16 Ağustos 2015

Süper Lig 2015-2016


Kıran kırana geçen bir sezon aslında çok da uzun zaman önce sona ermedi. Galatasaray'ın önce şampiyonluk sonra Türkiye Kupası'nın kaldırmasıyla kapanan sezonun ardından yine Galatasaray'ın aldığı Süper Kupa ile yeni sezona merhaba dedik. İkisinin arası ise yıldızların uçuştuğu yaz gecelerinde taraftarın yaşadığı "Kimi transfer ediyoruz?" heyecanıydı. Futbolda dün yoktur, kupaları alan da uzaktan bakan için de amaç yeni sezona en iyi ve güçlü kadroyu kurmaktı. Acar muhabirlerin transfer haberleri, kulüplere yakın olduğunu iddia eden duyumcuların sosyal medyadaki spekülasyonları derken yıldızlar yağmaya başladı Türk futboluna. Tamam kabul, bu bir ilk değil, geçmişte bu ülkeden Hagi, Taffarel, Roberto Carlos, Anelka, Guti gibi biyografileri 300 sayfalık efsane isimler geçti ama bu yaz başka bir yazdı işte. Beş yıl önce bu köşede bir gün Süper Lig'de van Persie, Mario Gomez, Nani, Podolski forma giyecek desem, yazının geri kalanını ciddiye almaz, okumazdınız ama geldiler işte. Üstelik Galatasaray ve Beşiktaş'ın UEFA'nın Finansal Fair Play kurallarını ihlal ettikleri için gözaltında oldukları transfer sezonunda... İngiltere, yayın ihalesi ve sponsorluklardan dolayı bir başka hikaye. Kıtanın, Ada ile ekonomik verilerde aşık atabilmesi mümkün değil. İspanya'da Real Madrid ve Barcelona gerçeğinin arkasında ise ülkenin vurgun yemiş ekonomisi altında ezilmiş takımlar var. İtalyanlar, tribünleri boşalan eski stadyumlarına taraftarı çekebilmek için çabalıyor ama ülkenin endüstri devi Agnelli Ailesi'ni arkasına alan Juventus'un dört sezondur arka arkaya şampiyon olduğu Serie A'da Milano ekipleri, Uzakdoğulu yeni patronların sıcak parası olmasa bu sezona da umutsuz gireceklerdi. Fransa'da Katar sermayesiyle kulüp tarihini yeni baştan yazan Paris Saint Germain, Almanya'da kendini tehdit eden tüm balıkları bir bir yutan ligin köpekbalığı Bayern Münih gerçeği de ortada. İspanya ve İtalya'nın yüzde 25 işsizlikle boğuştuğu, Yunanistan'ın var olma mücadelesi verdiği hayatın futbol sahasına bakan tarafında kabul edelim bu transfer döneminde 'çok olduk' biz. Bir adım geriye çekilip bakıldığında İspanyol bir gazetecinin dediği gibi bizim ligimiz 'fil mezarlığı'na da dönmüş olabilir. Avrupa'nın beş büyük ligindeki hikayelerine son noktayı koyan ve 30'unu geçtikten sonra Türkiye'ye gelen kariyerleri heybetli isimler. Bir tarafta Çin ve Katar'ın Avrupa'da ücretlerin üç katını verdiği, diğer tarafta rüya gibi hayatıyla ABD'nın büyüttüğü futbol sevgisini aşıladığı yıldızların yanında Van Persie, Podolski, Mario Gomez gibi isimler neden Türkiye'yi tercih etti? Bunu sadece Avrupa'ya göre düşük vergi oranları ve yüksek ücretlerle açıklayabilmek mümkün değil. Payı var mı var ama Türkiye, tribünleri, sokaktaki futbol sevgisi, medyası ve köklü kulüpleriyle bu yıldızların doğdukları evlerinden 2-3 saatlik uçak yolculuğu uzaklığında bir futbol cenneti. Boğaz'a nazır bir villada oturup, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi maçlarına kim 50 bin kişilik ateşli taraftar karşısında oynamak istemez ki? Yabancı yasağının kalktığı ama geçen sezona göre de yabancı sayısının, transferin bitimine iki hafta kala düştüğü, yaş ortalamasının 26, en değerli takımın bu sezon itibariyle Galatasaray değil Fenerbahçe'nin, en değerli oyuncunun Muslera olduğu, toplam oyuncu değerinin 1 milyar euro'yu, futbolun yarattığı ekonominin 5 milyar euro'yu aştığı bir ligimiz var. Spor servisinden Taner Karaman'ın istatistiklerine baktığınızda bol bol rakam göreceksiniz ama bu oyunda son sözü ne rakamlar ne euro'lar, ne de istatistikler söyler. Futbol çokça yürek işidir, takım olma meselesidir ve bazen direkte patlayan bir top sezonun özetidir. Oynayan, yöneten, anlatan, izleyen ve akıldışı bu tutkunun peşinden koşan herkese selam olsun. 

3 yorum:

Anonim dedi ki...

bazı isimleri çok fazla abartıyorsunuz hocam.

türkiyeye gelen şöhretlerden iyi olanları genelde arızalı geliyor.zaten arızalı olduğu için yolu türkiyeye uğruyor.arızalı ama sanki arızasız gibi maaş aldıklarından tercih ediyorlar.drogba türkiyeye gelir mi?iyi olanı gelmez aga.fizik gücü düşmeye başlayanı geldi.kalitesi yüksek olan oyuncular genelde fizik gücü düştüklerinde geliyorlar.drogba rvp sneijder poldi vs

bide şöhreti yakalamış ama günümüz modern futbolunda geri kalmış isimler var.yani fizik olarak iyi ama taktiksel olarak tercih edilmeyenler var türkiyeye gelen şöhretler arasında.nani mario gomez gibi.bide abdul kader keita gelmişti.

mario gomez dediğin oyuncu abartmıyorum cenk tosunun uzun boylu halidir aga.onun önüne topu atacan.o da son vuruşu yapacak.birebir aynı cenk tosun ile mario gomez.taktiğin organizasyonun bir parçası olamıyorlar.

ama demba ba yada dame ndoye öyle değil.bunlar hem pozisyon hazırlar hem pozisyona giren oyuncular.

nani yi daha önce yazdım.büyük takım oyuncusu değil aga.mersindeki noukulma dan fazlası var mı taktiksel anlamda aga.nani nin türkiyeye gelmesi fiziksel değil idi hocam.nani her zaman fittir.kas torbasıdır.lakin nani taktiksel anlamda geride kalan bir yetenek.mario gomez in türkiyeye gelmesi her ne kadar sakatlıkları olsada bence fiziksel değil taktikseldir.

beşiktaş aslında tarihi bir fırsatı kaçırdı bence.hala şansı var .ama eğer querasma ve gomez yerine ndoye ve duşcak alınsaydı şampiyonluğu büyük ihtimal garantilerdi.

beşiktaş dembaba yı çok arayacak.

Anonim dedi ki...

yalnız son dönemde şöyle bir yola girdik hocam.oyuncu ücretleri inanılmaz yükseldi.bonservise şu kadar az harcadık demek bana mantıklı gelmiyor.bence oyuncu maliyetlerini hesaplarken maaşı ve yaşı da hesaba katmak lazım.

kulüpler için asıl tehlikeli olan bonservisler değil maaşlardır aga.

bakın bruma ve majed warisi örnek vereyim.hatta tellesi verelim.

nani 6 milyon bonservis.herkes beleş dedi.ama aldığı ücret bonuslarla 5 milyon kemiksiz.3 yıllık sözleşme.3 yıllık toplam maliyet 21 milyon avro.bakın bu paranın bir geri dönüşümü yok.satarım cart curt yapamazsın.nani ne yapcak sana bir sezonda.5 gol 5 asist bide 2 artistik dripling.21 milyon avro.2 yıl oynattın üçüncü yıl satayım dersen kimse naniye o maaşı vermez.yada diyelim arıza çıkardı istanbulu sevmedi.gene hiçbirşey yapamazsın.oyuncuya verilen maaş çok tehlikelidir aga.elini kolunu bağlar.bakınız krasic. bakınız melo.

waris e bakalım.6 milyon bonservise geldi trabzonspora.ama oyuncuya yıllık 950 bin avro.yaşı genç.olur ya kimya uyuşmaz yada arıza çıkarır.elde kalmaz.ne oldu.4,5 milyon avroya loirent e sattılar.satamadığını düşünürsekte 3 yıllık maliyeti ve bonservisi toplaması 9 milyon avro.

nani ise 21 milyon avro . ve son durak.

bruma da benzer.genç ve aldığı rakkam son durak değil.1.9 milyona kiralandı.bu çok iyi bir rakkam.oyuncunun değerini gösteriyor.ama daha önemlisi wariste olduğu gibi oyuncuya verilen rakkam yüksek değil.çok muhtemelen soicedad 7,5 milyon daha verip brumayı alacak.avrupanın çoğu kulübünde de bu işler böyle yürüyor aga.bonservis yüksek genç yetenek ama oyuncu maaşları düşük.

tellese 9-10 milyon vermelerinin nedenide bu aga.telles de 1.2 milyon alıyor kemiksiz.ama meloya inter bonservis vermek istemiyor.naniyede kimse vermiyecek hocam.hatta bonservisini eline versende veren olmaz o maaşı.

eğer burak yılmaz galatasarayda 1,5 milyona oynuyor olsaydı west ham yada herhangi bir ingiliz kulübü çok rahat 10-12 milyon avro bonservis verirdi galatasaraya.söylendiğine göre sadece 5 milyon teklif yapılmış.maaşı yüksek aga.

bizde son dönemde maalesef şöyle birşey oluştu özetle.ozan tufan 7 milyon bonservis nani 6 milyon bonservis.nani bedava.böyle saçma mantık olur mu aga.nani nin 3 yıllık maliyeti 21 milyon.ve geri dönüşü yok bunun.

ama ozan tufanı satma ihtimalin her zaman vardır.genç ve yetenekli olduğu için değil ha.aldığı ücret satış yapmanı kolaylaştırır.

bakıyorum valencia ya monacoya gencecik oyuncuları acayip bonservis veriyor.ama oyuncuya verdikleri rakkamlar acayip değil hocam.o riske girebiliyor.2 si 3 ü tutarsa 30 a 40 satarım diye düşünüyor.

şunuda eklemek lazım.her oyuncuyu satmak için almazsın tabi.özellikle büyük ve hedefleri olan takımlar.lakin her zaman kimya tutmadığında yada arıza çıkardığında oyuncu muadil bir kulübe yollama maaş dengesini göz önünde bulundurman lazım.

bide ben olsam naniye ve rvp ye bonservis vermem hocam.manu zaten satacak.elden çıkarmak istiyor.maaştan kurtulmak için.sen gidip bide üzerine bonservis veriyorsun.vermiyorum bonservis desen naniye rvp ye hangi kulüp o maaşları verecek.

AFO dedi ki...

Hahahaha. Yaziyi ve yorumlari okumaya yeni firsat buldum da yukaridaki arkadasin soyledigi her sey birer birer patlamis. :)) Evet, Nani sezonu 5 gol 5 asist, 2 de driplingle kapatir. Evet, Mario Gomez Cenk Tosun'un uzun boylusu sadece.