22 Aralık 2008

Şemsiye Giremez Yönetici Girer

Evinden şemsiye ile çıkıp stada gelen taraftarın sağnak yağmurda şemsiyesini stada sokmasının yasak olduğu ama maç sonrasında kulüp yöneticilerinin sahanın ortasına kadar girip hakeme saydırabildikleri bir ülkede yaşıyoruz.Futbolumuzun son garipliği budur. Zirveye oynayan hiçbir takımı yenemeyen Beşiktaş karşısında favoriydi Galatasaray. 3 gündür yağan yağmur eğer zemini bozsaydı ve kozu yerden ayağa pas oynamak olan Galatasaray topu şişirmek zorunda kalsaydı Beşiktaş'ın boy avantajı devre girer miydi? Derbi öncesi bilinmeyen buydu. Sami Yen'in zemini gerçekten iyi, oyuna etki etmedi. İlk derbisinde savunma ağırlık kadro yüzünden eleştirilen Denizli gereğinden fazla cesur olmak zorunda hissetti kendini. Kadro tercihi bana mantıklı gelmedi. Sırf Arda'yı durdurabilmek için sol kanattaki en formda adamı Ekrem'i sağ beke mahkum etti. Üstelik Galatasaray maça sağ kanatta tek adamla başlamış ve ilk 20'de o kanatta bas bas açık verirken... Devşirme adamlara bakalım. Gerçek mevkiisinde olmayanlar. Ekrem, Toroman, Seric ve hatta Holosko. Skibbe de kaydırmalı defansla Nonda'ya yer açtı onbirde. Beşiktaş tandemini üstüne çeken Nonda'nın kaleye şutu yok ama o bölgede rakibin ayarını bozduğu da bir gerçek. Servet'in golünde faul yok gördüm. Tello'nun pası muhteşemdi, Galatasaray da yediği ilk golde, kaydırmalı defansta Arda tandeme kaçan Balta'nın kademesine gireceğim derken ofsaytı bozdu. Penaltıdan golün; yenilenin hemen arkasına gelmesi büyük şans. Olmasa Beşiktaş sol kanattan sağlam geliyordu. Barış da bol bol fırça yedi Meira'dan. Delgado'nun ilk sarısında kırmızı da çıkabilirdi. Hareket direk rakibin bileğine. İkinci sarıda; evet ne anlatmaya çalıştığını hepimiz biliyoruz ama; o saçma sapan kural yüzünden çok adam sarı kart gördü bu sezon. Eliyle kart göster jesti yapmanın yanında söylenen cümle, hafifletici sebep olmamalı. Denizli de kenarda farklı düşünmüyordu, Delgado'ya bunu anlattı. Bu kuralı bir an önce değiştirmeleri lazım. Ardından durdurulamayan Lincoln'un asisti ve 3. gol. Holosko yine erken cevap vermese tabelada 5 de yazabilirdi. Denizli'nin önce Cisse ardından Delgado ile 10 kişi kaldığı derbilerde bu bahaneye sığınıp paçayı kurtarması mümkün değil. Seric tercihi saçmaydı. Sağ bekte Ali Tandoğan ya da Toroman, ortada Uğur oynasa, Ekrem sola geçse ilk onbirde daha makul olurdu. Skibbe'nin sorunu istikrardı. 3 Ankara takımından aldığı galibiyetlerle seriyi yakalamıştı. Bunu 4 maça çıkardı. Kulübü de, Florya'nın felsefesini de, elindeki kadronun ne yapıp yapamayacağını da özellikle son 2 ayda ilk dönemine göre daha fazla mesai harcayarak öğrendi. Gençlerbirliği ve Beşiktaş'ı oynamadan önce tribüne gidip seyretmesi ufak bir ayrıntısıdır bunun. 2. devre hazırlıklarının startını yılbaşı öncesine çeken Denizli, takıma büyük bir ceza verdi. Muhtemelen takımda kelleler kopacaktır. Galatasaray, Sabri de dönünce daha rahatlayacak. Mecburiyetten kaydırmalı defans da klasik olması gereken dörtlüye dönecektir. Pembe kramponlarıyla 10 gol atan Baros da, geldiğinde kariyerinden önde giden şöhretini artık istatistiklerle (ligde 14 gol) perçinledi...

102 yorum:

jugador dedi ki...

başlık güzel olmuş aceto :)

yine bir denizli faciası ile mağlup oldu beşiktaş. kafasında yeterince oynatmadı demek ki maçı! sürekli adamların pozisyonlarını değiştirerek nasıl bir başarı elde edecek merak ediyorum. evet benimde bir ütopyam var her futbolcunun başka mevkiilerde oynayabilceği!

bu arada yıldırım demirören stattan yeni çıktığı bir anda muhabirlere röportaj verirken sahaya yöneticiler girip hakemin üzerine yürüdüler ne düşünüyorsunuz gibi bir soru sordu
" az bile yapmışlar" dedi cevaben. bir de perşembe günü büyük olasıkla kötü şeyler yaşanacak türk futbolu açısından...

son olarak hakemin çok da kötü bir yönetim sergilediğini düşünmüyorum. takdir hakları kısmını bilmiyorum ama kritik olarak gösterilen pozisyonların birçoğunda doğru karar vermiş olduğunu gördüm.

galatasaray için iyi bir galibiyet oldu. beşiktaşlı arkadaşlara da geçmiş olsun diyorum. şu an için 6 puan fark var liderle. klişe olacak ama 3 puanlı sistemde büyük bir fark değil demek istiyorum... sonuçta 3-5 hafta önce fenerbahçe'nin nerede şimdi nerede olduğu açıkça ortada.

layf cekıt dedi ki...

"kaydırmalı defans"ta arda'nın 2 yönlü oyununun (yenilen goldeki ofsaytı bozmasını es geçersek) meyvelerini topladı da diyebiliriz. Arda'yı hastaneye kaldırıldığı maçtan bu yana ilk defa bu kadar verimli olduğunu gördüm.

Nonda'ya da ayrı parantez diyecektim ama paragraf oldu. Geçirdiği sakatlıktan sonra hala tavına geldiğini düşünmüyorum. Dediğiniz gibi Sabri'nin dönüşü ve Barış'ın orta sahaya geçişinden sonra geçen seneki Galatasaray orta sahası geri dönecek ve işte o zaman geleceğe daha umutla bakabileceğim.

Stada şemsiyeyle girilememesi beşiktaş savunmasını da etkilemiş gördüğüm kadarıyla, şemsiyeler içeri alınsaydı en azından eskortluk ettikleri lincoln ıslanmamış olurdu.

nikolatesla dedi ki...

sahaya giren şemsiye açılmaz demek istedim

dchetin dedi ki...

Maçı BJK'nin makus talihi ve GS'in oturmuş taşları belirledi. Yoksa Holosko'nun yararlı koşuları, Tello'nun ilk yarıdaki olumlu pasları ya da Barış'ın kötü oyunu, adam kaçırışı, Nonda'nın küskünlüğü böyle çizilmiş kadere dur diyemezdi. İşin kolayı, kaderi dillendirmek, bence BJK'nin yönetimden kaynaklanan olumsuzluğu ve GS'nin de aksayan topçularını cezalandırması gerekli, bunlar için de biraz daha sesi yükseltmek gerekir.

Denizli hala "yapcez, etcez" desin dursun.

barbaros dedi ki...

nonda ilk yarının 20-25 dakikasında aslında iyi yardımcı fotvetlik yaptı,cok top indirdi ama sonraları cok da ezdi ve mac sonuna dogru lincoln un bi pasına ayagını bile uzatamadı..90 dakika oynaması ilgincti.

skibbe acaba oyuncu degisiklik hakkını sadece oyunu sogutmak icin kullanıldıgını mı dusunuyor anlamıs degilim..

bir de sene basından beri anadolu takımlarıyla bile cift forvet oynamayan gs neden derbi macta cift forvete donuyor..kewell sakatlıgı aydın icin buyuk sans ama tercih neden ondan yana kullanılıyor anlamısdegilim.meh met topal linderoth sakatlandıgında kendine tanınan fırsatı degerlendirmisti aynısı neden bir daha olmasın..

her seye ragmen 4 hafta uste uste galibiyet skibbe icin buyuk avantaj biraz kafası rahatlamıstır..

Kartal Bafiler dedi ki...

Maç analizleri güzelde biz o sahada ne zaman Galatasaray bizi yendiğinde "Aferin adamlar hakkıyla yendiler bizi" diyeceğiz çok merak ediyorum...

Galatasaray'a pek nasip olmayacak bu laflar bence.

Tabi her türlü hakem garipliğinin Beşiktaş üstünde test edilmesine benide alıştırdılar orası ayrı.

Turkcell Teneke Ligi ,
Ülkeye özel, ülkenin rengi...

frodo555 dedi ki...

Şu Holosko'yu bir büyüğümüzün tazminat değerine alıp; hem elemanın kariyerini ve Erdoğan Demirörenin kasasını rahatlatması; hem de beşiktaşın oyuncu kalitesinde yukarı yönlü bu sivriliği alıp homojenliği sağlaması gerekir. Ben bu büyüğümüz Galatasaray olsun isterim. Olur mu acep???

barbaros dedi ki...

delgado kendisine gosterilen kartın hesabını neden aynı sırada degilde bir sure gectikten sonra soyluyor..ayrıca "buna vermiyonda bana veriyon"demek kart istemek degil mi?

dakika 30 du galiba bi istatistik gozume takıldı.fauller bjk:11 gs:0 bu macı yeterince ozetlemiyor mu dusunmedi degilim..bundan daha fazla nasıl hakkımızla mac alabiliriz bilmiyorum..her faul den sonra itiraz besiktas bole bir takım degil ve cidden bu takıma yakısmayan cok oyuncu var umarım yakın zamanda kurtulurlar..

penaltılara ciddi ciddi "penaltı degil" diyen var mı merak etmiyor degilim diyen varsa da sanırım bu futbol bilgisinden cok fanatiklikten dolayıdır da tahmin ediyorum.

Anonim dedi ki...

Kimsenin aferinine ihtiyacımız yok Allah'a şükür de hazmetmeyi öğrendiğiniz gün tebriklerinizi bekleriz.

Mithra dedi ki...

@Kartal Bafiler
Hakem hatalarının maçın skoruna direk etki ettiğini düşünmüyorum.Hakemin en büyük hataları Ayhan'a,Zapo'ya ve Gökhan Zan'a gösterilecek olan bariz kartları göstermemesiydi.Penaltılar doğruydu.Kırmızı kart yanlıştı.Ama yanlışı hakem değil "oyuncu kart istedi diye sarı kart gösterilecek" diye kuralı koyanda.Sanki ilk defa bir oyuncu kuraldan kart yedi gibi konuşuluyor.Daha önce de bu kartlar oldu.O zaman ses çıkmıyor da şimdi niye böyle konuşuluyor anlamıyorum.Bu kural değişmedikçe daha biz çok ah vah deriz.

zengin dedi ki...

hayatimda ilk kez ama ilk kez bu takimdan umidimi kestim.hic bu kadar uzuldugumu,icimin acidigini hatirlamiyorum.futbolcularinla,
yoneticilerinle,taraftarinla
yoksun artik.
benim icin yeni transferler,yeni teknik direktorler,pazar sabahlari mac izlicem diye erkenden kalkmalar, sirf sana ozlemimi giderecegim diye binlerce km oteden tv'ye bayildigim onlarca dolar yok artik.yolun acik olsun besiktas.ben artik seni gormek bile istemiyorum.
holoskoyu da kim alirsa alsin.
bobo da fena degildir onu da
kurtarin bir zahmet.

Fatih Güler dedi ki...

Ya Allah'tan korkun be! Hakem, Hakem, Hakem... Her sene, her maç, her pozisyon hakem.

Ya kardeşim geçen sene inönü'de maç 1-0 bjk lehineyken 81. dakikada Ümit Karan arkadan sırtına tabanla tekme yiyip yere indirilmedi mi ceza sahası dışında? Ki çok önemli bir maçtı, maç berabere bitme bjk lider olmayacak galatasaray'ın gerisinde kalacaktı. Maçtan sonra bir tane Galatasaraylı çıkıp bangır bangır penaltımız verilmedi, lanet olsun böyl hakemlere, böyle lig bitmez mi dedi? O maç iyi oynadan da, hakeden de, isteyen beşiktaş'tı ve hakkıyla kazandı. Kimse de sesini çıkartmadı. Dün gece de, iyi oynayan da,isteyen de, hakedene de galatasray'dı ve kazandı, bu kadar basit. hakem hakem hakem diye diye 20 senedir yerinizde sayarsınız. 2005*2006 sezonu en güzel örnektik hakem hatalarıyla ve şmpiyonlukla alakalı hatırlayın bakın, kim hakem hatalarını da yenerek şampiyon olmuş?

her neyse, arda'nın pozison bariz penaltı. itirazı olan yoktum zaten.

servet'in gol nizami, rüştü'nün el topun üstünde ama tam kontrolunde değil, topa basmıyor, vücudu yerde de değil, yani top tam eliyle yer arasından kontrolunde değil, faul yok temiz, nizami.

lincoln'un pozsiyonu güreşte puandır, tribünden çok net bir şekilde görülmüştür. penaltı değildi diyen güreş izlesin. yazıktır hakeme kızmasın, kendisini geçen rakibi gereksiz yere indiren defasn oyuncusuna kızsın, belki o zaman yol alırlar.

delgado'nun ilk sarı kart pozisyonuna gelince; tirbünden çok net gördüm. pozisyondan hemen önce delgado topla giderken kendine bir şarj oldu ama oyun kuraları içindeydi, top ayağından açıldı, pozisyonu kovaldı, barış pası attıkta sonra direk rakibe gitti ve bileğe kasti bastı. şimdi deniyor ki; delgado çok iyi niyetli bir oyuncu, kasti faul yapmaz. niyetini bilemeyeceğim, belki de doğrudur. kendisini itham etmiyorum ama benim gördüğüm ve sezdiğim direk rakibe kasti ve sert bir harekettir. kırmızı gerekirdi diye düşünüyorum..

ikinci sarı kartı ise, çok ucuzdu. ayıptır. böyle adam atılmaz! kural buysa afedersiniz böyle kurala ...
adam faule maruz kalmış haliyle sinirli, elbette yere düşünce reaksiyon gösterecek, ki delgado aşırı bir kart hareketi de yapmadı. ama sorun burda hakem de değil, bu saçma sapan kuralı peyda edenlerde. adam şiddetle kart ister tamam buna kart ver, ama eliyle bir kere kart işareti yapan adama kart vermek yazıktır günahtır. burda hakeme değil bu kurala kızıyorum. acetonun da dediği gbi bu saçmasapan kuralda bir an önce dönülmeli ya da kural tam bir açıklık getirilmeli.

onun dışında saoğlsun beşiktaş savunması galaasaray hücumunu oynatmadı. her pozisyon öncesi faule başvurdular. bu beşiktaş defansının zaafı ve zayıflığıdır, beşiktaş buna önlem almalı.

ayrıca son olarak, neden anlamıyorum beşiktaş yarıştan kopmuş gibi gösteriliyor. 3 derbiyi de dışarda oynadı beşiktaş,ikinci yarı 3ünüde içerde oynayacak bence bu büyük bir avantaj. 5-6 puan farklı çok da byük bir fark değil eskisi gibi. 2 hafta da bile kapanabilir.

ama bir gerçek var ki; galatasaray kadro kalitesine sahip. beşiktaş ise defansta felaket.yoksa hücum olarak gayet etkili. zaten senelerdir çözemiyorum iyi bir 4 lü defans bloku oluşturmak bu kadar mı zor beşiktaş gibi bir takım için. kimin nerde oynadığı belli değil.

son olarak şampiyon sivasspor olabikir bu sene herkes hazırlıklı olsun. olursa da neden olmasın, güzel olur. galatasarayın 2.liğine razıyım.

manial dedi ki...

bence maçın özeti de servet-holosko nun omuz omuza mücadelesinde gs lehine çıkan faul kararıdır... bu faul yorumu türkiye de hangi takımın hangi takımdan ne kadar büyük oldugunu kanıtlamaya yetecek bir karar bence...
ayrıca birkaç hafta önceki ist bb - bjk maçında nobrenin sayılmayan golü ve gsnin bugunkü servetle buldugu 1.golündeki benzerlik de, futbolu takip eden siz futbolseverlere, aklını kaybetmeden düşünme imkanı werir umarım...
bjknin genel başarısızlığının nedeninin hakemler olmadıgını düşünen birçok bjkliden birisi olarak bunları yazıyorum(sadece vicdan muhasebeniz için yazılmış 2 hakem kararı)
bunlar olsa bjk yenerdi demek istemediğimi anlayacak kapasitededir umarım bu yoruma cewap werecek insanlar...

turnusoll dedi ki...

Ben bu kaydırmalı defans anlayışını başlığa da uyguladım:

Yönetici giremez Şemsiye girer :)

Şemsiye de sanırım yöneticiye ait ;)

Aceto hocam, TV'de altyazı gördüm. Skibbe kazanan takımı bozmak istemedim demiş.

Valla bu adam iyi hoş da bu kaydırmalı defans bize de kayacak bir yerde.

Sabri iyileşmiş niye sokmuyorsun? Millet Nondaya sövmekten yoruldu tribünde.

Fatih Güler dedi ki...

@zengin

bir galatasaraylı olarak ben bile üzüldüm bu yorumuna.

üzüntünü anlayabiliyorum. ama yine de böyle ağır laflar etmemek lazım.

sen de biliyorsun ki, bazı aşkları istesen de sökemezsin kalbinden. takım aşkı da böyle bir şeydir.

dododiego dedi ki...

ben bizim yönetimin yaptıklarına anlam veremiyorum.sahaya girmeleri çok yanlış bir hareket tabii ki de.Ankaraspor'a kaybettiğimiz maçın ilk yarısının sonunda hakemin başındaki takım elbiseli adamlarıda yazabilsen keşke...delgado bana verdin ona nie kart vermiosun demiş biri..neresinden izledi bilmiyorum.bana ilk seferde kart veriosun dio adam açıkça.çakır eyyamı.Nobrenin verilmeyen golü(İ.B.B maçı) ve servetin verilen golü..eyyam..holoskonun servete yaptığı faül!!!(karşıya karşıya kalmıştı Holosko)...eyyam...tribünden izleyebildiğim kadarı ile(deplasman tribününden izlemesi zor iş ama genelde izleyebildim)hakemin faül kararlı hep gs yanlısıydı..hep hakem hep hakemmiş..bu maç hakemden başkası konuşulamaz zaten(Dikkat!!!penaltılara katiyen laf etmedim)hakikaten bende çok merak ediyorum galatasarayı ne zaman tebrik edeceğimi.ama kime kızıyorum ki!!bu ne ilkti ne de son olacak.Süleyman Seba'nın dediği gibi öyle bir mücadele etmeliyiz ki hakeme karşıda kazanmalıyız.Bir galatasaraylı yazısı..ve galatasaraylıların yorumları ile süslenmiş...birde içinden objektif olun diyenler var:))

Northx dedi ki...

nonda'nın gol atmamasına rağmen rakip defansın dengesini bozmak anlamında çok iş yaptığını düşünüyorum. beşiktaş bu maçta hakeme söyleyecek ne buluyor merak ediyorum. türk futbolu ve beşiktaş'lı taraftar ve camianın selahiyatı için yıldırım demirören'in yarın olmadı en geç çarşamba bu işleri bırakıp kendi işine gücüne dönmesi gerektiğini düşünüyorum. hakem hakem hakem nereye kadar, her maçta hakeme suç bulunur mu, oyna al be kardeşim. ha bazen hakikaten hakem hatasından puan kaybediyorlar ama her takım hakem hatasından puan kaybediyor, beşiktaş'a özel bir durum olduğunu düşünmüyorum. ayrıca hakemlik son 5 yılda ciddi şekilde ilerledi. eskiden anadolu takımı çıkardı, hakem bir şekilde maçı 3 büyüklere verirdi, artık öyle bir şey yok. gördüğünü çalıyor herkes. hayır işin kötüsü başkan, yöneticiler hakeme yüklendikçe taraftar da buna inanıyor suçlu hakem diye. kalkıp yönetim galatasaray baros'u kewell'ı, meira'yı aldı,takımın oturmasına sabretti, fenerbahçe yıllardır oturmuş kadroya yıldızlar takviye etti, başına aragones'i getirdi, sivas zaten dümdüz bi istikrarla devam ediyor, biz de her sene 2 antrenör 10 oyuncu değiştiriyoruz nasıl hala istikrar gelmiyor anlamadık diyemiyorlar haliyle.

Kalten dedi ki...

@ersoy
bir numara yorum, yüzde bi milyon katılıyorum

beşiktaş'ın sorunu şu anki yönetimin takımı son beş yılda "üç numaralı büyük" mertebesine net olarak indirmiş olması bence. sadece bu sebepten özellikle iki büyüklerle oynanan maçlarda hakemlerin üzerindeki psikolojik baskı bizden yöne asla olmuyor, olamıyor..

ben ümidimi fb maçında kesmiştim ama inatla bugünkü maçı da izledim ve hayatımda ilk defa beşiktaş'ın bir maçını bitirmeden kalktım televizyonun başından. çünkü şundan eminim: evet iyi oynamadık, ama oynasak da bu maçı alamazdık. biraz bastırsak bu sefer zapo atılırdı, sonra holosko, sonra da ikinci samsun maçına dönüp cümbüş olurdu. bir şekilde maç yine aynı sonuçla biterdi

bana bu ümitsizliği yaşattığı için demirören yönetimine teşekkürü bir borç biliyorum. ne zamanki biz de içimizden kendi adnan polatlarımızı, aziz yıldırımlarımızı çıkarırız, o zaman tekrar üç büyükler mertebesine yükseliriz (ha bunu ister miyiz, o da başka bir yazı konusu zaten)

Quad & AbSurDMaN dedi ki...

Yahu şu maçın hakemine en kral fanatik Beşiktaşlı birinin bile laf etmemesi gerekir. İnanamıyorum ya ? Hakemin yaptığı en büyük hata Delgado'nun 2. sarısı. Ama o ikinci sarı onun hatası değil bu kuralı koyanın hatası. Adama kural vermişsin uygula diye, derbi maçına çıkıyorsun adam kart işareti yapıyor, sen olsan vermez misin ? Vermezsen hakkında ne olaylar gelişeceğini düşünmez misin ? Kendinizi de o adamın yerine koyun ayıptır yahu. Ayrıca Delgado'nun ikinci sarı kartını eleştirenler de bir zahmet ilk sarı kart pozisyonunun direk kırmızı kartlık olduğunu da unutmasın.

Penaltısı penaltı mı değil nedir hakemi kötü yapan ? Beşiktaş atağa çıkarken ortasahada Ayhan faul yapıyor ama Beşiktaşlı faulden kurtuluyor, geriye dönemeyen Galatasaray savunmasını akrasına alarak koşuyor, pozisyon devamında 'çok tehlikeli pozisyon' halini alıyor,net bir gol kaçıyor. Artniyetli hakem olsa o pozisyonu başında keser. Bu tip birçok faul gerçekleşti ve avantaja bıraktı. Ayıptır bu mudur hakem garipliği ?

Ayrıca Skibbe'nin Nonda'yı oyunda tutmasının nedeni, son günlerde aşırı formsuz olan oyuncusunun böyle bir maçta en azından bir gol atarak özgüvenini geri kazanmasını istemesidir diye düşünüyorum. Olaya bir de bu yönden bakmak lazım. Takım yönetmek sadece taktikle vs. olmuyor.

FK dedi ki...

maçta hakemin 2 kritik hatası vardı.
birincisi galatasaray'ın attığı ilk gol. o pozisyonda kaleci eliyle topa dokunduğu anda, top kalecinin kontrolünde sayılıyor. ondan dolayı golde faul var.
ikincisi delgado'ya gösterilmeyen direkt kırmızı kart. top gitmiş ve bariz adamın bileğe yapılan kasti faul var. o anda atılması lazımdı.
bir de şu kart isteyen futbolculara kart gösterilmesi uygulamasının kalkması lazım. sadece türkiye'de mi var acaba o kural bilen var mı? kim uydurduysa iyi uyduramamış, saçma..

scapula dedi ki...

Bülent Bey selamlar.

"Skibbe'nin sorunu istikrardı" demişsiniz. Ancak çok değil, birkaç ay önce kendisinin sorununun çapı olduğunu iddia ediyordunuz.

Şöyle dediniz bakın gördünüz mü yanlış çıktı demeye çalışmıyorum elbet, böyle bir saçmalık yapacak değilim.

Ancak teknik direktörümüze biraz olsun iade-i itibar etme zamanı gelmedi mi? Özellikle de zamanında yapılan bu denli kesin ve keskin eleştirilerden sonra...

Sevgiler, saygılar;
Ata

jose dedi ki...

Çatır çatır yendik.

Tebrik istemez.Gölge etmeyin yeter.

Hakemde mükkemmel bir maç yönetti.

1.penaltıya dünyanın heryerinde penaltı çalarlar.Keza 2.side Lincolnu durdurmanın tek yolu ona faul yapmaktı.

dusendeli dedi ki...

@metin oktay

güzel yazmışsın da, sanki galatasaray taraftarı kaybettiği derbilerden sonra hakeme bahane bulmuyor mu? Çok öncesine gitmeye gerek yok, daha geçen ay oynanan 4-1 fenerbahçe'nin kazandığı derbiden sonra, ortada ciddi tartışmalı pozisyon (penaltı, kırmızı kart, ofsayt tartışmalı gol) bile olmamasına rağmen galatasaraylılar fenerbahçeyi kutlamak yerine "hakem bizi ince ince doğradı" dedi.

fenerbahçe de mart ayında oynanan; lugano, gökhan ve volkan'ın kırmızı kart gördüğü derbiden sonra rakibini kutlamak yerine hakemi suçlamayı seçmişti.

geriye gittikçe daha çok maç buluruz böyle. ben sonucunda yenilenin galip geleni kutladığı çok az derbi maç hatırlıyorum.

aynı takım aleyhine iki kırmızı kart bir de penaltı çalınmış (kararlar doğru olabilir ama türkiye'de taraftarlarda kuralların kendileri aleyhine geçerli olmadığına dair bir kanaat var) derbiden sonra hakem tartışması olmamasını beklemek hayal olur. sadece sizin başınıza geliyormuş gibi davranmayın.

markojaric dedi ki...

@ersoy said...

Tebrik ediyorum güzel bir noktaya değinmişsin. Nobre' nin İBB golünde de ben şahsen galatasaraylı olarak buz gibi gol demiştim. Demekki sende akşamki servetin golüne buz gibi gol diyorsun. Hakemin hata yaparak Nobre'nin o golünü vermemesi Servet' in de nizami golünü vermemesini gerektirmez. Ki Pozisyonlarında arasında dağlar kadar olmasa da fark var yani. Holosko Servet olayına ise Cüneyt Çakır gibi dokunmatik faul çalan bi adamın maçında normaldir derim. Ama tabiki bi çok Avrupa liginde çalınmayabilir bu faul. Ki Cüneyt Çakır'ın bu tarz hareketlerde faul vereceğinin sinyallerini Erman toroğlu bir gece önce Lig tv de üstüne basa basa sölemişti...

Ayrıca Galatasaray ne zaman hakkıyla kazanacak diyen renksiz arkadaşa tek söyleyeceğim Türkiye' de bu konuda tek olduğundan dolayı kendisini tebrik etmemdir. Kendi yöneticileri ve bütün kamuoyu dahil olmak üzere kimin neyi ne kadar hakettiğinden bahsediyor zaten...

PraetoR dedi ki...

bu "sarı kart isteyene sarı kart" kuralı ile ilgili olarak gene bir gs macı sonrası oguz sarvan ne acıklama yaptı onu da bulabilen olur mu acaba burda..

eger bu kural devre arasında değişirse yazıklar olsun bu federasyona da bjk yonetimine de..

madem kural sacma da olsa uygulanacak sene sonuna kadar goreceğiz kac lisi sacma kuraldan zarar gormus..

besiktas iyidir kotudur sadece besiktaslıları ilgilendirir..

takım, yonetim kotu diye hakemlerin besiktasa haksızlık yapma hakkı yok..

Kartal Bafiler dedi ki...

Maçı İngiltere futbol federasyonundan bir hakemin yönettiğini şaibeli pozisyonlarla birlikte gözünüzde canlandırın,

Sonra biz Allahımızdan korkarız sıkıntı yok.

Galatasaray tabiî ki Beşiktaş’ı yenebilir ama bir kerede bizim maçlara hakemsiz çıksın.
En yakınında geçen sene Arda’ya uydurulan penaltı auta giden toptan korner yaratıp gol atmalar insanı adalet konusunda umutsuzluğu sevkediyor.

Artık Beşiktaş’ın deplasman derbilerin de normal sezonda uygulanmayan penaltı ve kırmızı kartlara tüm spor camiası alıştığından ,bunlar kontenjandan sayılıyor.

Akay dedi ki...

benim anlamdığım şey "ben bir kere yaptıp sarı kart verdin , bu adam ikidir faul yapıyor o neden kart görmüyor" diye sormak rakibe kart istemek değil midir???

bir şey de "kafa koparmakla" ilgili söylemek istiyorum. her fırsatta centilmenlikten , adil oyundan (fair play) dem vurulmasına rağmen bu oyunu romadaki galdyatörlerin savaşı, t.direktörleri de onların çalıştırıcsı gibi görüp "kafa koparacaklar" demek bence şiddeti özendirmekten başka birşey değildir. bu başilığı önce lig tv nin sayfasında sonra burda görünce açıkcası üzüldüm...

erssre dedi ki...

Milan Hattrick Baros.

devletli dedi ki...

gs top oynamayı bütün bütün bırakıp rakiple dalga geçme, onu rencide etme derdine düşmese aklıma liverpool gelmişti. dünkü gs'nin oyununun bütünü, top sektirerek gitmekten daha rencide ediciydi kanımca.

neticede gs tamamen (hatta fazla fazla) hak ederek aldı maçı. gel gör ki bjk'nin golleri hem daha güzel hem daha "gol gibi".

bir profesyonel futbol kulübünün başkanı (ki her mağlubiyette hakemden ağlar) "oyuncularımız hakeme az bile tepki gösterdi" diyebilir mi? ne yapsalardı bir tekme de ona mı? başkanı böyle diyen takımın topçusu ne yapmaz?

şimdi bjk'li topçular denizli'nin karmaşık sistemini anlayacak taktik seviyede olsa ya da böyle topçular alınsa hatta iki dünya bir araya gelse bile, bu başkan olduktan sonra bjk'nin başarılı olması veya bjk'linin takımından gurur duyması imkansızdır. bu kadar açık. koca bjk bu adamın elinde can çekişiyor.

görünen o ki galatasaray'ın golü servet için rüştü'nün sağlığından hatta hayatından daha önemli. rüştü'nün de çocuğu, eşi, annesi babası var. aynı işten ekmek kazanıyorsunuz, topa hamle yapmış, tabanı göstere göstere topa öyle girilir mi?

bjk savunmasının aczini en net olarak baros 3. golde gösterdi, 5 savunmacı arasında, tek başına, soldaki arkadaşına ellerini açarak "bana at, içeri kaçıyorum" diye bağırıyor, içeri kaçıyor, top ayağa teslim, gol. bir allahın kulu, ki bunlar profesyonel futbolcu, para alıyorlar, "ulan bu adam ne yapıyor, nereye gidiyor" diye sormuyor. yani nonda yerine aydın olsaydı, savunma 4lü olsaydı, beyaz formayla çıksaydı, paf takımla oynasaydı hatta meira yerine çok affedersiniz kuzmanovski olsaydı bile bu gs bu bjk'yi yenecekti.

bir gs'li olarak çok sevindim, ama bir futbolsever olarak bjk için çok üzülüyorum be aceto ve blogseverler, derdimi dökeyim dedim.

son olarak, de sanctis insan değil, olamaz.

aksilaz dedi ki...

bu macın sonucuna hakemın bır etkısı soz konusu olamaz.futbol oynamak ısteyen kazandı.barca-real derbısı gıbıdı realın tek kozu nasıl faul ise bjk de tek kozu bu oalrak gördü.

Unknown dedi ki...

besiktaşlı taraftarların her biri kendine göre bir pozisyon seçip maçı özetliyor.

maçın özeti: beşiktaş'ın ne kadar küçüldüğüdür, rakiplerinin ne kadar büyüdüğü değil.

not: bir de yine beşiktaşlı taraftarlar kendilerince pozisyonların yorumlarının ne kadar açık olduğunu, vicdanı duygular gibi meselelere giriyorlar ki diyecek söz bulunamıyor. (ikinci penaltıya penaltı değil diyen adam var yahu bastıra bastıra, şizofreninin ileri safhası sanırım..)

D.A dedi ki...

@aceto, @metin oktay
bjk- ist bb maçında nobrenin kelecinin elinin değdiği topa vurup gol attıgında kural gayet açık ve netti! kaleci değdiği an olay bitmiştir top kalecinin kontrolündedir.. bu olay bir hafta boyunca her yerde konuşuldu duymayan bi ev hanımları filan kaldı..şimdi kalkıpta faul yoktu gibi gördüm ne demek gerçekten anlayamıyorum..
Maça gelince bir hakem nasıl yetersiz ve aynı zamanda karaktersiz olur onu izledim..hiç bir kararında tutarlılık yoktu..servet 5 yıldır omuzla adamları yıkar geçer devam edilir bir pozisyonda yıkıldı koca adam devrilir mi diye faul verildi.. ayhan kontraya çıkan holosko'nun karnına kasten durdurmak için vuruyor hoca avantaja bırakıyor ama sarıyı da cebinde.. gs nin ilk golünden sonra bir 5 dk içinde filan beşiktaşlıların yaptıgı rahat 5 tane faulüde vermeyen aynı hakem.. dengeledi sözde...bunlar işin karaktersizlik kısımlarıydı.yetersizlik kısmıysa delgadonun olayıydı. eğer delgado o hareketi yaptıgında "hoca kart nerde kart" dediyse ben adam değilim.. sadece mimiklerini bile izlemek bile öyle bir niyetinin olmadıgını anlamaya yeter.."bana ilk faulümde verdin sarı'yı adam 2 sn içinde 2faul yapıyor buna birşey yok" dediğini ben tv'den anladım...kendiside ingilizce bunu söylediğini açıkladı zaten maçtan sonra..ama çok bilgili hakemimiz bu "fırsat"ı kaçırmayıp yapıştırdı sarıyı maçta orda bitti zaten..

yanarım yanarım şu fener'le gs'ye şu hallerinde yenildik o yanarım..ikisine de 10 kişi kalıp 60 dan sonra hala bilerek güzel ataklar yapmayı başarabildi şu takım..takımda her şey iyi güzel ama defans hak getire... gökhan'la toraman maçı "en güzel yerden" izliyolar biz de burda takılıyoruz işte..

xaar dedi ki...

@Dogan Arslan

:):):)

Bolat dedi ki...

Fenerbahce-Besiktas derbisi sonrasi, Besiktas'in önliberosunun oyundan atilmasindan dolayi (ki son derece hakliydi) "Kadiköy'de daha kac mac rakibin önliberosu oyundan atilacak" ya da bu mealde birseyler demisti sayin yazar. Ilginc bugün hic bahsetmemis böyle birseyden.

Neden acaba?
Nedeni malum!

angelus1345 dedi ki...

@frodo555
Holosko'nun adı Napoli forumlarında geçiyor..Ne kadar doğu ne kada yanlış bilmiyorum ama...

beera dedi ki...

hakem hakem hakem..

yok ilk gol faul, yok delgado'nun ki kırmızı kart değil yok ugur penaltı falan yapmadı.

Yapmayın etmeyin..

Dün Galatasaray bu Beşiktaşı 11-15 oynansa dahi yenerdi.

Hayatımda bu kadar ruhsuz bir BJK izlememiştim.

Çok severim Beşiktaş'ı, üzüldüm.

Dün için hakeme, sahaya, havaya bahane bulmaya hiç geren yok.

Düşünün bir BJK tribunu, deplasmanda, mac başlayana kadar çektikleri 7 Üç'lü hariç, maç boyunca oturdu, sesi cıkmadı. İnanamadım. Sanırım onlarda artık inanamıyor takımlarının ruhsuzluguna, sacma sapan oyun anlayışına.

Gökhan Zan'a ayrı bi parantez açmak istiyorum. Bu adam topçu değil yaa. Wallaha. Hem ligte hem milli takımda izlerken cıldırıyorum.. Bir adamda sırf boy var diye stoper yapılmaz kardesim. İbrahim Toroman'a yazık. Adam rezil oluyor başka bölgelerde oynarken. Hala nasıl tahammül ediyorlar bu adama anlamıyorum. Hiç bir zamanda anlamıcam.

Bir söz de Demirören'e. Gerçekten yeterr. Bil Galatasaray'lı olarak nefret ediyorum BJK'yı bu hallere soktugu için. Her mactan sonra cıkıp elinde bibiron olan cocuklar gibi ağladığı için.

İnş. BJK en kısa sürede düzelir, toparlanır.

Son sözüm, dünkü Beşiktaş'ın Galatasaray'ı yenmesi imkansızdı. Mucize gerçekleşmedi.

Quad & AbSurDMaN dedi ki...

@ ahmtblt

Aceto yerine sen yaz istersen ?

father vic dedi ki...

garip bi şekilde cüneyt çakıra çok büyük bi öfke war ama sebebini anlamdım..servetin golünün faul olmadığını lig tv 20 açıdan gösterdiler,verilen iki penaltıya da herhalde kimse dğelidi diemez,kaldı sadece delgadonun kımızsı her ne kadar bu kartlardan rahasız da olsam sadece gs maçlarında bu olay 3 kere yaşandı daha önce(biri de saraçoğlunda lincoln e verildi)demek ki kural her ne kadar saçma da olsa o an sahada doğru uygulandı.ayrıca zapo nun ve gökhan zan ın sahada kalması da hakemin maçtan oyuncu atmamak için gösterdiği çabanın eseri idi

markojaric dedi ki...

Ya allah için bi tanede delikanlı beşiktaşlı arkadaşım çıksın Delgado'nun daha ilk sarısı aslında kırmızı olmalıydı diyecek kadar cesur olsun. Ya da Delgado' nun golünden önce beşiktaş defansından başlayan atakta defanstaki Beşiktaşlının yaptığı hareketin tehlikeli hareket olduğunu söyleyebilsin. Ondan sonra verilen 2. sarı kartın hesabını sorsun. Delgado ben bi kere yaptım kart verdin diyorsun. Bunu dile getirdiği pozisyona bakın bi kere. O Baros' un yaptığı müdahele delgadonun hakeme bunu söylemesine bile gerek bırakırmı? Biri adamın bileğine dalmış topsuz alanda sarı kartla yırtmış. Biri omuzuyla delgadoya şarj yapmış düşürmüş. Ondan sonra delgado bana ilkinde verdin diyor. Oldu o zaman maç içinde ilk faulde adamın ayağını kır ama ilk olduğu için müsama gösterilsin. Bu kadar saçma düşünceyi savunan beşiktaşlılar var ya. Dehşet içinde okuyorum yorumları. Bence orda delgado gidip bana ilik hareketimde sarı verdin demesi için ilk önce sarıyı yediği zaman kırmızıdan yırttığı için çakıra teşekkür etmesi lazım... -ki hakem o pozisyonda yani topsuz alanda barışın ayağına daldığı anda Kırmızıyı çıkarabilecek kadar cesur olsaydı 2. yarıdaki bu aptal sarı isteyene sarı kuralıyla muhattab olmak zorunda kalmayacaktı...

erdincinho altunozzi dedi ki...

Beşiktaşı İzliyorum Gözlerim Kapalı



Kahveye oyun oynamaya giden emekli edebiyat öğretmeni gibisin sen denizli, boğazlı kazağın,ceketin ağlanacak haline gülümsemelerin…

Saçlarını dağıtır rüzgar yeditepe üzerinden; bay 10# delgado, senden de zerre umumdum yok Pazar günkü maçta. Sen utanma,sana kaptanlık veren zihniyet utansın.

Vaka-ı terlik ibrahimler, deve derisinden yüzünüz, görmesin sizi gözümüz..

Serdar özkan kes artık şu sakalları..

Pazar günü eliyle atan da çıkabilir,haybeden penaltı da çalınabilir gs için. Hoş bunlar olmasa da galibiyet çok zor, edebiyat öğretmenim 1 puanı öper başına koyar..

Çarşım da fenere küfreder , topçularımın dünya umurlarında değil, yönetimim ara dönemde çatkapısporun oyuncularını doldurur takıma, spor yazarlarım kandırırlar bu sene şampiyon Beşiktaş diye, bu sene olamazsa seneye kesin şampiyon diye aldanırız, ne bizim kahrolmamız biter ne de bu kısır döngü.


Unutturamaz seni hiçbir şey
Unutulsam da ben,unutulsam da ben
Her yerde sen,
Her şeyde sen,
Bilmem ki nasıl söylesem?
(Metin-Ali-Feyyaz’a, Sergen Yalçın’a, Pascal Nouma’ya,İlhan Mansıza’a, Federico Giunti’ye,Süleyman Seba’ya,Baba Hakkı’ya, saygılarımla….)



Halısahada topun ayağa oturması, yaşanabilecek en güzel anlardan biridir,alayına isyan ölümüne kartal.



Not:Bu yazıyı çarşamba günü yazmıştım.Müneccim olmaya gerek yok Türk futbolunu önceden görmek için.Hakem hataları,çapsız yöneticiler,ruhsuz topçularla 3 büyükler arasında döner şampiyonluklar sürekli.Ondan sonra da Lerzan Mutlu,biz mutlu..

adaletsizterazi dedi ki...

Ben bu bütün hakem ve penaltı konuları dışında başka bir şeye değinmek istiyorum.. Daha pozitif bir konuya;)

Benim açımdan bu maçın en güzel tarafı son haftalarda Arda'da bulunan o negatif enerjinin gitmiş olmasıdır.. Zira her maçta Arda'nın küfürlerini sinirli el kol hareketlerini görmekten bıkmıştım artık yazık oluyor diyordum içimden... Ama bu maçta Zapo'nun (yanılıyorsam kusura bakmayın) pozisyonunda düştükten sonra hakeme faul yok işareti yapan.. Hiç itiraz etmeyen.. Serdar'ı düşürünce gidip kaldıran hatta kusura bakma manasında bir de öpücük konduran inanılmaz çalışkan arı gibi iş yapan bir arda vardı.. Bunun iki nedeni olabilir diye düşünüyorum 1- Arda'ya aşk yaradı=) çünkü geçen hafta golden sonra bir harf yapmıştı eliyle sevgilisinin adıymış öyle söylendi=) 2- Kewell'ın sakatlığı sonrası sol kulvarın gene ona kalması.. Çünkü Arda'nın demeçlerinden de belliydi dönüşümlü oynamak istemiyor sol kanatta kalmak istiyordu..

Ayrıca bir çok GSli arkadaş pozitif bakmışlar bencede iyi yapmışlar bir hava yakalandı ve bozmamak lazım ama açık söyleyeyim ben Ümit Karan'ın yerinde olsaydım isyan ederdim.. Nonda ilk 30dakikadan sonra tamamen oyundan silindi (benim şahsi fikrim).. Kardeşim bir forvet bir ortaya kafa vuramaz mı yha? yada ne biliyim bi hava topuna çıkmaz mı? ikinci yarıda Barış'ın koşu yoluna attığı yavaş pasa bile hareketlenemeyen, kornerden gelen ortaya vurmak yerine göğsü ile kaleciye (Rüştü) geri pası yapan dünyanın en ağır siyahi forvetine sahibiz.. Evet güzel bir kariyer bıraktı geride Nonda ama artık geride kaldı.. Gol kralımız Ümit Karan ardı ardına 3 maç oynamadı daha.. Nonda ya tanınan tolerans Ümit'e (ki yerli bir oyuncu) neden tanınmıyor? Ayrıca Nonda yılda 1.2milyon euro alıyor bence hem kontenjan açısından hem verilen para açısından karşılıksız çek gibisin Nondacığım=)

Saygılar Herkese;)

carlito dedi ki...

Şimdi sormak istiyorum, geçen hafta hakemden kart isteyen Baros sarı görmüyor, rakibe tokat atan De Santics kart görmüyor, fb ile oynadığımız maçtan önce hakeme kart işareti yapan Lugano kart görmüyor, İBB maçında aynı pozisyonda golümüz verilmiyor vs...

Ama bu hareketleri biz yapınca yiyoruz kartı, o gol bize atılınca veriliyor...

Biz hakemlere isyan etmekte haklı değilmiyiz Allahınızı severseniz...

Bu ligde hakemlerden en çok ağzı yanan biziz kabul edelim artık bunu...

NOT:Galibiyetinize bok atmak için hakemi kullanmıyorum, sadece yapılan çifte standartı göstermek istiyorum....

orkun dedi ki...

"Kart işaret etme" kuralının yine zırva bir uygulaması. Bence de bu işin daha net ve mantıklı bir şekilde tarif edilip kuralın yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Hakeme bu kadar yüklenmeyi pek anlamıyorum, bu vatandaş benim ileriye dönük ümidim olan iki hakemden birisi (diğeri Cüneyt Çakır ki artık çok emin değilim).

kim atti kral atti dedi ki...

Holosko Servetin 1 adım arkasında adam resmen sırtına da müdahale ediyor direk fual .. Servet ' i yıkabilir mi ya biraz mantık :)..
Daha sonra servetin golü demisler rüştü topu daha kavramamıs ayakları havada nizami gol tartışmaya gerek yok ..sizin ibb maçında kaleci yerde 2 eliyle de topa bastırmıs..holosko ardayı indirdi penaltı dogru karar..lincoln öyle bi ayar veriyorki ugura indirmekten baska secenegi kalmıyor ugurun..delgadonun 2.sarı kartında haksız oldugunu söylüyorlar.bu durumdan en cok galatasaray etkilenmistir arastıralım bakalım..Bazıları da acetonun yanlı yazdıgını söylüyorlar..emin olun ondan objektifini ben daha okumadım !!Ayrıca sizin "hakkınızla kazandınız , tebrikler" demenizede bizim hiç ihtiyacımız yok,her şey ortada çünkü...Bu arada bi GS olarak Servet'in direkten dönen topu sonrası isyan etmesi çok hoşuma gitti işte GS maçı kazandıran istek buydu..

frodo555 dedi ki...

@angelus1345

abi o zaan "bir büyüğümüz" lafını "nostro uno grosso" olarak değiştiriyorum (uymadı biraz sanki). Ama ben yine de Adnan Polat olarak değiştirmeyi daha çok isterdim :)

Diğer taraftan soğukkanlı yorumlarla birlikte bir gerçek de apaçık ortaya çıktı-ki Beşiktaş artık 3 numaralı büyük... Hatta trabzon gibi 2. sınıf büyük...

Bu çok acı birşey; neticede bir galatasaraylı olarak bundan ben bile üzüntü duyabiliyorum; artık kimbilir sevdalısı neler hissediyordur.

Bunun böyle olduğunun delili de 5-6 senedir kupa görmemiş olması filan değil; parası olan Toyota bayisinin yönetici olabilmesi, yönetcilerinin sahada mardinspor başkanı gibi hakem tartaklamaya kalkması, derby denen maçlarda ne rakiplerinin ne de kendi tribünlerinin doğru dürüst bir hazırlık bir koreografi yapmaması, Beşikaş-GS/FB maçlarında birahanelerde, kahvehanelerde rahatça yer bulunması vs.vs...

Baba parası ve ağırlığı ile çok dik bir çıkmaz sokakta boşa almış iniyor Beşiktaş. Umalım da baba demirören ölmeden evvel son bir kefaret ödeyip oğlunun taktığı ve kendine alacak yazdığı parayı ödesin; böylece belki zengin değil ama aklıselim, biz de dahil herkesin takdir ettiği, duruşu olan bir yönetim gelsin beşiktaşın başına.

Yoksa üzüm üzüme baka baka kararacak, ondan korkuyorum.

Hrngndz dedi ki...

hakem bence çok iyi yönetti maçı

Hrngndz dedi ki...

maçın kırılma anı ardanın düşürülmesi defansın dengesizce müdahale etmesi.. ondan sonra maç koptu zaten penaltı penaltıydı bana göre... o penaltı olmasaydı belki beiktas daha direnc gösterebilirdi..

Hrngndz dedi ki...

maçın kırılma anı ardanın düşürülmesi defansın dengesizce müdahale etmesi.. ondan sonra maç koptu zaten penaltı penaltıydı bana göre... o penaltı olmasaydı belki beiktas daha direnc gösterebilirdi..

manial dedi ki...

''hakemlerin tarafsız olamama'' olgusuna kalpten üzülen 3 büyük taraftarı anketi yapılsa acaba fb ve gs taraftarları arasında gönülden isteyen yüzde bjk taraftarından daha çok çıkabilir mi? (bunu da herkes vicdanında düşünüp karar wersin,cewap wermenize yine gerek yok,sadece fikir jimnastiği yapın) ayrıca yan anket olarak ''şampiyon olacaksak tam fair mi olsun,yoksa ufak nüansların cok da önemi yok mu?'' anketi de sorulabilir yine aynı kulüp taraftarlarına...

bugun 11.30da başlayan ntvspor da mehmet demirkol-fuat akdag canlı spor programında da yıllar sonra ilk defa birisinin agzından duydugum ''anadolu takımlarına karşı 3büyükler kollanır,kollanıyor.. ama açık bir şekilde de görülüyor ki bu üçlü de son yıllarda 2 takıma düşürüldü - hakem kararlarına hitaben söylendi bu cümleler - .tamam belki bilinçli olmuyor bu ama medya ve taraftar baskısı,destegi nedeniyle vs.lerle bu böyle olmuştur..ne yazık ki gerçek budur'' bunu söyleyen bu ülkenin en objektif bakmaya çalışan yazarlarından birisi(bu lafa da cewap wermeyin lütfen,bu kadar yogun yazıdıgım için de küfür etmezsiniz umarım içinizden)
bütn bu yazdıklarımın dışında ilk günden beri hatanın yine de bu yazdıklarıma ragmen kendi içimizde bjk de oldugunu , çünkü hakemin veya dış mihraklarında biraz çabayla yenilebilecek şeyler oldunugu düşünüyorum.. yönetimin tüm hakme camiasından daha suçlu oldugnu düşünüyorum..mustafa denizlinin bu son macta özellikle sawunma kurgusuyla beni hayal kırıklıgına ugrattıgını düşünüyorum.. ayrıca gercekten futbol aşkıyla oynayan futbolcu azlığının takımda varoldugnu da düşünüyorum... hatta yeteneksiz oyuncular warlıgını da kabul ediyorum.. ama hepsine ragmen sadece bizim gibi gelişmeye çalışan ezik ülkeler dışında da warolan ama nispeten az oldugunu düşündügümüz dış mihraklar etkisinin de cok etkili biçimde paranın,gücün yanında yer aldıgını da düşünüyorum...

Fatih Güler dedi ki...

ilk pozisyon için şunu diyebilirim ki; 8 sene amatör kümede kalecilik yaptım, bu tarz pozisyonları çok gördüm yaşadım ve goller yedim. sakın yanlış anlaşılmazsın benzetme yapmıyorum. şimdi açıkcası kural ne diyor tam olarak bilmiyorum, biz kuralları kitabını açıp okuyarak değil, minik takımdan beri, idmanlarda, maçlarda, hocalarımızdan ve hakemlerden öğrendik. kısacası yaşayarak öğrendik.

şimdi bu kuralla alakalı benim bildiğim şudur; top nasıl kalecenin iki elleri arasındaysa, top yerdeyken de kelecinin eli topun üstüne geldiğinde aynı kontrol olmalı. yani yer el vazifesi görmeli. top sabit olmalı, kalecinin eli sabit olmalı. maçtaki pozisyonda ise hem staddan hem de tvden gördüğüm kadarıyla hareketli topa rüştü'ye servet aynı ankda hareket ediyor, rüştü elini koyarkoymaz servet topa vuruyor, aynı an içinde ikiside. şimdi tam rüştünün elini topa koyduğu karede görüntüyü durdurusanız servetin ayağınında topa olduğunu ama topu daha hareket ettirmediğini görürsünüz, bu insanları yanıltır. çünkü görüntü sabit. oysa o anda rüştünün bedeni havada ve elide topun üzerine tam gelecek şekilde değil sıyıracak şekilde. bakın topu tutamayacak demiyorum. yani elini koyduğu an topu tutamayacak ama eli topu teğet geçip kollarıyla tutacak pozisyonda rüştü. yani kısacası rüştünün top iki elindeymiş gibi bir hakimiyeti söz konusu değil yerle. bu yüzden pozisyon temiz dedim. çünkü ben kuralı böyle biliyorum. ki mantıklı gelen de bu düşündüğümdü açıkcası bugüne kadar. bu sebeple faul yok dedim.

şimdi eğer kural direk olarak, yerdeki topa kaleci elini değidiği an top kalecinin kontrolundedir diyorsa, o zaman dünkü pozisyon fauldur.
kural net olarak ne diyor bilmiyorum açıkcası. pozisyonda rüştü elini topa koyuyor ama hemen o anda servet vuruyor ve gol oluyor, ki servetin vuruşu o kadar sert gidiyorki, bir baskı ve kotrolde olan top o kadar hızlı gitmez. ben bu yüzden faul yoktur dedim o pozsiyon için. çünkü topta hiç bir sekme olmadı, direk gitti top.

her neyse, şimdi pozisyon için hakeme de yüklenmemek lazım, çünkü çok zor pozisyondu, yani herşey anda gerçekleşti. yani biz kuralları bu kadar açıp yorumlarken hakemin yorum yapması da o denli zor. sonuçta hakem golü verdi. haa keşke böyle bir pozisyon olmasaydı, böyle tartışmalar yaşanmasaydı daha güzel olurdu.

şimdi ben diyeceğim, belki katılmayanınız olur, dün galatasarayın penaltıları da daverilmese(ki ikisi de baba gibi penaltı), golü de verilmese, galatasaray o maçı alacak gibi oynuyordu. yani alacaktı bir şekilde.

ayrıca o kadar koyu bir taraftar olmama rağmen, lincolnun ppzosiyonunda, uğur incemanın yaptığı amator kümede bile yapılaz. bırak adam geçmiş seni,gitsin vursun gol olmama ihtimalı penaltının verilmesi ve gol olması ihitimalinden daha yüksek. babalar gibi penaltı. zaten değinmek istediğim penaltı değil, defans oyuncsunun amatörlüğü...

bezendra dedi ki...

enteresandir "allahtan korkun" diyenler "maçin sonucuna etki etmemiş hakem hatalari" dienler hawalarda uçuşuyo...hele hele ki gs çok ii oynamiş çok haketmiş laflari war ki ya ben başka bi maç izledim ya da futboldan zerre anlamiorm...

galatasarayin gol olan şutlari -ki ikisinin penalti olduunu da hatirlatiim- dişinda kaleye gelen bi şut hatirlamiorm ben...serwet'in direkten dönen "talihsiz" kafa wuruşunu da sayalim hadi...10 kişi rakibe karşi 2si holoskonun biri bobonun laubaliliyle kaçirilmiş %100lük 3 gol pozisyonu wermişsin...1 tane de yemişsin...o sahada 1 kişi fazla oynarken lincolnle ardanin dar-geniş alan(lar)da yaptiklariysa,(zamet olmasin) topa daa fazla sahip olmaksa ii oynamak ona lafim yok...

sanmiorm ki akli başinda hiç bi beşiktaşli penaltilara itiraz etsin...kaldi ki ilk golde serwetin hareketinin de faulle uzaktan yakindan alakasi yoktur...tipki nobrenin ibb maçindaki hareketinin de faul olmadii gibi...de 50.dakikada haksiz bi kirmizi karttan 10 kişi kalmak da maçin sonucuna etki etmez demek...empati lan...çok az...

galatasaray öle ya da böle yenmiştir...kimse gs haketmemiştir de dememiştir...belki 11e 11 de oynansa 5-2 6-2 9-2 biterdi maç...elma armut girmesin birbirine...

ama şu "ağlama melis"cilere hastayim...hayir bi de hakan ünsallar arifler bülentler en güncelinden lincolnler desanctisler sabriler gibi ağlamanin kitabini yazmiş futbolculariyla nam salmiş bi klübün taraftari için çok iddaali lan bu cümleler...ki bak dün baroş denen adamin tam kendini atarken topu önünde görünce "anaa top burdaymiş lan" diip bianda wites arttirmasini hiç sölemedm farkettysen...floryanin suyundan hawasindan biliorz biz hep..

welhasil geçmiş olsundur...ben demirörenden kurtulana kadar daa büük derdi olmayan bi takimin taraftari olarak da skoruna zerre üzülmediim zerre şaşirmadiim ama yine her nasilsa bişekilde 3.boyuttan etkenlerle sinirleri bozduum bi 90 dk izledim...

and the abdurrahman çelebi oscar goes to...

tofi dedi ki...

hakem, derbi hakemi olamıycak yapıda bence, dunya kupasına, düşünüluyormus, komik olur. delgada, kart istemedi, dil bilmemenin kurbanı oldu, hakem de bunu çezemiycek kadar aciz, hele holosko-servet deparında omuz omuza mucadeleye faul caldi gercekten komikti, bunu ingilterede yapsa 3.ligde bile mac vermezler adama, maca gelince gayet zevksiz ve her an herseyin olacagi macti, sonuc tersi olsa da sasirmazdım ama GS oyle yada boyle pozisyon buluyor, şansı faul filan atiyor...ve bunun bencesi yok, kuralsa önemli olan topa tek eliyle yere basması yeterli, ilk gol faul.

domestos dedi ki...

Sonucu yine federasyona ve MHK’ye indirgemek Beşiktaş'ın yıllardır mutlaka kazanması gereken hiçbir maçı kazanacak azmi ve oyunu sahaya yansıtamadığı gerçeğini gizlemesin. Herkes biliyor ki hakem bırakın adil olmak, açık açık Beşiktaş'ı kollasaydı da biz dün gece Ali Sami Yen’den çıkamazdık. Son iki haftada evimizde oynadığımız maçları izleyen herkes takımın hiçbir halt oynamadığını hep birlikte gördü. Ertuğrul’un takımının tek iyi yanı olan defansın hali şu an içler acısı. Ben sahada defans namına kafası kopmuş tavuk gibi oradan oraya koşturan 5 tane adamdan başka bir şey görmüyorum. Hücumda da Beşiktaş’ın planı şuydu diyeceğim hiçbir şey yok sahada. Galatasaray öyle ya da böyle belirli bir taktik içerisinde geldi üzerimize. Kaç haftadır kime nasıl gol attılarsa bize de öyle attılar. Verkaçlar, araya ve kanada atılan tek toplar vs... Buna karşılık saldıran takım hüvviyetine girdi diye sevindiğimiz Beşiktaş'ın haftalardır attığı gollerin büyük çoğunluğu ileriye şişirilen topların hasbel kader birilerinin önüne düşmesiyle kazanıldı. Gökhan'ın öylesine vurduğu topu Bobo kaleye yollasaydı ne değişecekti ki?

Hakem kararlarıyla ilgili kişisel görüşüm, Servet’in golünde en az Nobre’nin İBB maçındaki golü kadar faul var (ya da yok). Servet'in Holosko'ya öküz gibi gelip omuz atıp sonra da kendi kendine yere düşmesine faul çalan hakemin iyi niyetinden şüphe etsem de penaltı pozisyonlarında da hakem gayet haklıydı. Keza Delgado’nun sarı kart gördüğü tekme de, kırmızı kart gördüğü hareket de kimse kusura bakmasın ama ihanet gibi hareketler. Kasıt olmasa da korkunç bir çapsızlık var ortada. Delgado’nun atılmasına yapılacak itiraz sadece “onu kastetmediği için atılmayabilirdi” temelli. Ne yani şimdi bu? Bir de tabi Lugano’ya vs. çıkmayan kartların bize pat diye çıkması durumu var ki insana hakikaten "ulan hep mi bize bu kartlar cezalar?" sorusunu sorduruyor. Ama sonuçta bence dün gece baştan beri saçma olduğunu düşündüğüm bir kural, kitabına uygun olarak uygulandı. Başka yerde uygulanamamış olması kimseyi haklı ya da haksız çıkarmaz. Dediğim gibi bence dün Delgado atılmasaydı da, Servet’in golü verilmesedi de biz Galatasaray’ı yenemezdik. Ankaragücü maçı sonrasında staddan çıkıp eve dönen her Beşiktaşlının yolda bunu düşündüğüne eminim. Dün gece izlediğimiz yalnızca malumun ilanıydı.

Bütün bunlara rağmen İnönü'deki ilk maçımızda "inanmayan gölge etmesin", "sabote etmeyin UEFA'ya gidelim" diyen dahası istifa diyenleri açıkça tehdit eden zihniyetin dut yemiş bülbül taklidi yapmaya devam edeceğine, Yıldırım Demirören'in perşembe günü yapacağı toplantıda saçma sapan laflarla 105 yıllık camiamızı bir kez daha rezil edeceğine de eminim. Dün gecenin devamında bu perşembe de, İnönü'deki ilk maçta kapalı'da da malumun ilanını izlemeye devam edeceğiz. Bütün bu tablo içerisinde takımını karşılıksız seven Beşiktaşlılar kendilerini o kadar yalnız ve çaresiz hissediyorlar ki... Çünkü yönetiminden hocasına, futbolcusundan taraftarına kime güvendiysek yarı yolda bırakıldık.

Zengin'in hislerini çok iyi anlıyor ve yeryüzündeki tüm Beşiktalılara sabırlar diliyorum...

Kartal Bafiler dedi ki...

Hakem konusunda Beşiktaşlılara akıl veren Galatasaraylı arkadaşlar Milan Baros'un bu maçta nasıl oynayabildiğini,geçen hafta 3 sarı kart görmesi gereken adamın tek sarı kartla idare edildiği ve bu maça hazırlandığını bize açıklasınlarda bizde onların akıllarından faydalanalım.

liquefied dedi ki...

hakemin tek hatası Zapotochny'i oyunda tutmasıdır bence. adam oyundan atılmak adına elinden geleni yaptı. hatta baktı sarı görmüyor, bir de elle oynıyım dedi. ama bu sefer sarı kart geldi. :)

ssim dedi ki...

bana orada sarı gösterdin, burada niye göstermiyorsun demek sarı kart istemek değil midir ? öyle bir anlatılıyor ki yok efendim delgado ondan bahsetmiyormuş. sarı kart istemiyor da ne diyor ? orada bana sarı kart gösterdin, tamam unutalım gitsin mi diyor ?

Julien Dekosta dedi ki...

kimse bahsetmemis, bir hamit altintop dedikodusu var ama... nedir asli astari?

Anonim dedi ki...

Hiç hakem konuşmadan yorumlayacağımız bir derbi ölmeden görecekmiyim acaba.Yenilen için değişmeyen kural hakeme saldırmak.Hakem iyi diyen gs li arkadaşlar olayı ters çevirsek hakem kötü diyeceklerdi.Son yıllarda her derbi sonrası bunun tek sorumlusu olarak hakem gösterildi bjk yönetimince sahaya çıkmayız tehditleri,rakibinin maçında yapılan hata için bile el değmemiş lig istiyoruz pankartların dan sonra şimdide sahaya atlayıp hakemin üzerine yürümeler.Demirören ve yönetimin mhk başkanına ana avrat küfretmesi.Sonrada utanmadan bozuk plak gibi tekrarlanan beşiktaşlı duruşu safsataları.Ben böyle duruşa ve böyle yönetime.....

Anonim dedi ki...

'kart işaret edene sarı kart ver' bir kural değil, bir tembih. kurallar fifa'nın kitapçığındakilerle sınırlı ve böyle bir hüküm yok. uygulamalar eşitlensin diye böyle bir tembih yapıldı. sonuçta da vuran öldürüyor.

ama bu tembihi bile yaparken 'rakibe kart isteyene kart ister' şeklinde. 'bana niye kart gösterdin derken derdini anlatmak için eliyle kart hareketini yapana da göster' değil ki. o yüzden delgado'ya gösterilen kart saçmasapan. hakem adamın ne dediğini bile anlamaya çalışma gereği duymadın. vay, yaptın mı hareketi, al sana sarı.

ayrıca, @carlito, lugano'nun yaptığı hareket hakeme kart isteği değil, yan hakeme bayrak hareketiydi. biz adamı görürken nereye baktığını göremediğimizden yanlışlıkla öyle yorumlandı. hakem gördüğünden anladı ve vermedi.

servet'in golü fauldü. ama rüştü'nün elini uzatmasıyla servet'in vuruşu arasında saliseler var. bir hakemin görmesi, hele kalabalıkta çok zordu. daha önce nobre'nin iptal edilen golünde kalecinin elini koymuş olduğu daha net görülüyordu. hem zaman farkı daha çoktu hem etrafta görüşü kesecek kimse yoktu.

kerberos dedi ki...

beşiktaşlı arkadaşlara sesleniyorum; boş verin, polemiğe falan girmeyede gerek yok, ne delgadonun atılışı, ne ikili mücadelelerdeki takdir hakları, ne ilk ne de ikinci penaltı, ne ibb maçındakinin benzeri pozisyonun bu sefer gol diye geçerli sayılması! bunlardan konuşmaya gerek yok! geçen yıl seyircisiz oynanan maçı nasıl kazandıki galatasaray! cüneyt çakır mı? boşverin gitsin!

neden boşverin, çünkü bütün galatasaraylı arkadaşların içi rahat, çünkü alıştılar ya zaten, seyircisiz derbi sonrasıda rahatlardı, bu derbi sonrasında da rahatlar, seneyede rahat olacaklar!

taktik anlayıştan bahsetmeye gerek var mı? bence yok, gerekte yok ki zaten (ha zaten bu konuda yeterince otoride var, benim taktik anlayışımı kim sallar, fazla da anlamam zaten). cüneyt çakır vb.lerinin hakem statüsünde takıldığı bi ülkeyiz biz. ondan sonra konuşup dururuz, ulan izlandadan bile hakem avrupa kupası yönetiyo, bizden kimse yok, kim izliyoki lan izlanda ligini! aklı olan izlemez zaten yalandan 'süper' olmuş ligi.

jeankier dedi ki...

hakemlerin hep en doğru kararları (kitabına uygun) beşikta maçlarında veriyor olmalarının sebebini hep merak etmişimdir. (bkz. Cem Papila) camiaların ağırlığı ile alakalı sanırım, pozisyon var, düşünüyor, o da insan ya, ona verirsem ne olur buna verirsem ne olur, 1 sn içinde cevap bulman lazım..

fabrio dedi ki...

Eliyle kart işareti yapma durumunu kural olarak algılayan arkadaşlara bir düzeltme yapmak isterim. Oyun kuralları gayet nettir ve çok sade bir dille yazılmıştır. Spesifik durumlar kurallarda yoktur. Linkteki kural kitabında, "hakemlere rehber" isimli bir kısımla bazı spesifik durumlar için yardımcı yorumlar yazılmıştır. Eliyle kart işareti yapma bu yorumların herhangi bir yerinde yazılmamaktadır.

Oyuncuya ihtar verilecek durumlar arasında: "hakeme veya hakemin kararlarına sözle veya hareketle itiraz ederse," ibaresi yer almaktadır. (sayfa 35)

Yorumlar bölümünde: "Hakemin kararını protesto ederek itirazdan (sözle veya hareket ile) suçlu bir oyuncuya ihtar verilmelidir." denilmektedir. (sayfa 116)

Burada esas olan, kendini hakem yerine koyarak hakemin kararlarını sorgulayan, hakemin otoritesini sarsan ve seyirciye yönelik hareketlerle ortamın gerilmesini sağlayan oyuncuları cezalandırmak.

Ülkemizde, sahadaki 2-3 saniyelik görüntüler üzerinden prim yapan hakem eskilerinin ve yorumcuların, renksel ve makamsal hırsları sebebiyle çok basit hareketler, oyun içinde ihtar gerektirecek hareketler konumuna yükselebiliyor. Ani bir refleksle kart işareti yapmakla, sürekli bir biçimde hakemin etrafını saran ve ona hesap soran oyuncular aynı konuma getiriliyor. Bu insanlar yüzünden, aslında çok basit olan oyunun kuralları, karmaşık olaylar zinciri haline geliyor ve biz taraftarlar da bu karmaşanın içinde gereksiz bir şekilde geriliyoruz.

Hakemlerimiz de süregelen bu girdabın içinde insiyatif almaktan çekiniyorlar. İnsiyatif alamadıkları için de UEFA klasmanında üst düzey maç yönetemiyorlar. Böyle gelmiş böyle gider zihniyetinde işi yürütüyorlar ve ne tesadüftür ki, yukarıda bahsettiğim zümre tarafından en iyi diye nitelendirilen hakemlerin hepsi gerçek hayatlarında böyle gelmiş böyle gider işlerde çalışmaktalar (anlayan anladı, meslek vererek o mesleği farklılaştırmaya çalışanlara hakaret etmek istemem).

Lugano, İbrahim x 2, Sabri, Ümit Karan ve aklıma gelmeyen birçoğu her pozisyon sonrasında hakemin çevresinde kümelenip kararları sorgulamaya devam ediyor ve futbol izlememiz gereken zamandan çalıyorlar ama bir anlık bir refleksle kart işareti yapan oyuncu ilk hareketinde sarıyı yiyor. Oysa elleri arkasında bir şekilde "saygısını" belirten bir oyuncu, yüzü hakemin yüzüne 10 cm. mesafede "kart yok mu" diye "kibarca" hesap sorabiliyor. Bu örnek güncel olduğu için bunları yazıyorum, yoksa elle oynama, formadan çekme, kendini yere atma, zaman geçirme vb. gibi birçok durum var hakemlerin insiyatif alması gereken ama o dönemki güncel tartışmalara göre karar verdiği.

Not: Buradaki ihtar sarı kart anlamına geliyor. Oynananın bir oyun olduğunu unutup kavram karmaşası yaşayanlar için ekleyelim.

Futbol Oyun Kuralları

Kartal Bafiler dedi ki...

Yorumlanlardan anlaşılan bir büyüklük kompleksi hakim olmuş arkadaşlara,yahu rahat olun en büyük sizsiniz.

Hatta bence büyüklükte Fenerbahçe ile Galatasaray kapışır,bizde aşık bir taraftar topluluğuyuz işte.

Ayrıca ben bizim tribünde daha bugüne kadar en şaşalı dönemlerimizde bile en büyük biziz muhabbeti döndüğüne şahit olmadım,herkez başka bir yere takılıyor demek ki..

Northx dedi ki...

millet olarak gerçekten çok enteresan bi karakterimiz var. aşırı uyumsuzuz, kurala uymayan adama suç bulmak yerine bu kural saçmaymış kalksın diyecek kadar da ileriye gidiyoruz hiç çekinmeden. ey inananlar, delgado orada "bu akşam bize gel kapıya 2 defa tıkla, açmazsam zili çal" da demeye çalışıyor olsa, o hareket sarı kart, bunu da federasyon değil fifa koymuş. şu maçtan önce bu umursanmıyordu da şimdi neden oo çok saçmaymış oldu biraz herkes kendine baksa yol katedecek. bu maçı galatasaray eşşek gibi oynayıp kazandı, beşiktaş kötü mü oynadı hayır, ama takım savunması çok kötü. artık bi antrenörü seçip ona güvensinler birkaç sene, yoksa getirecek adam kalmadı.

ich dedi ki...

Masallah yorumlar uzun post gibi :)

Fatih Güler dedi ki...

son olarak şu kart isteyen futbolcuya gösterilen kart konusuna gelirsek, deniyorki sadece belli takımlara oluyor. uzağa gitmeyelim, 7-8 hafta önceki galatasaray-trabzonspor maçında lincoln kart işareti yaptı diye 2. sarıdan oyundan atılmamışmıydı? hem de lincoln hiç ısrar etmenden kart istemişti ama o da atıldı. burda saçma olan kuraldır. eleştirilmesi gereken de odur.

ne yazıkki yine hakem ön plana cıktıgı için bu güzel gollu maçı yorumlayamıyoruz teknik olarak. o güzel günleri görkek dileğiyle...


parola: 2005-2006 sezonu

dododiego dedi ki...

beşiktaş tribünü yazarken ellerinin titremesi lazım senin..bende sizi hiç duymadım..bir an bile oturduğumuda hatırlamıyorum....kim büyüklük küm penaltı demiş anlamadım..ne kompleksli adamlarsınız siz ya..maçta sizin olsun büyüklükte:))

orkun dedi ki...

Teşekkürler Fabrio yav, çok güzel toparlamışsın valla, eline sağlık.

turnusoll dedi ki...

Bu yaygara bence fenerinm tekrar gerektiren maçını kapatmal için. başka bir şey değil.

Düdükler ve kanatlı önderin voleyboldaki gibi iyi bir blok yaparak attığ gol.

Anonim dedi ki...

"bana ilk hareketimde kart gosterdin, rakibe gelince bir sey yok" lafini ister ingilizce, ister ispanyolca isterseniz japonca soyleyin, cumlenin anlami RAKIBE KART ISTEMEKTIR. Hele ki kart hareketini de yaparsan, sari karti yersin. Dunyanin en salak kurali olabilir, ama kural bu'dur.

Kart isteme hareketi yapan futbolcunun sari kart gormesi, hakemin otoritesine ortak cikmaya calismasini engellemektir. Dolayisiyla istersen toprak sahada mac yapiyor ol, isterse 80.000 kisinin onunde yap, eger hakeme kart hareketi yaparsan, Hakem otoritesini korumak adina sana sariyi gostermek zorunda.

devletli dedi ki...

northx hislerime tercüman olmuşsun.

baştan söyleyeyim; kart istedi diye, gol atıp formasını çıkardı diye sinirlenip topa asıldı diye topçuya kart çıkarmak oyunun zevkine balta vurmaktır. mevcut kurallar böyle.

ayrıca bjk kulübüne derin saygım vardı mevcut yönetim öncesinde, yanlış anlaşılmasın.

ama edilen laflara bakıyorum da oohooo... "aman efendim rakibe kart göster demedi de 'ama bana ilk harekette veriyosun ona niye vermiyosun' dedi" gibi zavallı bir yorumun bjk'den geldiğine üzülüyorum. hakem itiraz eden topçunun ne dediğini dinleyecek (gerekirse yeminli tercüman aracılığıyla), tahlil yapacak, derdini anlayacak, empati kuracak, olmadı sırtını sıvazlayacakmış da, anlamadan dinlemeden kart çıkarmış! bak sen... bu bahane mi? mazeret mi? kart göster diye değil de itirazdan verse kartı ne olacak?

ama balık baştan kokuyor. yönetim tabi ki hakeme yüklenecek; "bu takım benim yüzümden bu hale geldi, gül gibi takımın içine ettim" diyecek hali yok ya? baştan amigo tavırlarından başlayan dalgalanma doğal olarak bütün takımı etkiliyor.

önümüzdeki maçta allah muhafaza bjkli topçuya kart çıkardı diye yönetici sahayı basıp hakemi dövse hızını alamayıp yan hakemleri bayrakla taciz etse, evini kundaklasa banka hesabını hacklese falan rahatlayacak gibi bir hali vardı kendisinin.

burdan kendisine seslenmek istiyorum; madem zatıaliniz dışında herkes pis mikrop bu alemde, herkes yavşak bir tek zatı şahaneniz pir-ü pak, kaç senedir düzeltmeye kudretiniz bile kafi gelmedi, sizin gibi nadide bir insanın böyle bir ortamda ne işi olur? bırakın efendim, bırakın birbirlerini yesinler. onların kabahati, bırakın gebersinler. sizin içiniz rahat olsun. bu camiaya layıkıyle hizmet verdiniz, bu aleme düzen getirmeye çalıştınız. bırakın, kulüp tesislerine, olmadı barbaros meydanına heykelinizi dikelim. o heykele de güvercinlerle martılardan başka pisleyen olmaz.

valla.

devletli dedi ki...

haa unutmadan bu arada takım kaptanı yüce insan büyük topçu delgado, sarı kartı varken bu hareketi yapıyor, bir allahın kulu da demiyor ki yahu hırsızın hiç mi günahı yok?!!!!

yorkut dedi ki...

herkes biseyler yazmis ama bir kisi olayi cozebilmis bence, heryerimle guldum sahane bir yorum olmus.

fumay said...
Bu yaygara bence fenerinm tekrar gerektiren maçını kapatmal için. başka bir şey değil.

Düdükler ve kanatlı önderin voleyboldaki gibi iyi bir blok yaparak attığ gol.

felix mourinho dedi ki...

hakemler felan tamam beşiktaş aslında 15 tane atmalıydı ama işte hakemler 8 penaltısını vermedi. galatasaray'a ucuz penaltılar kem küm. beşiktaş'ın 4 gol olacak pozisyonu yoktu maçta. sonra da hakemde hakem. 6 kişi arasından türkiye ligi gol kralı'nın etrafı seyrederek koşusuna izin veriyorsan ne hakemi ya bırakın.
maçın hareketi ise türk futbolunun iki genç yeteneği karşı karşıya geldi bir pozisyonda. biri arda diğeri serdar özkan. serdar dripling ile arda'yı geçmeye çalışırken arda kayarak müthiş bir müdahele ile topu aldı ve takımı harika bir şekilde atağa çıkarttı. aralarındaki gelişim farkı bile takımlar arasındaki farkı açıklamaya yeterlidir.

Genel Sekreter Vak dedi ki...

Penaltılar penaltı.1.gol gol.Kırmızı kartta 2 sarıda doğru,zira 2.sarıda hakem saçma veya değil,kuralı uyguladı.Kuralın saçma olması,daha önce bazı maçlarda hata yapılarak uygulanmamış olması kararın doğru olduğu gerçeğini değiştirmiyor.Galatasaray Beşiktaş'ı bileğinin hakkıyla devirmiştir.İsteyen istediği kadar ağlayabilir.Bu kadar.

dr feelgood dedi ki...

fanatik gazetesine göre ne penaltı penaltı ne de gol geçerli. kırmızı kart hele çok yanlış.

maçı neresiyle izliyor fanatik gazetesi çok merak ettim..

metak dedi ki...

@ Ersoy

Bir GS li olarak hakemin maç boyunca tek rahatsız eden kararı Holosko-Servet mücadelesini faulle kesmesiydi (yan hakem verdi kararı ama bence Holosko bildiğin Serveti harcadı, arkada H. Balta vardı ben Balta vs.Holosko yu beklerken maçı durdurması futbol adına kötü oldu), tabi bir de Delgado nun kırmızı görüp maçın 11-11 bitmemesiydi(TL de bu kararın doğru olması beni ilgilendirmiyor, futbol adına o kart olmasa daha iyi olurdu). Ayrıca BJK li ler bence fazla bu maçı takmalarına gerek yok, lig için gayet yeterli kadro ve TD leri var. bizim kadıköyde yenilmemiz gibi bugün de istatistikler istikrarını korudu. bu arada şimdi farkettim cuneyt cakır a atıp tutanlar olmuş insafff

İsmail Şayan dedi ki...

arsenal-liverpool ve villarreal-barcelona ile çakışıyordu ve o maçları yeğlemiştim. yine de ara ara bakmaya çalıştım. galatasaray'ın üçüncü ve beşiktaş'ın ikinci gollerinin geldiği bölümü kesintisiz izledim. fena değildi oyun. sonra dört oldu. bir ara stadyum'a zapladım, sonra yine villarreal-barcelona'ya döndüm.

toroğlu ve çakar buraları okuyorlarsa gurur duyuyorlardır "hehehe, işte yarattığımız kitle" diye... onlar kadar, beceriksiz yöneticilerin de katkısı var elbette. hemen hemen her başarısız sonucun ardından hakeme ve iyice sıkıştıklarında federasyona tepki göstererek aradan sıyrılabileceklerini zannediyorlar. işin garibi sıyrılıyorlar da genelde...

yayıncı kuruluşu da unutmamak gerek. maçlar için verilen üç dakikalık özet görüntülerin çoğu zaman neredeyse iki dakikası "tartışmalı pozisyonlardan"(ne demekse, bu laf ayrı bir yazı konusu) oluşuyor. üzerine konuşulacak malzeme bu olunca da ortaya çıkacak şey belli, o oluyor zaten. yorumcun erman toroğlu olduğunda teknik-taktik yorumlattıramazsın ki! yapılacak yorum belli. görüntüler de bu senaryoya uygun olarak hazırlanıyor ve diğer kanallara da aynı "özet görüntüler" servis ediliyor. futbol yerine hakem seyrediyoruz biz de "özet görüntüler" adı altında. ve bunları konuşmaya şartlandırılıyoruz gizliden...

yayıncı kuruluş yurtdışına da özet görüntü satıyor mu acaba? eğer satıyorsa o görüntüler de içeri servis edilenlerle aynı mıdır? bilen varsa yazsın buraya, cidden merak ediyorum. ama eğer aynı görüntüleri satmaya kalkıyorlarsa satamıyorlardır zannımca. sağlıklı insanlar başrolde "futbol"u görmek ister çünkü, "hakem"i değil.

diğer liglerin de "özet görüntüler"ini izliyoruz. ben, diğer liglerin özetlerinden bu denli hakem kararı yoğunluklu bir bant hatırlamam, olabildiğince "futbol" odaklıdır onlar.

yalnızca özetlerde değil, canlı yayınlarda da aynı fark var. kaç kere "tartışmalı pozisyon tekrarı" beklerken yakaladım kendimi herhangi bir avrupa ligi maçı izlerken... belki sizlerden de başına gelen olmuştur. ya da şampiyonlar ligi izlerken... pozisyon tekrarı bekliyorsun, yok. şaşırıyorsun, sonra jeton düşüyor: yahu bu türkiye ligi maçı değil ki! adamın oyuna bakışı bambaşka, fark orada işte. spormax için bir koşul olmasa lig tv abonesi olmayacağım, çok ciddiyim. elimden geldiğince de izlemiyorum zaten, sundukları futbolun olabildiğince içi boşaltılmış bir hali. üstelik akıl sağlığına da zararlı insanın, futbola bakışına zararlı. başka bir kanalda bizim ligin özetleri denk geldiğinde hemencecik uzaklaşmaya çalışıyorum.

maça dair detaylar bulma ümidiyle sabırla okudum onlarca yorumu, çok az şey bulabildim, neredeyse hiç yok. ama kızamıyorum da, böyle şartlandırıldığımızı unutmuş değilim çünkü. ama futbol bu mu? doğru mu bakıyoruz? futbol, sürekli "hakem" denen allahın cezalarının bir takımdan alıp öbürüne verdiği tiyatromsu bir oyun mu? bu mu dünyanın en sevilen sporu? manyak mı bu insanlar, niye seviyorlar bu oyunu?

hakemleri savunduğum yok, her şeyi dört dörtlük yaptıklarını söylemiyorum, böyle bir iddiam da yok. ama futbolu hakem odaklı değerlendirmeye bu derece boğulmak saçma geliyor bana. hakem ekseninde kalmanın diğer eksenlerde çok fazla şey eksilttiğine hatta kaybettirdiğine inanıyorum. hakemin yaptıklarına kulak kesildikçe diğer noktalarda sağırlaşıyormuşum gibi geliyor.

maçtan sonra yöneticiler sahaya dalmış hakemin etrafındalar. bir de oyunculara bakıyorsun: birbirlerini tebrik edenler, şakalaşanlar... olması gereken var. kaybettiğinden içi buruk da olsa, baskı altında da olsa rakibini tebrik edebiliyorsa oyuncular umudumu koruyabiliyorum bu oyun adına. sahi, ne kadar güzeldi trabzonspor futbolcularının maçtan sonra sahada yaptıkları galibiyet kutlaması.

Emir dedi ki...

bu maç bir kez daha gösterdi ki baros kesinlikle çift forvette ve özellikle de yanında top indiren, rakip savunmayı gezdiren biriyle oynamalı.. ama yanında daha iyi bir nonda olması da şart. geçen seneki halinden eser yok nonda'nın. formsuzluğu geçtim sanki isteksiz gibi duruyo adam, bişeylere bozulmuş gibi.. kendine çeki düzen vermesi lazım..

ama hem çift forvet oynayan hem de sabri'nin (ya da bir sağbekin) olduğu sistemde şöyle bi sorun ortaya çıkacak. mehmet topal - barış - ayhan 3lüsünden biri kulübede oturcak. ben oyumu ayhandan yana kullanıyorum. arda ve lincoln oyun kurucu görevini fazlasıyla üstleniyolar. bir de ayhan sanki oyunu çok yavaşlatıyomuş gibi geliyo..

revenant dedi ki...

sahaya girip hakemlere saldıran yoneticiler olduguna mı yanayım,

az bile yaptılar diyerek seviyesizce bir acıklama yapan kulup baskanı olduguna mı yanayım?

yazık ya. su adamı besiktastan ve turk futbolundan temizlemek lazım

Dabenti dedi ki...

Bence Yıldırım Demirören ve seçilecek 4 BJK taraftarı "Yemekteyiz" programına katılsın. İyi olur. Birbirlerini yerler. Sen bana haksızlık yaptın, niye bana 3 puan verdin. Hepsi aynı şeyi düşünecek buna eminim. Yemeği veren kişi "bu dördü anlaşıp bana komplo kurdular" diyeceklerdir. Bu kadar paranoya bunu gerektirir, çünkü bu paranoya hat safhada.

Dünkü hakemden yakınan BJK'li varsa bıraksın zaten futbol izlemeyi. Gökhan Zan ile Zapo atılmadı ya, ben ona yanıyorum. Sen rakibin dizine bas (Zapo-Mehmet Topal), sarı kart görmediğinden gaz alıp Arda'ya dirsek at(Gökhan Zan). Sonra da hakem size haksızlık yapmış olsun! Delgado ilk pozisyonda kırmızı kart görmediyse biz boşuna futbol izliyoruz zaten. Filipescu(BJK'ye ilk kez gelmiş olur ama) ile Zago, Mustafa Doğan geri gelsin BJK'ye. Onlar daha ustaca yaparlar faulleri, sarı değil kart bile görmezler. Hem adamın bacağını falan da kırabilirler. Delgado beceremiyor bacak kırmayı, bileği tam yakalayamadı ayağa kayınca biraz kurtuldu bilek.

Yazık harbiden yazık. Bir de oturup maçın hakemini suçluyorlar.

Utku dedi ki...

Şu maçı hakeme yükleyen Beşiktaş başkanı Demirörene yazıkları olsun,önce çık hesap ver şu takımı nerelere getirdin.Şu maçın tartışılacak bir yeri varsa o da Delgadonun Barışın bileğe basmasının cezası kırmızı kart mıdır değil midir,ki bence o kırmızı karttı.Trabzon maçında Lincoln de bu geyikten atıldı.
Şimdi soruyorum,ben bir defa fauş yaptım bana kart verdin,bu ne?? diye soran Delgado kart istememiş mi oluyor,bana niye gösterdin diyip elinle işaret etmek hakeme itiraz anlamına gelmiyor mu???Bizim Türkler söverek,lanlı lunlu konuşuyorlar hakemle orası başka bir bomba zaten.Uzun lafın kısası Galatasaray ne zaman sıkışsa biraz vites arttırdı,ne yese bir fazlasını atacaktı dün...
Ben gerçekten bu Demirörenden sıkılmış durumdayım artık şu ülkede futbol seyircisi olarak,biz Özhan Canaydından çektik senelerce,şimdi daha beteri Beşiktaşta...Ama işin kötüsü bunun parası var!

Bulletride11 dedi ki...

Futbol ile ilgili olmasa da ,Kaan Kural'ın bir sözü vardır "Hakemlerin telafi kararı" ile ilgili,gerçekten tüm spor dalları özellikle futbol için çok acı bir karar bu telafiler.

Herkes 2.sarı kartın haksızlığından bahsetmiş ki ,bu bir hakem insiyatifidir kesin bir hüküm değil bana göre hakemimiz Delgado'nun ilk sarı kartında Barış'ın bileğine gelen sert darbeye vermemiş olduğu direk kırmızı kartın etkisi ile o itiraza kolayca sarı kart gösterebildi.Bir nevi kendi düşüncesiyle ilk kartı telafi ett.

Haketo Zaman dedi ki...

Yahu bu Delgado'da hiç mi kabahat yok Allah aşkına? Orada koskoca FIFA kokartı var, adam ingilizce biliyor, sen de biliyorsun ki sen ne zaman o hareketi yapsan kart göreceksin, konuş bakalım ingilizceni anlamayacak mı hakem. Sanki hakem sağır da elleriyle anlatıyor. Biraz da topçuda aramak lazım kabahati.

jose dedi ki...

"Yeter Yıldırım Demıroren Yeter" dıye Alı Samı Yen trıbunlerınde dalga geçercesine tempo tutmamız Besıktas ıle ılgılı herseyı ozetlıyor sanırım.

Sorun ne Tıgana ne Denızlı ne de hakemler.Sorun yoneten zihniyette.

Kovdugunuz Del Bosque gectıgımız sezon " Ben ayrıldıktan sonra Besıktas kac kez sampıyon oldu" dedı.

aamet jr. dedi ki...

@ _eRMaC_

Arda'yı severim, özellikle futbol zekası ve hırsına bayılırım. Dün yaptırdığı penaltı futbol zekasının bir ürünüdür mesela. Fakat o dediğin hareketi 10 kişilik takıma mağlupken yapmak daha bi kolay sanki. 2-1 mağlup hırslı bir Arda aynı pozisyonda o hareketi yaparmıydı, yoksa seyiryici arkasına alıp hakeme baskı mı yapardı bir düşünmek lazım.

Kamil Güğüm dedi ki...

Beşiktaşlı arkadaşlara hak veriyorum. Aynı şekilde ben yenilsem penaltı penaltı değil, kırmızı kırmızı değil derdim. Şu an tam tersini dediğim gibi. Ama ben bir Galatasaray taraftarı olarak bir konuya dikkat çekeyim. Holosko ile Servet'in omuz omuza pozisyonu değil başka iki pozisyon vardı maçı özetleyen bence:

İlki ikinci yarıda Servet'in kaçırdığı gol sonrası hırsla kendini yiyerek yaptığı dövünmeydi, Galatasaray'lılar daha hırslıydı. İkincisi de Egemen Lincoln'e penaltı yaparken 3-4 metre gerideki Toraman ve Tello'nun koşmadan durması. Belki Egemen bir arkadaşının deparla geldiğini görse Lincoln'e o penaltı diye yorumlanan hareketi yapmazdı.

Beşiktaş'ta hırs yok, Mustafa Denizli basına atıp tutarken bile beni hiç germedi. Çünkü son yıllarda Beşiktaş kimseyi korkutmuyor. Bu büyük bir sorun ama en önce çözülmesi gereken en büyük sorun Yldırım Demirören. Rakip takımı tutuyorum, ama cidden ben desıkılıyorum bu halden.

nikolatesla dedi ki...

bu senede bu çıktı.. ben olsam ardanın peşinden giderdim

delgado dedi ki...

bana göre hakem maçı gerçekten iyi idare etti. yok bu şuymuş yok komploymuş yok belediye maçında bu olmuş hiç girmek istemiyorum. delgado'ya 2.sarı kartın yanlış olabileceğini düşündüm, ama delgado'nun da mallığı gözardı edilecek cinsten değil. ama ilk sarı karta kesinlikle kırmızı kart olmamalı, tamam sakatlanabilirdi barış bileği gidebilirdi falan filan ama delgado orda topu kaybetmenin yarattırdığı ufak hırs sonucu hızla ayağını uzatıp topu geri kazanmak istedi ama barış topu zamanında çıkardı delgado da ayağını o hızdayken geri çekemeyeceğine göre biraz sert bir faul oldu, ne kasıt var ne bir şey. futbolda sakatlamaya yönelik her darbeye kırmızı, hatta sarı gösterilecek bir şey yok. sarı kart verilmesi doğru, kırmızı verenler de çıkabilir kart vermeyenler de.

Dobrowski dedi ki...

mehmet demirkol bugün köşesinde bu yazıdan bi parça yazmış.

pi dedi ki...

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&Kategori=spor&KategoriID=&ArticleID=1031518&a=Mehmet Demirkol&b=Uyusturucu%20gibi

Mehmet Demirkol'un bugünkü yazısında yer bulmuş...

dugenci dedi ki...

Beşiktaşlı belki birçok oyuncuda hırs yoktu ama gerek Holosko gerekse Zapo yeterince hırslı idi. Frikikten sonra yaptığı vuruştan sonra sanki bir top varmış gibi boşluğa savurduğu tekme yeterince göstergedir bence. Sergen in "feyk" dedigi yabancilar bence bizim "feyk" yerlilerden kat kat hırslı idi.
Bu arada ilk gol içinse şu fotoya bakmanızı salık veririm.
http://www.forzabesiktas.com/images/userfiles/rustuel2.jpg
http://www.forzabesiktas.com/images/userfiles/rustuel2.jpg

Kartal Bafiler dedi ki...

Şu forzada yayınlanan resimden sonra ilk gole hala gol diyen kuraldan kaideden bahseden çıkar mı acaba ?
Bence çıkar...

frodo555 dedi ki...

@dugenci

baktık verdigin foto linklerine; vücudunun tamamı havada bir rüştü topa değmiş, gece maçında muhtemelen 400 asa çekilmiş fotoya göre 0,025 sn sonra servet de topa vurmuş olacak şeklinde bir pozisyon resmedilmiş.

Gol yani....

Kartal Bafiler dedi ki...

Demiştim...

dugenci dedi ki...

birşey eklemeyecektim ama kural kitabından (alın teri değil copy-paste :))
"Topun kaleciden tesadüfen geri geldiği durum hariç, örneğin,
bir kurtarış yaptıktan sonra, elleri veya kollarının herhangi
kısmı ile dokunduğunda kalecinin topun kontrolünde olduğu
düşünülür."
"Bir kaleci elleri ile topa sahip olduğunda bir rakip tarafından
müdahale edilemez."

Kartal Bafiler dedi ki...

@dugenci

O bahsettiğin kural eğer golü biz atsaydık geçerli olurdu,aynen İBB maçında olduğu gibi,Burası Türkiye Ligi ,gerçekci olmak lazım.

frodo555 dedi ki...

İnsan gözü yaklaşık 0,04 saniyelik ıvır zıvırı birbirinden ayırarak görür saniyenin yaklaşık 25 te biri yani, o yüzden saniyede 24 kare görüntü akan sinemada sinemanın büyüsü diye birşeyden bahsedilirdi, göz ister istemez aslında ardarda akan fotoları gördüğünü anlardı filan...

şimdi sen çıkmış saniyenin 400 de birinde yakalanmış enstantaneyi ahanda işte faulmüş, hakem yaktı bizi filan şeklinde kullanırsan buna kötüniyet denir, yok ben ısrarlıyım diyene de beşiktaşlı denir. O fotodan aynı pfs ayarıyla pozisyonu faul gösteren tam 10 tane daha çekebilirsin ve benim görüşüm yine gol olur.

Diğer taraftan bence bu pozisyonlar gol olmalı zaten, sizin İBB maçındaki de bu da buna benzer varsa başkası da; futbolcular faul olmayan pozisyonlarda nizami hareketle köprücük kemiği kırabiliyorlar, diz kapağını ikiye ayırabiliyorlar, kafa travması geçirebiliyorlar, kimse de yaw buna bir kural koyalım demiyor, oldu bunlar biliyorsunuz... ama iş kaleciye gelince bir saçmalık yok dokunulmazmış yok eli üstünde yok kıçında,bütün oyuncular erkek bir kaleciler kız anasını satayım yasak onlara dokunmak. Benim ayağımla bastığım topu yandan vurup alabilirsin, ama elimi üstüne koyduğuma dokunamazsın. yok böyle saçmalık. Ama hala o fotodan arka arkaya çekilmiş en az 11 frame göstermeden bu fauldür diyemezsiniz. gidin zeki demirkubuza sorun :)

tesbi dedi ki...

Merhaba Bülent
Haberin varmı bilmiyorum ama yazın milliyette çıkmış. Tebrikler.
Gazetenin foroğrafını çektim. Tekrar Tebrikler.
http://www.tesbi.net/2008/12/aceto-balsamico-milliyet-te.html

dugenci dedi ki...

Öncelikle insan gözünün algılama refleksi ile ilgili bilgiler için teşekkürler. Hatta ekleme yapmak gerekirse araya atılan 25. kare ile çeşitli gizli reklam denemeleri de vardir ve işe yaradığı çeşitli araştımalarla da işe yaradığı görülmüştür. O yüzden çoğu zaman algılamak için tek bir kare bile yeterli olmaktadır.
Neyse konudan sapmayalım.
Sonrasinda ise bu mudur yani yorum... Ya kötü niyetlidir ya da ısrarlıyım diyen beşiktaşlıdır.
Benim hangi niyetle koyduğumu bilmeden, tamamen önyargı ile yapılmıış bir yoruma ne demeliyim bilmiyorum. Kaldı ki olayın alenen bir faul olduğunu gösteren kanıt fotoğrafa karşın yapılması da garip. Ne de olsa art niyetlidir ya da bu aleni görüntüye karşın hala ısrarlı ise ne de olsa galatasaraylıdır mı desem acaba?. Yok yok o kadar da değil.
Golün tekrarlarına bakıyorum hakemin pozisyonu ve görüş açışı gayet uygun kimin önce topa geldiğini farkedecek önünde boşluk var. Hani hakemin öününde kalabalık var karambol var diye bir savunma yapabilir miyim diye. O da yok. Geniç açılardan da görüleceği üzere hakem ceza sahasının önündeki yaydan sola doğru hafif bir kayma yapıyor. Görüş açısını kapatan bir kalabalık ta yok. Kaldı ki olsa bile bu pozisyonun faul olduğu gerçeğini değiştirmez. O zaman da hakem görememiş dersin. Bizim savunma dengesizliği sağolsun hakem önünde yeterince açı bırakıyor. Bu savunma yapısı ya da yapısızlığı ile zaten mağlup olurduk. Ama benim kastım. Fair Play dediğimiz olgunun ülkemizde sadece centilmence olarak algilanmasi değil gerçek manası olan Adil Oyun olarak ele algilanmasi. Kurallarin aynı pozisyonlar için Sami Yen'de farklı Olimpiyat Stadı'nda farklı uygulanmaması. Büyük başkan Süleyman Seba'nın dediği gibi hakemi de yeneceksin icabinda ama bu hakemin hatalı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. (YD nin maç sonu açıklamalarını kaale almıyorum ama beni bağlamasa bile üzerime gölge ediyor malesef.)
Gelelim genel pozisyon konumuna.
Tıpkı İBB maçında olduğu gibi bu da faul. Kaldı ki faulda olması gereken bi durum. Olası kafaya alınabilecek darbelerin hayati tehlikeye neden olabileceği açıkken bunlarin faul olarak yorumlanması kadar doğru bir şey olamaz. Tıpkı rakip için tehlikeli bir şekilde ayağını kaldırmak ya da rakibin bel bölgesinden aşağıda ki bir topa rakip ayakla vuracakken kafanı uzatmanin faul olduğu gibi.

frodo555 dedi ki...

@dugenci

pozisyonu bitirelim artık, bir kare faul olduğunu tespit etmiş olabilir, kurala karşıyım ama bence de fauldür ancak; o bir karenin çekildiği makine insan gözünden daha öte bir fizik kondisyonda ise - ki 1000 bile olabilir ben 400 ü örnek diye yazdım - insan gözü ile eşitlemeden buna faul verilmeliydi denemez, dediğim budur. Dersin ki kardeşim bak, ardarda 400 asa (fps diyelim) çekilmiş 15 tane enstantane, alayında da pozisyon faul, o zaman derim ki pozisyon faul ve hakem kaçırmış ve/veya yememiş faul vermeye...

Diğer taraftan iki pozisyon izledik biri nobrenin diğeri servetin, her ikisinde de kalecilerin kolpa sakatlık numarası (ki rüştününki kolpa değil miydi neydi) dışında bir şeyle sonuçlanmadı. kafa kafaya birbirine giriyor futbolcular, daha yeni servetin elmacık turşu oldu edunun dirseğinde, diğer 20 oyuncu için varolan risklerin yanında, kaleciye bu kadar torpile karşıyım. Üstelik sadece elini (ki el - kafa arası en az 70cm olur) topun üstüne değdirdi diye bu dokunulmazlığı almamalı.

Son tahlil:
- pozisyon maçları robokem yönetirse faul...
- insan gözüyle (henüz) değil...
- şu maç şu pozisyon üzerinden tartışıldı ya ona yanarım...
- Kural saçma tıpkı delgadonun lincolnün kırmızı görmeleri gibi. futbol gol oyunu, stadlar gol yeri kaleci sağlığı merkezi değil, sağlıklı olmak istiyorsa maçı evde seyretsin, benim gibi...

i feel like nick cave dedi ki...

şükrü saraçoğlundaki fener - gs maçındaki yorumlara noldu aceto???
hakem takdir haklarını ev sahibinden yana kullandı diyordun bu yazında neden bundan bahsedemedin??? keşke başlığıda şemsiye girmez hakem girer
koysaydında objektif olduğunu görseydik