11 Haziran 2021

İtalya vs. Türkiye

Uğurcan Çakır: Tüm Türkiye onu tanıyor, güveniyor ama Uğurcan için iyi kalecilikten büyük kaleciliği geçiş için sahne Euro 2020 ve elbette İtalya maçı. Çizme medyasının gözü onun üzerinde olacak çünkü Inter ve Milan’ın transfer listesinde.

Zeki Çelik: Şampiyon Lille’in sağ beki, Fransa Ligi’nde son iki sezonda mevkisinin en iyi adamı. Karşısında İtalyanların büyük kozu Insigne olacak. Hücuma katkı vermeyi sever ama rakibin ele avuca sığmayan adamını kitlemesi daha önemli.

Çağlar Söyüncü: Premier Lig’in en iyi 11’ine seçilmek karşısındaki İtalyan forvetler için yeterli bir gözdağı. Duran toplarda hücumda da katkı verir ama iki stoper arasına 3 forvetine top atan İtalyanlar karşısında Melih ile kusursuz bir düet yapmak zorunda.

Merih Demiral: Karşısına çıkacak takımı ondan daha iyi tanıyan yok. Serie A’da karşı karşıya oynadığı, maçlarını sürekli izlediği İtalyan orta saha ve forveti karşısında onun gücü ve tekmeye kafa uzatan ruhuna çok ihtiyacımız var. Defanstan çıkışlarda baskı yiyecek adam o olacak.

Umut Meraş: Karşısında ters kanatta sol ayaklı Berrardi oynayacak. Umut’u defansif özellikleri yüksek olduğu için tercih eden Güneş’in ondan istediği belli. Sağdan gelen Berrardi, Florenzi ve Barella karşısında ayakta kalmak.

Okay Yokuşlu: Sezonun ikinci yarısında Premier Lig’de oynamak ona iyi geldi. Şenol Güneş ikili orta saha kurarsa Ozan ile fazla mesai yapmak zorundalar. Geçiş oyununda onun isabetli ilk paslarına ihtiyacımız var.

Ozan Tufan: Son iki sezonun memlekette en iyi yerli orta sahası. İtalyanların üçlü orta sahası karşısında oyunu defansif olacak ama geçiş oyununu iyi oynayan Ozan’ın heybesinde her zaman ceza sahası dışından şutlar vardır. Vurduğu gol olsun.

Yusuf Yazıcı: Bu sezon Lille’de 4-4-2’de ikinci santrfor oynadı. Şenol Güneş’in elinde İtalyanları iyi tanıyan Cengiz de var. Yusuf için tarif basit: İtalyanların kalecisi Donnarruma’ya San Siro’da 3 gol atan Türk…

Hakan Çalhanoğlu: Bizim orkestra şefimiz. İtalyanlar iyi gününde olduğunda onun tabelaya nasıl etki ettiğini iyi biliyorlar. Milan’da sezon finalini iyi yapmadı ama kontratı biten Hakan için Juventus kapıda ve bu akşamki 90 dakikadan daha büyük vitrin yok.

Kenan Karaman: Şenol Güneş’in jokeri. Savunmaya yardım eder, hücumda sürpriz skorer olarak ortaya çıkar bazen de maç içinde kaybolur gider. Kulübüyle kontratı biten Kenan için de Euro 2020 büyük fırsat. Topa çok sahip olan İtalyanların oyununu bozması gereken adamlarımızdan biri.

Burak Yılmaz: Fransızların sözlüğüne “Kral”ı yazdıran bir fenomen. İtalyan savunması ondan korkmayabilir ama büyük saygı duyuyorlar. Kontrataklarda artık son vuruş tecrübesi en üst noktada. En hızlı değil, en genç değil ama kurt santrfor..

 

İTALYA

Donnarruma: İtalyanlar hep büyük kalecilerle gelirler turnuvaya ama Buffon gibi son 20 yılda efsane bir ismin ardından kaleyi devralacak isim de büyük kaleci olmalı. Donnarruma da büyük kaleci sınavına Euro 2020’de girecek. Uzun boyuyla hava toplarında tartışmasız iyi birebirlerde avlanmayacak kaleci değil.

Florenzi: Eski bir sağ açık ama son yıllarda Roma ve PSG’de artık bir sağ bek. Bu yüzden hücuma katkı vermeyi sever, savunması zayıf ama her İtalyan gibi defans altyapısı sağlam. Burak-Yusuf-Zeki’ye bu sezon PSG ile 4 puan veren oyunculardan biri.

Bonucci: İtalyanlarda genç ve yetenekli stoperler var ama geçmişteki Cannavaro-Nesta ikilisi gibi Bonucci de Chiellini ile birlikte milli takımının defans göbeğinin tartışılmaz ismi. İtalyanlar zor gol yiyorsa bu ikilinin payı büyük.

Chiellini: Yaşı ilerlese de yürekli oyunuyla hala milli takımda. Partneri Bonucci ile Juventus’ta uzun yıllardır beraber forma giydiklerinden milli takımda rot balans ayarını gerek kalmıyor. Her zaman kolay sakatlanır ve planları bozabilir.

Spinazzola: Takım Romalı sol bek hücuma çıktığında 3-2-4-1’e dönüyor ki bu kaydırmalı defans Mancini’nin önemli bir taktik kozu.

Barella: Zaniola’nın yokluğunda İtalyan futbolunun Euro 2020’de en çok konuşulacak genç oyuncusu. Şampiyon Inter’in orta sahasında bu sezon edindiği tecrübeyle Mancini’nin milli takımda en büyük kozlarından.

Jorginho: Chelsea ile Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanan Brezilyalı, Napoli yıllarından beri Avrupa futbolunda en fazla isabetli pas yapan, basit oynayan ve takımı kendi yarı alanında orkestra gibi yöneten büyük bir yetenek.

Locatelli: PSG’li Verratti sakatlığı yüzünden tam hazır olmadığından İsviçre maçına saklanıyor ve Mancini, Çek maçında forma verdiği Locatelli’yi bizi karşı da sahaya sürecek. Bu sezon Serie A’nın en iyi orta sahalarından biri olmayı başardı ve Euro 2020’de fiyatını ikiye katlayabilecek isimlerden.

Berrardi: Mancini’nin sağ kanatta Juventus’lu Chiesa’yı yedek oturtup sahaya süreceği isim. Sol ayaklı ve sağ kanatta ters çalımları ve ceza sahasına sızmalarıyla çok tehlikeli bir forvet. Zaman zaman oyun içinde kaybolsa da Serie A’nın marka forvetlerinden biri olarak elbette tehlikenin ta kendisi.

Insigne: Bir Del Piero olmadığı kesin, zaten bu takımda Maldini, Totti, Gattuso da yok. Napoli’li Insigne sol kanatta kısa boyuyla adam geçen, müthiş oyun zekasıyla rakip defansı çaresiz bırakan büyük bir yetenek ve bu İtalyan milli takımının en büyük kozu.

Immobile: İki sezon öncesinin gol kralı. En uçta Belotti gibi sağlam bir rakibi de var ama bize karşı o şans bulacak. Lazio maçlarını izleyenler bilirler, ceza sahası içinde düzgün vuruşları, doğru zamanlamayla uzun stoperlerin arasından kafa vuruşları… Ciro İmmobile forma numarası 17 olsa da gerçek bir 9 numara… 

9 Haziran 2021

Euro 2020 notları #4

 ROMA’DA MİNUMUM 4 BİN TÜRK 

Yarın akşam Roma Olimpiyat Stadı’nda kaç taraftarımız olacak? İtalya-Türkiye maçı için satışa çıkan bilet sayısı 15 bin 948 idi. Bu biletlerin yüzde 60’nın İtalya dışında satıldığı bilgisi önemli. Türkiye sınırları içinden bilet alan 2 bin 300 kişiden İtalyanların Şengen bölgesi dışından ülkeye giriş yasağı nedeniyle kaç kişinin etkileneceğini ise doğru maçın ertesi günü göreceğiz. İtalyanlar yarısından fazlası ülke dışında satılan biletlere Almanya ve Hollanda’da yaşayan gurbetçilerimizin yoğun ilgi gösterdiğini biliyorlar. Tahminler yarın akşam Roma’da tribünlerde minumum 4 bin Türk taraftarın olacağı yönünde. 69 bin kapasiteli stadyumda 15 bin 948 taraftar 12 farklı tribünde sosyol mesafeyi koruyarak maskeli olarak maçı izleyecek. Stadyum içinde 48 termal kamera ile kontrol kapılar açıldıktan sonra yapılacak. Şeref tribününde 125 koltuktan 75’i de boş bırakılacak. 

EURO 2020’NİN NÜFUS KAYITLARI 

Euro 2020’de kaç çift pasaportlu ya da kendi vatanı dışında doğan kaç futbolcu var? Almanya ve Polonya dışında 22 milli takımın kadrosunda da ülkesinden farklı bir coğrafyada doğmuş ya da çifte vatandaşlığı olan 65 futbolcu var. Bizim milli takımımızda Kenan, Hakan ve Kaan Almanya doğumlu. Halil ve Orkun ise Hollanda… Mert Müldür ise Avusturya doğumlu. İlk rakibimiz İtalya’da Brezilya asıllı 3 futbolcu var: Jorginho, Emerson ve Toloi. Galler Milli Takımı’nda ülke sınırları dışında doğan futbolcu sayısı 11. İsviçre kadrosunda ise iki Kamerunlu Embolo ve Mvogo, Makendonyalı Admir Mehmedi ve Kosova doğumlu Shaqiri var. Turnuvanın favorilerinden Fransa kadrosunda ülke dışında doğan yedek kaleci Mandanda (Kongo) ve babası Thuram’ın Serie A’da forma giydiği yıllarda İtalya’da dünyaya gelen Marcus Thuram var. Portekiz kadrosunda yaşlı kurt Pepe Brezilya asıllı ve kadroda Portekiz dışında doğan çift pasaportlu 4 oyuncu daha var. İspanyollar da Fransa’nın Bask bölgesinde doğan Aymenic Laporte ve İtalya doğumlu Thiago’yu kadrolarında bulunduruyorlar… 

GARETH BALE’İN SUSKUNLUĞU 

İtalya’dan sonra karşılaşacağımız Galler’in ilk maçı Cumartesi günü İsviçre ile ve doğal olarak gözler Gareth Bale’de olacak. Real Madrid’deki son dönemini golf oynayarak geçiren ve eski kulübü Tottenham’a döndükten sonra 2021 yılında 13 hole imza atan Bale, Ekim 2019’dan beri milli takım forması altında gol sevinci yaşayamadı. 91 kez forma giydiği Galler Milli Takımı’nda 33 golle ülke tarihinin en golcü ismi olan Gareth Bale kariyerinde iki kez İsviçre’ye rakip olmuş ve iki maçta da gol atmıştı… Bakalım Cumartesi gününün açılış maçında fileleri havalandıracak mı?

Euro 2020 notları #3

 İTALYANLARIN GÖZÜNDEN TÜRKİYE 

İtalya maçına iki gün kala rakibimizin medyası bizim hakkımızda ne düşünüyor? Dün La Gazzetta dello Sport’taki bir paragraf dikkat çekiciyidi, aktarıyorum: “Gruptaki hiçbir rakibimizden korkmuyoruz ama hepsi de saygıyı hak ediyor. Türkiye, Hollanda’ya 4 gol atmış bir takım. Hakan Çalhanoğlu Milan’da sezon finalini iyi oynamadı ama milli forma altında yakalayacağı havayla sezonun ilk yarısındaki günlerine dönebilir. Fransa şampiyonu Lille’deki 3 Türk oyuncudan Yusuf Yazıcı’yı unutmayalım. Bizim kalecimiz Donnarruma’ya San Siro’da 3 gol attı.” 2018 Dünya Kupası’na gidemeyen İtalya’dan 28 maçtır kaybetmeyen İtalya’ya.. Mancini döneminin rakamları onların özgüvenine tavan yaptırdı ama Cuma akşamı Roma’da bizim de söyleyeceklerimiz olmalı. Var da zaten… 


ÇAĞLAR’IN DEĞERİ FİNLANDİYA’DAN FAZLA 

Euro 2020’de piyasa değerlerine baktığımız bizim milli takımımız kaçıncı sırada? En yüksek değer 45 milyon Euro ile Çağlar Söyüncü’ye biçilirken Türk Milli Takımı’nın değeri turnuva öncesinde 325 milyon Euro. Çağar’ın değeri 44.6 milyon toplam değere sahip Finlandiya’dan yüksek. Sahada elbette bonservis bedelleri oynamayacak ama devam edeyim. İngiltere, 1 milyar 250 milyon Euro ile turnuvanın en pahalı takımı. Fransa, 1 milyar 30 milyon, Almanya ise 936 milyon Euro ile kürsüde. 24 takım arasında 10. Sıradayız ve bizim önümüzde sırasıyla Hırvatistan, Belçika, İtalya, Portekiz ve İspanya var. Grubumuzdaki İsviçre 283 milyonla 13. sırada. Galler ise 176 milyonla 20. sırada. Euro 2020 bittiğinde bonservis bedelleri güncellenecek ve turnuvaya damga vuranların fiyatı elbette yükselecek. Bakalım 325 milyon Euro değer biçilen Türkiye kadrosu 15 Temmuz’da nerede olacak? 

İSPANYOLLAR KAOS SEVER! 

Euro 2008 ve Euro 2012 kazanarak turnuva tarihinde iki kupayı arka arkaya müzesine götüren tek ülke olan İspanya son üç büyük turnuvaya gelirken kendi içindeki idari problemlerle uğraşıyor. Aragones’in Euro 2008’e Raul’u, Luis Enrique’nin ise Sergio Ramos’un Euro 2020’ye götürmemesi polemik konusuydu ama İspanyolların derdi başka. Euro 2016 öncesinde kaleci David de Gea kendini bir fuhuş skandalı suçlamasının ortasında bulmuş iki yıl sonra Dünya Kupası’nda Real Madrid milli takımı karıştırmıştı. Milli takımın hocası Lopetegui’nin yeni sezonda hocaları olacağını açıklayan Real Madrid büyük tepki çekmiş, federasyon ilk maça 3 gün kala teknik direktörünün görevine son verip kamptan göndermişti. Son sıkıntı ise milli takıma turnuvadan iki ay önce aşı önceliğinin tanınmaması. Finallere sayılı günler kala kaptan Busquets’in testinin pozitif çıkması ve kamptan gönderilmesi sonrasında İspanyollar dün bireysel idman yaptılar ve toplu yemekler iptal edildi. Aşılama kararı ise dün çıktı ve İspanyol medyası, bakanlığı bu izni 2 ay önce vermediği için eleştiri yağmuruna tuttu.

Euro 2020 notları #2

 İTALYA KARŞIMIZA HANGİ 11 İLE ÇIKACAK? 

Euro 2020’nin açılış maçı öncesinde İtalyanlar bizim gibi son provalarını ideal 11’leriyle yaptılar Çekler karşısında. Ülke medyası oynanan futbolu göklere çıkartırken Mancini ve öğrencileri 27 maçtır kaybetmeyen bir milli takım olmanın özgüveniyle çıkacaklar karşısımıza. Çekler karşısında topa yüzde 63 sahip olan ve 626 pas yapan İtalyanlar skor 4-0 olduğunda bile rakip sahada prese devam ediyordu. Mancini yönetiminde 32 maçta 79 gol atan ve 14 gol yiyen İtalya oynadığı son 8 maçta kalesini gole kapadı. Cuma akşamı bizim karşımıza çıkacak 11’de Çek maçına göre bir değişiklik beklenmiyor. Orta sahada Verratti’nin yetişse bile ikinci maçlarında İsviçre karşısında forma giymesi bekleniyor. Kalede Donnarumma, defans hattında Florenzi-Bonucci-Chiellini-Spinazzola dörtlüsüyle sahaya çıkan Gök Mavililer’de orta saha Jorginho, Barella ve Locatelli’den oluşuyor. Forvette solda Insigne sağda ise Berardi forma giydi. Chiesa da sağ kanat için hazır kıta bekliyor. En uçtaki isim ise Ciro Immobile… Bu İtalya karşısında oynayacağımız oyun da belli. Geçiş oyunuyla hızlı hücumlarla gol ararken, orta sahası top seven İtalyanlarla kora kor mücadele edeceğiz. Sonrası Uğurcan ve önündeki Avrupa etiketli dört defans oyuncumuza kalacak. 


VAR ODALARI İSVİÇRE’DE 

Euro 2020’de turnuva tarihinde bir ilk gerçekleşecek ve Avrupa kıtası dışından bir hakem düdük çalacak. Arjantinli Rapallini, Euro 2020’de görev yaparken İspanyol hakem Jesus Gil Manzano da oynanması tehlikeye giren Copa America’nın hakem listesinde yer alıyor. UEFA’da hakemlerin patronu İtalyan Roberto Rosetti, kafa karıştıran ele çarpma pozisyonları için bir kez daha açıklama yaptı. Buna göre, bir oyuncu isteği dışında da top eline çarpar ve devamında gol atarsa, bu gol iptal edilecek. Her türlü ele çarpıp filelere giden toplar da gol sayılmayacak. Bir oyuncunun kontrolü dışında top eline çarpıp takım arkadaşına gol vuruşu olursa bu gol geçerli kabul edilecek. Euro 2020’deki 51 maçın da VAR hakemleri Nyon’daki UEFA merkezindeki odalarda görev yapacak. 11 stadyumla da 200 mbit/s hızında internet bağlantısı hazır ve ofsayt kameralarında 4K teknolojisi kullanılacak ve bu sayede santimlerle ölçülen ofsayt pozisyonlarında VAR hakemlerini maksimum görüntü olanağı sağlanacak. 


ROMA’DA STADYUMA NASIL GİRİLİR? 

Roma Olimpiyat Stadı’na gelecek futbolseverler için düne kadar İtalyanlar net bir açıklama yapmamıştı.. En sonunda şartları netleştirdiler. Bizimle oynayacakları maç da dahil olmak üzere Roma’daki 4 maçta tribünlerde 15 bin 948 taraftar olacak. İtalyanlar için 3 belgeden biri yeterli. Covid geçirdiğini ve iyileştiğinin belgesi, son 48 saatte yapılmış bir hızlı test ya da ilk aşıyı yaptırdığına dair (en az 15 günce yapılmış olma şartıyla) dokümanla İtalyanlar bilet alabilecek.  İtalya’ya diğer ülkelerden gelenlere ise belgelerinin İngilizce olma şartı getirildi. Maçtan iki gün önce İtalya’da hızlı testi negatif çıkanlar da bilet alabilecek.

6 Haziran 2021

Euro 2020 notları #1

11 Haziran akşamı İtalya-Türkiye açılış maçıyla başlayacak olan Euro 2020, 31 gün sürecek ve 24 takımın katıldığı turnuvada 51 maç oynanacak. 11 Temmuz’daki finale kadar 22 maç günü var, futbolsuz geçecek 9 günde ise takımlar enerji depolayacak.

Euro 2020’ye ev sahipliği yapacak 11 şehrin 9’u ülkelerinin başkenti. Yüzde 100 kapasiteyle maçların oynanmasına izin veren tek ülke Macaristan. Rusya’da ve bizim gruptaki Galler ve İsviçre maçlarımızı oynayacağımız Bakü’de ise yüzde 50 kapasite izni çıktı. Bu da tribünlerde 31 bin taraftarımız olacak demek…

Açılış maçının oynayacağı Roma’da tribünlerde 17 bin seyirci olacak ve bizim 7 binlik kontenjanımız için seyahat ve stada giriş kriterlerini İtalya hala açıklamadı. Sevilla, Bükreş, Amsterdam ve Glasgow’da kapasitenin üçte bir oranında seyirci alınacak. Almanya’da Münih’te bu oran yüzde 22 olarak açıklanırken, Londra Wembley’in kapasitesinin dörtte bir oranında 22 bin 500 futbolsever finali tribünlerde izleyebilecek.

 Turnuva tarihinde kupa kazanıp  Euro 2020’ye gelemeyen tek ülke 2004 şampiyonu Yunanistan. 15. Kez düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’nda Almanya ve İspanya’nın 3, Fransa’nın 2 şampiyonluğu var. İtalya, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, Danimarka, Portekiz ve Rusya da kupayı birer kez kazandılar.

Euro 2020’de kısıtlı kapasiteyle de olsa seyircili oynanacak maçların bilet fiyatları 50 ve 185 Euro arasında değişiyor. Grup maçları ve devamında ülkesinin finale yükselmesi halinde VIP biletleri kullanan bir futbolseverin ödeyeceği rakam ise 9 bin 700 Euro.

Euro 2020’de bir ilk de hakem seçiminde yaşandı. Turnuva tarihinde ilk kez Avrupa kıtası dışından bir hakem düdük çalacak. Arjantinli hakem Fernando Rapallini, Cüneyt Çakır’ın olduğu hakem listesinde yer alırken, İspanyol hakem Jesus Gil Manzano da 13 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında Brezilya’da düzenlenecek (ev sahipleri Arjantin artan koronavirüs vakaları, Kolombiya ise ülkedeki siyasi ve ekonomik koas yüzünden çekildi) Copa America’da görev yapacak.

Euro 2016’da milli takımlara toplam 301 milyon Euro prim dağıtan UEFA’nın bu turnuvada kasasından çıkacak para 331 milyon Euro. Euro 2020’ye katılan her takım 9.25 milyon Euro’yu kasasına koydu. Grup maçlarında galibiyete 1 milyon, beraberliğe ise 500 bin Euro ödenecek. Son 16’ya kalanlar 1.5 milyon Euro daha kazanacak. Çeyrek finale çıkanların alacağı para ise 2.5 milyon Euro. Yarı finaldeki 4 ülkeye 4’er milyon Euro ödenecek ve finale kalanlar 5’er milyonu daha kasasına koyacak ve yolun sonunda şampiyon olan milli takım 28.5 milyon Euro kazanacak.

Avrupa Şampiyonası’nda son 6 turnuvanın üçünde şampiyon uzatmalarda (1996-2000-2016) belli olurken, penaltı atışlarıyla kupayı kazanan tek takım 1976’da Batı Almanya’yı 5-3 penaltılarla deviren Çekoslovakya olmuştu. Turnuvayı iki kez arka arkaya kazanan tek ülke ise 2008-2012’de İspanya. Son Dünya Kupası’nı sahibi Fransa Euro 2020’de şampiyon olursa, Batı Almanya (72-74), Fransa (98-2000) ve İspanya’dan (2008-2010) sonra iki büyük turnuvayı kazanan 4. takım olacak.

Her Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası’na “favori” gelen İngilizlerin ise bu turnuvanın tarihinde özel bir rekorları var. 60 yılda 31 maç oynayan İngilizler hiç final maçına çıkamadılar.

Euro 2020’de 24 ülke arasında en genç yaş ortalamasına sahip milli takımın Türkiye olması çok özel bir istatistik.( Euro 2016’da milli takımımız yaş ortalaması 26.8 idi) Bizim ardımızdan 25.3 ile İngilizler, gruptaki rakimizi Galler (25.6) ve Ukrayna (26.4) geliyor. Turnuvanın favorilerinden İspanyolların 26.5, gruptaki bir diğer rakibimiz İsviçre’nin ise yaş ortalaması 27.

Pandemi nedeniyle 23’ten 26 futbolcuya çıkartılan aday kadrolardan bizim milli takımımıza büyüteç tuttuğumuzda ilk göze çarpan Süper Lig’den 10, Avrupa’da forma giyen 16 futbolcunun olduğu. Bu dağılım Euro 2016’da 17/6 idi. Euro 2016’da İstanbul’un 3 Büyüğü’nden 13 futbolcu yer alırken 5 yıl sonra bu sayı 7’ye düştü.

3 Haziran 2021

Euro 2020: İtalya

 Kasım 2017’da İsveç ile play-off rövanş maçında golsüz berabere kalıp 60 yıl sonra ilk kez Dünya Kupası’na gidemeyen ve 2018 Rusya’yı evinde izlemek zorunda kalan İtalyanlar büyük rüyalarından da uyanmıştı. Milli takımları 12 yılda bir Dünya Kupası finali oynar bir kazanır bir kaybederdi 1970’ten beri. 70’te Brezilya ağır gelmiş, 82’de kazanmışlar, 94’te Baggio topu göklere dikmiş, 2006 Berlin’de gülmüşlerdi. 2018’de final hayali, evde kalmak kabusuyla yüzleştiğinde göreve Roberto Mancini (Mayıs 2018)  geldi.

EURO 2016’DAN 7 FUTBOLCU VAR

11 Haziran’da başkentleri Roma’da bizimle açılış maçını oynayacak İtalyan Milli Takımı geride kalan 3 yılda büyük bir değişim geçirdi. Roberto Mancini’nin Euro 2020 için açıkladığı 26 futbolcuya geleceğiz ama bu kadroyu oluşturabilmek için geçtikleri yolu hatırlamamız lazım. Mancini döneminde İtalyan Milli Takımı’na 78 futbolcu çağrıldı. Gök Mavililer de son 3 yılda 8 kaleci, 26 defans, 19 orta saha ve 23 forvet oyuncusu milli maçlarda görev yaptı ve bu dönemde 33 futbolcu ilk kez milli formayı giydi. Euro 2016’da çeyrek finalde veda eden takımdan Euro 2020 kadrosunda olan futbolcu sayısı sadece 7. Yedek kaleci Sirigu, Bonucci, Chiellini, İnsigne, Bernardeschi, Florenzi ve golcü Immobile..

28 MAÇTIR YENİLMİYORLAR

Roberto Mancini, İtalya Milli Takımı’nın başında 33 maça çıktı ve 22 galibiyet, 7 beraberlik ve 2 mağlubiyetle ülke tarihinin en başarılı teknik adamı ünvanını 3 yılda ele geçirdi. Euro 2020 eleme grubundaki 10 maçını da kazanan İtalya, Eylül 2018’den beri oynadığı 28 maçı da kaybetmedi ve 2022 Dünya Kupası elemelerine de 3 galibiyetle başladı.

KALE DONNARRUMA’NIN

“Yeni” İtalya’yı İtalya’da da Euro 2020’nin favorileri arasında gören yok ama İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya’dan sonra Mancini’nin takımı 2016’ya göre yaş ortalaması iki yaş (26.2) düşmüş kadrosuyla ve grup maçlarına ev sahipliği yapma avantajıyla turnuvanın potansiyel çeyrek final adaylarından biri.

Geniş kadroyu 35 futbolcudan oluşturan daha sonra 28 futbolcuya düşüren Roberto Mancini’nin Euro 2020 listesine kalecilerle başlayalım. Milan’dan ayrılacağı haberleriyle manşetlerden düşmeyen Donnarumma, Buffon dönemi sonrası efsane kaleci gibi genç yaşta üç direk arasını teslim aldı. İtalyanlarda yedek file bekçileri tecrübeli Sirigu ve Meret.

İKİ BEK DE HÜCUMU SEVİYOR

Takımını çoğunlukla 4-3-3 dizilişiyle sahaya süren bazı maçlarda ise üçlü defans deneyen Roberto Mancini’nin iki bekinden birini hücuma yolladığı ve dörtlü defansın üçlüye dönüp takımın 3-2-4-1 dizildiği hücum modeli en önemli silahı. İtalyanların defans göbeğinde Bonucci, Chiellini gibi eski kurtların yanında Acerbi, Bastoni, Toloi gibi Serie A’da son sezonlara damga vuran isimler var. Sağ bekte Florenzi’den vazgeçmeyen Mancini, solda ise Spinazzola ve Emerson’a şans veriyor.

JORGİNHO-VERRATTİ-BARELLA’LI ORTA SAHA

Orta sahada Mancini’nin aday kadroyu açıklarken sakatlıklarının düzelmesini beklediği iki isim de turnuvaya yetişti. PSG forması giyen Verratti ve Inter’li Sensi’liyle birlikte İtalyanların orta saha rotasyonu çok geniş. Chelsea ile Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanan ve kampa geç katılan Jorginho’nun ideal 11’deki yeri garanti gibi. Genç Barella da Mancini’nin favori oyuncularından. Cristante, Locatelli ve Pellegrini de 11’de başlamasalar bile 5 oyuncu değişikliğinin verdiği imkanla mutlaka forma giyecek isimler…

RASPADORİ FORVETİN SÜRPRİZ İSMİ

İtalyanların forvet hattında sürpriz sezonu PSG’de geçiren ve Keane’nin kadrodan çıkartılmış olması. Mancini, A takım formasını hiç giymemiş Raspadori’yi kadroya kalırken, Gök Mavililerin forvet hattı yıldızlar topluluğu. Sağ kanatta formaya yakın olan isim Juventuslu Chiesa. Sol kanatta ise Napolili Insigne. En uçta görev yapacak isim için Mancini’nin zor bir tercih yapması gerekiyor. Bir önceki yılın gol karalı Immobile, milli takımın favori santrforu Belotti ve ikilinin ardında şans bekleyen Berardi…

SON PROVALARI ÇEKLER İLE 

Önceki akşam RAI kanalında iki saat canlı yayınlanan “Milli Takım” şov programında moral bulan İtalyan Milli Takımı Cuma akşamı Bologna’da Çek Cumhuriyeti ile son hazırlık maçını yapacak. Ertesi gün ise Mancini, yedek oyuncularını 20 yaşaltı milli takımıyla oynayacağı maçta deneyecek. Coverciano’daki milli takım tesislerinde bir hafta kamp yapacak İtalya, 10 Haziran’da Roma’ya geçecek ve 11 Haziran akşamı saat 22:00’de “Bizim Çocuklar”ın karşısına çıkacak.

 

30 Mayıs 2021

Kaybedenlerin İçtiması



Mayıs ayı şampiyon olanların mutlu mesut fotoğraflarının ayı. Gemiyi limana yanaştıran kahramanların hikayeleri doğaldır ki çok yer tutar, gelin madalyonun öteki yüzüne bakalım, futbolda bu sezon kaybedenlerin, hayal kırıklığını uğrayan uğratanların kulaklarını çınlatalım. Bu Avrupa turuna çıkarken ne vize derdimiz var ne de zorunlu karantina, başlayalım o zaman…

En popüler ligden başlayalım. İngiltere’de sezonun kaybedeni Liverpool olacak derken her sezonun kaybedeni Arsenal bu ünvanı yine kimseye kaptırmadı. Büyük 4’lü bir öznesiydiler ardık Büyük 6’lı da bile yoklar. Avrupa kupalarında finalde kaybederlerdi bu kez o finali de göremediler ve lige yeni yükselmiş Bielsa yönetimindeki Leeds United’dan sadece iki puan fazla toplayabildiler. Büyük sahnenin kaybeden teknik adamı ise Jose Mourinho. Çıkış yaptığı Porto sonrasında hep A+ takımları çalıştıran Portekizli, Tottenham ile zaten bir sınıf aşağıya düşmüştü, orada da tutunamayıp B klasmanında bir takımın, Roma’nın yolunu tuttu. 

İspanya’da Ronaldo Real Madrid’den gittiğinde Barcelona’nın ezeli rakibine şampiyonluk vermeyeceğini iddia edenler çoktu ama Katalanlar sadece Real Madrid değil bu sezon Atletico Madrid’in de şampiyonluğunu gördüler. Bu seviyede bir kulübün futbol aklı olmaz mı? Barcelona’da olsaydı, ligin marka santrforu Luis Suarez’i Atletico Madrid’e vermezlerdi. Messi’nin ayrılıyorum blöfü, eleştirileriyle istifa götürdüğü yönetimi, yanlış transferler Barça’yı her kulvarda duvara çarpmasına neden oldu. İspanya’nın bir diğer kaybedeni Real Madrid. Şampiyonlar Ligi’nde daha fazlasını belki yapamayabilirlerdi ama La Liga’da son haftalarda Atletico’nun bütün ikramlarını geri çevirdiler, hikayenin sonunda ikinci Zinedine Zidane dönemi de sona erdi. Barça ve Real Madrid’in Juventus ile birlikte kaybettiği bir başka savaş da Avrupa Süper Ligi projesi oldu. Alman ve Fransızların soğuk baktığı, İngilizlerin taraftar baskısıyla 48 saat içinde geri adım attığı proje 48 saat içinde tarih olurken geriye bu üç kulübün UEFA’dan alacağı cezalar kaldı… İspanya’da sezonun son kaybedeni ise Avrupa Şampiyonası’na gidecek olan İspanyol Milli Takım kadrosuna alınmayan kaptan Sergio Ramos oldu. 

Almanya’da Bayern Münih gerçeği varken gerçekten bir kaybeden var mı bunu söylemek zor ama Bundesliga’nın tek hakimi geçen sezon Lizbon’daki finalin ardından kadrosu ve ortaya koyduğu oyunla, Real Madrid’in arka arkaya kazandığı 3 Şampiyonlar Ligi Kupası’nı bu sezon ve gelecek sezon kazanmaya en yakın takımdı. Kader işte, geçen yıl finalde devirdikleri PSG’e elendiler. Alman futbolunun iki kült kulübü Schalke 04 ve Werder Bremen’in küme düşmesi ise futbolseverlere “Hey gidi günler” dedirtti. 

Fransa’da sadece iki forvetinin değeri 400 milyon Euro olan Paris Saint Germain’in sıfır bonservisle geldiği Lille’i şampiyon yapan Burak Yılmaz karşısında aldığı yenilgi sezonun en büyük yenilgisidir elbette. Yollarını ayırdığı hocası Chelsea ile Şampiyonlar Ligi finaline yürürken, Fransız kulübü iki kulvarda kaybedip amorti niyetine Fransa Kupası ile avundu. Şampiyonlar Ligi’ne bu sezon da gidemeyen O.Lyon ve taraftarının tesisi basıp ateşe verdiği O. Marsilya da sezonun kaybedenleri. Milli takım cephesinde ise yıllardır sonuçlanmayan bir davanın kurbanı olup kadroya alınmayan Benzema kadroya dönerken kaybeden Cezayir asıllı golcünün kariyerine büyük zarar veren Fransa Futbol Federasyonu ve yıllardır ona kapıları kapatıp sonunda pes eden teknik direktör Didier Deschamps oldu. 


Bir takımı sezonu iki kupayla kapatıp ülkenin en kaybedeni olur mu? İtalya Kupası ve Süper Kupa’yı kazanan Juventus’un kaybeden olduğuna sanırım kimse itiraz etmez. Seri şampiyonluklarına Inter son verirken ligin son haftasında harakiri yapan Napoli sayesinde Şampiyonlar Ligi’ne son bileti aldılar. İki kupalı acemi hocaları Pirlo ile yollarını ayırırken “sıkıntılar kulübü” Inter şampiyon olmasına rağmen yine taraftarını delirtmeyi başardı ve ligin en iyi teknik direktörü Antonio Conte’yi ellerinde tutamadılar. Zlatan İbrahimovic’in egosunun yine soyunma odasından taştığı Milan sezon ortasında şampiyonluk sinyali verirken yolun sonunda ezeli rakibi Inter’den 12 puan fark yedi. Başkentin iki kulübü Roma ve Lazio da bu sezon da Şampiyonlar Ligi biletinin ucundan bile tutamadılar. 

İki gol averajla şampiyonluğu kaybeden Galatasaray başarısız mı? Kendi içinde kavgası bitmeyenin dışarıda kazanacak savaşı yoktur, Beşiktaş’ın son sekiz haftada 10 puan kayıp yaptığı ligde sarı kırmızılı takım eline geçen fırsatları önce ezeli rakibi karşısında derbide ardından Denizli deplasmanı ve son hafta Malatya maçında harcadı. İki yıl önce baş aktör olan Feghouli, teneke 11’deki yerini garantileyecek kadar ortalıktan kayboldu. Bir sezon önce Sevilla 17 transfer ve yeni hocasıyla Avrupa Ligi’ni kazanmıştı. Fenerbahçe de 20 transfer ve Erol Bulut ile şampiyonluk hasretine son verebilir miydi? İçinde kupa olan tren sizin istasyonunuza geldiğinde peronda bekleyen alfa karakterli bir teknik adamınız yoksa takım da istasyonda kalır. Süper Lig’de en çok kaybeden başkent oldu elbetti. Hem Ankaragücü hem de Gençlerbirliği birinci ligin yolunu tutarken, son şampiyon Başakşehir de sezonun ikinci yarısını küme düşme adayı olarak geçirip hayal kırıklığı kürsüsüne çıkmayı başardı.

Manchester City vs. Chelsea


 

23 Mayıs 2021

Efsanenin Gözyaşları

 

O gün senin imza törenine gelenlerin belki de yarısından fazlası seni futbol sahasında izlememiş, seni arşiv görüntüleriyle tanımış, babalarından, ağabeylerinden dinleyerek sevmişti. Koluna “I’am Legend” (efsaneyim) dövmesi yaptıran başka biri olsa emin ol güler geçeriz ama sana yakışmıştı. Harbiden de efsaneydin üstelik yapabileceklerinin belki de yarısını yapıp futbolu bırakmışken…

Oynarken keyif aldığın belliydi de iş yönetmeye gelince “aynı keyfi alacak mıydın, isteyecek miydin bu kadar kazanmayı; yoksa kolay mı vazgecektin” diye sorar hiç teknik direktör olmasan; gözlerden uzak, şöhret pelerinini sırtından çıkarmış bir hayatı yaşasan da şaşırmazdım. Yedi yıl önce Gaziantep’ten ayrıldığında yönetim “Şehirden sıkıldı” derken sen o takımla ilk dört maçında 12 puan almış, bırakmadan önce de üç galibiyet arka arkaya puan tablosuna yazdırmışken çekip geldi doğduğun şehre. İstanbul’da baharın habercisi demiştim sana, karpuz kabuğu denize düşmeden yaz, Sergen Yalçın istifa edip İstanbul’a dönmeden ilkbahar gelmez derken futbol sahasında olduğu gibi kulübede de yapabileceklerinin yarısını bile yapmadığından sana kızgındım.

Aynı kuşağın insanıydık, hiç tanışmadık ama bilirim ki ortak sevinçlerimiz de üzüntülerimiz de kaygılarımız da olmuştur, bu memleketin insanlarıyız sonuçta. Gençlik yıllarında her daim çelimsiz vücudun, kariyerinin sonlarında inkar edilemeyen hafif göbeğin, at yarışı sevgin hep konuşulan, “idmana geç kaldığı için 1 milyar ceza yemişti, o gün altılı ganyandan 1.5 milyar kazandı”nın öznesiydin.

Zinedine Zidane için futbolun Bolşoy Balesi’ne cevabı derler. Sen de Berlin Filarmoni’nin şefi gibi adamdın. Önce düşünürdün, top ayağına gelmeden gideceği yeri hesaplar, çok çalışılmış alan savunmalarının deliklerine ince ince yollardın.

Kapına Bayern Münih dayandığında “Ne var yani, gitmedim” diyecek kadar hedefsiz, iş yorumculuğa gelince “ Ben hepsinden iyiydim”  diyen ve hiçbir futbolcuyu beğenmeyen, teknik adamları her eleştirdiğinde “Kolaysa çıksın yönetsin” ile er meydanına davet edilen, hayata biraz çekirdek yiyerek bakan bir adamdın.

İnsan değişmese de dönüşür. Bence çok insanı yanılttın, en çok da sana “Kolaysa çıksın yönetsin” diyenleri. Elinde yine ligin en iyi kadrosu yoktu ama Anadolu takımlarında futbolu çok bilen yöneticiler, gideni-geleni çok kadrolardan sonra evin Beşiktaş arkanda taraftarın en sonunda kendi konfor alanını yarattın.

Futbolu bıraktığın gün “Yapacak ne kaldı ki” de demiş olabilirsin. Yapabileceğin çok şey varmış. Senin profesyonelliğinden ne kadar şikayet eden adam varsa haklı taraflarını alıp futbolcularına öyle davrandın. Dert dinlemem, futbolcu sahada yeteneğini gösterecek dedin, yeri geldi gözün tutmadığı iki futbolcuyu kadro dışı bıraktın. 1.5 yıl önce 25 bin taraftarın imzana şahit olduğu günde Beşiktaş’a belki de baharın habercisi gelmiştir diye not düşmüşüm bu köşeye. Altı yıl önce de “Gün gelir Sergen Yalçın Beşiktaş’ı şampiyon yapar” dediğimde keskin futbol zekanla bir maç çevirmiştin galiba…

40’ından sonra bir başka Sergen Yalçın olduğuna sen de itiraz etmezsin. Belki eskiden çok daha fazla espri yapar, bizi güldürür, ya da müthiş özgüveninle yaptığın yorumlarla kimileriyle aralarına mesafe koyardın. Gabriel Garcia Marquez demiş ki: “Bir erkek babasına benzemeye başladığı an yaşlandığını anlar.” 50’ine bile gelmedin, sana yaşlandın desem kendimi de yakarım. İnsanın demlenmesi diyelim istersen…

Futbolcuyken çok paralar kazandın, bugün oynasan üç katını da kazanırdın, harcadın belki biriktirmedin. Teknik adam oldun, yine kazandın, şimdi daha da fazla kazanacaksın. Hakkındır. Başarılı olmanın bir karşılığı var ama o gün İzmir’de şampiyon olduğunda döktüğün gözyaşlarının sadece bir anlamı var. Altı yıl önce kaybettiğin baban Özer Yalçın’ın o gün tribünde seni Beşiktaş’ı şampiyon yapan teknik direktör olarak görmesini isterdin. Tıpkı benim Pazar sabahları bir Türk kahvesiyle yazılarımı babamın okumasını istediğim gibi. Sen de babana hiç “Hayatta ne olduysam sayende, neyi yapamadıysam kendim yüzünden” demiş miydin?..

19 Mayıs 2021

Avrupa'da Seri Şampiyonluklar

Pandemi gölgesinde Eylül ayında futbol sezonu açıldığında futbolseverin önünde acı bir gerçek ve iki farklı görüş vardı. Tıp adamları sıkıştırılmış yoğun fikstürde futbolcuların yeteri kadar dinlemeyecekleri için çok sakatlığı yaşayabileceklerini söylediler, haklı da çıktılar. Koronavirüse yakalandıkları takdirde kalıcı hasar alabileceklerini söyleyenler de çıktı ama karantinaya giren oyuncuların büyük bir bölümü idman yapamadıklarından güçsüz kaldılar, bu da yeni sakatlıklar doğurdu. Teknik adamlar da ideal 11 yerine eldeki sağlam 11 ile yola devam ettiler. İki farklı görüşe gelince: Bir tarafta kadrosu geniş olan ve şampiyonluklara ambargo koymuş takımların zirveyi bırakmayacağını savunanlar diğer tarafta boş tribünler önünde üç günde bir maça çıkacak takımların sürpriz yapabilecekleri ve arka arkaya şampiyon olanların bu sezon havlu atacağını iddia edenler…

Birinci grubu haklı çıkartan elbette yine Bayern Münih oldu. Bundesliga’nın büyük ağabeyi 8 kez arka arkaya kazandığı şampiyonluğu yine kimselere kaptırmadı ama Şampiyonlar Ligi’nin son sahibi olarak bu kupada yarı final bile göremeyip, Almanya Kupası’nda da finale uzak kaldılar. Avrupa’nın üst düzey liglerinde 10 ve üzeri sezonda arka arkaya şampiyon olan takım yok tarihte. Buna da ilk aday Bayern Münih. Letonya’da Skonto Riga’nın 14, Norveç’te Rosenborg’un 13, Belarus’ta Bate Borisov’un 13, Hırvatistan’da Dinamo Zagreb 11 kez arka arkaya şampiyon olup futbol tarihine adlarını yazdırdılar ancak üst düzey liglerde bu rekorun kıyısından dönen kulüp bu sezon Juventus oldu. 9 şampiyonluğu arka arkaya kazanan Juventus bu sezon Inter’e şampiyonluğu kaptırırken, Ronaldo’lu kadro Şampiyonlar Ligi’ne bile gidememe tehlikesiyle sezon finalini oynuyor. İskoçya’da Celtic’in iki ayrı seride 9’ar, G. Rangers’ın da aynı sayıda arka arkaya şampiyonluğu var ama onları üst düzey klasmanında gören yok elbette… 

İngiltere’de son şampiyon Liverpool, Juventus gibi gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ne gidebilmek için son kurşunlarını sıkarken, İngiltere’de Man. United dışında Premier Lig tarihinde 3 kez arka arkaya şampiyon olan bir takım yok. Geçen sezon bu fırsatı şampiyonluğu Liverpool’a kaptıran Manchester City ise son 4 sezonda 3 şampiyonluk ve bu sezon Şampiyonlar Ligi finalisti ünvanıyla geniş kadronun hakkını veren takım oldu. 

İspanya’da son 15 yılda Real Madrid-Barcelona arasındaki büyük kapışmayı bozabilen tek takım Atletico Madrid olmuştu. 2014 yılında 19 yıl aradan sonra şampiyon olan Atletico Madrid sezon içinde çift haneye çıkardığı puan farkını bahar aylarında cepten yiyince ülke nefis bir sezon finaline sahne oldu. Barça yarışa havlu atarken Atletico Madrid şampiyonluğa yakın bu da Real-Barça hegomanyasına 7 yıl sonra vurulan darbe olacak. 

Fransa Ligi’nde tek bir şampiyonluğu yokken milenyumla birlikte rakiplerinin kabusu olan ve 7 yıl arka arkaya şampiyon olan Olympique Lyon’dan geride kalan 10 yılda bayrağı teslim alan Paris Saint Germain’e kafa tutan ve serisini bozan tek takım Radamel Falcao ve o Mpabbe’li kadrosuyla Monaco olmuştu. Bu sezon ise sahnede son şampiyonluğunu 10 yıl önce kazanan ve Burak, Yusuf ve Zeki’li “Türk gibi güçlü” kadrosuyla Lille var. Paris Saint Germain için de seri sonu yakın… 

Portekiz’de son şampiyonluğunu Jardel’li kadrosuyla 2001-2002 sezonunda kazanan Sporting bu sezon uzun hasretini dindirirken, ülkenin futbol tarihinde en uzun seri 5 şampiyonlukla Porto’ya ait… Bir ufak tura daha çıkalım. Hollanda’da bu sezon da zirveyi bırakmayan Ajax’ın ve PSV’nin (2) dörtlemesi var. Belçika’da Anderlecht’in 5 kez arka arkaya kazandığı şampiyonluk kupaları müzesinde. İsviçre’de Basel sekiz kez, Avusturya’da ise Salzburg 7 arka arkaya şampiyonlukla ülkelerinin bir numaraları. Rusya’da rekor 6 şampiyonlukla Spartak Moskova’ya ait. Yunanistan’da ise iki farklı seride Olympiakos 7 kez arka arkaya şampiyon oldu. Sırbistan’da ise en uzun seri 6 şampiyonlukla Partizan’ın.

Yol döner dolaşır memlekete çıkar. Türkiye Süper Ligi’nde en uzun seri 96-2000 yılları arasında 4 şampiyonlukla Galatasaray’a ait. Son 21 yılda hiçbir takım üç şampiyonluğu arka arkaya yaşamazken, önce Fenerbahçe, ardından Galatasaray ve Beşiktaş ve son olarak yine Galatasaray arka arkaya iki şampiyonluk kazanmış ancak bunların üç ve fazlası bir seri olması rakiplerinin engeline takılmıştı… 

9 Mayıs 2021

Bir Hayalimiz ve Önümüzde Çöl Vardı

Oğulları, anne ve babasını iki yıl önce Dubai’ye tatile götürdüğünde çöl manzarası anne Maria’nın gözyaşlarını boğulmasına sebep olmuştu. Eşi Felix ile 93 sonbaharında Gana’dan yola çıktıklarında ilk çocuklarına hamileydi ve tek dileklerini evlatlarına daha iyi bir yaşam sağlayacakları bir yerde yaşamaktı. Çölde yürüdükleri günler aklına geldi anne Maria’nın. Ayakları yanmış, aç sussuz kalmışlar ama sonunda 3 bin kilometre ötede Fas’a ulaşmışlardı. Niyetleri Avrupa’ya gitmekti ama tutuklandılar. Liberya’daki savaştan kaçtıklarını söylediklerinde mülteci koğuşuna alındılar. Bir avukat devreye girdi Maria-Felix çifti hayallerinde adı geçmeyen bir şehre doğru yola çıktılar. İspanya’nın kuzeyinde Bask bölgesindeki Bilbao… Oğulları dünyaya geldiğinde ona, yardımlarını esirgemeyen rahip Inaki Mardones’in ismini verdiler. Coğrafya değişmişti ama ya kaderleri? Baba Felix gündelik işlerde çalışıyor, hayır kurumlarının desteğiyle kirası ödenen bir evde yaşıyorlardı. Inaki 8 yaşına geldiğinde kardeşi Nicholas dünyaya geldi.

Athletic Bilbao’nun eskinin hemen yanına yapılan San Mames Stadyumu’nda adının 50 bin Basklı tarafından haykırılmasına daha yıllar vardı. İnaki 12 yaşına geldiğinde futbol yeteneğinin çevresindeki herkes farkındaydı. İyi beslenemediğinden çelimsiz bir çocuk olan İnaki, o günleri İspanyol El Pais iki yıl önce böyle anlatmıştı: “Eve geldiğimde yiyecek bir şey bulamazdım. Elektriklerimiz sık sık fatura ödenmediğinden kesilirdi.” İnaki, anne babasından vazgeçmemeyi öğrendi ve onların sürekli söylediği iki kelimeyi hiç unutmadı: “Çok çalışın.”

 

123 yıl önce Bask bölgesinde kurulan Athletic Bilbao, kuruluşundan 1912 yılına kadar İngiliz futbolcuların da forma giydiği bir kulüptü. O sezon İspanyol futbol federasyonu ligde sadece İspanyol futbolcuların forma giyebileceğini açıkladığında bir karar aldılar. Athletic’te artık sadece Bask bölgesinde doğanlar forma giyebilecekti. Bu karar hiçbir zaman kulüp yazılmadı, sözlü gelenek ise 100 yılı çoktan geride bıraktı. Bilbao 110 yıl önce “Alt yapıdan yetişen oyuncularımız ve taraftarımızla dışardan gelen kimseye ihtiyacımız yok” diye yola çıkmıştı. Bu prensip elbette Bask milliyetçiliğinin bir tezahürüydü ve uzun yıllardır da futbol dünyasında endüstriyel futbola karşı son kale yakıştırması ve ırkçılık suçlamaları arasında gidip geliyorlar. Bir kulüp sadece alt yapıdan yetişen oyuncularla ülkenin en üst liginde başarılı olabilir mi? Bu sorunun cevabı Athletic tarihinde gizli. La Liga tarihinde iki dev Real Madrid ve Barcelona dışında düşmeyen tek bir kulüp var: Evet, Athletic Bilbao. Sonuncusu 1985’te olmak üzere 8 lig şampiyonluğu olan Bask bölgesi kulübü tam bir Kral Kupası canavarı. Son yıllarda finallerde kaybetselerde müzelerinde 23 Kral Kupası var ve İspanya Süper Kupası’nı da 3 kez kazandılar.

İspanya’nın kuzeyinde Athletic Bilbao ve Real Sociedad’ın derbi rekabeti elbette ki alt yapıdan başlıyor. San Sebastian şehri takımı Real Sociedad da uzun yıllar boyunca yerli oyuncularla yola devam eden ve 80’lerde arka arkaya iki lig şampiyonluğunu yerli futbolcularla kazanan bir kulüp. 1989’da İrlandalı santrfor John Aldridge ile başlayan, Dalian Atkinson ile devam eden ve bizim hafızalarımıza Nihat Kahveci ve Darko Kovacevic ile kazınan Real Sociedad, Athletic Bilbao kadar katı kurallara sahip değil.

2011 yılına kadar İspanya Ligi’nde siyahi bir oyuncunun forma giymediği tek kulüp Athletic Bilbao idi. O sezon Angolalı bir baba ve Basklı annenin oğlu olan Jonas Ramalho bunu başaran ilk futbolcu oldu. Athletic Bilbao’nun efsane alt yapısı Lezama’dan yetişen Ramalho’dan bir yıl sonra kulübün kapısından Maria ve Felix’in çiftinin büyük oğulları girdi. İnaki Williams kulübün gelecekte A takımında oynayabilecek şartları yerine getiren bir geçmişe sahipti. Bilbao’da doğmuş ve futbola Bask bölgesinde başlamıştı. İnaki’nin yolu uzundu, iki yıl boyunca A takıma yükselmeyi bekledi onu bir yıllığına pişmesi için Baskonia kulübüne yolladılar. 6 Aralık 2014 tarihinde La Liga’da Athletic formasıyla sahaya çıktı, taraftarı önünde Cordoba’nın 1-0 kazandığı 90 dakika onun ilk maçıydı. İki ay sonra Avrupa Ligi’nde Torino deplasmanında gol attığında ise kulüp tarihin gol atan ilk siyahi oyuncusu olmayı başardı.

Inaki Williams’ı özel yapan ise müthiş bir istikrarının öznesi olması. 17 Nisan 2016’da oynanan Athletic Bilbao-Malaga karşılaşması Inaki’nin tribünden izlediği son karşılaşmaydı. Son 5 yılda Athletic Bilbao’nun oynadığı 191 maçta da İnaki sahadaydı, ya 11’de başladı ya sonradan oyuna girdi ama yıllardır La Liga’nın stoperleriyle boğuşan Gana asıllı İspanyol santrfor bir kez olsun sakatlanmadı. Inaki başardı peki ya kardeşi Nicholas? O da abisinin izinden gitti ve 10 gün önce ağabeyi sahadayken Athletic Bilbao-Valladolid karşılaşmasında 62. Dakikada oyuna girdi, 10 dakika beraber oynayabildiler, İnaki oyundan alındı. Yolları uzundu, daha çok maç vardı, bir sonraki geçen hafta sonundaydı. Sevilla deplasmanında ikisi de yedek kulübesindeydi. Teknik direktör Marcelino önce 63. dakikada 18 yaşında Nicholas’ı oyuna aldı. 6 dakika sonra ağabey Inaki oyuna girdi. Şampiyonluk kovalayan Sevilla’yı 90’da attıkları golle devirdiler. Golü mü kim attı? İnaki Williams. Bu gole 700 kilometre uzakta, Bilbao’daki evlerinde ekran başında bu gole sevinen binlerce Basklı vardı bir de Ganalı Maria-Felix Williams çifti…

19 Nisan 2021

Üç Türkün Şampiyonlukla İmtihanı

 


Monaco,  Fransa Ligi’nde 1999-2000 sezonunda 7. şampiyonluğuna kazandığında az sayıdaki taraftarı bir sonraki şampiyonluk için 17 yıl bekleyeceklerinden habersizdi. Fransa Milli Takımı 1998 Dünya Kupası ve Euro 2000’i kazanınca popülaritesi düşmüş futbol ülkenin yeniden favori sporu haline gelmişti. Futbola küsmüş Fransızlar tribünlere döndüler. Her sezon farklı bir şampiyonun çıktığı ama yıldızların da İtalya ve İngiltere liglerinin yolunu tuttuğu Fransa Ligue 1’de iki sezon üçüncülük bir sezon da ikincilikle şampiyonluk sinyalleri veren Olympique Lyon, 2001-2002’de mutlu sona ulaştığında taraftarları elbette hayal kuruyordu ama hiç kimse kulübün 7 yıl arka arkaya şampiyon olacağı kadar büyüğünü kurmamıştır. 90’larda büyük ekonomik problemler yaşayan ve 2000’lerin ilk yarısında ayağa kalkmaya çalışan Lille kulübü ise son şampiyonluğunu 1954 yılında kazanmıştı. Lille, O.Lyon’un transferde sağdığı kulüp haline gelmişti. 3 kez Şampiyonlar Ligi’ne katılıp belini doğrultmaya çalışan Lille, Bastos, sonraları Galatasaray forması da giyecek Kader Keita ve Makoun’u arka arkaya şampiyonluklar ve Şampiyonlar Ligi gelirleriyle kasası dolan Olympique Lyon’a satmak zorunda kaldı.

 Fransız kulübü yıllar sonra 3 Türk futbolcuyu kadrosuna katıp şampiyonluk yarışı verecekti ama takvimler 2011 yılını gösterdiğinde hikaye tersten akıyordu. Lille’de forma giyen futbolcular Türkiye’nin yolunu tutacaklardı ve takımları şampiyonluk yarışındaydı. Teknik direktör Rudi Garcia yönetimindeki kadroda kimler yoktu ki! Kalede tecrübeli isim Landreau, yakın tarihte Fenerbahçe forması giyen Adil Rami, defans göbeğinde yanında şampiyonluktan bir sezon sonra Galatasaray’a gelecek olan Aurelien Chedjou, takımı 25 golüyle şampiyon yapan ve gol kralı ünvanıyla Fenerbahçe’ye gelen Mousa Sow, marka golcü Gervinho ve takımın büyük yeteneği son 10 yılda Avrupa futboluna damga vuran isimlerden biri olan Eden Hazard..

Lille tarihinin 3. Şampiyonluğunu kazandıran kadro finansı sağlam olmayan her kulüp gibi yağmalandı. Ertesi sezon Belhanda’nın formasını giydiği Montpellier şampiyon olmuş ve Fransız futbolu Paris Saint Germain gerçeğiyle tanışmaya hazırlanıyordu. 80 ve 90’larda iki kez şampiyon olan Paris kulübü, 4 kez arka arkaya şampiyon olurken, Lille artık podyumda düşmüş, sahneye Rus patronu ve Portekizli sportif direktörü Campos ile Monaco çıkmıştı. Şampiyonluk serisini de kesen Radamel Falcao ve Mbappe’nin forma giydiği Monaco oldu. Kadroyu Luis Campos kurmuş ama bir başka proje için takımdan ayrılmıştı. Arjantinli deli-dahi Marcelo Bielsa, yeni Lille projesi için gelen teklifi kabul etmişti. Yetenekli, genç oyuncular transfer ettiler ama fiyasko büyüktü. Şampiyonluk için yola çıkan Lille sezonun son haftasında ligde kalmayı başardı. İstanbul’da bir Türk genci, ikinci lige düşme tehlikesinde olan Fransız kulübünden teklif aldığında “Puan tablosuna baktım, düşüyorlardı” diyecekti. O Luis Campos’un Adana’da izleyip 2 milyon Euro’ya kadroya kattığı İstanbulspor forması giyen sağ bek Zeki Çelik’ti…

Marcelo Bielsa’nın büyük projesinin çökmesi sonrasında “Gel takımı kurtar” denilen isim uzun yıllar Saint Etienne’i çalıştırmış, futbolculuk döneminde üç sezon da Lille forması giymiş Christophe Galtier idi. Sadece 5 galibiyeti olan Lille, Galtier’nin geldiği Ocak 2018’de iki galibiyet aldı ama sonra yine yokuş aşağı koşmaya başladı. 28 Nisan’da Metz maçına çıktıklarında sığındıkları tek şey matematikti. Kalan 4 maçta en az 9 puan lazımdı ve küme düşme hattının hemen üzerindeki Toulouse ile deplasmanda oynayacaklardı. O maçın 80. Dakikasında küme düşmüşlerdi. İki dakikada buldukları iki golle 2-1 geride oldukları maçı 3-2 kazandılar, galibiyet golünü atan Nicolas Pepe’yi bir sezon sonra 80 milyona Arsenal’e satacaklardı. Galtier başarmış, takımı ligde tutmuştu ama son hafta onun eski takımı Saint Etienne’den acı bir tokat yediler, 5-0 kaybettiler.

İki yıl önce PSG, 8. Şampiyonluğunu kazanırken bir sezon önce büyük çile çeken Lille’i Galtier ve Luis Campos ortaklığı ikinciliğe taşıdı. Takım artık çok para kazanabileceği Şampiyonlar Ligi’ne dönmüştü. Portekizli yetenek avcısının radarına takılan isim Zeki’den sonra bu kez Yusuf Yazıcı idi. Geçen sezon pandemi nedeniyle futbola ara verildiği ligi bitirme kararı alan Fransızlar sonraları büyük pişmanlık yaşadılar ama yanan kulüp Lille oldu. Ligin bitimine 10 maç vardı ve Şampiyonlar Ligi bileti için yarıştıkları Rennes’in sadece bir puan gerisindeydiler. Lille, Şampiyonlar Ligi biletini kaçırdığından kesenin ağzını daraltmak zorundaydı. Türk Milli Takımı’nın bir numaralı golcüsünü bonservis ödemeden transfer etmek elbette iyi fikirdi ama “Kral” 35 yaşındaydı. Burak Yılmaz’a inandılar. “Türk kadar güçlü” deyimi L’Equipe gazetesi editörlerinin sezon boyunca manşetlerde kullandığı favori cümlesiydi artık..

İspanyol-Lüksemburg vatandaşı patron Gerard Lopez, kulübü Amerikalı yatırım fonlarına sattı. Sportif direktör Luis Campos ayrıldı. Lille ligin son 5 haftasına girilirken en yakın rakibi PSG’nin 1 puan önünde. PSG’yi Paris’te devirmeyi başaran Zeki-Yusuf-Burak’lı Lille’in şampiyonluk yolundaki en zor maçı 25 Nisan’da Olympique Lyon deplasmanı… O. Lyon’u kim çalıştırıyor? Lille’i 10 yıl önce şampiyon yapan Rudi Garcia…

 

11 Nisan 2021

Ciao Fatih Karagümrük

Başta İstanbul’un 3 Büyükleri olmak üzere borç batağındaki kulüpler için bir türlü net yanıtı alınamayan soru “Kendi işlerinde bu kadar başarılı başkan ve yöneticiler iş kulüp yönetmeye geldiğinde nasıl bu kadar hatalı kararlar veriyorlar ve bu kulüpler zarar ediyor?” İkinciliğin başarısızlık olduğu Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe’de taraftar ve medya baskısı yüzünden saçılan onlarca milyon Euro elbette başkan ve yöneticiler cebinden çıkmıyor. İstanbul’un Süper Lig’deki diğer üç takımı ise bu tanıma uymuyor çünkü Başakşehir, Kasımpaşa ve Fatih Karagümrük patron kulübü. Son şampiyon Başakşehir çok ortaklı modelle yönetilirken bu sezon zor günler yaşasa da son yıllarda akılcı transfer politikası ve sürekli ligin zirvesine oynayan kadrosuyla patron aklının sınıfı geçtiği kulüp. Kasımpaşa ise sadece Diagne ve Trezeguet’nin satışından kasasına 25 milyon Euro koymuş ve uzun yıllardır al-sat dengesinde artı çıkan ve ligde tutunan bir camia. Türk futbolunun tarihinde özellikle İstanbul’un semt takımları mühimdir. Fatih Karagümrük de semt kültürünün üzerinde yükselen ülkenin en köklü camialarından biri. 1926 yılında kurulan Fatih Karagümrük bugün uzun yıllar sonra yükseldiği Süper Lig’de asansör takım olmadığını kanıtladı ve düşmenin kolay, çıkmanın zor olduğu ülkenin en büyük futbol sahnesinde ilk haftadan beri hedefini ortaya koydu: “Avrupa Kupaları’na gitmek istiyoruz. “ Bu hedefi birçok Anadolu kulübü başkanından duymuyor olabiliriz ama sözün sahibi Süleyman Hurma, Anadolu kulüplerinde sportif direktörlük koltuğunda oturduğu yılların ardından bugün sahibi olduğu Karagümrük’ü bu sezon olmasa gelecek sezon Avrupa’ya götürmek peşinde. Çünkü transfer görüşmelerinde bunun sözünü verdiği yabancı futbolcuların ismini ilk kez duydukları bir kulübe transfer olmalarında tek faktör o kulübün bir İstanbul takımı olması değil…

Çok değil 9 yıl önce bölgesel amatör ligde olan, 2013-14 sezonunda 3. Ligde play-off’u şampiyon bitirip ikinci lige yükselen Fatih Karagümrük’ün taraftarları şampiyonluk yaşamadan sonraları çok sevecekleri play-off’larla Süper Lig’in yolunu tutacaklarından elbette haberdar değildiler. İkinci ligde geçen 4 sezonun ardından yıllardır Türk futbolunda profesyonel olarak çalışan Süleyman Hurma’nın kolları sıvayıp kendi takımımı kuracağım diyerek çıktığı yolda Karagümrük’ün hisselerini satın aldığında Fatih Karagümrük sezona umutlu başlamıştı. Önce Şanlıurfaspor ardından Manisa ve finalde de Sakaryaspor’u deviren Süleyman Hurma’nın kulübü geçen sezon yükseldiği 1. Lig’de daha zorunu başardı. Ligi 5. Sırada tamamlayan takım sezon sonunda yükselen formuyla önce Akhisar’ı geçti ve finalde de Adana Demirspor’un hayallerine son verip kendini Süper Lig’de buldu. Süper Lig demek daha çok gelir ama aynı zamanda daha çok dert demekti..

“Beni ikna etmek için 15-20 kez aradı” diyen İtalyan kaleci Viviano, Süleyman Hurma’nın “Küçük İtalya” projesinin ilk halkasıydı ama Floransalı Viviano bile İtalya Serie A’dan tanıdığı bu kadar çok oyuncuyla aynı formayı giyeceğini hayal etmemişti. Ülkesi dışında Arsenal ve Sporting’e imza atan ama ne Londra’da ne de Lizbon’da bir kez olsun kaleyi koruyamayan Viviano’nun ardından bir maestro girdi Fatih Karagümrük’ün kapısından. Arjantin Milli Takım formasını 58 kez giymiş Lucas Biglia, Lazio ve Milan’daki 7 sezonun ardından 34 yaşında geldiği Karagümrük’te müthiş profesyonelliği ve yeteneğiyle ilk günden itibaren büyük saygı gördü ve Süper Lig için yeniden yapılanan kadroda Başkan Süleyman Hurman kaptanlık pazubandını elbette ona verdi. Bir başka Arjantinli Lucas Castro da İtalya havasını almış futbolcuydu. Catania, Chievo, Cagliari ve Spal formaları giyen Castro’nun son takımından Balkovec’e de imza attırdı Süleyman Hurma… Şilili Jorquera, Bursa ve Eskişehir formaları giymişti ve kariyerinde Genoa ve Parma etiketiyle o da Serie A modasını sürdürdü. Zirveye oynayan takımlardan Lens, Jimmy Durmaz, Gaston Campi, Kemal Ademi, Mevlüt Erdinç ve Enzo Roco’yu kadrosuna katan Süleyman Hurma’nın Serie A sevdası ara transferde de devam etti. 30 yaşındaki Bertolacci, Genoa ve Milan formaları giymiş bir orta sahaydı ve yanında gelen isim Premier Lig’de yolu Chelsea, Liverpool ve Sunderland’den geçen, Roma ve Milan’da da oynamış Fabio Borini idi.  Serie A patentli Karagümrük’te son İtalyan dokunuşu teknik direktör değişiminde oldu. Şenol Can ile yollarını ayıran Süleyman Hurma, Fabio Capello ile anlaştı diyeceğim ama elbette demiyorum; bu sezon oynadığı futbola büyük sükse yapan Alanyaspor’da teknik direktör Çağdaş Atan’ın sağ kolu olarak kabul edilen ve taktik zekası çok yüksek olduğu konuşulan 32 yaşındaki Francesco Farioli ile yola devam etme kararı aldı.

Şov Devam Etmeli Ama Nasıl?

Pandeminin getirdiği kısıtlamalarla bir yıl geride kalırken spor dünyasında 2020 yazında ertelenen büyük organizasyonların 2021 yılında nasıl, nerede ve ne zaman yapılacağı tartışılmaya devam ediyor. İstanbul’un 29 Mayıs’ta ev sahipliğini yapacağı Şampiyonlar Ligi finaliyle yola çıkalım…

Geçen sezonu Lizbon’da çeyrek finallerden itibaren tek maç üzerinden oynatan UEFA bu sezon bilenen formatla yola devam etmeye kararlı ancak virüsün İngiliz varyantının yol açtığı panik nedeniyle Ada kulüplerinin maçlarını tarafsız sahada oynaması İstanbul için bir B planını deveye sokabilir. Liverpool, Manchester City ve Chelsea, üç İngiliz kulübü yola devam ediyor. Çeyrek final ve yarı finallerde İngiliz takımlarından biri rakipleriyle Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynayabilir. Finalde 80 bin kapasiteye sahip stadyumda iki kulüp taraftarlarına toplam 25 bin bilet satılması gündemde. Türk futbolseverler, sponsorların davetlileri, UEFA’nın konukları derken bu rakamı 35 bine kadar çıkması bekleniyor ki, bu konudaki son kararı da elbette Türkiye verecek..

Bir yıl ertelenen Euro 2020’de açılış maçını 11 Haziran’da Roma’da İtalya ile biz oynayacağız ama turnuvanın 12 farklı Avrupa şehrinde yapılacağı kararı bu ay sonunda değişebilir. Bazı ülkelerin karantina kararları yüzünden ev sahipliğine sıcak bakmadığı turnuvada her ne kadar UEFA, çok şehirli finallerde ısrarcı olsa da B planı devreye girebilir. Peki nedir B planı? Euro 2020’nin yarı finalleri ve finaline ev sahipliği yapacak olan İngiltere’nin tüm turnuvaya ev sahipliği yapması. Stadyum ve ulaşım alternatifleri bol olan ülke, kuvvetle muhtemel seyircisiz oynanacak turnuvaya bir ay boyunca kucak açabilir. İkinci ihtimal ise, Euro 2024’ün ev sahibi olan Almanya’nın bu yaz düzenlenecek şampiyonayı üstlenip, 2024’deki haklarından vazgeçmesi, ki bu durumda 2024 yılında çok şehirli final 2020’de planlandığı gibi oynanacak. Üçüncü alternatif ise 2018 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Rusya’nın 2021 Haziran ve Temmuz ayında Avrupa Futbol Şampiyonası’nı düzenlemesi..

 2020 sonbaharında “Yeni yılda stadyumların kapasitesinin yarısını kullanırız” diyen Avrupa kulüpleri, liglerde son çeyreğe girilirken sezonu seyircisi kapatmaya hazırlanıyor. Avrupa’nın 5 büyük liginde Nisan ve Mayıs aylarında tribünlerde taraftar göreceğine inananların sayısı çok az. Bizde de Nisan ayında Futbol Federasyonu ligin kalan haftaları için kararını açıklayacak. Kıtada aşılanan insan sayısını nüfusa oranı bugünlerde yüzde 10’un altında seyrederken, yeni sezonun ilk aylarında da stadyumların kapasitesini yüzde yüz kullanmak mümkün olmayacak. Seyircisiz maçların, naklen yayın izlenme oranlarını yükselteceği iddiası ise bu sezon birçok ülkede boş tribünler önünde oynanan futbolun reytinginin düşmesi nedeniyle iddia olarak kaldı. Pandeminin futbola getireceği gelir kaybının önümüzdeki iki yılda 4 milyar Euro olacağı hesaplanırken özellikle bu yaz transfer döneminde her kulübün ayağını yorganına göre uzatacağı kesin…

Tokyo Olimpiyatları ertelenir mi? 23 Temmuz’da başlayacak olan dünyanın en büyük spor organizasyonu için bugünlerde ne Japon hükümeti ne de Uluslararası Olimpiyat Komitesi olumsuz görüş belirtmiyor ancak kulislerde oyunların organizasyonu için 25 milyar Dolar harcayan Japonya’da halkın olimpiyatların ertelenmesini istediği konuşuluyor. Uluslararası Olimpiyat Komitesi pandemi gölgesinde geçen 12 ayda dünyada 7 binden fazla spor organizasyonu yapıldığını ve yapılan 175 bin testte virüs pozitif oranının sadece 0.18 olduğuna dikkat çekiyor ve Tokyo Olimpiyatları’nın ertelenmeyeceğini savunuyor. 2024 yılında Paris 2028 yılında Los Angeles’in ev sahipliğini yapacağı Olimpiyatlar’ın bu yaz Tokyo’da seyircisiz olacağına da kesin gözüyle bakılıyor. Kimsenin aklına getirmediği kötü senaryoda ise oyunlar iptal edilirse çok sayıda sporcunun bir sonraki oyunlarda yer alamayacağı (yaş ve form grafiği nedeniyle) ve kariyerlerinin yarım kalacağı gerçeği de Japonya ve IOC’nin ortak masasında duruyor… Bana da son satırda “Her şeyin hayırlısı” demek kalıyor…

8 Mart 2021

3 Kadın 1 Futbol Topu ve İstanbul

İki yıl önce Avrupa’da iki kupanın finaline de İngilizler ambargo koymuş, Ağustos ayında İstanbul’daki Süper Kupa finalinin “İngiliz finali” olacağı yarı finallerden sonra belli olmuştu. UEFA en tecrübeli hakemlerini elbette finallere verirdi, Bakü’deki Avrupa Ligi finalinde düdük İtalyan Gianluca Rocchi’nin elindeydi. 2000’de Galatasaray’a 2006’da Barcelona’ya finalinde kaybeden Arsenal 29 Mayıs 2019 akşamı Chelsea’ye 4-1 mağlup olurken Eden Hazard iki gol atmış ve hem bu gollere hem de kazanılan kupaya en çok iki kadın sevinmişti. Eden’in annesi Carine Hazard ve Chelsea’de ona imza attıran demir leydi Marina Granovskaia…

Bakü’deki finalden 3 gün sonra Şampiyonlar Ligi finalinde usta hakem Damir Skomina’nın arkasında santra noktasına yürüyen yine iki İngiliz takımıydı. Madrid’de Tottenham’ı 2-0 mağlup eden Liverpool da adını Vodafone Park’taki Avrupa Süper Kupa finaline yazdırdı…

O finalden 26 yıl önce bir kız çocuğu okul bahçesinde başladığı futbola kulüp alt yapısında devam etmeye karar verdiğinde ona orta sahada forma verdiler. 13 yaşına geldiğinde oyunun kurallarını daha iyi öğrenebilmek için okulla birlikte kurslara devam eden Stephanie’nin minik takım maçlarında düdük çalmasını istediler. 18 yaşına geldiğinde kadınlar ikinci liginde futbol oynuyor aynı zamanda hakemlik de yapıyordu, birini seçmek zorundaydı. Hakemliği seçti Stephanie Frappart.. Bölgesel ligde, kadınlar liginde çok maç yönetti ve büyük sahneye çıktım dediğinde 31 yaşına gelmişti ama sahnenin büyüklüğünü iyi hesaplayamamıştı. O yıl Fransa 2. Ligi’nde maç yöneten ilk kadın hakem olan Frappart, 5 yıl sonra hem Ligue 1’de maç yönetti hem de Kadınlar Dünya Kupası finalinde düdük çaldı. UEFA, onu İstanbul’daki finale atadığında futbol tarihinde bir ilk gerçekleşti. Bir kadın hakem ilk kez Avrupa finalini yönetecekti. Kupayı penaltılarla kazanan Liverpool’da teknik direktör Klopp “Frappart’ın yönettiği kadar iyi oynasak maçı 6-0 kazanırdık” derken, Vodafone Park’taki binlerce futbolsever bu tarihi ana tanıklık ediyordu. Üç ay önce sevinen iki kadın sayısı bire düşmüştü, Carine Hazard oğlunun Real Madrid’e transferini finalden bir ay önce kutlarken, Chelsea’de Rus patron Roman Abromovic’in sağ kolu Marina Granovskaia yine demir yumruğunu masaya vurmuş, İtalyan hoca Maurizio Sarri’yi gönderip takımın eski yıldızı tecrübesiz Frank Lampard’ı göreve getirmiş ama İstanbul’dan eli boş ayrılmıştı..


Thierry Hazard, Carine ile tanıştığında Belçika ikinci liginde La Louviere’de yarı profesyonel forma giyiyor ve orta sahada oynuyordu. Hiçbir zaman ülkenin büyük futbol sahnesine çıkamadı ama eşi Belçika Kadınlar Ligi’nin en iyi golcülerinden biri olmaya başardı. Futbol tutkunu çiftin evinin yakınlarındaki futbol sahası, Belçika futbolunun son çeyrek asırdaki en büyük yıldızının yetişeceği yer olacaktı. Carine Hazard, ilk oğlu Eden karnındayken gollerini atmaya devam ediyordu ki doktor tavsiyesiyle hamileliğinin dördüncü ayında jübile yapmak zorunda kaldı. Eden Hazard gün geldi 100 milyon Euro’luk futbolcu oldu ama Carine Hazard ve eşi Eden’den sonra doğan üç erkek çocuklarının da futbolcu olması için mücadele ettiler. Thorgan bugünlerde Borussia Dortmund forması giyiyor.  Kylian ve Ethan ise büyük ağabeylerinin Londra’da star olduğu Chelsea’deler.


Hazard kardeşlerin kontratlarının masasına geldiği isim ise elbette ki Marina Granovskaia. Chelsea’nin sahibi Roman Abramovic’in en güvendiği isim olan Granovskaia Moskova’da yabancı diller üzerine eğitim almış ve Abramoviç’in sonraları 7.5 milyar Euro’ya sattığı Sibneft’te işe başlamıştı. “Demir Leydi” Granovskaia geride kalan 17 yılda İngiliz kulübünün aldığı ve sattığı tüm futbolcuların kontratları için kulüpler ve oyuncu menajerleriyle masaya oturan isim olmayı başardı. Londra’da özel hayatını gizleyen, Facebook hesabını bile kapatan Granovskaia bugün futbol dünyasında en etkili kadın yönetici olarak kabul ediliyor. 2012 yılında Abramoviç’in bonservisi için Fransız Lille kulübüne 35 milyon Euro ödediği Eden Hazard’ı, Cristiano Ronaldo’nun ayrıldığı sonrası süper star arayan Real Madrid Başkanı Florentino Perez’e 115 milyon Euro’ya satan Granovskaia, teknik adamlara karşı acımasız kararlarıyla da futbol dünyasının en önemli karakter oyuncularından biri olmayı başardı. İki İtalyan Antonio Conte ve Maurizio Sarri’nin görevine son veren “Demir Leydi”, kulübün evladı kabul edilen Frank Lampard’a da acı faturayı keserek tereddüt etmedi..

***

Stephanie Frappart’ın yönettiği finalin üzerinden iki yıl geçti. Hazard gelirken Juventus’un yolunu tutan Cristiano Ronaldo’nun Şampiyonlar Ligi maçında da düdük çaldı Frappart... Carine Hazard ise oğlunun Real Madrid’de sakatlıklar yüzünden kabusa dönen kariyeri yüzünden gülmeyi unuturken, İstanbul’daki final öncesinde “Kadın hakeme karşı nazik olmalıyım yoksa maçı izleyen annem bana çok kızar” diyen Jurgen Kloop, geçen ay hayatını kaybeden annesi Elizabeth’in Almanya’daki cenazesine karantina yasakları nedeniyle katılamadı. Marina Granovskaia mı? O da üç gün önce Klopp’un çalıştırdığı Liverpool deplasmanına yeni hocası Alman Thomas Tuchel ile gitti. Demir Leydi’nin takımı Chelsea maçı 1-0 kazandı, Liverpool da 129 yıllık tarihinde ilk kez evinde beş maç üst üste kaybetmiş oldu…

28 Şubat 2021

Ben Önce Düşünürdüm

 

Üçüncü ligde Vicenza formasıyla parladığında rakipler de boş durmuyordu. Tekmeler havada uçuşuyordu. Rimini maçında dizine aldığı darbeyle sağ dizinin bağları ilk kez koptu. Durmadı ayağa kalktı. 86'da Fiorentina formasını sırtına geçirdi. Floransa halkı ilk günden ona tapmaya başladı. Serie A'nın kasapları ona kafayı takmıştı. Daha ilk sezonunda bir kez daha ameliyat masasının yolunu tuttu. Dizinden iki operasyon geçirip yola devam eden, üst düzey futbol oynayan çok az isim vardır.

8 Mayıs 1990 günü öğle saatlerinde İtalyan medyasına bir açıklama yaptı: Takımın yıldızı, 25 milyon liret karşılığında Juventus'a satılmıştı. Rekordu. Floransa ayağa kalktı, kulüp binası taşlandı. Torino'nun zengin çocukları, Floransa'nın esas oğlanını kaçırmıştı.

Juventus formasıyla Floransa'ya deplasmana gittiği ilk maçta kazanılan penaltıyı atmayı kabul etmedi. Maçın ardından tribünden atılan Fiorentina atkısını boynuna takıp sahayı terk etti. Milan'ın ambargo koyduğu yıllarda UEFA Kupası'nı kaldırdı. Kaptanlığa yükseldi. 1993 yılında Rivera ve Rossi'den sonra France Football'ın en iyi futbolcu ödülünü alan 3. İtalyan futbolcu oldu. 

94 ABD’de gruptan galibiyet almadan çıktılar. Nijerya maçında beraberlik golünü de atan oydu, 10 kişi kalan takımını uzatma dakikalarında ayakta tutan ve iki kez parçalanan sağ ayağıyla penaltıyı atan da. İspanya’yı ve yarı finalde Bulgaristan’ı geçerken yine assolistti. İspanyollar bir, Bulgarlara iki gol attı. 98’deki Ronaldo gibi 94 finali öncesinde de onun finalde oynayıp oynamayacağı belli değildi. Adalesi çekiyordu ve son kararı ona bıraktılar. Sakat sakat maça çıktı. Uzatmalarda Brezilya kalesinde iki net fırsat yakaladı ama olmadı. 1994’de kaybeden İtalya’nın üzgün karesinde tek başınadır. Bir tek o mu kaçırmıştı 17 Temmuz 1994 günü Pasadena’da? Bir önceki finalde penaltıyı atan Baresi ilk penaltıyı dışarı vurdu. Brezilyalılar da Santos ile yıkıldılar. Albertini ve Evani kaleyi buldu. Sambacılar Romario, Branco ve  Dunga ile sektirmediler. İtalya’da Massaro kaçırdı ve o finalin hazin anında Taffarel’in olduğu kalenin 11 metre uzağına topu dikti ve üstten auta attı.

1995’de Juventus’tan ayrıldı. Bütün büyükleri dolaşacaktı. Sıra Milan’daydı. İki sezonda 12 gol attı ama iz bırakmadı. 1992’de Avrupa Şampiyonası’nda İtalya yoktu, 96’da İtalya varken de o evindeydi. Kariyerine “Avrupa Şampiyonası’nda oynadı” yazdıramadı. Del Piero’nun parlamasıyla Juventus’tan kopan, en verimli yıllarında Milan’da teknik adamların kafayı taktığı adam huzuru Bologna’da buldu. İkinci bahar dedikleri işte…

Massimo Moratti için zor yıllardı İnter’de. Takım 9 yıldır şampiyon olamıyordu. Fiorentina günlerinden beri hayran olduğu futbolcuya bir gün mutlaka Inter forması giydirecekti. 3 yıl aradan sonra Milano’nun öteki renkleriyle San Siro’ya adım attı. Inter kariyeri boyunca Lippi ile yıldızı barışmadı. 9-2000 sezonuna girilirken Inter’den ayrılmaya karar verdi. Onu ikna eden ya da ikna ettiğini sanan Galatasaray’dı. Galatasaray’a evet demişti. Ne olduysa bir akşamda oldu. Futbol dünyasından uzak yakın arkadaşlarıyla her zaman akşam yemeklerinde buluştuğu restoranda çevresindekilerinin ısrarıyla ülkeden ayrılmamaya karar verdi.Çok sonraları “Neden sen çok iyiydin?” sorusuna bir tek cevap verdi: “Ben önce düşünürdüm.”

Çocukken Interliydi, Fiorentina’yı çok sevdi sonra bir gün Boca Juniors’lu oldu en güzel at kuyruklu adam. Nasıl mı? “Bir gün Arjantin’den maç özetleri izliyordum. Skor 4-0 idi. Futbolcular ve tribün maçın ardından galibiyeti kutluyordu. Ya da ben öyle sanmıştım. Maçı kazanan değil kaybeden Boca Juniors’tu ve çılgınlar gibi futbolculara tezahürat yapıyorlardı. O gün Boca’lı oldum.”

Roberto Baggio, geçen hafta 54 yaşına girdi. 17 yıl önce bıraktığı futbola teknik adam olarak geri dönmedi. Üç çocuğu Valentina (31), Mattia (27) ve Leonardo’dan (16) daha büyük serveti yok…  Kendisinden 7 yaş küçük kardeşi Eddy Baggio, ağabeyinin çok sevdiği Fiorentina alt yapısında futbola başlamıştı ama hiçbir zaman ağabeyinin fırtınalar estirdiği Serie A’da forma giyemedi. Pek yakında onun hayatını anlatan belgesel bir dijital platformda yayında olacak. 27 yaşında kaçırdığı o penaltının 27 yıldır gol olduğunu hayal edip uyuyan adama selam olsun…