28 Eylül 2014

Namaste Futbol


Erol Yasin'i tanır mısınız? 70'li yıllarda Pele, Neeskens, Carlos Alberto ve Giorgio Chinaglia gibi süperstarlarla birlikte aynı formayı giymiş Türk futbolcusunu. O yıllarda ABD'de yaşayan Türkler için gurur kaynağıydı Erol Yasin. Türkiye'de Galatasaray formasıyla daha 28 yaşındayken jübilesini yapan ve 1976 yılında New York'un yolunu tutan Erol Yasin. Hâlâ hatırlamadıysanız haklısınız çünkü Erol Yasin'in gerçek adı Yasin Özdenak. İnönü'de attığı penaltıyla "Hilton Oteli'nin balkonunda oturan turisti vurdum" diyen, dönemin en iyi golcülerinden, kafa toplarının efendisi Gökmen Özdenak'ın ağabeyi; dokuz yıl Galatasaray kalesini koruyan; 50 yıllık futbol anılarını damıtanlar için Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi beş kalecisinden biri kabul edilen Yasin Özdenak. Genç kuşaklar, Ahmet Ertegün'ü Tarkan'a İngilizce albüm çıkartacağım sözü veren ama sonunu getiremeyen ABD'deki ünlü Türk müzik prodüktörü olarak hatırlarlar ki, bu haksızlıktır. ABD'de eğlence sektöründe ikon olmuş iki kardeştir Ahmet ve Nasuhi Ertegün. Warner Brothers'ın patronu Steve Ross, 70'lerin başında futbolu ABD'de nasıl popüler bir spor haline getiririz projesinin baş aktörlerinden biriydi. Her dalda star oyuncular üzerine kurulu Amerikan spor endüstrisi de futbolu sevdirebilmek için 70'lerde dünya futbolunun en iyilerini -yaşı geçmiş de olsa- ülkeye getirmeyi başarmıştı. Erol Yasin ya da bizim için Yasin Özdenak da onlardan biriydi. Cosmos dönemin efsane kulübüydü ve bugün ABD, son Dünya Kupası'nda ortaya koyduğu oyunla bu gezegenin dişli milli takımlarından biri kabul ediliyorsa bunu 70'lerde Ertegün kardeşlerin temelini attığı Cosmos projesine borçludur. Yasin Özdenak bugünlerde kıta değiştirdi, Türk ve Avustralyalıların ortak kurduğu Hume City kulübünün futbol aklı olarak Melbourne'da yaşıyor. Ertegün kardeşler artık hayatta yok. Pele'nin futbolu bırakmasından sonra düşüşe geçen futbol, Cosmos'un da sonunu getirdi ama revize edilen ABD futbol ligi son 10 yılda yaptığı transferlerle ülkede futbol heyecanını yine en üst seviyeye taşıdı. Beckham ve Thierry Henry'nin başını çektiği, bu sezon da David Villa'nın katıldığı ligde artık stadyumlar tıklım tıklım dolu. "90 dakika süren bir oyun nasıl 0-0 sonuçlanabilir" diyerek onlarca yıl futboldan uzak duran ABD halkı artık gerçekten de bu oyunu seviyor. Avrupa'nın dev kulüpleri için en ideal turne adresi ABD. Manchester United ve Real Madrid'in ağustos ayında Michigan'da oynadığı hazırlık maçını 109 bin taraftar izledi. 



Yeni kıtada 40 yıl önce yapılan futbol devriminin bir benzerini dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip iki ülkesinde yapmak uzun yıllardır spor endüstrisi için kafa patlatan beyinlerin hayaliydi. Bir milyarın üzerinde nüfusa sahip Çin ve Hindistan'da futbol hiçbir zaman en popüler spor olmayı başaramamıştı. 150 yıl boyunca bunu başaramamış bir spor dalının bugünden sonra aşı tutturabilmesi mümkün müdür? Bunu ancak esaslı bir doktora tezi açıklayabilir ama biz bu projelerin en yenisine; Hindistan Ligi'ne bir göz atalım. Anelka ve Drogba'nın gidişiyle "Orada ne oluyor?" dedirten, Marcelo Lippi gibi kalburüstü bir teknik adamın halen çalıştığı Çin'de futbol bir adım öteye gitmiş olabilir ama başta Drogba olmak üzere gidenlerin Avrupa'daki tadın yüzde birini alamadıkları ve tribünleri oyundan çok kopuk buldukları arşivlerde saklı. Peki Hindistan'da ne olacak? Kriket, Hindistan'da en popüler spor dalı ve öyle de kalacak ama bir milyarın üzerindeki nüfusa futbolu sevdirebilmek için, FIFA sıralamasında 140. sıranın altına düşmeyen milli takım elbette ki yeterli değil. IMG, spor endüstrisinin dev şirketlerinden biri ve Hindistan'da motosiklet üreten Hero'nun sponsor olduğu Kolkata, Chennai, Mumbai, Delhi, Pune, Goa, Guwahati, ve Kochi şehirlerinden sekiz takımın katılacağı ligin startını ekim ayında veriyor. Öyle uzun bir sezon beklemeyin. Ekim ayında başlayacak ve aralık ayında sona erecek. Sekiz takımlı ligde her takım iki kez karşılaştıktan sonra ilk dört sırayı alan takımlar yarı final ve final ile şampiyonu belirleyecek. Her takımda 14 Hindistan doğumlu futbolcunun yer alması şartı var ve yabancı sayısı yedi ile kısıtlı. En önemlisi her takımın bir marka oyuncusu transfer etme zorunluluğu. İşte tam da bu yüzden bir zamanlar Avrupa'yı kasıp kavuran yıldız isimler astıkları kramponlarını giyer oldular ve kariyerlerinin sonbahardan kışa dönen günlerini geçirmek için mevsimlik pamuk işçisi gibi Hindistan'ın yolunu tuttular. Kimler yok ki? Avustralya'ya futbol elçisi olarak giden ve oradan bu lige transfer olan Del Piero, Galatasaray'da tutanamayan Elano, Fenerbahçe'nin eski hocası Zico, Zidane'ın kafa attığı ve futbolcu-teknik adam olarak görev yapacak olan Materazzi, 44 yaşındaki kaleci David James; iki yıl sonra futbola dönen Fredrik Ljunberg, İspanyol Luis Garcia ve Joan Capdevila uçağı bir türlü İstanbul'a inmeyen ama sonunda Delhi'de ayağı toprağa basan Robert Pires... Hindistan Süper Lig'inde sezon 12 Ekim'de başlıyor. Sekiz takımın adından -şimdilik- bahsetmedim, hiçbirimizin aklında kalacağını da zannetmiyorum. İlk hafta "Atletico de Kolkata-Mumbai City FC. maçı ne olur?" diye sual ederseniz; İddaa diliyle "Karşılıklı hayal kırıklığı olur" derim. 

2 yorum:

Anonim dedi ki...

ne pamuk işcisi hocam.emekli ikramiyesi için yeni bir durak açtı kapitalizm.

çin katar hindistan son dönemin yeni sömürge yerleri futbolda.

türkiyede ise daha önce başladı bu emekli ikramiyesi ile sömürme olayı.bu işler proje falan değil hocam.para transferi yapılıyor .

bakın japonya ve g.kore nasıl ilerledi futbolda.buralara şöhretliler gelmedi.bir proje yaptılar alt yapılara.şimdi bundesligada uzak doğulu kaynıyor.

özetle hindistan yeni katar olma yolunda bir adım atmış.kapitalizm için doğru adım olabilir ama hindistan için oldukça yanlış bir hamle.

Anonim dedi ki...

konuyla alakası yok ama şunu paylaşmak istiyorum.fenerbahçe nin 31 temmuzda oynadığı s.united hazırlık karşılaşmasının ilk 11'i

''Takımımız maça Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Bekir İrtegün, Bruno Alves, Caner Erkin, Mehmet Topal, Raul Meireles, Emre Belözoğlu, Diego Ribas, Moussa Sow ve Pierre Webo on biri ile başladı''fborg tan alıntıladım.

bu maçta özellikle ilk yarı mükemmel ve tempolu bir futbol oynadı fenerbahçe.çok beğenmiştim feneri.hızlı paslaşıyorlar durarak oynamıyorlar bütün oyuncular hareketli idi.rakip zayıf olsada bir ingiliz takımını sürklase etmelerine şaşırmıştım.genelde güzel oyunlar aklımda kalır ve böyle zor zamanlarda o 11 i merak ederim.enteresan bir 11 olduğunu şimdi fark ediyorum.

gene inönüdeki 3-3 lük bjk-gs maçının ilk yarısındaki galatasaray 11 inide unutmam.
26.08.2012 de oynanan bjk-gs maçının gs 11 i

muslera
eboue-semih-ujfa-hakan
hamit-melo-selçuk-emreç
elmander umut

bu maçın ilk yarısında mükemmel bir galatasaray vardı.

klasik eski tip kanat açık oyuncusu yok bu 11 de.burak yılmaz yok.
iç oyuncuların fazlalığı sayesinde kanat beklerinin etkinliği var.
umut ve elmander gibi fizikleri iyi forvetler.

bence bazı skorlar şansa gelebilir ama güzel oyun doğru oyun şans ile olmaz.belki ersun yanal kalsaydı emenikeyide kuyt ı da yedeğe çekecekti.kuyt ın tempo sorunları baş gösterdi bu yıl.emenike lakayıt.
s.united maçının 11 i doğru bir 11 idi bence.