Katalanların kulübü Barcelona'da futbolculuk ve teknik adamlık kariyerlerinde Katalan kökenli olanların daha çok sevildiği ve yolların açıldığı doğrudur. Ama bugün sahada Iniesta kenarda Luis Enrique gibi örneklerden çeyrek asır geriye gidersek karşımıza Txiki Begiristain çıkar.
Cruyff'un dört yıl arka arkaya şampiyon olan rüya takımının kanat oyuncusu Bask bölgesi kökenlidir. Her futbolcu teknik adam olacak değil, Begiristain kulüp yönetiminde profesyonel olmayı tercih etti ve geride kalan 10 yılın yarısında Ferran Soriano ile birlikte yüksekten uçmaya başlayan Barcelona'nın futbol aklı oldu.
2010'da da bayrağı kendisi gibi Bask kökenli olan efsane kaleci Andoni Zubizarreta'ya teslim etti. Barcelona, Juventus'un parlak pazarlama beyni İtalyan Francesco Calvo'yu transfer etti. Begiristain ve Ferran Soriano bugün Manchester City kulübünü yönetiyorlar. Sezon başında Guardiola boşuna mı geldi bu kulübe? Zubizarreta da üç gün önce Olimpik Marsilya kulübünü satın alan Amerikalı patronla el sıkıştı ve Fransız kulübünün sportif direktörü oldu. Bize bu satırlardan ne kalır peki? Birincisi yabancı transferi deyince bizim başkanların aklına sadece futbolcu ve teknik adam gelmesin.
İkincisi futbolu bırakan her Türk futbolcusu teknik adam olmak yerine bazıları da spor yönetimi üzerine eğitim alıp bunu kariyerlerinden damıttıkları tecrübeyle harmanlasın...
Bir kulübü yönetmenin dörtlü savunmandan üçlüye geçmekten çok daha fazlası olduğuna inanlara elbette bu naçizane tavsiye...
30 Ekim 2016
Maradona "56"

Yeni bir sözüm yok... Mükemmel olmayan adamların en mükemmeli... 56 yaşında...
Goikoetxea-Schuster-MaradonaMaradona Giderken
20 Yıl Sonra Napoli ve Maradona
Si Yo Fuera Maradona
Maradona der ki
Yeni Maradona
25 Yul Önce Maradona ve Nunez
20 Yıl Önce Napoli
Queen ve Maradona
17 Kasım 1976 ve Maradona
16 Ekim 2016
Yetenekli Bay Carlos
Futbol tarihinde Carlos Henrique
Raposo gibi futbolcu azdır ya da hiç olmamıştır. Beckenbauer’e benzediği için
Brezilya’da “Kaiser” lakabıyla anılan Carlos, 70’lerin sonunda adını duyurdu.
Alman liberoya benziyordu ama o bir “golcü”ydü. Dönemin meşhur futbolcuları
Carlos Alberto, Ricardo Rocha ve Gaucho yakın arkadaşıydı ve onlar sayesinde
transfer yapmaya başladı. Carlos, Botafogo’ya imza attı, “Kondisyon problemim
var” deyip takımla idmana çıkmadı. “Hadi
çift kale maça” dediler, “adalem ağrıyor” dedi. O dönemin ileri tetkikler
yaygın değildi elbet. Carlos benzer numaraları gittiği her kulüpte yaptı, ya
boğazı ağrıyor ya da adalesi çekiyordu. Brezilyalı gazetecilerden de yakın
olduğu isimler sürekli onun ne büyük golcü olduğunu yazıyorlardı. 1986’da
Fransa’da Ajaccio takımına transfer olduğunda elbette ki tek bir görüntü yoktu
hakkında. Formayı giydi, armayı öptü, önüne konuna bütün toplara bütün
yeteneksizliğini ortaya koyup vurdu. Onu kimse Ajaccio formasıyla Fransa 2.
Ligi’nde de izleyemedi ama Brezilyalı gazeteciler Fransa’da coştuğunu yazdılar.
Brezilya’ya döndü, önce Fluminense sonra Vasco de Gama’ya imza attı. Carlos
Henrique Raposo’nun 10 yıl süren futbol kariyeri 1989’da sona erdi. Kariyerinde
tek bir maça çıkmadı. Bırakın bir maç videosunu, bir maçtan tek kare fotoğrafı
bile yoktu. Yıllar sonra 20-30 maçta oynadığını, bir gol attığını anlatıyordu
ama dinleyeni yoktu.
15 Ekim 2016
10 Ekim 2016
X Raporu #1
Kült olmuş, duvarlara yazılmış, tişörtlerin üzerinde slogan olmuş saptamaları vardır Bill Shankly'nin futbola dair. En bilindik olanı da şudur: "Futbol bir ölümkalım meselesi değildir. Ondan çok daha önemlidir." Bu oyunu sevenlere "Vay be" dedirten satırdır da hayatta karşılığı var mıdır işte o tartışma konusu. Bize bunun cevabını Juventus ve İtalyan Milli Takımı'nın stoperi Bonucci versin. 28 yaşındaki Leonardo Bonucci, Çizme'nin son yıllarda yetiştirdiği en iyi stoper, bir savunma oyuncusu için İngiliz kulüpleri 60 milyon euro'yu gözden çıkardıysa, hiç izlememiş bile olsanız geçmişinde neler yaptığını tahmin edebilirsiniz. Bonucci sezon başında transfer tekliflerini geri çevirdi. İtalya'nın Fransa ve İsrail ile oynadığı milli maçlara da gitmedi. Bonucci sakattı ama adalesinden, dizinden vs. değil. Bazen hayat sakatlar insanı. İtalya'da kimse eylül ayına kadar Bonucci'nin iki yaşındaki oğlunun temmuz ayında çok kritik iki beyin ameliyatı geçirdiğini bilmedi, medya haberi atlamamıştı, futbolcunun ricasıyla özel hayatına saygı gösterdiler. Küçük Matteo iki ameliyatın ardından hâlâ hayatta kalma savaşı veriyor. Babası, İtalyan Milli Takımı eşofmanıyla çıktığı basın toplantısında gözyaşlarına boğuldu ve "Futboldaki kayıplarımın hiç önemli olmadığını anladığım günler yaşadım son üç ayda. Çocuğumu ameliyat masasında görmenin nasıl bir şey olduğunu sizlere tarif edemem" dedi.
Mesele hayatsa, futbolun, kariyerin, paranın ne önemi var!.
Mesele hayatsa, futbolun, kariyerin, paranın ne önemi var!.
2 Ekim 2016
Jordi Bertomeu ve İstanbul’da Final Four
Salı, çarşamba Şampiyonlar Ligi, perşembe Avrupa Ligi, hafta sonu lig maçları derken şurada birkaç yıl öncesine kadar futbolseverlerin, ailelerini hatırladığı iki günü vardı. Pazartesi ve cuma günleri de lig maçları oynanmaya başladığı günden bu yana futbolun haftanın iki gününde ciddi bir rakibi çıktı ortaya. Euroleague. (devamı)
27 Eylül 2016
25 Eylül 2016
Dokuz Sıfırlı Galibiyet
Manchester United, 19 yıl önce tarihinin en önemli transferlerinden birine imza attırdığı zaman, Old Trafford çimlerinde medya karşısında poz verecek bir futbolcu yoktu. O isim, Umbro'dan transfer edilen Peter Kenyon'dı. Futboldan para kazanmanın taşlı yollarını asfalta çeviren adamdır Kenyon.... (devamı)
18 Eylül 2016
Top Bugün Bizi Sevmedi
Sir Bobby Robson kazandığı kupalar kadar yetiştirdiği teknik adamlarla da anılıyor. Manchester derbisinde kozlarını paylaşan Mourinho-Guardiola gibi. Peki biz futbolda usta-kalfa-çırak ilişkisinde neyi auta attık? (devamı)
11 Eylül 2016
8 Eylül 2016
7 Eylül 2016
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































