30 Ekim 2012

İlk Şut...


İhtiyar kurt soyunma odasından ufak adımlarla basın toplantısının yapılacağı salona girdi, yeni transfer onu kapıda başını öne eğerek selamladı ve ardından kendisine gösterilen koltuğa oturdu. Tabloid medyasının cevval muhabiri ilk kanı akıtmak istiyordu ve sordu: “Bu transfer şehri karıştırmayacak mı?” Yeni transfer ezeli rakibin eski golcüsüydü ve bu iki takımın taraftarının en son aklına gelecek şey kolkola maç izlemekti. İhtiyar kurt, soruyu soranın iki kuşak öncesininin de laf ebeliğini susturmuştu, soru muydu şimdi bu? “Bana cevabını bildiğin soruyu sorma evlat” dedi ve ekledi: Eğer onlar artık bu çocuktan nefret ediyorlarsa, bizimkiler de fazlasıyla seveceklerdir onu”. Golcü ayağı kalktı ve şehrin bir yakasını ne ilk kez ne de son kez bölecek olan hareketi yaptı. Yeni formasıyla o artık, kuzeyin öte tarafının adamıydı. Doğduğu topraklar kıtanın en ufak ülkelerinden biriydi. O doğduğunda sömürgeci ülkenin milli takımı kendi kıtasında en büyük kupayı kaldırıyordu. Tekin sokakları olmayan, yoksulluğun kol gezdiği bir şehirde emekleyen çocuklarının ilk adımını görmek için yanıp tutuşan bir anne-baba. Çocuk üç yaşına geldiğinde hala emekliyordu ama yürümüyordu işte. Doktor, doktor gezdiler ama çareyi söyleyeni bulamadılar. Usanan anne “Artık doktorlara inanmıyorum, tek çare dua etmek” dedi ve çocuğu kucağına alıp kilisiye koştu. Rahip, ağlayan kadını sakinleştirdikten sonra çocuğu kucağına aldı, “Yedi gün boyunca kilisiye geleceksin ve kucağında çocuğunla birlikte dua edeceksin” dedi. Kadın, sadece başını salladı. Ertesi sabah çocuk sırtında kiliseden içeriye girdiğinde güneş yeni yüzünü gösteriyordu küçük ülkenin küçük şehrine. İki, üç, dört, derken, yedinci gün geldiğinde kadın umudunu yitirmişti... Kiliside kendisinden başka kimse yoktu ve dışardan top oynayan çocukların sesi geliyordu. Sonra bir gürültü koptu, çocuklardan biri topa abanmış, kilisenin açık kapısından içeri giren top oturma sıralarından sekip koridora düşmüştü. Kadın oturduğu yerden kalkarken dizinin dibindeki çocuk ayağa kalktı ve topa doğru yürümeye başladı ve hayatının ilk şutunu attı, gol olmadı elbet ama çocuk sonunda golcü oldu. 

Emmanuel Adebayor, 28 yaşında. 11 yıldır Avrupa’da muteber golcüler arasında. Arsenal sonrasında Tottenham forması giyerek Kuzey Londra’da en nefret edilen Togo’lu olmayı başardı!.(4-4-2 Türkiye /Ekim 2012)

3 yorum:

Devil dedi ki...

Abi bu yazıları gördükten sonra artık four four two almaya başlayacağım galiba:-) eline sağlık

Anonim dedi ki...

real madrid'in müthiş transferi. gol ve kin makinesi.

AFO dedi ki...

Adebayor'un ilk adımlarıyla alakalı anlatılan masalın klasik bir PR stratejisi olduğunu sen ben önce anlamışsındır da ağabey, yine de çok güzel yazmışsın.