V in Wodka
Beyin tokatlayan reklamları genelde yorumsuz olarak verip geçiyorum blogda. Bu kez iki satır yazmak lazım. Votka seven, bilen bir adam değilim. Yıllar önce bir arkadaşım "en iyisi Rusky Standart" demişti free shop'da, peki deyip almıştık. Bilmediğim şeye ne itiraz edeceğim ki? Şimdi mevzu Polonya votkası pardon wotkası Wyborowa'dır. İçtim mi içmedim lakin Amsterdam ikametgahlı bir ajans süper bir kampanya hazırlamış bu marka için. Hazır yeri gelmişken dünyada ne kadar kafayı kırmış, gerilla reklamcı varsa Amsterdam'da. En iyi işleri de ufak ajanslar çıkartıyor. Kampanyanın çıkış noktası, Polonyalıların votkanın anavatanın kendi memleketleri olduğu iddiası ve kendi dillerinde wotka olarak okunduğu üzerine kurulu. Yani V'ler kapı dışarı, W'lar başımız üstüne Harika bir site yapmışlar. İnternet reklamcılığında gördüğüm en başarılı işlerden biri...
Beckham'ın donu
Çok adam gıcıktır ama ben her zaman büyük futbolcu olduğuna inandım. Onca reklam çekimi, dünyanın dört bir tarafında imza günleri vs. arasında her zaman iyi çalışan bir adamdı David Beckham. 100 yıl geçse de futbolu kavrayamayacak denyö Amerikalıların ( ne oldu bak burada dötümüze falan girdiği yok) oyuncağı oldu. Oynasa da oynamasa da zirveden düşmüyor. Son reklam anlaşmasını Armani ile yaptı. Armani'nin donlarını - Emporio Armani underwear desem daha mı fiyakalı olacak- giyecek, karşılığında 28 milyon euro verecekler. Vodafone ve Gillette ile olan anlaşmaları yenilenmedi ama Adidas, Pepsi ve Motorola'dan da dünyayı götürüyor. Bir de parfümleri var ki, Avrupa'da genelde ucuz mallar reyonunda satılıyor, 10 euro'ydu son gördüğümde. Armani'nin reklam çekimlerinde Beckham'ı fotoğraflayan ise bir Türk: Mert Alaş. Armani'nin Kaka ile de çalışmışlığı var 1 zaman önce...
Fenin-Arshavin-Kalinic
Ocak ayı transferlerinde büyük liglere gelmesini beklediğim birkaç oyuncu var. CM verileriyle falan konuşmuyorum, çünkü CM kuşağından değilim, sokakta futbol oynamamış, dizi kanamamış, rezidans çocukları "CM yanılmaz" dediklerinde git bir çay koy diyesim gelir ki; onlar latte içerler. Neyse ilk adamımız Martin Fenin. Arjantinli yeni Maradona, Fransız yeni Zidane arar da Çek yeni Nedved'inin peşine düşmez mi? 1987 doğumlu Fenin, Teplice forması giyiyor. 1.81 boyunda forvet, Çek U-20'da en çok göze batan isimdi. İspanya zor ama İngiliz ya da İtalyanlar bu kış olmadı 2008 yazında kaparlar yeni Nedved'i.
2. sırada Andrei Arshavin var. Rusya Ligi'ni şampiyon bitiren FC Zenith'in yıldızı. Fatih Tekke'nin takım arkadaşı da mı demeliyim şimdi? Sağda, solda, ortada, en uçta; nereye koysan oynuyor. 1981 doğumlu ve Avrupa'ya transfer olmak için geç bile kaldı. Hazır Rus ligi bitmişken Arshavin, Ocak'ta Antalya'ya kampa geleceğine bir büyük takıma gider. Ruslar, Euro 2008'de parlatıp satmayı da tercih edebilirler.
3. sırada Hırvat Nicola Kalinic var. 1988 doğumlu, Hajduk Split altyapısından yetişme golcü. Ona yakıştırılan lakap da "yeni Alen Boksic". Halen Hırvat liginde gol krallığında ilk sırada. O da Euro 2008 sonrası büyük bir lige uçar...
Liret Gitti Gideli
Vincenzo Paparelli, Roma Olimpiyat Stadı önünde hayatını kaybettiğinde de tribünlerin rotu bozuktu. Sağa, sola çekiyorlardı. Stattan çok uzakta, Arezzo'da yol kenarında Gabriele Sandri öldüğünde de değişen birşey yok. Il Duce sonrası İtalya'da herkes tarafını belirlemiş tribünde. Kuzeylisi-Güneylisi, yerlisi, göçmeni, garibanı, zengini, liman kentlisi, Sicilyalısı. Her tribünün bir "sebebi var". Bizim memlekette açık tribüne "curva" demekle olmuyor işte. Bizde yoktur böyle keskin ayrımlar. "Fenerbahçeli sağcıdır, Beşiktaş solcudur" diyemezsin. Çiğ durur. Adama gülerler. Çizme diyorlar ya oraya, orada dertler başka. Çizmenin altı delik. İtalya'nın başına Avrupa Birliği belasını saran başbakan Roman Prodi'nin dibe vurdurduğu bir ülke var orada. Lazio'nun sağcı olduğunu, Livorno'nun solcu olduğunu herkes biliyor artık. İtalyan İçişleri bakanlığının araştırmasında (bkz:tablo) taraftarın yarısı apolitik çıkmış. İki sezon önce çıkan olay sayısı 16, geçen sezon 18. Yaralanan taraftar 44 ve 32 sırasıyla. Geçen sezon bir polis öldü, bu sezon bir polis bir taraftarı öldürdü. Calcio hem futbol hem de tekme demek. Uzaktan davulun sesi hoş gelir.İtalyanlar birbirlerini tekmeliyor liret gittiğinden biri. Pizzanın üstündeki taze roka da, carpaccio'nun üzerinde dans eden aceto balsamico da kimsenin umurunda değil artık...
Kafama Sıkar Giderim
Başka bir teknik direktör olsa 10 kere kovulmuştu. Fakat onun adı Daniel Passarella. Geçen sezon sıfır çekti, bu sezon şampiyonluk yarışına çok erken havlu attı. River Plate taraftarına bir sözü vardı:" Aralık'a kadar kupa almazsam giderim demiştim sözümü tutuyorum". Son şansı Güney Amerika kupasıydı, orda da dandik Arsenal'e elendiler. Oyunun kuralı bu. Sözünü tuttu ve gitti.Passarella:"Obviamente voy a cumplir con mi palabra"
15 Kasım 2007
Yoann Gourcuff
Yıldız adayı biraz da boyu kısa ve Arjantinliyse benzetme fikstir yeni Maradona. Fransızlar'da da yeni Zidane arayışı vardır böyle. Nasri, Gourcuff. Nasri, Marsilya'da ilk onbirde şans buluyor ve muhtemelen bu sezon son sezonu olacak Fransa Ligi'nde. Ben hala büyük takımlarda oyunu forse edecek çapta olduğuna inanmıyorum, Inter istiyor mesela, gelirse Gourcuff gibi yakar kendini. Rennes'de bir sezonda 36 maça çıkıp Milan'a gelip yedek kulübesine çakılmak kolay değil. Seedorf, Pirlo, Gattuso ve Kaka'lı orta sahada kimi keseceksin ki? Ancelotti de ona rotasyonda angarya maçlarda forma verdi. Gourcuff hep yeni Zidane olarak lanse edilen ancak daha bir numarasını göremediğimiz yeni nesil topçulardan. Doğru zamanda doğru takımı seçmek en önemli faktör bir futbolcunun kariyerinde. O ilk yanlışını yapmış işte. Pato'nun da geldiği Milan'dan artık topuklama vaktidir Gourcuff için.
14 Kasım 2007
Türkiye'nin En İyi
Maç Spikeri Kim?
Türkiye'nin en iyi maç spikeri (tv) kim? Ben adayları belirledim, seçmesi size kalmış. 2007'in son gününe kadar anketi sağ köşede açık tutacağım. En çok oy alan spikere de 2008'in ilk günlerinde blog adına bir şişe Aceto Balsamico yollayacağım. Adaylar arasında bu neden yok, şu neden yok denilebilir. Öncelikle blog anketi 5 seçeneğe imkan tanıyor. Ben kafamdaki en iyileri yazdım. Mutlaka sorulacaktır: Murat Kosova eskisi gibi devamlı futbol anlatmadığından listede yok... * İsimler alfabetik sıralanmıştır.
Meravigliosa Creatura
Molti mari e fiumiattraversero
dentro la tua terra
mi ritroverai
turbini e tempeste
io cavalchero
volero tra il fulmini
per averti
Meravigliosa creatura sei sola al mondo
meravigliosa creatura paura di averti accanto
occhi di sole mi bruciano in mezzo al cuore
amore e vita meravigliosa
Luce dei miei occhi
brilla su di me
voglio mille lune
per accarezzarti
pendo dai tuoi sogni
veglio su di te
non svegliarti
non svegliarti
non svegliarti....ancora
Meravigliosa creatura
sei sola al mondo
meravigliosa paura d'averti accanto
occhi di sole mi tremano le parole
amore e vita meravigliosa
Meravigliosa creatura un bacio lento
meravigliosa paura d'averti accanto
all'improvviso tu scendi nel paradiso
muoio d'amore meraviglioso
Meravigliosa creatura
Meravigliosa
occhi di sole mi bruciano in mezzo al cuore
amore e vita meravigliosa
Video: gianna nannini - meravigliosa creatura
Larsson&Linderoth
Dünya gözüyle onu da seyrettim. Ali Sami Yen'de. Henrik Larsson 36 yaşında futbolun nasıl oynanacağını gösterdi. Fotoğraf 1995 yılından. Hollanda'da Feyenoord forması giyiyor Larsson. 24 yaşında. (comment sonrası edit)Yanındaki 16 yaşında daha. Tobias Linderoth 6 ay kaldı ve ülkesine döndü . Linderoth, İsveç'te 2007 yılının en iyi orta saha oyuncusu seçildi, bir başka özelliği var ki bizim ligle bağlantılı; onu yazmak için bir haftaya ihtiyaç var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












