4 Aralık 2007

Neeskens ve 2. Adam Olmak

Hıncal Uluç'un Süper Lig'de sezon içinde sallanan 3 büyüklerin hocalarına ve A Milli Takım'da Fatih Terim'e yıllardır değişmeyen standart bir eleştirisi var: "Yardımcıları yetersiz, onunla tartışmıyorlar, masaya yumruklarını vurmuyorlar, emanet edecekleri isimler değil bunlar". Daha fazla uzatmayayım, bu eleştiri klişesinden herkes haberdar. Erdal Keser, Müfit Erkasap, Ahmet Akcan, Metin Tekin, Oğuz Çetin hedefteki isimler. Adı geçen tüm yardımcıların başlarındaki teknik adama laflarını dinletebilmeleri imkansız. Teknik direktörler yardımcılarını özenle kendilerinden düşük kariyerli, yaşça genç isimlerden seçiyorlar. Fatih Terim'in kafasındaki doğruya Oğuz Çetin hangi geçmiş teknik adamlık başarısının güveniyle "hayır hocam böyle olmamalı" diyebilir ki? Bizde bu işler tersine işliyor, teknik direktörlerin alt kadrosunda hiçbir zaman bir duayen yer almıyor. Atıyorum Metin Türel, Bülent Ünder. İşte burada Johan Neeskens'in hikayesini anlatmak lazım. 1970'lerde Cruyff'un gölgesinde kalsa da; 2. Johan olarak anılsa da; 2 Dünya Kupası finali görmüş, Barça'da oynamış, gelmiş geçmiş en büyük yeteneklerden biri bu adam. Teknik adamlık kariyerine bir bakalım. 1998 Dünya Kupası'nda Hiddink, 3 kişiyi yardımcısı olarak atıyor: Neeskens, Reijkaard ve Koeman. Neeskens, Hiddink görevi bırakınca Reijkaard'ın yardımcısı olarak devam ediyor. Yaşlarına bakalım o tarihte: Reijkaard 38 yaşında, Neeskens 49 yaşında. Ağabeylik yapıyor Reijkaard'a Euro 2000'de. Sonra bir dönem kendi kanatlarıyla uçmaya çalışıyor. Nijmegen ile fena işler de yapmıyor ama kulübün eti budu ne!.. 2005'de sistem yine aynı. Hiddink, Avustralya milli takımının başında. Neeskens'e "atla uçağa gel" diyor, efsane "uzak" demiyor, gidiyor işte... Ve Barcelona... Rijkaard 2 şampiyonluğu kazanırken; yanında kendisinden 8 yaş büyük Henk ten Cate'i oturtuyor. Rakip analizlerini yapan, altyapıdaki gençleri raporlayan hep Henk Ten Cate. Ajax altyapısının ekmeğini yemiş, işi biliyor. Gün geliyor; o da birinci adam olmak istiyor. Ajax'a gidiyor. İyi de yönetiyor takımı ama geçen sezon son haftada tek gol averajla şampiyonluğu PSV'ye kaptırıyor Ten Cate. Chelsea de uyanıyor bu kurt antrenör-teknik adam ilişkisine. Mourinho gittikten sonra göreve gelen Avram Grant'in eli ayağa birbirine dolanınca Ten Cate geliyor Londra'ya 2. adam olarak. Neeskens nerede peki? Ten Cate gittikten sonra bocalayan Frank Rijkaard'ın yardımcılığını üstleniyor Barcelona'da. Rijkaard 45 yaşında, Neeskens ise 56. Bizim büyüyemeyen genç kuşak teknik adamların da eksiği bu işte! Abdullah Avcı'yı Feldkamp'a yardımcı yapmaya çalışıyor medya. Halbuki tam tersi olması lazım. Ya da Ertuğrul Sağlam kendi döneminden takım arkadaşlarını antrenör yapıyor kendine. Bülent Korkmaz, Rambo Yusuf ile çalışıyor(du). Abdullah Avcı'nın yanında Arif Erdem var. Kimsenin aklına antrenör olarak Bülent Ünder ile çalışmak gelmiyor nedense. Eksik olan özgüven. Eğer kulübede yanlarına kendilerinden tecrübeli, yaşça büyük bir futbol adamını oturturlarsa; gelecek başarının kendi hanelerine yazmayacağından korkuyor bizimkiler. Gençlerin önünü açmak; onların sırtını dayayacağı, rakip analizlerine gözü kapalı inanacağı, görmüş geçirmiş bir duayeni bulmaktan geçiyor. Lakin bu asab bozucu bir şekilde; Sinan Engin'i Ertuğrul Sağlam'ın başına pratikte "bekçi" kartvizitte takım menajeri olarak dikmek değil!.. Barça'da Rijkaard, Neeskens'in mi sözüne değer verir yoksa daha dün topçusu- mesela-Cocu'nun mu?..

9 yorum:

Anonim dedi ki...

Her başarılı erkeğin arkasında bir yardımcı antrenör vardır.. Bu mu?

Anonim dedi ki...

hocam eline sağlık.
yine döktürmüşsün.

dediğin gibi 2. adamların etkili olduğu, sözünün geçtiği takımlar kaç yıl sonra olur türkiye'de bilinmez...

Anonim dedi ki...

Pek doğru. Yalnız, sorun sanırım TR'de bu düzeyde, hem bilgili, tecrübeli ve dünya futbolunu izleyen, hem de egosu 2. adam olmayı kaldırabilecek pek adam olmayışında.

cogito dedi ki...

Bülent Ünder'e bu ülkede bir önyargı ve antipati var.Sadece sonuçlarla beslenen ve hayatını devam ettiren bu ülkede Ünder hoca çoktan "başarısız" ve "beceriksiz" damgasını yemiştir.Gerçek beceriklileri şu anda en üst ligimizde görüyoruz zaten.Ama yazıktır hakikaten , Ünder hoca her gerçek Galatasaraylı kadar Galatasaraylıdır en az.

Bu arada Neeskens'i zamanında Ajax'la ilgili kafayı yediğim dönemde keşfetmiştim.Baba adammış.Yamulmuyorsam Ajax'ın 70'lerdeki 3 Avrupa Kupası şampiyonluğunda da bu adam kadroda.

orkun dedi ki...

güzel yazı valla, teşekkürler.

Anonim dedi ki...

fikir güzel ama uygulanması türkiye'de çok zor.bizdeki antrenörler öyle kabul etmez başkasının adının altında kalmayı.başkasının emrinde çalışmamak için ofis işinden vazgeçip dükkan açan sonra da tüm parasını batıran çok adam var bu ülkede.bu da o hesap..

Orhan dedi ki...

van basten euro 2008 sonrasi milli takimi birakip maceralara atilacagini soylemis. istermisiniz barca ya gelsin (gitsin) de acetoyu hakli cikarsin?

Cenky dedi ki...

Abi sen ne büyük adamsın!

Murat1905 dedi ki...

Galatasaray'a hoşgeldin Johan :D