23 Temmuz 2011

Formül

Kesim Mi Lan Topunuzu #2

Bizim meslekte tatilde fişi çekip dönüşte "Nerede kalmıştık?" demek imkansız ama en azından yazmak ve konuşmak yerine gölgede bir yerde kitap okumak bile insana iyi geliyor. Beceremedim, mümkün olmadı. Tatilin tamımında bütün gazeteleri okudum, fırsat buldukça spor kanallarında haber bültenlerini izledim. Bugün üzerinden 20 gün geçmiş. Yazmak istesen "İlk cümle ne olur?" diye düşünüyor insan... Neresinden tutmak lazım? Nereden başlamak lazım. Yazı dediğinin bir temel dayanağı olmalı. Bir hafta önce çıkan bir haber üzerinden yürüsen haber öznesi bir hafta sonra "O sözler bana ait değil" dediğinde yazı da çöp oluyor yazmanın manası ne? Gazeteciliğin görevi kefil olmak mı? Yapmıştır, yapmamıştır mıdır yani yorum? İş ilk günden spor medyasından çıktı. Doğal olarak adliye muhabirleri girdi devreye. Yorumlar da ön sayfalardaki köşe yazarlarına kaldı. Önemli bir Avrupa Kupası maçında deplasmana gidildiğinde de koltukları spor medyasından kapanlar, futbolun kenarından geçmezken işin uzmanı (!) kesildiler. İddianame ortaya çıkana ya da etik kurulu kendilerine gönderilen kanıtları inceleyip yönetim kuruluna sunana kadar üretilen her fikrin ömrü gün ya da saatlerle sınırlı. Bildiğim bu ortamda lig oynamaz. Bayram sonrasına ertelenmeli.

Asıl travma bundan sonra başlayacak. 2006 Calciopoli şike skandalı değildi! Bir tek futbolcu teknik adam ceza almadı. Moggi ve diğer kulüp yöneticilerinin hakem manipülasyonuydu orada yaşanan. Savcılığın kanıtları eğer federasyonun etik kurulunu ikna ederse; biz sporcu ahlakını konuşacağız bu ülkede ve bundan sonra da bu şüphecilik yıllarca kalkmayacak futbolumuzun üzerinden. Yarın bir gün lig başlayacak, X haftada Y takımının Z adlı futbolcusunun geri pası kısa düşecek, stoper topa kısa vuracak, bir kaleci uzaktan yumurtlayacak, birileri tüm bunların bu oyuna ait olmadığını iddia edecek. Türk futbolunda artık futbolcuların formsuz olma şansları yok, hata yapma şansları yok.

Unutmadan; yıllardır bu ülkenin futbolunda suçu bırakın hakkında delil olmayan onca futbolcuya, takıma, şike yaptı, maç satın aldı, şampiyonluğu kirli diye bağıranlar masumiyet karinesinin ne olduğunu bu yaz mı öğrendi?

21 Kasım 2008'de blogda yazdığım bir yazıyla bitireyim. Oralardan buraya geldik. Birileri "Kesim mi lan topunuzu" dedi ve kesti, o kadar...


Deivid döndü, Fenerbahçe'de hangi yabancı kesik yer? Delgado'nun deplasmanlarda derdi ne? Beşiktaş üçlü defansla intihar mı ediyor? Arda mı Kewell mı solda oynasın? Skibbe mi kuruyor takımı; Adnan Sezgin mi? Umut Bulut'a 10 numarayı kim verdi? 4-2-3-1 mi daha iyi; 4-1-3-2 mi? Bu hafta kimler cezalı, kimler sakat? Kimlerin hafta ortasında maçı var? Kimler yorgun?

Bütün bunların ne önemi var. Türkiye'de futbolu, futbolcular oynamıyor ki! Hakem açıklanmadan hakemi öğrenenler, hakemi cebinden arayanlar, diafondan diğer bir başkana görüşme dinletenler, evden aldıranlar, eve bırakanlar, saat soranlar, saati söyleyenler, teknik direktörün arkasında duranlar, teknik direktöre gider yapanlar...
Türkiye'de futbolu başkanlar, yöneticiler ve menajerler oynuyor. Hangi futbolcu sakat, cezalı? Bunun önemi yok. Hangi başkanın şekeri yükseldi, tansiyonu çıktı, grip oldu, midesi ağrıyor, romatizması azdı, ülseri çıktı. Bunların haber olması lazım. Onlar olmazsa takımlar ne yapsın(!)
Bizde iki gündür yaşananlara İtalyanlar 2 yıl önce futbol skandalı dedi. Hakemleri arayan Moggi'nin suçu neydi peki? Adriano-Crespo'ya ne gerek var ki? Luciano Moggi'yi transfer edeceksin, kafan rahat olacak...

Her mahallenin "kesim mi lan topunuzu amcası" vardı bir zamanlar. Kaldıysa eğer onlardan geriye; bir tane de Türk futbolunun başına lazım...

30 Haziran 2011

Copa America 2011 Fikstür

Program İspanya'dan... Türkiye saati için +1.. Maçlar A Haber'den HD yayınlanacak. Ben de şehirden uzaklaşayım, kum, deniz, güneş iyidir...

David De Gea

Ortada bir yetenek var, bir de fiyatı. Bir de bu rakamı ödeyebilecek kulüpler. Real Madrid ve Barcelona'da orta vadede bile kaleci problemi olmadığından yurt dışına bakmak lazım. Bayern Münih işini erken bitirdi. Inter, Juventus sorunsuz. Milan kaleye bu parayı harcamıyor. Roma'nın boyunu aşar. Fransa'yı zaten geç. Ada'ya geldiğinde de ya Manchester United ya da Arsenal (Viviano'nun peşindeler) Alex Ferguson'a boşuna vermemişler o Sir ünvanını. Adam hala Ronaldo'dan gelen parayı bitirmedi. Ashley Young'un ardından De Gea. Bağıra bağıra gelen bir transferdi. Van der Saar'ın yolun sonuna geldiği anda Schmeichel sonrasında çok karın ağrısı çeken Manchester United, 10 yıl kalesini koruyacak adamı buldu. De Gea, Leo Franco sonrasında transfer edilen Sergio Asenjo'nun işi batırması sayesinde kaleyi kaptı, bir daha da bırakmadı. Her hafta bu ligi izlediğimizden De Gea hakkında satır yazmak okuyana zaman kaybı. Atletico Madrid istediği rakamı aldı. 20 ile başladılar 25 ile bitirdiler. Manchester United, Scholes'un futbolu bırakması sonrasında transferde boş durmayacaktır. Orta sahaya iki adam gelir.

28 Haziran 2011

Bir Kazığın Anatomisi

Şimdi öznesi her seferinde farklı olsa da hikayesi ortaktır. Yabancı futbolcu Avrupa'da bir ligden gelirken, orada kazandığından çok daha fazlasını ister Türkiye'de. Vergi avantajına rağmen de istedikleri rakamı alana kadar da ayak sürterler. Mesele bu değil ama. Avrupa'dan bir futbolcuya talipsiniz. Kulübünün pazarlık payı da koyduğu bir bonservis bedeli var. Bu bonservis bedeli talip olan kulübe göre değişir mi? Hadi diyelim ki iki kulüp arasında yakın geçmişteki transfer ilişkilerinden dolayı rakam biraz olsun oynar. Şimdi elimdeki örnek Espanyol kalecisi Kameni. Galatasaray başka kaleciler peşinde koşuyor. Daha pahalı kaleciler. Mesela, Muslera teklifi kabul etse İtalyanlar, Galatasaray'ın 6 milyon Euro istediği Lorik Cana'nın yanında Lazio'ya iki milyon Euro da nakit vereceğini söylüyorlar. Kameni uzun yıllardır Espanyol kalesini koruyor. Bir, teknik adamla arası iyi değil; iki İspanya'daki ekonomik kriz yüzünden daha iyi para kazanacağı bir kulübe gitmek istiyor. Espanyol da oyuncuyu satacağını açıkladı. Taliplisi var elbette. Geçen hafta İspanyol gazetelerinde çıkan bir haberin bulunduğu sayfa arşivimde. Espanyol oyuncu için 2 en fazla 3 milyon Euro istiyor. Fulham'ın da 2 milyon Euro verdiği konuşuluyordu.Peki ne oldu? Kameni'nin menajerinin Galatasaray'a çektiği faks bizde bir gazetenin eline geçmiş. Faksın yollandığı yerden mi yoksa Florya'dan mı ele geçmiş bu belli değil. Menajer, oyuncusunu pazarlamak için bu teklifi medyaya sızdırabilir. Ne yazıyor teklifte? Kameni (2+1 sözleşme) 2 milyon Euro istiyormuş. Çok mu bu piyasada? Değil. Geri kalanı bildik istekler, ev, araba. Onları vermeyeni dövüyorlar zaten. Teklifin son satırında ne yazıyor? Kameni'nin bonservisi 5 milyon Euro'dur. Menajere sormak lazım: Sanane? Galatasaray, Kameni'yi almak istiyorsa bonservis bedelini menajere mi soracak, yoksa Espanyol kulübüne mi? Espanyol'un 2-3 milyona satacağı haberinden bir hafta sonra oyuncunun bedeli bir Türk kulübüne 5 milyon Euro olarak fakslanıyor... Konuyu bağlamıyorum, bırakalım dağınık kalsın!..

Düşmeyenler

2006'daki Calciopoli'nin ardından Juventus da düşünce bir Inter kalmıştı. Totonero -şike-skandalı geçmişte Milan'ı vurmuş, Interliler de "Mai in Serie B" (Hiç düşmedik) pankartıyla ezeli rakipleriyle yıllarca kafa bulmuştu. Her fani ölümü tadacaktır gibi her takım da bir gün küme düşecek bu hayatta. 100 yıllık futbol tarihinde kimler gitmedi ki! Liste her yıl biraz daha kısalıyor. Son giden büyük de River Plate oldu. Arjantin'de artık iki takım kaldı: Boca ve Independiente. Bizde liste bildik. 3 Büyükler ve Trabzonspor. Almanya'da Hamburg, Leverkusen ve Bayern Münih. Fransa'da Paris Saint Germain ve Auxerre dışında hepsi ikinci ligin tadına baktı. İspanya'da Real Madrid, Barcelona ile birlikte tutunabilen tek takım A. Bilbao. Portekiz'de 3 Büyükler. Ada'da Tepe ligden düşmeyen takım Arsenal. Komşu'da AEK, Olympiakos, PAOK ve Panathinaikos. Liste uzar gider böyle...

25 Haziran 2011

Tomislav İviç

Hocaların hocası Coşkun Özarı'yı uğurladık. Akşamında bir büyük teknik adam daha gitti. Eski Yugoslavya'da hocaların hocası diyebilir miyiz onun için? Deriz, kime ne! Tomislav İviç taraftar onu çok severken, Galatasaray'ı sürpriz bir kararla bırakıp gitmişti. Bu karar Galatasaray'ın bütün tarihini de değiştirmiştir. Futboldan çok paranın kazanıldığı yıllar değildi. İviç de çok dolaştı. Altı ülkede 8 şampiyonluk onun nasıl bir futbol aklı olduğunun ispatıdır. Türkiye'de ikinci durağı Fenerbahçe idi. Porto, Benfica, Ajax, Atletico Madrid, PSG, H. Split, Dinamo Zagreb, Panathinaikos....... gider bu böyle... Huzur bulsun...

Copa America A Haber'de

Copa America 1 Temmuz'da başlıyor. Japonya çekildi, Meksika ile birlikte Costa Rika davetli. Maçlar A Haber'den naklen yayınlanacak. Final 24 Temmuz'da River Plate'in stadı El Monumental'de. Tabii yarın akşam o stadyum yıkılmazsa (!)
A HABER

Frekanslar
SD YAYIN:
DIGITURK: 32. kanal
D-SMART: 35. kanal
TELEDÜNYA: 56. kanal
TÜRKSAT UYDUSU: 11791 MHz, S.RATE: 16000, FEC: 5/6, POL: H (YATAY)
HD YAYIN:
DIGITURK: 332. kanal
TELEDÜNYA: 8. kanal
TÜRKSAT UYDUSU: ŞİFRESİZ 11896 MHz, S.RATE: 11200, FEC: 2/3, DVBS2 8PSK,POL: H (YATAY)

River o River

River Plate taraftarı Kudüs'te Ağlama Duvarı'nda. Ölüm kalım maçı yarın gece Buenos Aires'de. River Plate, 2-0 kaybettiği ilk maçın altından kalkmak zorunda... Yoksa...

24 Haziran 2011

Bir Zamanlar Parma

Başkan Stefano Tanzi. Aile 8 milyar dolar vergi yolsuzluğu nedeniyle dibe vuracak bir zaman sonra. Parma’nın 2002-2003 sezonu. Galatasaray ile devre arası kampını Marbella’da aynı tesislerde yapmışlardı. Kadro da kadro ama o zaman. Kalede Sebastien Frey var. Bugünlerde adı Galatasaray ile anılıyor. Inter’in en gerzek transfer hamlelerinden biriydi, sattılar, Cesar’a kadar da kaleci bulamadılar. Yedek kaleci eski takımına dönen Taffarel. Defansta Beşiktaşlı Ferrari var. Sabri Lamouchi adamın kralı. Nakata en iyi Japon. Alberto Gilardino daha çok genç. Mark Bresciano çok ekmek yiyecek oralarda. Paolo Cannavaro abisi Fabio Inter’e gidince gelmiş Parma’ya. Brighi şimdi Roma’da. Adrian Mutu ve Taffarel'in memleketlisi Adriano… Teknik direktör Cesare Prandelli. Yetmez mi? Sportif direktör Arrigo Sacchi.

Jonathan Soriano

Nasıl bir golcü olduğuna dair net bir fikrim yok -çünkü izleme şansım yok- ama hikayesi ilginç. Barcelona A Takımı'nın ideal onbiri dışında kalanların oynayanların kalibresinde olma şansı elbette yok. Bir de her sezon gelen gidenleri düşünürsek o muhteşem alt yapıdan gelenlerin işi on kat daha zorlaşıyor. İyi olmak yetmiyor. Jonathan Soriano bu sınıfa ait değil. O Espanyol alt yapısından yetişme. Barcelona B'de bu sezon 32 gol attı. Guardiola'nın inandığı adamlardan. "Genç" Soriano o kadar da genç değil! 1985 doğumlu. 26 yaş bugün futbolunda kariyeri ortası, en iyi paranın kazanıldığı dönem. Soriano kariyeri tıkanan golcülerden. Bu sezon neredeoynar, ne yapar, göreceğiz...

Hamit Altıntop

Tamam bonservis ödemediler de sözleşme öncesinde kapsamlı sağlık kontrolünde nasıl atladılar? Ya da aylardır bu ağrıları çeken Hamit neden operasyonu geciktirdi? Mesut ve Nuri ile aynı menajerle çalışan Hamit, Real Madrid'e imzayı attı ama zaten Türk olmasından dolayı Real Madrid'in züppe taraftarının ilk günden bu yana soğuk baktığı bir isimdi. İlk 11 oynar mıydı? Zor ama kalitesiyle her zaman o rotasyonun içinde yer alırdı. Önce Schuster'in bel altı vuruşu: "Hamit, Real Madrid'de oynayacak kalitede değil" ardından bu operasyon kararı... Sırtında omurlarda problem var. Geçen sezon Higuain'in uzun zaman sahalardan uzak tutan sakatlık. Real Madrid taraftarı da çıldırmış tabii, gazetelere gelen yorumlar akıllara ziyan... 3-4 aydan önce dönmesi zor görünüyor. Ortada birden fazla yanlış var gibi. Hamit Altıntop'un işi zordu, şimdi çok daha zor... Katalan medyası da kına yakmış: "Sakat aldılar" diye çakıyor Real Madrid'e...

Reyes Nereye Geliyor?

Bu hikayenin başından beri ne futbolcunun kendisinden ne ona yakın medya kaynaklarından ne Atletico Madrid'den ayrılacağına dair tek bir haber gelmedi. Transferi yönetimler yapar, medya değil! Reyes transferi gurur meselesi oldu galiba. Hala Reyes haberleri çıkıyor. Atletico Madrid konuştu, Reyes konuştu, teknik direktör Manzano konuştu, hala Reyes, Reyes.... Reyes geliyor, nereye geliyor? Buyur bak, kıyıya geliyor...
Forlan&Reyes&Ujfalusi Meselesi
Reyes'in Karavanı

23 Haziran 2011

Hulusi Kentmen'den Erol Taş'a

Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, bu sezon takımının verdiği şampiyonluk yarışında geçen sezonlardaki söylemlerini bir kenara bıraktı. Futbolsevere sempatik gelen babacan açıklamaları, kısaca Hulusi Kentmen imajı yok artık. Üç yıl formasını terlettiği Trabzonspor'dan ayrılıp Galatasaray'a imza atan Selçuk İnan için söylediklerini alıntılamayacağım. Futbol gündemini takip edenler iyi bilir ki bu türden talihsiz açıklamalar futbolcuları taraftarın önüne atar. Selçuk'u geçen sezon satabilirdi Trabzonspor. Bu sezon da gösterdi ki, oyuncu yeni sözleşme için paradan daha çok hava değişimini düşünüyor. Bu her futbolcunun hakkı. Sezon boyunca Avrupa'dan gelen teklifleri de takım ismi verip koz olarak kullanmadılar pazarlıkta. Galatasaray ile prensip anlaşmasına da varmış olabilir Selçuk aylar önce, bunu hukuki olarak hakkı vardı. Eninde sonunda son maçın son dakikasına kadar Trabzonspor için varını yoğunu ortaya koyduğuna kimsenin itirazı yoktur sanırım. Selçuk İnan'ın karakterini analiz eden, daha doğrusu doğrayan Sadri Şener çizdiği Hulusi Kentmen portresinin dışına çıktı. İstanbul takımlarına karşı hakkını aramak için bazen Erol Taş olmak gerektiğinin elbette farkında ama futbolcuları taraftarın önüne atmak da bir o kadar yanlış. Ne Selçuk İnan, ne de Eskişehirspor ile görüşüp Trabzonspor'a imza atan Halil Altıntop affedilmez bir yanlış yapmadı. Umut Bulut sonrasında Halil kağıt üzerinde iyi bir transfer. Sadri Şener, Halil transferinde işler tam tersi işlese, Trabzon'u gezen ve Eskişehirspor'a imza atan Halil için de Selçuk İnan'a yaptığı gibi bir karakter analizi yapacak mıydı?

22 Haziran 2011

Güle Güle Coşkun Baba

Onunla çok deplasman yolculuğuna çıktım. O futbol konuşuyorsa bize susmak düşerdi. Uzun uzun bir de röportaj yapmıştım dernekte, Temel Özalak ağabey de masadaydı. Sonra Temel ağabeyin cenazesinde gördüm, sıkı bir dostunu kaybetmişti. Bugün birbirlerine kavuştular. Güle güle Coşkun Baba... Huzur bul...


yoksa birden fazla siyah ceketin; çoksa, çoğalıyorsa gittiğin cenazeler yıllar geçtikçe. camiiden çıktığında yakandan alıp da cebine koyduğun rahmetlinin fotoğrafını ne yapacağını bilmiyorsan, sadece eş dost akraba değil; sevdiğin ama tanımadığın insanların da cenazesinde son bir veda ediyorsan; artıyor bu iğne delikleri. hani bazı kumaşlar tutmuyor da o delikleri, bazıları tutuyor işte. delik deşik oluyor siyah ceketin sol yakası. iğne deliklerine bakıp hangisi hangi cenazeden diye de çıkartamıyorsun anasını satim.
ölüyorlar
delik deşik oluyorsun
hem siyah ceketin
hem de sen..

Real Madrid'de Kim Ne Kazanıyor?

Bu kez amacım üstüne yorum yapmak değil. Konu hakkında referans olarak kullanmak isteyenler için paylaşmak istedim. Real Madrid'de geçen sezon ödenen (ve yeniler) ücretler. Rakamlar vergiler hariç, net rakamlardır.

21 Haziran 2011

Reyes'in Karavanı

Tatil programları var spor kanallarında. Bizim futbolcular muhabirlere kolaylık sağlamış (!), sağolsunlar, sezon içinde İstinye Park. Yaz tatilinde Çeşme. Adresleri belli. Bir de tatil yapılan mekanın promosyonu var ki; o hiç çekilmiyor. İsteyen, istediği yerde tatil yapar, kimse kimsenin keyfinin kahyası değil de devamında bir haberin hikayesi var. İsimleri boşverelim biz futbolcularımızın Avrupa'da oynamasını istiyoruz, gitse x takımda banko oynar diyoruz, gittikleri adaptasyon problemi çekiyorlar, kimi bir zaman sonra dönüyor, kimi sıkıyor dişini. Başarılı olanı var, olmayanı... Bu tatil meselesi de biraz bununla alakalı. Milyon eurolar kazanan bu adamlar tatil vakti geldiğinde de ülkeden ayrılmıyor. Bana hep garip gelmiştir, "ne zaman bitirdiler bu dünyayı bu adamlar" diye sorarım. Kısa keselim, her Haziran'da Çeşme'ye çöken Türk futbolcusunun ufku kısa gelir bana...

Galatasaray ve Jose Antonio Reyes aynı cümlede çok kullanılıyor bugünlerde. Sanıldığı gibi Forlan ve Ujfalusi paketiyle ismi ortaya çıkmış biri değil Reyes. Galatasaray'ın Reyes için teklifi 20 Mayıs öncesinde dayanıyor. Neyse konu bu da değil. "Reyes, İstanbul'a gelecek... Reyes, ABD'de tatilde..." Bu satırları bol bol okuyoruz. Bugün bir haber için araştırma yaparken, basit bir soru sordum kendime. Nerede bu Reyes? Ailesini arayıp soracak imkanımız olmadığına göre İspanyol kaynakları taradım. Tabii bir garantisi de yok. Adam gitmiştir tatile, illa da Reyes bilmem nerede tatilde diye haber yapacak halleri yok. Üstelik Reyes, İspanyol futbolunda düşük profilli yıldızlardan. Vitrinde olanlar başka. Bazen gazetecilikte şanslı günündesindir.


Reyes tatilde, üstelik farklı bir tatilde. Arkadaşlarıyla bir karavan ayarlamış. Memleketi Sevilla'dan başlamışlar, Cordoba, Granada, Alicante derken Valencia'ya gelmişler, o plaj senin bu bu plaj benim. Karavanda makara, poker partileri... Hasbelkader, Kral Kupası finali zamanı Valencia-Barselona arasını görme fırsatım oldu tren yolunda. Mütevazi tatil siteleri, Silivri, Kumburgaz gibi.. İspanyol Antena 3 kanalı Reyes'in bu tatil tercihini keşfedince bir haber vtr'si hazırlamış ama elde görüntü yok tabii.. Adamlar sıradan vatandaş gibi geziyorlar... Reyes iyi futbolcudur da, mesele bu değil...

Galatasaray&Inter&Liverpool

Bizim takımların hazırlık döneminde sert rakiplerle oynamasını ister taraftar. Doğru kimse Almanya ve Hollanda'nın 3. lig takımlarına 9-10 gol atılan hazırlık maçlarını izlemek istemez. Futbolcu da ne kadar ciddiye alır o da soru işareti. Tabii bu maçları ayarlabilmek kolay iş değil. Büyük liglerden takımların katılacağı turnuvalar bellidir, bir de ABD, Uzak Doğru turneleri moda oldu birkaç yıldır. Kimse Temmuz ayında yanan Avrupa'da kalmak istemez. Liglerinin geç başlamasından dolayı da yükleme yaptıkları dönemlerde onlar da sert rakiplerle oynamak istemezler. Bahanesi boldur yani bu işin. Barcelona'nın TT Arena'da Galatasaray ile oynayacağı varsayılan maç mesele, Barça'nın sezonu açacağı gündü! Üstelik Messi, Alves gibi iki as Copa America'da. Sonradan Inter gelecek dendi ama o maç Dortmund'da. 24 Temmuz olarak planlanmış. Galatasaray öncesinde Almanya'da B. Dortmund ile maç yapabilir ama bu kesin değil. TT Arena'ya gelecek olan takım ise Liverpool. 28 Temmuz'da Galatasaray-Liverpool var. İki maç için de biletler piyasaya çıkana kadar %100 dememek lazım, ama planlanan budur...

19 Haziran 2011

River Plate Sırat Köprüsü'nde

Bizde kimse böyle gazete kapağı hazırlamaz. Aklına gelse bile kabul görmez. River Plate dün ligin son haftasında sahasında Lanus'a 2-1 kaybetti. Boca'nın şampiyon olduğu sezonda ligi son sırada bitirmişlerdi yakın tarihte. Bağıra bağıra geldi, açılış, kapanış, açılış, kapanış derken küme düşmemek için play-off oynamak zorundalar artık. Belgrano deplasmanına gidecekler hafta ortasında. Hafta sonunda Buenos Aires'de rövanş var. İkinci lig takımlarıyla oynanan baraj maçlarında üst ligdeki takım çokça gülüyor elbette de çıkmayan candan umut kesilmez diyorlardır Cordoba'da. Ole'nin kapağına dönersek, eski ve yeni başkanların icraatı olarak sunulmuş bu fiyasko... 110 yıllık tarihinde River Plate ilk kez küme düşebilir... Bu da oldu...

Barça Forması

Barcelona başkanı dün, 220 milyon taraftarları olduklarını açıkladı. Nasıl hesapladılar bilmiyorum ama vardır bir bildikleri, her ülkeden bir milyon sempatizan yazsan yeter zaten. Geçen yıl sattıkları forma sayısı ise 2 milyon. 100 euronun da üzerine çıkan, sezon bitiminde 40 euroya inen formalar, geri dönüşümden gelen akrilik elyafla üretiliyor. Her bir forma için 13 pet şişe yetiyormuş...