22 Şubat 2015

92 Kuşağı'ndan Hotel Football

Çok değil ya da çok; 20 yıl öncesi, kombinenin daha memlekete gelmediği günlerdi. Maça gitmek için sabah erken kalkılır eğer derbi ise uyku tutmaz, stadyum çevresinde sabahlanırdı. Kimi sırasına girer kimi kuyruğa kaynak yapar ve ufak gişe penceresinden bileti kaptığı gibi kendini içeriye atardı. Bir merdiven çıkar, o büyülü kapıdan geçer ve sahanın yeşiliyle göz göze geldiğinde savaş kazanmış bir asker gibi boş bulduğun yere otururdun. Maça daha saatler vardı ve acıktığında yiyebileceğin tek şey kötü ama lezzetli sosisli, jiletle kesilmiş kaşar ekmek ve ekürisi ayrandı. Derbilerde stoklar erken biter, rakip tribüne atılıyor diye ayran-su satışı yasaklanır, aç susuz kalırdın. Maç bittiğinde hele de tuttuğun takım kazanmışsa o sokakta köftenin tadına doyum olmazdı.

Şimdi nedense insanlar maça iki gün yemek yememiş gibi geliyor. Açık büfelerde ne ararsanız var, ayaküstü atıştırmalık da değil, beş yıldızlı bir otelin açık büfesindeki çeşit sayısıyla yarışıyorlar. Bilet kuyruğunun yerini açık büfe kuyruğu aldı ve ne gariptir ki birçok 'taraftar' maçı yemek yiyerek tribün yerine tribünlerdeki restoranlarda izliyor. Afiyet olsun tabii...
Futbol taraftarlarının geçirdiği bu evrime ilk isyan eden Manchester United'ın kaptanı Roy Keane olmuştu. 15 yıl önce Dinamo Kiev ile oynadıkları Şampiyonlar Ligi maçından sonra İrlandalı kendini tutamamış ve mikrofonlara "Tribünlerin büyük bir kısmı sahada olup bitenden haberdar değil, futboldan bile anlamıyorlar. Biz bu forma için sahada sakatlanırken bazıları tribünde karidesli sandviçlerini yiyor. Bunlar taraftar değil, benim için taraftar deplasmana gelen, 'hardcore' dediğim insanlar" demişti.


Roy Keane'nin endüstrileşen futbola bu isyanına o gün seslerini çıkartmayan takım arkadaşları 15 yıl sonra İrlandalı'yı çileden çıkartacak bir projeye imza attılar. Manchester United'ın filme (Class of 92) konu olan 92 kuşağının üyeleri artık kramponlarını astı ama elbette futboldan kopamadılar. Ryan Giggs, Neville kardeşler, Scholes ve Nicky Butt'un ortak olduğu ve 24 milyon sterlin harcadıkları Hotel Football, gelecek hafta hizmete giriyor. Beş oyuncunun yıllarca ter döktükleri Old Trafford Stadı'nın yanı başındaki 133 odalı otel adına yakışır şekilde dekore edilmiş elbette.

Her bir köşesinden futbol fışkırıyor otelin. Ryan Giggs ve Gary Neville, Salford Üniversitesi öğrencilerine "Futbol sizin için ne ifade ediyor?" diye sormuş ve bunu resmetmelerini istemişler. Bu tablolar şimdi odaların duvarlarını süslüyor. İnşaatta çalışan işçilerle futbol oynadıkları otelin çatı katı ise bir futbol sahası olarak dizayn edilmiş ve bu alanda maç günlerinde Old Trafford'a gelecek olan taraftarlar 40 sterlin karşılığında barbekü partisine katılabilecekler. Manchester United maçları öncesinde üç bin taraftarı gün boyunca otelde ağırlayacaklar ve sıkı durun 145 sterlin veren maç öncesinde Michelin yıldızlı şef Michael Wignall'ın hazırladığı menüyü yiyecek, ardından maça gidecek ve 90 dakikanın ardından Stadium Siute adı verilen restoranda Garry Neville, Giggs ya da Scholes'un yarım saat sürecek maç analizini şampanyasını yudumlayarak dinleyecek. Her maç günü eski bir futbolcunun imza ve fotoğraf vereceği bir içki ve açık büfenin olduğu 40 sterlinlik paket bu sezon için şimdiden tükenmiş durumda ve gelecek sezon için rezervasyon alıyorlar. Otel odaları maç günlerinde 240 sterline satılırken, yıl boyunca Football Hotel'de kalmak isteyenler ortalama 90 sterlin ödeyecek. Çatı katındaki terastaki futbol sahasında düğün için rezervasyon yapan çift sayısı ise şimdiden yedi oldu bile. Bir de Gary Neville'ın taraftara verdiği söz var. Otelde bira, Manchester publarındakinden (3.5 sterlin) daha pahalıya satılmayacak. Roy Keane bırakın kalmayı bu otelin kapısından geçer mi sizce? 

1 yorum:

Koli dedi ki...

Yine eğlenceli bir yazı teşekkürler